İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Öztekin Başvurusu (B. No: 2013/4535)

1. Başvuru, posta yoluyla gönderilmiş olan derginin ceza infaz

Başvuru No2013/4535Tarih9 Mart 2016Okuma27 dk · 5.343 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hayrettin Öztekin Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/4535
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.343 kelime·27 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, posta yoluyla gönderilmiş olan derginin ceza infaz

kurumu tarafından, tutuklu olan başvurucuya teslim edilmeyerek haber ve

fikirlere erişiminin engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 15/7/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 15/7/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 9/11/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasınakarar

verilmiştir.

6. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/12/201 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

23/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla silahlı terör örgütüne

üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Kocaeli 2. No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. Posta yoluyla gönderilmiş olan Heviya Jine adlı derginin (Dergi) 2013

yılı 1. sayısı, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu

Eğitim Kurulunun (Eğitim Kurulu) 4/2/2013 tarihli ve K.2013/7/7 sayılı kararı

gereğince başvurucuya teslim edilmemiştir.

11. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"İlgili dergide yasa

dışı terör örgütünün sözde lideri ÖCALAN'ı ve örgütü

övücü, meşrulaştırıcı (Örnk.S.1-4-8-20-22-27-41-47-54-61) ifade, yorum ve

resimler vardır.

Yukarıda belirtilen nedenlerden: Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un

62. Maddesinin 3. bendinde geçen 'Kuruma gelen her türlü yayının, kurum

güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları

kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek.' ve ayrıca, Ceza İnfaz

Kurumları ile Tutukevleri Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi'nin

11. maddesinin (a) bendinde geçen 'Mahkemece yasaklanmış hiçbir yayın kuruma

kabul edilemez' yine 11. maddesinin (b) bendinde geçen 'Mahkemece yasaklanmamış

olsa bile, Kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı,

fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen hiçbir

yayın kuruma kabul edilmez.' hükmüne binaen ilgili yayınların arşive

kaldırılmasına, adı geçen hükümlü ve tutuklulara verilmemesine (karar

verilmiştir.)"

12. Başvurucu bu karara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz

Hâkimliği) itirazda bulunmuştur. Başvurucunun itirazını inceleyen İnfaz

Hâkimliği, 28/3/2013 tarihli ve E.2013/1188, K.2013/1514 sayılı kararıyla

itirazı reddetmiştir.

13. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

" ... Taleple ilgili olarak C.Savcısından yazılı görüş

istenilmiş C.Savcısıyasal olmayanitirazın

reddinekarar verilmesimütalaasında

bulunmuştur.

İtiraz edenin dilekçesi, Eğitim Kurulu

kararına yönelik karar ve ekleri bir bütün halinde inceleyip

değerlendirildiğinde; kitabın içindeki resimlerde ellerinde silahlar olduğu PKK

'ya yönelik övücü yazılar olduğu anlaşıldığından itirazının reddine karar

verilmesi gerekmiştir."

14. Başvurucunun anılan ret kararına karşı yaptığı itiraz,

Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/4/2013 tarihli ve 2013/467 Değişik İş

sayılı kararında Eğitim Kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiş; anılan karar başvurucuya 9/5/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 27/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başvurucu, 6/1/2014 tarihli dilekçesi ile bulunduğu ceza

infaz kurumundan 24/12/2013 tarihinde tahliye edildiğini belirterek adres

bildiriminde bulunmuştur.

B. Başvuruya Konu Dergi

17. Heviya Jine adlı Dergi

merkezi Diyarbakır’da bulunan, yerel ve süreli, kısmen Türkçe kısmen de Kürtçe

yayımlanan siyasi bir dergidir.

18. Derginin başvuruya konu Ocak-Şubat 2013/1 numaralı sayısının

ilgili kısımları incelenmiştir.

19. Derginin “Merhaba

yoldaşlar” başlığı ile başlayan ve editör tarafından kaleme alınan

giriş yazısında, 1999 yılında yakalanan ve yargılama sonrasında mahkum olup

İmralı Cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın bir komplo sonucunda on dört

yıldır esaret ve tecrit altında bulunduğu ve ölümü göze alarak birleşmiş olan

milyonlarca kişinin iradesi olduğu, bu komplonun kadın mücadelesinin ve

özgürlük tutkusunun yükseltilmesiyle boşa çıkacağı, anılan kişiye uygulanan

tecrit, Kürt halkına dayatılan kimliksizlik, dilsizlik ve teslimiyeti aşmak

için hapishanelerde on binlerce kişinin açlık grevine başladığı, altmış sekiz

gün süren açlık grevinin “Kürt halk önderi

Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sonlandırıldığı” böylece açlık

grevlerinin bütün dünya kamuoyunda “bir kez

daha Abdullah Öcalan’ın misyonunu” ortaya çıkardığı, cezaevlerinde

bu eylemlere katılan “yoldaşlara”

selam ve sevgilerin gönderildiğine dair haber vegörüşlereyer

verilmiştir.

20. Yazıda, Kürt halkına dayatılan asimilasyon ve soykırım

politikalarını boşa çıkaracak iradenin kadınlarda olduğu belirtilerek

kadınlardan, yaşamlarının 24 saatini mücadeleye ayırmaları ve ibadet edercesine

mücadeleyi yükseltmeleri gerektiği, yükseltilmesi istenensöz

konusu mücadelenin ise Kürt halkının (A.Ö.nün) daracık

bir odadan çıkartılıp özüne kavuşturulması olduğu ifade edilen yazı “Öcalan’a özgürlük soykırıma son, direnişe devam

diyerek sesimizi yükseltelim” sloganı ile sonlandırılmıştır.

21. A.Ö. tarafından kaleme alındığı değerlendirilen Dergi'nin 3

ilâ 7. sayfalarında “Hakikat Avcısı”

başlığı altında kendi resmi de verilmiştir. Yazıda, kendini Kürtlere ilişkin

birçok ilke çıkış yaptıran kişi konumunda gören yazar, yarım kalan bu

çıkışların hepsinin özgür yaşamın olmazsa olmazları olduğunu, cezaevindeki

yaşamı ile Kürtlerin yaşamı arasında bir bağ kurarak kendinin özgür olabilmesi

için Kürtlerin yaşamının da özgür olması gerektiğini ancak “Kürtlerin yaşamı, etrafında duvar örülmemiş zifiri

karanlık bir zindandan farksız" olduğunu ifade ederek bunun bir

hakikat olduğunu iddia etmiştir. Yazıda, “Bir

kürt bireyinin kendini dışarıda özgür sanarak

yaşaması büyük bir yanılgı” denilerek “Ahlaklı ve onurlu bir kürt için yaşamın,

kesinlikle yirmi dört saatinde varlık ve özgürlük savaşçısı olmakla mümkün

olduğu” ileri sürülmüştür.

22. Yazı, cezaevlerinin ıslah evleri olmayıp topluma karşı

ahlaki ve iradi görevlerin yetkince yerine getirilmesinin de öğrenildiği yerler

olduğu, aynı hususların “dağlara çıkmış

özgürlük savaşçıları” için de geçerli olduğu; “özgürlük gerillası” olmanın, topluma

ilişkin ahlaki ve politik görevlerin en üst düzeyde yerine getirildiği, bu

bilinç ve ahlaki görev içinde olarak özgürleşmenin öz savunmaya ilişkin

gerekleri yerine getirmek anlamına geldiği belirtilmiştir.

23. Derginin 8. sayfasında B.A. tarafından kaleme alınan “Öcalan’a Özgürlük Soykırıma Son”başlıklı

yazı “Gelinen aşamada büyük direnişler ve

kahramanlıklarla dolu otuz yıllık özgürlük mücadelemizin devrim sürecini

yaşadığına, büyük bedel ve acılarla yüklü bir halkın, tarihini, yiğit evlatlarının

kanlarıyla yeniden ve özgürce yazdığına ve inşa ettiğine tanıklık etmektedir.

Halkımız, demokratik, özgür sistem inşasını devrimci halk savaşı çizgisinde

başarıyla tamamlamaya doğru götürmektedir.” cümlesiyle

başlamaktadır. Bu devrim sürecinde “kahramanca

şahadete ulaşan Rojin Gewda,

Rvan Jin ve Mehmet Goyi” gibi kişilerin şahsında 2012 yılının bütün

“şehitleri” saygıyla anılmış;

bunlara layık olmaya çalışılacağı ifade edilmiştir.

24. Derginin 20. sayfasında E.R. tarafından kaleme alınan “Demokratik Özerklikte Öz Savunma Boyutu”başlıklı

yazıda Kürt özgürlük hareketinin “öz savunma

boyutu” ele alınmış ve bunun ilkelerine yer verilmiştir. Yazıda

savunma ve öz savunma kavramları tanımlanarak Kürdistan tarihi açısından bunun

en örgütlü, en görkemli ve en kutsal savunmasının “Türk devletinin yürüttüğü tüm zamanların en acımasız, inkâr ve imha

saldırısına karşı 15 Ağustos 1984’te başlayan öz savunma”olduğu, o günden bugüne

yürütülen tüm inkâr- imha ve soykırım hareketlerinin halkın soylu direnişi ve

kahraman kadın ve erkek evlatları olan “gerillaların

meşru savunmasıyla” püskürtüldüğü ve bunların sonuçsuz bırakıldığı

ifade edilmiştir.

25. Yazının devamında öz savunma ile Demokratik Özerk

Kürdistan’ın çıkarlarının en üst düzeyde korunacağı, bunun tarihten gelen bir

hak olduğu ve uluslararası sözleşmeler ile BM tarafından da kabul edilen bir

hak olduğu, ilan edilen Demokratik Özerk Kürdistan’ın Türk devleti tarafından

tanınana kadar “öz savunmanın en başta da

gerillanın” rolünü etkin bir şekilde sürdüreceği belirtilmiştir.

26. Yazıda “Demokratik Özerk

Kürdistan’ın Öz savunma esaslarına” göre kurulacağı, “Sömürgeci işgalin sürdüğü ve demokratik özerklik

statüsünün kabul edilmediği koşullarda” öz savunmanın koşulları on

beş madde hâlinde sayılmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir: “HPG, Kürdistan halkının bugünkü öz savunmasının en

temel örgütlü gücüdür. Gerilla güçleri Demokratik Özerk Kürdistan çıkarlarına

yönelik dıştan ve içten gelecek her türlü saldırılara karşı Kürdistan fedai

savunma gücü olarak sorumluluklarını yerine getirir. (…) HPG, Demokratik Özerk

Kürdistan’ın öz savunmasını özellikle şehir, kasaba ve köyler başta olmak üzere

her yerleşim yerinde kendisine bağlı yerel birlikleri örgütleyerek yapar. (…)

Demokratik Özerk Kürdistan statüsü kabul edilmeyip Türk devleti ile savaş

içerisinde olduğumuz sürece, hiçbir Kürdistanlı genç sömürgeci Türk ordusuna

askerlik yapamaz. Her Kürdistanlı genç Demokratik Özerk Kürdistan’ı savunmak,

üzerindeki tehdit ve saldırıları bertaraf etmek için meşru savunma güçleri

içinde yer almayı bir yurtseverlik, ahlaki sorumluluk ve ulusal görev olarak

kabul eder. (…) Demokratik Özerk Kürdistan statüsü, Türkiye Cumhuriyeti

tarafından tanınıncaya kadar Kürdistan’da bulunan sömürgeci Türk ordusu, polis

ve emniyet güçleri, gayri meşru güçleri olarak görülür.(…)"

Demokratik Özerk Kürdistan statüsünün kabul edildiği durumda ise öz savunma

ilkeleri altı madde hâlinde belirtilmiştir.

27. Derginin 22. sayfasında Heja Zerya tarafından kaleme alınan “Hücre Hücre Özgürlük”başlıklı yazıda “Önderliğe uygulanan tecrit, Kürt halkına dayatılan

kimliksizlik, dilsizlik ve teslimiyeti aşmak için” cezaevlerinde

yapılan açlık grevleri anlatılmakta, açlık grevlerinin “zindan direniş tarihi” açısından yeni bir

sayfa açtığı,“on binlerce arkadaş”ın bedenleri üzerinde hücre

hücre yükseldiği ve bunun bir yaşam biçimi hâline

geldiği belirtilmiştir.Yazıda, direniş geleneğinin

1980’li yıllarda başladığı, bu direniş geleneğinin “dağda, zindanda, köyde, sokakta binlerce şehit ve gazisiyle özgürlük

tarihi yazılmaya” devam ettiği ifade edilmiştir.

28. Yazının devamında, direnişin her aşamasında olduğu gibi

zindan direnişçiliğinde de tarih yazan A.Ö.nün; bütün

kazanımların temelini, kadında kazanım olarak gördüğü ve mücadelenin her

aşamasında kadına değer verdiği, bu değerin bir ifadesi olarak Kürt kadınının

özgürlük mücadelesine başladığı ve bu mücadelenin dağda, kırda, şehirde ve

zindanda da devam ettiği, 1990 yılından itibaren zindanların kadın için de bir

direniş alanına dönüştüğü belirtilerek bu direnişe örnek olarak “Sema Yüce” (Çanakkale Cezaevinde iken

21/3/1998 tarihinde bedenini ateşe veren ve 17/6/1998 tarihinde hayatını

kaybeden) gösterilmiştir.

29. Derginin 41. sayfasında “Şehitlerle

Diyalog” başlıklı yazıda A.Ö.ile bir kadın

arasında yapılmış bir konuşmaya yer verilmiştir. Yazıda, bir kadın militanın

nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Varını yoğunu kül edecek kadar

cesaretli “Zilanlar”

olduğu hâlde erkeklerin düşmanla burun buruna geldiğinde bile en ufak bir plan

yapamadığı, bu yüzden onlarca gerillanın harcandığı oysa “on tane fedaiyi göze alıp, bir şehrin içine girilse

binlerce düşmanın kesin olarak yerle bir edileceği” belirtilerek

nasıl bir militan olunacağının işaretleri verilmiştir.

30. Anılan Dergi'de Kürtçe olarak

kaleme alınmış olan bir yazının bulunduğu 27. sayfasında, A.Ö.nün de içinde yer aldığı bir toplantı resmi

sunulmuştur.

31. Dergi'nin Kürtçe olarak kaleme alınmış bir diğer yazının

bulunduğu 47. sayfasında, sıra hâlinde patika yolda ellerinde silahlı vaziyette

yürüyen çok sayıda terör örgütü mensubu kadının resmi yer almıştır.

32. Dergi'nin 54. sayfasında ise yine yüzleri maskeli kişilerin

silahlı eğitimini konu alan bir resim bulunmaktadır.

33. Derginin 60 ilâ 65. sayfalarında Rojda

Fırat tarafından kaleme alınan “Dağlarda bir

aşiret kızı!” başlıklı makalede on yedi yıldır “Kürdistan dağlarında gerillacılık” yapan “Rojin arkadaş”ın resmi de verilerek gerillaya katılımı,

aldığı eğitim, yaşam şekli ve katıldığı eylem anlatılmıştır. Yazıda, Rojin’in dağa ve doğaya olan sevgisinin onu gerilla olmayasevk ettiği, “Kürt

Özgürlük Mücadelesinde” katılımı ile hareketin en önde üyelerinden

biri konumuna geldiği, Kürdistan dağlarında on yedi yıldır gerilla olduğu, hâlâ

o dağlardan kopamadığı, çocukken evinden dışarıya adımını atamayan bir Kürt

kadınının bugün düşmanına karşı elinde silah, dağ dağ

dolaşıp mevziden mevziye koştuğu ve bunun büyük bir

devrim olduğu, kadınları bu dağlara getiren ve onu PKK’ya aşık eden kişinin “Önder APO” olduğu ifade edilmiştir.

34. Yazının devamında Rojin’in “bir kez daha dünyaya gelse yine de PKK’da bir kadın

gerilla olarak gerillacılık yapacağı”nı belirttiği, tek hayalinin ise “Önderlikle Amed Surlarında

halkı karşılamak ve Cudi Dağı’nda Nuh gemisine gitmek” olduğu ifade

edilerek yazı sonlandırılmıştır.

C. İlgili Hukuk

35. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun

“İnfaz hâkimliklerinin görevleri”

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları

ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları,

ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,

bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin

yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya

faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları,

izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan

disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya

yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme

kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve

tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri

raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar

vermek.

5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan

konulara ilişkin hükümler saklıdır.”

36. 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz

hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Şikayet başvurusu

üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde

karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlem

veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge

isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet

savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)

Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya

tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)

Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz

etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek

cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda

hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.”

37. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Süreli

veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62.

maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması

koşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına

çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar,

hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam

eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya

müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye

verilmez.”

38. 6/4/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Eğitim kurulunun görev ve yetkileri” kenar

başlıklı 43. maddesinin (1) numaralı fırkasının (ı) bendi şöyledir:

“(1) Eğitim Kurulu aşağıda sayılan işleri

yapmakla görevli ve yetkilidir;

…

ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurum

güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları

kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,

…”

39. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin

“Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar”

kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“a) Mahkemelerce

yasaklanmış olan,

b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum

güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve

yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen, hiçbir yayın kuruma

kabul edilmez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu söz konusu Dergi hakkında mahkemelerce verilmiş

herhangi bir yasaklama kararı olmadığını veEğitim

Kurulunun başvuruya konu kararının keyfî olduğunu belirterek ifade ve haber

alma özgürlükleri ile bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olay bakımından temel sorun,

başvurucunun Dergiye erişiminin engellenmesi olduğundan, başvurucunun Dergiye

erişiminin engellenmesi ile ilgili şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade

özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

43. Başvurucunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun, kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, Eğitim Kurulunun yetkisini aşarak hakkında

yasaklama kararı bulunmayan bir dergininin kendisine

verilmemesi nedeniyle habere ve bilgiye ulaşma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

45. Bakanlık,başvurunun ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin

yasayla öngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp

dayanmadığı ve müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı

temelinde incelenmesi gerektiğini belirterek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

(AİHM) bazı kararlarına atıfta bulunarak, cezaevlerinde düzenin ve disiplinin

sağlanması çok önemli olduğundan kuralların daha sıkı uygulanabileceğini ve bu

tür uygulamaların Sözleşme’nin 10. maddesine uygun olacağını ifade etmiştir.

46. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına

sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir

almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon,

sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına

engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

47. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim

veya başka yollar” olarak ifade edilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

48. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın, § 40).

49. Somut olayda Cezaevinde tutuklu olarak bulunan başvurucuya

gönderilen Dergi'nin, Eğitim Kurulu tarafından yasaklanması nedeniyle Cezaevi

idaresince alıkonulmasının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı konusunda

herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Haber veya fikirlere ulaşma hakkı, ifade

özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.

50. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir.

Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifade özgürlüğünün demokratik

toplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların daha dar yorumlanması ve bir

sınırlamanın gerekliliğinin inandırıcı ve makul olması gerekmektedir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Yankov/Bulgaristan,

B. No: 39084/97, 11/12/2003; § 129). Temel hak ve özgürlüklerin

sınırlanmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne

alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi

kapsamında yapılması gerekmektedir (İbrahim

Bilmez, B. No: 2013/434, 26/2/2015, § 51).

51. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın kapsamında kalan temel

hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No:

2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade

özgürlüğü de Anayasa kapsamında koruma altındadır.

52. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifade özgürlüğünün

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle müdahalenin mevcut

olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere dayanıp

dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

a. Müdahalenin Varlığı

53. Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olan başvurucunun, Dergi'ye erişiminin engellenmesinin, başvurucunun bilgi ve

düşünceleri edinme özgürlüğü ve dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir

müdahale oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturp

Oluşturmadığı

54. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet'in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 36).

i. Kanunilik

55. Anayasa’nın 13. maddesi ile 26. maddesinin beşinci

fıkrasında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartına aykırılık bulunduğuna

ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır.Bununla

birlikte başvurucu, yapılan uygulamanın keyfî olduğunu ileri sürmüştür.

56. 5275 sayılı Kanun’un “Süreli

veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62. ve

Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin

“Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar”

kenar başlıklı 11. maddelerinde, yasaklanmış veya yasaklanmamış olmakla

birlikte kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veyahut müstehcen içeriğe sahip

yayınların ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceği düzenlemesine yer

verilmiştir.

57. Eğitim Kurulu kararında, Dergi'de

terör örgütünün lideri A.Ö.yü

övücü, meşrulaştırıcı ifade, yorum ve resimlerin yer aldığı ve bu ifadelerin

kurumun güvenliğini tehlikeye düşürdüğü gerekçelerine dayanıldığı, şikâyet

üzerine bu kararı denetleyen İnfaz Hâkimliğinin de bu gerekçelere atıfta

bulunarak Eğitim Kurulu kararını hukuka uygun bulduğu anlaşılmaktadır. Gerek

Eğitim Kurulu gerekse İnfaz Hâkimliği kararlarında, başvuruya konu Dergi

içeriğinde terör örgütünün lideri A.Ö.yü

övücü ve meşrulaştırıcı ifade, yorum ve resimlerin yer alması; 5275 sayılı

Kanun’un 62. ve Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin

11. maddeleri kapsamında değerlendirilmiştir. Belirtilen hususlar çerçevesinde,

başvurucunun haber veya fikirlere ulaşma hakkına yönelik müdahalenin, kanuni

dayanağı olduğu açıktır.

ii. Meşru Amaç

58. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen millî güvenliğin,

kamu düzeninin, kamu güvenliğinin, Cumhuriyet'in temel nitelikleri ve devletin

ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması; suçların önlenmesi,

suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş

bilgilerin açıklanmaması; başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile

hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama

görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarına yönelik olması

gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK], B.No: 2013/9343, 5/6/2015, § 57).

59. Somut olayda müdahale gerekçesi olarak Dergi'de,

terör örgütü lideri A.Ö.yü

ve örgütü övücü, meşrulaştırıcı ifade, yorum ve resimlerin yer alması ve bu

ifadelerin kurumun güvenliğini tehlikeye düşürmesi gösterilmiştir.

60. Gerçekten Dergi'nin “Merhaba

yoldaşlar” ile başlayan ve editör tarafından kaleme alınan giriş

yazısında, Derginin 8. sayfasında Berivan Ata tarafından kaleme alınan “Öcalan’a Özgürlük Soykırıma Son” başlıklı

yazıda ve Derginin 41. sayfasında “Şehitlerle

Diyalog” başlıklı yazıda Kürt halkının, özellikle Kürt kadınının PKK

öncülüğünde yükseldiğinin anlatılması ve Kürt Özgürlük Mücadelesinden

bahsedilirken A.Ö.nün fikirlerinden alıntılar

yapıldığı; anılan kişiyi ve terör örgütünü övücü, meşrulaştırıcı ifade,

yorumlar ve bunlarla birlikte resimlere yer verildiği anlaşılmaktadır.

61. Bu tespitler ışığında başvuruya konu müdahalenin, cezaevi

düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı ve bunun da Anayasa’nın

ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir

amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük

62. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfade

özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlamaların Anayasa’nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda

bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Mehmet

Ali Aydın, § 64).

63. Anayasa'da belirtilen “demokratik

toplum düzeni” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. “Demokratik toplum düzeni” ölçütü,

Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin

“demokratik toplum düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 8., 9.,

10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla

demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde

yorumlanmalıdır (Mehmet Ali Aydın,

§ 65).

64. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını

düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın, § 66).

65. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin

gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka

deyişle öze dokunan sınırlamalar “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve

“ölçülülük ilkesi”ne

evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu, temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve

“ölçülülük ilkesi” bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görmemiştir (Mehmet Ali Aydın, §

67).

66. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum

düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. “Demokratik

toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare

niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir

olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın,

§ 68).

67. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumun temellerinden

olan ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya

ilgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil, devletin veya toplumun bir

bölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden ifadeler için de

geçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar, demokratik toplum düzeninde geçerli

olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49).

68. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada esas

alınan bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla

birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim Anayasa

Mahkemesi önceki kararlarında gereklilik ve ölçülülük arasındaki bu ilişkiye

dikkat çekmiş, amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunması

gerektiğine karar vermiştir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §

93).

69. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir (Fatih Taş, §§ 92, 93).

70. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temel

hakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerine

getirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, §

183).

71. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyet kararına

bağlı olarak tutma” şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanı

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir. (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık

(No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde

tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi

cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul

gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11/2014, §35).

72. Öte yandan, cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik bir sınırlama makul ve ölçülü

olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik

Krallık, B. No: 5947/72, 6205/73…, 23/3/1983, §§ 99-105).

73. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan Derece Mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” olduğunu

inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır.

74. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi kendi takdirini davada

uygulamadan önce müdahalenin gözetilen meşru amaçlarla orantılı olması

hususunun, öncelikle kamu gücünü kullanan makamlara ait olduğunun belirtilmesi

gerekir. Bu konuda kamu otoritelerinin bir takdir yetkisi olduğu açıktır. Bu

takdir yetkisinin genişliği birçok unsura, özellikle de söz konusu faaliyetin

niteliğine ve sınırlamaların amacına bağlı olarak değişmektedir (Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, §

51).

75. Somut olayda başvurucuya Ceza İnfaz Kurumu tarafından teslim

edilmeyen Dergi hakkında Eğitim Kurulu tarafından verilen kararda, anılan

Dergi'nin içeriğinde terör örgütü propagandası yapıldığı; terör örgütünü, suçu

ve suçluyu övücü, suçu teşvik edici ve meşrulaştırıcı ifade, yorum ve resimlere

yer verildiği belirtilmiş ve bu hususlar karara gerekçe gösterilmiştir. Bu

karara karşı yapılan şikâyet başvurusu üzerine İnfaz Hâkimliğinin vermiş olduğu

ret kararında Eğitim Kurulu kararından alıntı yapılarak belirtilen karardaki

gerekçelere dayanılmıştır. İtiraz üzerine Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince

verilen kararda ise İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçe yerinde

görüldüğünden itirazın reddine karar verilmiştir.

76. Başvurucuya gönderilen ve yukarıda bahsedilen Dergi'nin 3

ila 7. sayfalarında “Hakikat Avcısı”

başlığı altında Abdullah Öcalan tarafından kaleme alındığı anlaşılan yazıda,

bir Kürt bireyin özgür olabilmesinin, yirmi dört saatinde özgürlük savaşçısı

olmasıyla mümkün olunabileceğine vurgu yapılması, dağlara çıkmış kişilerden “özgürlük savaşçıları” olarak

bahsedilmesi, “özgürlük gerillası” olmanın,

topluma ilişkin ahlaki ve politik görevlerin en üst düzeyde yerine getirildiği

bir görev olarak bahsedilmesi ile örgüt sempatizanları tarafından örgütün

lideri olarak görülen biri tarafından yapılan dağa çıkma ve dağda gerilla olma

yüceltilmekte ve teşvik edilmektedir.

77. Dergi'nin 8. sayfasında B.A. tarafından kaleme alınan “Öcalan’a Özgürlük Soykırıma Son” başlıklı

yazıda Kürt özgürlük mücadelesinin otuz yıldır devam ettiği, bu mücadelede

devrim sürecinin bittiği, devrimci halk savaşı aşamasına geçildiği ve bu yolda

ölen kişilerin kahramanlık yaptığı ve bunlara layık olmaya çalışılacağı ifade

edilerek şiddetin övüldüğü anlaşılmaktadır.

78. Dergi'nin 20. sayfasında E.R. tarafından kaleme alınan “Demokratik Özerklikte Öz Savunma Boyutu” başlıklı

yazıda, Kürt özgürlük hareketinin “öz

savunma boyutu” ela alınarak Kürdistan tarihi açısından bunun en

örgütlü, en görkemli ve en kutsal savunma olduğu “Türk devletinin yürüttüğü tüm zamanların en acımasız, inkâr ve imha

saldırısına karşı 15 Ağustos 1984’te başlayan öz savunma” olduğu, o

günden bugüne yürütülen tüm inkâr, imha ve soykırım hareketlerinin halkın soylu

direnişi ve kahraman kadın ve erkek evlatları olan gerillaların meşru

savunmasıyla püskürtüldüğü ve sonuçsuz bırakıldığı ifade edilerek yine şiddet

övülmekte ve teşvik edilmektedir. Yazıda

“Demokratik Özerk Kürdistan’ın Öz savunma esaslarına” göre

kurulacağı, “Sömürgeci işgalin sürdüğü ve

demokratik özerklik statüsünün kabul edilmediği koşullarda” öz

savunmanın koşulları belirtilirken şiddetin ve silahlı savunmanın ön plana

çıkarıldığı, bu şiddetin savunulduğu ve bu savunmanın meşru bir amaç

çerçevesinde yapıldığı, bunlara son verilebilmesi için devletin Demokratik

özerklik statüsünün kabul etmesi gerektiği ifade edilerek şiddet teşvik

edilmektedir.

79. Derginin 41. sayfasında “Şehitlerle

Diyalog” başlıklı yazıda, bir kadın militanın nasıl olması gerektiği

üzerinde durularak “Zilan”

örneği verilmiştir. Burada da örgüt üyesi

olmak özendirilmekte, bir fedainin bir şehrin içine girerek binlerce düşmanın

ölümüne neden olmaktan kaçınmaması gerektiği belirtilerek şiddet teşvik

edilmektedir.

80. Dergi'nin 60 ilâ 65. sayfalarında R.F. tarafından kaleme

alınan “Dağlarda bir aşiret kızı!” başlıklı

yazıda ise on yedi yıldır “Kürdistan

dağlarında gerillacılık” yapan Rojin adlı

örgüt üyesinin resmi de verilerek bir Kürt kadının düşmanına karşı elinde

silahla dağ dağ dolaşıp mevziden mevziye

koştuğu ve bunun büyük bir devrim olduğu, kadınları bu dağlara getiren ve onu

PKK’ya aşık eden kişinin “Önder APO” olduğu

ifade edilerek yasa dışı eylemlerin yüceltildiği, kadınların da bu direnişe

katılmaya teşvik edildiği görülmektedir.

81. Başvurucu tarafından ifade edildiği ve Bakanlık tarafından

da herhangi bir itirazda bulunulmadığı üzere, başvuruya konu Dergi hakkında

herhangi bir genel yasaklama kararı bulunmamaktadır. Somut başvuru bakımından,

kamu otoritesinin sınırlama gerekçesi olan cezaevi güvenliğinin sağlanması

perspektifinde, özellikle terör suçları nedeniyle tutulan kişilere

ulaştırılmasına izin verilecek yayınlara ilişkin sınırlamaların orantılılığı

değerlendirilirken bu kapsamdaki kişilerin tutuldukları ceza infaz kurumlarının

güvenliği konusundaki somut risk ve tehlikelerin dikkatten uzak tutulmaması

gereklidir (İbrahim Bilmez, §

83).

82. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği

iddiasıyla tutukludur. “Cezalandırmanın” amaçlarından biri, daha önceden suç

işlemiş olan bireylerin yeniden suç işlemelerini engelleyerek ıslah etmektir.

Bu yönde, silahlı yasa dışı örgüt olduğu Türk yargı organları tarafından kabul

edilen bir örgütün (PKK), lider ve eylemlerinin övülmesiyle propagandasının

yapılarak suç işlenmesine teşvik edildiğine Cezaevi idaresi tarafından kanaat

getirilerek “cezaevi güvenliği”

başlığı altında somutlaşmış olan “kamu

düzeninin korunması” meşru amacı çerçevesinde, başvurucunun Dergi'ye erişimi engellenmiştir.

83. Gerçekten Dergi'nin özellikle 20 ilâ 25. sayfalarındaki

yazılar incelendiğinde terör örgütünün gerillalarla yürüttüğü şiddet içeren

silahlı faaliyetleri, “Demokratik Özerk Kürdistan”ın devlet tarafından kabul edilmesi için gerekli

ve zorunlu olduğu , bu kapsamda yapılan silahlı şiddet eylemlerinin meşru

olduğu, dağda, köyde şehirde ve zindanda binlerce şehit ve gazisiyle özgürlük

tarihi" yazıldığı, buna örnek gösterilen Cezaevinde kendini

yakan örgüt üyelerinden övgüyle bahsedilerek kanun dışı örgütlerin ve

eylemlerinin propagandası yapılarak suç işlenmesine teşvik edildiği, yazıların

genel olarak içeriği ve anlamsal bütünlüğü dikkate alındığında eylemsel

aktivitelere teşvik eden nitelik içerdiği açıktır. Konuyla ilgili resimlere de

yer verilerek bu niteliğin pekiştirldiği

anlaşılmıştır.

84. Bu nedenle söz konusu Dergi'ye

idarece el konulması şeklindeki tedbir; ceza infaz kurumlarında düzenin ve

güvenliğin sağlanması, buna bağlı olarak da kamu düzeninin sağlanması amacıyla

demokratik toplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında

değerlendirilmiştir. Bu şekilde demokratik toplum düzeni bakımından alınması

gerekli tedbirler kapsamında başvurucunun ifade özgürlüğü sınırlandırılırken

ceza infaz kurumunda düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin

ifade özgürlüğü arasında makul dengenin kurulamadığı kabul edilemez (benzer

yöndeki AİHMkararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).

85. Başvuru konusu olayda Eğitim Kurulu tarafından Derginin “1, 4, 8, 20, 22, 27,41, 47, 54 ve 61”

No.lu örnek olarak gösterilen sayfalarında, terör örgütü propagandasının

yapıldığı, suçu ve suçluyu öven, suçu teşvik eden ifadelerin ve resimlerin yer

aldığı gerekçesiyle başvurucuya Dergi'nin tamamı verilmemiştir. Buna karşılık

başvurucunun, Dergi'nin bu niteliği taşımayan kısımlarının kendisine verilmesi

yönünde bir talebi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla derginin tamamının

verilmemesi yönünde alınan kararın cezaevinde düzenin ve disiplinin sağlanması

amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale olduğu söylenemez.

86. Yukarıdaki açıklamalar ışığında başvurucunun ifade

özgürlüğüne yönelik kısıtlama, Anayasa’nın 26. maddesi anlamında demokratik

toplumda kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli

olan demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

değildir.

87. Açıklanan nedenlerle getirilen kısıtlamanın bir ihlal

içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

B. L. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Hayrettin

ÖZTEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4535, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. Başvuruya Konu Dergi
  8. C. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  14. Tamamen Muaf Tutulmasına
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. M. Emin KUZ
  19. Turan
  20. Öztekin
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4535
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Sabahat Şanlı Başvurusu (B. No: 2013/3010)
  • T. İmar Bankası Memur ve Müstahdemleri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2013/6108)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/2727)
  • Yuliyan Andreev Başvurusu (B. No: 2013/4837)
  • Cuma Gürses Başvurusu (B. No: 2013/7536)
  • Necip Tüfekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4774)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.