İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatih Uyalım Başvurusu (B. No: 2012/1025)

1. Başvurucu, askerlik görevi sırasında yaralanması

Başvuru No2012/1025Tarih30 Aralık 2014Okuma10 dk · 1.997 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fatih Uyalım Başvurusu

Karar tarihi
30 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2012/1025
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.997 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, askerlik görevi sırasında yaralanması

nedeniyle ilgili idare hakkında açtığı tam yargı davası sonucunda, reddedilen

maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden vekâlet ücreti belirlenmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmekte ve tazminat talep etmektedir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 6/12/2012 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna ve esasının incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, 24/10/2014 tarihinde,

başvurunun bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir

5. Bakanlığın 6/11/2014 tarihli yazısı ile benzer

nitelikteki başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına atıfta bulunularak

ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Kırklareli 55. Mekanize Piyade Tugay

Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte iken, 25/9/2010 tarihinde

alkol alarak birlikte taşkınlık yapıp suç işleyen iki askere nöbetçi personel

tarafından müdahale edilip olayın araştırıldığı sırada bu askerlerin saldırısı

sonucu kesici aletle yüzünden yaralanmıştır.

8. Başvurucu, meydana gelen olay nedeniyle uğradığı maddi ve

manevi zararların tazmini için Milli Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde (AYİM) 14/4/2011 tarihinde tam yargı davası açmış,

150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat ve adli yardım taleplerinde

bulunmuştur.

9. AYİM İkinci Dairesinin 4/5/2011 tarih ve E.2011/663

sayılı kararı ile başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

10. Davaya bakan AYİM İkinci Dairesi, başvurucunun maddi

zararının tespit edilebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar

vermiş, bilirkişinin 12/4/2012 tarihli raporunda, başvurucunun maddi zararının

8.847,00 TL olduğu belirtilmiştir.

11. AYİM İkinci Dairesi, 16/5/2012 tarih ve E.2011/663,

K.2012/535 sayılı kararı ile “tıbbi rapor ve

bilirkişi raporu doğrultusunda 8.847,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi

tazminatın yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine ve fazlaya ilişkin

tazminat taleplerinin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları

üzerinden nispi olarak hesap edilen 3.461,64 TL avukatlık ücretinin davalı

idareden alınarak başvurucuya verilmesine, 2/11/2011 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe

Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (659 sayılı KHK) 6. ve 14.

maddeleri gereğince reddedilen tazminat talepleri üzerinden hesaplanan

12.119,18 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye

ödenmesine” oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşı oy yazısında ise “somut olayda davalı idare tarafından savunmaya

ilişkin olarak yapılan işlemlerin tümünün 659 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği

2/11/2011 tarihinden önceye ait olduğu, bu tarihler itibarıyla savunmayı yapan

davalı idare personelinin vekil sıfatının bulunmadığı, 2/11/2011 tarihinden

sonra yani davalı idare temsilcilerinin vekil sıfatını haiz oldukları tarihten

sonra savunmaya ilişkin olarak yapılan bir faaliyetin bulunmadığı”

düşüncesiyle davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edilmesi yönünden

çoğunluk kararına karşı olunduğu belirtilmiştir.

12. Başvurucu bu karar aleyhine karar düzeltme yoluna

başvurmuş ve AYİM İkinci Dairesinin 7/11/2012 tarih ve E.2012/1021, K.2012/991

sayılı kararı ile başvurucunun talebi reddedilmiştir. Bu şekilde başvuru

yolları tüketilmiş, anılan ret kararı başvurucuya 22/11/2012 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 6/12/2012 tarihinde, Anayasa Mahkemesine süresi

içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem

ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

15. 659 sayılı KHK’nin “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı”

kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“ Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar

ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri,

muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve

duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar

tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre

hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir

edilir.”

16. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.

maddesi ile 1602 sayılı Kanun’un 46. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen ve

30/4/2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren cümle şöyledir:

“Ancak, tam yargı davalarında dava

dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin

nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak

üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde

cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 6/12/2012 tarih ve 2012/1025 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, hukuk muhakemesi sisteminde yer alan ıslah

müessesesinin, askeri idari yargılama usulü için öngörülmediğini belirterek

davanın açıldığı tarihte zarar miktarını tespit etmenin olanaksız olması

karşısında herhangi bir hak kaybına uğramamak için tazminat taleplerini zorunlu

olarak yüksek tuttuğunu, AYİM tarafından dava açıldığı zaman yürürlükte olmayan

bir düzenlemeye dayanılarak, reddedilen miktar üzerinden nispi olarak

hesaplanan 12.119,18 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, böylece

lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın önemli bir bölümünün vekâlet

ücreti olarak idareye geri verildiğini, bunun dayanağı olan 659 sayılı KHK’nin

14. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin çok

yüksek olduğu, dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni

de bulunmadığından, bu şikâyet yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Başvurucu, ıslah imkânının

ve haksız çıkan tarafa nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik bir

düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtığını ve dava açarken o dönemin

şartlarına göre dava konusu miktarı belirlediğini, dava devam ederken yürürlüğe

giren 659 sayılı KHK’deki düzenleme ile öngörmediği bir şekilde vekâlet ücreti

ödemeye mahkûm edildiğini, dolayısıyla Mahkemece lehine tazminata

hükmedilmesinin önemli ölçüde anlamını yitirdiğini, bu durumun adil yargılanma

hakkını kısıtladığını iddia etmiştir.

21. Bakanlık görüşünde, benzer konunun daha önce Anayasa

Mahkemesi önüne getirildiği, Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun görülerek kabul

edilemezlik kararı verildiği, somut başvuru açısından bu kriterlerden ayrılarak

farklı bir neticeye ulaşmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığından

ayrıca görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

22. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

23. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 61-62).

24. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine

vekalet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli

yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla

başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını

belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 -

39).

25. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan

vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu,

belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da

mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda,

davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı,

mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 54).

26. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı

14/4/2011 tarihi itibarıyla 1602

sayılı Kanun’da, dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan

ıslah yoluyla değiştirilmesine veya dava sonucunda haksız çıkan davacının, her

halükarda davalı idare lehine reddedilen miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti

ödenmesini öngören bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

27. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi

ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep miktarının sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması

da 1602 sayılı Kanun gereği (§16) 30/4/2013 tarihi öncesinde mümkün

olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacılar için, tazminat

taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçenek bulunmamaktadır.

28. Başvurucu da bu şartlar altında düzenlediği dilekçe ile

idare aleyhine tam yargı davası açarak 150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur. AYİM önündeki davalarda haksız çıkan

davacı aleyhine ve davalı idare lehine vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 659

sayılı KHK’nin 14. maddesindeki düzenleme, 2/11/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş

ve bu düzenlemeyi dikkate alan AYİM de başvurucu lehine toplam 28.847,00 TL tazminata

hükmettikten sonra başvurucunun, reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri

üzerinden davalı idareye 12.119,18 TL vekalet ücreti ödemesine karar vermiştir.

29. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek

tuttuğu, hak kazandığı toplam 32.308,00 TL tazminat ve vekâlet ücreti

karşısında 12.119,18 TL de bir vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, başvurucunun dava açtığı tarihten sonra, 659

sayılı KHK’nin 14. maddesi ile yapılan düzenleme uyarınca, reddedilen dava

konusu miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödeme zorunluluğu ile karşı

karşıya kaldığı görülmektedir.

30. Dava devam ederken başvurucuların aleyhine yapılan bu

değişikliğin, başvurucular tarafından önceden öngörülmesi beklenilemez. Bununla

birlikte, anılan bu düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiği de söylenemez. Bu durumda, düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin

ölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

31. Somut olayın koşulları bir bütün halinde

değerlendirildiğinde, başvurucunun maddi durumunun elverişsiz olması nedeniyle

lehine adli yardım kararı verildiği, ayrıca dava açıldığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek

tuttuğu ve hak kazandığı tazminatın 1/3’ünden fazlasını vekâlet ücreti adı

altında davalı idareye geri ödemek zorunda bırakıldığı ve açılan tazminat

davasının bu şekilde başvurucu açısından büyük ölçüde anlamsız hale geldiği

dikkate alındığında yapılan müdahalenin ölçülü olduğu söylenemez.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

2. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

33. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

34. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından başvurucuya net 8.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

35. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

Başvurucunun,

A. Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya

net 8.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

30/12/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Fatih UYALIM Vekili : Av. Recep SELÇUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1025, 30 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim
  15. C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1025
Tarih
30 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Ebru Aslan Başvurusu (B. No: 2013/8464)
  • Berat Kürşat Tosun Başvurusu (B. No: 2013/8437)
  • Hatice Şule Gölçüklü Başvurusu (B. No: 2013/1838)
  • Halil Güneş Başvurusu (B. No: 2014/3594)
  • Mehmet Reşit Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/583)
  • Bekir Dündar Başvurusu (B. No: 2014/3540)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.