İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Zahit Şahin Başvurusu (B. No: 2013/4708)

1. Başvuru, cezaevinde ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması

Başvuru No2013/4708Tarih20 Nisan 2016Okuma22 dk · 4.309 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Zahit Şahin Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/4708
R.G. Tarih ve Sayı
17/6/2016-29745
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.309 kelime·22 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cezaevinde ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması

talebinin reddinedeniyle özel hayata saygı hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/6/2013 tarihinde Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu 14/8/2013 tarihinde başvuru harcını yatırmıştır.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/11/2015 tarihinde, başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/11/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm tarafından18/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu; devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,

kasten öldürme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el

değiştirme suçundan tutuklu olarak Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

10. Başvurucuyaailesi, yasal

temsilcisi ve üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu

kişilerin dışında kendisinin belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme

hakkı tanınmış; başvurucu bu doğrultuda üç kişinin ismini Ceza İnfaz Kurumu

idaresine bildirmiştir.

11. Başvurucu 14/3/2013 tarihli dilekçesinde ziyaretçi

listesinde bulunan A.A. isimli kişinin kendisini ziyarete gelmemesi nedeniyle

listeden çıkarılarak yerine G.K.nın

listeye eklenmesini talep etmiştir.

12. Edirne Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 15/3/2013 tarihli

yazısıyla 17/06/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in

(Ziyaret Yönetmeliği) 9. maddesinde ziyaretçilerin ölüm, ağır hastalık, doğal

afet, hükümlü ve tutukluların nakli ya da ziyaretçininziyaret

olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hâller

dışında değiştirilemeyeceği hükmününyer aldığı,

talebinin anılan hükme uygun olmaması nedeniyle kabul edilmediği

bildirilmiştir.

13. Başvurucu 4/4/2013 tarihli dilekçesiyle anılan karar

hakkında Edirne 1. İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunarak kararın kaldırılmasını

talep etmiştir. Başvurucu bu dilekçesinde yedi yıldır Cezaevinde bulunduğunu,

A.A. isimli kişinin bu süre içinde hiç ziyaretine gelmediğini, kendisinin de

ona ulaşamadığını, üç kişilik ziyaretçi hakkını tam olarak kullanabilmesi içinA.A. isimli kişinin listeden çıkarılarak yerine G.K.nın listeye eklenmesine karar

verilmesini istemiştir.

14. Edirne 1. İnfaz Hâkimliğinin 12/4/2013 tarihli ve

E.2013/814, K.2013/831 sayılı kararıyla tutuklunun ziyaretçi değişikliğine

ilişkin verilen Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü kararının Ziyaret Yönetmeliği'ne

uygun bulunduğu gerekçesiyle şikâyet başvurusu reddedilmiştir.

15. Başvurucu 29/4/2013 tarihli dilekçesiyle İnfaz Hâkimliğinin

kararına karşı Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuştur.

Başvurucu dilekçesinde A.A.nın

ekonomik nedenlerle ve adresi değiştiği için ziyaretine gelemediğini, iki

yıldır onunla hiçbir iletişiminin olmadığını, nerede olduğunu bilmediğini

belirterek, bu kişinin ziyaretçi listesinden çıkarılarak ziyaretine gelme

imkânı olan G.K.nın eklenmesini talep etmiştir.

16. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/5/2013 tarihli ve

2013/569 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna

uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Bu karar,

başvurucuya 16/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 14/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

a. İlgili Mevzuat

18. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü

ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü,

belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları

ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma

kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve

adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir

saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek

cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için

ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.

(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki

kimselerin ziyaretine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin

verilebilir.

(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet

Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

19. Anılan maddenin gerekçesi şöyledir:

"Madde, hükümlüleri

ziyareti düzenlemektedir. Ülkemizde ceza infaz kurumlarında bulunan akraba,

arkadaş ve yakınların ziyaretine büyük önem verilmektedir. Uygulamadaki

aksaklıklar veya keyfî hareketler, cezalarını çekmekte olan kişilerin üzerinde

olumsuz etkiler yapmakta bulunduğundan madde, bu konuyu objektif bazı esaslara

bağlamayı uygun saymış ve uygulamanın hükümlüler, ziyaretçiler ve uygulayıcılar

yönünden bilinmesi böylece sağlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında genel kural olarak

hükümlülerin kimler tarafından, hangi zamanlarda ve hangi aralıklarla ziyaret

edilecekleri belirtilmiştir.

İkinci fıkrada da istisnaî hâllerde ziyaretlerin

Cumhuriyet Başsavcısının yazılı izniyle yapılabileceği açıklanmıştır.

Cumhuriyet Başsavcısına böyle bir yetkinin

verilmesinin gerekliliği hükümlülerin iyileştirilmesi, topluma kazandırılması,

moral güçlerinin kuvvetlendirilmesi yönünden yararlı sonuçlar verebileceği

görüşüne dayanmaktadır; ayrıca, bu yetkinin yazılı olarak kullanılabilecek

olması da görevlilerin denetimleri olanağını vermektedir.

Maddenin son fıkrasına göre, hükümlülerin

iyileştirilme ve topluma kazandırılabilmeleri yönünden aile bireyleri ile

bağlılıklarının devamını sağlamak üzere Adalet Bakanlığınca açık görüş

yapılabilmesi konusu yeniden düzenlenmektedir."

20. 5275 sayılı Kanun’un"Tutukluların hakları" kenar başlıklı 114.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki

genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma

evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme,

soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü

yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir."

21. 5275 sayılı Kanun’un"Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı 116.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza

infaz kurumları,...ziyaret, yabancı hükümlüleri

ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve

kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ

62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk

hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

22. Ziyaret Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (g)

bendi şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular,

bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde sayılan ve eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve

kayın hısımları ve vasisi ile kayyımı dışında kalan üç ziyaretçisinin açık

kimlik ve adreslerini kuruma bildirir. Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık,

doğal afet, hükümlü ve tutukluların nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını

ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu haller dışında

değiştirilemez."

23. Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesi şöyledir:

“Hükümlü ve tutuklular; eşi, anne, babası, büyükanne ve büyükbabası,

çocuğu, torunu, kardeşi, gelini, damadı, kayınbiraderi, baldızı, yengesi,

eniştesi, görümcesi, kayınvalidesi, kayınpederi, kayınvalidesinin annesi ve

babası, kayınpederinin anne ve babası, eşinin başkasından olma çocuğu,

büyükanne ve büyük babasının anne ve babaları, torun çocuğu, kardeş çocuğu,

eşi, amcası, halası, dayısı, teyzesi ve bunların eşleri ile vasisi ve

kayyımıyla görüşebilir.

(Değişik fıkra: RG-28/07/2007-26596) (Değişik

birinci cümle:RG-6/11/2009-27398) Hükümlü ve

tutuklular, birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin adı ve soyadı

ile bilmesi hâlinde adresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve kendisine bu

hususun tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bildirir. Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık, doğal afet,

hükümlü ve tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan

kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hâller dışında

değiştirilemez. Ceza infaz kurumu yönetimince, gerekli görülmesi

hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında, ziyarette bulunmalarında sakınca

bulunup bulunmadığı konusunda kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılır.

Sakıncalı görülenlere ziyaret izni verilmez ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi

istenir.

Aynı ceza infaz kurumu içinde bulunan hükümlü

ve tutuklular, birinci fıkrada sayılan kişilerden olmaları şartıyla bu Yönetmelik

hükümleri kapsamında birbirleri ile görüşebilir.

Birinci ve ikinci fıkrada gösterilen

ziyaretçilerin, belirlenen ziyaret günü ve saatleri dışındaki ziyaretleri ile

birinci ve ikinci fıkrada sayılanlar dışında kalan kişilerin ziyaretlerine,

makul sebep bulunması halinde Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak

izin verilebilir. Bu hüküm, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlüler

hakkında uygulanmaz.”

24. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarında hükümlü

ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24. 2 Devam etmekte olan bir ceza

soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç

işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi

halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak

adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu

tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir,

24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,

mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine

ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.

b. İlgili Yargı Kararları

25. 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

yer alan "zorunlu hâller dışında bir

daha değiştirilmemek üzere'' ibaresinin, Anayasa'nın 17. maddesine

aykırılığı iddiasıyla iptali istenmiş; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun

5/7/2012 tarihli ve E.2012/7, K.2012/102 sayılı kararıyla iptal istemi

reddedilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, üç kişi ile görüşme hakkı kapsamında ismini Ceza

İnfaz Kurumu idaresine bildirdiği A.A.nın ziyaretçi

listesinden çıkarılması ve G.K. isimli şahsın listeye eklenmesi yolundaki

isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığını ve bu suretle

dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasının engellendiğini, A.A.dan son iki yıldır haber alamadığını, ailesi

aracılığıyla ulaşmaya çalıştığını ancak A.A.nın

taşındığını öğrendiğini, dolayısıyla talebinin Ziyaret Yönetmeliği hükümlerine uygun

olduğunu belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, G.K. isimli şahsın ziyaretçi

listesine eklenmesi yolundaki isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının

kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasının

engellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel

hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

32. Anayasa'nın "Özel

hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesi şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve

bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört

saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan

itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

el koyma kendiliğinden kalkar.

..."

33. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayata saygı hakkı

düzenlenmiştir. Özel hayat geniş bir kavram olup bu hakkın kapsayıcı bir

tanımının yapılması oldukça zordur. Bununla beraber özel hayata saygı hakkı;

kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, fiziksel ve sosyal kimliği, bireyin ismi,

cinsel yönelimi, cinsel yaşamı, kişisel gelişimi, diğer insanlar ve dış dünya

ile ilişkiler kurma gibi unsurları korumaktadır. Kişisel bilgiler ve veriler,

kişisel gelişim, aile hayatı vb. konular da bu hakkın içinde yer almaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,

15/10/2015, § 46).

34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde

de herkesin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip

olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Bu kapsamda özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkı, gerek Anayasa’da gerekse Sözleşme’de güvence altına alınmaktadır.

35. Özel hayat, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin

sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altına

almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki

kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da

içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §

45; Oleksandr Volkov/Ukrayna,

B. No: 21722/11, 27/5/2013, § 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).

36. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak cezaevinde tutulmanın

kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve

aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların

ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu

kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94,

28/12/2000, § 61; Ouinas/Fransa, B. No: 13756/88, 12/3/1990; Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123;

Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, §

127). Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarında da

hükümlü ve tutukluların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer

iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların

temsilcileriyle haberleşmelerine, bu kişilerin hükümlü ve tutukluları ziyaret

etmelerine izin verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

37. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken cezaevinde

tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu

bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özel hayata ve aile

hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak

cezaevinde bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel

ve aile hayatına müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu

gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015,§ 89).

a. Müdahalenin Varlığı

38. 5275 sayılı

Kanun'un83., 114. ve 116. maddelerinde hükümlü ve tutukluların eşi, üçüncü

dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile yasal temsilcileriyle haftada bir kez

görüşebileceği düzenlenmiştir.

39. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda başvurucunun ailesi,

yasal temsilcisive maddede sayılan yakınlarıyla

görüştürülmesinin engellendiğine ilişkin herhangi bir iddia ve tespit

bulunmamaktadır.

40. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve maddede sayılan

yakınları dışında kendisinin belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme

hakkı tanınmış; başvurucu bu kapsamda üç kişinin ismini Cezaevi idaresine

bildirmiştir.

41. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ismini bildirdiği A.A.nın kendisini ziyarete

gelmediği gerekçesiyle ziyaretçi listesinden adının çıkarılması ve G.K. isimli

şahsın listeye eklenmesi yolundaki isteminin reddedilmesi işleminden

kaynaklanmaktadır.

42. Söz konusu işlemin cezaevinde tutuklu bulunan başvurucunun

dış dünya ile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması

yönünde etkiler doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil

ettiği sonucuna varılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

43. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitli

nedenlerle özel hayatın korunması hakkına sınırlamalar getirilebileceği

belirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin

birçok kararında da “temel hak ve

hürriyetlerin doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nın

başka maddelerinde yer alan kurallar da temel hak ve hürriyetlerin doğal

sınırını oluşturur. Bir başka deyişle, temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve

objektif uygulama alanının her bir norm yönünden bağımsız olarak değil

Anayasa’nın bütünü içerisindeki anlama göre belirlenmesi gerekir”

ifadesine yer verilmiştir (AYM, E. 2012/100. K. 2013/84, 4/7/2013).

44. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

45. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve

güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak

ve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönünde

bulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanın

bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun

genel kuralları gözönünde tutularak uygulanması

zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlama

kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 20. maddesinde yer

verilen hakların kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).

46. Dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yapıldığı iddia edilen

müdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var

olup olmadığı, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

i. Kanunilik

47. Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında yapılan bir müdahalenin

kanunilik şartını sağladığının kabulü için, müdahalenin kanuni bir dayanağının

bulunması zaruridir. Bununla birlikte, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir.

Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup, bu

noktada yasanın niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü,

sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade

etmekte, böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin

hukuku bilmesine de yardımcı olmakta, bu yönüyle hukuk güvenliği güvencesi

sağlamaktadır (Bülent Polat [GK],

B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 73-96).

48. Kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesi

için yeterince ulaşılabilir olması yani vatandaşların belirli bir olaya

uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiye

sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe

karşı uygun bir koruma sağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin

genişliğini ve icra edilme biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması

gerekmektedir (Gülmez/Türkiye,

16330/02, 20/5/2008, § 49; Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 25/3/1983, § 86-88; Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79,

2/8/1984, § 66-68; Rotaru/Romanya,

[BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000, § 55).

49. Bununla birlikte her ihtimale çözüm getiremeyecek olan yasal

mevzuatın gereken koruma seviyesi, büyük ölçüde ilgili metnin düzenlediği alan

ve içeriğiyle birlikte muhataplarının niteliği ve sayısıyla yakından

bağlantılıdır. Bu nedenle kuralın karmaşık olması ya da belirli ölçülerde

soyutluk içermesi ve bu nedenle hukuki yardım ile tam olarak anlaşılabilir hâle

gelmesi tek başına hukuken öngörülebilirlik ilkesine aykırı görülemez. Bu

kapsamda hak ya da özgürlüğe müdahale eden kural belirli ölçülerdeki takdir

alanını elbette uygulayıcıya sunabilir. Fakat bu takdir alanının sınırlarının

da yeterli açıklıkta belirlenmesi ve kuralın asgari bir kesinlik içermesi

zaruridir (Halime Sare

Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 65)

50. Bu kapsamda ilgili kanuni düzenlemenin -söz konusu

sınırlamaya ilişkin temel çerçeveyi ortaya koymakla birlikte- özellikle

uygulama koşulları ve usule ilişkin ayrıntıları düzenleyici işlemlere bırakması

mümkündür. Ancak bu ihtimalde de söz konusu düzenleyici işlemin, yine

muhataplarınca ulaşılabilir olması ve içeriği hakkında ilgilileri yeterince

aydınlatacak nitelik ve açıklıkta olması gerekmektedir (Halime Sare Aysal, §

65).

51. Başvurucunun ziyaretçi değişikliği talebinin reddi işleminin

5275 sayılı Kanun’un 83., 114. ve 116. maddeleri ile Ziyaret Yönetmeliği'nin 9.

maddesi temelinde yürütüldüğü görülmüştür.

52. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayata saygı

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

53. 5275 sayılı Kanun'un 83., 114. ve 116. maddelerinde hükümlü

ve tutukluların eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile yasal

temsilcileri tarafından haftada bir kez ziyaret edilebileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca yasal temsilcisi, eşi ve maddede sayılan yakınları dışında kendisinin

belirleyeceği ve zorunlu hâller dışında bir daha değiştiremeyeceği üç kişi

tarafından ziyaret edilme hakkı da tanınmıştır. Hükümlü ve tutuklulara üç

kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâllerde değişiklik yapabilme olanağı

verilmiş, zorunlu hâllerin neler olduğu konusu uygulamaya bırakılarak bu konuda

esneklik sağlanmıştır. "Zorunlu

hâller" Ziyaret Yönetmeliği'nde "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya

da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği

gibi" denmek suretiyle sınırlı sayıda değil, örnekleme yoluyla

belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamada, bu belirtilen hâller dışında da zorunlu

hâller kapsamında nitelendirilebilecek durumlarla karşılaşılması mümkün olup

bunun takdiri kamu makamlarına bırakılmıştır.

54. Ayrıca 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca hükümlünün yasal temsilcisi, eşi, Kanun'da sayılan yakınları

ile önceden ceza infaz kurumuna bildirdiği üç kişilik listede yer alanların

dışında kalan kişilerin ziyaretine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı

olarak izin verilebileceği düzenlenmiştir.

55. Buna göre müdahalenin dayanağı olan kanun ve yönetmelik

hükümlerinin, özel hayata saygı hakkına yönelen müdahalelerin sınırlarını

yeterli açıklıkta ortaya koyan, erişilebilir ve öngörülebilir nitelikte

düzenlemeler olduğu, “kanunilik” ölçütünü

karşıladığı anlaşılmaktadır.

56. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından yapılan

değerlendirmelerde de 5275 sayılı Kanun'un, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı

veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme Komitesi tarafından incelendiği,

hükümlerin yapılan herhangi bir haksız müdahaleye karşı yerinde koruma

sağlayabilecek derecede açık ve ayrıntılı olduğu tespit edilmiştir (Gülmez/Türkiye, § 51).

ii. Meşru Amaç

57. Özgürlüğü mahkeme kararıyla kısıtlanan hükümlü ve

tutukluların cezaevinde tutulmanın doğal sonucu olarak sosyal ilişkilerinin

sınırlandırılması kaçınılmazdır. Bunun yanında 5275 sayılı Kanun'un 83.

maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere ziyaret hakkının zorunlu hâllere

bakılmaksızın hükümlünün yasal temsilcisi, eşi ve yakınları dışında kalanlar

bakımından sınırsız hâle getirilmesi ceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve

düzeninin sağlanmasını zorlaştıracağı açıktır. Bu nedenle aile ve akrabalar ve

yasal temsilciler dışındaki ziyaretçi hakkının üç kişiyle sınırlandırılması ve

zorunlu hâller dışında bu listede değişiklik yapılamayacağının düzenlenmesinin

kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezaevinde

güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği, bunun da Anayasa'nın 19. ve

20. maddeleri ile Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında meşru bir amaç olduğu

sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

58. Bireyin temel haklarına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle

güdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13.

maddesinde bu orantının değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmak üzere

demokratik toplumda gereklilik, hakkın özü ve ölçülülük unsurlarına riayet

edilmesi şeklinde üç ayrı güvence ölçütüne daha yer verilmiştir (Marcus Frank Cerny [GK],

B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 70).

59. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik

Krallık, § 97).

60. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü

anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak

açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu

çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz

hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların hakkın özüne dokunduğu kabul

edilmelidir. Özel hayata saygı bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması,

kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede

güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin bu hakkın özünü zedeleyeceği

açıktır. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğinden

fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca

ölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını

gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin

sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve

araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz

bir yükümlülük getirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir (Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015

§ 72; AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013).

61. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp

yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan

meşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde

bulundurulması ve gözetilen genel yararın gerekleri ile bireyin temel hakkının

korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi

zorunludur. Anayasa’nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa’da yer alan tüm temel

hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan bu denge, özel

hayata saygı hakkının sınırlandırılmasında da gözönünde

bulundurulmalıdır (Serap Tortuk,

B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 48).

62. Bu itibarla ziyaret hakkı değerlendirilirken ceza infaz

kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile dış dünya ile iletişim

kurması ve sosyalleşmesi sağlanarak hükümlü ve tutukluların iyileştirilmesi

ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir.

63. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelere

gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makul nedenlerin somut

olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle

gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88, 25/3/1992, § 48). Bunun

yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama

sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Georgiou/Yunanistan, B. No: 45138/98, 13/1/2000, § 6 ; Ploski/Polonya, B. No: 26761/95, 12/11/2002, §

38).

64. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece

mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkını

kısıtlama bakımından “demokratik bir

toplumda gerekli” ve

“ölçülülük" ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde

ortaya koyup koyamadığı olacaktır(Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,

§ 68).

65. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 15/3/2013

tarihli yazısıyla, başvurucunun üç kişilik ziyaretçi listesinde değişiklik

yapılması talebinin reddine gerekçe olarak talebin Ziyaret Yönetmeliği'nin 9.

maddesine uygun olmadığı gösterilmiştir.

66. Anılan maddede, "... ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak

yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hâller..." bulunduğunda ziyaretçi listesinde

değişiklik yapılabileceği, maddede "...gibi

zorunlu haller" olarak belirtilen durumların sadece anılan

hükümde sayılmış olanlarla sınırlı olmadığı, bu durumların örnek olarak

belirtildiği görülmektedir. Olayda da başvurucunun A.A. isimli kişinin adresini

değiştirdiğini, uzun zamandır da ziyaretine gelmediğini belirterek bu kişinin

listeden çıkarılması talebinde bulunduğu görülmüştür.

67. Bunun yanı sıra anılan Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesinin

ikinci fıkrasında ceza infaz kurumu yönetimince gerekli görülmesi hâlinde

bildirilen ziyaretçiler hakkında ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup

bulunmadığı konusunda kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılacağı, sakıncalı

görülenlere ziyaret izni verilmeyeceği ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi

isteneceği düzenlenmiştir. Buna göre somut olayda Ceza İnfaz Kurumu idaresi

tarafından bu yönde herhangi bir araştırma yaptırılmadan, başvurucunun ziyaretçi

değişikliği talebinin cezaevinde güvenlik ve disiplinin sağlanması üzerinde

oluşturacağı etkiler belirtilmeden soyut olarak Ziyaret Yönetmeliği hükmünden

bahisle talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.

68. Ayrıca başvurucunun şikâyeti, İnfaz Hâkimliğince söz konusu

işlemin ZiyaretYönetmeliği'ne uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince

usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararında ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarında başvuruya konu talep hakkında

herhangi bir somut değerlendirme yapılmamış, sadece anılan Yönetmelik hükmü

tekrar edilip maddede "...gibi zorunlu

hâller" olarak belirtilen durumların sadece anılan hükümde

sayılmış olanlarla sınırlı olduğu kabulüyle Ceza İnfaz Kurumu işleminin bu

maddede yer alan düzenlemelere uygun olduğu belirtilmiştir. Buna göre kamu

makamı ve Derece Mahkemesi kararlarında, başvurucunun A.A.nın

adresinin değişmiş olması yönündeki ziyaretçi değişikliğine ilişkin gösterdiği

sebeplerin hiçbir şekilde değerlendirilmediği,bu

sebeplerin Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilen "...gibi zorunlu hâller" kapsamında olup

olmadığının tartışılmadığı, Cezaevinde disiplinin vegüvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere

dayalı olarak ortaya konmadığı, dolayısıyla başvurucunun üç kişilik ziyaretçi

listesinde değişiklik yapılması talebinin reddedilmesi suretiyle özel hayata

saygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere

dayandırılmadığı anlaşılmış ve müdahalenin "demokratik

bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna varılmıştır.

69. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

71. Başvurucu ihlalin tespiti talebinde bulunmuş, tazminat

talebinde bulunmamıştır.

72. Başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

73. Özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne 1. İnfaz Hâkimliğine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne

1. İnfaz Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Mehmet Zahit

ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4708, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Birtane
  16. Şahin
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4708
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Remziye Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8124)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/5864
  • G. G. Başvurusu (B. No: 2013/8903)
  • Mustafa Boztepe Başvurusu (B. No: 2013/8502)
  • Fatma Gökot Başvurusu (B. No: 2013/5697)
  • Erdem Enerji Elektrik İnşaat İmalattaahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8524)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.