İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Haluk Pek Başvurusu (B. No: 2013/9094)

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

Başvuru No2013/9094Tarih4 Şubat 2016Okuma19 dk · 3.765 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Haluk Pek Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/9094
R.G. Tarih ve Sayı
18/3/2016-29657
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.765 kelime·19 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

geçirilen rahatsızlık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan

davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkı, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/1/2015tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

6/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 14/4/2011 tarihinde Afganistan'da askerlik görevi

sırasında rahatsızlanması üzerine ilk müdahalenin ardından ambulans uçakla

Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Komutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisi

bölümüne sevk edilmiş, burada bir süre tedavi olduktan sonra hava değişimine

gönderilmiştir.

9. Hava değişim süresinin bitimini müteakip GATA'da yapılan

muayenesi sonrasında düzenlenen 13/1/2012 tarihli rapor ile başvurucu hakkında subaraknoid hemoraji, karotid sifon ve bifürkasyondan kaynaklanan embolize

bilateral internal karotis arter anevrizması tanısıyla "Askerliğe elverişli değildir." kararı

verilmiş, söz konusu rapor 14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmiştir.

10. Diğer taraftan başvurucunun tedavisi devam etmekte iken

terhis tarihinin gelmesi nedeniyle 19/5/2011 tarihinde başvurucu hakkında

normal terhis işlemi tesis edilmiştir.

11. Başvurucunun müracaatı üzerine 22/6/2012 tarihinde İstanbul

Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesince özürlü sağlık kurulu raporu

düzenlenmiş ve başvurucunun %57 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığı

tespiti yapılmıştır.

12. Başvurucu; vücut fonksiyon kaybına askerlik görevini ifa

ettiği Afganistan’daki tıbbi müdahalenin, sağlık hizmetlerinin ve hastane

koşullarının yetersiz oluşunun da etkili olduğu iddiasıyla 13/5/2013 tarihinde

idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de

başvurusu, altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiyle

reddedilmiştir.

13. Başvurucu aynı taleple tazminat davası açmış, Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM)İkinci Dairesi 18/9/2013 tarihli ve E.2013/1213,

K.2013/1048 sayılı kararıyla davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Karar

oyçokluğu ile alınmış olup kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin

incelenmesi sonucunda; davacının 14.04.2011 tarihinde Afganistan'da görev

sırasında rahatsızlandığı, geçirmiş olduğu "SAK" nedeniyle Nato Hastanesinde ilk müdahalesinin yapıldığı, müteakibinde

ambulans uçakla Ankara GATA Komutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne nakil

edildiği, bu hastanede yapılan tedavi sonrasında TSK Rehabilitasyon Merkezine

sevk edildiği, tedavisinin burada da 1,5 ay kadar sürdüğü ve davacının bu

süreçte toplam 7 ay süre ile hava değişimine gönderildiği, hava değişim

sürelerinin bitimini müteakip Ankara GATA Komutanlığı Askeri Hastanesinde

yapılan muayenesi sonrası aynı hastane tarafından düzenlenen 13.01.2012 tarih

ve 407 sayılı rapor ile "Subaraknoid Hemoraji, Karotid Sifon ve Bifürkasyondan Kaynaklanan Embolize

Bilateral İnternal Karotis Arter Anevrizması" tanısı ile "Askerliğe

Elverişli Değildir" kararı verildiği, söz konusu raporun 14 Şubat 2012

tarihinde onaylanarak kesinleştiği, 22 Haziran 2012 tarihinde ise davacının

başvurusu üzerine İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesince Özürlü

Sağlık Kurulu raporu düzenlendiği ve "Geçirilmiş Subaraknoid

Hemoraji (Embolize Bilateral İnlternal Karotis Arter)" tanısı ile %57 vücut fonksiyon kaybına

uğradığının tespit edildiği, bunun üzerine maddi ve manevi tazminat talebiyle

13.05.2013 tarihinde davacı vekili tarafından davalı idareye müracaat edildiği,

60 günlük yasal sürede cevap verilmemesi üzerine 03.09.2013 tarihinde bu

davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Açıklanan olayda; süre yönünden bir

değerlendirme yapıldığında, askerliğe elverişsizlik raporunun düzenlendiği ve

terhis işlemlerine başlandığı tarih itibariyle davacının zararını öğrendiği

anlaşılmakla birlikte; Mahkememizin yerleşik içtihatlarında da benimsendiği

üzere davacının lehine yorum yapılarak zarardan raporun onay tarihi itibariyle

(14.02.2012) haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, zararın rapor onay

tarihinde kesin bir biçimde öğrenilmiş olması sebebi ile sonradan bu kesinliği teyid eder mahiyetteki yeni birtakım işlemlerin yapılmış

ve/veya muhatabına bildirilmiş olmasının başvuru süresini ve dolayısıyla dava

açma süresini etkilemeyeceği, askerliğe elverişsizlik raporunun TSK Sağlık

Komutanlığına başvurulmak suretiyle 03.06.2013 tarihinde öğrenilmiş olmasının,

yine davacının başvurusu üzerine İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi

tarafından düzenlenen ve 14.02.2012 onay tarihli askerliğe elverişsizlik

raporunda "geçirilmiş subaraknoıd hemorat" olarak tanımlanan rahatsızlıktan kaynaklı

olduğu belirtilen 22.06.2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunun, zararı

öğrenme ve dolayısıyla dava açma süresine bir etkisinin bulunmadığı, 1602

sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinin amir hükmü ve

Mahkememizin istikrar kazanmış olan içtihatları uyarınca, davacının 14.02.2012

tarihinden itibaren bir yıl içerisinde idari müracaatta bulunmasının gerektiği,

davacının ise bu bir yıllık süre geçtikten sonra tazminat istemli 13.05.2013

tarihli dilekçesiyle davalı idareye müracaat ettiği, bu şekilde "bir yıl

içinde yetkili makama müracaat" koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından

davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve

kanaatine varılmıştır.”

14. Karşıoy gerekçesi şöyledir:

“… dava konusu olayda davacının askerliğe

elverişli olmadığına ilişkin kesinleşen sağlık kurulu raporunun davacıya tebliğ

edilip edilmediğinin dosyadaki belgelerle anlaşılamadığı, davacı vekilinin

beyanlarına göre; daha sonra davacının babası aracığıyla 2013 yılı başlarında

bir rapor temin edildiği, bunun onay tarihinin okunmadığı, müteakiben yazılı

müracaatları üzerine 27.05.2013 tarihli TSK Sağlık K.lığının

yazısı ile söz konusu raporun 03.06.2013 tarihinde davacıya ulaştığı, dosyada

bu iddiaların aksini ortaya koyan herhangi bir belge de olmadığı, davacı

vekilinin beyanlarının doğru olması durumunda, yani kesinleşen raporun davacıya

tebliğ edilmemesi durumunda, ilk olarak 2013 yılı başlarında temin edilen

raporla davacının zararını sebebiyle birlikte öğrenmiş olacağı kabul edilerek,

13.05.2013 tarihinde idareye yapılan zorunlu müracaat (1 yıl içinde) ve zımni

ret sonrasında, 03.09.2013 tarihinde açılan davanın süresinde olacağı

değerlendirildiğinden, davacı vekilinin raporun tebliğ edilmediğine ilişkin

iddiaları araştırılmadan, davanın süresinde açılmadığı yönünde tesis edilen

Sayın Çoğunluk kararına katılamadık.”

15. Karar başvurucuya 18/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 17/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur

B. İlgili Hukuk

17. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis

edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni

bir işlem yapılması; üst makamdan,

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre

içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini

durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş

sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”

19. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma

süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı

süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

20. 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin

yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir

yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama

başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin

kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve

altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin

4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; askerliğe elverişli olmadığına ilişkin raporun

14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmesine rağmen kendisine raporun

onaylandığına dair bir bildirim yapılmadığını, 2013 yılı başında babasının

askerlik şubesi aracılığıyla temin ettiği rapor fotokopisinde onay tarihinin

okunamadığını, raporun onay tarihini 3/6/2013 tarihinde kendisine ulaşan

idarenin cevap yazısıyla öğrendiğini, bu nedenle yapılan idari müracaatın

süresinde olduğu hâlde davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi sonucunda adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini, diğer yandan idarenin hizmet kusurundan

dolayı sakat kalması sonucunda Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile zararının tazmin edilmemesi

neticesinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespitine

ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının yanında hizmet kusurundan dolayı sakat kalması ve zararının

tazmin edilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile

mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de maddi ve manevi

varlığın korunması ile mülkiyet hakkına yönelik iddiaların açılan davanın

esasının incelenmesi neticesinde çözüme kavuşturulacak nitelikte olması ve davanın

süresinde açılmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurunun yalnızca adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan

mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

24. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

25. Başvurucu, açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüş yazısında mahkemeye erişimin bir unsuru olan

mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı, özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazı sınırlamalar ve niteliği

gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konu olabileceği, bununla birlikte bu

sınırlamaların dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmaması gerektiği, AYİM’in

yerleşik içtihatlarına göre sağlık kurulu raporlarına dayanılarak açılan tam

yargı davalarında sağlık kurulu raporunun onaylanma tarihinin bir yıllık hak

düşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul edildiği belirtilerek başvurucunun

iddiaları incelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği yönünde beyanda

bulunulmuştur.

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki

haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,

Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı

saklıdır.”

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), mahkemeye

etkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri

olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının ve başvuru

yapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen

kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını

gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da

uygulamadaki belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

31. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik

ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

32. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık

ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin

olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,

nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte bu

sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

33. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun

yollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

34. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,

hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Bu süreler mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle

güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak

geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle

oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi

önemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,

devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı

oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini

engellemiş sayılmaz.

35. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasında 4/4/2011 tarihinde

rahatsızlanması üzerine ilk müdahalenin ardından ambulans uçakla Ankara GATA

Komutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne sevk edilmiş; burada bir süre

tedavi olduktan sonra hava değişimine gönderilmiş, hava değişim süresinin

bitimini müteakip GATA'da yapılan muayenesi sonrasında düzenlenen 13/1/2012

tarihli rapor ile başvurucu hakkında subaraknoid hemoraji, karotid sifon ve bifürkasyondan

kaynaklanan embolize bilateral

internal karotis arter

anevrizması tanısıyla

"Askerliğe elverişli değildir." kararı verilmiş, söz

konusu rapor 14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmiştir. Başvurucu ise

tedavisi devam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle 19/5/2011

tarihinde hakkında terhis işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu daha sonra

özürlülük oranının tespiti amacıyla İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma

Hastanesine başvurmuş, anılan Hastane tarafından düzenlenen raporda da rahatsızlık

nedeniyle başvurucunun %57 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığı

belirlenmiştir.

36. Başvurucu vücut fonksiyon kaybına, askerlik görevini ifa

ettiği Afganistan’daki tıbbi müdahalenin, sağlık hizmetlerinin ve hastane

koşullarının yetersiz oluşunun da etkili olduğu iddiasıyla 13/5/2013 tarihinde

idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de

başvurusu, altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiyle

reddedilmiştir.

37. Başvurucunun aynı taleple açtığı tam yargı davasında ise

AYİM İkinci Dairesi, başvurucunun askerliğe elverişsizlik raporunun

düzenlendiği ve terhis işlemlerine başlandığı tarih itibarıyla zararını

öğrendiği, bu tarihten itibaren dava açma süresinin başlamasına rağmen lehe

yorum ve Mahkemenin içtihadı dikkate alınarak askerlik hizmetine tabi

tutulmasından dolayı uğradığı zarar nedeniyle en geç raporun onay tarihinden

itibaren dava açma süresinin başlaması gerektiği, İstanbul Göztepe Eğitim ve

Araştırma Hastanesince başvurucu hakkında düzenlenen özürlülük oranına ilişkin

raporda başvurucunun askerliğe elverişsizliğine neden olan rahatsızlık dışında

bir tespitin bulunmadığı için bu raporun zararı öğrenme ve dolayısıyla dava

açma süresine bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle başvurucunun raporun onay

tarihi olan 14/2/2012 tarihinden itibaren bir yıl içinde idari müracaatta

bulunmasının gerekirken bu bir yıllık süre geçtikten sonra 13/5/2013 tarihinde

idareye başvurup herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 3/9/2013 tarihinde

açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

38. Mahkemelerin, usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeye

erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde

olacaktır.

40. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma

tehdidi altında olmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayı

hakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadan

önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl

içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, bu

isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiği

düzenlenmiştir (Kemal İnan, B.

No: 2013/1524, 6/10/2015, § 50).

41. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açma

süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyette

bulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin, başvurucunun hakkında

düzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin,

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

42. Askerlik sırasında meydana gelen eylemden dolayı uğranılan

zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan 2013/1524

sayılı başvuru hakkında mahkememizin verdiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlal

edilmediği yönündeki kararında erken terhis işlemi ile başvurucunun zararın

kaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmediği gerekçesine dayanılmış (Kemal İnan,

§ 50) ise de somut

başvuruda başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydana gelen rahatsızlığı

devam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle normal terhis tarihinde

askerlik hizmetinin sonlandırıldığı, sağlık raporunun ise başvurucuya tebliğ

edildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı ve başvurucunun kendi çabalarıyla

elde ettiği rapor üzerine idari müracaatta bulunduğu görüldüğünden başvurunun

2013/1524 sayılı başvuru hakkında verilen karardaki olay ile aynı bağlamda

olmadığı anlaşılmaktadır.

43. AİHM askerde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak

açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesine ilişkin olarak kendisine

yapılan başvuruda zararın ölüm olayıyla meydana geldiğine; AYİM'in,

bir yıllık başvuru süresinin ölümle ilgili yapılan kovuşturmanın sonucunda

verilen takipsizlik kararının ilgililere tebliğ tarihi ile değil; ölüm olayının

öğrenilmesi ile başlayacağına dair yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmediğine karar vermiştir (Canan Eyilmez ve diğerleri/Türkiye, B. No: 74704/11,

1/7/2014, §§ 32-34) .

44. AİHM, Rodoplu/Türkiye (B.

No: 41665/02, 23/1/2007) kararında yapılan ameliyat sonrasında bir gözünü

kaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönünden

reddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymaması

için geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içinde

başvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkı ihlal

edilmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

45. AİHM, Eşim/Türkiye (B.

No: 59601/09, 17/9/2013) kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilen

başvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunu

değerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerine

getirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış; tedavisi

uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikle

ilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş

dönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin

olduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başında

mermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almak

amacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada

AYİM söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde dava

açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

46. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konunun

aslen beş yıllık süre sınırını, başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren

hesaplayan yerel mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;

başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasının tartışma

konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası açmasının

beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemenin nazarında şahsi

yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının, tarafların

uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine

hükmetmiş ve AYİM’in süre sınırı hakkındaki katı

yorumunun, davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25 ve 26).

47. Başvuru konusu olaya bakıldığında askerlik hizmeti sırasında

idari eylem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini istemiyle

başvurucunun açtığı davada, AYİM tarafından başvurucunun bu durumuyla ilgili

askere elverişsizlik raporunun düzenlendiği ve terhis işlemlerinin başladığı

tarih itibarıyla bundan haberdar olduğu, bunun yanında içtihadın gözetilmek

suretiyle başvurucu lehine yorum ile sağlık raporunun kesinleştiği tarihten

itibaren dava açma süresinin başladığı şeklinde değerlendirme yapılarak 1602

sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonra başvurucunun yaptığı başvuru üzerine

açtığı davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Askere elverişsizliğe

ilişkin sağlık raporunun başvuruya tebliğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

48. Buna göre başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydana

gelen rahatsızlığı nedeniyle erken terhis işlemine tabi tutulmaması ve

rahatsızlığının devam ettiği sürede normal terhis tarihinde terhis edilmesi

nedeniyle başvurucunun terhis tarihi itibarıyla bir zarara uğramış olduğunu ve

zararın hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığını değerlendirmesi mümkün

değildir. Başvurucunun terhis tarihinden çok sonra hakkında düzenlenen sağlık

raporu uyarınca zararın idareden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirse bile

anılan rapor başvurucuya tebliğ edilmemiş olup AYİM’in,

başvurucunun uğradığını ileri sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği

tarih hakkında bir araştırma yapmaksızın uğranıldığı ileri sürülen zararın

öğrenilmesine imkân tanımayan sağlık raporunun kesinleştiği tarihi esas almak

suretiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermesinin başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun

başvurucunun mahkemeye erişim hakkını imkânsız hâle getirdiği sonucuna

varılmıştır.

49. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun,

mahkemeye erişim hakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve

1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

İkinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Haluk PEK Vekili : Av. İlter AKSOYLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9094, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9094
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Hasan Kulakcı Başvurusu (B. No: 2013/9572)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/4321)
  • Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/2260)
  • Zekiye Aktay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8415)
  • Elif Doğan Kutlu Başvurusu (B. No: 2013/5219)
  • Eyyüp Boynukara Başvurusu (B. No: 2013/7842)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.