İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadun Doğan ve Agit Alpaslan Başvurusu (B. No: 2013/68)

1. Başvurucular, uzun bir süreden beri tutuklu olduklarını,

Başvuru No2013/68Tarih11 Aralık 2014Okuma12 dk · 2.368 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sadun Doğan Ve Agit Alpaslan Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/68
R.G. Tarih-Sayı
12/5/2015-29353
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.368 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, uzun bir süreden beri tutuklu olduklarını,

haklarındaki suç vasfının değişme ihtimalinin olduğunu, tutuklu bulundukları

süre dikkate alındığında ölçülülük ilkesi gereği tutuklamanın sonlandırılması

gerektiğini ve tutukluluk halinin devamına ilişkin kararların gerekçesiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tahliye edilerek tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucular tarafından 20/12/2012 tarihinde Gaziantep

6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Yapılan incelemede 2013/72 numaralı başvurunun konu bakımından

aynı nitelikte olması nedeniyle 2013/68 sayılı bu başvuru ile birleştirilmesine

ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 9/1/2013 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm, 12/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul

edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar

vermiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular 12/2/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 17/3/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya 28/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının

görüşüne karşı beyanlarını 8/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular, 5/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış olup,

Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 8/1/2010 tarih ve 2010/2 sorgu sayılı

kararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma”

suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanmıştır.

10. Derece Mahkemesi, başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010,

27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin, verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

gibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

11. Başvurucular, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarih ve

E.2010/128, K.2012/158 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62.

ve 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu’nun 5. maddesi gereğince örgüte üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası ve

başvurucu Sadun Doğan’ın, ayrıca 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 1 yıl 3

ay hapis ve 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk

hallerinin devamına karar verilmiştir.

12. Başvurucular Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli

tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itiraz Adana 6. Ağır

Ceza Mahkemesinin 7/11/2012 tarih ve 2012/895 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 20/12/2012 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucular 20/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucuların derece mahkemesinin kararını temyizi üzerine

Yargıtay 9. Dairesinin 27/11/2013 tarih ve E.2013/9604, K.2013/14412 sayılı

kararı ile anılan hüküm bozulmuştur.

15. Başvurucular hakkındaki dava derece mahkemesi önünde derdest

olup, 21/3/2014 tarihinde başvurucular tahliye edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

16. 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi ve 6136 sayılı Kanun’un 13.

maddesi.

17. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Tutuklama nedenleri

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/12/2012 tarih ve 2013/68 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucular, uzun bir

süredir tutuklu olduklarını, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi

Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen

Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi

hükümleri uygulandığı takdirde haklarında isnat olunan suçun vasfının değişme

olasılığının olduğunu ve bu nedenle temyiz aşamasında beraat etme ihtimalinin

bulunduğunu, haklarındaki tutukluluk kararının orantısız olduğunu ve adli

kontrol hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tutukluluk halinin devamına dair

kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ve haklarında yürütülen

yargılamanın adil olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddesinin

ihlal edildiğini iddia ederek tahliyelarine ve tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Başvurucuların, uzun bir süredir tutuklu olduğuna ve

tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yetersiz

olduğuna ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkin

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

21. Başvurucular, uzun bir süredir tutuklu olduklarını ve

tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yetersiz

olduğunu ileri sürmüştür.

22. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların, başvuru tarihi

itibariyle “mahkûmiyet sonrası hürriyetinden

mahrum bırakılmış kişi” statüsünde olduğunu, mahkûmiyet sonrası

hürriyetinden mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olmadığını, tutukluluk

halinin devamına ilişkin itirazların incelenmesi aşamasında hukuk kurallarının

yorumlanması yetkisinin Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece ve hâkimin takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça derece mahkemelerine

ait olduğunu belirtmiştir.

23. Başvurucular, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, derece

mahkemesince verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu,

dört yıldır tutuklu olduklarını, 21/3/2014 tarihinde tahliye edilmelerine

karşılık, bu tarihe kadar cezaevinde tutuklu kaldıklarını ve özgürlük hakkının

somut olarak zedelendiğini belirtmişlerdir.

24. Başvurucuların iddialarının Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerekir.

25. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul

süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama

süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak

için bir güvenceye bağlanabilir.”

26. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 60).

27. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun, genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”

şeklinde ifadesini bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin

hürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 40).

28. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak,

öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve

olayların ortaya konulması gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

29. Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yok

edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Bu

şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz bir koşuldur.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”

görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de

incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya

sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından

yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde

kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.

Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde

kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam

ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul

edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).

31. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber

tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın

tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecede

kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek

ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No:

2013/9895, 2/1/2014, § 45). Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz

incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı

durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural

olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895,

2/1/2014, § 46).

32. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun

daha önce yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı tarihtir. Ancak kişinin, tutuklu olarak

yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar verilmiş ise mahkûmiyet tarihi

itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No: 2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).

33. Tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önünde

yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu

kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni “ilk

derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma” haline

dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında

bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece

mahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No:

2013/338, 2/7/2013, § 41).

34. Somut olayda başvurucular, 5/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış,

8/1/2010 tarihinde tutuklanmış, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012

tarihli kararıyla hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “… verilen sonuç ceza miktarı itibarıyla sanıkların

kaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına

karar verilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahkeme kararıyla mahrum bırakıldığı

5/1/2010 ile derece mahkemesince hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verildiği 28/9/2012 tarihleri arasında başvurucu “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

35. Başvurucular, derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını temyiz

etmiştir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi olan 28/9/2012 ile temyiz

incelemesi neticesinde Yargıtay tarafından bu kararın bozulduğu 27/11/2013

arasında geçen sürede başvurucu, “ilk derece

mahkemesince verilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucunun, ilk derece mahkemesinin

mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması, tutukluluk olarak nitelendirilemez.

Temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk süresinin hesabında dikkate

alınmamalıdır.

36. Yargıtayın bozma kararı sonrasında başvurucuların yargılanmasına derece

mahkemesinde devam edilmiştir. Başvurucular hakkındaki dava Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında derece mahkemesi önünde

derdesttir. Yargıtay’ın 27/11/2013 tarihli bozma kararı ile Gaziantep 4. Ağır

Ceza Mahkemesinin 21/3//2014 tarihinde verdiği tahliye kararı arasında

başvurucular yeniden “bir suç isnadına bağlı

olarak” tutulmuştur.

37. Buna göre başvurucular, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ilk

tarih olan 5/1/2010 ile Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesince 21/3//2014

tarihinde verilen tahliye kararı arasında, Yargıtay’da temyiz aşamasında geçen

1 yıl 1 ay 29 günlük süre çıkarıldıktan sonra, 3 yıl 17 gün bir suç isnadına

bağlı olarak özgürlüğünden mahrum kalmışlardır.

38. Derece Mahkemesi, başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010,

27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

gibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

39. Somut olayda başvurucular son olarak Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına

itiraz etmiş, itirazı “…atılı suçun CMK 100

ve devamı maddeleri kapsamında olması, verilen sonuç ceza miktarı ile

sanıkların kaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/11/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

40. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler

tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne

alınmalıdır.

41. Somut olayda, Derece Mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz

ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içerikte olmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğinde

olduğu görülmektedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu

gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan

gerekçelere dayanılarak başvurucuların özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate

alındığında söz konusu tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.

42. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların “tutukluluğun makul süreyi aştığı” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki iddialarına ilişkin

olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

44. Başvuruda, Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Başvurucular, uğradığı zarar karşılığında maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar

ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa

Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir.

Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat

talebi reddedilmelidir.

46. Başvuruculara, özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahale

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi

zararının varlığı ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak takdiren net 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

47. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin her bir başvurucuya

ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden ibaret yargılama

giderinin ise başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A. Başvurucuların,

1. “Tutukluluğun makul süreyi

aştığı” ve “tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer iddialarının KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. “Tutukluluğun makul süreyi

aştığı” ve “tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki

iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı net 3.000,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE ve tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin her bir

başvurucuya ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden ibaret

yargılama giderinin ise başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

11/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucular : 1- Sadun DOĞAN 2- Agit ALPASLAN Vekilleri : Av. Ziya FIRAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/68, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. “Tutukluluğun makul süreyi
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/68
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Feryat Aytimur Başvurusu (B. No: 2014/658)
  • Mehmet Sıddık Akın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/97)
  • Caner Kandırmaz Başvurusu (B. No: 2013/3672)
  • Abdulatif Akgül Başvurusu (B. No: 2014/10531)
  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3245)
  • Ferit Çelik Başvurusu (B. No: 2012/1220)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.