İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamdi Uluçay Başvurusu (B. No: 2017/36300)

1. Başvuru; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazın

Başvuru No2017/36300Tarih29 Eylül 2020Okuma13 dk · 2.603 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hamdi Uluçay Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/36300
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.603 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazın

olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak başvurucu adına tescil

edilmesi talebinin taşınmazın imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle reddedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Hamdi Uluçay 1951 doğumlu olup Ankara'da

ikamet etmektedir.

8. Başvurucu; Ankara'nın Altındağ ilçesi Aydıncık köyünde

bulunan 151 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dedesinden miras yolu ile

intikal ettiğini, doğusunda bulunan 13.060 metrekarelik kısmın 1952 yılında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında ekilemez arazi vasfı ile tespit dışı

bırakıldığını, önce murislerinin, sonra da kendisinin 151 parsel sayılı

taşınmazı ve tespit dışı bırakılan 13.060 metrekarelik taşınmaz bölümünü o

tarihten bu yana ekip biçtiğini, nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, imar

ve ihya koşullarının oluştuğunu belirterek taşınmazın adına tesciline karar

verilmesi istemiyle 23/6/2011 tarihinde Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) Hazine ve ilçe ile il belediyeleri aleyhine dava açmıştır.

9. Mahkemece 6/2/2013 tarihinde mahallinde teknik

bilirkişilerle birlikte keşif yapılmıştır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi

iki kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen ve 22/2/2013 tarihinde Mahkemeye sunulan

raporda tespit edilen hususlar şu şekildedir:

i. Dava konusu taşınmazın Altındağ Belediyesi sınırları

içinde kaldığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı, ham toprak niteliğinde

ve imarsız olduğu, ayrıca etrafının yapılaşmamış olduğu, merkeze 23 km

uzaklıkta bulunduğu anlaşılmıştır.

ii. Altındağ Tapu Müdürlüğünün 27/1/2012 tarihli yazısına

göre tescile konu edilen taşınmazın kuzeybatısında yer alan tapulama 151 sayılı

parselin 1/1/1995 tarihli ve 253 yevmiyeli satışla Hamdi Uluçay'a tescilinin yapıldığı

belirlenmiştir.

iii. Dava konusu taşınmazın Büyükşehir Belediye

Meclisinin 16/2/2007 tarihli kararıyla onaylanan 2023 Başkent Ankara Nâzım

İmar Planı kapsamında kaldığı ifade edilmiştir.

iv. Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün

18/4/2012 tarihli yazısında dava konusu yapılan tescil harici yerin 2001

yılında tamamlanan mera tespit çalışmalarına göre mera olarak

değerlendirilen alanlardan olduğu hususuna vurgu yapılmıştır.

v. 1983 ve 1991 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve

gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir.

10. Yüksek ziraat mühendisi olan bilirkişi tarafından

düzenlenen ve 12/3/2013 tarihinde Mahkemeye sunulan raporda tespit edilen

hususlar şu şekildedir:

i. 1952 yılında tapu harici kalan dava konusu taşınmazın

10.318 metrekare olduğu, toprak yapısı itibarıyla 4. sınıf yapıda olup burada

kuru tarım yapıldığı, mera ile arasında 35 metre bulunduğu anlaşılmıştır.

ii. Dava konusu taşınmazın 1970 yılından beri nizasız ve

fasılasız olarak Hamdi Uluçay tarafından işlenip tarla olarak kullanıldığı,

içinde hâlen taşların görüldüğü, bunların her yıl temizlendiği, 4. sınıf tarım

arazisi olan taşınmazdaki verimin düşük olduğu, taşınmazda nadas-buğday

münavebesi yapıldığı belirlenmiştir.

iii. Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün

dava konusu tescil harici yerin mera olarak değerlendirildiğine ilişkin

yazısının fiilî durumu yansıtmadığı belirtilerek çalışmaların harita üzerinden

gerçekleştirildiği ve taşınmazın fiilen tarım arazisi olarak kullanıldığı

vurgulanmıştır.

iv. 1983 ve 1991 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve

gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir.

11. Mahkeme 25/9/2014 tarihli ara kararı ile dava konusu

taşınmazın 1948 yılı ve daha sonra çekilen hava fotoğrafları ile 1950 tarihli

memleket haritasındaki vasfı ve niteliğinin incelenmesi amacıyla aynı bilirkişi

heyetinden ek rapor alınmasına karar vermiştir.

12. Bilirkişi heyetince düzenlenen ve 11/11/2014

tarihinde Mahkemeye sunulan ek raporda;

i. 1948 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olduğu

ve gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

ii. 1955 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve

gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olduğu görülmüştür.

iii. 1983 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve

gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olduğu belirlenmiştir.

iv. 1991 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi

neticesinde dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve

gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut bulunduğu tespit edilmiştir.

13. Mahkeme, bilirkişi heyeti tarafından sunulan ek

raporu esas alarak 20/11/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde; taşınmazın 1948 yılında çekilen hava fotoğraflarında boş

ve doğal görünümünde olduğu, tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olarak

gözüktüğü ve sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olmadığı açıklanmıştır.

Buna karşın 1955 yılında -kadastro çalışmaları yapıldıktan sonra- çekilen hava

fotoğraflarında ise tarımsal faaliyet yapılmış bir yer olduğu ve gösterilen

sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme ayrıca

başvurucunun evveliyatı ekilemez arazi olan taşınmazı, sadece sürdüğünü ve

varsa bir kısım taşını temizlediğini belirtmiştir. Mahkemeye göre başvurucunun

bunlar dışında 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17.

maddesinde belirtilen, imar ve ihya olarak nitelendirilebilecek başka bir

çalışması bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucu yönünden imar, ihya ve

zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığına dikkat çekilmiştir.

14. Mahkeme kararı, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin (Daire)

17/4/2017 tarihli kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

3/10/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar 24/10/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 30/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 3402 sayılı Kanun'un "Tapuda kayıtlı olmayan

taşınmaz malların tespiti" kenar başlıklı 14. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı

çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru

toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla

taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla

zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden

zilyedi adına tespit edilir.''

18. 3402 sayılı Kanun'un "İhya edilen taşınmaz

mallar" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf

ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen

taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya

halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.

İl, ilçe ve kasabaların imar planının

kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz."

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun 713. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir

taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla

zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı

üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini

isteyebilir.

...

Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu

tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı

açılır.

Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir

defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç

defa ilân olunur.

Son ilândan başlayarak üç ay içinde

yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya

da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim

tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların

gerçekleştiği anda kazanılmış olur.

Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada

kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.

Kararda, tescili istenilen taşınmazın

niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca

düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.

Özel kanun hükümleri saklıdır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Bireysel başvuru sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145

sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen

geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya

eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine

yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi

önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde

yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığı (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

23. Ferat Yüksel (B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk

bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

24. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu; tescil dışı bırakılan taşınmazın imar ve

ihya yoluyla kazanımı için gerekli koşulların oluşmasına rağmen bu yönde açtığı

tescil davasının Mahkemece kendi içinde çelişkili bir gerekçeyle

reddedildiğini, temyiz ve karar düzeltme taleplerinin de gerekçe

gösterilmeksizin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan

taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak kendi adına tescil

edilmesi talebinin taşınmazın imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle

reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu; mülkiyet hakkının yanında, yargılama aşamasında toplanan

deliller lehine olmasına rağmen aleyhine karar verilmesi ve bu karara yönelik

temyiz ve karar düzeltme itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de şikâyetinin özünün koşulları

gerçekleştiği hâlde tapusuz taşınmazın adına tescil isteğinin reddine karar

verilmesine yönelik olduğu dikkate alındığında ihlal iddialarının mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Genel

İlkeler

29. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun

değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

30. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan

menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, 1/2/2017, § 60).

31. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul

edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin

Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, § 51).

32. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı

içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut

bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli

durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde

etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

33. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti

olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek

olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da aynı menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).

Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma

kapsamında olan, meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk

sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit,

mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir

iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler

ve Ali Arslan Çelebi, § 37).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

34. Somut olayda başvurucu tarafından tapu kütüğünde

kayıtlı olmayan taşınmaz hakkında imar ve ihya nedenine dayalı olarak tescil

talebiyle dava açılmıştır. Başvurucu; açmış olduğu davada kadastro

çalışmalarında ekilemez arazi vasfıyla tespit dışı bırakılan taşınmazın

öncesinde dedesi ve babasının zilyetliğinde olduğunu, daha sonra ise miras

yoluyla zilyetliğin kendisine intikal ettiğini öne sürmüştür. Başvurucu ayrıca

taşınmazı nizasız ve fasılasız şekilde ekip biçtiklerini, imar ve ihya

ettiklerini, tescil dışı bırakılan taşınmazın imar ve ihya yoluyla kazanımı

için gerekli koşulların oluştuğunu iddia etmiştir.

35. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle orman sayılmayan,

devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen

araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hâle getirilenlerin

Kanun'un 14. maddesinde belirtilen yirmi yıllık süre ve diğer şartların da

bulunması koşuluyla imar ve ihya edenler veya halefleri tarafından mülk

edinilmesine imkân tanınmıştır.

36. Buna göre ihyanın koşullarından biri de öncesinde

tarım yapmaya elverişli olmayan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

bir taşınmazın ihya çalışmaları sonucu tarım yapmaya elverişli hâle getirilmiş

olmasıdır.

37. Yargılama sürecinde Mahkemece keşif yapılmış, teknik

bilirkişilerden rapor düzenlenmesi talep edilmiş, mahallî bilirkişi heyeti

oluşturulmuş ve başvurucunun tanıkları dinlenmiştir. Bu kapsamda yukarıda

içeriği ayrıntılı olarak açıklanan (bkz. §§ 9-12) bilirkişi raporları elde

edilmiştir. Anılan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın uzun yıllardan

beri başvurucu ve öncesinde murisleri tarafından tarımsal amaçla kullanıldığı

ve taşınmazı da kapsayan 1955, 1983 ve 1991 tarihli hava fotoğraflarında

taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin yapıldığı tespitlerine yer verilmiştir.

Aynı bilirkişi raporlarında ayrıca içinde hâlen taşların görüldüğü, bunların

her yıl temizlendiği, 4. sınıf tarım arazisi olan taşınmazdaki verimin düşük

olduğu ve taşınmazda nadas-buğday münavebesi yapıldığı da belirlenmiştir.

38. Mahkeme yapmış olduğu yargılamada dosya kapsamındaki

bilirkişi raporları, tanık beyanları ve mahallî bilirkişi beyanlarını birlikte

değerlendirmiştir. Mahkemeye göre, toplanan delillerin bir kısmı başvurucu

lehine olmakla birlikte ekilemez arazi vasfı ile tespit harici bırakılan

taşınmazın başvurucu adına tescil edilebilmesinin ön koşulu imar ve ihyanın

tamamlanmış olmasıdır. Mahkeme bu hususta yapmış olduğu değerlendirmede

başvurucunun faaliyetinin taşınmazın sürülmesinden ibaret olduğu ve taşınmaz

üzerinde bulunan taşların ancak kısmen temizlendiği kanaatiyle imar ihyanın

tamamlanmadığı sonucuna varmış ve davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu,

Mahkemenin bu kararının yanlış olduğu iddiasıyla hükmü temyiz etmişse de

itirazları Yargıtay tarafından kabul görmemiştir.

39. Somut olayda Mahkeme, yargılama aşamasında başvurucu

lehine delilleri de dikkate almak suretiyle taşınmaz üzerindeki faaliyetin

niteliği ve taşınmazın hâlihazır durumunu esas alarak başvurucu lehine kazanma

koşullarının oluşmadığına kanaat getirmiştir. Bu itibarla Mahkemenin

başvurucunun lehine olan delillere hangi nedenle itibar etmediği açık olup

derece mahkemelerinin kararlarının keyfî veya öngörülemez olduğu söylenemez.

40. Sonuç olarak başvurucunun somut başvuru açısından

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında

mülkü veya yeterli bir hukuki temele dayalı olarak en azından mülkiyeti elde

etme yönünde meşru bir beklentisinin bulunduğunu kanıtlayamadığı

anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Umut FIRTINA Başvurucu : Hamdi ULUÇAY Vekili : Av. Meryem Gül ÇİFTCİ BİNİCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/36300, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Makul Sürede
  14. B. Mülkiyet
  15. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/36300
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Levent Tütüncü Başvurusu (B. No: 2015/7108)
  • Bülent Yavuz Başvurusu (B. No: 2018/24609)
  • Süleyman Koçlar Başvurusu (B. No: 2017/16996)
  • Mehmet Şirin Kafi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/17738)
  • Tijen Mert Başvurusu (B. No: 2018/4928)
  • Ferhat Çatuk Başvurusu (B. No: 2017/25628)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.