İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamdi Burak Şahin Başvurusu (B. No: 2015/11343)

1. Başvuru, idari işlemin iptali ve idari eylemden doğan zararın

Başvuru No2015/11343Tarih12 Haziran 2018Okuma13 dk · 2.563 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamdi Burak Şahin Başvurusu

Karar tarihi
12 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/11343
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.563 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali ve idari eylemden doğan zararın

tazmini istemiyle açılan davaların hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 8/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2015/11345 numaralı bireysel başvuru

dosyasının, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle

2015/11343 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin 2015/11343 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde kara pilot

sınıfında ve üsteğmen rütbesinde görev yapmaktayken 7/5/2013 tarihinde birinci

pilot olarak ilk uçuş görevini başarıyla gerçekleştirmiştir.

8. Uçaktan piste indiği anda ilk uçuşunun kutlanması amacıyla

mesai arkadaşları tarafından itfaiye aracından üzerine su sıkılmak suretiyle

ıslatılan başvurucunun suyun tazyikiyle dengesini kaybederek yere düşmesi

neticesinde sol kolu kırılmıştır.

9. Kolundaki kırık nedeniyle ameliyat edilen başvurucunun takip

ve tedavisine bir müddet devam edildikten sonra Etimesgut Asker Hastanesi tarafından

düzenlenen 13/2/2014 tarihli sağlık kurulu raporu ile sol el bilek eklem

hareket kısıtlılılığı tanısına istinaden pilotaja

elverişli olmadığı tespit edilmiştir.

10. Aynı Hastanenin sağlık kurulu tarafından düzenlenen

27/3/2014 tarihli zeyil raporunda 13/2/2014 tarihli rapora ilave olarak

başvurucunun sınıfı görevini yapamayacağı, ilgili mevzuata göre sağlık durumuna

uygun şekilde yeniden sınıflandırılması gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu

raporun Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından 9/4/2014 tarihinde onaylanarak

kesinleşmesi üzerine başvurucunun pilot sınıfı ile ilişiği kesilmiştir.

11. Aynı süreçte belirtilen rahatsızlığa bağlı olarak başvurucunun

vücudunda meydana gelen fonksiyon kayıp oranı; Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi sağlık kurulu tarafından düzenlenen 2/5/2014 tarihli

raporda %7, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi (GATA) sağlık kurulu

tarafından düzenlenen 23/5/2014 tarihli raporda ise %8 olarak tespit

edilmiştir.

12. Başvurucu 6/5/2014 tarihinde MSB'ye başvurmuş, görevi

sırasında ve görevi sebebiyle meydana gelen kaza nedeniyle kalıcı olarak

uğradığı iş gücü kaybından doğan maddi ve manevi zararının karşılanmasını

istemiştir. Başvurucunun bu talebi anılan idarece cevap verilmemek suretiyle

reddedilmiştir.

13. Başvurucu ayrıca 5/6/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığına (SGK) başvuruda bulunmuş; ilgili mevzuatın kendisine tanıdığı

tercih imkânı çerçevesinde başka bir sınıfta çalışmaya devam etmek istemediğini

belirterek harp malulü ya da vazife malulü sayılmasını ve bu kapsamda emeklilik

hakkı tanınmasını talep etmiştir.

14. Başvurucu, SGK sağlık kurulunun 27/8/2014 tarihli kararı ile

adi malul olarak kabul edilmiş; emekliye sevk işlemlerinin onaylanması üzerine

15/10/2014 tarihinden geçerli olmak üzere kendisine adi maluliyet aylığı

bağlanmıştır.

A. Olaya İlişkin İptal

Davası Süreci

15. Başvurucu, harp/vazife malulü olarak kabul edilmemesine dair

SGK işleminin iptali istemiyle 12/8/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

16. AYİM Üçüncü Dairesi 7/5/2015 tarihinde oybirliğiyle verdiği

kararla davayı reddetmiştir. Kararda öncelikle uyuşmazlığın, başvurucunun

maluliyetine neden olan rahatsızlığının uçuş faaliyetinin bir parçası olan

görevinin sebep ve tesiriyle oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı

belirtilmiş, ardından uçuş görevi tanımını, vazife malullüğü ile harp malullüğü

koşullarını düzenleyen ilgili mevzuat hükümlerine yer verildikten sonra maddi

olayda söz konusu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmiştir. Bu

bağlamda kararın gerekçesinde, olay sonrasında düzenlenen idari tahkikat

raporundan ıslatmak suretiyle kutlama ve benzeri olayların yönerge, emir ve

talimatlarda yer almadığının, kara havacılık birliklerinde kurumsal olarak

böyle bir kutlama şeklinin bulunmadığının, pilotaj eğitiminin tamamlanmasından

sonra yiyecek ikramı, toplu takdim, tören gibi daha makul kutlamaların

yapıldığının anlaşıldığına dikkat çekilmiştir. Uçuş görevini tamamlayarak hava

aracından ayrılan başvurucunun yaralanmasına neden olan olayın uçuş görevi

kapsamında değerlendirilemeyeceğinin ifade edildiği kararda, uçuş görevinden

sonra eğlence amacıyla yapılan kutlamanın uçuş görevinin doğası gereği mutlak

suretle icra edilmesi gereken bir faaliyet ve hizmet gereklerinden kaynaklanan

bir zaruret olarak görülmediği vurgulanmıştır. Belirtilen kutlama sırasında

meydana gelen maluliyetin görevden kaynaklandığının kabulü yönünde bir

yaklaşımın kanunun vazife maluliyeti ve harp maluliyeti konusunda öngördüğü

esaslara uygun düşmediği değerlendirmesinden hareketle söz konusu maluliyetin

oluşumunda uçuş görevi ile vazifenin sebep ve etkisinin bulunmadığı sonucuna

varıldığı ifade edilmiş, bu itibarla dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı tespitine yer verildikten sonra ret hükmü oluşturulmuştur.

17. Karar 17/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, anılan karara karşı karar düzeltme yoluna müracaat

etmemiştir.

B. Olaya İlişkin Tam

Yargı Davası Süreci

19. Başvurucu, olay nedeniyle uğradığı zararın karşılanması

talebiyle 6/5/2014 tarihinde MSB'ye yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine

8/7/2014 tarihinde AYİM'de tam yargı davası açmıştır.

20. AYİM İkinci Dairesi 11/2/2015 tarihinde oyçokluğuyla verdiği

kararla olayda davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu

gerektirecek bir durumun bulunmaması nedeniyle başvurucunun maddi ve manevi

tazminat istemini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, gelenek hâline gelmiş

birinci pilotluk kutlamasının kimi zaman yiyecek içecek ikramı kimi zaman da

birinci pilot belgelerinin toplu hâlde takdim edilmesi ya da personelin

ıslatılması şeklinde yapıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Kutlama faaliyetinin

başvurucunun ıslatılması şeklinde gerçekleştirildiği somut olayda davalı

idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, başvurucunun kutlama sonucu uğradığını

iddia ettiği zararın idarenin kusurlu bir eyleminden ileri gelmediği, hizmetin

yanlış kurulup yürütülmesinden kaynaklanmadığı ifade edilmiştir. Kutlamanın

hizmet gereğiyapılan bir faaliyet olmadığına,

personelin kendi aralarında eğlence amacıyla düzenledikleri bir faaliyet

olduğuna dikkat çekilen kararda zararı doğuran eylem ile hizmet arasında uygun

bir illiyet bağı bulunmadığı vurgulanmış; ayrıca olayda kusursuz sorumluluk

hâllerinden herhangi birinin de söz konusu olmadığı, bu itibarla idarenin

tazmin yükümlülüğü için gerekli koşulların oluşmadığı belirtilmiştir.

21. Karşıoy görüşünde ise kara havacılık

birliklerinde bir geleneğin icrası esnasında meydana gelen olayın hizmetle

ilişkili olduğu, bu sebeple yaralanmanın bu geleneğin icrası sırasında meydana

gelip gelmediğinin tespitinden sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi

gerektiği ifade edilmiştir.

22. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

17/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

23. Nihai karar 6/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu8/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci

cümlesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı

takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi

kapsamına alınanlar, (...) hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri

de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır."

26. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu'nun mülga 45. maddesininilgili

kısımları şöyledir:

"44 üncü maddede

yazılı malullük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları

sırada vazifelerinden doğmuş olursa;

(…)

Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara

da (Vazife malulü) denir."

27. Aynı Kanun’un mülga 64. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Vazife malullerinden bu malullüklere;

(…)

d) Barışta ve olağanüstü hallerde, emir veya

görev ile uçuş yapan uçucularla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle

görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleriyle ve

yine emir ve görev ile dalış yapan dalgıçlarla, hangi meslek ve sınıftan olursa

olsun emirle görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında

bulunanlardan denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve tesirleriyle,

(…)

uğramış olan [muvazzaf subaylara] (Harp malulü) denir."

28. Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlanan Kara

Havacılığı Genel Uçuş Kuralları Yönergesi'nin Ek-A

66. maddesinde Uçuş Görevi şöyle

tanımlanmıştır:

"Uçucuların uçuş amacıyla; uçuş öncesi

yaptıkları faaliyetler dâhil hava aracına binerek motor/motorları

çalıştırdıktan ve uçuşu müteakip hava aracını park yerine getirip

motor/motorları susturup hava aracının emniyete alınmasını takiben hava aracını

terk ettikleri ana kadar geçen süredir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; bireysel başvuruya dayanak iptal davasına ilişkin

olarak maluliyetine neden olan mevcut rahatsızlığının uçuş görevinin

yürütüldüğü sırada, görevin sebep ve etkisiyle oluştuğunu, bu itibarla

vazife/harp malulü sayılması için gerekli tüm yasal koşulları taşıdığının açık

ve net olduğunu ifade etmektedir. Derece mahkemesinin hatalı değerlendirmeye

istinaden davasını reddettiğini belirten başvurucu, eşitlik ilkesi ile etkili

başvuru, mahkemeye erişim ve hakkaniyete uygun yargılanma haklarınınihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

31. Başvurucu, bireysel başvuruya dayanak tam yargı davasına

ilişkin olarak ise tazminat istemine konu yaralanma olayının yürütülen kamu

hizmetiyle bağlantılı olarakve kamu görevlisinin

eyleminden dolayı meydana geldiğini belirtmekte; kamu personelinin görevi sırasıda kullandığı yetkilerinden ve resmî sıfatından

ayrılamayan kusurundan doğan zararlardan hizmeti yürüten idarenin sorumlu

tutulacağını, yerleşik idari yargı içtihadının da bu yönde olduğunu

vurgulamaktadır. Başvurucu, kamu görevlisinin hizmetin görülmesi sırasındaki

hukuka aykırı işlemlerinden doğan zararın devlet tarafından karşılanması

öngörülürken haksız eylemlerinden doğan zarardan devletin sorumlu

tutulmamasının düşünülemeyeceğini belirtmektedir. Anayasa ve yasa hükmü

gereğince, kamu görevlilerinin görev ve yetkilerini kullanırken işledikleri

kusurlardan doğan tazminat davalarınınkendilerine

rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine açılabileceğini hatırlatan, bu itibarla

haksız eylemiyle zararın meydana gelmesine neden olan askerî personel hakkında

adli yargıda dava açma hakkının bulunmadığına dikkat çeken başvurucu, idare

aleyhine açtığı tazminat davasının da reddedilmesi nedeniyle zararının

karşılanmadığından şikâyet etmekte; mahkemeye erişim ve hakkaniyete uygun

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

32. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra Anayasa

Mahkemesine verdiği 9/8/2016 tarihli dilekçesinde bireysel başvuruya dayanak

davalarını reddeden askerî hâkimler hakkında Fethullahçı

Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği nedeniyle işlem

yapıldığına dikkat çekerek bu sebeple söz konusu hâkimler tarafından

gerçekleştirilen yargılamaların adil olduğundan söz edilemeyeceğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü; idari işlemin iptali ve idari eylemden doğan zararın

tazmini istemiyle açılan davaların reddedilmesinin, bir başka ifadeyle bu

husustaki yargılamaların sonucunun adil olmamasıdır. Dolayısıyla anılan

iddialar bu kapsamda değerlendirilmiştir.

34.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa

Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

1. İptal Davası Yönünden

35. Kişilerin hastalık, kaza gibi sebeplerle geçici ya da kalıcı

olarak vücut bütünlüğünde bozulma olması (maluliyet) ve bundan dolayı çalışma

gücü kaybına uğramaları durumunda yetkili kurumlar tarafından yapılması gereken

işlem ve uygulamaların ne olduğu ve bunların hangi usul ve esaslar çerçevesinde

yürütüleceği sosyal güvenlik mevzuatında düzenlenmiştir. Bu kapsamda

maluliyetin türünün, sebebinin ve derecesinin ne şekilde belirleneceği, kişinin

hangi koşullarda vazife/harp malulü olarak değerlendirilebileceği, vazife/harp

malulü olarak kabul edilmesi hâlinde hangi güvencelerden faydalanacağı, parasal

ve özlük haklarının ne olacağı gibi hususlar ilgili mevzuatta gösterilmiştir.

36. Somut olayda başvurucunun sol kolunda meydana gelen hareket

kısıtlılığı nedeniyle malul olduğu, bu maluliyetinin 7/5/2013 tarihinde

gerçekleşen düşme olayından kaynaklandığı hususunda görevli ve yetkili idari

makamlar ile yargı mercilerinin herhangi bir tereddütünün

bulunmadığıgörülmektedir. Başvurucu tarafından

şikâyet konusu edilen ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması noktasında

ihtilafın ortaya çıktığı temel mesele, söz konusu maluliyetin vazife/harp

malullüğü olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bir başka ifadeyle

başvurucunun rahatsızlığının uçuş faaliyetinin bir parçası olan görevinin sebep

ve etkisiyle meydana gelip gelmediğidir.

37. Bireysel başvuruya dayanak karar bu yönüyle irdelendiğinde

derece mahkemesinin bu hususu açıklığa kavuşturmak amacıyla ilgili mevzuattaki uçuş görevi tanımından hareket ettiği; bu

bağlamda başvurucunun yaralanmasına neden olan kutlama faaliyetinin uçuş

görevinin bir unsuru olmadığı değerlendirmesinde bulunmak suretiyle maluliyetin

görevden kaynaklanmadığı sonucuna ulaştığı anlaşılmaktadır.

38. Vazife/harp malullüğüne ilişkin mevzuat hükümlerinin yorumu

ile bu yorum uyarınca maddi olayın ele alınmasındaki takdir derece

mahkemelerine aittir. Bu bağlamda somut başvuruda vazife/harp malullüğü için

gerekli koşulların ne olduğu ilgili hukuk kuralları çerçevesinde yorumlanmak ve

maddi olayda bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususu değerlendirilmek

suretiyle bir karara varıldığı görülmektedir.

2. Tam Yargı Davası

Yönünden

39. İdari dava türlerinden biri olan tam yargı davaları en genel

ifadeyle idarenin faaliyetlerinden ötürü hakları zarara uğrayanlar tarafından

idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Anayasa Mahkemesince daha önce

benzer nitelikte başvurularda da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle

uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında idarenin

tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada bir idari eylem ve zarar olmalı,

ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı bulunmalıdır (aynı yönde karar

için bkz. Hasan Oğuz ve diğerleri,

B. No: 2015/2700, 7/2/2018, § 48). Dolayısıyla idare mahkemeleri bu tür

davalarda öncelikle olayın maddi yönünü, bir başka ifadeyle eylemin idarilik niteliğini, oluşan zararı ve bu iki unsur arasında

bir illiyet bağı bulunup bulunmadığını ortaya koymakta; daha sonra ise ortaya

konulan bu olguya bağlanabilecek hukuki sonuçları tespit etmekte, bu bağlamda

hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde tazminata

hükmedilmesi için gerekli koşulların somut vakıada oluşup oluşmadığını

irdelemektedir.

40. Yukarıda da belirtildiği üzere başvurucunun 7/5/2013

tarihinde gerçekleştirilen kutlama faaliyeti sırasında tazyikli suyla

ıslatılması nedeniyle kayıp düşerek kolundan yaralandığı ve bu sebeple kalıcı

nitelikte iş gücü kaybına (zarara) uğradığı konusunda herhangi bir ihtilaf

bulunmadığı görülmektedir. Başvurucu tarafından şikâyet konusu edilen ve idari

yargıda tazminat hukuku ilkelerinin uygulanması noktasında ihtilafın ortaya

çıktığı temel mesele, söz konusu zararı doğuran eylemin idari eylem olarak

değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.

41. Bireysel başvuruya dayanak karar bu yönüyle irdelendiğinde

derece mahkemesinin somut davada zararı doğuran eylemin idare tarafından bir

hizmetin yürütülmesi kapsamında ve hizmetin niteliği gereği gerçekleştirilen bir

faaliyet olmadığına dikkat çektiği, dolayısıyla söz konusu eylemin idare (idare

tarafından yürütülen hizmet) ile ilişkilendirilemeyeceği değerlendirmesinden

hareketle idarenin sorumluluğuna hükmedilmesi için gerekli koşulların maddi

olayda oluşmadığı sonucuna ulaştığı anlaşılmaktadır.

42. İdarenin tazminle yükümlü tutulması için gerekli koşulların

oluşup oluşmadığının idare ve tazminat hukuku ilkeleri çerçevesinde

değerlendirilmesi ve bu değerlendirme uyarınca somut olayın ele alınmasındaki

takdir derece mahkemelerine aittir. Bu bağlamda somut başvuruda idarenin

tazminle yükümlü tutulması için gerekli koşulların ne olduğu ilgili hukuk

kuralları çerçevesinde yorumlanmak ve maddi olayda bu koşulların gerçekleşip

gerçekleşmediği hususu değerlendirilmek suretiyle bir karara varıldığı

görülmektedir.

43. Başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edilen iptal ve

tam yargı davalarına ilişkin olarak ileri sürülen iddialar, derece mahkemesince

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

gerekçeli kararlarda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklar irdelendiğinde

derece mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

44. Ayrıca, başvurucu tarafından sunulan ek beyan dilekçelerinde

bireysel başvuruya dayanak kararlarda imzası bulunan bazı askerî hâkimler

hakkında FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle işlem yapıldığı ifade edilmiş ise de

belirtilen hususun yargılamaları etkilediğine dair somut bir olgu

gösterilmediği ya da hukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklama yapılmadığı

anlaşılmıştır. Öte yandan somut uyuşmazlıkların konusu, kapsam ve niteliği de

dikkate alındığında tek başına bu hususa dayanılarak yargılamanın adil olmadığı

sonucuna ulaşılması mümkün görülmemiştir.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/6/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun, idare aleyhine açtığı iptal ve tam yargı

davalarında temel sorun olarak değerlendirilen, vazife malulü olarak kabul

edilip edilemeyeceği hususunda derece mahkemelerince bariz takdir hatası

yapıldığı düşüncesiyle, başvurunun kabul edilebilirliğine ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim.

2. Başvurucunun maluliyetine neden olan su sıkma suretiyle

gerçekleştirilen birinci pilotluk kutlamasının idari eylem olarak

değerlendirilmesi gerekir, şöyle ki:

- askeri pilotluk, sivil pilotluktan farklı olarak, sadece uçağı

güvenli bir şekilde kaldırmak, uçurmak ve indirmekten ibaret bir beceri değil,

disiplin ve moral boyutlarıyla birlikte bir bütündür,

- olay askeri bir mahalde ve asker kişiler tarafından yapılan

bir kutlama esnasında meydana gelmiş olup, sıkı bir disiplinin hakim olduğu böyle bir ortamda kurumun ve komutanların izni

olmaksızın yangın musluğu açılarak bir pilotun ıslatılması söz konusu bile

olamaz,

- su sıkan kişiler, başvurucunun yakın mesai yaptığı ve yapacağı

silah arkadaşlarıdır, bu tür etkinliklerin tehlikeli bir yönü olmakla birlikte

birlik beraberlik ruhunun korunması için gelenek haline getirildiği

anlaşılmaktadır.

3. Bu durumda, maluliyetin mevzuatta da yer alan “uçuşun yerdeki sebepleriyle ve tesirleriyle”

meydana geldiğinin kabulü gerektiği açıktır. Buna rağmen eylem ve hizmet

arasında illiyet bağı bulunmadığını belirten derece mahkemeleri bariz takdir

hatası yapmışlardır.

Açıklanan nedenlerle Bölüm çoğunluğuna katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Hamdi Burak

ŞAHİN

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11343, 12 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaya İlişkin İptal
  7. B. Olaya İlişkin Tam
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Şahin
  20. Çalış
  21. Paksüt
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11343
Tarih
12 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • A.h. Başvurusu (B. No: 2015/15174)
  • Özimeks Sanayii Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13851)
  • Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2015/16260)
  • Harun Öksüz Başvurusu (B. No: 2016/21060)
  • Recep Uygun Başvurusu (B. No: 2016/76351)
  • Manzura Jumaeva Başvurusu (B. No: 2015/1474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.