İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hekmatullah Kamalov ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/5038)

1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

Başvuru No2017/5038Tarih15 Eylül 2020Okuma12 dk · 2.382 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hekmatullah Kamalov Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/5038
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.382 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve geri gönderme merkezindeki

tutulma koşulları nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ile kötü muamele

yasağının, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, idari gözetim kararına itiraz kabul edildiği

hâlde lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle de adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda yer verilen başvurulara ait başvuru formu

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Başvurucular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük)

73. maddesi uyarınca sınır dışı etme işleminin yürütmesinin tedbiren

durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. Bir kısım başvuru dosyası hakkında Komisyonlarca,

ileri sürülen iddialar ve ibraz edilen belgeler itibarıyla -başvurucuların

yaşamlarına ya da maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik ciddi bir tehlike

altında olduklarının anlaşılamadığı değerlendirilerek- tedbir talebi incelenmek

üzere Bölüme gönderilmemiştir.

5. Kalan diğer başvurularda ise Komisyonlarca tedbir

talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün

73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuruların tedbir ve kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bu

dosyalarda Bölümler tarafından ilk önce kısa süreli tedbir kararı verilmiş ise

de başvuruculardan ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgelerin

değerlendirilmesi neticesinde aynı gerekçeyle (bkz. § 4) başvurucuların tedbir

talepleri reddedilmiştir.

6. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

7. Konularının aynı olması nedeniyle ekli listede

numaraları belirtilen başvuruların 2017/5038 numaralı bireysel başvuru ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Muhtelif ülkelerin vatandaşı olan başvurucular

hakkında farklı tarihlerde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve

Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca ilgili valilikler

tarafından sınır dışı etme kararı tesis edilmiş, ayrıca başvurucuların bir

kısmı idari gözetim altına alınarak geri gönderme merkezlerine konulmuştur.

10. Başvurucuların bir kısmı 6458 sayılı Kanun'da

29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3/10/2016 tarihli

ve 676 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararname (676 sayılı KHK) ile yapılan değişiklik sonrasında

sınır dışı etme kararına karşı karşı etkili bir yol bulunmadığını belirterek

doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Bununla

birlikte diğer başvurucular sınır dışı etme işleminin iptali amacıyla ilgili

idare mahkemelerinde dava açmıştır. Mahkemeler, başvurucular hakkında alınan

sınır dışı etme kararının mevzuata uygun olduğunu belirterek davaların reddine

kesin olarak karar vermiştir.

11. Başvurucuların tümü, haklarında alınan sınır dışı

etme kararının uygulanması hâlinde geri gönderilecekleri ülkede kötü muameleye

maruz kalma tehlikesi altında bulunduklarını iddia etmiştir. Bunun yanında bazı

başvurucular ise sınır dışı etme kararı alındıktan sonra hukuka aykırı olarak

idari gözetim altında tutulduklarını, ayrıca tutuldukları merkezin fiziki

koşullarının insan haysiyetine aykırı olduğunu belirtmişlerdir.

12. Karar tarihi itibarıyla tüm başvurucuların

tutuldukları geri gönderme merkezinden salıverildikleri anlaşılmaktadır.

13. Tüm başvurular otuz günlük yasal başvuru süresi

içinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B.

No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38; T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§

22-25; B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talepleri Yönünden

16. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvuru

giderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı ve

taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemekten

geçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

B. Sınır Dışı

Etme Kararı Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının ve Aile Hayatına Saygı Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular; geri gönderilmeleri hâlinde siyasi

görüşleri, dinî inançları veya etnik kökenleri nedeniyle kötü muameleye maruz

kalacaklarını ayrıca aile bütünlüklerinin parçalanacağını ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların sınır dışı edilmeleri hâlinde yaşam haklarının ihlal

edilebileceğine ilişkin iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında

değerlendirilmiştir.

19. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede

ikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir

düzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu

husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmede veya ülkeden sınır dışı etmede takdir

yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence

altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel

başvuruya konu edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A., § 54).

20. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama

hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence

altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye işkence ve

eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Maddenin

sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada genel olarak güvence

altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü fıkrada kötü muamelelere

karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

21. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muamelede

bulunmama (negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir.

Temel hak ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü

hâllerde kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesinde

de maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Bu

durum, kötü muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir (A.A.

ve A.A., § 56).

22. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda

güvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede

bulunmaması yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi

görevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine

karşı da koruması gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

23. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanın

maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak"

devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 5. ve

17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde devletin bireyi işkence ve kötü

muamele yasağına karşı koruma (pozitif) yükümlülüğünün de bulunduğu

anlaşılmaktadır (A.A. ve A.A., § 58).

24. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararası hukuk

ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili

hükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., §

59).

25. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı

edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir

koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı

çıkma imkânı tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını

delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan

yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkün

olmayacaktır (A.A. ve A.A., § 60).

26. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya iddialarını araştırtma ve bu kararı adil

bir şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiği

kuşkusuzdur (A.A. ve A.A., § 61).

27. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda

yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia

edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek

bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.

Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan

sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu

denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

28. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır

dışı işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını

gerektirmez. Bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak

başvurucular tarafından savunulabilir (araştırılabilir/tartışılabilir/

araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir iddia ortaya konmalıdır. Bu

doğrultuda başvurucular, geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği

kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; (varsa) bu iddiayı

destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu iddialar belirli bir ciddilik

seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir iddianın ortaya konması somut olayın

özelliğine göre farklılık gösterebileceğinden her olayda ayrıca değerlendirme

yapılmalıdır (A.A. ve A.A., § 63).

29. 676 sayılı KHK değişikliği sonrasında doğrudan

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru dosyalarında başvurucular

iddialarını sunarken kendileriyle ilgili araştırmaya yapmaya yarar herhangi

özel bir bilgi vermemiş, ülkelerinden ayrılmaya zorlayan şartlara ve ne gibi

sorunlar yaşadıklarına dair somut açıklamalar yapmamış, (varsa) bunlara ilişkin

belgeler ortaya koymamıştır. Diğer taraftan idare mahkemesinde açılan iptal

davası sonrasında yapılan başvurularda da başvurucuların adli makamlara

iddiaları konusunda yeterli bir izahta bulunmadıkları ya da somut bilgi veya

belgeler sunmadıkları görülmüştür. İdare mahkemelerinin yapmış oldukları

değerlendirmelerden ve ulaştıkları sonuçlardan ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır.

30. Belirtmek gerekir ki bazı başvurucuların menşe

ülkelerinde siyasi istikrarsızlık veya iç karışıklık nedeniyle insan hakları

ihlalleri yaşandığı değerlendirilse dahi geri gönderilen ülkenin koşullarının

kamu makamları tarafından resen araştırılması gerektiğine ilişkin kural,

başvurucuların bu konuda açıklamada bulunma yükümlülüğünü ortadan

kaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B. No: 2016/7458, 20/4/2017, §

51).

31. Nitekim Anayasa Mahkemesi başvurucuların tedbir

taleplerini değerlendirirken sınır dışı etme işlemi nedeniyle başvurucuların

maddi veya manevi bütünlüklerinin bir tehlike altında bulunmadığını tespit

etmiştir. Tedbir talebine ilişkin yapılan değerlendirmelerden sonra başvuru

dosyalarının esasını etkileyip farklı bir karar vermeyi gerektirecek nitelikte

yeni bilgi veya belgeler başvurucular tarafından sunulmuş değildir.

32. Öte yandan sınır dışı etme kararı nedeniyle aile

birliğinin bozulacağını ileri süren başvurucular, ailelerinden neden ayrılmak

zorunda kalacaklarını, diğer bir deyişle istedikleri takdirde kendileriyle

birlikte ülkelerine dönebilecekleri anlaşılan aile fertlerinin neden ülkelerine

geri gidemeyeceklerini inandırıcı bir izahla ortaya koyamadıkları görülmektedir

(Peri Kırık, B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 26). Dolayısıyla bu konudaki

iddialarının da savunulabilir olduğunu söyleyebilmek mümkün gözükmemektedir.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların iddialarının

savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvuruların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. İdari Gözetim Kararına İlişkin İddialar Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları

34. Bir kısım başvurucu; hukuka aykırı (keyfî) olarak

idari gözetim altında tutulmaları nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının,

insan haysiyetine aykırı koşullarda geri gönderme merkezlerinde tutulmaları

nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bu

konularda şikâyetlerini ileri sürebilecekleri etkili bir başvuru mekanizması

bulunmadığını ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusunda idari

gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri

Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari işlem ve

eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam

yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun

-sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu

biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde

etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§

45-58).

36. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam

yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T.,

§ 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

37. Başvurucuların geri gönderme merkezlerinden

salıverildikleri görülmüştür. Bu durumda söz konusu başvurucuların geri

gönderme merkezlerinde tutulmaları nedeniyle kötü muamele yasağı ile kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları bakımından yukarıda

açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

39. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle

mevcut başvurular yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari

davaların süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması

zorunluluğu hasıl olmuştur.

40. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde

açılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların

süresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir.

Öte yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T. kararındaki

içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce

tam yargı davası yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan

müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

bulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin derece

mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T.,

§ 59).

D. Lehe Vekâlet

Ücreti Hükmedilmediğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

41. Bir kısım başvurucu, idari gözetim kararına

itirazlarının sulh ceza hâkimliklerince kabul edilmesine rağmen lehlerine

vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

43. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

44. Somut olayda başvurucular, Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi'ne göre lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucuların iddialarının özü mahkemeye erişim ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğine yönelik olup başvurucuların dile

getirdiği şikâyetlere benzer şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce

incelendiği ve ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.

45. Başvurucular açısından önem taşıyan husus, kesin

nitelikteki kararla yararlarına bir miktar vekâlet ücreti takdir edilmemesidir.

Takdir edilmeyen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucuların içinde bulunduğu

kişisel koşullara göre kendilerine ciddi anlamda zarar verdiği ve

kendileri için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamalarının

olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır

(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Daygınat Magomedzhamılova ve

diğerleri, B. No: 2015/516, 20/3/2019, §§ 33-42).

46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın yorumlanması ve

uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucuların da önemli bir zarara

uğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu

anlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli

yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Sınır dışı etme işleminden dolayı kötü muamele

yasağının ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İdari gözetim altında tutulmadan dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Lehe vekâlet ücreti hükmedilmediğine ilişkin iddianın anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMALARINA,

D. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama

giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri Bakanlığı

Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 15/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Hekmatullah KAMALOV ve diğerleri (bkz. ekli liste) Vekili : Av. Sabri SAYAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/5038, 15 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Adli Yardım
  12. B. Sınır Dışı
  13. C. İdari Gözetim Kararına İlişkin İddialar Yönünden
  14. D. Lehe Vekâlet
  15. A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli
  16. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. D. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama
  18. E. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri Bakanlığı
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/5038
Tarih
15 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Salih Budak Başvurusu (B. No: 2018/37129)
  • Hüseyin Şenel Başvurusu (B. No: 2016/1616)
  • Celal Çetin Başvurusu (B. No: 2017/26301)
  • Bayram Ali Devecioğlu Başvurusu (B. No: 2017/39387)
  • Şenol Arslan Başvurusu (B. No: 2017/40261)
  • Akif Salur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/1497)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.