İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil Aslan Başvurusu (B. No: 2014/3038)

1. Başvurucu, kasten insan

Başvuru No2014/3038Tarih10 Aralık 2014Okuma19 dk · 3.785 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halil Aslan Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2014/3038
R.G. Tarih-Sayı
4/4/2015-29316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.785 kelime·19 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kasten insan

öldürme suçundan yargılandığı davada Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince

delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyetine karar

verilmesi, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi ve akıl hastalığına

rağmen cezaevinde tutulması nedenleriyle anayasal hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 10/3/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

26/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 13/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun kasten insan

öldürme suçunu işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığı, cezalandırılması talebiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açmıştır.

8. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

27/1/2011 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı kararıyla başvurucu, kasten

insan öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

9. Başvurucunun temyizi üzerine

anılan Mahkeme kararı, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarih ve E.2011/6343,

K.2012/2019 sayılı ilamıyla onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir. Hakkındaki

cezanın infazı için 22/6/2012 tarihinde başvurucu cezaevine alınmış ve aynı

tarihte müddetname düzenlenmiştir.

10. Başvurucu temsilcisi,

başvurucunun (oğlunun) cezai ehliyeti bulunmadığı halde cezalandırıldığı

gerekçesiyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuş, Mahkeme 7/5/2013 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı ek

kararı ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311.

maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesini gerektiren bir neden olmadığı

gerekçesiyle istemin kabule değer olmadığına karar vermiştir.

11. Başvurucunun karara itiraz

etmesi üzerine Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 29/5/2013 tarih ve 2013/487 D.

İş sayılı kararı ile anılan mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu temsilcisi,

12/6/2013 tarihinde bu kararın kanun yararına bozulması için Adalet Bakanlığına

başvurmuştur.

12. Başvurucu temsilcisi

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinden, oğlu hakkındaki cezanın infazının

durdurulmasını talep etmiştir.

13. Talep üzerine Bakırköy 2.

Ağır Ceza Mahkemesi, 20/2/2014 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı ek

kararıyla talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:

“…Hükümlü

vasisi ve babası Y. A. dilekçesinde hükümlü olan vasisi bulunduğu oğlu HALİL ASLAN’ın [Başvurucu] akıl hastası olduğunu, buna ilişkin alınan rapora istinaden infazının

geri bırakılması için Bakırköy C.Başsavcılığına

müracaat ettiğini ve savcılıkça 16/01/2014 tarihli, 2012/1-3379 ilamat sayılı talebinin ret edildiğini belirterek, itirazen bu kararın kaldırılmasını ve hükümlü olan vasisi

bulunduğu oğlu Halil Aslan’ın infazının ertelenmesini talep etmiş olup,

Bakırköy C.Başsavcılığının 16/01/2014 tarih ve

2012/1-3379 ilamat sayılı kararında da belirtildiği

üzere mevcut Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulunun 27/12/2013 tarih ve 13992

karar sayılı raporu gözetilerek hükümlü vasisi Halil Aslan’ın talep ve itirazı

yerinde görülmemekle, 5295 sayılı

Yasanın 98, 16 ve 5237 sayılı TCK’nun 57. maddeleri

gözetilerek talebinin reddine… kesin olarak karar verildi…”

14. Başvurucu temsilcisi bu

karardan 21/2/2014 tarihinde haberdar olmuştur.

15. Başvurucu, sağlık durumunu

gerekçe göstererek birçok defa tahliye talebinde bulunmuş, Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığı taleplerin değerlendirilmesi bakımından ilgili kurumlardan adli

rapor talebinde bulunmuştur.

16. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp

İhtisas Kurulunun başvurucu hakkındaki 8/2/2013 tarih ve 1388 No.lu kararında; ‘… Halil Aslan’ın [Başvurucu] 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanunun 16/6. maddesi gereğince ağır hastalık, sakatlık kapsamında

değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği’ oy

birliği ile mütalaa olunmuştur.

17. Başvurucunun hükümlü olduğu

dönem içindeki sağlık durumunun tespiti amacıyla alınan Bakırköy Prof. Dr.

Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinin 2/10/2013

tarih 1240 No.lu raporunda; ‘atipik psikoz saptandığı, bu hastalığın kısmi salah halinde

devam ettiği, halen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanunun 18. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği’

belirtilmiştir.

18. Başvurucu hakkındaki Adli

Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27/12/2013 tarih ve 14274 No.lu

kararında; başvurucunun “…T.C Anayasası’nın

104/2-b maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali

kapsamında değerlendirilmediği; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanunun 16/1. maddesi gereği 5237 sayılı TCK’nın 57. maddesinde

belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına

alınmasının (infazına devam edilmesinin) uygun olduğu” oy birliği

ile mütalaa olunmuştur.

19. Başvurucu, Bakırköy

Cumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2014 tarih ve 2012/1-3379 sayılı “Sağlık Kurumunda Koruma ve Tedavi Altına Alınmak

Üzere İnfazın Geri Bırakılması ve Tahliye Kararı” uyarınca bulunduğu

Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek, Bakırköy Prof. Dr.

Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin

yüksek güvenlikli bölümüne sevk edilmiştir.

20. Bu kararın ilgili bölümü

şöyledir:

“Bakırköy

2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/76 esas 2011/14 karar nolu

ilamıyla 25 yıl hapis cezasına hükümlü Halil Aslanı T.C. Adalet Bakanlığı Adli

Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurumunun 27 Aralık 2013 gün

69365276-101.01.02-13/112046/142174 sayı ve 13992 karar nolu

kararıyla 18/12/2013 tarihli muayenesinde A tipik piskotip

bozukluk tespit edildiği mevcut durumu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

104/2-B maddesi kapsamında değerlendirilmediği 5275 sayılı Kanunun 16/1 maddesi

gereği 5237 sayılı TCK'nun 57. maddesinde belirtilen

yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının ve

infazına devam edilmesinin uygun olduğu mütalaa edilmiştir. Hükümlü hakkındaki

bu rapor dikkate alınarak:

Hükümlü

Halil Aslan'ın cezasının infazının 5275 sayılı Kanunun 16/1 maddesince geri bırakılmasına,

bulunduğu Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliyesine;

Hükümlünün

kurumdan tahliyesinden sonra serbest bırakılmayarak iyileşinceye kadar TCK 57.

maddesince Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları

Eğitim ve Araştırma Hastanesi yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavi altına

alınmasına;

Sağlık

Kurumunda tedavide geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün

Başsavcılığımızca düzenlenen 22/06/2012 günlü, 2012/1-3379 nolu

müddetnamede hesap edilen koşullu salıverme tarihi

olan 08/10/2023 tarihinden önce şifa bularak iyileştiği takdirde hastaneden

taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayıp Metris Ceza İnfaz Kurumuna

tesliminin sağlatılması ve cezasının infazına devam edilmesine;

Koşullu

salıverme tarihi olarak hesaplanan 08/10/2023 tarihinde koruma ve tedavisine

devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı Mahkemesinden koşullu salıverme

kararı aldırılmak üzere durumun Başsavcılığımız İnfaz Bürosuna bildirilmesi gerektiğine

karar verilmiştir…”

B. İlgili Hukuk

21. 13/12/2004 tarih ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri

şöyledir:

“Hapis

cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi

Madde 16-

(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve

hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi

altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer

hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan

bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,

mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının

infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) (Değ.

24/1/2013-6411/3 md.) Yukarıdaki fıkralarda

belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet

Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca

düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı

yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ

edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal

temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun

sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun

istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet

Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı

takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak

incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren

Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar

verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,

mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan

kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere

aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

…

Akıl hastalığı

dışında ruhsal rahatsızlığı olan hükümlülerin cezalarının infazı

Madde 18- (1)Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı

dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları

hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri

gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde

infaz edilir.

(2) Birinci fıkrada

belirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç

duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.

Hastalık nedeniyle

nakil

Madde 57- (1)

Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü

Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu

hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık

kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri

hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim

tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu

hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini

açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu

bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3)

Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin

sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait

olduğu kuruma iade edilir.

(4)

Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil

hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5)

Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum

hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu

raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.

Hükümlünün

muayene ve tedavi istekleri

Madde 71-

(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için

muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir.

Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet

veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.

Hükümlünün

muayene ve tedavisi

Madde 78-

(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan

muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle

yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve

dosyasında saklanır.

(2) Sağlık

Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık

kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla

görevlidirler.

…

Hastaneye

sevk

Madde 80-

(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum,

kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine

bildirilir.

İnfazı

engelleyecek hastalık hâli

Madde 81-

(1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemeler

sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığı

saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.”

22. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan

kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir.

Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık

kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.

(2) Hakkında güvenlik

tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık

kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan

kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya

hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.”

23. 5237 sayılı Kanun’un 81.

maddesi şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır.”

24. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya

temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka

aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca

bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 10/12/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/3/2014 tarih ve 2014/3038

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu temsilcisi,

başvurucunun kasten insan öldürme suçundan yargılandığı davada, delillerin

eksik ve hatalı değerlendirildiğini, akıl hastası olmasına rağmen mahkemece

ceza verildiğini, başka mahkemelerde yargılandığı suçlardan dolayı akıl hastası

olması sebebiyle ceza verilmediğini, Adli Tıp Kurumu raporunun gerçeği

yansıtmadığını, akıl hastası olan birinin cezaevinde bulunmasının hukuka aykırı

olduğunu, haksız yere cezaevinde bulunduğunu, bu durum nedeniyle yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunduğunu, ancak talebinin hukuka aykırı olarak

reddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve infazın durdurulması

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Başvuru dilekçesinde,

başvurucunun mahkûmiyet kararına konu olan asıl dava ve yargılamanın

yenilenmesi başvurusunun incelenmesi sürecinde adil yargılanma hakkının ihlali

şikâyetleri ile akıl hastalığına rağmen ceza infaz kurumunda tutulduğuna

ilişkin Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek şikâyeti yer

almaktadır. Bu sebeple başvurucunun iddiaları üç ayrı şikâyet çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mahkûmiyet Kararına Konu Asıl Dava Yönünden Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

29. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme,

ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvuruları inceleyebilecektir.

30. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye

yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No:

2012/51, 25/12/2012, § 18 ).

31. Başvuru konusu olayda, Bakırköy 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 27/1/2011 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı kararı,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarih ve E.2011/6343, K.2012/2019 sayılı

ilamı ile onanmış ve hüküm aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu durumda başvuru,

zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu

kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Yenilenmesi Talebine Konu Dava Yönünden Adil Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası

33. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı

47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.…”

34. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

35. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı

Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

36. Başvuru konusu Bakırköy 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/5/2013 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı yargılamanın

yenilenmesinin reddine dair ek kararı, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

29/5/2013 tarih ve 2013/487 D. İş sayılı itirazın reddine dair kararıyla

kesinleşmiştir. Başvurucu temsilcisi 12/6/2013 tarihinde bu kararın kanun

yararına bozulması için Adalet Bakanlığına başvurmuştur.

37. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi

gereğince hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz

incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca

bozulmasını isteme hakkı yalnızca Adalet Bakanlığının takdirine bırakılmıştır.

Dolayısıyla başvurucunun kanun yararına bozma yoluna gidilmesi istemi, sadece

Adalet Bakanlığının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir taleptir. Bu

kapsamda yapılan başvurular bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken bir

yol olarak kabul edilmediğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru süresi

üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır (B. No: 2013/1751, 13/6/2013, § 16).

38. Somut olayda başvuru yolları, Bakırköy

3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/5/2013 tarih ve 2013/487 D. İş sayılı itirazın

reddi kararıyla tüketilmiştir. Ret kararının başvurucuya ne zaman tebliğ

edildiği dosya kapsamından tespit edilememiş ise de başvurucunun en geç Adalet

Bakanlığına kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebinde bulunduğu 12/6/2013

tarihinde kararı öğrendiği kabul edilmelidir. Dolayısıyla nihai öğrenme

tarihinin 12/6/2013, bireysel başvuru tarihinin de 10/3/2014 olduğu

gözetildiğinde, bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçtiği

anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Anayasa’nın 19. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası

40. Başvurucunun Anayasa’nın 19. maddesiyle

ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer

kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Anayasa’nın 19. maddesi

şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları

kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi;

bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak

ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı

veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine

getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde

veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir

müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun

olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek

isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı

verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

…”

42. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özgürlük

ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın

öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili

bir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun

olarak tutulması;

…

e) Bulaşıcı bir

hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastası, bir alkoliğin, uyuşturucu

maddelere müptelâ bir kimsenin yahut bir serserinin kanuna uygun mevkufiyeti,

…”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

44. Özgürlüğünden mahrum

bırakılmış bir kişinin beden ve ruh sağlığı, özgürlüğünün kısıtlanması

sırasında yetkililer tarafından kendisine şiddet uygulanmasa veya yetkililerin

kendisini aşağılama niyeti olmasa bile, cezanın infazı koşullarından

etkilenebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuka uygun olarak

özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan onuruna uygun tutulma koşullarına sahip

olma hakkı bulunduğunu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi

sıkıntıya ya da tutulmaya bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta

bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 94).

45. AİHM ayrıca, AİHS’in özgürlüğü kısıtlanan bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir “genel

zorunluluk” getirmediğini, ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel

ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu

tutulabileceği tutulma koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması

halinde bu durumun AİHS’in 3. maddesi kapsamına

girebileceğini belirtmektedir (Mouisel/Fransa,

B. No: 67263/01, 14/11/2002, §§ 38-40). Bu bağlamda devletin, özgürlüğünden

yoksun bıraktığı kişinin beden ve ruh sağlığından sorumluluğu bulunmaktadır.

46. AİHS, özgürlükten yoksun

bırakılan kişilerin hastalıkları, sakatlıkları veya yaşlılıkları nedeniyle

salıverilmelerini ve tedavi görmeleri için hastaneye yatırılmalarını

öngörmemiştir. Ancak, tutulan hasta bir kişiye gerekli tıbbi yardımın

verilmemesi acil bir duruma veya kişinin yoğun ve uzun süreli acı çekmesine yol

açmış ise insanlık dışı muamele yasağı ihlal edilmiş olabilir. Örneğin akıl

hastası tutuklu veya hükümlülere ceza evinde yeterli sağlık yardımında bulunulmaması

AİHS’in 3. maddesine aykırılık oluşturabilir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No: 27229 /95, 3/4/2001, § 111).

47. Başvurucu, rahatsızlığının

cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle

kötüleştiği ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma

nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir

ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir şikâyette

bulunmamaktadır. Cezasının infazı sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlünün (başvurucunun) tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesi

nedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde de bir şikâyeti yoktur.

48. Başvurucu temsilcisi,

başvurucunun cezasının infazı sırasında sağlık durumuyla ilgili hususlar

dikkate alınarak özgürlükten yoksun bırakılma halinin sonlandırılmamasının hak

ihlaline sebep olduğunu iddia etmiştir. Diğer bir anlatımla, bireysel başvuru

kapsamındaki talebin, hastalık nedeniyle sağlık kurumunda tedavi edilme değil, “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”

cezaevinde tutulmanın, akıl hastalığı nedeniyle sonlandırılması yani serbest

bırakılması olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucunun akıl hastalığına

rağmen ceza infaz kurumunda tutulduğu yönündeki şikâyetleri, Anayasa’nın

özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 19. maddesi kapsamında

değerlendirilmelidir.

49. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak ortaya konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve

şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum

bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi

kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu

olabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

50. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19.

maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların

şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki

temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile

uyumludur (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).

51. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk

kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi

keyfi bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede

öngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir (B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 44).

52. Başvurucu, akıl hastası

olduğu için hürriyetinden yoksun bırakılmamış, “mahkûmiyet

kararına bağlı olarak” cezaevinde iken akıl hastalığına

yakalanmıştır. 5275 sayılı Kanun'un 78. ve 81. maddelerinde hükümlü ve

tutukluların sağlık durumunun takibi ve infaza engel bir durumda yapılacaklar

belirtilmiştir. Başvurucu temsilcisinin, başvurucunun sağlık durumundan (akıl

hastalığı) dolayı salıverilmesine ilişkin yargı makamlarından talepte bulunması

üzerine bu mevzuat çerçevesinde ilgili kurumlardan adli raporlar talep

edilmiştir.

53. Kanuna uygun şekilde “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”

cezaevinde tutulan başvurucunun sağlık durumuyla ilgili yukarıda belirtilen

kurul raporları dikkate alındığında, başvurucunun durumu, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında

değerlendirilmemiştir. Başvurucunun rahatsızlığının acil bir duruma veya

kişinin yoğun ve uzun süreli acı çekmesine yol açtığı yönünde bir tespit de

bulunmamaktadır. Bununla birlikte, atipik piskotip bozukluk nedeniyle başvurucunun “yüksek

güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun

olacağı” belirtilmiştir (§ 18).

54. Başvurucu alınan raporlar

doğrultusunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2014 tarih ve

2012/1-3379 sayılı “Sağlık Kurumunda Koruma

ve Tedavi Altına Alınmak Üzere İnfazın Geri Bırakılması ve Tahliye Kararı”

uyarınca bulunduğu Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek,

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve

Araştırma Hastanesinin yüksek güvenlikli bölümüne sevk edilmiştir. Diğer bir

anlatımla, cezasının infazı sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlünün

(başvurucunun) iyileşinceye kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve

tedavi altına alınmasına karar verilerek, kapalı ceza infaz kurumundan

tahliyesi sağlanmıştır.

55. Başvurucunun sağlık

durumunun yukarıda bahsedilen raporlarla tespitine kadar “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”

cezaevinde tutulmasının, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir ceza/muamele olarak

değerlendirilmesine neden olabilecek bir olgunun bulunmadığı, başvurucunun bu

süre zarfında cezaevinde tutulma nedeniyle ilgili olarak gerek cezaevi

koşullarından kaynaklı gerekse yetkililerce yapılan uygulamalardan hukuka

aykırı bir durum da bulunmamaktadır.

56. Savcılık makamı, salıverilme

talebinden sonra ilgili kurumlardan başvurucu hakkında adli rapor tanzim

edilmesi talebinde bulunmuş ve başvurucunun sağlık durumunun tespitine yönelik

her türlü araştırmayı yapmıştır. Başvurucu, alınan raporlar doğrultusunda akıl

hastalığının tedavisinin için Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve

Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yüksek güvenlikli bölümüne

gecikilmeksizin sevk edilmiştir. Başvurucunun tahliye tarihine kadar geçen

evrede özgürlüğüne getirilen sınırlamaların bir mahkûmiyet kararına dayalı

olduğu ve yetkililerin bu evredeki işlemlerinin keyfi uygulamaya yol açacak

nitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan özgürlük ve

güvenlik hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle,

A. Başvurucunun,

1.

Mahkûmiyet kararına konu asıl dava yönünden adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”,

2.

Yargılamanın yenilenmesi talebine konu dava yönünden adil yargılanma hakkının

ihlali iddiasının “süre aşımı”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan özgürlük ve

güvenlik hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Halil ASLAN Temsilcisi : Yılmaz ASLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3038, 10 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Yargılama giderlerinin
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3038
Tarih
10 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Laden Elbezyan Başvurusu (B. No: 2013/4551)
  • Abdülkerim Babir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2550)
  • Şaban Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7039)
  • İbrahim Kocaman Başvurusu (B. No: 2013/9836)
  • Fatih Uyalım Başvurusu (B. No: 2012/1025)
  • Ebru Aslan Başvurusu (B. No: 2013/8464)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.