İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakki Aslan Başvurusu (B. No: 2013/6145)

1. Başvuru; terör olayları nedeniyle köyün terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/6145Tarih14 Nisan 2016Okuma12 dk · 2.321 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hakki Aslan Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6145
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.321 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör olayları nedeniyle köyün terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun

kısmen kabul edilmesi üzerine imzalanan sulhnamede,

oluşan gerçek zararın eksik hesaplandığından bahisle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Van Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/2/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüs

İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvurucunun bireysel

başvuru tarihinden önce 31/1/2012'de vefat ettiği tespit edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 5/12/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuştur.

7. 28/9/2009 tarihli ve 2009/1-23842 sayılı Komisyon kararında

"yapılan müracaatın incelenmesi sonucu, 4/10/2004 tarihli Yönetmelik

hükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle müracaatçıya mal

varlığına ulaşamamadan oluşan toplam 9.463,57 TL tazminat ödenmesine, manevi

tazminata ilişkin talebin ise reddine" karar verilmiştir.

8. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi

gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname örneği

başvurucu vekiline gönderilmiştir.

9. “Yukarıda ayni/nakdi

olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda, Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 24/11/2009 tarihinde başvurucu vekili tarafından

imzalanmıştır.

10. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvuru

üzerine ödenmesine karar verilen tutarın eksik hesaplandığı iddiasıyla 100.000

TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle 28/12/2010 tarihinde

Van 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.

11. Mahkemenin 6/6/2011 tarihli ve E.2010/3434, K.2011/1575

sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

" ... davacının 5233 sayılı Yasa

kapsamındaki zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvuru üzerine Van

Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığınca 9.463,57-TL'nin davacıya

ödenmesine karar verildiği ve sulhname imzalanmak

üzere yapılan davet üzerine 24/11/2009 olur tarihli sulhnamenin

davacı vekili ve davalı idare temsilcisi tarafından imzalandığı görüldüğünden,

davacının Zarar Tespit Komisyonu Kararını ve bu sebeple kendisine eksik ödeme

yapıldığını en geç sulhname onay tarihi olan

24.11.2009 tarihinde öğrendiği açık olup, bu tarihten itibaren 60 gün içinde ya

davalı idareye başvurup işlem tesis ettirdikten sonra ya da doğrudan idari

yargı yerinde dava açması gerekirken, bu süreler geçirildikten çok

sonra28/12/2010 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını

incelemeye hukuken olanak bulunmamaktadır."

12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 18/4/2013 tarihliilamı ile dilekçede ileri

sürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte

görülmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

13. Karar 29/7/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu vekili 1/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

1. İlgili Mevzuat

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri; 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi; Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı; 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548,

K.2008/9733 sayılı; 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı

kararları (Celal Demir, B. No:

2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

17. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun

7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı

süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.”

18. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava

açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya

yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan

makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye

başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

19. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari

işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları

saklıdır."

20. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi şöyledir:

"1. (Değişik: 5/4/1990

- 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi

mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında

yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

a) 3/a

bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların

reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili

olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava

dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde

davanın reddine,

c) 3/f

bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek

açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,

d) 3/g

bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci

maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut

(c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili

tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat

veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,

e) 3/b

bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine,

Karar

verilir.

2.

Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya

veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul

edilir.

3.

Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları

dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.

4.

(Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.)

İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a

bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve

yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma

tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında,

kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakim

kararına karşı ise itiraz yoluna başvurulabilir.

5. (Ek:

5/4/1990 - 3622/6 md.) 1

inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen

dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu vekili, 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona

başvurduğunu ve Komisyon tarafından sunulan sulhnameyi

imzaladığını, ödenmesine karar verilen tutarın eksik hesaplandığından bahisle

açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarak süre aşımından reddedildiğini,

dava açma süresinin sulhnamenin imzalanmasıyla

başlayamayacağını, bu aşamada henüz sulh olunduğundanbahsedilemeyeceğini

ancak ilgili kamu görevlilerinin imzası ve onayı ile sulhnamenin

geçerli hâle geldiğini, ayrıca sulhnamenin

imzalanması ve ödeme yapmak amacıyla parasal kaynağın talep edilmesi yönündeki

işlemlerin hukuka aykırı olarak kendisine tebliğ edilmediğini, sulh sağlandığı

hususunun ödemenin yapıldığı tarihte öğrenileceğini, dava açma süresinin sulh

sağlandığına ilişkin tebligatın yapılmasıyla başlayabileceğini, henüz böyle bir

tebligatın yapılmadığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 3., 6., 8. ve 13. maddeleri ile Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin,Sözleşme'ye Ek 4

No.lu Protokol'ün 2. maddesinin ayrıca eşitlik ilkesi ile kazanılmış haklara

saygı ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; adli yardım isteminin kabulü,

ihlalin tespiti, Danıştay kararının kaldırılması ve tazminat ödenmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal

edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı

tanınmıştır. Dolayısıyla medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel

başvuru yönünden dava ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22, 25/12/2012, § 24).

27. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesinde

kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1)

numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü

eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve

“doğrudan” etkilenmiş olması ve

bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesidir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

28. 2/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Doğum ve ölüm” başlıklı 28. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu

anda başlar ve ölümle sona erer.”

29. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar”

başlıklı 43. maddesi şöyledir:

“Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi

taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil

olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini

kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi

durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları

saklıdır.”

30. Aynı Kanun’un “Ölüm,

ehliyetin kaybedilmesi ve iflas” başlıklı 513. maddesinin birinci

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi

anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini

kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.”

31. 4721 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre gerçek kişiler

hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle sona ermekte olup ölüm ile

kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından söz

etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun’un anılan hükümlerinden

anlaşıldığı üzere vekâlet veren ile vekil arasında hukuki işlemden doğan temsil

yetkisine dair sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi

anlaşılmadıkça taraflarının birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası

ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

32. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuru

hakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesi

şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) “Başvuru hakkının kötüye

kullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

34. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

35. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

36. Başvuru konusu olayda Van 1. İdare Mahkemesinde açılan davanın

temyiz incelemesi sırasında 31/1/2012 tarihinde başvurucu vefat etmiş, daha sonraDanıştay Onbeşinci

Dairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 18/4/2013 tarihli ilamın başvurucu

vekiline tebliğinin ardından vekil tarafından anılan yargılama sonucunda

başvurucunun Sözleşme'de korunan haklarının (bkz. §

21) ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda

başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir.

37. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman URAY, § 30).

38. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

39. Bu durumda Avukat Abdurrahman Bayar aleyhine Anayasa

Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un

51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 500 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca 500 TL disiplin para

cezasının başvurucudan TAHSİLİNE

14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu : Hakki ASLAN Vekili : Av. Abdurrahman BAYAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6145, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Başvurunun başvuru
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Gültekin

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6145
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Münire Betül Cords ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4820)
  • O.y. Başvurusu (B. No: 2013/6899)
  • İsmail Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9332)
  • Fatma Nalan Akdoğan Başvurusu (B. No: 2013/3538)
  • Nejla Özer ve Müslim Özer Başvurusu (B. No: 2013/3782)
  • Saliha Bekiroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5691)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.