İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Kulakcı Başvurusu (B. No: 2013/9572)

1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasının reddine karar

Başvuru No2013/9572Tarih17 Şubat 2016Okuma16 dk · 3.235 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Kulakcı Başvurusu

Karar tarihi
17 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/9572
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.235 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasının reddine karar

verilmesine rağmen davada kendini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet

ücretine hükmedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 11. Asliye

Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 9/12/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2.

maddesinin (B) bendi gereğince yapılan uygulama sonucunda Hazine adına tespit

ve tescili yapılan, tapu kaydının beyanlar hanesinde başvurucu adına zilyetlik

şerhi düşülen taşınmazın tapu kaydındaki bu şerhin iptali istemiyle başvurucu

ve Hazine aleyhine Sultanbeyli 1. (İstanbul Anadolu 5.) Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.

8. Mahkeme 4/5/2012 tarihli ve E.2010/1637, K.2012/853 sayılı

karar ile dava konusu taşınmazda 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (B) bendi

gereğince uygulama yapılmadığından davanın reddine karar vermiştir.

9. Anılan kararda yargılama giderlerinin davacı üzerinde

bırakılmasına karar verilmiş ancak kendilerini vekille temsil ettiren davalılar

Hazine ve başvurucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. Kararın

gerekçesinde “davacının yanılarak bu davayı

açtığı ve davada haklı çıkma durumu söz konusu olmadığından” hazine

lehine vekâlet ücreti takdir edilmediği belirtilmiştir. Gerekçeli kararın

ilgili kısmı şöyledir:

“Yargılama sırasında yapılan keşifte davacıdan

dava konusu taşınmazı göstermesi istenmiş, fen bilirkişi[si] keşifte alınan

beyanında davacının dava konusu ettiği yerin Mimar Sinan Mah. 106 ada 49 nolu parsel olmadığı[nı], 1156 nolu hazine parseli içinde olduğunu belirtmiştir. Nitekim

fen bilirkişi[si] ayrıntılı rapor ve krokisinde davacının dava konusu ettiği

yerin 2/B uygulama alanı içerisinde kalmadığı[nı],

Sultanbeyli 1156 nolu parselin hudutları dahilinde

kaldığını beyan etmiştir.

Mahkememizin başka dosyalarında da davacı

gerçek kişiler tarafından açılan davalarda dava konusu ettikleri yerler 1156 nolu parsel içinde kaldığı belirlenmiş, bu parselle ilgili

Kadastro Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarında dava konusu taşınmazda müker[r]er

kadastro olduğundan bu parsellerin binmeli olması nedeni ile 2/B tespit

çalışmalarının yapılamadığı belirt[il]miştir.

Davacının talebinin, dava dilekçesi

içeriğinden, 2/B madde uygulaması nedeni ile hazine adına tespiti yapılan

taşınmazların beyanlar hanesindeki zilyedlik şerhine

yönelik olarak açılmış tapu iptal ve tesçil davası

olduğu anlaşılmaktadır.

Dava konusu taşınmazda 2/B maddesi uygulaması

yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Gerçek kişilerin 2/B maddesi uygulamasına

yönelik olarak zilyedlik şerhine yönelik dava

açtıkları, bir kısım davacıların da kendilerine ait taşınmazlarda 2/B maddesi

tespit çalışmaları yapılmamasına rağmen Sultanbeyli ilçesinde bu şekilde

açılmış bir çok dava olduğu, davacı yanlışlıkla ve

yanılarak bu davayı açmış olduğundan ve davada haklı çıkma durumu söz konusu

olmadığından davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.”

10. Başvurucu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği

gerekçesiyle bu kararı temyiz etmiş; Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 7/2/2013

tarihli ve E.2013/101, K.2013/656 sayılı ilamı ile söz konusu kararı onamıştır.

Onama ilamı şöyledir:

“Kullanım kadastrosu sırasında Mimarsinan Mahallesi çalışma alanında bulunan 106 ada 49

parsel sayılı 207,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831

sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına

çıkarıldığı ve 13 yıldan bu yana Yahya oğlu Hasan Kulakçı kullanımında olduğu

şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı U.K., taşınmazın kendi kullanımında olduğunu belirterek adına zilyetlik

şerhi verilmesi için dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın

reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hasan Kulakçı vekili tarafından vekâlet

ücreti ve yargılama gideri yönünden temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle

yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya

uygun olan hükmün ONANMASINA ... karar verildi.”

11. Başvurucunun aynı gerekçeye dayanan karar düzeltme istemi, Dairenin

23/9/2013 tarihli ve E.2013/10398, K.2013/8705 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 18/11/2013 tarihindetebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 12/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 323. maddesi şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ)

Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

15. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm

verilen taraftan alınmasına karar verilir.”

16. 6100 sayılı Kanun’un 332. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir.”

17. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 3/4/2015 tarihli ve

E.2014/21922, K.2015/3242 sayılı ilamı şöyledir:

“Kullanım kadastrosu sırasında E. Köyü çalışma alanında bulunan ...

taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B

maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... fiili kullanımında

bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacılar ..., taşınmazın kendi fiili kullanımlarında bulunduğu iddiasına

dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine

çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar

vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda

yazılı gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmamasına göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde

değildir. Ancak, ret sebebi ortak olan ve kendilerini vekille temsil ettiren

davalılar lehine tek vekâlet ücreti verilmesi gerekirken Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesinin 3/2. maddesine aykırı olacak şekilde ayrı ayrı vekâlet ücretine

karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davalı Hazine kendisini vekille temsil

ettirmediği halde Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır... ”

18. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 3/4/2015tarihli ve

E.2014/21806, K.2015/3240 sayılı ilamı şöyledir:

“Kullanım kadastrosu sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan ...

taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B

maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Mustafa T. ile Mehmet

T.nin fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına

tespit edilmiştir. Davacılar ... taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği

ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava

açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli

taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Mehmet T.

vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle

yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre davalı vekilinin sair temyiz

itirazları yerinde değildir. Ancak davanın reddine karar verildiğine ve davalı

Mehmet T. de yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğine göre

davalı Mehmet T. lehine vekâlet ücreti takdiri gerekirken bu hususta hüküm

kurulmaması isabetsiz olup ... hükmün vekâlet ücreti yönünden BOZULMASINA

...karar verildi.”

19. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 13/9/2012tarihli ve

E.2012/4669, K.2012/6625 sayılı ilamı şöyledir:

“Kullanım kadastrosu sırasında ... taşınmazbeyanlar

hanesine6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesigereğince

orman sınırlarıdışına çıkarıldığı ve Z.Y.A.nın kullanımında olduğu

şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ...,

taşınmazda davalının kullanımı olmadığını ileri sürerekzilyetlik

şerhinin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda

taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili

tarafından temyiz edilmiştir.

Kararın

mahiyeti itibari ile davalı Hazine lehine vekâlet ücreti verilmesi gerekirken

bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı

Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü

ile hükmün BOZULMASINA ... karar verildi.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının

reddine karar verildiğini ancak davada vekille temsil edilmesine rağmen lehine

vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu şekildeki uygulama nedeniyle yargılamada

eşit konumda olduğu davacı ile aralarında eşitsizlik yaratıldığını belirterek

Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen hukuk devleti ve eşitlik

ilkeleri ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; lehine

hükmedilmeyen vekâlet ücreti ile temyiz ve karar düzeltme aşamalarında yaptığı

yargılama giderlerinin tazmini talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ve gerekçeli karar hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Başvurucu, yargılama sonunda haklı çıktığı davada vekille

temsil edilmesine rağmen lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

26. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına

sahiptir.”

28. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

29. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin (1)

numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından davasının

... görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın

doğası gereği adil yargılanma hakkının mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının

kabulü gerekir.

30. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabul

edilen kişi lehine hükmedilen bir ücrettir.Dava

aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret

yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38).

32. AİHM, başvuranların aleyhine hükmedilen yargılama

giderlerinin yanında devletin taraf olduğu davalarda başvuranların lehlerine

hükmedilmeyen yargılama giderlerini de mahkemeye erişim hakkı kapsamında

değerlendirebilmektedir (Stankiewicz/Polonya, B. No: 46917/99, 6/4/2006, §§

60, 61). Söz konusu davada, savcılığın bir özel hukuk davasında hukuk düzenini

ya da kamu yararını korumak amacıyla davaya müdahalesi hâlinde devlet lehine ya

da aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğine ilişkin usul yasası

hükmünün uygulanması incelenmiştir. Davanın savcılık makamı tarafından

açılmasına karşın davayı kazanan başvuran lehine yargılama giderlerine

hükmedilmemesi nedeniyle davanın karmaşıklığı, davacının avukatla temsilinin

gerekliliği, devletin yargılama giderlerinin gereksiz şekilde yüksek

tutulduğuna ilişkin bir kanıtlamasının söz konusu olmadığı ve profesyonel

hukuki yardım masraflarının karşı tarafa yükletilmediği hususlarına vurgu

yapılarak mahkemeye erişim hakkının ihlaline karar verilmiştir (Stankiewicz/Polonya, §§ 63-76).

33. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru

bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

§ 38).

34. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek, kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).

35. Adil yargılanma hakkının kapsamındaki haklardan biri olan

gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

36. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması,kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

37. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmalıdır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26).

Ancak başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de

tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların

usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz

incelemesinde tartışılmaması, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak

görülebilir (Faik Gümüş, B. No:

2012/603, 20/2/2014, § 49).

38. Başvuruya konu davada, 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesinin

(B) bendi gereğince yapılan uygulama sonucunda Hazine adına tespit ve tescili

yapılan, parsel tutanağının beyanlar hanesinde başvurucu adına zilyetlik şerhi

düşülen taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin iptali

istemiyle başvurucu ve Hazine aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.

Mahkeme 4/5/2012 tarihlikarar ile dava konusu

taşınmazda 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (B) bendi gereğince uygulama

yapılmadığından davanın reddine karar vermiştir.

39. Mahkeme davayı esastan sonuçlandırarak yargılama

giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar vermiş ancak davada vekille

temsil edilen davalılar, Hazine ve başvurucu lehine vekâlet ücretine

hükmetmemiştir. Söz konusu kararın gerekçesinde “davacının yanılarak bu davayı açtığı ve davada haklı çıkma durumu söz

konusu olmadığı” gerekçesiyle hazine lehine vekâlet ücreti takdir

edilmediği belirtilmiş ancak başvurucu lehine hangi gerekçeyle vekâlet ücretine

hükmedilmediği konusunda kısa karar ve gerekçeli kararda herhangi bir

açıklamaya yer verilmediği görülmüştür (bkz. § 9).

40. Başvurucu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği

gerekçesiyle bu kararı temyiz etmiş; Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, başvurucunun

temyiz itirazları ile ilgili değerlendirme yapmadan 7/2/2013 tarihli ilamı ile

söz konusu kararı onamıştır (bkz. § 10). Başvurucunun aynı gerekçeye dayalı

karar düzeltme istemi de Daire tarafından reddedilmiştir.

41. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak

vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu düzenlenmiş; 332. maddede ise

yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği belirtilmiştir. Öte yandan

anılan Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kanunda yazılı hâller

dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar

verileceği hüküm altına alınmıştır.

42. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla, davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır. Bu nedenle kendisini avukatla

temsil ettiren kişinin o davada haklı çıkması durumunda bu kişi lehine vekâlet

ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Haklı çıkan taraf lehine hükmedilecek

vekâlet ücretinin miktarı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne

(AAÜT) göre belirlenmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

43. Hukuk yargılamalarında uygulanan ve AİHM kararlarında da

geçen “Kaybeden öder.” ilkesi, tarafların yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarına hükmedilmesine ilişkin düzenlemeleri ifade eder (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793,

18/9/2014, § 50).

44. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi de başvuruya konu kullanım

kadastrosuna ilişkin davalarda yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen

tarafın sorumlu tutulması gerektiğini istikrar kazanmış kararlarında

belirtmektedir. Dairenin istikrarlı içtihadının, bu tür davaların reddine karar

verilmesi hâlinde davalı Hazine, kurum ve ilgili şahıslar lehine maktu vekâlet

ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğu anlaşılmaktadır (bkz. §§ 17-19).

45. Bu durumda 6100 sayılı Kanun ve yerleşik içtihatlara göre

mahkemelerin yargılama giderleri kapsamında hükmettikleri vekâlet ücretinin,

taraflar lehine bir hak ya da aleyhine bir yükümlülük doğurduğu

anlaşılmaktadır.

46. Somut olayda, başvurucu aleyhine açılan tapu iptali ve

tescil davası esastan sonuçlandırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu

durumda davada vekille temsil edilen ve dava lehine sonuçlanan davalı

başvurucuya vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmesinin gerekliliğine ilişkin

yasal düzenleme ve Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğu açıktır. Buna rağmen

somut davada Mahkeme, davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde

bırakılmasınakarar vermiş ancak davalı lehine vekâlet

ücretine hükmetmemiştir.

47. Mahkeme, gerekçeli kararında diğer davalı hazine lehine

vekâlet ücretine hükmedilmemesinin gerekçesini göstermiş ancak başvurucu lehine

neden vekâlet ücretine hükmedilmediği konusunda bir gerekçe ortaya koymamıştır.

Öte yandan gerekçeli kararda, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen

taraftan alınmasına karar verileceğine ilişkin genel kuralın istisnası

olabilecek ilgili kanunlarda yazılı hâllerin olayda mevcut olduğu veya davanın

açılmasına başvurucunun sebep olduğu ya da davacıyı kendisine karşı dava açması

için yanılttığına dair bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Başvurucunun dava

sonunda lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz başvurusunu

inceleyen Yargıtay ilgili Dairesi de başvurucunun açık cevap verilmesi gereken

usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetiyle ilgili bir

değerlendirme yapmadan hükmü onamıştır.

48. Sonuç itibarıyla yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince

başvurucu haklı görülerek davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay

ilgili Dairesince onanmış ise de davada kendini vekille temsil eden ve bu

sebeple vekiline ücret ödemek durumunda kalan başvurucu lehine vekâlet ücretine

hükmedilmemesi başvurucu açısından Mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir

başka ifadeyle Mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren bir uygulama

olarak değerlendirilmiştir.

49. Başvuruya konu yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucuyla ilgisi olmayan bir taşınmazla ilgili başvurucuya ait parsel

bilgileri belirtilerek açılan dava nedeniyle başvurucunun bir avukat

yardımından faydalanmak zorunda kaldığı, yapılan yargılama sonunda davanın

hatalı parsel hakkında açıldığı tespit edilerek davanın reddine karar

verildiği; dava, başvurucu lehine sonuçlandığı hâlde İlk Derece Mahkemesince

anılan açık kanuni düzenlemeler ve içtihatlar karşısında gerekçesi

belirtilmeden başvurucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği, vekâlet

ücretine hasren yapılan temyiz başvurusunda

başvurucunun açık cevap verilmesi gereken somut şikâyeti tartışılmadan kararın

onandığı dikkate alındığında başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkı ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada

lehine hükmedilmeyen vekâlet ücreti ile temyiz ve karar düzeltme aşamalarında

yaptığı yargılama giderlerinin tazmini talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 5.

Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar

verildiğinden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve

1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Kamil KAYA

Basvurucu

:

Hasan

KULAKCI

Vekili : Av. Mehmet Atıf TURAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9572, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  17. Gökcan
  18. Kulakcı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9572
Tarih
17 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/4321)
  • Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/2260)
  • Zekiye Aktay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8415)
  • Elif Doğan Kutlu Başvurusu (B. No: 2013/5219)
  • Eyyüp Boynukara Başvurusu (B. No: 2013/7842)
  • Emsan Öner Başvurusu (B. No: 2013/1504)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.