İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Reşit Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/583)

1. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale F

Başvuru No2013/583Tarih10 Aralık 2014Okuma35 dk · 6.933 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Reşit Arslan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/583
R.G. Tarih-Sayı
4/4/2015-29316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.933 kelime·35 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun aldığı kararlar ve fiili

uygulamalarıyla uzaktan eğitim yoluyla katıldıkları yüksek öğrenimleri için

gerekli bilgisayar kullanımının ve kaynaklara ulaşımın kısıtlanmasının ve buna

ilişkin şikâyetin usul hükümleri gözetilmeksizin İnfaz Hâkimliği tarafından

reddedilmesinin eğitim ve öğrenim ile adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini

ileri sürmüşler ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/1/2013 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 30/6/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü

29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvuruculardan Mehmet Reşit Arslan’a 2/9/2014 tarihinde diğer başvuruculara

3/9/2014 tarihinde bildirilmiştir. Bakanlığın görüşlerine karşı cevaplarını,

başvurucular Mehmet Reşit Arslan ve Muharrem Genç 12/9/2014 tarihinde, Şehmus Özsubaşı 17/9/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu Sinan Akbayır

cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvurucular, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda terör suçundan hükümlü olarak bulunmaktadır.

8. Başvurucu Sinan Akbayır

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde,

başvurucu Muharrem Genç Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksek Okulunda ve

Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünde, başvurucu Mehmet Reşit Arslan Gazi

Üniversitesi Bilgi Yönetimi Bölümünde ve başvurucu Şehmus

Özsubaşı Kırıkkale Üniversitesi Bilgisayar

Programcılığı Bölümünde öğrencidir. Başvurucular uzaktan eğitim programına

uygun bilgisayar sınıfını kullanarak eğitimlerine devam etmektedir.

9. Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulu, 18/9/2012 tarih ve K.2012/104 sayılı kararı ile 2012–2013 eğitim ve

öğretim yılı uzaktan eğitim faaliyetlerinin planlanmasında, terör suçlusu

hükümlülerin mesai günleri 13:30–16:30 saatleri arasında personel nezaretinde

uzaktan eğitim sınıfına çıkarılmalarına karar vermiştir.

10. Anılan kararın gerekçe kısmı şöyledir:

“2011-2012 eğitim-öğretim yılında Kırıkkale

İnfaz Hâkimliği’nin 26/10/2012 tarih ve 2011/192-232

sayılı kararı ile uzaktan eğitime katılan hükümlülerin hafta içi mesai saatleri

içerisinde 08:00-12:00 ve 13:30-16:30 saatleri arasında uzaktan eğitim sınıfına

çıkartılmalarına karar verilmiş ve uygulanmıştır. 2011-2012 eğitim yılında

uzaktan eğitime çıkan hükümlülerin bir kısmının sevk gönderildiği bir kısmının

da eğitimlerini tamamladığı, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise yeni

hükümlülerin kayıt yaptırdıkları, bunlardan çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak

suçundan hükümlü A.G.’nin de uzaktan eğitime hak

kazanması nedeniyle uzaktan eğitim sınıfına çıkarılma saatlerinin yeniden

düzenlenmesine ihtiyaç duyulmuştur.7 hükümlünün terör, 1 hükümlünün de çıkar

amaçlı suç örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunması sebebi ile

uzaktan eğitim sınıfına çıkarılma saatleri kurum derslikleri de göz önünde

bulundurularak yeniden düzenlenmiştir,

Kurumumuzda 1 adet çini, 1 adet bilgisayar, 2

adet ağaç işleri, 1 adet anten kurulum sistemleri, 1 adet doğalgaz sıhhi

tesisat atölyesi, çeşitli kurslar ve sosyal - kültürel

faaliyetler için 1 adet derslik ve 1 adet uzaktan eğitim sınıfı bulunmaktadır.

Kurumumuzun Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olması nedeniyle 5275

sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen hükümlü ve tutukluların

barındırıldığı bunlardan terör suçu işleyenler ile tehlikeli sayılan tutuklu

hükümlü olduğu dikkate alındığında eğitim öğretim faaliyetleri, meslek kursları

ile sosyal kültürel faaliyetlere katılan tutuklu ve hükümlülerin suç grupları,

türleri, iyi hallilikleri, kurumda bulundukları süre

içerisinde tutum ve davranışları, kurumun ve görevli personelin güvenliği ile

hükümlü ve tutukluların güvenliği de dikkate alınarak oluşturulmaktadır. Bahse

konu faaliyetlerin yapılacağı alanlarda belirli sayıda ve özellikte güvenlik

unsurlarının da değerlendirilerek belirlenip inşa edildiği, bu alanların

dışında eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılacağı başka bir alanın da

bulunmaması, uzaktan eğitime katılacak hükümlülerin suç grupları itibari ile

bir arada bulundurulmasına hem yasal olarak hem de güvenlik nedeniyle imkân

bulunmaması, fiziki alan yetersizliği nedeniyle uzaktan eğitim için ikinci bir

sınıfın açılmasının da imkânının bulunmadığı, ikinci bir sınıfın açılması

halinde ise diğer hükümlü-tutukluların kullandıkları sosyal - kültürel

faaliyetler ile meslek kurslarına katılamayacakları ve böylelikle

eğitim-iyileştirme faaliyetlerinde diğer hükümlü-tutukluların hak kaybına neden

olacağı bu durumda hakkaniyete uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla; çıkar amaçlı suç örgütüne üye

olmak suçundan hükümlü A.G’nin

mesai günleri 08:30-12:00 saatleri arasında, terör suçlusu hükümlülerin ise,

mesai günlerinde 13:30-16:30 saatleri arasında personel nezaretinde uzaktan

eğitim sınıfına çıkarılmalarına, hükümlülerin 2012-2013 eğitim-öğretim yılı

için bu şekilde uzaktan eğitimden faydalanmalarına”

11. Başvurucular, Kurulun anılan kararının önceki eğitim ve

öğretim yıllarında belirlenenden daha az süre öngörmesi nedeniyle uzaktan

eğitim sınıfına çıkarılma saatlerinin artırılması ve anılan kararını iptali

için Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuşlardır.

12. İnfaz Hâkimliği, 14/11/2012 tarih ve E.2012/496,

K.2012/496 sayılı kararı ile "hükümlülerin

görmekte oldukları ve okumakta oldukları eğitim kurumlarının durumu, cezaevinin

imkânları ve hükümlülerin eğitim sınıfına çıkmadıkları saatlerde de okumakta

oldukları okullardan temin ettikleri ders kitaplarından çalışmak suretiyle

eğitimlerini sürdürmeleri imkân dâhilinde olduğu" gerekçesiyle

talebi reddetmiştir.

13. Anılan karara yapılan itiraz, Kırıkkale Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/12/2012 tarih ve 2012/820 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

14. Karar, başvuruculara 20/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiş

ve başvurucular 7/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

15. 16/5/2001 tarih ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun

4. maddesi şöyledir:

“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz

kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahedeye

tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve

tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere

ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan

disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya

yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme

kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve

tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri

raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar

vermek.

5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan

konulara ilişkin hükümler saklıdır.”

16. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(2) Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen

araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza

infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü

alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı yapılan

şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve

talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir.

(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır

bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya

avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz

hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz

kurumunda da alabilir.”

17. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesinin (3) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(3) Kapalı ve açık ceza infaz kurumları

ile çocuk eğitim evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde

kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve

gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları

gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü,

odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Adalet Bakanlığının uygun görmesi

hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumuna

alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya

örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir. "

18. 20/3/2006 tarih ve 2006/10218 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 90. maddesinin

(3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(3) Kapalı ve açık kurumlar ile çocuk

eğitim evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum

yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin

kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı

takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar

bulunduramaz. Ancak, Bakanlığın uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı

olarak bilgisayarın kuruma alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı

ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabilir.

(5) İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimi

göz önüne alındığında, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutum

ve davranışlarıyla, suç işlemek amacıyla kurulan silâhlı

örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle,

kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idare

ve gözlem kurulu kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ile

internetten yararlanmasına izin verilmez."

19. 2006/10218 sayılı Tüzük’ün 40.

maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi şöyledir:

“(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan

işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;

…

c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlüleri

gruplandırmak,

…”

20. 17/6/2005 tarihli Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri

Yönetmeliği’nde ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlülerin gözlem ve

sınıflandırılmalarına dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.

21. Bakanlığın Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların

Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümlere ilişkin 46/1 Sayılı

Genelgesi’nde uzaktan eğitime katılacak öğrencilerin, personel nezaretinde

internetten yararlandırılabilecekleri belirtilmiştir.

2. Uluslararası Belgeler

22. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (89) 12 sayılı “Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim” konulu

tavsiye kararı ile ceza infaz kurumlarındaki eğitim hakkında üye devletlerce

benimsenmesi önerilen temel ilkeler şunlardır:

“1. Bütün hükümlü ve tutukluların, meslekî eğitim,

yaratıcı ve kültürel faaliyetler, bedensel eğitim, spor, sosyal eğitim ve

kütüphane tesislerini ihtiva edecek şekilde tasarlanmış bir eğitime sahip

olması sağlanacaktır.

2. Hükümlü ve tutuklulara verilecek eğitimin,

dış dünyada aynı yaş gruplarına sağlanan eğitimle aynı olması sağlanacak ve

öğrenme fırsatlarının alanı olabildiğince geniş tutulacaktır.

3. Ceza infaz kurumlarında eğitim; kişinin

sosyal, ekonomik ve kültürel şartlarını akılda tutarak onu bir bütün hâlinde

geliştirmeyi hedefleyecektir.

4. Ceza infaz kurumları sisteminin yönetimine

katılanların ve ceza infaz kurumlarını yönetenlerin hepsi eğitimi mümkün

olabildiğince daha fazla destekleyecek ve kolaylaştıracaktır.

5. Hükümlü ve tutukluların, eğitimin bütün

yönlerine aktif olarak katılmasını teşvik etmek için her türlü çaba

gösterilecektir.

6. Ceza infaz kurumları eğitimcilerinin, uygun

yetişkin eğitim metotlarını benimsemelerinin sağlanması için geliştirme

programları temin edilecektir.

7. Özel zorlukları olan hükümlü ve tutuklulara

ve özellikle okuma yazma problemi olanlara özel itina gösterilecektir.

8. Meslekî eğitim, bireyin daha geniş olarak

geliştirilmesine olduğu kadar, iş piyasasındaki ihtiyaçlar da dikkate alınarak

düzenlenecektir.

9. Hükümlü ve tutuklular haftada en az bir

kez, iyi düzenlenmiş bir kütüphaneye gidebilmelidir.

10. Hükümlü ve tutukluların beden eğitimi

çalışmaları yapmaları ve spor faaliyetlerine katılmaları teşvik edilmelidir.

11. Yaratıcı ve kültürel faaliyetlere önemli

bir rol verilecektir. Çünkü bu faaliyetler hükümlü ve tutukluların kendilerini

ifade etmelerinde ve geliştirmelerinde özel bir potansiyele sahiptir.

12. Sosyal eğitim, topluma geri dönmesini

kolaylaştırmak amacıyla, hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarındaki

günlük yaşamını idare etmesini sağlayacak uygulanabilir unsurları içine

almalıdır.

13. Mümkün olan her durumda hükümlülerin ceza

infaz kurumları dışında eğitime katılmasına izin verilmelidir.

14. Eğitimin ceza infaz kurumları içerisinde

verilmesi gereken hâllerde, kurum dışından da destek alınmalıdır.

15. Hükümlü ve tutukluların salıverilme

sonrasında da eğitimlerine devam etmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.

16. Hükümlü ve tutukluların uygun eğitim

almalarını sağlayacak malî kaynak, alet, donanım ve öğretim personeli hazır

bulundurulmalıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 7/1/2013 tarih ve 2013/583 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda uzaktan eğitim kapsamında

bilgisayar üzerinden lisans eğitimine katıldıklarını, bu sebeple bilgisayar

odasının kullandırılmasının eğitim faaliyeti için gerekli olduğunu, ancak idare

ve gözlem kurulunun aldığı kararla bu sınıftan yararlanmalarının haftada onbeş saate indiğini, bu sürenin eğitim ve öğretim

faaliyetleri için yeterli olmadığını, ayrıca sınıfa giderken ceza infaz kurumu

idaresinin arama yaparak bu faaliyete fiili olarak ve yıldırmak suretiyle engel

olmaya çalıştığını, bilgisayarlardaki internete erişimin sınırlı olmasının da

proje ve ödevlerin yapılmasına imkân vermediğini, buna ilişkin şikâyetlerin

infaz hâkimliği tarafından duruşma ve keşif yapılmaksızın, tanık ve sorumlular

dinlenmeden reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 10., 17., 35., 36., 40. ve

42. maddelerinde tanımlanan eşitlik ilkesi, kötü muamele yasağı, mülkiyet, adil

yargılanma, etkili başvuru ve eğitim ve öğrenim haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler, kısıtlamanın kaldırılması ve tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

25. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucular,

haklarının keyfi sınırlandırılmasına imkân veren mevzuatın değiştirilmesine

ilişkin taleplerinin doğrudan Anayasa Mahkemesinin önüne getirilememesinin

etkili başvuru hakkını, siyasi ve etnik kimlikleri nedeniyle eğitim araçlarının

kullandırılmasının sınırlandırılması ve eğitime giderken arama gibi sıkı

güvenlik önlemlerinin uygulanmasının kötü muamele yasağı, suç ve cezaların

kanuniliği ve eşitlik hakkına aykırı olduğunu ve kendilerine ait bilgisayar

gibi eğitim araçlarının belirli saatlerde kullanılmasına izin verilmemesinin

mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların değişik haklar

temelinde ileri sürdüğü iddiaların özü, eğitim haklarının değişik gerekçelerle

ve uygulamalarla sınırlandırılması ile bu konudaki şikâyetlerinin infaz

hâkimliği tarafından adil yargılanma hakkı temelinde değerlendirilmediğine

ilişkindir. Bu sebeple başvurucuların iddiaları adil yargılanma ve eğitim

öğrenim hakları çerçevesinde incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

26. Başvurucular, uzaktan eğitim kapsamında bilgisayar

odasından yararlanmaları gereken sürenin ceza infaz kurumu idaresince makul

olmayan ve kabul edilemeyecek gerekçelerle sınırlandırılması üzerine Kırıkkale

İnfaz Hâkimliği nezdinde yaptıkları şikâyetin duruşma ve keşif yapılmaksızın

sorumlu görevliler dinlenmeden ve başvurucuların katılımı sağlanmadan, açık ve

adil bir yargılama yapılmaksızın reddedilmesinin adil yargılanma haklarını

ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

27. Bakanlık görüş yazısında, iddiaların bir disiplin

cezasına yönelik olarak infaz hâkimliğine yapılan bir şikâyete ilişkin

olmadığını, infaz hâkimliğinin ilgili kanun uyarınca dosya üzerinden inceleme

yapabileceğini ve bu hususun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin ihlali olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

28. Başvurucular Mehmet Reşit Arslan, Muharrem Genç ve Şehmus Özsubaşı Bakanlık görüşüne

karşı beyanlarında özetle, infaz hâkimliğinin duruşmasız yargılama yapmasının

adil yargılanma hakkına uygun olarak değerlendirilemeyeceğini, duruşma

yapmamanın istisna olması gerektiğini, ancak tam tersi bir durumun olduğunu,

dosya üzerinden inceleme yapmanın idare lehine karar vermek olduğunu ileri

sürmüşlerdir. Başvurucu Sinan Akbayır, Bakanlık

görüşüne karşı beyan sunmamıştır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

30. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

31. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (B.No:

2012/13, 2/7/2013, § 38).

35. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B.No:

2012/917, 16/4/2013, § 21).

36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre

Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak ve

yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşmenin 6. maddesi bir kimsenin “medeni

hak ve yükümlülükleri”nin

karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde uygulanır. Sözleşmenin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni”

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunması

gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık, en azından savunulabilir bir şekilde iç

hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar

ve yükümlülükler” ile ilgili olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık

konusu “haklar ve yükümlülükler”,

Sözleşme’deki anlamıyla “medeni” olmalıdır. Son olarak adil yargılanma hakkının

kapsamına alınması istenen usulün, medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir

uyuşmazlığı karara bağlaması gerekir (B.No:

2013/3912, 6/2/2014, § 21).

37. Somut olayda infaz hâkimliğinin hükümlü ve tutuklular

(mahkûmlar) hakkındaki disiplin kararları dışında olan ve ceza infaz kurumunun

idari işlerine ilişkin yapılan şikâyetlerin “medeni

hak ve yükümlülükler” kapsamında kalıp kalmayacağının ve infaz

hâkimliğinin yargı yeri olarak kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi

gerekmektedir.

38. AİHM’in, Sözleşme’nin 6. maddesine dair

benimsediği dinamik yorum anlayışı Mahkeme’nin medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili soyut bir tanımlama yapmaktan kaçınmasına neden olmaktadır. Medeni hak

ve yükümlülük kavramı, ilke olarak, özel hukuk davalarını Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması altına almaktadır. Fakat AİHM, geliştirdiği içtihatla, özel

kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yanında, kamu hukuku özellikleri ağır basan,

devlet ile birey arasındaki uyuşmazlıkları da medeni hak ve yükümlülük

kavramına dâhil etmekte ve 6. maddenin kapsamına girdiğini ortaya koymaktadır. AİHM’in bu yaklaşımı, Avrupa devletlerinin, devletlerin

kamu gücüne dayanan bir imtiyazı kullandığı alanlarda da hukuk yolları sağlama

eğilimi ile uyumludur (B.No:

2013/3912, 6/2/2014, § 23).

39. Adil yargılanma hakkının bir insan hakkı olarak

kavranmasının bir sonucu olarak AİHM’in geliştirdiği

içtihatlar ile “medeni hak ve yükümlülükler”

deyiminin kapsamını genişletmesinin en önemli sonucu adil yargılanma

hakkının norm alanının genişlemesi olmuştur. Adil yargılanma hakkının norm

alanının genişlemesinin bir sonucu olarak, bireyler sahip olduklarını iddia

ettikleri tüm yasal hak ve yükümlülükleri talep edebilir; aynı zamanda devletin

bu hak ve yükümlülüklere yaptığı her türlü müdahaleye yargı önünde itiraz

edebilirler (B.No:

2013/3912, 6/2/2014, § 24).

40. Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma

hakkının kapsamının belirlenmesinde de AİHM’in “medeni hak ve yükümlülükler” deyiminin

kapsamını genişletme eğilimi göz önüne alınmalıdır. AİHM, “medeni hak ve yükümlülükler” deyimini,

hangi hukuk alanına girdiğine ve devletin müdahale edip etmediğine bakmaksızın,

bir kişinin sahip olduğu, savunulabilecek hak ve yükümlülükleri kapsayacak

şekilde genişletme eğilimindedir (B.No:

2013/3912, 6/2/2014, § 26).

41. Mahkûmların cezaevinde tutulmaları sürecinde cezaevi

idaresinin işlemleri nedeniyle karşılaşabilecekleri ve 4675 sayılı Kanun’un 4.

maddesinde infaz hâkimliğinin görevleri arasında sayılan durumların,

mahkûmların cezaevinin getirdiği doğal kısıtlamalar temelinde korunan hakları

için güvence oluşturması için kabul edildiği söylenebilir. Bu haklar somut

olarak sayılmamış ise de her mahkûmun cezaevinde bulunmanın getirdiği

kısıtlamalar çerçevesinde tüm temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu açıktır (§

63). Dolayısıyla infaz hâkimliğinin görevleri arasında sayılan durumlar “medeni hak ve yükümlülükler” kapsamında

kabul edilmelidir.

42. İnfaz hâkimliğinin yargı yeri olup olmadığı konusunda, AİHM’in, Sözleşme’nin 6. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı bağlamında mahkemeyi, ulusal kanunlarda mahkeme olarak

nitelendirilmiş olup olmadığına bakmaksızın, belli bir usul izleyerek ve hukuk

kurallarına dayanarak, gerektiğinde devlet zoruyla yerine getirilmesi mümkün

olan karar verme yetkilerini elinde tutan organ olarak nitelendirmesi esas

alınmalıdır (B.No. 2013/3912, 6/2/2014, § 35; ayrıca

bkz. Sramek/Avusturya,

B. No: 8790/79, 22/10/1984, § 36). İlgili karar organının mahkeme olarak

nitelendirilebilmesi için ayrıca dava konusu olayı hem maddi hem de hukuki

açıdan inceleme yetkisine sahip olması (bkz. Belilos/İsviçre, B.No:

10328/83, 28/4/1988, § 70) ve dava konusunu bağlayıcı bir şekilde sonuçlandırma

yetkisinin bulunması gereklidir (bkz. Findlay/İngiltere, B.No: 22107/93,

25/2/1997, § 77).

43. Bu tanıma göre yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir

hukuki uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu

kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları

arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya

düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasıdır

(B.No. 2013/3912, 6/2/2014, § 36). Dolayısıyla infaz

hâkimliği, mahkûmlar ve cezaevi idaresi arasında meydana gelebilecek

uyuşmazlıkları çözüme kavuşturan ve kendi yargılama usulü çerçevesinde kesin

karara ulaştıran bir yargı merciidir.

44. Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde

başvurucuların, uzaktan eğitim için bilgisayar odasında geçirmeleri gereken

sürenin kısıtlanmasına ilişkin olarak infaz hâkimliğine yaptıkları şikâyetin

duruşma yapılmaksızın, beyanları alınmadan, keşif yapılmadan ve sorumluları

dinlenmeden dosya üzerinden karara bağlanmasına ilişkin iddialarının adil

yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir.

i. Duruşmalı Yargılama Yapılmadığına Dair

İddialar

45. 6216 sayılı Kanun'un 'Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi' kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

46. Anılan kanuni düzenlemeden de anlaşıldığı üzere Anayasa

Mahkemesi, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar

verebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret olan ya da temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan

yoksun kabul edilebilir (B.No:

2012/665, 13/6/2013, § 20).

47. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar

verilebilir.”

48. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa’nın 141. maddesinde

düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Yargılamanın

açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama

faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği

önlemektir. Bu yönüyle ilke hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme

araçlarından birini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın mutlaka

duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine

uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı

yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara

bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (B.No: 2013/664, 17/9/2013, § 107).

49. Duruşmalı yargılama ilkesi, adil yargılanma hakkının

gereklerinin bir bütün olarak uygulanmasını gerektiren ilk derece

mahkemelerindeki ceza davalarında (bkz. Findlay/Birleşik Krallık, B.No:

22107/93, 25/2/1997, § 79)

ve kişinin, duruşmada, kendi savunmasını yaparken lehe delilleri ortaya

koyması, aleyhe delilleri dinlemesi ve tanıkların sorgu ve çapraz sorgusuna

katılması gibi haklarının bulunduğu durumlarda bilhassa önemlidir

(bkz. Jussilia/Finlandiya, B.No:

73053/01, 23/11/2006, § 40).

50. Diğer taraftan duruşmalı yargılama

ilkesi her yargılama için mutlak bir yükümlülük değildir. Bu durum, kişinin

kendi özgür iradesi ile açık veya zımni olarak duruşmadan feragat edebilmesinin

adil yargılanma hakkı açısından mümkün olmasının bir sonucudur (bkz. Hakansson ve Sturesson/İsveç, 11855/85,

21/2/1990, § 66). Dolayısıyla mahkemelerde duruşmalı yargılama gerektirmeyen

usul hükümlerinin uygulanabilmesi de mümkündür. Özellikle ceza yargılaması

dışındaki yargılamalarda, yargılamaya konu olguların güvenilir veya duruşma

gerektirecek bir itiraza konu olmaması durumunda ve mahkemelerin, tarafların

sunduğu belgeler ve diğer yazılı materyallerle adil ve makul karar verebileceği

durumlarda duruşmalı yargılama yapılması gerekmeyebilir (Benzer kararlar için

bkz. Jussilia/Finlandiya, § 40; Döry/İsveç, B.No. 28394/95, 12/11/2002, § 37; Pursiheimo/Finlandiya,

B.No: 57795/00, 25/11/2003).

Bununla birlikte yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetli yargılama

temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda duruşma yapılmaması

yargılamanın bir bütün olarak adil olmasını engelleyebilir (bkz. Göç/Türkiye, B.No: 36590/97, 11/7/2002, § 51).

51. Somut olayda başvurucuların, uzaktan eğitim sınıfının

saatlerinin kısıtlanmasına ilişkin şikâyetleri, infaz hâkimliği tarafından 4675

sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca dosya üzerinden

inceleme yapılarak karara bağlanmıştır. “Klasik

anlamda” bir mahkeme niteliğinde olmayan infaz hâkimliği, “medeni hak ve yükümlülükler” kapsamında

bir yargılama yapmaktadır. Bu nedenle ceza yargılamasındaki suç isnadı

çerçevesinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen

güvencelerin infaz hâkimliği yargılamasında sağlanması gerekmez.

52. İnfaz hâkimliklerinin görevi 4675 sayılı Kanun’un 4.

maddesi gereğince mahkûmların, cezaevinin idari uygulamalarına karşı

şikâyetlerini değerlendirmektir. Bu şikâyetler cezaevi idaresinin mahkûmlar

hakkında aldığı idari karar ve işlemlere yöneliktir. Dolayısıyla infaz

hâkimliğinin duruşmasız karar vermesi adil yargılanma ilkesine bir müdahale

olarak değerlendirilmemelidir. Somut olayda başvurucuların, uzaktan eğitim

sınıfı kullanımının kısıtlanmasına ilişkin iddiaların duruşma yapılmaksızın

dosya üzerinden tarafların sunduğu belgeler ve diğer materyaller çerçevesinde

değerlendirilmiş olmasının, infaz hâkimliğinin yaptığı yargılamayı bir bütün

halinde adil olmaktan çıkardığına dair somut herhangi bir bilgi ve belge

sunamadıkları anlaşılmaktadır.

53. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Başvurucuların Adil Yargılanma Hakkına

İlişkin Diğer İddiaları

54. Başvurucular infaz hâkimliğinin keşif yapmadan karar vermesinin

adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

55. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun, yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının, derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

56. Başvurucuların keşif yapılmamasına ilişkin iddialarının,

esas itibarıyla infaz hâkimliği ve itiraz mercii tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ilişkin olduğu,

yürütülen yargılama sırasında başvurucuların, karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz

etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla

karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi yapılan yargılama ve

kurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik de tespit edilmemiştir

57. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Eğitim Öğrenim Hakkının İhlali İddiaları

58. Bakanlık görüşünde, bireysel başvurunun kabul

edilebilirliğine ilişkin bir değerlendirmede bulunulmamıştır.

59. Başvurucuların Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen

eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

60. Anayasa'nın "Eğitim

ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından

yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve

düzenlenir."

61. Sözleşme’ye ek Türkiye'nin taraf olduğu 1

No.lu Protokol'ün "Eğitim hakkı"

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. … "

62. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda uzaktan eğitim kapsamında

bilgisayar üzerinden lisans eğitimine katıldıklarını, bu sebeple uzaktan eğitim

sınıfının kullandırılmasının eğitim faaliyeti için önemli olduğunu, ancak idare

ve gözlem kurulunun aldığı kararla bu sınıftan yararlanmalarının haftada onbeş saate indirildiğini, bu sürenin eğitim ve öğretim

faaliyetleri için yeterli olmadığını, ayrıca sınıfa girerken ceza infaz kurumu

idaresinin arama yaparak bu faaliyete de fiili olarak yıldırmak suretiyle engel

olmaya çalıştığını, bilgisayarlardaki internete erişimin sınırlı olmasının da

proje ve ödevlerin yapılmasına imkân vermediğini belirterek eğitim ve öğrenim

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

63. Bakanlık, görüş yazısında, Anayasa Mahkemesi ve AİHM

kararlarına atıfta bulunarak eğitim hakkının demokratik bir toplumda temel bir

yer işgal ettiğini, önemine rağmen bu hakkın mutlak olmadığını, doğası gereği

Devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden zımnen kabul edilen

bazı kısıtlamalar olabileceğini, somut olayda cezaevi idaresinin yeni bir

uzaktan eğitim sınıfı açma imkânı olmadığının belirtildiğini, farklı suçlardan

hükümlü olanların aynı sınıfta olmasının güvenlik riski oluşturacağı

gözetilerek ders saatlerinde düzenleme yapıldığını ve hükümlülere diğer ders

materyalleri ile derslerine çalışma imkânlarının verildiği hususlarının

gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.

64. Başvurucular Mehmet Reşit Arslan, Muharrem Genç ve Şehmus Özsubaşı’nın Bakanlık

görüşüne karşı beyanlarında genel olarak başvuru formunda ileri sürdükleri

iddialarını tekrar ederek cezaevi tarafından yapılan kısıtlamanın, yüksek

öğrenimi asgari düzeyde devam ettirme imkânını ortadan kaldırdığını, uzaktan

eğitime ilişkin tüm materyallere niteliği itibarıyla bilgisayar üzerinden

ulaşılabildiğini, derslere bilgisayar üzerinden katılma zorunluluğunu saat

kısıtlaması yüzünden yerine getiremediklerini, internet sınırlaması yüzünden de

derslere yönelik araştırmaları yapamadıklarını ileri sürmüşlerdir.

a. Genel İlkeler

65. Mahkûmlar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka

uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”

şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§

29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde bir karar için bkz.

Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte

cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin

sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir

makul gerekliliklerin olması durumunda bu haklar sınırlanabilir. Ancak bu

durumda dahi mahkûmların haklarına yönelik yapılacak sınırlandırmalar temel hak

ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olarak ölçülü olma şartlarını taşımalıdır (Aynı yönde bir karar için bkz.

Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık,

B.No. 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75,

7136/75, 25/3/1983, §§ 99-105).

66. Eğitim, sınırlı kaynaklar da gözetildiğinde karmaşık ve

masraflı bir faaliyettir. Devlet, eğitime erişimi nasıl düzenleyeceğine karar

vermek için eğitim ihtiyaçları ile bunları karşılayacak sınırlı imkânlar

arasında denge kurmak zorundadır. Ancak, diğer kamu hizmetlerinden farklı

olarak eğitim, Anayasa ve Sözleşme uyarınca doğrudan güvence altına alınmış bir

haktır. Ayrıca, eğitim çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan

faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir

hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı

için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (bkz.

Velyo Velev/Bulgaristan, B.No:16032/07,

27/5/2014, § 32).

67. Öte yandan eğitimin toplum için taşıdığı öneme karşın,

eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Eğitimin niteliği gereği

devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara

tabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar,

toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere

göre, zaman ve mekân içinde değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, devletler bu

konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına

sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe

artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı

olarak azalmaktadır (B.No:

2012/782, 26/6/2014, § 37; Ponomaryovi/Bulgaristan, 5335/05, 21/6/2011, § 50).

68. Anayasa'nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim

hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe

negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülen ilköğretim dışında

devletin tüm bireylere eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de

yüklememektedir (B.No:

2012/782, 26/6/2014, § 32). Bununla birlikte kamu otoriteleri, katılma imkânı

sağlanan eğitim ve öğretime herkesin etkin bir şekilde katılabilmesini

sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim ve öğrenim hakkı belli bir

zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını güvence altına

almaktadır (bkz. Belçika Eğitim Dili Davası,

B.No: 1474/62, 1677/62, 1691/62, 1769/63, 1994/63, 2126/4,

23/7/1968; Ponomaryovi/Bulgaristan, B.No:

5335/05, 21/6/2011; Catan

ve diğerleri/Moldovya Cumhuriyeti ve Rusya, B.No:

43370/04, 19/10/2012; Kjeldsen, Busk Madsen

ve Pedersen/Danimarka, 5926/72, 7/12/1976, § 53). Böylelikle eğitim

hakkı, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk, orta ve

yüksek öğrenim seviyelerini de kapsar (B.No:

2012/782, 26/6/2014, § 35; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kjeldsen, Busk Madsen

ve Pedersen/Danimarka, 7/12/1976, § 50; Leyla Şahin/Türkiye, 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).

69. Anayasa’nın 42. maddesinde ve Sözleşme’ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesinde eğitim hakkının sınırlandırılmasına

ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte Anayasa’nın 42.

maddesinde “öğrenim hakkının kapsamı kanunla

tespit edilir ve düzenlenir” ifadesi ile eğitimin karmaşık ve

masraflı yapısı gözetilerek devlete bir takdir alanı yaratılmıştır. Bu takdir

alanı, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaç ve kaynakları

ile eğitimin farklı düzeylerine özgü nitelikleri açısından zaman ve mekâna göre

değişebilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine de takdir alanı içinde yapılacak

düzenlemelerdeki kısıtlamaların kabul edilebilir olup olmadığı

değerlendirilirken kısıtlamaların kişiler açısından öngörülebilir olup

olmadığına, meşru amaç izlenip izlenmediğine ve başvurulan araç ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunup bulunmadığına

bakılmalıdır (bkz. Leyla Şahin/Türkiye,

§ 154). Dolayısıyla eğitim hakkının özüne dokunan ve etkinliğini ortadan

kaldıran kısıtlamalardan korunmak için bu kısıtlamaların öngörülebilir olması

ve meşru amaç çerçevesinde ölçülü olarak yapılması gereklidir.

70. Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim hakkının

sınırlandırılmasında Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanında kalan diğer

haklardan farklı olarak belirli ve sınırlı meşru amaçlar düzenlenmemiştir

(Benzer bir karar için bkz. Velyo Velev/Bulgaristan, § 32). Bu durumun,

devletin takdir alanının sınırsız olduğu sonucunu doğurduğu söylenemez. Zira

Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak olan eğitim hakkının kısıtlanmasında

yukarıdaki paragrafta da belirtildiği gibi kanunilik, meşru amaç, demokratik

toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gerekleri ve ölçülülük ilkesi

aranacaktır.

71. Eğitim hakkı, devleti belli eğitim kurumlarını kurma ve

destekleme yükümlülüğü altına sokmamaktadır. Bununla birlikte, kurulan ve

desteklenen bir eğitim kurumuna etkili bir şekilde erişimi sağlamak devlet için

bir yükümlülüktür (bkz. Ponomaryovi/Bulgaristan, § 49). Bu kapsamda

Anayasa’nın 42. maddesi ve Sözleşme’nin eki 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesinin

ceza infaz kurumlarında mahkûmlara eğitim ve öğrenim faaliyeti imkânları

sağlanması için bir düzenleme yapılmasını güvence altına aldığı söylenemez

(Aynı yönde kararlar için bkz. Durmaz, Işık,

Unutmaz ve Seza/Türkiye [kabul edilebilirlik kararı (k.k.)], B. No: 46506/99 46569/99 46570/99, 4/9/2001; Epistatu/Romanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013, § 62

ve 63). Ancak ceza infaz kurumlarında mahkûmların eğitimi için bir kurum

açılmışsa mahkûmiyetin doğal sonuçları çerçevesinde mahkûmların eğitim

faaliyetine erişiminin sağlanması gerekmektedir.

72. Anayasa’nın 42. maddesi devlete ceza infaz kurumlarında

mahkûmlara eğitim öğrenim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük

yüklememiştir. Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun’da, İnfaz Tüzüğü’nde ve

Adalet Bakanlığı Genelgelerinde mahkûmlar için eğitsel, kültürel ve sosyal

faaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetlerin mahkûmların topluma

kazandırılmasındaki önemi ortaya konulmuş (§§ 15-21) ve yasal olarak devlet,

mahkûmlara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğrenim

sağlama yükümlülüğü altına girmiştir. Uluslararası belgelerde de aynı husus

dile getirilmiş, tutuklu ve mahkûmların eğitim faaliyetlerine katılmalarının

sağlanması gerektiği vurgulanmıştır (bkz. § 22). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’de olmayan bir yükümlülük ceza infaz kurumunun

imkânları da gözetilerek yasalarla ortaya konulmuştur. Bu çerçevede ceza infaz

kurumunda sağlanan bir eğitim faaliyetine erişimin engellenmemesi ceza infaz

kurumu için bir zorunluluktur.

73. Yasalar uyarınca mahkûmlara tanınan eğitim hakkının

sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’de

bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesi ile sınırsız bir takdir alanı olduğu

söylenemez. Bu durumda dahi Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme esas

alınmalıdır. Anayasa’nın 13. maddesindeki sınırlamanın sınırı belirlenirken

mahkûmlar açısından cezaevinde bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz

önünde tutulmalıdır. Zira mahkûmların temel hak ve hürriyetlere genel olarak

sahip olmaları, bu hakların mahkûmlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler

kadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir. Ceza infaz

kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında mahkûmların hakları ceza infaz kurumuna

girmekle zaten sınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynı değerlendirme

mümkündür. Eğitim hakkı çerçevesinde eğitim ve öğrenim faaliyetlerine katılımın

ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması halinde bu katılımın

cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi

gerekir. Ancak her halükarda böyle bir imkânın

tanınmasından sonra sınırlanması durumunda da öngörülebilirlik, meşru amaç, demokratik

toplumun gerekleri ve ölçülülük ilkeleri gözetilmelidir.

b. Genel İlkelerin Uygulanması

74. Mevcut yasal düzenlemeler (§§ 15-21) ve Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesinin tavsiye kararları (§ 22) kapsamında ceza infaz

kurumlarında mahkûmlara yönelik eğitim ve öğrenim olanaklarının sağlanması

gerekli olmasına rağmen Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkı

Devlete böyle bir yükümlülük yüklememektedir (Bkz. Benzer yöndeki karar için Napoli/İtalya, B.No: 26161/95, 18/5/1998; Epistatu/Romanya, B.No: 29343/10,

23/9/2013, § 63). Ancak böyle bir yükümlülüğün olmamasına rağmen Devlet

tarafından eğitim imkânlarının sağlanması durumunda eğitim hakkının

kısıtlanmasında yukarıda belirtilen ilkeler temelinde hareket edilmelidir.

75. Başvuru konusu olayda, başvurucular uzaktan eğitim ile

yüksek öğrenimlerine başlamışlar ve cezaevi idaresi de Bakanlığın genelgesi

uyarınca başvurucuların eğitim faaliyetlerine katılabilmeleri için uygun bir

bilgisayar odası temin etmiştir. 2011/2012 eğitim-öğretim döneminde

başvurucular kendilerine tanınan imkânlar çerçevesinde eğitim faaliyetlerine

devam etmişlerdir. Ancak 2012/2013 eğitim-öğretim yılında çıkar amaçlı suç

örgütüne üye olmak suçundan hükümlü bir kişinin de uzaktan eğitime başlaması

nedeniyle güvenliğin sağlanması amacıyla bilgisayar odasının kullanımında yeni

bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine cezaevi idare ve gözlem

kurulu, 5275 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanarak bilgisayar odasını

kullanma saatlerini başvurucular açısından kısıtlamıştır. Diğer taraftan

başvurucular, bilgisayar odasının kullanılmasının da tek başına yeterli

olmadığını ve odalarına bilgisayarlarını taşıyarak kullanmalarının

engellendiğini, bilgisayar odasına gidiş ve gelişlerde uygulanan sıkı güvenlik

tedbirlerinin eğitimden yıldırmak için yapıldığını belirtmişlerdir. Ayrıca

bilgisayarların internet bağlantısının sınırlandırılmasının ödev veya hazırlık

çalışması yapma imkânını ortadan kaldırdığı ileri sürülmüştür.

76. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde eğitim sınıflarına

giderken ve gelirken arama yapılması cezaevinde güvenliğin ve disiplinin

sağlanması için makul kabul edilmelidir. Bu tür güvenlik tedbirlerinin

uygulanması başlı başına eğitim hakkının engellenmesi olarak değerlendirilemez.

Diğer taraftan, yüksek güvenlikli bir cezaevinde başvurucuların

bilgisayarlarını odalarına sokmasına izin verilmemesi ve internet imkânının

kısıtlanması da Anayasa’nın 42. maddesinde koruma altına alınan eğitim

hakkından yoksun bırakılma olarak kabul edilmemelidir (Benzer kararlar için

bkz. Georgiou/Yunanistan,

B.No: 45138/98, 13/1/2000; Durmaz ve diğerleri/Türkiye, B.No:

46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99, 4/9/2001; Arslan/Türkiye, B.No: 31320/02,

1/6/2006; Mehmet Veysi Özel/Türkiye,

B.No: 4243/09, 22/10/2013).

77. Cezaevi idaresinin, başvuruculara tanınan eğitim hakkına

müdahale edip etmediğinin ortaya konulması gereklidir. Cezaevi idare ve gözlem

kurulu 2011/2012 eğitim-öğretim yılında başvuruculara bilgisayar odasını 21

saat kullanma imkânı tanımıştır. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise çıkar

amaçlı suç örgütüne üye olmaktan hükümlü başka bir mahkûmun da uzaktan eğitime

başlaması üzerine güvenlik sebebiyle terör suçluları açısından bilgisayar

kullanım saatleri kısıtlanarak haftada 15 saate indirilmiştir. Başvurucuların

bilgisayar odasını kullanmaları tamamen ortadan kaldırılmamış, ancak mevcut

bilgisayar odasından başka bilgisayar kullanma imkânı olmadığından kullanım

saati azaltılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların, bilgisayar odasını kullanma

süresi kısıtlanarak eğitim hakkına müdahale edilmiştir.

78. Eğitim hakkına ilişkin her türlü kısıtlamaların

öngörülebilir olması ve meşru amaç çerçevesinde orantılı olarak yapılması

gerekir. Anayasa’nın 42. maddesi cezaevlerinde eğitim olanaklarının sunulmasına

dair pozitif bir yükümlülük öngörmemiştir. Buna rağmen cezaevi tarafından

eğitim imkânlarının sağlanması durumunda, eğitim hakkının keyfi ve makul

olmayan bir şekilde sınırlandırılmasının da kabul edildiği söylenemez.

79. 5275 sayılı Kanun ve İnfaz Tüzüğü uyarınca (§§ 17-18)

tehlikeli veya örgüt suçundan ceza almış mahkûmlar için eğitim ve öğrenim

faaliyetlerine katılımın sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla

cezaevi idare ve gözlem kurulunun uzaktan eğitim sınıfının kullanım saatlerini

kısıtlaması öngörülebilir bir durumdur. Ayrıca Anayasa’nın 42. maddesinde

düzenlenen eğitim hakkı ve yasal düzenlemeler her mahkûmun eğitim

faaliyetlerinin tamamına katılmasının sağlanmasını güvence altına almamıştır.

Cezaevinde bulunmanın getirdiği doğal sonuçlar çerçevesinde ve imkânlar

kapsamında eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu nedenle

başvurucuların, yüksek güvenlikli bir cezaevinde kendilerine tanınan eğitim

imkânlarının kısıtlanabileceğini öngörmeleri beklenmelidir. Her eğitim-öğretim

yılında idare ve gözlem kurulunun yasal olarak kendisine verilen yetki uyarınca

(§18) uzaktan eğitim faaliyetinin katılım planlamasını yapması da eğitim

açısından öngörülebilirliğin sağlanmasına yöneliktir.

80. Eğitim hakkının kısıtlanmasında Anayasa ve Sözleşme’de sınırlı sayıda belirtilmiş meşru amaçlar

listesi bulunmamaktadır. Bu nedenle özellikle mahkûmlar açısından eğitim

hakkında yapılacak düzenlemelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen genel

ilkeler çerçevesinde meşru amaçların ne olabileceği hususunda devletin geniş

bir takdir alanı bulunmaktadır. Bu nedenle cezaevi idare ve gözlem kurulunun

cezaevinin güvenliğini sağlamak amacıyla uzaktan eğitim sınıfının kullanımını

sınırlamasının meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı kabul edilmelidir.

81. Eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve

sınırlama arasındaki dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu

dengeyi sağlarken meşru amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile

hakkın sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılık

değerlendirilmelidir. Anılan orantılılık incelemesinde dikkat edilmesi gereken

bir husus da meşru amaç çerçevesindeki beklentilerin makul ve kabul edilebilir

olup olmadığıdır.

82. Cezaevi idare ve gözlem kurulu, İnfaz Tüzüğü’nün (§ 19)

kendisine verdiği yetki kapsamında mahkûmları sınıflandırmakta ve gruplara

ayırmaktadır. Bu sınıflandırmada öncelikle ilgili yönetmelik (§ 20) ve daha

sonra mahkûmların kişisel özellikleri ve disiplin durumu gözetilmektedir. Tüm

bu kıstaslar değerlendirildikten sonra sınıflandırma ve gruplandırma

yapılmaktadır. Başvurucuların bulunduğu Kırıkkale Ceza İnfaz Kurumunun, F Tipi

yüksek güvenlikli cezaevi statüsünde olması bu sınıflandırmanın önemini daha da

arttırmaktadır. Zira terör veya çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçlarından

ceza almış ve tehlikeli hükümlülerin bulunduğu F Tipi cezaevlerinde güvenliğin

ve disiplinin sağlanması sadece idare için değil mahkûmların güvenliği için de

önemlidir. Bu nedenle belirli suçlardan hüküm giymiş veya disiplin açısından

tehlikeli olan mahkûmların bir arada bazı faaliyetlere katılmasının

engellenmesi kabul edilebilir bir durumdur.

83. Başvuru konusu olayda idare ve gözlem kurulu, aynı

uzaktan eğitim sınıfında olmasına rağmen bireysel olarak yürütülmesi gereken

uzaktan eğitim faaliyetinden yararlanma hususunda hükümlülerin işledikleri suç

temelinde bir kısıtlama yapmıştır. Bu kısıtlamada esas alınan husus cezaevi

güvenliği için terör suçlularının ve çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak

suçundan hüküm giymiş kişilerin bir araya getirilmemesidir. Cezaevinde

disiplinin ve güvenliğin sağlanması için böyle bir sınıflandırma yapılması

idarenin takdir alanı içinde olup, makul ve kabul edilebilir bir tedbirdir.

Diğer taraftan cezaevi idaresi bu tedbir kapsamında bilgisayar odasının

kullanılmasına dair yeni bir planlama yaparken başvurucuların uzaktan eğitim

sınıfını kullanmasını tamamen engellememektedir. Aksine cezaevinin imkânları

çerçevesinde bir kısıtlamaya gitmektedir.

84. Eğitim faaliyetine yönelik uzaktan eğitim sınıfının

kullanımının kısıtlanmasında yapılacak ölçülülük değerlendirmesinde, uzaktan

eğitim kapsamında derslere devam zorunluluğunun olup olmadığı ve bu durumun

eğitim faaliyetlerine etkisi incelenmelidir. Zira bu husus, eğitim hakkının

kısıtlanmasının, hakkın kullanımını anlamsız kılacak ve beklenen amaçları

sağlayacak nitelikte olup olmadığı açısından önemlidir. Başvuru dosyasında ve

eklerinde, başvurucuların 2012-2013 eğitim öğretim yılında katıldıkları uzaktan

eğitim faaliyetinde eğitimi bilgisayar üzerinden takip etmelerinin zorunlu olup

olmadığına dair bir belgeye rastlanmamıştır. İnfaz hâkimliğinin kararında da bu

husus belirtilmemiştir. Sadece İdare ve Gözlem Kurulunun 2011-2012

eğitim-öğretim yılına ilişkin 24/10/2011 tarih ve K.2011/724 sayılı kararında

uzaktan eğitim için 21 ders saatinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ancak bu

zorunluluğun tüm dersler veya bazı dersler için olup olmadığı açıklanmamıştır.

Bu sebeple başvurucuların bilgisayar odası kullanımı süresinin 21 saatten 15

saate indirilmesinin başvurucuların katıldıkları eğitim faaliyetini anlamsız

hale getirip getirmediği tespit edilememiştir.

85. Başvurucuların cezaevi idaresinin kendilerine tanıdığı

eğitim imkânları kapsamında alacakları ders saatini düzenleyerek eğitim

faaliyetine katılmalarını engeller bir duruma rastlanmamıştır. Ayrıca

başvurucular, uzaktan eğitim ile katıldıkları programlardan mezun olmaları için

belirli bir süre sınırlaması olduğuna veya eğitimin uzaması durumunda

karşılaşabilecekleri sıkıntılara dair bir iddia da ileri sürmemişlerdir.

Başvurucuların daha iyi eğitim almak için daha uzun süre bilgisayar üzerinden

dersleri takip etmeyi istediklerinin kabulü halinde de anılan kısıtlamanın

eğitim hakkını engellediği sonucunu ulaşılamaz. Aksi takdirde cezaevi idaresinin

sunduğu eğitim faaliyetinin kalitesinden ve etkinliğinden de sorumlu olması

gibi bir durum ortaya çıkar ki Anayasa’nın 42. maddesinin yüklemediği bir

sorumluluğu cezaevi idaresine yüklemek gibi bir durumla karşı karşıya kalınır.

86. Başvurucuların anılan kısıtlamaya yönelik itirazı

üzerine, infaz hâkimliği kısıtlamanın derslerin okullardan temin edilen ders

kitaplarından çalışılması suretiyle telafi edilebileceğini belirtmiştir.

Uzaktan eğitim faaliyeti sadece bilgisayar üzerinden yapılmayıp diğer ders materyalleri

ile birlikte yürütüldüğünden, cezaevi idaresi tarafından ders kitapları gibi

bazı materyallerin, başvurucuların eğitim hakkını ortadan kaldırmak için değil,

güvenlik ve disiplinin sağlanmasına dair görevlerin yerine getirilmesi için

temin edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca idare ve gözlem kurulunun 2011-2012

eğitim öğretim yılında başvurucuları uzaktan eğitim sınıfından tam zamanlı

olarak faydalandırması, idarenin başvurucuların eğitim faaliyetine katılmaları

için teşvik edici olduğunun bir göstergesidir. 2012-2013 eğitim-öğretim yılı

için ise güvenlik gibi cezaevleri açısından vazgeçilmez bir amaç çerçevesinde

uzaktan eğitim sınıfının kullanımının kısıtlanması, eğitim hakkına ölçülü ve

makul bir müdahale olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla cezaevinde tutulan

başvurucuların, daha az ders alarak eğitimlerini uzatmaları durumunda

karşılaşacakları sorunlara dair somut, makul ve kabul edilebilir bir iddia da

ileri sürmedikleri anlaşıldığından eğitim faaliyetinin, imkânlar çerçevesinde

saat kısıtlaması yapılarak devamının sağlandığı gözetilerek, cezaevinde

güvenlik ve disiplinin sağlanması amacıyla uzaktan eğitim sınıfı kullanımı

kısıtlamasının ölçülü olduğu değerlendirilmektedir.

87. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların iddialarının bir

ihlal içermediği anlaşıldığından, Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına

alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının

ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve

öğrenim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

10/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : 1. Mehmet Reşit ARSLAN 2. Sinan AKBAYIR 3. Muharrem GENÇ 4. Şehmus ÖZSUBAŞI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/583, 10 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucuların İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/583
Tarih
10 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Bekir Dündar Başvurusu (B. No: 2014/3540)
  • Kadri Temel Başvurusu (B. No: 2013/9129)
  • Erdal Tekin Başvurusu (B. No: 2013/9117)
  • Fikriye Aytin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6154)
  • Şenel Tut Başvurusu (B. No: 2013/1995)
  • Sadun Doğan ve Agit Alpaslan Başvurusu (B. No: 2013/68)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.