İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayati Kaytan Başvurusu (B. No: 2014/19527)

1. Başvuru, epilepsi hastası olan başvurucunun hapis cezasının

Başvuru No2014/19527Tarih16 Kasım 2016Okuma15 dk · 3.001 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hayati Kaytan Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/19527
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.001 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, epilepsi hastası olan başvurucunun hapis cezasının

infazına ara verilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/12/2014 tarihinde Ankara 14. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 6/2/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 3/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuruya ilişkin görüş

sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2004 tarihli ve

E.2004/98, K.2004/86 sayılı kararı ile "Türkiye

Cumhuriyeti Devletinin topraklarının tamamını veya bir kısmını devlet

idaresinden ayırmaya matuf suç işlemek" eyleminden başvurucunun

“ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası” ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu karar, Yargıtay ilgili dairesince 7/1/2005 tarihinde onanarak

kesinleşmiştir.

8. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/7/2008 tarihli E.2004/98,

K.2004/86 sayılı ek kararı ile başvurucu hakkında hükmedilen

"ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası", 04/11/2004 tarihli ve

5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un

6. maddesi gereğince "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına"

dönüştürülmüştür. Anılan karar temyiz edilmeksizin 6/8/2008 tarihinde

kesinleşmiştir.

9. Başvurucu başvuru formunda bildirmediği bir tarihte Kırıkkale

F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.

10. Başvurucu, beyanına göre 28/4/2009 tarihinde Ankara Numune

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin tümörü ameliyatı olmuş, bu ameliyattan

sonra epileptik nöbetler geçirmesi nedeniyle cezaevinde üç kişilik odada

tutulmaya başlamıştır.

11. Başvurucu 5/1/2010 tarihinde Ankara 1 No.lu F Tipi Ceza

İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.

12. Başvurucu sonraki bir tarihte Denizli D Tipi Ceza İnfaz

Kurumuna sevk edilmiştir.

13. Anılan Cezaevinde bulunduğu dönemde Denizli Devlet Hastanesi

Sağlık Kurulunun 24/5/2012 tarihli ve 4714 sayılı raporu ile başvurucunun

nadiren epileptik nöbet geçirdiği, ancak nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale

edilmesi için tek başına kalmayacağı bir koğuşta tutulmasının uygun olduğu

bildirilmiştir.

14. Belirtilen rapora istinaden başvurucunun avukatı 3/6/2013

tarihli dilekçe ile Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunarak

infazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur.

15. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2013 tarihli yazısı

ile Denizli D Tipi Ceza İnfaz Kurumundan başvurucunun tam teşekküllü bir

hastaneye sevk edilerek sağlık kurulu raporunun alınması istenmiştir.

16. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 12/6/2013 tarihli

ve 3065 sayılı raporunun ilgili kısımları şöyledir:

"OPERE BEYİN TÜMÖRÜ, SAĞ FRONTAL LOBDAN

OPERE, POSTOP DEĞİŞİKLİK, NÜKS YOK + EPİLEPSİ HASTA İZLEMDE OLUP CEZA İNFAZ

KURUMU KOŞULLARINDA HAYATINI YALNIZ İDAME ETTİREBİLECEĞİNE İTTİFAKLA KARAR

VERİLDİ."

17. Anılan rapor üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının

27/6/2013 tarihli ve 2012/7-259, 2013/203 sayılı kararı ile tıbbi raporlara

göre başvurucunun hayatını ceza infaz kurumunda idame ettirebileceği

gerekçesiyle başvurucunun infazın ertelenmesi (infaza ara verme) talebinin

reddine karar verilmiştir.

18. Başvurucu 15/7/2013 tarihli dilekçe ile bu karara itiraz

etmiştir.

19. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/8/2013 tarihli ve

2013/366 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar

verilmiştir.

20. Başvurucu yaklaşık bir yıl sonra yeniden sağlık kuruluna

sevk edilmiştir.

21. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 10/7/2014 tarihli

ve 6490 sayılı raporu ile başvurucunun nadiren epileptik nöbet geçirdiği ancak

nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale edilmesi için tek başına kalmayacağı bir

koğuşta tutulmasının uygun olduğu yönünde oybirliğiyle görüş bildirilmiştir.

22. Anılan rapor üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının

25/7/2014 tarihli ve 2012/7-259, 2014/161 sayılı kararı başvurucunun infazın

ertelenmesi (infaza ara verme) talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan

kararın ilgili kısımları şöyledir:

"... [H]ükümlünün

daha evvelki erteleme talebine ilişkin Devlet Hastanesi Baştabipliği'nin

12/06/2103 gün ve 2013/3065 sayılı raporu ile hayatını ceza infaz kurumunda

yalnız idame ettirebileceği bildirildiğinden 27/06/2013 gün ve 2012/7-259 İlam,

2013/203 [k]arar no sayılı kararımız ile talebin

reddine karar verildiği, hükümlünün tekrar talebi üzerine Denizli Devlet

Hastanesi Baştabipliğinin 10/07/2014 gün ve 6490 [r]apor

[n]o sayılı rapor ile hükümlünün epileptik nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale

edilmesi için birden fazla kişinin bulunduğu bir koğuşta kalması halinde

cezaevi koşullarında hayatını tek başına idame ettirebileceği bildirildiğinden,

5275 [s]ayılı Yasa'nın 16. [m]addesi gereği sağlık

nedeniyle cezasının ertelenmesi/ara verilmesi talebinin reddine, aynı [K]anun'un 98. maddesi gereği kararın tebliğ tarihinden

itibaren hükmü veren mahkemeye 7 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere karar

verildi."

23. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Erzurum 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 25/8/2014 tarihli ve 2013/516 Değişik İş sayılı kararı ile

aldırılan doktor raporları doğrultusunda verilen kararın usul ve yasaya uygun

olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

24. Ret kararı 18/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

25. Başvurucu 15/12/2014 tarihinde süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

26. Başvurucu, sonraki süreçte Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiş olup başvuru tarihi itibarıyla

anılan Cezaevinde bulunmaktadır.

B. İlgili Hukuk

27. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesi şöyledir.

"...

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına,

resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak

bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike

teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri

bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca

belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp

Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet

Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler

belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun

geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi

tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu,

geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi

üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca,

sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer

yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme

sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri

bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren

Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler,

bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine

getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde

geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu

karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

...

(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.)

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu

koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından

ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı

üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri

bırakılabilir."

28. 5275 sayılı Kanun'un

"Hükümlünün muayene ve tedavisi" kenar başlıklı 78.

maddesi şöyledir:

"(1) Kurumun sağlık koşullarının

düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi

tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi

sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin

tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde

tıbbî deney yapılamaz."

29. 5275 sayılı Kanun'un "Hastaneye

sevk" kenar başlıklı 80. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle

hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir

raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir."

30. 5275 sayılı Kanun'un

"İnfazı engelleyecek hastalık hâli" kenar başlıklı 81.

maddesi şöyledir:

"(1) Kurum hekimi veya görevli hekim

tarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine

getirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine

bildirilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, epileptik nöbetlerin zamansız olarak hiçbir

belirti vermeksizin ani olarak geliştiğini, nöbet esnasında bilincinin

kapandığını ve dilinin boğazına kaçtığını, anında fark edilip müdahale

edilmediği takdirde hayati tehlike doğduğunu, bu durumun hayatını yalnız başına

idame ettiremeyeceği anlamı taşıdığını ve objektik

olarak uygulanan yaptırımın amacı ile orantısız bir sonuç olduğunu, her bireyin

hukuken kendinden sorumlu olduğunu ve başkasına bakmakla yükümlü olmadığını,

başvuruya konu infaza ara verme talebinin reddine dair kararla yaşamına ilişkin

sorumluluğun başkalarına havale edildiğini, cezaevinde olması nedeniyle

devletin gözetim ve sorumluluğu altında bulunduğunu, tutulduğu F Tipi

Cezaevinin kendine özgü koşullarının ruh ve beden sağlığına zararlı olduğunu,

kronik hastalıkların ilerlemesine ve nüks etmesine

zemin hazırladığını ve yaşam hakkını doğrudan etkilediğini, 5275 sayılı

Kanun'un 16. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince, hapis cezasının

infazına devam edilmesinin hükümlünün yaşamı için kesin bir tehlike oluşturması

hâlinde cezanın infazının iyileşinceye kadar geri bırakılması gerektiğini, buna

rağmen infazın geri bırakılmadığını, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Diğer yandan başvurucu bulunduğu cezaevinin, özel sağlık

durumu nedeniyle hükmedilen cezadan beklenen amacın ötesinde eza düzeyini

arttıran bir ıstırap mekânı haline geldiğini, ilgili raporlarla defaten tespit

edilen şiddetli ve kapsamlı sağlık sorunları sebebiyle, tutulduğu infaz

koşullarının sürece yayılmış bir işkence durumunu barındırdığını, devletin

özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin insan onuru ile bağdaşan koşullarda

tutulmalarını sağlama ve infaz ile ilgili uygulamaların bu kişileri cezaevinde

kalma dolayısıyla zorunlu olarak ortaya çıkan sıkıntı ve üzüntü seviyesinden

daha fazla bir ıstıraba maruz bırakmama yükümlülüğü yüklediğini, tam teşekküllü

devlet hastanesinin sağlık kurulu tarafından "tek başına kalmayacağı bir

koğuşta tutulmasının uygun olduğu" yönünde görüş bildirildiğini, bu

görüşün tek başına hayatını idame ettiremeyeceğinin tespiti mahiyetinde

olduğunu, yaşamını idame ettirebilmek için başkalarının varlığına ihtiyaç

duymasının, fiziksel acıyı manevi ıstırapla birleştirdiğini, bu nedenlerle

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

35. Başvurucunun şikâyetleri, herhangi bir ortamda yalnız

kalmasının epilepsi hastalığı nedeniyle yaşamı yönünden risk oluşturması ve bu

durum nedeniyle cezaevi koşullarında sürekli olarak başkalarının yardımına

muhtaç olmasının manevi yönden ıstırap çekmesine neden olduğu iddiaları

etrafında yoğunlaşmaktadır. Başvurucu bunun dışında, cezaevinde bulunduğu

sırada herhangi bir şekilde epilepsi nöbeti geçirdiğinden veya bunun sonucunda

çok ciddi bir hayati tehlike geçirdiğinden söz etmemektedir. Bu nedenle yaşam

hakkı yönünden ayrıca incelemeyi gereken özel bir sorun ihtiva etmeyen somut

başvuruda, başvurucunun öznel durumu ile cezaevi koşulları arasında var

olduğunu iddia ettiği uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel

ve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele"

düzeyine ulaşmaması için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının incelenmesi

yeterli görülmüştür.

1. Genel İlkeler

36. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.

Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

37. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete kişilerin işkence ve

eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bu

muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa dahi- maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Dolayısıyla yetkililerin

bildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesinin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin,

17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilir. (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

38. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum

bırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanı kapsamında bulunan diğer hak

ve özgürlüklere sahiptirler. Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 35).

39. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki

kural, hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus

5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane,

insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve

yine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde

"Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan

onuruna saygının korunmasını sağlayan maddi ve manevi koşullar altında

çektirilir." şeklinde düzenleme ile açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla

tutuklamaya veya hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin bir kararın yerine

getirilmesi için sağlanacak şartlar, insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte

olmalıdır (Turan Günana,

§ 36).

40. Cezaevlerinde tutulan kişilerin maruz kaldığı maddi

koşulların Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için

asgari bir eşiğe ulaşmış olması gerekir. Belirtilen asgari eşiğe ilişkin

değerlendirilme; tutma koşulları ile ilgili tüm veriler, özellikle de

muamelenin süresi, fiziksel ya da ruhsal etkileri ve bazen de mağdurun

cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak yapılmalıdır (K. A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015,

§ 93; Rıda Boudraa, B. No:

2013/9673, 21/1/2015, § 60).

41. Bir muamelenin “insanlık dışı” olarak nitelendirilebilmesi

için bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanında bedensel yaralanma ya da

fiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi diğer taraftan bir muamelenin

“aşağılayıcı” olarak nitelendirilebilmesi için mağdurlarını rencide edecek ve

küçültecek ölçüde onlara korku, endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi

gerekir (K. A., § 94; Rıda Boudraa, § 61).

42. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır

koşulların sağlanması için gereklidir (Turan

Günana, § 39). Bu çerçevede hasta bir

kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016,

§ 65).

43. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü

seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmek

gerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:

2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk"

getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal

rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği

tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu

durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğini belirtmek

gerekir (Fatih Hilmioğlu, § 66).

44. Özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilerin hasta

olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi

yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği

gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü

bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acı

çekmesine sebebiyet verilmiş olması veya belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla

birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres,

huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları

çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak

ciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal

edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden

yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir.

45. Bedensel engeli nedeniyle yaşamını tek başına idame

ettiremeyen veya mevcut hastalığı nedeniyle yalnız kalması yaşamı yönünden risk

oluşturan kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hale gelmiş olması da

o kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez. Bununla birlikte, kişinin

öznel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi

ve manevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşmaması için bir takım tedbiler alınması gerekir.

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

46. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan kişinin durumunun

tutulduğu koşullarla uyumsuz hale gelmiş olması, o kişinin mutlak surette

salıverilmesini gerektirmez. Başvurucunun durumunun da bu çerçevede

değerlendirilmesi ve öznel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğu

giderecek tedbirlerin alınıp alınmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekir.

47. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),

Sözleşme'nin -tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanılmış olsa da- sağlık

nedenleriyle, tutulu bulunan bir kişinin serbest bırakılması “genel

yükümlülüğünü” üye devletlere yüklemediğini, bununla birlikte çok istisnai ve

ciddi koşullarda, iyi bir ceza adaletinin gerçekleştirilmesi adına insani

nitelikli birtakım tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu durumların ortaya

çıkmasının mümkün olduğunu kabul etmektedir. AİHM'e

göre kişilerin klinik tablosu özgürlükten yoksun bırakılmayı gerektiren infaz

şekillerinde dikkate alınması gereken unsurlardan birini oluşturmaktadır. Bu

husus özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu sürekli

şekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hâle gelmiş kişilerin tutulmaları ile

ilgili durumlarda geçerlidir (Gülay

Çetin/Türkiye, B. No: 44084/10, 5/3/2013, § 102).

48. Başvurucu beyanına göre 28/4/2009 tarihinde Ankara Numune

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin tümörü ameliyatı olmuş ve epileptik

nöbetler geçirmeye başlamıştır. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun

24/5/2012 tarihli raporu ile başvurucunun nadiren epileptik nöbet geçirdiği,

ancak nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale edilmesi için tek başına kalmayacağı

bir koğuşta tutulmasının uygun olduğu bildirilmiştir. Anılan Sağlık Kurulunun

12/6/2013 tarihli raporunda da benzer tıbbi tespitlere yer verilerek cezaevi

koşullarında hayatını yalnız başına idame ettirebileceği yönünde oybirliğiyle

görüş bildirilmiştir. Bu rapora istinaden başvurucunun infazın ertelenmesi

(infaza ara verme) talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu yaklaşık bir

yıl sonra yeniden hastaneye sevk edilmiş ve aynı Sağlık Kurulu tarafından

düzenlenen 10/7/2014 tarihli raporda önceki raporlarla aynı tespitlere yer

verilmiştir. Anılan rapora istinaden başvurucunun infazın ertelenmesi (infaza

ara verme) talebinin tekrar reddine karar verilmiştir.

49. Başvurucunun sağlık durumuyla ilgili raporlarda,

hastalığının cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamını sürdürmesine

engel olmadığı belirtilmiş olup rahatsızlığın geri dönülmez bir noktaya

ulaştığı yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Başvurucu, rahatsızlığının

cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle

kötüleştiği ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma

nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir

ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir delil

ortaya koymamıştır.

50. Epileptik nöbetler geçirmeye başladıktan sonra cezaevinde üç

kişilik odada tutulmaya başlandığını ifade eden başvurucu bu uygulamada sağlık

durumuyla uyumsuzluk oluşturacak herhangi bir değişikliğe gidildiğine dair bir

bilgi sunmamıştır. Öte yandan başvurucu, Cezaevinde bulunduğu sırada herhangi

bir şekilde epilepsi nöbeti geçirdiğinden, böyle bir nöbet

sonrası yaşadıklarından, hiç veya yeterli düzeyde tıbbi yardım

sağlanmadığından, aynı odayı paylaştığı hükümlülerin mevcut rahatsızlığı

nedeniyle sergiledikleri olumsuz tutumlarından söz etmemiştir.

51.

Başvurucunun yukarıda zikredilen raporlarla tespit edilen sağlık

durumuna rağmen hakkında alınan tedbirlerin yetersiz olduğu ve mahkûmiyet

kararına bağlı hapis cezasının infaz koşullarının buna bağlı kaçınılmaz üzüntü

seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe soktuğu ve dolayısıyla

başvurucunun hapis cezasının infazına devam edilmesinin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağını ihlal etmediğinden başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

52. Açıklanan nedenlerle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

Hayati

KAYTAN

Vekili

:

Av. Pınar

AKDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19527, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Opere Beyin Tümörü, Sağ Frontal Lobdan
  8. Opere, Postop Değişiklik, Nüks Yok + Epilepsi Hasta İzlemde Olup Ceza İnfaz
  9. Kurumu Koşullarında Hayatını Yalnız İdame Ettirebileceğine İttifakla Karar
  10. Verildi."
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun açıkça
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Mecek
  21. Kaytan
  22. Akdemir
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19527
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Feyyaz Bayram Başvurusu (B. No: 2014/7822)
  • Özcan Sönmez Başvurusu (B. No: 2014/19864)
  • Ali Gönül Başvurusu (B. No: 2014/9419)
  • H.y. Başvurusu (B. No: 2014/1206)
  • Serkan Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17982)
  • Muhsin Köylüoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12115)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.