İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasibe Meşe Başvurusu (B. No: 2015/7748)

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen kişiden

Başvuru No2015/7748Tarih7 Şubat 2019Okuma17 dk · 3.343 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasibe Meşe Başvurusu

Karar tarihi
7 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/7748
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.343 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen kişiden

bir daha haber alınamaması (zorla kaybedilme) ve bu olay hakkında yürütülen

ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla Kulp Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı)

temin edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Cumhuriyet Başsavcılığına 1/3/1994 tarihinde bir dilekçe

veren başvurucunun oğlu B.M., kardeşi M.M.nin Hamzalı

köyü Poran mezrasında operasyon icra eden askerlerce

bilinmeyen bir yere götürüldüğünü vesonrasında M.M.den bir daha haber alamadığını iddia ederek M.M.nin akıbetinin kendisine bildirilmesini talep etmiştir.

9. B.M.nin dilekçesini 3/3/1994

tarihinde Kulp Jandarma Komutanlığına gönderen Cumhuriyet Başsavcılığı,

gereğinin yapılarak neticenin bildirilmesini istemiştir.

10. Jandarma görevlileri 16/6/1994 tarihinde, hangi askerî

birliğin operasyon yaptığının ve M.M.nin askerî

birliklerce götürülüp götürülmediğinin tespit edilemediğine, M.M.nin aranan kişilerden olmadığına, bağlı oldukları

karakolca gözaltına alınmadığına ve araştırmaya devam edildiğine ilişkin bir

tutanak düzenlemişlerdir.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/10/1994 tarihinde, M.M.nin babası Z.M.nin ifadesini

almıştır. Müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde Z.M., Kara Kuvvetleri

Komutanlığı Bolu 2'nci Komando Tugay Komutanlığı (Tugay Komutanlığı) ve Bismil

Jandarma Komutanlığı emrindeki askerlerce terör örgütü mensuplarına karşı

yapılan operasyon kapsamında M.M.nin bilinmeyen bir

yere götürüldüğünü ve M.M.den bir daha haber

alamadığını söylemiştir.

12. Hamzalı köyü muhtarı olan A.T. Cumhuriyet Başsavcılığınca

alınan 31/10/1994 tarihli ifadesinde; güvenlik güçlerinin terör örgütü

mensuplarına karşı yapılan operasyon kapsamında, araziyi bilmesi nedeniyle

kendilerine yardımcı olması için M.M.yi

yanlarına alıp götürdüklerini, bir süre sonra güvenlik güçleri ile teröristler

arasında çatışma çıktığını, M.M.nin çatışma esnasında

ölüp ölmediği ve M.M.nin nerede olduğu konusunda

bilgilerinin olmadığını beyan etmiştir.

13. Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü mensuplarının örgüte

eleman kazandırmak amacıyla zaman zaman askerî üniforma giydiklerinden söz

ederek olayı soruşturma görevinin kendisine ait olmadığı gerekçesiyle 15/2/1995

tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Diyarbakır Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına (DGM Başsavcılığı) göndermiştir.

14. DGM Başsavcılığı istinabe yoluyla 1995 yılında B.M.nin ifadesini almıştır.

15. DGM Başsavcılığı, 1994 yılı Şubat ve Mart

aylarında Hamzalı köyü ve çevresinde hangi tarihlerde, hangi askerî birliklerce

operasyon yapıldığına dair bilgiyi Olağanüstü Hâl Bölge Valiliğinden temin

etmiştir.

16. DGM Başsavcılığı, M.M.nin örgüt

tarafından kaçırıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle 2/6/1997 tarihinde

görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

17. Kolluk görevlilerince 2/12/1997 tarihinde beyanı tespit

edilen L.Z., 1993 yılında kaybolmadan önce terör örgütü elemanı gibi davranan M.M.nin terör örgütüne katılmış olabileceğini söylemiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı, L.Z.nin

ifadesine dikkat çekerek 31/12/1997 yılında görevsizlik kararı vermiş ve

soruşturma evrakını DGM Başsavcılığına göndermiştir.

19. DGM Başsavcılığı, Cumhuriyet Başsavcılığının varsayıma

dayalı görevsizlik kararı verdiğini belirterek 9/2/1998 tarihinde karşı

görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını yeniden Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 1994 yılı Şubat ve Mart aylarında Hamzalı köyü ve çevresinde hangi güvenlik

güçlerinin, hangi tarihlerde operasyon yaptığına dair bilgiyi Diyarbakır

Jandarma Komutanlığından temin etmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığının bilgi istemi üzerine Bolu İl

Jandarma Komutanlığı 16/4/2004 tarihli yazıyla 1994 yılı Şubat

ayında Kulp ilçesi Yolçatı köyünde herhangi bir

operasyon düzenlenmediğini bildirmiştir.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı 31/3/2005 tarihinde istinabe

suretiyle İ.A.nın ifadesini

almıştır. Tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde İ.A., 1994 yılının Şubat ayında

Bolu'dan geldiğini söyleyen kalabalık bir askerî grubun Hamzalı köyü Yolçatı mezrasına gelerek köyün tüm erkeklerini

topladığını, sırt çantalarını taşımalarına yardımcı olmaları maksadıyla

askerlerin kendisi ile A.K., A.B., L.A. ve M.M.yi

yanlarında götürdüklerini, giderlerken iki kola ayrıldıklarını, A.K. ile M.M.nin aynı, kendisinin ise farklı kolda olduğunu, iki

kolun bir süre sonra aynı yolda birleştiğini, M.M.yi

göremediğini, daha sonra A.B. ve L.A. ile birlikte köyden yiyecek getirmeye

gittiklerini, yiyecekleri askerlere verip köye döndüklerini, ertesi gün A.K.nın cesedini bulduklarını beyan etmiştir.

23. Cumhuriyet Başsavcılığının 4/4/2005 tarihinde istinabe

yoluyla dinlediği A.B., M.M. ile ilgili bir beyanda bulunmamıştır.

24. Cumhuriyet savcısınca 26/5/2005 tarihinde ifadesine

başvurulan Köy Muhtarı T.T., 2004 yılında muhtar seçildiğini ve 1994 yılının Şubat ayında Bismil'de mukim olduğunu ifade etmiştir.

25. 13/7/2005 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

istinabe yoluyla dinlenen L.A., olay tarihinde annesini ziyaret maksadıyla Yolçatı mezrasında bulunduğunu, askerlerin A.K., M.M.,

H.T., Ab.K., İ.A., A.B., İh.A.

ve B.M.yi alıp

götürdüklerini, A.K. ile M.M. dışındakilerin bir süre sonra geri geldiğini, bir

sonraki gün A.K.nın cesedini bulduklarını,

aramalarına rağmen M.M.yi bulamadıklarını

söylemiştir.

26. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma konu suçların askerî

suçlardan olduğu gerekçesiyle 26/7/2005 tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve

soruşturma evrakını 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık)

göndermiştir.

27. Askerî Savcılık 2006 yılında istinabe yoluyla A.T., H.T. ve İ.A.nın tanık sıfatıyla

ifadelerini almıştır.

28. Tugay Komutanlığı Yardımcılığı Disiplin Mahkemesi 19/6/2006

tarihli yazıyla, Tugay Komutanlığı ise 13/2/2007 tarihli yazıyla arşiv

kayıtlarına göre 10/2/1994 tarihinde Hamzalı köyü Yolçatı

mezrasında operasyon yapılmadığını bildirmiştir.

29. 2011 yılında yapılan araştırmalarda M.M.nin

terör eylemlerine katıldığına ya da terör örgütü ile bağlantısının bulunduğuna

dair kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.

30. Askerî Savcılık 13/6/2011 tarihinde, istinabe suretiyle Ab.K.nın ifadesini almıştır. Tanık

sıfatıyla verdiği ifadesinde Ab.K. 1994 yılında B.M.,

M.M., A.K. ve İ.A. ile birlikte askerlerce gözaltına alındığını, kendileri

serbest bırakılsa da A.K. ile M.M.nin askerlerce

tutulduğunu, M.M.den daha sonra haber alamadıklarını,

ertesi gün A.K.nın cesedini

bulduklarını söylemiştir.

31. Askerî Savcılık 28/11/2013 tarihinde, hukuka aykırı

gözaltına alma işleminin ne adli ne de askerî görev olduğunu belirterek

görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) göndermiştir.

32. Başvurucu vekili 5/2/2014 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) vekâletname sunmuştur.

33. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile

görevli) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10.

maddesi uyarınca kurulan mahkemelerle Cumhuriyet başsavcılıklarının 21/2/2014

tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la görevlerine son verildiği gerekçesiyle

19/3/2014 tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da

8/9/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verip soruşturma evrakını Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

34. Cumhuriyet Başsavcılığı 8/12/2014 tarihinde, olayın meydana

geldiği tarihte yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunun'da öngörülen en üst haddeki dava

zamanaşımı süresi olan yirmi yıllık sürenin ziyadesiyle geçtiği gerekçesiyle

açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verilmiştir.

35. 8/8/1998 tarihinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesine kadar geçen sürede M.M.nin kaybolmasının

nedeninin bilinmediğine ve M.M.nin gözaltına alınıp

alınmadığının tespit edilemediğine dair kolluk görevlilerince zaman zaman

düzenlenen tutanaklar soruşturma makamlarına gönderilmiştir.

36. Vekili aracılığıyla başvurucu; delillerin toplanmadığını,

eksik inceleme yapıldığını ve oğlunun kaybolması ile ilgili soruşturmanın

etkisiz olduğunu belirterek 29/12/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara itiraz etmiştir.

37. Başvurucunun itirazı, Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen

kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Diyarbakır 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinin (Hâkimlik) 4/3/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

38. Hâkimliğin kararı başvurucu vekiline 8/4/2015 tarihinde

tebliğ edilmiş olup söz konusu karara karşı bireysel başvuru 4/5/2015 tarihinde

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

39. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği

izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup

olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası Hukuk

40. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygıyükümlülüğü"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."

41. Sözleşme'nin "Yaşam

hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur..."

1. Zorla Kaybedilme

İddiasıyla Yapılan Başvurular Yönünden

42. Şimdiye kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yakınlarının

kaybolduğunu ileri süren pek çok kişinin Sözleşme'nin 2. maddesinin ihlal

edildiğine ilişkin başvurularını incelemiştir. Bu başvuruların tamamına

yakınında kaybolmanın gözaltı sırasında gerçekleştiği ve/veya devletin koruma

yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilmiştir.

43. Gözaltı sırasında kaybolmaya ilişkin iddiaları incelerken

AİHM, öncelikle delillerin değerlendirmesini ve olayların tespitini

yapmaktadır. Bunu yaparken AİHM, her türlü

makul şüphenin ötesindeki kanıt kriterini uygulamaktadır. AİHM'e göre bu türden bir delil, yeteri kadar ciddi, açık

ve birbiriyle uyumlu bir dizi emareden ya da çürütülemeyecek karinelerden

oluşabilir; ayrıca delillerin toplanması sırasında tarafların tutumu da dikkate

alınabilir (Cülaz ve diğerleri/Türkiye, B. No: 7524/06,

39046/10, 15/4/2014, §§ 167-171; Tekçi ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 13660/05, 10/12/2013, §§ 89-93) .

44. Başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul

şüphenin ötesinde kanıt unsuru bulunmuyorsa AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin

maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar vermektedir (Şeker/Türkiye, B. No: 52390/99, 21/2/2006,

§§ 63-66; Aydın Eren ve diğerleri/Türkiye,

B. No:57778/00, 21/2/2006, §§ 35-46).

45. Başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul

şüphenin ötesinde delil bulunması hâlinde AİHM, devletlerden yeterli ve ikna

edici açıklamalar -görevlilerinin ölümcül güce başvurmalarını haklı gösterecek

nitelikte gerekçeler dâhil- sunmasını ummakta ve bu tür bir açıklama

yapılmaması hâlinde davalı devlet aleyhine olumsuz sonuçlar çıkarma hakkına

sahip olduğunu vurgulamaktadır (Cülaz ve

diğerleri/Türkiye, §§ 170, 173; Tekçi

ve diğerleri/Türkiye, §§ 92, 95).

46. Başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul

şüphenin ötesinde delil bulunsa bile AİHM, kayıp kişinin ölmüş olduğu tahminine

düşünülmeden varılamayacağını, buna ancak davanın kendi koşulları içinde

yapılacak bir değerlendirmeden sonra karar verilebileceğini, bu bağlamda

kişinin son kez görüldüğü tarihin önemli bir unsur olduğunu hatırlatmaktadır (Varnava ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No:

16064/90..., 18/9/2009, § 143;Vagapova ve Zoubirayev/Rusya, B. No: 21080/05, 26/2/2009, §§

85, 86). Diğer taraftan AİHM'e göre kayıp kişiden en

son haber alındığı tarihten itibaren geçen süre, kayıp kişinin ölü kabul

edilmesine karar verilmesi için tek başına yeterli değildir. Ölümün kabul

edilebilmesi için kaybolma olayının hangi şartlarda gerçekleştiğinin ve

mağdurun silahlı çatışmanın hangi tarafında yer aldığının da dikkate alınması gerekir(Timurtaş/Türkiye,

B. No: 23531/94, 13/6/2000, §§ 82, 83; Osmanoğlu/Türkiye,

B. No: 48804/99, 24/1/2008, §§ 55-58).

47. AİHM, anılan Vagapova ve Zoubirayev/Rusya başvurusunda, hayatını

tehlikeye atan koşullarda dört yılı aşkın bir süreden beri kayıp olan genç bir

kişinin öldüğünü varsaymıştır. Yine AİHM Tanış

ve diğerleri/Türkiye (B. No: 65899/01, 2/8/2005, § 210)

başvurusunda, hayatlarını tehlikeye atan koşullarda jandarma karakolunda

gözaltına alınmalarının ardından dört yıldan fazla bir süreden beri kayıp olan

iki kişinin ölmüş olabileceği yönündeki varsayımı kabul etmiştir.

48. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair

makul şüphenin ötesinde kanıt bulunduğu başvurular yanında bu nitelikte

delillerin bulunmadığı başvurularda da başvurucuların yaşam hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine yönelik

şikâyetlerini incelemiştir. Hatta AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına

alındığına dair bir iddialarının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarının

yaşamı için doğrudan ve gerçek bir tehlikenin mevcut olmadığı bir başvuruda,

yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti incelemiştir

(başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul şüphenin ötesinde

kanıt bulunmadığı durumlarda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

yönelik iddiaların incelendiği başvurular için bkz. Bozkır ve diğerleri/Türkiye, B. No: 24589/04, 26/2/2013; Toğcu/Türkiye, B. No: 27601/95, 31/5/2005, §

109; gözaltı iddiasının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarının yaşamı için

doğrudan ve gerçek bir tehlike bulunmadığı bir durumda yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiğine dair iddianın incelendiği başvuru için bkz. Nebahat Tüzer ve Muhammed

Sait Tüzer/Türkiye (k.k.),

B. No: 22519/06, 17/12/2013).

49. Sözü edilen incelemeleri yaparken AİHM, ilk önce

Sözleşme'nin 2. maddesini Sözleşme'nin 1. maddesiyle birlikte yorumlayarak

devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğünün

bulunduğunu hatırlatmakta ve bu yükümlülüğün öldürme eyleminin bir devlet

görevlisi tarafından gerçekleştirildiğinin açık olduğu davalarla sınırlı

olmadığına dikkat çekmektedir (Bozkır ve

diğerleri/Türkiye, § 56; Şeker/Türkiye,

§ 67; Toğcu/Türkiye, § 109).

50. Daha sonra AİHM, soruşturmanın sorumlu kişilerin tespiti ve

cezalandırılmasını sağlama bakımından da etkili olması gerektiğini ancak bu

yükümlülüğün bir sonuç yükümlülüğü olmadığını, yetkili makamların olaya ilişkin

tüm kanıtları toplamak için mümkün olan makul önlemlerin tamamını almaları

gerektiğini ve soruşturmadaki ölüm nedenini ya da sorumlu kişinin tespitini

engelleyen herhangi bir kusurun bu standarda uymama tehlikesi yaratacağını

belirtmektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,

§ 57; Toğcu/Türkiye, § 110). Ayrıca soruşturmanın

makul bir süratle yürütülmesi gerektiğine işaret eden (Şeker/Türkiye, § 68; Toğcu/Türkiye, § 111) AİHM, yaşamı tehdit eden koşullarda ortadan

kaybolan kişiden haber alınmadan geçen süre uzadıkça söz konusu kişinin ölmüş

olma ihtimalinin arttığını kabul etmektedir (Tahsin

Acar/Türkiye [BD], B No: 26307/95, 8/4/2004, § 226).

51. Son olarak AİHM, anılan ilkelerin hayati tehlike arz eden

koşullar altında kaybolan kişilere yönelik başvurular için de geçerli olduğunu

belirterek başvuruya konu edilen ve etkisiz olduğu ileri sürülen soruşturmayı

incelemektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,

§ 58; Şeker/Türkiye, § 69; Toğcu/Türkiye, § 112).

2. Süre Aşımı Yönünden

52. Konuyla ilgili bilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344,

22/3/2018, §§ 43-61) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

53. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

54. Başvurucu, maddi bir geliri olmadığını ve yakınlarının

desteği ile yaşamını sürdürdüğünü belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun

olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

56. Başvurucu, 1994 yılının Şubat

ayında Diyarbakır'a bağlı Kulp ilçesinin Hamzalı köyünde bulunan Yolçatı mezrasında askerî bir operasyon düzenlendiğini ve

bu operasyon kapsamında bazı kişilerle birlikte bilinmeyen bir yere askerlerce

götürülen oğlu M.M.den bir daha haber alamadığını

ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, verilen görevsizlik kararları haricinde

oğlunun kaybolması hakkında yürütülen soruşturmada herhangi bir soruşturma

işlemi yapılmadığını, delil toplanmadığını, soruşturmaya etkili bir şekilde

katılımının sağlanmadığını, soruşturmanın sürüncemede bırakılıp insanlığa karşı

işlenen suçlarda zamanaşımı süresi işlemeyecek olmasına rağmen zamanaşımı

süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiğini ve bu karara yapılan itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğini

iddia etmiştir. Son olarak başvurucu, soruşturmadaki bazı eksikliklere dikkate

çekerek yaşam ve etkili başvuru hakları ile kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini öne sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik Yönünden

57. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü

şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

58. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

59. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.

Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin

amacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayının

gerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi

mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:

2013/2030, 26/6/2014, § 20).

60. Nitekim Anayasa Mahkemesi, elektrik akımına kapılma sonucu

meydana gelen yaralanmaların konu edildiği iki başvuruyu (Hüseyin Münüklü,

B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47; Gürkan

Kaçar ve diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017, § 50),başvurucunun

hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan ve üçüncü kişi tarafından

gerçekleştirilen silahlı saldırı olayının konu edildiği başvuruyu (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,

§§ 111),başvurucuların kolluk görevlileri tarafından silahlı güç kullanılması

sonucunda yaralanmalarına ilişkin bir başvuruyu (Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran,

B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 71) ve kamuoyunda tanındığı görüşleri nedeniyle

marjinal bir grubun tepkisini çeken başvurucunun yaşamına yönelik tehditlerin

konu edildiği başvuruyu (Baskın Oran, B.

No: 2014/4645, 18/4/2018, § 62) başvurulara

konu olayın koşullarını dikkate alarak yaşam hakkı kapsamında

incelemiştir.

61. Somut olayda başvuru, ne ölen bir kişinin yakınları

tarafından ne de yaşamsal bir tehlikeye maruz kalan bir kişi tarafından

yapılmıştır. Mamafih M.M.nin kayıp olması olayıyla

ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan Z.M.,

A.T., İ.A., L.A. ve Ab.K., M.M.nin

askerlerce götürüldüğünü beyan etmiş (bkz. §§ 11, 12, 22, 25, 30), başvurucu da

anılan tarihten beri M.M.den bir daha haber

alamadıklarını iddia etmiştir. Bu hususları dikkate alan Anayasa Mahkemesi, M.M.nin kaybolması ile ilgili somut başvurunun Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği kanaatindedir.

b. Hukuki Nitelendirme

Yönünden

62. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, oğlu M.M.ninaskerler tarafından

gözaltına alınmasından sonra kaybolmasına ve bu olay hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerini

sunma biçimini de gözönünde bulunduran Anayasa

Mahkemesi, başvuruyu sadece Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkı kapsamında inceleyecektir.

c. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

64. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

65. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

66. Başvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemek makul olmayacaktır.

Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetini çok uzun

süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira soruşturmanın etkililiğini

sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde anılan ihlal iddiaları

yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, § 121). Böyle bir durumda

başvurucu, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya varması

gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal

olarak başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına

varması gerektiği her başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, B. No: 2014/15732,

24/1/2018, § 87; Sultani Acar, §

84).

67. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvurucudan başvuru yollarını tüketmeden

bireysel başvuruda bulunması da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucu, durumun farkına

vardığı veya varması gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, §

85).

68. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

69. Somut olayda, M.M.nin kaybolması

olayı ile ilgili olarak bazı kişilerin ifadeleri alınmış ve 1994 yılının Şubat

ve Mart aylarında hangi güvenlik güçlerince, hangi tarihte operasyon yapıldığına

dair araştırma yapılmış ise de tanık Ab.K.nın

13/6/2011 tarihinde ifadesinin alınmasından sonra faillerin tespiti ve kayıp

olayını çevreleyen koşulların tespiti için soruşturma makamlarınca herhangi bir

işlem yapılmamıştır.

70. Oğlunun kaybolması ile ilgili şikâyetini yetkili makamlara

iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada

güçlük çektiği yönünde herhangi bir iddiası bulunmayan başvurucu, soruşturmada

ilerleme sağlanacağına dair umut verici bir gelişme yaşanmamasına rağmen

zamanaşımı süresi doluncaya kadar Cumhuriyet Başsavcılığından herhangi bir

talepte de bulunmamıştır.

71. 13/6/2011 tarihinden sonra soruşturmada herhangi bir gelişme

yaşanmadığını, soruşturmanın etkisiz olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara itiraz ederek soruşturmanın etkisizliğinin farkında olduğunu açıkça

ortaya koyan başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın

sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediğini ve bireysel başvuruların kabul

edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonra başvuru yapma imkânının

bulunduğunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihten yaklaşık 2 yıl 7 ay sonra yapılan başvurunun süresinde

yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine

neden olacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 7/2/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Hasibe MEŞE

Vekili

:

Av. Hamit

TAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7748, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  11. B. Yaşam Hakkının İhlal
  12. B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47; Gürkan
  13. C. Yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine
  14. Özgüldür
  15. Hakyemez
  16. Deveci
  17. Taş
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7748
Tarih
7 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Melek Günebak ve Sabahat Günebak Başvurusu (B. No: 2015/1787)
  • Hayriye Bozan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4203)
  • Güler Ayyıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/511)
  • Nur-Ak İnşaat Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5826)
  • Arzu Çoban ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/8850)
  • Ağa Gündüz Başvurusu (B. No: 2014/5665)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.