İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Sıddık Akın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/97)

1. Başvurucular, yasadışı

Başvuru No2013/97Tarih11 Aralık 2014Okuma13 dk · 2.559 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Sıddık Akın Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/97
Karar Tarihi
11/12//2014
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.559 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, yasadışı

örgütün amacına uygun faaliyette bulunulduğuna ilişkin somut bir delil gösterilmeden

şablon gerekçelerle tutuklama ve tutukluluğun devamına karar verilmesinin kişi

hürriyeti ve güvenliğine ilişkin Anayasa’nın 19. maddesini ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’e

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 12/02/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı 18/3/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Mehmet Sıddık Akın sağlık memuru olup,

aynı zamanda Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim

Kurulu üyesi olarak sendikanın genel sekreteridir. Fikret Çalağan

sağlık memuru olup, aynı sendikanın Merkez Denetleme Kurulu Başkanıdır. Erdal

Turan sağlık memuru olup, aynı sendikanın Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi

olarak şube sekreteridir. Osman İşçi, Eğitim Sen üyesi olup, Hacettepe

Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde araştırma görevlisi olarak

çalışmaktadır.

8. Başvurucular Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında yasadışı PKK/KCK örgütü yapılanması çerçevesinde hareket

ettiği iddia edilen DEMEP (Demokratik Emek Platformu) içerisinde faaliyette

bulundukları iddiasıyla 25/6/2012 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

9. Başvurucuların 27-28/6/2012 tarihlerinde Cumhuriyet

Savcısı tarafından ifadeleri alındıktan sonra Mehmet Sıddık Akın, Erdal Turan

ve Osman İşçi, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/6/2012 ve Sorgu No:2012/24

sayılı kararında belirtilen“atılı suçların vasfı ve mahiyeti, atılı suçların CMK 100/3

maddesinde yazılı suçlardan olması, atılı suçlardaki ceza üst sınırına göre

şüphelilerin delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunması”

gerekçesiyle, Fikret Çalağan ise aynı mahkemenin

29/6/2012 ve Sorgu No:2012/26 sayılı kararında belirtilen kuvvetli suç şüphesinin olduğuna ilişkin delillerin

ileri sürülmüş olması, delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçun CMK

100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması” gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmıştır.

10. Başvurucuların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda

6352 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrasında tutukluluk kapsamındaki

başvurusu Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle görevli Ankara (2) Nolu Hâkimliğinin 20/7/2012 tarih ve 2012/8 Değişik İş

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

11. Başvurucuların serbest bırakılma talepleri “şüphelilerin üzerine atılı suçlama ile haklarında

yapılan soruşturmada atılı suç ile ilgili kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması, delillerin tamamen toplanmamış olması nedeniyle

karartılma ve kaçma tehlikesinin bulunması, suçların CMK 100/3 maddesinde

sayılan suçlardan olması, şüphelilerin tutuklanmasını gerektiren sebeplerde ve

delillerde değişiklik olmaması, dosyaya şüpheliler lehine yeni bir delil

girmemiş olması, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle

Ankara (3) nolu Hâkimliğinin 20/11/2012 tarih ve

2012/159 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz,

Ankara (1) Nolu Hâkimliğinin 7/12/2012 tarih ve

2012/248 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir.

12. Başvurucuların da aralarında

olduğu 72 sanık hakkında isnat edilen suçla ilgili olarak, Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 28/1/2013 tarih ve Soruşturma No: 2011/1268 sayılı iddianameyle

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/14 sayılı dosyasında kamu davası

açılmıştır.

13. Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 28/1/2013 tarihli iddianamesinde,

“Terör örgütü üye ve

sempatizanları sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler şeklinde örgütlenirken,

Kamu da çalışan sempatizanların örgütlenme zorluğu nedeniyle sendikal

faaliyetler, yasal kamuflaj olarak kullanılarak örgütlenme faaliyetleri bu

alanda da sürdürülmüştür. Sendikalar vasıtasıyla sendika üyelerinin kontrol

altına alınarak başta seçimlerde örgüt ile ilişkili siyasi partinin oy oranının

artırılması olmak üzere siyasi alanda örgütsel taleplerin kabulü bakımından

elinde grev silahı bulunan işçi memur yapısı baskı unsuru olarak kullanılmak

istenmektedir.

DEMEP, çeşitli iş kollarında

çalışan kesimlerin sendikal haklarının takipçisi olmaktan ziyade, bu kesimlerin

örgütsel faaliyetlerin içine çekilerek terör örgütü güdümünde devlete karşı

baskı yaratmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü yapılanmasıdır.

Memurlar ile birlikte

işçi sınıfının örgütlenmelerinin yasal düzenlemesinin bulunması nedeniyle,

yasaların sağlamış olduğu haklar istismar edilerek örgütsel faaliyetlerde

kullanılması amaçlanmakta, yasal olarak kurulmuş sendikaları terör örgütünün

hizmetinde kullanmak için KESK'e bağlı sendikalar

içerisinde örgütlenildiği ve faaliyet gösterildiği

anlaşılmaktadır. Nitekim geçmiş dönemde KESK ve bağlı sendikalar hiç bir şekilde terör örgütü ile ilişkili siyasi parti veya

sivil toplum örgütlerinin düzenlediği etkinliklere kurum olarak katılmamışken,

bu soruşturmada aşağıda açıklanacak eylemlerde şüphelilerin çok sayıda örgütsel

toplantı ve etkinliklere terör örgütü KCK'nın

talimatları doğrultusunda katıldıkları veya bizzat düzenledikleri tespit

edilmiştir.

Soruşturma kapsamında

yapılan teknik takip ve teknik izlemelerde şüphelilerin KESK'e

bağlı olan EĞİTİM_SEN, SES, TÜMBEL-SEN, BES, ESM, TARIMORKAM-SEN, HABER-SEN,

YAPIYOL-SEN, BTS, KÜLTÜRSANAT-SEN ve DİVES olmak üzere KESK'e

balı iş kollarına ait sendikalarda, terör örgütü KCK'nın

nihai amacını benimseyen, tüzüğünde (madde 6 ilkeler) "faaliyetlerini KKK

(Kürdistan Demokratik Konfederalizmi) sistemi esas

alarak tüm çalışmaları bu anlayış ve yaklaşımla yürütür" şeklinde

belirtilen nihai amacına ulaşmak amacıyla oluşturulan siyasi ve sosyal alanda

faaliyet gösteren ve kendisini DEMEP yani KCK/TM-DEMEP yapılanması içinde yer

alarak faaliyet gösterdikleri anlaşılmıştır.

Şüpheliler her ne

kadar sadece sendikal faaliyet yürüttüklerini belirtmişler ise de, KESK'in tüzüğünde DEMEP veya DEKAB adlı her hangi bir

organının bulunmadığı, diğer yandan tamamı kamu çalışanı olan şüphelilerin

maddi gelirlerinin belli olması, gün içerisindeki mesailerinin dışında örgütsel

çalışma için yoğun mesai harcamak zorunda kalmaları, haklarında soruşturma

yapılması halinde işlerini kaybetme risklerinin bulunduğunu bilmelerine rağmen

büyük bir örgütsel disiplinle faaliyetlerine devam etmelerinin KCK-TM/DEMEP

yapılanmasının KCK içerisindeki en organize örgütsel ideolojiye en sadık ve

niteliği itibariyle en tehlikeli birimlerden biri olduğu açıkça

anlaşılmaktadır. Aşağıda şüphelilerin eylemleri kısmında açıklanacak DEMEP

faaliyetleri incelendiğinde örgütün ne kadar iyi organize olduğu net olarak

ortaya çıkacaktır.” şeklinde değerlendirmeler yer almaktadır. Her şüpheli yönünden

isnada dayanak teşkil eden eylemlere ve delillere iddianamenin devamında yer

verilmiştir.

14. Suçlamaya ilişkin deliller

olarak iddianamede, teknik takip ve teknik

izleme tutanakları, arama el koyma tutanakları, fotoğraflı görüntü ve ses kaydı

çözüm tutanakları el konulan CD, DVD Flash Bellek inceleme tutanakları, el

konulan yazılı örgütsel doküman içeriği, şüphelilerin örgütsel faaliyetlerine

ilişkin elde edilen elektronik doküman içeriği ve dosya kapsamı

belirtilmektedir.

15. Başvurucular 4/1/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurucu Mehmet Sıddık Akın

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/14 sayılı dosyasında 15/2/2013

tarihinde tensip kararıyla, diğer başvurucular 10/4/2013 tarihinde yapılan ilk

duruşma sonunda serbest bırakılmışlardır.

17. Başvurucular hakkındaki dava

6526 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle Ankara 6. Ağır Ceza

Mahkemesine devredilmiştir. Dava anılan mahkemenin 2014/137 Esas sayı

dosyasında görülmektedir.

B. İlgili

Hukuk

18. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi.

19. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 100. ve 101. maddeleri şöyledir:

“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

…”

“Madde 101 – (1)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen

mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere

yer verilir.

(2) (Değişik:

2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir

tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 11/12/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 4/1/2013 tarih ve 2013/97

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular, hiçbir şiddet

eylemi ile suçlanmadan, yasadışı silahlı örgüt faaliyeti kapsamında örgütün

amacına uygun sendikal faaliyet yürüttüklerine dair somut bir delil ortaya

konulmadan, suçlamaya esas görüntülü ve sesli kayıtlar soruşturma dosyasında

mevcut ve karartılma ihtimali olmadığı halde şablon gerekçelerle tutuklama ve

tutukluluğun devamına karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 2., 13. ve 19.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, serbest bırakılmalarına ve

tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

22. Başvurucuların

şikâyetlerinin kuvvetli suç şüphesi olmadığı halde gerekçesiz olarak tutuklama

ve aynı şekilde tutukluluk halinin devamına karar verilmesine ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklama kararı

verildiği yönündeki iddianın Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası,

kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutukluluk halinin sürdürülmesi

yönündeki iddiasının ise Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Suç Şüphesi Olmadığı Halde Tutuklama Kararı Verildiği İddiası

23. Kuvvetli suç şüphesi

bulunmadığı halde tutuklama kararı verildiği iddia edilmiştir.

24. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

25. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları

kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği

durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik

hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen

durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No:

2012/239, 2/7/2013, § 43).

26. Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancak

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde

hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin

tutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmasına bağlıdır. Bu unsur tutuklama tedbiri için olmazsa olmaz

niteliktedir. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve

bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır.

27. Buna bağlı olarak yakalama

veya tutuklama anındaki deliller mutlaka kişinin suçla itham edilebilmesini

sağlayacak düzeyde olmayabilir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma

ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan

şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha

sağlıklı bir şekilde yürütmek ve ilerletmektir. Buna göre, suç isnadına esas

teşkil edecek şüpheye dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki

aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların

aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).

28. Tutuklamaya ve tutukluluğun

devamına ilişkin hususlar 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde

düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair

kuvvetli şüphenin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu

da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, (b) şüpheli veya sanığın

davranışları; 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemede

ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar belirtilmiştir.

29. Somut olayda başvurucular,

yürütülen soruşturma kapsamında 25/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmışlardır.

30. Başvuruculara isnat edilen

suçla ilgili deliller teknik takip ve teknik

izleme tutanakları, arama el koyma tutanakları, fotoğraflı görüntü ve ses kaydı

çözüm tutanakları el konulan CD, DVD Flash Bellek inceleme tutanakları, el

konulan yazılı örgütsel doküman içeriği, şüphelilerin örgütsel faaliyetlerine

ilişkin elde edilen elektronik doküman içeriği olarak dosyada yer

almıştır. Bu delillere dayanan suçlamayla ilgili olarak başvurucuların

Cumhuriyet savcısı tarafından ifadeleri alınmış ve isnat edilen suç kapsamında

tutuklanmalarına karar verilmiştir.

31. Başvurucuların, suçla ilgili

inandırıcı nedenler bulunmadığı halde sadece sendikal faaliyetler nedeniyle

tutuklandıkları iddiasının yerinde olmadığı, gösterilen deliller ve tutuklama

kararlarında yer alan gerekçeler dikkate alındığında, isnat edilen suça ilişkin

somut olgular olmadan tutuklama kararı verildiği şikâyetinin dayanaktan yoksun

olduğu sonucuna varılmıştır. Tutuklama kararlarının mahkemelerin bu konudaki

hukuki değerlendirme yetkileri çerçevesinde verildiği anlaşılmaktadır (B. No:

2012/1272, 4/12/2013, § 77).

32. Açıklanan nedenlerle

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığı İddiası

33. Başvurucular kuvvetli suç

şüphesi bulunmadığı halde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına karar

verildiğini ve tutuklu kaldıkları sürenin makul olmadığını iddia etmişlerdir.

34. Başvurucuların şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

35. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

36. Bu hükümle, bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini

ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları

güvence altına alınmıştır.

37. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen

tutukluluğun devamı, ancak kişi hürriyetine nazaran daha ağır bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı görülebilir. Bu nedenle bir davada

tutukluluğun makul süreyi aşmamasını gözetmek, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların

derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi ile serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61- 62).

38. Tutuklama tedbirine,

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki tutuklama nedenleri belli bir süreye

kadar tutmanın devamı için yeterli görülebilirse de,

bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ

devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir (B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 63).

39. Diğer taraftan özgürlük

hakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

biçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)

bendinin, AİHS’ye taraf devletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize

olanlar olmak üzere suçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye sebep olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini

vurgulamaktadır (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 69).

40. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

41. Somut olayda başvurucular

25/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve daha sonra tutuklanmışlardır. Başvurucu

Mehmet Sıddık Akın 15/2/2013 tarihinde tensip kararıyla, diğer başvurucular 10/4/2013

tarihinde yapılan ilk duruşma sonunda serbest bırakılmışlardır. Bu durumda

makul süre açısından dikkate alınması gereken tutukluluk süresi ilk başvurucu

yönünden 7 ay 20 gün, diğer başvurucular yönünden ise 9 ay 15 gündür.

42. Başvuruculara isnat edilen

suçun niteliği, hakkında soruşturma yürütülen kişi sayısı, soruşturmanın

kapsamı, isnat edilen suçla ilgili şüphenin varlığını objektif olarak ortaya

koyan deliller ve tutukluluğun devamına ilişkin gerekçeler ile tutukluluk

süreleri dikkate alındığında Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde gerekçesiz olarak tutukluluk halinin

devamına karar verildiği yönündeki şikâyet bakımından Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Kuvvetli suç şüphesi

bulunmadığı halde tutuklama kararı verildiğine ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk süresinin makul

olmadığına ilişkin kısmının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular

üzerinde bırakılmasına,

11/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucular : Mehmet Sıddık AKIN Fikret ÇALAĞAN Erdal TURAN Osman İŞÇİ Vekili : Av. Öztürk TÜRKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/97, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL
  16. C. Yargılama giderlerinin başvurucular
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/97
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Caner Kandırmaz Başvurusu (B. No: 2013/3672)
  • Abdulatif Akgül Başvurusu (B. No: 2014/10531)
  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3245)
  • Ferit Çelik Başvurusu (B. No: 2012/1220)
  • Bayram Demirbilek Başvurusu (B. No: 2014/1125)
  • Tanju Taş Başvurusu (B. No: 2014/9052)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.