İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

O.y. Başvurusu (B. No: 2013/6899)

1. Başvuru; hazır bulunması gereken kişilerin tamamı

Başvuru No2013/6899Tarih20 Nisan 2016Okuma23 dk · 4.519 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm O.Y. Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6899
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.519 kelime·23 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; hazır bulunması gereken kişilerin tamamı

olmaksızın gerçekleştirilen ev aramasının, başka bir dosya kapsamında

müdafileri olmaksızın kollukta verilen ve işkence altında alındığını ileri

sürerek sonraki aşamalarda geri alınan tanık ifadelerinin, polis kaydı (GBT) ya

da bilgi fişi yoluyla dosyaya girmiş olan ve beraatla sonuçlanan

protesto/gösteri eylemlerine ilişkin bilgilerin hükme esas alınması ve

yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle masumiyet karinesinin ve adil yargılanma

hakkı kapsamındaki hukuka aykırı delil yasağının, gerekçeli karar ile makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/9/2013 tarihinde İstanbul 15. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 20/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 23/12/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

6/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 19/1/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) terör örgütüne

yönelik bir soruşturma çerçevesinde Eskişehir'de bulunan bir evde 1/10/2004

tarihinde arama yapılmıştır. Arama sırasında tutanak tanığı olarak mahalle

muhtarı hazır edilmiştir.

9. Eskişehir Sulh Ceza Mahkemesinin 2/10/2004 tarihli ve

2004/1010 Değişik İş sayılı kararı ile arama emrinin yasalara uygun olduğuna

karar verilmiştir.

10. 5/10/2004 tarihli uzman raporuna göre aramada ele

geçen kitaplardan birinin üzerinde başvurucunun parmak izi tespit edilmiştir.

11. Başvurucu 3/1/2005 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 6/1/2005 tarihinde Cumhuriyet savcısı

önündeki ve sorgusundaki ifadelerinde okuduğu kitapları ikinci ele satması

nedeniyle üzerinde parmak izine rastlanan kitabın Eskişehir'e ulaşmış

olabileceğini, örgütün üniversite yapılanması içinde faaliyet gösterdiği

yönünde başka bir soruşturma kapsamında kolluğa ifade veren G.B., S.G., B.Y.

isimli kişileri tanımadığını söylemiştir. Başvurucunun müdafii, adı geçen

şahısların Cumhuriyet savcısı önündeki beyanlarında işkence ve baskı

gördüklerini söyleyerek kolluktaki ifadelerini reddettiklerini ve haklarındaki

yargılamanın başka bir adliyede sürdüğünü belirtmiştir. Başvurucu müdafii,

belirtilen kişilerin ifadelerini geri aldıklarına ilişkin tutanakları

Cumhuriyet savcısına ibraz etmiştir.

13. Başvurucunun MLKP terör örgütü içinde yer aldığına

dair kolluk aşamasında ifade veren G.B., S.G. ve B.Y.nin, İstanbul Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1999/413 Hazırlık numarasına

kaydedilen soruşturma esnasında Cumhuriyet savcısı önündeki ve sorgudaki

ifadelerinde kolluk beyanlarının baskı ve/veya işkence zoruyla elde edildiğini

ve ifadeleri kabul etmediklerini söyledikleri görülmektedir. Tanık G.B, ağır

işkencelere ve kaba dayağa maruz kaldığını söylemiştir. Tanık S.G., gözaltı

süresinde askıya alındığını, çıplak şekilde ıslak battaniyeyle yatırıldığını,

hayalarının sıkıldığını ileri sürmüştür. Tanık B.Y. ise fiziki bir muameleye

maruz bırakılmadığını fakat uzun saatler gözlerinin kapalı tutulduğunu, işkence

seslerinin kendisine dinletildiğini ve diğer tanıklara yapılanlara maruz kalmak

istemiyorsa ifadeyi imzalamasının kendisine söylendiğini iddia etmiştir.

14. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2005 tarihinde

başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15/3/2005 tarihinde,

başvurucu ve diğer dört sanık hakkında "silahlı terör örgütü kurma veya

yönetme, anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, silahlı terör örgütüne

üye olmak" suçlarından iddianame düzenlemiştir. İddianamede,

başvurucunun 17/4/2000 tarihinde İstanbul Beyoğlu İTÜ kampüsünde düzenlenen

IMF'yi protesto eylemlerine katıldığı, 22/5/2000 tarihinde izinsiz gösteriye

katılması ve Millî Eğitim Müdürlüğü önünde düzenlenen protesto gösterisinde yer

alması nedeniyle hakkında soruşturma olduğu belirtilmiştir. Diğer bir sanığın

kaldığı evde ele geçirilen bir kitap üzerinde başvurucunun parmak izinin tespit

edilmesi ise başvurucunun örgütle bağlantısının ve örgüt üyeliğinin devam

ettiği yönünde yorumlanmıştır. Başvurucu dışındaki sanıkların örgüt üyeliğiyle

bağlantılı gerçekleştirildiği değerlendirilen çok sayıda eylemi bulunmaktadır.

16. (Kapatılan) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250.

madde ile görevli) 31/1/2008 tarihli ve E.2005/91, K.2008/32 sayılı kararı ile

başvurucunun örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme,

kararını G.B., S.G. ve B.Y.nin başvurucuya ilişkin kolluğa verdikleri

ifadelerine, aramada ele geçen kitap üzerinde parmak izinin rastlanmasına,

ayrıca 17/4/2000 tarihinde İstanbul İTÜ Gümüşsuyu kampüsünde düzenlenen

protesto eylemine, 22/5/2000 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu semtinde düzenlenen

gösteriye ve 27/7/2000 ile 13/6/2001 tarihli eylemlere katılması nedeniyle hakkında

soruşturma açılmasına dayandırmıştır. Mahkeme, toplantıya katılma eylemlerinin

örgüt üyeliği faaliyeti çerçevesinde bulunduğunu değerlendirmiştir.

17. Başvurucu bu kararı, G.B., S.G. ve B.Y.nin kolluktaki

ifadelerinin müdafileri olmaksızın alındığını, bu kişilerin Cumhuriyet

savcılığı ve mahkeme aşamasında bu ifadelerini baskı ve tehdit altında

verdiklerini belirterek reddettiklerini, dolayısıyla bu ifadelerin hükme esas

alınamayacağını, S.G.nin gözaltında uğradığını iddia ettiği muameleler nedeniyle

kolluk görevlilerine karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğünü,

bu hususta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ihlal kararı verdiğini,

örgüt üyeliğine gerekçe yapılan eylemler dolayısıyla açılan davalarda beraatına

karar verildiğini, arama yapılan evde bulunan bir kitap üzerinde parmak izinin

tespit edilmesinin mahkûmiyetine yetmeyeceğini, suçun ve cezanın tespitinde

hata yapıldığını belirterek temyiz etmiştir.

18. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 6/5/2009 tarihli ve

E.2008/17004, K.2009/5508 sayılı ilamı ile diğer hususların yanı sıra her bir

sanığın sabit görülen eyleminin neler olduğunun, sanıkların hangi eylemlere ne

şekilde katıldığının açıkça belirlenerek hangi delillerle bu sonuca

varıldığının tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı

bozmuştur.

19. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bozma sonrası yirmi

bir duruşma gerçekleştirmiştir (15/9/2009, 10/11/2009, 2/3/2010, 4/5/2010,

29/7/2010, 21/102010, 2/11/2010, 18/1/2011, 5/4/2011, 21/6/2011, 4/10/2011,

13/12/2011, 21/2/2012, 10/4/2012, 15/5/2012, 12/6/2012, 24/7/2012, 31/7/2012,

7/8/2012, 14/8/2012 ve 28/8/2012).

29. Mahkeme 15/9/2009 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliyesine, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğünden ve ilgili Mahkemelerden

belge/dosya istenmesine karar vermiştir.

21. 29/7/2010 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını

vermek üzere dosya Cumhuriyet savcısına tevdi edilmiştir.

22. Cumhuriyet savcısı mütalaasını 2/11/2010 tarihinde

Mahkemeye sunmuştur.

23. Başvurucu veya müdafii 10/11/2010 ile 4/10/2011

tarihleri arasındaki duruşmalara mazeret bildirerek ya da herhangi bir beyanda

bulunmaksızın katılmamıştır. Bu duruşmaların kiminde diğer sanık ya da sanık

vekilleri de mazeret bildirmiş veya esas hakkındaki savunmalarını hazırlamak

için Mahkeme onlara süre tanımıştır.

24. 13/12/2011 tarihli duruşmaya katılan başvurucu

müdafii savunma hazırlamak için süre talep etmiştir.

25. Başvurucu müdafii 15/5/2012 tarihli duruşmaya gelmiş

ve savunmasını yazılı olarak sunmuştur.

26. Başvurucu müdafii 12/6/2012 ve 7/8/2012 tarihli

duruşmalara da katılmamıştır. Bu duruşmalarda diğer bir sanık müdafiine savunma

için süre verilmiş, bir mahkemeden istenen belgelerin gelmesi beklenmiş ve bir

sanık müdafii de mazeret bildirerek duruşmaya katılmamıştır.

27. Sonuç olarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 28/8/2012

tarihli ve E.2009/275, K.2012/159 sayılı kararı ile başvurucunun silahlı terör

örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

28. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:

"DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: ....

...

- İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel

Müdürlüğünün 21.05.2003 tarihli yazısında; .... bahse konu MLKP örgütünün

silahlı bir terör örgütü olup faaliyetlerine devam etmekte olduğunun

belirtildiği, örgüt üyeleri arasında sanıklardan T... L... ve N... Ş...

isimlerinin geçtiği belirlenmiştir.

...

YASADIŞI SİLAHLI MLKP (...) TERÖR ÖRGÜTÜ

...

Soruşturmamıza konu edilen sanıkların

MLKP terör örgütünün yöntemlerine uygun bir şekilde suç tarihinde YÖK

protestosunu bahane ederek izinsiz korsan gösteri yaptıkları, kamu

görevlilerine direndikleri, slogan attıkları, molotof kokteyli ve taş

kullandıkları belirlenmiştir.

...

KGÖ gençliğin kitleler halinde komünizme

yönelmesini sağlamak ve MLKP Terör Örgütüne eleman kazandırmak için

oluşturulmuştur. Yürüyüş sırasında atılan sloganlar, taşınan pankart ve

flamalara konu olan SGD (Sosyalist Gençlik Derneği) de MLKP Terör Örgütünün

gençlik yapılanması olan KGÖ üyelerinin rahat hareket etmelerin[i] sağlamak

amacıyla legalize edilmiş uzantısıdır.

...

SANIKLARIN HUKUKİ DURUMLARI YÖNÜNDEN

MAHKEMEMİZİN DEĞERLENDİRİLMESİ

...

4-SANIK O.Y.:

Sanık O.Y'nin yasadışı silahlı MLKP

terör örgütünün yöneticisi konumunda olan diğer sanıklarla irtibatlı olup

sanıkların yakalanmasından sonra Eskişehir'deki örgüte ait hücre evinde yapılan

araştırma neticesinde, hücre evinde bulunan O Yıl Hiçbir Yerde Değildik ibaresi

yazılı kitabın yüzeyinde sanığın sol el işaret parmağının tespit olunduğu,

sanık hakkında beyanda bulunan G... B...'ın sanığın KGÖ. Üniversitesi komitesinin

sekreteri ve örgütlenmeden sorumlu olduğu, S... G...'in sanığın KGÖ. İstanbul

sorumlusu olduğu ve yine B... Y...'ın sanık O.Y'nin KGÖ. yapılanmasından

sorumlu olduğu şeklindeki beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın

örgütle organik bağ oluşturacak şekilde süreklililik, çeşitlilik ve yoğunluk

gösteren eylem ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçuna vücut verdiği kanaatine

varılarak eylemine uyan ve lehine olan 5237 Sayılı TCK.nun 314/2. maddesi

gereğince mahkumiyeti cihetine gidilmiştir."

29. Başvurucu, ulusal ve uluslararası hükümlere aykırı

olması nedeniyle hükmü temyiz etmek istediğini belirterek süre tutum dilekçesi

vermiştir. Başvurucunun sunduğu belgeler arasında ve UYAP vasıtasıyla

dosyasında yapılan incelemede gerekçeli temyiz dilekçesine rastlanmamıştır.

30. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/7/2013 tarihli ve

E.2013/4821, K.2013/10539 sayılı ilamı ile mahkûmiyet hükmünü onanmıştır.

Yargıtay ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"... sanıklar T... L... ve N... Ş...'in üyesi bulunduğu silahlı terör

örgütünün, Türkiye CumhuriyetiAnayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme

amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların

sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel

bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme

tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına

uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanık M... Ç...'nin anılan örgütün

yöneticisi sanık O.Y'nin ise üyesi olduğu kabul edilmiş, tüm sanıkların

cezalarını azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı

gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir

isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ... müdafilerinin

temyiz itirazlarının reddiyle ... hükümlerin ONANMASINA,"

31. Başvurucu, kendisine herhangi bir tebligat

yapılmadığını; internet yoluyla nihai karardan haberdar olduğunu

belirtmektedir.

32. Başvurucu 2/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

33. Başvurucunun mahkûmiyetine konu silahlı örgüt üyeliği

suçu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

35. Başvurucu; avukat yokluğunda ve işkence/baskı altında

kollukta verilen, sonradan Mahkeme huzurunda geri alınan tanık ifadelerinin

hükme esas alındığını, avukat ve sanığın yokluğunda işlem tanıkları olmaksızın

yapılan hukuka aykırı ev aramasına ve burada ele geçen delillere dayanıldığını,

yargılama konusu olmayan ve beraat kararları verilen eylemlerin

cezalandırılmasına gerekçe yapıldığını, bu eylemlerin GBT kaydı veya bilgi fişi

olarak dosyaya sokulduğunu, hukuka aykırı delillere dayanılarak hüküm

kurulduğunu ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil yargılanma hakkının

ve Anayasa'nın 38. maddesindeki ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş ve mahkeme masraflarını

karşılayacak ekonomik gücünün bulunmadığını belirterek adli yardıma karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım

Talebi Yönünden

36. Somut olayda, başvurucunun 2/9/2013 tarihli bireysel

başvuru formunda adli yardım talep ettiği ancak aynı tarihte gerekli harcı da

yatırdığı anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harç dışında başvurucu tarafından

ödenmesi gereken başka bir yargılama gideri bulunmamaktadır.

37. Bu itibarla başvuru harcının yatırılmış olması ve

adli yardımın daha önce yapılan giderleri kapsamaması nedeniyle başvurucunun

adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır (Fettah

Hansu, B. No: 2013/906, 16/4/2013, § 21).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun; hakkında beraat kararı verilen eylemlerin de mahkûmiyetine

esas alındığına ilişkin iddiasının masumiyet karinesi yönünden; diğer

iddiaların ise yapılan aramayı ilgilendirdiği ölçüde hukuka aykırı delil

yasağı, daha sonradan geri alınan ifadelerin hükme esas alınmasını

ilgilendirdiği ölçüde gerekçeli karar hakkı ve yargılama süresini

ilgilendirdiği ölçüde makul sürede yargılanma hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Hukuka

Aykırı Delil Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, usulüne uygun biçimde gerçekleştirilen

aramanın hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

"Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil

nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

olarak öncelikle olağan başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).

43. Olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde

dayanılmayan iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi genel

mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz

(Bayram Gök, § 20).

44. Başvuruya konu olay bakımından aramanın hukuka aykırı

biçimde gerçekleştirildiğine dair temyiz aşamasında herhangi bir iddia dile

getirilmediği görülmektedir (bkz. §§ 17, 29).

45. Bu itibarla iddia edilen hak ihlalinin temyiz

aşamasında düzeltilmesi imkânını yargılama makamlarına tanımaksızın başvuruda

bulunulduğu, diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu şikâyetin Derece

Mahkemeleri önünde ileri sürülmeksizin ilk defa bireysel başvuru aşamasında

dile getirildiği anlaşılmıştır (Metin Polat, B. No: 2013/1145,

10/6/2015, § 25).

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucu; tanıkların müdafiileri olmaksızın ve baskı

altında verdiklerini söyledikleri, daha sonraki aşamalarda kabul etmedikleri

ifadelerinin mahkûmiyeti kararına gerekçe yapıldığını ileri sürmüştür.

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürede

sonuçlandırıldığını ileri sürmüştür.

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

51. Başvurucu, beraat kararı verilmiş eylemlerinin de

mahkûmiyetine esas alındığını ileri sürmüştür.

52. Bakanlık yazısında mahkûmiyet kararının gerekçesinde

başvurucunun örgütle olan bağlantısını ortaya koymak için başvurucunun 17/4/2000,

22/5/2000 ve 13/6/2001 tarihlerinde düzenlenen eylemlere katılmış ve hakkında

soruşturma açılmış olmasının delil olarak kabul edildiği, bu soruşturmalara

dayanılarak başvurucunun örgüt içinde vahamet arz etmeyen olaylarda yer aldığı

sonucuna varıldığı, başvurucu hakkındaki GBT kayıtlarının hükme esas alındığına

dair kararda bir ibare bulunmadığı, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca suçun

hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, Mahkeme

kararının gerekçesinde daha önce yapılmış adli soruşturmalardaki bilgilerin

dikkate alındığı belirtilmiştir.

53. Başvurucu; cevap dilekçesinde bahse konu eylemlerle

ilgili bilgilerin dava dosyasına Emniyetin GBT ve bilgi fişi uygulaması

neticesinde girebileceğini, bu eylemlerin davayla ilgisi olmadığını ve beraatla

sonuçlandığını ifade etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme,

... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

55. Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan masumiyet

karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmektedir.

56. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz"

57. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı"

kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı fırkası şöyledir:

"Kendisine

bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır."

58. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti "asıl" olduğundan

suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat

mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak

nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

59. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında

bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan

bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık

"hakkında suç isnadı olan kişi" statüsünde olmadıkları için masumiyet

karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda

kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine

kesin olarak kanaat getirilemediği, bu nedenle sanık hakkında beraat kararı

verilen durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü

gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu

sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz.

60. Somut olayda başvurucunun beraat ettiğini belirttiği

protesto eylemlerine katılmış olması, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

31/1/2008 tarihli kararında başvurucunun örgüt üyeliğinden mahkûm edilmesine

esas alınan deliller arasında sayılmıştır. Bununla birlikte Yargıtay tarafından

onanarak kesinleşen 28/8/2012 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararında,

başvurucunun örgüt üyeliği suçunu işlediği münhasıran tanık beyanlarına ve

arama sonucu ele geçen kitap üzerinde parmak izinin çıkmasına dayandırılmıştır

(bkz. § 28). Bu itibarla başvurucunun beraatla sonuçlandığını belirttiği soruşturmalara

konu eylemlerin başvurucunun mahkûmiyetine esas alınmadığı görülmektedir.

61. Öte yandan Mahkemenin 28/8/2012 tarihli kararının

MLKP terör örgütüyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığı kısmında başvurucu

dâhil tüm sanıkların anılan örgütün yöntemlerine uygun biçimde YÖK'ü protesto

etmek amacıyla korsan gösteri yaptıkları şeklindeki ibare de beraatla

sonuçlanan eylemlerin hükme esas alındığı yönünde anlaşılamaz. Öncelikle

başvurucunun katıldığı belirtilen eylemlerden herhangi birinin YÖK'ü protesto

etmeye yönelik olduğu ileri sürülmemiştir. İkinci olarak ise bahse konu ifadede

tüm sanıkların katıldığı bir eylemden söz edilmekle birlikte başvurucunun daha

önce katılmış olduğu eylemlerden herhangi birine diğer sanıkların da iştirak

ettiğine dair bir bilgiye dosya içinde rastlanılmamıştır. Dolayısıyla Mahkeme

kararındaki ibareyle başvurucunun belirttiği eylemlerin kastedildiği

söylenemez.

62. Yukarıdaki tespitler doğrultusunda başvurucunun

anılan bilgilerin GBT kaydı ya da bilgi fişi şeklinde dosyaya girdiğine yönelik

ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Ayrıca dosya içinde

başvurucunun iddiasını destekleyen herhangi bir bilgi ve belgeye de

rastlanılmamıştır.

63. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesine yönelik bir

ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun şikayetinin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

64. Başvurucu; sonradan inkâr edilen, tanıkların

işkence/baskı altında verdiklerini belirttikleri ve müdafiileri olmaksızın

alınan kolluk ifadelerinin hükme esas alındığını ileri sürmüştür.

65. Bakanlık yazısında, tanıklar G.B., S.G. ve B.Y.nin

başka bir soruşturma kapsamında ve müdafileri olmaksızın kolluk tarafından

alınan ifadelerinin mahkûmiyete dayanak yapılan deliller arasında sayıldığı, bu

kişilerin başvuruya konu yargılama aşamasında dinlenilmediği ancak bu

ifadelerin hükme esas alınan yegâne delil olmadığı, başvurucunun bir kitap

üzerinde parmak izinin tespit edilmesinin ve başvurucunun katıldığı ve hakkında

soruşturma açılan eylemlerin de Mahkeme kararında delil olarak gösterildiği

belirtilmiştir.

66. Başvurucu cevap dilekçesinde bu ifadelere ilişkin

yargılama safahatına ilişkin evrakları, işkence iddiasıyla AİHM'e yapılan

başvuruları ve kararı Mahkemeye sunduklarını, bu kişilerin dinlenmesi

taleplerinin kabul edilmediğini, işkence altında alınan ifadelerin hükme esas

alınmasının ve tanıkların Mahkeme huzurunda dinlenilmemesinin AİHM tarafından adil

yargılanma hakkının ihlali olarak görüldüğünü ileri sürmüştür.

67. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

68. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

69. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı"

kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

"Herkes

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete

uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir."

70. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan

gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir

muhakemede usule ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli

unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

71. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması

için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların

dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi"

vardır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No:

34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya

yaklaşımının, anılan mahkemenin başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve

başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olması

hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde

incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No:

184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85).

72. Mahkemeler, kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra

tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun

biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda

kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin

sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 34).

73. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hangi

nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için

usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme

varılırken mahkemenin neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren,

ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe

bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkı

yönünden zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 38).

74. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Diğer bir ifadeyle derece

mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir (Yasemin

Ekşi [GK], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

75. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], §

35).

76. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi

veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], § 39).

77. Makul gerekçe davaya konu olay ve olguların mahkemece

nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal

düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm

arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim Ataş, B.

No: 2013/1235, 13/6/2013, § 24). Gerekçelendirme, davanın sonucuna etkili olay,

olgu ve kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildeki

gerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması gerekmez. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması beklenir

(Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 37).

78. Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerinin

hangi delile dayanarak karar vermesinin gerektiğinin tespiti değilse de sonuca

etkili iddia, savunma ve delillerin kararın gerekçesinde karşılanıp

karşılanmadığı adil yargılanma hakkı çerçevesinde yapılacak incelemenin

haricinde bırakılamaz.

79. Somut olayda başvurucunun mahkûmiyetine gerekçe

gösterilen deliller, üç tanığın başka bir dosya kapsamında verdikleri ve

sonrasında inkâr ettikleri ifadeleri ile başvurucunun bir kitap üzerinde

bulunan parmak izinden oluşmaktadır (bkz. §§ 28, 66). Dolayısıyla tanık

ifadeleri başvuruya konu yargılamada dayanılan esas deliller arasında yer

aldığı ve bu beyanlara yönelik iddiaların kararda yeterince karşılanması

gerektiği açıktır.

80. Başvurucu, tanık ifadelerinin müdafi olmaksızın

kollukta ve işkence sonucu alındığını belirtmiş ve buna ilişkin dayanaklarını

sunmuştur (bkz. §§ 12, 17).

81. Başvurucunun, tanıkların Mahkeme huzurunda

dinlenmediğine ilişkin iddiasının bireysel başvuru süresinin dolmasından çok

sonra sunduğu cevap dilekçesinde dile getirilmiş olması nedeniyle incelenmesi

olanağı bulunmamaktadır. Bununla birlikte müdafi yokluğunda veya işkenceye

dayalı alınan ifadelere hükümde dayanılmasının yargılamanın hakkaniyete uygun

biçimde görülmesine olan etkisi dikkate alındığında (Aligül Alkaya ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, § 170; Güllüzar Erman,

B. No: 2012/542, 4/11/2014, §§ 61, 65); başvurucunun tanık ifadelerine karşı

öne sürdüğü ve bir ölçüde temellendirdiği iddiaların bahse konu yargılamanın

çözümü için esaslı bir unsur teşkil ettiği açıktır.

82. Somut olayda ise tanık ifadelerinin müdafii

yokluğunda verildiğine ve sonradan geri çekilmiş olduğuna, bu ifadelerin

işkenceye dayalı alındığına yönelik iddiaların gerekçeli kararda herhangi bir

biçimde değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın esasına etkili

bu konunun kararda karşılanmış olduğu ve başvurucunun gerekçeli karar hakkına

riayet edildiği söylenemez.

83. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. ve

141. maddelerinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

84. Başvurucu, yargılamanın uzun bir sürede sonuçlandığını

ileri sürmüştür.

85. Bakanlık yazısında, benzer nitelikteki başvurulara

ilişkin daha önce bildirilmiş olan görüşlere atıfta bulunularak görüş

sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

86. Başvurucu, cevap dilekçesinde Yargıtayın bozma kararı

sonrasına kadar tutuklu yargılandığını, kendisine yönelik suçlamalara konu tüm

delillerin toplanmış olduğunu, yargılama süresince dosyaya eklenen yeni bir

delilin bulunmadığını belirtmiştir.

87. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddesi

de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

88. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi

hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

89. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (Ersin

Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Somut başvuru açısından bu tarih,

başvurucunun gözaltına alındığı 3/1/2005'tir. Ceza yargılamasında sürenin sona

erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarihtir (Ersin

Ceyhan, § 35). Mevcut olayda yargılama, Yargıtay onama kararının verildiği

8/7/2013 tarihinde yani 8 yıl 6 ay 5 günde sonuçlanmıştır.

90. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi

neticesinde başvurucunun 3/1/2005 ile 15/9/2009 tarihleri arasında tutuklu

olarak yargılandığı, Yargıtayın bozması sürecinde başvurucu yönünden yapılan

esaslı bir araştırmanın bulunmadığı, başvurucu müdafii birçok duruşmaya mazeret

bildirerek ya da bildirmeksizin katılmamış ise de bunun yargılamayı önemli

biçimde etkilemediği, diğer sanıklar yönünden araştırılması gereken çok sayıda

eylem bulunmakla birlikte başvurucunun bu eylemlere katıldığına yönelik bir

iddia veya inceleme bulunmadığından başvurucu yönünden konunun karmaşık bir

nitelik taşımadığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla 8 yıl 6 ayın üzerinde

sonuçlandırılan yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

91. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

92. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

93. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesini talep etmiş;

tazminat talebinde bulunmamıştır.

94. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

95. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

96. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve

1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebi hakkında karar verilmesine YER

OLMADIĞINA,

B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Hukuka aykırı delil yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere (kapatılan) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE

20/4/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Okan TAŞDELEN

Başvurucu

:

O.Y

Vekili : Av. Özlem GÜMÜŞTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6899, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Yasadışı Silahlı Mlkp (...) Terör Örgütü
  11. Sanıkların Hukuki Durumları Yönünden
  12. Mahkememizin Değerlendirilmesi
  13. B. İlgili Hukuk
  14. IV. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucunun
  17. B. Değerlendirme
  18. A. Adli yardım talebi hakkında karar verilmesine YER
  19. B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  20. C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  21. D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının
  22. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Gönderilmesine
  25. O.y
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6899
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • İsmail Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9332)
  • Fatma Nalan Akdoğan Başvurusu (B. No: 2013/3538)
  • Nejla Özer ve Müslim Özer Başvurusu (B. No: 2013/3782)
  • Saliha Bekiroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5691)
  • Ercanlar Otomotiv Oto Kaporta Boya Döşeme Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/2477)
  • Mehmet Zahit Şahin Başvurusu (B. No: 2013/4708)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.