İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil İbrahim Erdal Başvurusu (B. No: 2015/11626)

1. Başvuru; ölüm olayı ile ilgili soruşturmanın etkisiz

Başvuru No2015/11626Tarih20 Eylül 2018Okuma45 dk · 9.088 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halil İbrahim Erdal Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/11626
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

9.088 kelime·45 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ölüm olayı ile ilgili soruşturmanın etkisiz

yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının, ölüye ait bazı eşyanın cesetten alınarak

yağma suçunun işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturmanın etkisizliği

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve onaylı

bir örneği temin edilen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ceza Mahkemesi)

E.2013/319 sayılı dava dosyasındaki belgelere göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. 155 Polis İmdat hattını 18/8/2009 tarihinde saat 07.20

sıralarında arayan bir kişi,Ankara

çevre yolunun Etimesgut ilçesi sınırları içinde kalan bölümünde bulunan bir

köprünün altındaki mezarlığın yanında bulunan boş bir arsada yaralı bir şahsın

yattığını ihbar etmiştir.

10. Olay yerine giden kolluk görevlileri yüzünde ve boynunda

yara izleri bulunan biriyle karşılamışlardır. Olay yerinde bulunan başvurucu;

yaralının, oğlu Y.E. olduğunu söylemiştir.

11. Cankurtaran yardımıyla Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma

Hastanesine (Araştırma Hastanesi) götürülen ve bilincinin kapalı olması

nedeniyle ifadesi alınmayan Y.E. 19/8/2009 tarihinde saat 10.00 sıralarında

vefat etmiştir.

12. Araştırma Hastanesince düzenlenen emanet eşya tutanağına

göre Y.E.nin üzerindeki yırtık bir pantolon ve yırtık

bir gömlek ile ehliyet, öğrenci kimlik kartı, vergi kimlik kartı, çeşitli

kartvizit ve banka kartları, birkaç kredi kartı, bir adet 4.000 TL miktarlı

senet, üzeri boş iki senet, içinde on anahtar bulunan bir anahtarlık, tespih,

cüzdan, bir poşet balık yemi, 1 YTL 20 kuruş para ve iki adet SIM kart (mobil

telefonların GSM servis sağlayıcının telefon hizmetinden yararlanmasını

sağlayan, abone kimlik bilgilerini ve telefon defterini barındıran mikroçip)

başvurucuya teslim edilmiştir.

A. Kasten Öldürme Suçu

Nedeniyle B.A., R.Ç. Ve K.A.K. HakkındaYürütülen

Soruşturma

13. Y.E.nin yaralı olarak

bulunmasından sonra Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Basşavcılığı) olay hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır.

14. Kolluk görevlilerince olay yerinin bir krokisi çizilmiştir.

15. Kollukça bilgi sahibi sıfatıyla alınan 18/8/2009 tarihli

ifadesinde M.Ş.; işe gitmek için boş arazide yürüdüğü esnada yerde yatan bir

kişi gördüğünü, bu kişinin baygın ve darbedilmiş bir

vaziyette olduğunu, olayı 155 Polis İmdat telefon hattına bildirdiğini,

cankurtaran çağırdığı esnada yerde yatan kişinin babası olduğunu söyleyen bir

kişinin geldiğini ve olay hakkında başkaca bir bilgisi olmadığını söylemiştir.

16. Kollukça 18/8/2009 tarihinde bilgi sahibi sıfatıyla

ifadesine başvurulan H.A.; Y.E. ile bir buçuk yıldır araç alım satım işi

yaptıklarını, Y.E.nin ayrıca bir şirkette elektrik

teknisyeni olarak çalıştığını, üç ay kadar önce Y.E.nin

arkadaşı Y.A.ya 5.500 TL karşılığındabir

araba sattığını, 1.000 TL'yi peşin alan Y.E.nin Y.A.dan 4.500 TL miktarlı senet aldığını, bu alışverişten

yirmi gün sonra Y.A.nın vefat ettiğini, Y.A.nın kardeşi B.A.nın aracı

Y.E.ye iade ettiğini, taleplerine rağmen Y.E.nin

parayı ve senedi geri vermemesi üzerine B.A.nın Y.E.yi ve kendisini sürekli telefonda tehdit ettiğini beyan

etmiştir. Ayrıca H.A. 17/8/2009 tarihinde saat 16.00 sıralarında kendisini

telefonla arayan B.A.nın

nerede olduğunu sorduğunu, Bolu'da olduğunu ve Ankara'ya geleceğini söylemesi

üzerine B.A.nın "Bir

saatin var. İster gel ister gelme. Ya öleceğim ya öldüreceğim. [Y.] nerede?" dediğini, bir süre sonra

kendisini arayan Y.E.nin B.A.nın "20

dakikan var. Parayı verdin verdin. Vermedin hepinizi öldüreceğim."

dediğinden söz ederek kendisinden Ankara'ya gelmesini istediğini, otuz dakika

kadar sonra B.A.yı arayıp nerede olduğunu sorduğunu, B.A.nın araba galerisinde Y.E. ile oturduklarını

söylediğini, daha sonra kendisini arayan Y.E.nin B.A.nın Şaşmaz'a gitme teklifinden söz ettiğini, Y.E.ye B.A.nın arabasına binmemesini ve B.A. ile bir yere

gitmemesini söylediğini, telefonda B.A.nın sesinin

alkollü, Y.E.nin sesinin ise ağlamaklı geldiğini, bu

esnada saatin 18.00'e geldiğini, saat 18.30 sıralarında kendisini arayan B.A.nın kardeşinin parasını yedirtmeyeceği şeklinde sözler

söylediğini, saat 19.00 sıralarında ailesini eve bıraktıktan sonra Y.E. ve B.A.yı telefonla aradığını ancak her ikisinin telefonunun

da kapalı olduğunu söylemiştir. Son olarak H.A., yanına M.Ç.yi de alarak Y.E.nin

evine gittiğini, Y.E.nin eniştesi K. ile

karşılaştığını, Y.E.nin evde olmadığını öğrenmesi

üzerine "Y.ye sahip çıkın. Başı belaya

girecek." diyerek K.yı

uyardığını, Y.E.nin babasının gece kendisini arayıp

Y.E. ve B.A.ya ulaşılamadığından söz ettiğini ve B.A.nın evini sorduğunu, ona bilmediğini söylediğini, yirmi

gün kadar önce B.A.dan Şaşmaz'da bulunan bir büfeyi

aldığını, bu alışveriş nedeniyle herhangi bir borç kalmadığını, büfeye Y.E.nin ortak olmadığını, Y.E.nin

sattığı araba ile bir ilgisinin de olmadığını zira Y.E.nin

kendi dayısına ait arabayı Y.A.ya sattığını ifade

etmiştir.

17. Kollukça bilgi sahibi sıfatıyla ifadesi alınan G.A.

18/8/2009 tarihli ifadesinde; eşi B.A.nın

Sivas'a gideceğini söyleyerek 17/8/2009 tarihinde saat 16.00 sıralarında F...

marka bir araçla evden çıktığını, saat 23.00 sıralarında aradığı eşinin yolda

olduğunu söylediğini, eşinin kendisiyle işi hakkında konuşmadığını beyan

etmiştir.

18. 18/8/2009 tarihinde kollukça bilgi sahibi sıfatıyla alınan

beyanında tanık M.A. ise Y.E.nin babası B.A. ile

arkadaş olduğunu, iki üç ay önce amcası Y.A.nın

Y.E.den araç satın aldığını, Y.A.nın

ölmesi üzerine aracın iade edildiğini, babasının telefonla Y.E. ve H.A.dan Y.A.nın araç satın

alırken verdiği para ve senedi geri istediğine birçok kez tanık olduğunu ifade

etmiştir.

19. Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik

Tespiti Şube Müdürlüğü görevlilerince 18/8/2009 tarihinde saat 15.00

sıralarında olay yeri incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. İnceleme sonuçlarına

ilişkin tutanakta olay yerinde herhangi bir iz ve bulguya rastlanmadığı

belirtilmiştir.

20. Ankara Cumhuriyet savcısı nezaretinde adli tıp uzmanınca

19/8/2009 tarihinde ölü muayenesi yapılmıştır.

21. Olayın şüphelisi B.A.nın

kullandığı F... marka araç 20/8/2009 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Olay

Yeri İnceleme ve Kimlik Tespiti Şube Müdürlüğü (OYİ) görevlilerince

incelenmiştir. İnceleme sonuçlarına ilişkin tutanakta, aracın sağ bağaj kapağı iç yüzeyi ve sol ön kapı iç direği emniyet

kemeri aparatı yüzeyinde şüpheli lekeler bulunduğu, araç içi arka taban halı

döşemesinde bir miktar saç kılı olduğu ve araç dış yüzeyinden parmak izi

alındığı belirtilmiştir.

22. Adli Tıp Kurumu (ATK) Ankara Şube Müdürlüğünce düzenlenen

20/8/2009 tarihli adli raporda, B.A.nın

vücudunda haricî herhangi bir travmatik lezyon

saptanmadığı belirtilmiştir.

23. B.A. şüpheli sıfatıyla 19/8/20009 tarihinde polis

karakolunda, 20/8/2009 tarihinde ise Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir.

B.A.nın kolluk ifadesiyle

benzer mahiyette olan Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...17/8/2009 tarihinde cep telefonumdan

hem H.A.yı ve Y.E.yi aradım. alacağımı istedim.

Ben Y. ile telefon ile konuştuğumda evimde idim. Ona Etimesguttaki

dükkanımda buluşalım dedim. Kendisi benim dükkanıma geldi. M..

marka oto ile geldi. Ben Y. dükkana

gelmeden önce iki üç tane bira içmiştim. O gelince de içtim. 2-3 tane birada

yanıma alarak Yakup'a da kola alarak onun kullandığı M...

marka oto ile Şaşmaz'a gidip benim alacağım konusunu konuşacaktık. Arabayı Y.

kullanıyordu. Y. kendisi alkol kullanmazdı. Ben elimdeki biralardan içmeye

devam ediyordum. Y. cep telefonu ile birilerini arayınca ve geliyoruz diye

sözler söyleyince ben beni döveceklerini düşündüm. Bu nedenle Y.ye Etimesgutta işim var önce oraya gidelim ondan sonra

Şaşmaz'a geçeriz dedim. Yolda bir büfeden daha bira aldım. Bunu kon[u]şayım diye bahane etmek amacı ile durdurup büfeden bir

bira dah[a] aldım yoksa biram vardı. Kendisine "senle işim var, gel, arabayı

sür " dedim. Oda sürdü. Etimesgut'ta Bağlıca yoluna sap[t]ık.

burada boş bir arazi de durduk. Arabanın içinde iken

kendisi bana " sen bu parayı alamazsın, biz para vermeyiz alırız, adamına

a... Na koyarız" dedi. Bunun üzerine ben

kendisine yumrukla birkaç tane vurdum. Bir karın boşluğuna iki tanede suratına

vurdum. Ben arabaad[a]n indim. Oradan

ayrıldım. Kendisi araba ile orada kalmıştı. Oda araba ile oradan ayrıldı. Bu

olay olduğunda hava kararmaya yakındı. Saat tahminim 19.30 sıraları idi. Ben

kendisine sopa ile vurmadım.

Benim kendisine dükkan

satmıştım. Karşılığında P... marka araba almıştım.

Ayrıca 12500 TLve 5 tane senet ve 5 bin TL karşılığı

bilgisayar almıştım. Senetlerden 3 tanesini ödemedi. Senetler 2500 TL likti.

Benim boyum 1.68 dir.

Yakup benden 2-3 cm kısadır. Kendisi ufak tefektir...Y. ile H. ortaklardı. Işlerinin kötü gittiğini biliyorum. Satacak mallarıda arabaları da kalmadı.

Benim kardeşim Y.A. 60 gün kadar önce evinde

kalp krizi geçirerek öldü. Kendisinin de Yakup tan alacağı vardı. Kardeşim Y., Y.[E.].den araba almıştı. Toplam 4500 TL liksenedi

vardı. Arabayı geri verince kendisinin Y.ye verdiği 1000 TL yi

ve 4500 TL lik senedi geri vermediler.Ben bu parayı ve senetleri iade etmesini

istedim. Ben hergün kendilerini arayıp paralarımı

istiyorum. Ancak vermiyorlard[ı]...

Ben arabada iken kendisine birkaç yumruk

vurduktan sonra oradan ayrıldım. Ayrıldığımda hava kararmak üzere idi. Saat

19.30 sıraları idi. Kendisi ile giderken Etimesguttan

Bağlıca yoluna doğru Askeri Tel örgüleri geçtikten sonra boş bir arazide

durmuştuk. Ben Y.nin arabasında sopa olup olmadığını

bilmiyorum. Benim yanımda da sopa yoktu. Kendisine sopa ile vurmadım."

24. B.A. 20/8/2009 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği

ek ifadesinde ise sabahleyin evden aracı ile ayrıldığını, eşini mobil

telefondan aradığını ve eşi ile Y.E.yi

kandırmak için Sivas'a gideceğini söylediğini, aracının hacizli olduğunu,

aracının bulunmasını istemediği için yalan söylediğini, Y.E.ye vurduğunda Y.E.nin karın boşluğuna vurup kulağını tuttuğunu

söylemiştir.

25. B.A. 20/8/2009 tarihinde Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesince

yapılan sorgusunun ardından kasten öldürme suçundan tutuklanmıştır.

26. 22/8/2009 tarihinde kollukça bilgi sahibi sıfatıyla ifadesi

alınan M.Ç., üç dört ay önce Y.E.nin B.A.dan büfe satın aldığını, büfeyi işletememesi ve borcunu

ödeyememesi üzerine Y.E.nin büfeyi B.A.ya iade ettiğini, bunun karşılığında Y.E.nin B.A.ya devrettiği

internet kafeyi de geri aldığını, üç dört ay kadar önce Y.E. ve ortağı H.A.ya araç sattığını ancak parasını alamadığını, 17/8/2009

günü saat 20.30 sıralarında işyerine gelen H.A.dan

alacağını istediğini, H.A.nın Y.E. olmadan ödeme

yapmak istememesi üzerine Y.E.yi telefonla

aradıklarını, telefonunun kapalı olması üzerine H.A. ile birlikte Y.E.nin evine gittiklerini, evde olmadığını öğrenmeleri

üzerine Y.E.yi aradıklarını ama bulamadıklarını,

ertesi gün Y.E.nin darbedildiğini

H.A.dan duyduğunu söylemiştir.

27. OYİ görevlilerince düzenlenen 23/8/2009 tarihli uzmanlık

raporunda, B.A. tarafından kullanılan araç yüzeyinden alınan parmak izlerinin

kimlik teşhisine elverişli olmadığı belirtilmiştir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığı ölene ait telefon hattı ile şüpheli B.A.yla irtibatlı olduğu belirtilen bazı telefon hatlarının

17/8/2009 ile 19/8/2009 tarihleri arasındaki iletişimlerinin tespitine ilişkin

raporların -bahse konu hatlarının takılı olduğu telefonların IMEI numaralarının

ne olduğuna, söz konusu telefonlara başka telefon hattı takılıp takılmadığına ve

bahse konu telefonlar başka hatlarla kullanılmış ise 17/8/2009 ila 19/8/2009

tarihleri arasındaki iletişimlerinin tespitine ilişkin raporların- gönderilmesi

için 24/8/2009 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK)

müzekkere yazmıştır.

29. Cumhuriyet Başsavcılığının iletişimin tespitine ilişkin

kararı Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/8/2009 tarihli kararıyla onanmıştır.

30. BTK tarafından gönderilen iletişimin tespitine dair raporlar

Cumhuriyet Başsavcılığınca incelenmiş ve bir teknik ofis sorumlusu yardımıyla

çizelgeye aktarılmıştır. Elde edilen iletişim raporları dosya örneğinde yer

almamaktadır.

31. B.A.ya

ait araçta bulunan kıl örnekleri ile şüpheli lekeleri inceleyen Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı 1/9/2009 tarihli raporunda, kıl

örnekleri ile arka bagaj sağ kapağı üzerindeki şüpheli lekenin genetik

analizlere cevap vermediğini ve sol emniyet kemeri aparatı yüzeyinden alındığı

bildirilen şüpheli lekenin kan örneği olup erkek DNA'sı içerdiğini

belirtmiştir.

32. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/9/2008 tarihinde başvurucu ve A.E.nin müşteki sıfatıylaifadelerini

almıştır.

i. Başvurucu; olay günü saat 16.00 sıralarında işi olduğu

gerekçesiyle evden çıktığını, trafoda çalışıp aynı zamanda H.A. ile birlikte

araç alım satımı ile uğraşan oğlunun olay günü arabasının olup olmadığını

bilmediğini ancak oğlunun kendisine ait aracı almadığını, oğlunun 23.00'te

gitmesi gereken trafodaki işine gitmediğini, telefon çağrılarına cevap

vermediğini, hastaneleri ve karakolları aradığını, ertesi günü Elvanköy Mezarlığı yakınında bir kalabalık gördüğünü,

yaklaştığında oğlunu yaralı vaziyette gördüğünü, hastaneye cankurtaranla

götürülen oğlunun ertesi gün vefat ettiğini, oğlunun daha önce tehdit

edildiğini duymadığını, oğlunun H.A. ile birlikte B.A.dan

bir market satın aldıklarını, satış sözleşmesinin hükümlerini bilmediğini beyan

etmiştir.

ii. A.E.; Y.E.nin eşi olduğunu, eşinin

hem trafoda çalıştığını hem de araç alım satım işi yaptığını, olay günü saat

11.00 ve 14.30'da ev telefonunu arayan B.A.nın Y.E.ninmobil telefonuna ulaşamadığını söylediğini, eşinin

kayınbabasıyla birlikte saat 15.30 sıralarında eve geldiğini, eşinin 16.00 gibi

evden ayrıldığını, eşinin bir haftadır aracı olmadığını, 18.00 sıralarında

eşinin telefonunu aradığını ancak telefonun kapalı olduğunu, kayınbabasının

telefonunu arayan eniştesi K.G.nin kayınbabası ile

konuştuğunu, K.G.den duyduğuna göre eşi ile ortak

araç alım satım işi yapan H.A.nın K.G.ye Y.E.nin yerini sorup artık Y.E. ile ortak olmadıklarını

söylediğini, kayınbabasının B.A.nın telefonunu

aradığını, kayınbabasının söylediğine göre B.A.nın Y.E.nin yanında olmadığını söylediğini, eşinin alacağı veya

borcu olup olmadığını bilmediğini, H.A.nın ya olayı

yaptığını ya da olay hakkında bilgisi olduğunu ifade etmiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Sincan 1. Sulh

Ceza Mahkemesi 15/9/2009 tarihinde Y.E.ye ait biyolojik örnekler üzerinde ATK

tarafından moleküler genetik inceleme yapılmasına karar vermiştir.

34. Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/9/2009 tarihinde tanık

sıfatıyla ifadesi alınan G.A.; eşi B.A.nın iki büfe

işlettiğini, bunlardan birisini Y.E. ile H.A.ya

sattığını, bu satım nedeniyle eşine bir araç ve dört senet verildiğini,

senetleri başkalarına verdiklerini, daha önce vefat eden kayınbiraderi Y.A.nın da araç alım satımı nedeniyle Y.E.den

alacağı olduğunu, bu alacağı eşinin Y.E.den

istediğini ve 17/8/2009 günü saat 16.00 sıralarında araçla evden ayrılan eşinin

Sivas'a gideceğini söylediğini beyan etmiştir.

35. Y.E.nin annesi N.E. 16/9/2009

tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla ifade vermiştir.

Beyanlarından N.E.nin olay hakkında bilgi sahibi

olmadığı anlaşılmıştır.

36. Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/9/2009 tarihinde ifadesi

alınan tanık M.A.; babası B.A.nın Şaşmaz'da bulunan

büfeyi H.A. ve Y.E.ye satması nedeniyle senede bağlı 10.000 TL alacağı

olduğunu, babasının bu alacağı Y.E.den istediğini,

ölen amcası Y.A.nın da aldığı aracı iade etmesi

nedeniyle Y.E. ve H.A.dan alacağı olduğunu, babasının

bu alacağı da Y.E.den istediğini, bir seferinde Y.E.nin H.A.ya dava açacağından

söz ettiğini, H.A.nın da bir keresinde Y.E.yi döveceğinden ve öldüreceğinden söz ettiğini

söylemiştir.

37. 16/9/2009 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi

alınan tanık K.G., Y.E.nin ablası ile evli olduğunu,

17/8/2009 tarihinde saat 21.00-21.30 sıralarında Y.E.nin

kaldığı eve gittiğini, kapının önünde H.A. ile karşılaştığını, H.A.nın yanında M. isimli birisinin de olduğunu, Y.E.ye

ulaşamadığını söyleyen H.A.nın Y.E.nin

evde olup olmadığını sorduğunu, evde olmadığını öğrenince durumu H.A.ya söylediğini, H.A.nın

kendisine "Y.E. ile en son 19.30

sıralarında görüştüğünü, Y.E.nin B.A.nın

yanında olduğunu, ikisinintelefonunun da kapalı

olduğunu, artık Y.E. ile ortak olmadığını" söylediğini, saat

22.30 sıralarında kayınbabasının B.A. ile telefonda görüştüğünü, B.A.nın Y.E.nin yanında

olmadığını söylediğini, daha önce H.A.nın yanında

gördüğü M. isimli kişinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde işi B.A.nın yaptığını ve B.A.nın olay

gecesi H.A.yı arayıp "Bir

saatin kaldı, yirmi dakikan kaldı yoksa Y.E.yi

göremezsin." dediğini ve iki hafta kadar önce M.nin olay sırasında B.A.nın

yanında iki kişinin daha olduğundan söz ettiğini beyan etmiştir.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı 18/9/2009 tarihinde Etimesgut İlçe

Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere yazmış ve olaya karışan başka şahıs olup

olmadığının araştırılmasını istemiştir.

39. Başvurucu vekili 3/11/2009 tarihli dilekçesi ile Cumhuriyet Basşavcılığından Y.E. ve B.A dışındaki kişilerin olayın

olduğu saatlerde olay yerinden sinyal verip vermediğinin tespitini ve ölenden Y.E.nin tırnak içinden alınan numuneler ile H.A.dan alınacak numunelerin karşılaştırılmasını talep

etmiştir.

40. Kollukça 27/10/2009 tarihinde ifadesine başvurulan K.G.

16/9/2009 tarihli ifadesiyle aynı yönde beyanda bulunmuştur.

41. ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca (ATK Grup Başkanlığı)

düzenlenen 20/11/2009 tarihli raporda, Y.E.nin sağ ve

sol ellerinden alınan sekiz adet tırnak parçasından elde edilen erkek karakterli

DNA profillerinin Y.E.ye ait DNA profili ile uyum sağladığı, Y.E.nin sol eline ait iki tırnak parçasından düşük

yoğunluktaki allelleri (aynı lokustaki

-genlerin kromozom üzerindeki özgül yerleşim yerleri- alternatif genler)

değerlendirilebilir olmayan, yüksek yoğunluktaki allelleri

ise Y.E.ye ait DNA profili ile uyumlu karışık DNA profili tespit edildiği

belirtilmiştir.

42. Kollukça bilgi sahibi sıfatıyla 21/12/2009 tarihinde beyanı

alınan C.G.Ö. Y.E.den daha önce bir araç satın

aldığını, kayınbiraderi Y.A.nın da Y.E.den bir araç satın aldığını, Y.A.nın

ölmesi üzerine Y.E. ile telefonla görüşüp aracı iade ettiğini, Y.A.nın aracı satın alırken verdiği 1.000 TL ile senetleri Y.E.nin geri vermediğini, bu nedenle Y.E. ile telefonda

görüştüğünü, kayınbiraderi B.A.nın parayı ve

senetleri geri alacağını söylediğini, Y.E. ile ortağı H.A.nın

B.A.dan büfe devraldığını, bunun karşılığında Y.E.

ile H.A.nın araç ve 12.500 TL tutarında senet

verdiğini ve B.A.nın kendisine olan borcu nedeniyle

aracın satışının adına düzenlendiğini beyan etmiştir.

43. H.A. kolluk görevlilerince alınan 22/12/2009 tarihli ek

ifadesinde; Y.E. ile birlikte işlettiği oto galeriyi kapattığını, işyerindeki

eşyaların kira borcuna karşılık alındığını, Y.E.nin

öldürülmesi ile ilgisinin bulunmadığını ve ailesiyle ilgili olarak tehdit

edildiği için Y.E.nin telefonunu ve adresini

değiştirdiğini beyan etmiştir.

44. Kolluk görevlileri 23/12/2009 tarihinde M.Ç.nin

ifadesini almıştır. Önceki ifadeleriyle benzer yönde beyanda bulunan M.Ç. ilave

olarak olay günü Y.E. ile telefonla görüştüğünü, Y.E.nin

H.A.nın İstanbul'dan geleceğini söylediğini, en son

telefon görüşmesinde Y.E.nin Şaşmaz'a geçeceklerinden

ve H.A.nın oraya geleceğinden söz ettiğini ancak

yanında kimlerin olduğunu söylemediğini, daha sonra Y.E.nin

telefonuna ulaşamadığını, Y.E. hastanedeyken ziyarete gittiğini, burada H.A.nın görevlilere

"B.A.nın kendisini sürekli arayıp her aradığında

ödemeniz için 20 dakikanız var, 10 dakikanız var, 5 dakikanız var dediğini ve

beş dakika sonra Y.E.nin telefonuna

ulaşamadığını" söylediğini ifade etmiştir.

45. Kollukça ifadesi 18/1/2010 tarihinde bilgi sahibi sıfatıyla

alınan K.Y. 0554 ... numaralı hat adına kayıtlı olsa da bu hattı mahalle

arkadaşı K.A.K.nın

kullandığını beyan etmiştir.

46. Y.E.nin tedavisine ilişkin tıbbi

evrakları da inceleyen ATK Grup Başkanlığınca düzenlenen 20/1/2010 tarihli

otopsi raporunda Y.E.nin başında, alnında, sağ

kaşında, her iki göz çevresinde, boynunda, çenesinde, yanaklarında,

dudaklarında, her iki kolunda ve dirseğinde, göğsünde, her iki diz kapağında,

sağ bacağında, sırt bölgesinde ve uyluğunda pek çok ekimoz (morartı) tarif edilmiş; Y.E.nin

ölümünün künt kafa travmasına bağlı beyin zarı

kanaması sonucu meydana geldiği, kanda alkol ve uyuşturucu/uyutucu madde bulunmadığıbelirtilmiştir.

47. B.A.nın

olay saati ve sonrasında telefonda görüştüğü tespit edilen K.A.K., R.Ç. ve K.M.

26/1/2010 tarihinde kollukça yakalanmıştır.

48. Cumhuriyet Başsavcılığı 27/1/2010 tarihinde K.M., K.A.K. ve R.Ç.nin şüpheli sıfatıyla ifadelerini almıştır.

i. K.M. ifadesinde; R.Ç.nin mahalleden

arkadaşı olduğunu, R.Ç.nin işvereni B.A.yı da bu vesileyle tanıdığını,

çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle ihtiyaç duyduğu parayı istemek için telefonla B.A.yı aradığını, bunun dışında B.A. ile görüşmediğini, K.A.K.yı kardeşi S.M.nin arkadaşı

olması nedeniyle tanıdığını, B.A.nın bir kişiyi dövüp

öldürdüğünü bir gün önce öğrendiğini ve B.A.nın

eylemine iştirak etmediğini belirtmiştir.

ii. R.Ç. ifadesinde; B.A.nın

mahalleden arkadaşı olduğunu, 2009 yılı Ağustos ayında bir gün Etimesgut ilçe

merkezinde B.A. ile karşılaştığını, B.A.nın da

Sincan'a gidecek olması nedeniyle B.A.nın aracına

bindiğini, yol üzerindeki bir araba galerisinin önünde durduklarını, araba

galerisine giren B.A.nın yanında bir kişiyle

geldiğini, aracın arka koltuğuna geçtiğini, araçla K.A.K.nın

yanına gittiklerini, K.A.K.nın da aracın arka

koltuğuna oturduğunu, araçta R.Ç. ve B.A. ile birer bira içtiklerini, evinin

bulunduğu sokakta K.A.K. ile araçtan indiklerini, Y.E.nin

ölümüne neden olmadığını, kullandığı telefonun Y.E.nin

yaralı olduğu yerden sinyal verdiğine dair tespiti kabul etmediğini

söylemiştir. Kolluk aşamasında da aynı yönde beyanda bulunan R.Ç. ilave olarak

araç içinde B.A.nın Y.E.ye

parayı ne zaman vereceğini sorduğunu, taraflar arasında küfürleşme olmadığını,

her ikisinin de telefonla birkaç kişiyle irtibat kurduğunu beyan etmiştir.

iii. K.A.K. ise R.Ç.yi on yıldır

tanıdığını, ramazan ayından bir iki gün önce R.Ç.nin

kendisini telefonla aradığını, tarif etmesi üzerine R.Ç.nin

bir araçla bulunduğu yere geldiğini, aracın şoför mahallinde tanımadığı ancak

ismini sonradan öğrendiği B.A.nın,ön yolcu koltuğunda

ise yine tanımadığı ancak ismini sonradan öğrendiği Y.E.nin

olduğunu, aracın arka koltuğunda oturan arkadaşı R.Ç.nin

yanında oturduğunu, araç içerisinde K.A.K. ve R.Ç. ile bira içtiğini, R.Ç.nin evinin bulunduğu sokağın kenarında R.Ç. ile

birlikte araçtan indiğini, B.A. ile Y.E.nin ise

araçla gittiğini, yedi sekiz gün sonra K. adına kayıtlı olup kendisi tarafından

kullanılan telefonu arayan ve kendisini polis olarak tanıtan kişinin olayla

ilgili ifade vermesi gerektiğini söylediğini, B.A.nın

Y.E.yi nerede ve nasıl öldürdüğünü bilmediğini,

kullandığı telefonun Y.E.nin yaralı olduğu yerden

sinyal verdiğine dair tespiti kabul etmediğini beyan etmiştir. Kolluk

aşamasında da aynı yönde bulunan K.A.K. ilave olarak araç içinde B.A.nın Y.E. ile ticaret hakkında

konuştuğunu ve taraflar arasında küfürleşme olmadığını beyan etmiştir.

49. Cumhuriyet basşavcısının talebi

üzerine Sincan 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/1/2010 tarihli kararıyla K.A.K. ve

R.Ç. kasten öldürme suçundan tutuklanmıştır.

50. Kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla K.M. hakkında kamu

davası açmaya yeter delil elde edilemediği gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar veren Cumhuriyet Başsavcılığı 5/3/2010 tarihli

iddianameyle, R.Ç. ve K.A.K.ın

kasten öldürme suçunu, B.A.nın ise kasten öldürme

suçu ile zincirleme şekilde tehdit suçunu işlediği iddiasıyla ceza mahkemesi

nezdinde kamu davası açmıştır. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

"Müşteki H.A. ile maktul Y.E.nin birlikte oto alım satımı işi yaptıkları,

şüphelilerden B.A.nın vefat etmiş olan abisi Y.A.ya maktul Y.nin 5500 TL

tutarında bir araç sattığı, bu paranın 1000 TL sini peşin alıp kalan bedel için

4500 TL tutarında senet aldığı, bu olaydan yaklaşık 20 gün sonra Y.A.nın vefat ettiği, ölümünden sonra şüpheli B.ninaracı Y.ye iade ederek ödenmiş bulunan 1000 TL para

ile 4500 TL tutarındaki senedin iadesini talep ettiği, ancak maktul tarafından

para ve senet iade edilmediğinden hem müşteki H.A. hemde

maktul Y.E.yi telefonla ve yüz yüze sürekli olarak

öldürmekle tehdit ettiği, olaydan bir gün önce 17/08/2009 tarihinde sabah saatlerinde

eşine ve çocuklarına "tarlaları üzerime yazdıracağım, Sivas'a

gidiyorum" diyerek kendisine ait 06 ... plakalı beyaz renkli F... marka

aracı ile evden ayrıldığı, saat 16.00 sularında kullandığı 0507 ... nolu hattan müşteki H.nin

kullandığı 0555 ... nolu hattı arayarak "senin

bir saatin var ister gel ister gelme, ya öleceğim ya da öldüreceğim" Yakup

nerede ?" şeklinde tehdit edici sözler kullandığı, aynı saatlerde Y.E., H.A.yı arayarak şüpheli B.nin

kendisine de sürekli telefon edip ölümle tehdit ettiğini "20 dakikan var

parayı verdin verdin, vermedin hepinizi öldüreceğim" şeklinde sözler

söylediğini bildirerek çabuk gelmesini istediği, saat 16.00 sularında evinden

ayrılan maktulden o saatten sonra bir daha haber alınamadığı, müşteki H.,

maktulün babası ve ailesinin o gece yaptıkları aramaların sonuç vermediği,

ertesi gün 18/08/2009 tarihinde sabah saat 07.30 sularında Elvankent'te

Ankara Çevre Yolu'nun köprü altında mezarlık yanındaki boş bir arazide darp

edilmiş halde bulunduğu, kaldırılmış olduğu Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde 19/08/2009 tarihinde vefat etmiş olduğu...

Bu suretle şüphelilerin üzerlerine atılı

suçları işledikleri kanaatine varıldığından,

Şüphelilerin yargılamasının mahkemenizce

yapılarak üzerlerine atılı suçlardan eylemlerine uyan yukarıda yazılı sevk

maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına ... [karar

verilmesi] kamu adına iddia ve talep

olunur."

51. Başvurucu 31/3/2010 tarihinde Ceza Mahkemesine bir dilekçe

vermiştir. Dilekçesinde başvurucu; sanıkların Y.E.ye işkence ettiklerini,

sanıkları öldürmeye H.A.nın

azmettirdiğini, sanıkların Y.E.nin üzerindeki yüzük,

para, sigara, telefon ve çakmağı yağmaladıklarını, daha sonra tekrar olay

yerine geldiklerini, K.M.nin de yağmadan kendisine

düşen payı almak için B.A.yı aradığını, bu hususların

iletişimin tespitine dair raporlar ile sabit olduğunu, C.G.nin

Y.E.nin ölümünden sonra kendisini arayıp elinde

10.000 TL'lik senet olduğunu söylediğini iddia etmiştir.

52. Ceza Mahkemesi, sanıklar B.A., R.Ç. ve K.A.K.nın sorgularını, başvurucu ile müşteki A.E.nin beyanını ve tanıklar K.G. M.A. ve G.A.nın ifadelerini dört beş ay gibi kısa bir sürede

tamamlanmıştır. Adı geçen kişiler soruşturma aşamasında verdikleri beyanlara

benzer yönde ifade vermişlerdir. Sanık B.A.nın

15/4/2010 tarihinde Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunda verdiği ifadenin

ilgili kısmı şöyledir:

"Ben maktül Y.yi kardeşimin hem iş yeri

arkadaşı olduğu için tanıdım. Daha sonra ben ona dükkanımı sattım. takas karşılığı onlardan araç aldım. Ayrıca bir de internet cafeve 12.500TL'lik senet aldım. Ancak daha sonra aracı

üzerimize geçiremedik. Bu yüzden mahkemelik olduk. Aracı eniştemin üzerine

aldığımız için akibeti ne oldu bilmiyorum. Senetteki

alacağımı da kendilerinden alamadım. Bunun üzerine internet kafeyi iade ettim.

Dükkanımı da geri aldım. Bu işlemlerden 20 gün sonra kardeşim vefat etti.

Kardeşimin daha önceden karşı çıkmasına rağmen dükkanı ölüme üzüldüğüm için

dükkanı Y. ve H.A.ya a geri

verdim, ben Y.ye güvendiğim için verdim. Ancak yine alacaklarımı alamadım. Ben

olayın olduğu gün Y. ile telefonla görüştüm. Bana aracının olmadığını, dükkandan kendisini almamı söyledi. Diğer sanıkların

anlattığı gibi onları da gidecekleri yere götürmek üzere aracıma aldım. Daha

doğrusu önce R.yi aldım. Yola

çıktık. Y.E.yi aracıma

aldım. Daha sonra da K.A.yı

aldım. İstedikleri yerde R. Ve A.yı

indirdim. Daha sonra Y. ile de tekrar geri döndük. Elvankent

civarında kendisini bıraktım. Çünkü Y. benden araç temin etmek için birlikte

gitmemizi söylemişti. Yakup 45-50 dakika sonra tekrar benim dükkanıma geldi. Bu

gelişinde kendi Mercedes arabası ile gelmişti. Ben onun aracına bindim.Birlikte Şaşmaza gitmek

üzere tekrar yola çıktık. Bu sırada saat tahmini akşam 18:30-19:00 civarıydı.

Diğer sanıkları aracıma almam öğleden sonra 16:00-16:30 sıralarıydı. Y. ile

yaptığım telefon görüşmeleri raporlarından bu saat belirlenir. Y.nin ortağı H.A.nın

yanına gitmek için Şaşmaza gidecektik. Yukarıda da belirittiğim

gibi dükkanı satıp geri almalarımız sırasında benim

tekrar geri almamı engellemek için dükkanı E.K.ye satmışlardı. Daha sonra da U.

isimli Yurtbeyköylü bir şahsa satmışlar. Bu U. isimli

şahıs Şaşmazdaki internet kafeye gelerek benim oğlum M.A.yı darp ediyor. Bundan sonra da beni darp

etmişlerdi. Olay günü de Y. ortağı H.A.nın

yanına gideceğini söyleyince, bu olaylar aklıma gelip beni yeniden darp

edebileceklerini düşündüm. Boş bir arazide durarak Y. ile konuştuk. Niye beni

Şaşmaz'a götürdüğünü sordum. Beni darp edebileceklerini söyledim. Bunun üzerine

abi sen istersen gelme dedi. H. hakkındakonuştuk ve

ben daha sonra alacağımı isteyince bana küfür etti, bende kendisine2-3 tane

tokat vurup aracından inerek ayrıldım. Bundan sonra ne oldu bilmiyorum dedi.

Ben maktülü kardeşim gibi sever ve güvenirdim. Atılı

suçlamayı kabul etmiyorum... Benim arabamın üzerinde haciz vardı. Bu nedenle

kapının önüne çekemiyordum. Ben olay günü de Sivas'a gitmedim. Gece renault 9 bir araba evimin önüne gelince, polis arabası da

olduğu anlaşılmadığından eşim gelen şahıslara Sivasa

gitti diye bilgi vermiş. Ben bu sırada evde yoktum. Gece 23:00

- 24:00 civarında eve geldim. Alkol aldığım için şimdi saati tam olarak

söyleyemiyorum...

Ayrıca, H.A.yı da telefonda tehdit etmedim..."

53. Başvurucu 19/7/2010 tarihinde Ceza Mahkemesine bir dilekçe

vererek oğlunun araç içinde birden fazla kişi tarafından dövülüp boş araziye

bırakıldığını, olay yeri inceleme raporuna göre araç içinde şüpheli lekelerin

bulunduğunu, H.A.nın da araçta olduğundan

şüphelendiğini, asıl suçlunun H.A. olduğunu, H.A.nın

alacaklıları oğluna yönlendirdiğini, oğlunun H.A.dan

alacaklı olduğunu, içkili olan B.A.nın tek başına

oğlunu ağır şekilde darbetmesinin mümkün olmadığını,

beyanlarının aksine B.A.nın vücudunda yara izi

olmadığını, yağma suçuyla ilgili araştırma yapılmadığını, mobil telefonlara el

konulmadığı gibi konuşma detaylarının da istenmediğini ve H.A.nın

sanık olarak yargılanması gerektiğini iddia etmiştir.

54. Başvurucu vekili tarafından 3/8/2010 tarihinde Ceza

Mahkemesine verilen dilekçede de olaya H.A.nın

da karıştığına ve sanıkların aynı zamanda yağma suçunu işlediğine dair iddialar

tekrarlanmıştır.

55. Ceza Mahkemesi, başvurucunun oğluna yönelik yağma suçunun

işlendiğine ve öldürme olayından H.A.nın

da sorumlu olduğuna ilişkin dilekçeleri 2/2/2011 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir. Söz konusu iddialar hakkında Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya ilişkin bilgiler aşağıda ayrı bir başlık

altında yer almaktadır.

56. Ceza Mahkemesince olayın meydana geldiği yer çevresinde baz

istasyonu olup olmadığı ve 0554 ... numaralı telefon hattının olay tarihinde

saat 21.57 sıralarında hangi baz istasyonundan sinyal aldığı ve bu baz

istasyonuna en yakın baz istasyonlarının nerede olduğu hususlarına dair bir

telekomünikasyon şirketine müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkereye verilen

24/12/2010 tarihli cevap yazısında, eski 20. Cadde'nin 30 Ağustos Mahallesi'nde

bulunan 1815. Cadde olduğu, bu caddede ve yakınlarda baz istasyonlarının olduğu

belirtilmiş; en yakındaki dört baz istasyonu ismi bildirilmiş ve söz konusu baz

istasyonlarının kapsama alanları konusunda net sayı söylenemeyeceği ifade

edilmiştir.

57. Adresinde bulunmaması nedeniyle müşteki H.A.nın adresinin tespiti için çeşitli resmî kurumlarla

yazışmalar yapan Ceza Mahkemesi, H.A.nın ifadesini

istinabe suretiyle 25/4/2012 tarihinde almıştır. H.A. önceki ifadelerle benzer

yönde beyanda bulunmuştur.

58. Ceza Mahkemesi 26/6/2012 tarihinde verdiği kararla H.A.ya yönelik tehdit suçunu

işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle B.A.nın beraatine, Y.E.yi öldürdükleri

gerekçesiyle B.A., R.Ç. ve K.A.K.nın 25 yıl hapis

cezasıyla cezalandırılmalarına hükmetmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...[S]anıklardan B.A.nın vefat

eden abisi Y.A.nın maktul Y.E.den

vefat etmeden önce bir araç sattın aldığı, bu araçtan dolayı kalan 4.500 TL

borcuna karşılık senet verdiği , 1000 TL 'yide peşin

ödediği, Y.A. vefat ettikten sonra kardeşi olan sanık B.A.nınaracı

maktul Y.E.ye iade ederek para ile senedi geri istediği, ancak maktulün para ve

senedi iade etmeyerek sanık B.A.yı oyaladığı, maktul

Y.E. ile ortağı olan H.A. ve sanık B.A. arasında bu nedenle husumet meydana

geldiği, bu husumet nedeniyle sanık B.A.nın maktulün

ve ortağa olan H.A.yı sık sık arayarak tehdit ettiği

anlaşılmıştır. Olay tarihi olan 17/08/2009 tarihinde sanık B.A. maktul Y.E.nin çalıştığı galerisinden alarak arkadaşları olan

diğer sanıklar R.Ç. Ve K.A.K.a haber vererek onları

da aracına alarak maktulün Elvankent Ankara çevre

yolunun köprü altındaki mezarlık yanındaki boş bir araziye götürerek hep

birlikte iştirak halinde maktulü dövdükleri, darp ettikleri, dövüp darp

ettikten sonra götürdükleri yerde bırakarak olay yerini terk ettikleri ...

tespit edilmiştir... [S]anıkların

birlikte maktülün kafasına vurarak, kafada kemik

kırığı oluşacak şekilde darp etmeleri, maktülün

kafasına aldığı darbeler sonucu ölmesi, maktülü bu

şekilde metruk bir yerde bırakıp gitmeleri şeklindeki eylemleri ve deliller hep

birlikte değerlendirdiğinde sanıkların öldürme kastı ile davrandıkları

kuşkusuzdur. Sanık B.A.nınmaktuldeki

alacağı için yasal yollara başvurma imkanın olması dikkate alındığında,

alacağını tahsil etmek için yasal yollara başvurması yerine maktülü

darp ederek öldürmesi; tahrik açısından değerlendirildiğinde: Maktülün borcunu ödememesi TCK 29. Madde, Yargıtay Ceza

Genel Kurulunun yerleşik ictihadları karşısında

sanıkların eylemlerini "Haksız Tahrik" altında işlediklerini kabul

etmek mümkün değildir..."

59. Ceza Mahkemesince verilen karar sanıklar B.A. ve K.A.K. müdafii, sanık R.Ç. ve müdafii

ile başvurucu vekilince temyiz edilmiştir.

60. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi (Ceza

Dairesi) 7/11/2013 tarihinde, sanık B.A. hakkında kasten öldürme suçundan kurulan

mahkûmiyet hükmünün "kıraathane ve

büfenin maktul ve ortağına devredilmesine karşılık verilen arabanın hacizli

çıktığına ve senetlerin ödenmediğine, yine sanığın kardeşininaldığı

arabanın maktule iadesinden dolayı verilen senetlerin ödenmediğine ve maktul

ile ortağının sanığı sürekli oyaladıklarına dair iddialar araştırılmadan ve

yerinde olmayan gerekçeyle haksız tahrik hükmünün uygulanmadığı"

gerekçesiyle, sanıklar R.Ç. ve K.A.K. hakkında kasten öldürme suçundan kurulan

mahkûmiyet hükümlerinin ise olay saatlerinde olay mahallinde oldukları

anlaşılmakla birlikte sanıkların öldürme eylemine ne şekilde iştirak etikleri

ve olaya katkı dereceleri ne olduğu hususları saptanmadan eyleme asli fail

olarak katıldıklarının kabulü edildiği" gerekçeleriyle bozulmasına

ve R.Ç. ile K.A.K.nın tahliyesine karar vermiştir.

61. Ceza Mahkemesi, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar

vermiştir.

62. Bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında B.A., R.Ç. ve K.A.K.nın nitelikli yağma, H.A.nın ise azmettirmek suretiyle kasten öldürme suçunu

işlediği iddiasıyla açılan ve aşamaları aşağıda anlatılacak dava, bu dava ile

birleştirilmiştir.

63. Bozma sonrası yapılan yargılamada başvurucunun, sanıkların

yeniden çağırılıp çarpraz sorguya çekilmesi ve H.A.nın sattığı araçlar ile kahve,

market ve araba galerisi ile ilgili araştırma yapılmasına ilişkin talepleri

yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

64. Ceza Mahkemesi 4/6/2014 tarihli kararla;

-Yağma suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle B.A.,

R.Ç. ve K.A.K.nın beraatine,

-Kasten öldürme suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle

R.Ç. ve K.A.K.nın beraatine,

-Azmettirmek suretiyle kasten öldürme ve yağma suçlarını

işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle H.A.nın

beraatine,

-Haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit

olduğu gerekçesiyle B.A.nın

15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Bahse konu kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...Sanık B. tartışma

sırasında maktule birkaç tokat atıp olay yerinden ayrıldığını beyan etse de; otopsi raporuna göremaktulün

vücudunda ve özellikle hayati bölgesi olan baş ve göğüs bölgesinde çok sayıda

yaralanmanın mevcut olması karşısında savunmaya bu yönüyle itibar

edilemeyeceği, aradaki husumet ile maktule vurulan darbe sayısı ile

yerleri-şiddeti ile sanığın metruk bir yerde maktulü bırakıp ayrılması

karşısında öldürme kastı ile hareket ettiği vicdani kanaatine varılmıştır.

Öte yandan gerek sanık B.nin

maktule ve ortağı olan H.A.ya kıraathanesini ve

büfesini de devretmesi karşılığında da araba ve senet alması, takas olarak

verilen arabanın hacizli çıkması sebebiyle devrin yapılamadığı gibi maktulün

verdiği senetleri de ödememesi ile sanık B.nin

savunmasında, yalnız kaldıklarında maktulün ".....H. hakkındakonuştuğunuve

daha sonra alacağını isteyince küfür ettiğini..." beyan etmesi ve bu

savunma aksine herhangi bir delil bulunmaması hususlarıbirlikte

değerlendirildiğindeşüpheden sanık yararlanır ilkesi

de gözetilerek maktulün hakareti üzerine sanık B.nin

üzerine atılı suçu işlediği, maktulün hakaretinin sanık lehine haksız tahrik

oluşturduğu kabul edilmiştir.

Sanıklardan K.A.K. ve R.Ç. hakkında yapılan

değerlendirmede ise; bu sanıkların olaydan önce maktulün ve sanık Bayram'ın

yanından ayrıldıklarını ifade etseler de sanık K.A.nın cep telefonu iletişim özetine göre olay saatinde

maktulün olduğu bölgeden sinyal aldığı hususu tartışmasız olup suçtan

kurtulmaya yönelik savunmalara bu yönüyle itibar etmek mümkün değildir.

İddianamede ise bu sanıkların, sanık B. ile

birlikte müsnet suçu işledikleri iddia edilmiştir...

Bu açıklamalara göre somut olay

değerlendirildiğinde; dosyada olayı aydınlatmaya müsait tanık beyanı, kamera

kaydı veya başka bir delil bulunmamaktadır. Sanıklar K.A. ve R. ise suçlamayı

kabul etmemektedir. Öte yandan sanık B. De savunmasında bu sanıklar aleyhine

bir anlatımda bulunmamıştır. Bu durumda sanıklar K.A. ve R.nin

diğer sanık B. ile beraber hareket ederek maktule vurdukları yani icra

hareketlerini birlikte gerçekleştirdikleri hususu mahkumiyet

hükmü kurmaya yetecek derecede ve nitelikte bir delille ispatlanmış değildir.

Bu durumda sanıklar K.A. ve R.nin TCK'nin 38. maddesinde düzenlenen

"azmettiren" ve 39. maddesinde düzenlenen "yardım eden"

olarak irdelenmesi gerekmektedir. Yine dosyada sanıklar K.A. ve R.nin diğer sanık B.yi

azmettirdiklerine dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır.

Konu "yardım eden" kurumu

çerçevesinde değerlendirildiğinde ise; yardım etme;

bir suçun işlenmesinden önce veya suçun işlenildiği

sırada destekleyici veya kolaylaştırıcı hareketlerde bulunularak, failin suç

işleme kararının kuvvetlendirilmesi ya da suçu kolayca işlemesini sağlamaktır.

Yardım eden kişi, suçun işlenişinde fiil üzerinde hakimiyet kuramayan ve bu

sebeple fail ya da müşterek fail durumunda olmadığı halde, suçu kolaylaştırıcı

hareketleri dolayısıyla cezalandırılan şeriktir. Kanun'un 39. maddesinin ikinci

fıkrasında da hangi hallerde kişinin yardım eden sıfatıyla sorumlu olacağı

tahdidi olarak sayılmıştır. Bu haller de;

"a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç

işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda

bulunacağını vaat etmek.

b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol

göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi

sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak." şeklinde sayılmıştır.Bununla birlikte

yardım etme şeklindeki iştirak iradesinin "suçun işlenmesinden önce" veya

"suçun işlenme anında" mevcut bulunması da şarttır.

Sanıklar K.A. ve R.nin

hukukidurumu bu madde açısından ele alındığında;

dosyada mevcut deliller gözetildiğinde; maddenin a ve

b bendinde gösterilen halleringerçekleştiğine dair

mahkumiyet hükmü kurmaya yetecek derecede ve nitelikte bir delil mevcut

değildir.

Dosyada bu sanıklar aleyhine tek delil

birlikte olan sanıklardan K.A.nın

cep telefonunun maktulün bulunduğu bölgeden sinyal vermesidir. Bu delilin de

maddenin c bendinde geçen "suçun işlenmesinden önce veya suçun işlenmesi

sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" haline uyup

uymadığında değerlendirilmesigerekmektedir... [S]anıklar K.A. ve R. olay bölgesinde olmakla beraber

fail B.nin suç işleme kararını bildikleri tespit

edilmiş değildir. Yine sanık B. ile maktul Y. konuşmaya başladıkları ve sanık B.nin Y.ye vurduğu sırada bu sanıkların onların yanında

olduğu, onları görebilecek ya da müdahale edebilecek veya engel olabilecek

mesafede oldukları da tespit edilmiş değildir. Sanıklar K.A. ve R.nin sorumlu olabilmesi için en azından sanık B.nin suç işleme kararını ortaya koyacak şekilde icra

hareketlerini gerçekleştirdiği yani maktul Y.ye vurduğu sırada Y.nin direncini kırmaya yarayacak veya B.yi cesaretlendirecek bir yakınlıkta olmaları

gerekmektedir. Yine olay bölgesinin açık alan olması ve baz istasyonunun geniş

bir alana hitap etmesi sebebiyle K.A.nın

telefonunun sinyal aldığı yer ile sanık B.nin icra

hareketlerinin gerçekleştiği yer arasındaki mesafede belli değildir. Bu durumda

sanıklar K.A. ve R.nin maktul ve sanık B.nin hemen yanında olduğu iddia edilebileceği gibi; sanık B.nin onları geride bırakıp bir miktar uzaklaştıktan sonra

maktulle yalnız kalarak ve kimse tarafından görülmeyecek şekilde de suçu

işlemesi ihtimal dahilindedir. Yine bu ikinci ihtimale göre de; K.A. ve R.nin sanık B.ninuzaklaştıktansonra

ne olduğunu, taraflar arasında ne yaşandığını bilemeyecek durumda oldukları da

farz edilebilir.

Ceza yargılamasındaki genel ilke suçluluğun

ispatlanmaya muhtaç olmasıdır. Buradan hareketle suçsuzluğun da asıl olması

söylenebilir. Suçu işlemiş olması muhtemel bir kişinin suçsuz bulunması, masum

bir kişiye ceza verilmesine tercih edilmelidir. Sadece aynı bölgeden sinyal

alma iddiası dışında aleyhe kesin bir delille desteklenmeyen iddiaya istinadenmahkûmiyet kararı verilmesi şüphedensanık

yararlanır ilkesine de aykırıdır.

...

Yine sanıklar K.A.K., B.A. ve R.Ç. hakkında maktul Y.E.ye karşı birden fazla kişi

tarafından birlikte yağma suçunu işledikleri vesanık

H.A. hakkında da diğer sanıklar K.A.K., B.A. ve R.Ç.yi,

maktul Y.E.ye karşı birden fazla kişi tarafından birlikte yağma ve kasten

öldürme suçlarını işlemeye azmettirdiği işledikleri iddiasıyla ve

cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de; bu fiiller yönünden sanıkların

savunmalarında suçlamaları kabul etmemeleri ve bu suçların işlendiğine dair

savunmaların aksine mahkumiyet hükmü kurulmasına yetecek derecede ve nitelikte

her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması gözetildiğinde

soyut iddiadan başka delil bulunmaması sebebiyle ... beraat hükümleri

kurulmuştur..."

65. Anılan karar, sanık B.A. ve müdafii

ile başvurucu vekilinin temyiz talebini inceleyen Ceza Dairesinin 9/2/2015

tarihli kararıyla onanmıştır.

66. Nihai karar, başvurucu tarafından 16/6/2015 tarihinde

öğrenilmiş olup yasal süresi içinde, 13/7/2015 tarihinde, bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. Nitelikli Yağma Suçu

İle H.A.nın Azmettirmek

Suretiyle Kasten Öldürme Suçunu İşlediğine İlişkin İddia Hakkında Yürütülen

Soruşturma

67. Ceza Mahkemesinin başvurucunun, oğluna yönelik yağma suçunun

işlendiğine ve öldürme olayından H.A.nın

da sorumlu olduğuna ilişkin dilekçelerini göndermesi üzerine Cumhuriyet

Başsavcılığı derhâl soruşturma başlatmış ve Ceza Mahkemesince yargılaması

yapılan davaya ilişkin dosyanın onaylı bir örneğini getirtmiştir.

68. Cumhuriyet Başsavcılığı 12/4/2011 tarihinde BTK'ya yazdığı müzekkere ile H.A.ya ait telefon hattının 8/8/2009-27/08/2009

tarihleri arasındaki iletişimlerinin tespitine dair raporları soruşturma

dosyasına getirtmiştir.

69. Cumhuriyet Başsavcılığınca tanık sıfatıyla beyanı 3/8/2011

tarihinde alınan M.Ç., olay günü Y.E. ile yüz yüze görüşmediğini ancak üç kez

telefonla konuştuğunu, o gün H.A.nın İstanbul'a araç

satmaya gittiğini Y.E.den öğrendiğini, akşam

saatlerinde Y.E.nin telefonunun kapandığını,H.A.

ve Y.E.den alacağı olduğu için H.A.yı

aradığını, H.A.nın yolda olduğunu söyleyip

20.00-21.00 sıralarında yanına geldiğini, Y.E. olmadan ödeme yapamayacağını

söyleyen H.A.nın "telefonunun

kapalı olması nedeniyle Y.E.nin tehlikede

olabileceğini" söylediğini, birlikte Y.E.nin

evine gittiklerini, H.A. ile Y.E.nin B.A.ya borçlu olduklarını, H.A. ile Y.E.nin

ortak iş yaptıklarını ve aralarında sorun olmadığını söylemiştir.

70. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2011 tarihinde başvurucunun

ifadesini almıştır. İfadesinde başvurucu, H.A.nın da

oğlunun öldürülmesi olayına karışmış olabileceğini, H.A.nın

ortak alacaklarına karşı oğlunu öne sürdüğünü, soruşturmada eksiklikler

bulunduğunu, mobil telefonlara el konulmadığını, olay yerinin ve olay yerine

gidilirken kullanılan aracın yeterince incelenmediğini, H.A.nın

trafik polisi bir oğlu olduğunu, olay günü oğlunun mobil telefonunun

kaybolduğunu, oğlunun üzerinden yüzük ve para da çıkmadığını, olay günü oğlunun

üzerinde H.A.dan olan alacağına ilişkin senetler

olduğunu düşündüğünü söylemiştir.

71. Başvurucunun, oğlunun ölümüne H.A.nın da karıştığına ve oğlunun üzerindeki keşidecisi

H.A. olan senedin, paraların ve yüzüğün cesetten çıkmadığına dair iddialarının

araştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığı 26/8/2011 tarihinde Etimesgut İlçe

Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmıştır.

72. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceza Mahkemesinden B.A., K.A.K.,

R.Ç., H.A. ve Y.E. arasındaki iletişimlerin tespitine ilişkin raporları içeren

CD'yi getirtmiş ve olay tarihinde iletişimlerin hangi baz istasyonu

aracılığıyla ve hangi zamanda yapıldığı konusunda bilirkişi raporu aldırmıştır.

Mezkur bilirkişi raporuna göre;

-B.A., 11.25, 11.35, 12.27, 13.11 ve 14.07'te Y.E. ile

görüşmüştür. Bu görüşmeler sırasında gerek B.A. gerekse Y.E. Etimesgut

sınırları içindedir.

-B.A. 16.04, 16.19, 16.20, 16.37, 16.59 ,

17.06 ve 17.14'te R.Ç. ile görüşmüştür.

-B.A. 17.11, 17.17 ve 17.22'de Y.E. ile görüşmüştür. Bu

görüşmelerde Y.E. Sincan ilçe sınırları içindeki bir baz istasyonu, B.A. ise Etimesgutilçe sınırları içindeki bir baz istasyonu

çevresindedir.

-H.A. 17.18'de Y.E. ile görüşmüştür. Bu görüşme sırasında H.A.

Düzce sınırları içindeki bir baz istasyonu çevresindedir.

-H.A. 17.20, 17.21 ve 17.34'te B.A. ile görüşmüştür. H.A.

17.34'teki görüşmeyi Bolu il sınırı içindeki bir baz istasyonu çevresinde

yapmıştır.

-B.A. 17.42'de K.A.K. ile görüşmüştür.

-H.A. 17.47'de Y.E. ile görüşmüştür.

-K.A.K. 17.58 ve 18.09'da B.A. ile görüşmüştür. Bu görüşmeler

sırasında B.A. Etimesgut ilçesine bağlı Elvankent'teki,

K.A.K. ise Sincan'daki bir baz istasyonu çevresindedir.

-Y.E.18.10'da H.A. ile mesajlaşmış, 18.12'de ise telefonla

görüşmüştür. Bu görüşmeler sırasında H.A. Bolu ili Gerede ilçesi Samsat

köyünde, Y.E. ise Etimesgut ilçesine bağlı Elvankent'te

bulunan bir baz istasyonu çevresindedir. 18.10 sıralarında K.A.K. da Y.E. ile

aynı baz istasyonu çevresindedir.

-Y.E. 18.34'te H.A. ile görüşmüştür. Bu görüşme sırasında Y.E.

Ayaş yolu 20. km'de bulunan bir baz istasyonu çevresindedir.

-H.A. 19.24 ve 19.44'te B.A. ile görüşmüştür. Bu görüşmeler

sırasında H.A. ve B.A. Etimesgut'ta bulunan farklı baz istasyonu çevresindedir.

-R.Ç. ile K.A.K. 20.28'de görüşmüştür. Bu görüşme sırasında hemR.Ç. hem de K.A.K. Etimesgut'ta bulunan bir baz

istasyonu çevresindedir.

73. Kollukça yapılan araştırmalardan adresi tespit edilemeyen H.A.nın ifadesi, Cumhuriyet

Başsavcılığının istinabe talebi üzerine Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü

görevlilerince 31/1/2012 tarihinde alınabilmiştir. İfadesinde H.A., Y.E.nin iki yıl kadar önce iş ortağı olduğu olduğunu,

ortaklıklarını anlaşarak sona erdirdiklerini, bildiği kadarıyla B.A.nın da Y.E.nin

iş ortağı olduğunu, Y.E.ye borçlu olmadığını, Y.E.nin

öldürülmesi ile alakasının olmadığını, Y.E.nin

üzerinden senet, yüzük, para veya mobil telefon aldığı iddiasının doğru

olmadığını savunmuştur.

74. Y.E. tarafından kullanılan mobil telefona ait uluslararası

mobil cihaz kodu (IMEI numarası) belirtilerek 17/8/2009-17/9/2009 tarihleri

arasında telefonun kullanılıp kullanılmadığının tespiti Cumhuriyet

Başsavcılığınca BTK'dan istenmiştir.

75. Başvurucu 26/3/2012 tarihli bir dilekçe ile Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaat etmiştir. Başvurucu dilekçesinde şu hususları dile

getirmiştir:

i. Y.E.nin üzerinden keşidecisi E.K.,

cirantası H.A. olan bir senet çıkmıştır. Y.E., H.A. ve alacaklılar arasındaki

bağlantının ortaya çıkarılabilmesi için E.K.nın

ifadesi alınmalıdır.

ii. B.A.ya

ait marketin Y.E. ve H.A.ya satışına ilişkin

protokolde kiracı sıfatıyla yer alan A.K.dır.

iii. Başvurucuyu telefonla arayan Y.A., Y.E. adına trafik

siciline kayıtlı aracın H.A. tarafından kendisine satıldığını, Y.E. adına

tescilli iki aracın daha H.A. tarafından kendisine verildiğini beyan etmiştir.

Hatta Y.E. adına kayıtlı araç Sincan Yenikent Sanayi

Sitesi'nden bir çekici ile bir başka yere götürülmüştür. Bu hususlar Y.E.nin H.A. tarafından öldürüldüğü veya öldürtüldüğüne

işaret etmektedir.

iv. Y.E.nin çıkar elde etmek amacıyla

öldürüldüğünün tespit edilmesi için Y.E ile H.A. tarafından işletilen oto

galeri ve büfenin gelirlerinin araştırılması gerekmektedir.

76. 28/3/2012 tarihinde ifadelerine başvurulan R.Ç. ve K.A.K., H.A.yı tanımadıklarını beyan edip Y.E.nin üzerinden telefon veya senet almadıklarını, Y.E.nin öldürülmesi olayına da iştirak etmediklerini beyan

etmişlerdir.

77. B.A. 28/3/2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında ifade

vermiş ve H.A.nın kendisini Y.E.yi öldürmeye azmettirdiğine, Y.E.nin

üzerinden senet ve mobil telefon aldığına ilişkin iddiaları kabul etmemiştir.

78. Cumhuriyet Başsavcılığı 3/4/2012 tarihinde Ankara İl Emniyet

Müdürlüğüne bir müzekkere yazarak başvurucunun 26/3/2012 tarihli dilekçesinde

bahsi geçen hususların araştırılmasını ve gerektiğinde dilekçede bahsi geçen

E.K., A.K., Y.A. ve M.D.ninadreslerinin

başvurucudan sorularak delillerin tespit edilmesini istemiştir. Bahse konu yazı

üzerine Y.A., A.K. veM.D.nin ifadeleri alınmıştır.

i. Y.A. ifadesinde, Y.E. ve H.A.yı araç takası nedeniyle tanıdığını beyan etmiş;

araç takası ile ilgili bilgiler vermiş ancak Y.E.nin

ölümü veya Y.E. ile H.A. arasındaki ortaklığın mahiyeti konusunda herhangi bir

bilgi vermemiştir.

ii. A.K., eşi E.K.nın

bir süre H.A. ve Y.E.nin isteği üzerine bu kişilere

ait işyerinde oto kiralama işi yapmak üzere bulunduğunu, bir süre sonra Şaşmaz'daki

bir büfenin önünde eşinin yanında kimlik olmaması nedeniyle bir kira

sözleşmesine imza attığını ve eşinin bu büfeyi bir süre çalıştırdığını

söylemiştir.

iii. M.D., kendisini telefonla arayan halasının oğlu Y.E.nin bir polis memuru arkadaşı ile birlikte işyerine

tamir için bir araç bıraktığını söylediğini, birkaç gün sonra Y.E.nin öldüğünü duyduğunu, 19 Ağustos'ta işyerinde

olmadığı bir vakit kendisine telefon eden işçisinin aracı bırakan polis

memurunun aracın götürüldüğünü söylediğini beyan etmiştir.

79. Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/4/2012 tarihinde ifadesi

alınan tanık K.G. 16/9/2009 tarihli ifadesi ile benzer yönde beyanda

bulunmuştur.

80. Kolluk görevlilerince 13/4/2012 tarihinde beyanı alınan

başvurucu ifadesinde, 26/3/2012 tarihli dilekçesindeki iddialarını tekrar

etmiştir.

81. Ankara Kriminal Polis

Laboratuvarınca 31/10/2012-2/11/2012 tarihleri arasında yapılan incelemeye

ilişkin raporda, ATK Grup Başkanlığının 3/5/2012 tarihli raporunda Y.E.ye ait

olduğu belirtilen DNA profilinin BYL-2009/04660 sayılı uzmanlık raporunda

belirtilen 3 No.lu kan örneğinden elde edilen DNA profili ile uyumlu olduğu

belirtilmiştir.

82. Soruşturma dosyasındaki belgelere göre;

i. B.A. Bahçekapı Mahallesi'nde bulunan kıraathane ve büfeyi

2005 model bir araç, yirmi dört bilgisayarlı bir internet kafe ve her biri

2.500 TL miktarlı dört bono karşılığında H.A. ve Y.E.ye satmıştır. C.G.Ö. söz

konusu satışa ilişkin protokole şahit sıfatıyla imza atmıştır.

ii. Y.E. ve H.A.ya

satılan işyeri 1/7/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre A.E.

tarafından A.K.ya kiralanmıştır.

iii. Y.E.nin üzerinden çıkan iki sıra

numaralı bononun keşidecisi E.K., miktarı 4.000 TL, ödeme tarihi ise

6/9/2009'dur. Bonoda düzenleme tarihi ve lehtar yer almamaktadır. Bononun

arkasında H.A.nın cirosu

bulunmaktadır.

iv. Araç satışının trafik sicile Y.E. tarafından tescil

ettirilmemesi üzerine 78... plakalı aracın tescili satıcının 26/8/2011 tarihli

talebi üzerine Y.E. adına yapılmıştır.

83. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/12/2012 tarihinde, B.A., R.Ç. ve K.A.K.nın yağma suçunu, H.A.nın ise kasten öldürme suçu ile yağma suçunuişlediği iddiasıyla kamu davası açmak için yeterli

delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir.

84. Bu karara başvurucu tarafından yapılan itirazın delillerin

mahkemece değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesince kabul edilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı 11/2/2013 tarihinde

iddianame düzenlemiştir. Söz konusu iddianamede, "şüpheli H.A.nın ölen Y.E. nin arkadaşı olduğu ve Y.E. ile harici araç alım satım

işini yaptığını, borçları nedeniyle H.A.nın Y.E.ye

bonolar verdiğini, H.A.nın Y.E.ye olan borcundan

kurtulmak ve Y.E. ile birlikte satın aldığı araçları mal edinmek kastıyla R.Ç.,

B.A. ve K.A.K.yı Y.E.yi

öldürme konusunda azmettirdiği, Y.E.yi aracına alan B.A.nın daha sonra R.Ç., H.A. ve K.A.K.ı

da aracına aldığı, B.A.nın diğer şüphelilerle

birlikte Y.E.yi Ankara ili Etimesgut ilçesinde

bulunan bir mezarlığın yanındaki boş bir araziye götürdüğü, burada şüphelilerin

hep birlikte Y.E.yi darp edip Y.E.nin

üzerinden keşidecisi H.A. olan bonoları, paraları, yüzük ve mobil telefonu

aldıkları" iddia edilerek B.A., R.Ç. ve K.A.K.nınnitelikli

yağma suçundan, H.A.nın ise azmettirmek suretiyle

kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından cezalandırılması istenmiştir.

85. Ceza Mahkemesinin bilgi talebi üzerine Cumhuriyet

Başsavcılığı, 18/11/2013 tarihli yazı ile olay sonrasında ölene ait mobil

telefonun veya SIM kartının kullanılmadığı, bu sebeple telefonun nerede

olduğunun tespit edilemediğini bildirmiştir.

86. Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada sanıkların sorguları

yapılmış; başvurucunun beyanı tespit edilmiş vetanıklar

A.K., M.D., K.G., Y.A. ve M.Ç. dinlenmiştir. Sanıklar, başvuran ve tanıklar

soruşturma aşamasında alınan beyanlarının ötesinde olayın aydınlatılmasına

yarayabilecek somut bilgi vermemişledir. Öte yandan sanık H.A.nın adresi tespit edilemediğinden savunmasının

alınması için 21/6/2013 tarihinde çıkarılmasına karar verilen yakalama emri

28/2/2014 tarihinde infaz edilmiştir. H.A.nın

28/2/2014 tarihinde Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunda yaptığı savunmanın

ilgili kısmı şöyledir:

"... Y.E. isimli şahıs benim ortağımdır.

Kendisi ile iki yıl kadar birlikte ortak olarak çalıştık. Daha sonra aramızda

anlaşarak ortaklığıımızı sona erdirdik. Beraber araba

alım satım işi yapardık. Ortaklığımızı karşılıklı anlaşma ile bitirdik. B.A. da

Y.E. ile birlikte ortak araba alır satardı. Y.E.nin

öldürülme olayına ilişkin benim hiçbir bilgim yoktur ve Y.E.ninöldürülmesi ile hiçbir alakam yoktur. Eyleme

hiçbir şekilde iştirak etmedim. Maktulün kimlerle arasında alacak verecek

meselesi olduğunu da bilemem Ben, maktulün öldürülme

anında ya da öncesinde maktulün yanında değildim. Ben o gün İstanbul'daydım.

Benim maktule hiçbir borcum yoktur. Maktulden ne alacağım ne de borcum yoktur.

Zaten aramızda ortaklığımızı anlaşarak sona erdirmiştik. Birbirimizden alacaklı

ya da borçlu değildik. Bu nedenle birbirimize senet vermemiz de söz konusu

değildir... İddianamede yazılı eylemler de doğru değildir. Ben kesinlikle

maktulün üzerinden herhangi bir şey almış ya da yağma suçundan işlemiş değilim.

Bu nedenle atılı yağma ve öldürmeye azmettirme suçları ile hiçbir alakam

yoktur..."

87. Ceza Mahkemesi 4/3/2014 tarihinde, yargılaması yapılan dava

ile sanıklarB.A., R.Ç. ve K.A.K.nın kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla

açılan dava arasında hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davaların

birleştirilmesine ve yargılamanın kasten öldürme suçu nedeniyle açılan davada

yapılan yargılama üzerinden yürütülmesine karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

88. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Haksız tahrik" kenar başlıklı 29.

maddesi şöyledir:

"- (1) Haksız bir fiilin meydana

getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye,

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz

yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar

hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte

üçüne kadarı indirilir."

89. 5237 sayılı Kanun'un "Faillik" kenar başlıklı 37.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Suçun kanunî tanımında yer alan

fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu

olur."

90. 5237 sayılı Kanun'un "Azmettirme"

kenar başlıklı 38. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren

kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır."

91. 5237 sayılı Kanun'un "Yardım

etme" kenar başlıklı 39. maddesi şöyledir:

"(1) Suçun işlenmesine yardım eden

kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi

hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis

cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu

durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan

dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:

a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme

kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını

vaat etmek.

b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol

göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi

sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

92. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

93. Başvurucu; öldürüldükten sonra oğluna ait tüm eşyaların oğlunun

ortağı H.A. tarafından ortadan kaldırıldığına dair tanık beyanları bulunduğunu,

oğlunun üzerinden arabasının anahtarı ve para da dâhil herhangi bir eşya

çıkmadığını, oğlunun arabasının olaydan sonra ortadan kaybolduğunu ve yağma

suçu nedeniyle sanıklar hakkında açılan davada herhangi bir araştırma

yapılmadan beraat kararı verildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

94. Bakanlık görüşünde, başvurucunun iddialarıyla ilgili

değerlendirme yapılmamıştır.

2. Değerlendirme

95. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf

olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da

girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak

ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

96. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen hâller

dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,

Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu

olamaz. Dolayısıyla bir ceza davasında, haklarında suç isnadı bulunmayan

mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler

Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24).

97. Somut olayda, suç isnadına ilişkin olmayan ve üçüncü kişinin

cezalandırılmasına yönelik ihlal iddialarının adil yargılanma hakkının

kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.

98. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

99. Başvurucu; soruşturmanın genişletilmesine yönelik talebinin

gerekçe belirtilmeksizin reddedildiğini, talebine rağmen bazı delillerin -bu

delillerin ne olduğu belirtilmemiştir- toplanmadığını, olay yerinde

bulunduklarına dair delillere rağmen sanıklar K.A.K. ile R.Ç. hakkında beraat

kararı verildiğini, fizik yapısı itibarıyla sanık B.A.nın oğlunu tek başına öldürmesinin mümkün

olmadığını, oğlunun direncinin mutlaka başkalarının yardımıylakırılmış

olması gerektiğini öne sürmüştür. Ayrıca başvurucu; sanık H.A.nın en azından oğlunu öldürmek hususunda diğer

sanıkları azmettirdiğini zira dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanık H.A.nın olayla bir ilgisinin olduğunu iddia etmiştir. Son

olarak başvurucu, sanık B.A. arasında alacak-borç ilişkisi bulunmadığından,

oğlunun sanık B.A.ya hakaret

ettiğine dair delil olmadığından, sanık B.A.nın

öldürmek amacıyla oğlunu olay yerine götürdüğünden, bu nedenle haksız tahrike

ilişkin normun B.A. hakkında uygulanmaması gerektiğinden ve yargılamanın makul

bir sürede sonuçlandırılmadığından söz ederek Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

100. Bakanlık görüşünde, konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına ve somut olaydaki soruşturma

işlemlerine yer verilmiş; soruşturma yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü olmadığı

belirtilerek mağdurların olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca

ulaşılmamasının soruşturmanın etkisiz olduğu anlamına gelmeyeceği ifade

edilmiştir.

101. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında yaşam hakkı

kapsamında devletin yükümlülüklerinin neler olduğunu açıklayarak yaşam hakkının

nasıl ihlal edildiğinin başvuru formunda ayrıntılı olarak açıklandığını ifade

etmiştir.

2. Değerlendirme

102. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve ödevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî

ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

103. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama ...

hakkına sahiptir."

104. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, oğlunun ölümüyle

ilgili soruşturmanın etkisizliğine ilişkindir. Bu nedenle söz konusu iddialar,

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında

incelenmiştir.

105. Öte yandan somut olayda, ölüme bir devlet görevlisinin

neden olduğu ileri sürülmediği gibi ölen kişinin yaşamına yönelik olarak

devletin yetkili makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın

bir tehdidin bulunduğu ancak anılan makamların yaşamı korumak için fiilî

tedbirler almadıkları da iddia edilmemiştir. Bu itibarla başvurucunun

şikâyetleri, sadece yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul

boyutu kapsamında incelenmiştir.

106. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle

ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, ölen Y.E.nin

babası olduğundan başvuruda başvuru ehliyeti bakımından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

107. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

108. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

109. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de

bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap

vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54).

110. Diğer taraftan ceza soruşturmasının temel amacına ilişkin

yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi gerektirmez. Anayasa'nın 17.

maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

111. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili

olabilmesi için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya

sorumlu kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili

soruşturma yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

112. Soruşturmanın delillerin toplanması açısından etkililiğini

sağlayan en alt seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü

koşullarına göre değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde

ve soruşturmanın gerçekleri gözönünde bulundurularak

değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın delillerin toplanmasına ilişkin

etkililiği bakımında her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

113. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

114. Son olarak ceza soruşturmasının etkililiği için

soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30). Bu husus, hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi

yönünden bir gerekliliktir.

115. Olaya ilişkin soruşturmada, yukarıda genel ilkeler

bölümünde ifade edilen şüpheli ölüm olayından haberdar olan soruşturma

makamlarının derhâl harekete geçmesi ve başvurucuların meşru menfaatlerini

korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması

konularında başvurucu tarafından herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi bu

konularda bir eksikliğin de bulunmadığı görülmektedir. Gerçekten de Y.E.nin yaralı vaziyette bulunmasından haberdar olan

Cumhuriyet Basşavcılığı derhâl soruşturma başlatmış,

başvurucu şikâyetlerini soruşturma makamları önünde dile getirebilmiş,

toplanmasını istedikleri delilleri soruşturma makamlarına iletebilmiş,

soruşturma makamlarınca verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurabilmiş

ve soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır.

116. Öte yandan olayın tüm

yönlerinin aydınlatılması ve varsa sorumluların tespit edilebilmesi için bütün

delillerin toplanması ve soruşturmaların

makul bir sürat ve özenle yürütülmesi konuları yönünden de

soruşturmanın etkililiğinin incelenmesi gerekmektedir.

117. Başvuruya konu soruşturmada ölü muayene ve otopsi işlemleri

yapılarak ölüm nedeni tespit edilmiş, Y.E.nin yaralı

vaziyette bulunduğu yerde inceleme yapılmış, olayın failinin B.A. olduğu tespit

edilmiş, B.A.nın aracı incelenerek araçta ele geçen

biyolojik örnekler uzmanlarca değerlendirilmiş, olaya B.A. dışındaki kişilerin

de karıştığına dair iddialar araştırılmış, olaya karıştığı iddia edilen kişiler

arasındaki iletişim tespit edilmiş, iletişimin tespitine dair raporlarla ilgili

bilirkişi raporlar alınmış ve konu hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerin ifadelerine

başvurulmuştur. Bunların dışında somut olayın koşullarında hangi maddi delilin

veya tanık beyanının elde edilmemesinin soruşturma sonucunun farklılaşmasına

neden olduğunu ortaya koyacak bir veri Anayasa Mahkemesinin elinde

bulunmamaktadır.

118. Anayasa’nın 17. maddesi gereğince yürütülecek

soruşturmalarda, soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde

edilmesine ilişkin olarak ölen kişinin yakınlarının soruşturma kapsamında her

türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır.

Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili

soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve

diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, 62). Kaldı ki başvurucunun

bu konuda ileri sürdüğü herhangi somut bir kanıt bulunmamaktadır.

119. H.A.nın

yeni adresinin tespit edilmesi amacıyla Ceza Mahkemesince atılan makul adımlar

için geçen zaman dışında soruşturmada, soruşturma makamlarından kaynaklanan

olağan dışı gecikmeler yaşanmamıştır. Dolayısıyla başvuruya konu edilen

soruşturma, olayın tüm yönlerinin aydınlatılması ve varsa sorumluların tespit

edilebilmesi için bütün delillerin toplanması, soruşturmaların makul bir sürat

ve özenle yürütülmesi ilkeleri yönünden de eksik değildir. Bu durumda

başvurucunun yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine dair iddiası açıkça

dayanaktan yoksundur.

120. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul

boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Halil

İbrahim ERDAL

Vekilleri

:

1. Av. Mervegül SAADET

2. Av. Okan

ÖÇER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11626, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kasten Öldürme Suçu
  7. B. Nitelikli Yağma Suçu
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adil Yargılanma
  11. B. Yaşam Hakkının İhlal
  12. B. Yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul
  13. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Deveci
  18. Öçer
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11626
Tarih
20 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Aysel Kırali ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13946)
  • Ali Şeker Başvurusu (B. No: 2016/68962)
  • Naif Bal Başvurusu (B. No: 2015/17982)
  • Metin Fakıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/16626)
  • Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa Başvurusu (B. No: 2015/17258)
  • H.m. Başvurusu (B. No: 2015/9830)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.