İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Demir Başvurusu (B. No: 2014/5310)

1. Başvuru; başvurucunun kolluk güçleri tarafından kötü muameleye

Başvuru No2014/5310Tarih21 Şubat 2018Okuma16 dk · 3.139 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Demir Başvurusu

Karar tarihi
21 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/5310
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.139 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; başvurucunun kolluk güçleri tarafından kötü muameleye

maruz bırakılması isnadıyla şikâyetine rağmen sorumlular hakkında soruşturma

izni verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarak

yakalanarak hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, araçla seyahati esnasında durdurulduktan sonra belli bir

süre seyahatine devam etmesinin engellenmesi nedeniyle yerleşme ve seyahat

özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukat olan başvurucu 29/12/2012

tarihinde Batman ilinde müvekkili A.A.E.yle başka bir şirket arasında

imzalanmak üzere ortaklık sözleşmesi düzenlemiştir.

10. Sözleşmenin imzalanmasının ardından başvurucuyla müvekkili,

müvekkilinin kullandığı ve yufka ürünlerinin bulunduğu koyu renkli transporter

bir araçla Diyarbakır iline dönmek için yola çıkmışlardır. Seyahatleri

esnasında kolluk görevlileri tarafından bulundukları araç durdurulmuştur.

Başvurucu ile müvekkilinin kimlik kontrolleri yapılmış, müvekkilinin ayrıca

Genel Bilgi Taraması (GBT) kayıtları incelenmiştir. Kontrolün ardından yola

devam etmişlerdir.

11. Başvurucu; yapılan bu kontrol sonrasında bir kolluk aracının

kendilerini takip ettiğini, mola vermek amacıyla durdukları benzin istasyonunda

takip eden aracın da durduğunu, devam ettiklerinde aracın da takibe devam

ettiğini ifade etmiştir. Kolluk aracının bazen önlerinde bazen arkalarında

seyre devam ettiğini, Bismil ilçe merkezindeki ışıklarda durduklarında da

yaklaşık on iki kişilik kolluk ekibinin kendilerini durdurduğunu belirtmiştir.

Araçtan zorla indirildikten sonra avukat olduğunu beyan edip kimliğini

göstermesine rağmen"Kes lan kaldır ellerini araca yaslan!" diye

hakaret edilip üstünün arandığını iddia etmiştir.

12. Altı kolluk görevlisi tarafından tutulan olay tarihli

tutanakta ve olay sonrasındakolluk görevlilerinin alınan ifadelerinde ise;

kaçakçılık ve terör suçlarının yoğun yaşandığı bir bölgede olunması nedeniyle

akşam saatlerinde başvurucunun bulunduğu, camları filmli olan aracın kolluk

aracını hızla sollamasının dikkatlerini çektiği vurgulanmıştır. Megafonla ve

selektörle yapılan ikaza rağmen aracın durmaması üzerine haber merkezine bilgi

verildiği ve yönlendirme doğrultusundaaracın bir süre sonra kontrollü şekilde

ışıklarda durdurulduğu anlatılmıştır.

13. İlçede görev yapan tüm ekiplerin bulunduğu bu esnada Bismil

Sulh Ceza Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli önleme arama kararına istinaden

aracın içi, başvurucu ve müvekkilinin üstü aranmıştır. Araç içinde boş bira

şişelerinin fark edilmesi üzerine Bismil Başsavcılığınca adli vaka bulunmadığından

trafik kuralları yönünden değerlendirilmesi gerektiği yönünde talimat

verilmiştir. İşlemlerin yapılması için başvurucu ve müvekkili kolluk

görevlileriyle birlikte Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü)

götürülmüştür.

14. Başvurucu, Emniyet Müdürlüğünde de ayrıntılı olarak üstü

arandığı esnada kolluk görevlisinin yakasından tutarak boynunu sıkmak suretiyle

fiziksel müdahalede bulunduğunu, aramanın yapıldığı odada kameranın olmadığını

farkettiği için 155 polis imdat telefon hattını arayarak durumu anlatan ses

kaydı bıraktığını ifade etmiştir.

15. Ardından başvurucunun ve müvekkilinin hastanede fiziki

muayeneleri yapılarak sağlık raporları alınmıştır. Başvurucuda darp ve cebir

izine rastlanmamıştır. A.A.E.nin bacağında sıyrık olduğu tespiti yapılarak

basit tıbbi müdahaleyle giderileceği belirtilmiş,alkollü olmadığı

anlaşılmıştır.

16. Kolluk görevlileri tüm aşamalarda başvurucunun söz konusu

iddialarını (bkz. §§10, 13) reddetmiş, sürekli kendilerini tahrik edici üslupla

konuşan başvurucuya karşı fiziksel veya sözlü müdahalede bulunmadıklarını,

arama kararına istinaden ve yasal işlemleri yapmak üzere başvurucuyu zor

kullanma olmaksızın Emniyet Müdürlüğüne götürdüklerini söylemişlerdir.

Başvurucunun avukat olduğunu beyan etmeden önce üstünü kabaca aradıklarını

ancak bu beyandan sonra aramanın yapılmadığını ifade etmişlerdir.

17. Ayrıca yufka ve benzeri gıda ürünleriyle yüklü aracın taşıma

sınırının üzerinde yük alıp almadığına yönelik ölçüm yapılarak taşıma sınırı

aşılmadığı tespit edildikten sonra sadece başvurucunun müvekkilinin dur

ihtarına uymaması nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır.

18. Başvurucu 15/1/2013 tarihinde polis memurları hakkında idari

soruşturma yapılması talebiyle şikâyetçi olması üzerine soruşturma

başlatılmıştır. Olayın incelenmesi için muhakkik (soruşturmacı) atanmıştır.

Soruşturmacı 25/4/2013 tarihinde dosyaya yansıyan tüm bilgi ve belgeler

doğrultusunda olayla ilgili maddi delil elde edilemediği gerekçesiyle memurlar

hakkında ceza tayinine mahal olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. İdari

soruşturmanın bu tarihinden sonraki safahatına dair başvuru dosyasına herhangi

bir bilgi yansımamıştır.

19. Öte yandan başvurucunun Bismil Cumhuriyet Başsavcılığına

(Savcılık)şikâyeti üzerine olay günü görevli olan tüm kolluk personeli hakkında

görevi kötüye kullanma, hakaret, haksız arama, kişi hürriyetinden yoksun kılma

ve kasten yaralama suçlarından soruşturma açılmıştır.

20. Savcılıkça, başvurucu ve müvekkilinin beyanlarıyla olay günü

görevli olan tüm şüphelilerin ifadeleri alınmıştır. Başvurucunun talebi üzerine

155 polis imdat haber merkezi ses kayıtları temin edilmiştir. Kayıtlarda,

başvurucunun avukat olmasına rağmen üstünün arandığına dair beyanının bulunduğu

tespit edilmiştir. Olay günü çekilen fotoğraflar, düzenlenen tutanak ve yapılan

tüm işlemler incelenmiştir. Emniyet Müdürlüğü binasının içini ve girişini

gösteren kamera kayıtları istenmiş ise de kameraların arızalı olması nedeniyle

kayıtlar alınamamıştır. Başvurucunun mola vermek amacıyla durduklarını beyan

ettiği benzin istasyonunu gösteren kamera kayıtları ile kolluk tarafından

durduruldukları trafik ışıklarının bulunduğu bölgeyi gösterenbankaya ait kamera

kayıtlarına da kayıt tarihinden belli bir süre sonra silinmesi nedeniyle

ulaşılamamıştır. Hastane kamera kayıtları alınmış, kayıtlarda sadece

görüntülerin bulunduğu -ses kaydının olmadığı- anlaşılmıştır. Haber merkezine

suç ihbarı yapılıp yapılmadığına dair ses kayıtları ise sistemsel değişiklik

nedeniyle bulunamamıştır.

21. Bir yandan Savcılık tarafından kolluk görevlilerinin

soruşturmaya konu olan suçları adli kolluk görevleri esnasında işledikleri

iddia olunduğu değerlendirilerek olayla ilgili tüm deliller(bkz. § 20)

toplanmıştır. Diğer yandansuç ihbarı bulunmaması ihtimaline binaen olayın suçun

işlenmesini önlemek amacıyla mevcut şüphe üzerine kolluk görevlilerinin idari

kolluk görevleri esnasında da gerçekleşmiş olabileceği öngörülerek Bismil

Kaymakamlığından 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu

Görevlilerinin Yargılanmaları Hakkındaki Kanun kapsamında soruşturma izni talep

edilmiştir.

22. Kaymakamlıkça 20/1/2014 tarihinde soruşturma izni

verilmemesine karar verilmiştir. Karara başvurucu tarafından itiraz edilmiştir.

Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, 20/3/2014 tarihinde haklarında soruşturma izni

istenilen polis memurları hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik

ve yeterlilikte bulgu ve belgelerin elde edilememiş olması gerekçesine

istinaden itirazın reddine karar vermiştir. Ret kararı başvurucuya 3/4/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu 17/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. UYAP aracılığıyla Savcılık soruşturma dosyasında yapılan

araştırmada başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra Savcılıkça

9/6/2014 tarihinde kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer

olmadığı kararı verildiği tespit edilmiştir. Savcılık gerekçesinde başvurucunun

soyut iddiası dışında soruşturma kapsamında delil elde edilemediği

belirtilmiştir. Mevcut delillerin şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine

dair yeterlilikte olmadığı, dolayısıylakamu davası açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilemediği vurgulanmıştır. Başvurucunun söz konusu

karara itiraz ettiğine dair bir beyanı olmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir

bilgi de UYAP kayıtlarında görünmemektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve

245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü

maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda

bu Kanun hükümleri uygulanmaz."

26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 256.

maddesi şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

90. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:

''Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya

yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan

hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı

bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.''

28. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bentlerişöyledir:

''Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve

haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı

bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları

yakınlarına bildirilmeyen

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.''

29.5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

''Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün

içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı

ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz

edebilir.''

B. Uluslararası Hukuk

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.

maddesinin "tartışılabilir" ve "makul şüphe uyandıran" kötü

muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat

çekmektedir (Labita/İtalya [BD],

B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 131).

31. AİHM; bir bireyin, polis veya devletin benzer diğer

görevlileri tarafından Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruz

kaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda söz konusu

maddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini

hatırlatmaktadır (Assenov ve

diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/2008, § 102).

32. Öte yandan AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili

iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına

gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden

bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

33. AİHM, 4483 sayılı Kanun’da 2. maddesinin son fıkrasının

kolluğun zor kullanma yetkisini aştığı durumları 4483 sayılı Kanun'un kapsamından

çıkardığını değerlendirmiştir (Tüfekçi/Türkiye,

B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 29283/07, 9/10/2012, § 29). Bu bağlamda

soruşturma izni istenmesinin başvurucuların Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı

bir muameleye maruz kaldığını ileri sürdüğü başvurularda gerçek koşulların

ortaya konulmasını engellediği kanısına varmıştır (Tüfekçi/Türkiye,§ 47; İşeri

ve diğerleri/Türkiye, § 42; Karahan/Türkiye,

B. No: 11117/07, 25/3/2014, § 45).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 21/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Eşitlik İlkesi ile Birlikte Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu; müvekkili ile seyahat hâlindeyken kendilerini

durduran polis memurlarının hukuka aykırı olarak bir çok işlem yaptıklarından

şikâyetçi olmuş ise de ceza soruşturmasının etkili ve yeterli olmadığını,

iddialarını ispatlayan delillerin mevcut olmasına rağmen yeterli delil olmaması

gerekçesiyle polis memurları hakkında soruşturma izni verilmediğini ifade

etmiştir. Etnik kökeni nedeniyle polis memurlarınca ayrımcı bir uygulamayla

kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 10.,

17., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına

atıfta bulunularak kolluk tarafından yapılan işlemlerde Adlî ve Önleme

Aramaları Yönetmeliği'nin 20. maddesi ile 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis

Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 4. maddesinin A bendi ile 9. maddesinin dikkate

alınarak Anayasa Mahkemesince inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Görüşte ayrıca ayrımcılık yasağına ilişkin başvurucunun somut bir iddiada

bulunmadığı vurgulanmıştır.

37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki beyanlarını tekrar etmiştir. Ayrıca terör ve kaçakçılık suçunun

önlenmesi amacıyla araçlarının durdurulduğunu, ancak durdurmanın haksız

olduğunun anlaşılması üzerine sırf yaptırım uygulanabilmesi saikiyle hukuka

aykırı birçok işleme tabi tutulduklarını ileri sürmüştür. Avukat olduğunu

açıklaması üzerine kolluk görevlilerinin ayrımcı bir tutumla kendisini

aşağılamaya çalışarak ve fiziksel müdahalede bulunarak kötü muameleye tabi

tutulduğundan şikâyet etmesine rağmen delillerin karartıldığını, soruşturmanın

bağımsız ve etkili yürütülmediğini iddia etmiştir.

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 36. ve 40.

maddelerinde düzenlenen adil yargılanma ve etkili başvuru hakkının ihlal

edildiği şikâyetlerinin özü, kamu görevlilerince kötü muameleye maruz kalmasına

rağmen etkili ceza soruşturması yapılmadığına ilişkindir.

39. Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine dair şikâyeti, salt etnik kökeni

nedeniyle kamu görevlilerince kötü muamelenin uygulandığına özgülenmiştir. Anayasa'nın

10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiaların

soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme

kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele

alınması gerekir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Bu bağlamda başvurucunun iddiası kötü

muamele yasağıyla temellendirilmiştir.

40. Dolayısıyla anılan iddiaların (bkz. §35) bir bütün içinde

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağı

kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

41. Anayasa'nın10. maddesinde eşitlik ilkesi düzenlenmiştir.

Herkesin "dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,

mezhep ve benzeri sebeplerle" ayırım gözetilmeksizineşit olduğu

vurgulanmıştır.

42. Anayasa’nın 17. maddesinde iseherkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü

fıkrasında kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye” tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır. Anayasa’nın 17. maddesi 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle

bağdaşmayan bir muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma

ödevini yükler (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§80, 82).

43. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,

her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiilleri

nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 110).

44. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin

yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak

tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai

soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari

ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu hak

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 55).

45. Başvurucunun şikâyeti açısından maddi olayın ortaya

çıkarılması, olayda sorumluluğu bulunanların tespiti ve cezalandırılması

şeklinde makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikte olan yolun etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi yolu olduğu

anlaşılmaktadır (Zeki Güngör, B.

No: 2013/8491, 31/3/2016, § 40).

46. Bu itibarla başvurucu da kamu görevlilerince hukuka aykırı

olarak ve Anayasa'nın 17. maddesini 3. fıkrasını ihlal eder biçimde ayrımcı bir

muameleye tabi tutulduğunu iddia ederek anılan etkili yola başvurmuştur.

47. Şikâyet üzerine Savcılık tarafından açılan soruşturma

kapsamında, iddia olunan eylemlerinadli kolluk görevi esnasında gerçekleştiği

değerlendirilerek olayla ilgili tüm deliller (bkz. § 20) toplanmıştır. Eş

zamanlı olarak diğer yandan -eylemlerin idari kolluk görevi kapsamında

kalabileceği ihtimaline binaen- idari makamlardan soruşturma izni istenilmiş

ise de söz konusu izin verilmemiştir (bkz. § 22). Başvurucu izin verilmemesi

üzerine kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılmadığı şikâyetiyle bireysel

başvuruda bulunmuştur.

48.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği başvurucunun

bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

49. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunmasından sonra

Savcılık, soruşturma dosyasındaki tüm delilleri değerlendirmek suretiyle kamu

davası açılması için yeterli şüphe oluşmadığına kanaat getirmiş ve kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir. Diğer bir ifadeyle Savcılık her ne kadar isnat

olunan eylemlerle ilgili kamu görevlileri hakkında soruşturma yapabilmek için

izin istemiş ve istediği izin verilmemiş ise de esasen olayla ilgilidelilleri

toplayarak soruşturmayı tamamlamış ve bu delilleri değerlendirerek bir sonuca

ulaşmıştır. İtiraz yolu açık olan bu karara itiraz edildiğine ilişkin olarak

dosyaya sunulmuş bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Anılan karara itiraz

edildiğine ilişkin bir bilgiye UYAP kayıtlarında da ulaşılamamıştır.

50. Başvurucunun şikâyet ettiği hususların itiraz sürecinde

incelenebileceği ve ihlal iddiaları kabul edildiği takdirde gideriminin

sağlanmasının olanaklı olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan başvurucu tarafından

başvurusundan sonra gelişen bu yeni durum karşısında imkânı varken Savcılık

kararına itiraz etmemesinin nedeni hakkında herhangi bir açıklama da başvuru

dosyasına yansımamıştır. Bu durumda başvurucunun süresinde ve yetkili mercilere

zamanında başvurarak şikâyetçi olduğu ancak sonrasında başvurusunu takip etmek

için gereken özeni göstermeyerek hukuk sisteminde mevcut olağan kanun yollarını

tüketmediği sonucuna ulaşılmıştır (Benzer yönde karar için bkz. Cevat Şimşek, B. No: 2014/20362,

20/9/2017, § 26).

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

52. Başvurucu, koşulları oluşmadığı hâlde yakalama işlemine tabi

tutulduğunu, kollukta kaldığı süre boyunca hürriyetinden yoksun bırakıldığını,

yakalama sebeplerinin tarafına bildirilmediği gibi yakalama işleminden

yakınlarına haber verilmediğini belirtmiştir.

53. İkincillik ilkesi gereği başvurucunun bireysel başvuru

konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliyargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi gerektiğine yukarıda değinilmiştir (bkz. § 48).

54. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan kişilerin, maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizması

öngördüğü görülmektedir.

55. Anayasa Mahkemesi, yakalamanın hukuka aykırı olduğu ve

yakalanan kişiye yakalama nedenlerinin bildirilmediği iddialarına ilişkin

olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Zeki Bingöl (2), B. No: 2013/6576,

18/11/2015, § 61; Tahir Gökatalay (3),

B. No: 2013/5605, 30/3/2013, § 49; Deniz

Özfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 54).

56. Somut olayda başvurucunun hukuka aykırı olarak yakalama

işlemine tabi tutulduğu, yakalama sebeplerinin tarafına bildirilmediği ve

yakalama işleminden yakınlarına haber verilmediğine ilişkin iddiaları 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilecektir. Bu

madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun iddialarının tespiti

hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.

Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun

başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu

olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun "ikincil niteliği" ile

bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğünün İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

58. Başvurucu saatlerce Bismil ilçesinde tutulduğu için yoluna

devam edemediğinden dolayı Diyarbakır'a gidemediğini ve seyahat özgürlüğünün

kısıtlandığını iddia etmiştir.

59.Anayasa'nın 23. maddesi şöyledir:

"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine

sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek,

sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi

gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve

kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak

suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak

sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme

hakkından yoksun bırakılamaz."

60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre herkesin

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Sözleşme ve

buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği

hükmüne yer verilmiştir.

61. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

62. Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'e ülkemiz taraf değildir. Bu

nedenle anılan Protokol kapsamında kalan ve Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan

seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle ilgili olarak bireysel başvuruda

bulunulamaz (Sebahat Tuncel, B.

No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53).

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesi ile

birlikte kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Yerleşme ve seyahat

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Elif

ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Hüseyin

DEMİR

Vekili

:

Av. Bayram

KAÇAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5310, 21 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri ve
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. B. Kişi Hürriyeti ve
  12. B. No: 2013/5605, 30/3/2013, § 49; Deniz
  13. C. Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğünün İhlal
  14. A. 1. Eşitlik ilkesi ile
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Kaleli
  17. Necipoğlu
  18. Çelikdemir Ankıtcı
  19. Demir
  20. Kaçar
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5310
Tarih
21 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Kıvılcım Erpolat Başvurusu (B. No: 2015/4998)
  • Hasan Gevez Başvurusu (B. No: 2015/553)
  • Emine Vural Başvurusu (B. No: 2015/4499)
  • Kamil Bedir Başvurusu (B. No: 2015/14289)
  • İbrahim Aytekin Başvurusu (B. No: 2015/9444)
  • Doğan Bacaksız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19468)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.