İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayati Aktop ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4199)

1. Başvuru, üye olunan sendikanın aldığı karar doğrultusunda

Başvuru No2014/4199Tarih10 Haziran 2015Okuma22 dk · 4.401 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayati Aktop Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/4199
R.G. Tarih- Sayı
15/7/2015-29417
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.401 kelime·22 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üye olunan sendikanın aldığı karar doğrultusunda

iki gün işe gelinmemesi nedeniyle verilen kınama cezasının, toplantı ve

örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/3/2014 tarihinde Mersin 1. İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/1/2015 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvurucu Kazım Bakır tarafından yapılan 2014/4200

numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu Ömer Faruk Karaman tarafından

yapılan 2014/4201 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu Haluk Hız

tarafından yapılan 2014/4203 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu

Nurcan Uğur tarafından yapılan 2014/4204 numaralı bireysel başvuru dosyası,

başvurucu Semih Caner Duru tarafından yapılan 2014/6684 numaralı bireysel

başvuru dosyası, başvurucu Ahmet Çavuş tarafından yapılan 2014/9461 numaralı

bireysel başvuru dosyası, başvurucu Mehmet Gençer

tarafından yapılan 2014/12292 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu

Sibel Seyis Görmüş tarafından yapılan 2014/13776 numaralı bireysel başvuru

dosyası ve başvurucu Savaş Karakaya tarafından yapılan 2014/13825 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile başvurucu Hayati Aktop

tarafından yapılan 2014/4199 numaralı bireysel başvuru dosyası, konu bakımından

aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye 2014/4199

numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 6/3/2015 tarihinde başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/3/2015

tarihli yazısında, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Mersin ilinde öğretmen olarak görev yapan

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) üyesi kamu görevlileridir.

9. EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunca, İlköğretim ve Eğitim Kanunu

Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna sevk edildiğinde,

ülke genelinde, 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde iki günlük iş bırakma eylemi

yapılması kararı alınmıştır.

10. Başvurucular hakkında, bahsi geçen tarihlerde işe

gelmediklerinden bahisle disiplin soruşturması açılmıştır.

11. Başvurucular, “28-29

Mart 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak göreve gelmedikleri”

gerekçesiyle, geçmiş hizmetleri ve sicil durumları dikkate alınarak aylıktan

kesmenin bir alt cezası olan kınama cezası ile cezalandırılmışlardır.

12. Başvurucuların, disiplin cezalarına karşı yapmış

oldukları itirazlar, Mersin Valiliğinin 13/6/2012 tarihli kararları ile

reddedilmiştir.

13. Başvurucuların söz konusu disiplin cezalarının iptali

istemiyle açtığı davalarda, Mersin 2. İdare Mahkemesi, 2012 yılında verdiği

kararlar ile disiplin cezaları verilmesine ve başvurucuların itirazlarının

reddine dair işlemlerin iptaline hükmetmiştir. Mahkeme, anılan Sendikanın

kararı doğrultusunda başvurucuların iş bırakma eylemine katıldıklarını, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bu konuda verilmiş ihlal ve tazminat

kararları bulunduğunu ve sendikal faaliyetin mazeret olarak kabul edilmesi

gerektiğini belirterek "özürsüz olarak

bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin sübuta ermediği

sonucuna varmıştır.

14. Davalı idarece itiraz kanun yoluna gidilmesi üzerine,

Adana Bölge İdare Mahkemesi 2013 yılında verdiği kararlar ile İlk Derece

Mahkemesi kararlarının bozularak kaldırılmasına ve davaların reddine karar

vermiştir. Bölge İdare Mahkemesinin kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu durumda, kamu görevlilerinin,

ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve

parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi,

geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının

sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi

bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma eylemlerine

katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik

bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakta ise de;

uyuşmazlık konusu olayda davacının görevine gelmemesi nedeninin, İlköğretim ve

Eğitim Kanunu teklifinin geri çekilmesini sağlamak, TBMM Genel Kurulunda

görüşülerek yasalaşmasını engellemek olduğunun çekişmesiz olması karşısında

dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

15. Başvurucuların karar düzeltme talepleri, Adana Bölge

İdare Mahkemesinin 2014 yılında verdiği kararlarla reddedilmiştir.

16. Adana Bölge İdare Mahkemesinin nihai kararları,

başvurucular Hayati Aktop, Kazım Bakır, Ömer Faruk

Karaman, Haluk Hız ve Nurcan Uğur’a 6/3/2014 tarihinde, başvurucu Semih Caner

Duru’ya 25/4/2014 tarihinde, başvurucu Ahmet Çavuş’a 30/5/2014 tarihinde,

başvurucu Mehmet Gençer’e 11/7/2014 tarihinde, başvurucular

Sibel Seyis Görmüş ve Savaş Karakaya’ya 23/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular Hayati Aktop,

Kazım Bakır, Ömer Faruk Karaman, Haluk Hız ve Nurcan Uğur 26/3/2014 tarihinde,

başvurucu Semih Caner Duru 14/5/2014 tarihinde, başvurucu Ahmet Çavuş 13/6/2014

tarihinde, başvurucu Mehmet Gençer 18/7/2014

tarihinde, başvurucular Sibel Seyis Görmüş ve Savaş Karakaya 18/8/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

18. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun “Toplu eylem ve hareketlerde

bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Devlet memurlarının kamu hizmetlerini

aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya

görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte

Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu

doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.”

19. 657 sayılı Kanun’un “Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar

başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti

yapılmasıdır.

Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

…

b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve

gelmemek,

…”

20. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe

ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz

edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği

tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin

cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar

ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını

vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri

kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna

başvurulabilir.”

21. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarihli

ve E.2009/63, K.2013/1998 sayılı ilâmının ilgili kısmı şöyledir:

“…

Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğu

sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 gün

göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi

kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın

90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya

aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş

temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla

kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek

uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri

esas alınır.” hükmü yer almıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek

kurma ve toplantı özgürlüğü”nün düzenlendiği 11.

maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca

çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara

katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik

toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu

emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi,

sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların

kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare

mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel

olmadığı kuralına yer verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009

tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında (application

no. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere,

11/12/2003 tarihinde KESK’in çağrısına uyarak, parlamentoda

tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere

düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde

göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok

küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da

eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere

verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül

etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna

varmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’in

11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma

haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu durumda, davacının, sendikal faaliyet

gereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya

iki gün göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal

faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü

gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı

Kanun’un 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin

dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 26/3/2014 tarihli ve 2014/4199 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular, üyesi oldukları Sendikanın tüm Türkiye’de

yaptığı göreve gelmeme çağrısına katıldıklarını, ancak mazeretsiz olarak göreve

gelmedikleri gerekçesiyle haklarında kınama cezası verilmesinin Anayasa’nın 36.

maddesinde yer alan hak arama hürriyetine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan

eşitlik hakkına, Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkına ve

toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin diğer anayasal haklara aykırı

olduğunu iddia etmişlerdir. Başvurucular, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 11. maddesine ve Avrupa Birliği Temel Hakları Şartı’nın 28.

maddesine aykırı olarak cezalandırılmaları nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesinin

de ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ihlalin tespiti ile maddi

ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Başvurucular, Anayasa’nın

10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin

anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

25. Başvurucuların şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini

dile getirme biçimleri dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesi

bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

26. Başvurucuların, sendikal faaliyete katıldıkları

gerekçesiyle cezalandırılmaları nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

27. Başvurucular, olay tarihinde TBMM’de devam etmekte olan

İlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve

Tasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi oldukları EĞİTİM-SEN

Yönetim Kurulunun 28-29 Mart 2012 tarihlerinde tüm Türkiye’de iki günlük işe

gelmeme eylemi yapılmasına karar verdiğini, söz konusu eyleme katılmaları

nedeniyle haklarında disiplin cezası verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu

ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, AİHM’in daha önce

benzer başvurularda ihlal kararı verdiğini, ayrıca Danıştayın

da istikrar kazanmış içtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında göreve

gelinmemesi fiilinin mazeret olarak kabul edildiğini hatırlatmışlardır.

Bunlardan başka başvurucular, sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelmeyen

sendika üyeleri hakkında disiplin cezası verilmemesi gerektiğini belirten 1999

tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Milli Eğitim

Bakanlığının 2012 tarihli yazısına da dayanmışlardır.

28. Başvurucular, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınan

haklara dayanarak, demokratik tepkilerini göstermek amacıyla söz konusu

etkinliğe katıldıklarını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insan

hakları sözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde

tanındığını belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca Anayasa’nın 2. maddesinde

devletin sosyal bir hukuk devleti olduğunun, 51. maddesinde çalışanların ve

işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve

menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika ve

üst kuruluşlar kurma ve bu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma

hakkının bulunduğunun, 55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygun

adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının ve 65.

maddesinde de devletin sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini yerine getireceğinin

vurgulandığına işaret etmişlerdir.

29. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler ilk olarak

18/9/2014 tarihli ve 2013/8463 numaralı Tayfun

Cengiz kararında ortaya konulmuştur. Mahkememiz söz konusu

içtihadında ortaya koyduğu ilkeleri daha sonra istikrarlı olarak devam

ettirmiştir (bkz. Hasan Çakar, B.

No: 2013/8758, 6/1/2015; Elif Kızıl,

B. No: 2013/8812, 6/1/2015; Semihat Karakaya, B. No: 2014/941, 6/1/2015; Dilek Kaya Çakır, B. No: 2014/1949,

6/1/2015).

30. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini

korumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir

araya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”

kavramının, Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlı

olarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenme

olarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunlu

olarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).

31. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,

devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara

sahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını

amaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için

kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan

örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (Tayfun

Cengiz, § 31).

32. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,

kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika

hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya

gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız

bir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak

görülmektedir (Belçika Ulusal Polis

Sendikası/Belçika, B.

No: 4464/70, 27/10/1975, § 38).

33. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”

bölümünde, 51 ilâ 54. maddelerinde düzenlenmiştir. Sendika kurma veya

sendikalara üye olma hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.

34. Anayasa’nın “Sendika

kurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara

serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse

bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

…

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu

alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine

uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,

yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi

esaslarına aykırı olamaz.”

35. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve

özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesi

ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgili

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı ile

tamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve

özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlar

tarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.

36. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem de

pozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,

bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yönelik

negatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ilâ altıncı fıkralarında yer alan

gerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan her

ne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,

korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı

korumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili

bir şekilde yararlanmayı güvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de

olabilir” (bkz. Wilson, Ulusal

Gazeteciler Sendikası ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).

37. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri

arasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşın

devletin bu iki yükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde de bir

değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif, isterse de negatif yükümlülüğü

söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleri

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B. No:

52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi bu adil dengenin

kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organların bu alanda

belirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.

38. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı, Anayasa’da yer

alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.

maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama

sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların da

bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak

zorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminin

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.

maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Tayfun

Cengiz, § 38).

39. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusu

olayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde

öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklı

sebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Mevcudiyeti Hakkında

40. Başvurucular, ülke çapında yapılan bir sendika eylemine

katıldıkları için kendileri hakkında kınama cezası verilmesinin sendika

haklarına müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedirler. Başvurucuların sendikal

faaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniyle

cezalandırılmaları ile başvurucuların sendika hakkına yönelik bir müdahale

yapılmıştır.

b. Müdahalenin Haklı Sebeplere Dayanması

Hakkında

41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 51. maddesinin

ikinci ilâ altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkil

edecektir. Bu nedenle müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze

dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından

öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Müdahalenin Kanuniliği

42. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,

üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı

26. maddesi ile “Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125.

maddesinin “kanunilik” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

43. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel

ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunla

yapılmış olması gerekir.

44. Başvurucuların mazeretsiz işe gelmemeleri nedeniyle

verilen disiplin cezalarının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılan meşru amaçları hedeflemediği söylenemez.

iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve

Ölçülülük

45. Başvurucular, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardaki

içtihatları ile sendika faaliyetleri çerçevesinde yapılan eylemlere disiplin

cezası verilmemesine ilişkin 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesini ve sendika

kararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabul edilmesi

gerektiği yönündeki Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk

Müşavirliğinin görüşünü hatırlatmışlardır. Başvurucular, söz konusu kurallar

ile mahkeme içtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakma

eylemine disiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunu

belirtmişlerdir.

46. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara

tabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 42), Anayasa’nın 13.

maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

47. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk hâlinin gerekçesinde, hak

ve özgürlüklere getirilecek sınırlandırmaların demokratik rejim anlayışına

aykırı olmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi

Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde ise

Anayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkeler

doğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (Abdullah

Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).

48. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik

toplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin bu ölçütün

kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları için

bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49; Başkaya ve

Okçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).

49. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında

demokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin

özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum

düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve

özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik

toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla

sınırlandırılabilir (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka bir

ifadeyle, yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını

durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya

ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge

bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 94).

50. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak da

sendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasal

demokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumun

temel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halka

açık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesi

daha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık

fikirlilik olduğunu vurgulamıştır (Abdullah

Öcalan, § 95).

51. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,

hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin

korumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veya

demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkı çerçevesinde

dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili

makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal

özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemez ve

hatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir toplumda,

farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dile getirilmesine

imkan tanınmalıdır (Abdullah

Öcalan, § 52).

52. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada

devreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş

olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup

bulunmadığını inceler (Abdullah Öcalan,

§ 96).

53. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Abdullah Öcalan, § 97). Bu sebeple sendika

hakkına yapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen

müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

54. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye ilişkin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin, sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”yle uygun olduğunu

inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 98).

55. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren, Sözleşme’nin

10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğini açıklamıştır. AİHM’e

göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve

sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç

baskısını karşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir

müdahale, meşru amaçla orantılı; ikinci olarak da müdahalenin haklılığı için

kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır

(Stankov ve Ilinden Birleşik

Makedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95, 29225/95,

2/10/2001, § 87).

56. Dolayısıyla, başvurucuların sendika faaliyetleri çerçevesinde

işe gelmemek şeklindeki eylemlerine verilen disiplin cezaları nedeniyle

müdahale edilen sendika hakları ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamu

yararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezası

verilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkin

gerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna

varılabilir (bkz. Tayfun Cengiz, §

57).

57. Dava konusu disiplin cezalarının, olayların tamamı

ışığında incelenmesi gerekir. Olay tarihinde TBMM’de devam eden İlköğretim ve

Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geri

çekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihli

kararı ile 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapında işe gelmeme eylemi

yapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar adı geçen Sendika, söz konusu

eylemi “uyarı grevi” olarak

isimlendirmişse de bu eylem, Anayasa’nın “Grev

hakkı ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu iş

sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin sahip

olduğu grev hakkı ile bir ilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinin

toplumsal meselelerde seslerini duyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.

58. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, önceden

bildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından

karşı çıkıldığı da ileri sürülmemiştir. Başvurucular bu eyleme katılarak

sendika haklarını kullanmışlardır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Tayfun Cengiz, § 58).

59. Başvurucular, EĞİTİM-SEN’in

düzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılmaları nedeniyle kınama cezası

ile cezalandırılmışlardır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de

idari yargının yerleşmiş içtihatlarında, başvuru konusu olayda olduğu gibi

sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini

kullandığı kabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki

sendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret

izinli sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına

rağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini

sağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki

gibi durumlarda sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması

tehdidi altında kaldıklarını belirtmek gerekir (Tayfun Cengiz, § 59).

60. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veya

gerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması, hakkın özüne zarar vermesi

muhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakma

türü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelere

bağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarının

takdirindedir (Tayfun Cengiz, § 60).

61. Başvurucuların devlet okullarında öğretmen oldukları göz

önüne alındığında, devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrum

bırakılamayacaklarını da belirtmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik bir

toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı

sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (Tayfun Cengiz, § 61). Başvurucuların bu

türden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulundukları da

ileri sürülmemiştir.

62. Tüm bunlara karşın verilen cezalar hafif olsa da, başvurucular gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını

savunmak amacıyla yapılan meşru sendikal faaliyetlere veya eylem günlerine

katılmaktan vazgeçirecek bir niteliğe sahiptir (bkz. Tayfun Cengiz, § 62; aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye,

B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye,

B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa,

B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 53).

63. Açıklanan nedenlerle, hafif bir ceza olsa da sendikal

faaliyet karşılığı uygulanan kınama cezalarının “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmaması

nedeniyle “demokratik toplumda gerekli

olmadığı” sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucuların

Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği

belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

65. Başvurucular hakkında verilen kınama cezalarının sendika

hakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucular hakkında tesis edilen disiplin

cezası işlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

66. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Başvurucular, ayrı ayrı 1.076,00 TL maddi ve 1.000,00 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvurucular ayrıca, avukatlık

ücretlerini ve ödenen harç ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep

etmiştir.

67. Başvurucular hakkında tesis edilen disiplin cezası

işlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılama yapılmasına

karar verildiğinden ve başvurucuların derece mahkemelerinde yaptıkları muhakeme

giderleri ile avukatlık ücretinden ibaret maddi zararlarını yeniden yargılama

sırasında isteyebileceklerinden maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

68. Başvurucuların sendika haklarına yönelik başvuruları

açısından ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapmak üzere kararın ilgili

Mahkemesine gönderilmesinin yeterli tatmini sağladığı değerlendirildiğinden,

sendika haklarına yapılan müdahale nedeniyle manevi tazminat taleplerinin

reddine karar verilmesi gerekir.

69. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki

belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Sendika

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Sendika

haklarına yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Tespit edilen ihlal yönünden,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın Adana Bölge İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin

taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı

yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinin ise BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben

başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/6/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucular

:

1. Hayati

AKTOP

2. Kazım

BAKIR

3. Ömer

Faruk KARAMAN

4. Haluk HIZ

5. Nurcan

UĞUR

6. Semih

Caner DURU

7. Ahmet

ÇAVUŞ

8. Mehmet

GENÇER

9. Sibel

SEYİS GÖRMÜŞ

10. Savaş

KARAKAYA

Vekilleri

:

Av. Mustafa

ERDOĞDU

Av. Havva

AKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4199, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Başvurucuların tazminata ilişkin
  12. D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben
  14. Gökcan
  15. Aktop
  16. Bakır
  17. Uğur
  18. Çavuş
  19. Gençer
  20. Seyis Görmüş
  21. Karakaya
  22. Erdoğdu
  23. Akdoğan
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4199
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Bülent Değer Başvurusu (B. No: 2014/729)
  • Celal Büyükbayram Başvurusu (B. No: 2013/8546)
  • Nesim Avunçli Başvurusu (B. No: 2013/9106)
  • Selda Demir Taze Başvurusu (B. No: 2014/7668)
  • İsmet Demiray Başvurusu (B. No: 2013/7022)
  • Cemal İnce Başvurusu (B. No: 2014/11411)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.