İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Egemen Keskin Başvurusu (B. No: 2016/6619)

1. Başvuru; iddianame esas alınarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden

Başvuru No2016/6619Tarih9 Eylül 2020Okuma17 dk · 3.373 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Egemen Keskin Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/6619
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.373 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; iddianame esas alınarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ayırma cezası verilmesi ve bu işleme karşı açılan davanın aynı gerekçe ile

reddedilmesi nedenleriyle masumiyet karinesinin, ayırma işlemine tabi tutulması

nedeniyle çalışma hakkının, kazanılmış hak ve tazminatlarının yok sayılarak

memur statüsünde emekli edilmesi nedeniyle sosyal güvenlik hakkının, hakkındaki

idari tahkikat sonlandıktan sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümlerinin

uygulanması ve makul sürede yargılanmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, yarbay olarak görev yapmaktayken hakkında açılan

ceza davasına konu eylemlerinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarını

sarsacak ahlaki zayıflık ve hizmete engel davranış kabul edilmesi suretiyle

20/8/2014 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ayırma işlemine tabi

tutulmuştur.

9. Başvurucu hakkında 2013-2014 yıllarında işlediği iddia olunan

zincirleme rüşvet anlaşması yapma ve rüşvet alma, zincirleme kaçakçılığa göz

yumma, zincirleme zimmet ve hakikate muhalif evrak tanzim etme suçlarından Van

Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî

Savcılığınca (Savcılık) iddianame düzenlenerek kamu davası açılmıştır.

10. Anılan iddianamede ileri sürülen hususlara ilişkin başvurucu

ile ilgili olarak TSK'dan ayırma süreci başlatılıp sıralı disiplin amirlerince

ayırma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. Başvurucunun durumu Kara

Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca görüşülerek, 20/8/2014 tarihli

kararla TSK'dan ayırma cezası verilmiştir. Ardından Millî Savunma Bakanlığının

onayı ile başvurucu emekliye sevk edilmiştir.

11. Başvurucu, ayırma işlemine karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 2/2/2016

tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme; başvurucunun

iddianameye konu eylemleri nedeniyle tutuklandığını, bu eylemelerin niteliği ve

niceliği itibarıyla vahim olduğu yönündeki idare değerlendirmesinin olgulara

uygun olduğunu, suç teşkil eden fiillere ilişkin devam eden yargılamadan

bağımsız olarak disiplin hukuku ekseninde idari soruşturma yapıldığını, tanık

beyanları, video görüntüleri ve olay tutanakları gibi deliller çerçevesinde

sonuca varıldığını belirtmiştir. Başvurucunun görevini ifa ettiği sırada birçok

kez kaçakçılara ait özel araçları kullandığının tespit edildiği, kaçakçılarla

kurduğu yakın ilişkiler nedeniyle görevini gereği gibi yürütemediği, bu

fiillerin yoğunluğu ve çokluğu da gözönünde bulundurulduğunda hizmete engel teşkil

ettiği sonucuna varmıştır. Başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacak, TSK'ya

zarar verecek şekilde ahlaki zayıflık oluşturacak davranışlarda bulunduğu

gerekçesiyle kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça

aykırılık teşkil ettiği vurgulanmıştır.

12. Başvurucuya nihai karar 21/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 8/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Disiplin Kanunu'nun "Silahlı

kuvvetlerden ayırma cezası" kenar başlıklı 13. maddesinin

ilgili fıkraları şöyledir:

"(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası,

personelin tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiğinin kesilmesi veya durumuna göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu

doğurur...

(2) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası;

kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik

Komutanlığında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir ve

ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının

onayı ile yerine getirilir..."

14. 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı

kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenar

başlıklı 20. maddesinin ilgili fıkra ve bendi şöyledir:

"(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını

gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

...

b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile

yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya

Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç

verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır.

c) Hizmete engel davranışlarda bulunmak:

Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum

ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde

bulunmaktır."

15. 6413 sayılı Kanun'un "Geçiş

dönemi" kenar başlıklı geçici 1. maddesinin (4) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(4) Bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihte kurulu bulunan disiplin mahkemeleri, 49 uncu maddede

öngörülen yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar disiplin kurulu olarak bu Kanun

hükümlerine göre faaliyetlerine devam eder. Söz konusu yönetmelik yürürlüğe

girinceye kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun 45 inci maddesinin altıncı

fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılan hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...

Kendisine bir suç isnat edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

a. Genel Olarak

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yerleşik içtihadı

uyarınca, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği sürece ulusal

mahkemelerce yapılan hukuki ya da maddi hataları ele almanın kendi görevi

olmadığını belirtmektedir (García Ruiz/İspanya

[BD], B.No: 30544/96, 21/1/1999, § 28; Perez/Fransa

[BD], B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 82). Bu içtihada göre

Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvenceye almakla birlikte

delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerin nasıl değerlendirileceğine

ilişkin herhangi bir kural koymaz, bu hususlar öncelikli olarak ulusal hukukun

ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normal şartlarda ulusal mahkemelerin

belirli delil unsurlarına ya da önlerindeki uyuşmazlıktaki tespit ya da

değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibi meseleler AİHM'in yeniden inceleme

alanına girmez. AİHM, bir dördüncü derece yargı yeri gibi davranmamalıdır;

dolayısıyla keyfî olduğu ya da makul olmadığı açıkça görülebilecek tespitlerde

bulunmadıkları takdirde ulusal mahkemelerin kararlarını 6. maddenin birinci

fıkrası kapsamında sorgulamaz (Bochan/Ukrayna

(No.2) [BD], B. No: 22251/08,

5/2/1015, § 61).

b. Masumiyet Karinesine İlişkin İçtihat

18. Sanığı yargılayan mahkemenin veya bu mahkemenin üyelerinin

sanığa isnat edilen suçu işlediği ön yargısıyla hareket etmemesini ifade eden

ve Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi,

birinci fıkrada teminat altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli

unsurlarından biridir (Minelli/İsviçre,

B. No: 8660/79, 25/3/1983, § 27).

19. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı

yargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar”

çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin

uygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan

maddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza

mahkemesinin daha önce verdiği cezai sorumluluğun bulunmadığını tespit eden

kararına uygun hareket etmelidir (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya [GK], B. No: 9295/81,

6/10/1982; C/Birleşik Krallık

(k.k.), B. No: 11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat

kararı sorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat

standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ringvold/Norveç,

B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38).

20. Ayrıntılı AİHM içtihatları için bkz. Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018,

§§ 18-30.

c. Disiplin Cezalarına

İlişkin İçtihat

21. AİHM devlet ile kamu görevlileri arasındaki anlaşmazlıklarda

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının uygulanabilirliği hakkındaki

içtihadını Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya ([BD], B. No: 63235/00, 19/4/2007) kararında

ortaya koymuştur. AİHM, bu kararında ilke olarak kamu görevlileri ile ilgili

uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkı kapsamında ele alınabileceğini kabul

etmekte ancak devlete özel bir güven ve sadakat bağı ile bağlı olan kamu

görevlileri (asker, polis vb.) açısından konuyu ayrı değerlendirmektedir. Bu

çerçevede kamu görevlileri ile devlet arasındaki uyuşmazlıkların adil

yargılanma hakkının kapsamı dışında tutulabilmesi için şu iki koşulun birlikte

gerçekleşmiş olması gerekir. İlk olarak devlet, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin

iç hukukunda mahkemeye başvuru hakkını tanımamış olmalıdır. İkinci olarak bu

yoksun bırakma devletin menfaatiyle ilgili objektif sebeplerle haklı kılınmalıdır

(Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya,

§ 62).

22. Diğer taraftan AİHM disiplin hukukunun kapsamına giren bir

suçtan dolayı meslekten ihraç kararlarına karşı yapılan başvurularda, olayın

Sözleşme'nin 6. maddesinin medeni haklar kapsamında incelenebileceğini kabul

etmektedir. AİHM, meslekten çıkarmayla ilgili soruşturmanın olayın kendine özgü

koşulları altında bir suç isnadının karara

bağlanmasını içermediğini, dolayısıyla 6. maddenin cezai yönü

bakımından uygulanamayacağını belirtmektedir (Oleksandr

Volkov/Ukrayna, B. No:21722/11, 9/1/2013, §§ 92-95)

23. Ayrıca AİHM içtihatlarına göre medeni hak ve yükümlüklerle ilgili uyuşmazlıklara karar

veren bir yargısal organ 6. maddenin birinci fıkrasının gereklerini bazı

açılardan yerine getirmese bile bu organ önündeki yargılamalar sonradan tam

yargı yetkisine sahip ve 6. maddenin birinci fıkrasındaki güvenceleri sağlayan

yargısal bir organın denetimine tabi olursa Sözleşme ihlal edilmemiş olabilir (Albert And Le Compte/Belçika [GK], B. No: 7299/75, 7496/76,10/2/1983, §

29).

24. Memurluk görevinden çıkarma disiplin cezasının uygulanması

sırasında Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) önünde savunma yapılamamasına ilişkin

şikâyet daha önce AİHM önüne taşınmıştır. Melek

Sima Yılmaz/Türkiye, B. No: 37829/05, 30/9/2008 kararına konu olayda

başvurucu; YDK’nın kendisini 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 129. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yazılı veya sözlü olarak

kendisi veya temsilcisi vasıtasıyla savunma yapmak, şahit dinletmek, soruşturma

raporunu incelemek gibi haklar konusunda bilgilendirmediği için bu tür hakları

olduğundan haberi olmadığını, bu nedenle YDK önünde savunma hakkına saygı

gösterilmediğini iddia etmiştir.

25. AİHM, başvurucunun YDK tarafından verilen görevden alınma

kararına yasal yollarla itiraz etme imkânı bulduğunu ve savunma hakkının

çiğnendiği iddiasını idari mahkemelerin önüne götürebildiğini tespit etmiştir.

AİHM söz konusu idari davada esas itibarıyla tüm belge ve bilgilerin ilgili

şahsa sunulduğu, disiplin dosyasında yer alan tutanaklar da dâhil olmak üzere

karşı tarafın bütün argümanlarına itiraz etme şansı bulabildiği hususlarına da

dikkat çekerek başvurucunun bu şikâyetleri yönünden adil yargılanma hakkının

ihlal edilmediği sonucuna varmıştır (Melek

Sima Yılmaz / Türkiye, §§ 26-28).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; suçlu olup olmadığı mahkemece tespit edilmeden

masumiyet karinesi ihlal edilerek meslekten ayırma işlemi tesis edildiğini,

hakkındaki ceza davasının henüz sonuçlanmadığı hâlde anılan ceza davasında

ileri sürülen iddialar gerekçe gösterilerek görevine son verilmesi ve bunun

iptali istemiyle açtığı davanın aynı gerekçeyle reddedilmesi nedeniyle

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Genel İlkeler

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli

ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18). Masumiyet karinesi; Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü,

Sözleşme'nin ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir (Ahmet Altuntaş ve diğerleri [GK], B. No:

2015/19616, 17/5/2018, §7).

29. Bir başka ifadeyle masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla

beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı

belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca

düzenlenmiştir (Galip Şahin, §

37).

30. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl

olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu

ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak

nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §

26).

31. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır (Galip Şahin, § 38).

32. Güvencenin birinci yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması

sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir

suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu

olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında

erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı

sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı

zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da

açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu

ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak

yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi)

masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin, § 39).

33. Masumiyet karinesinin ikinci yönü ceza yargılaması sonucunda

mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki

yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe

duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu

izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).

34. Diğer taraftan bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ile

disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku;

kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin

mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik

olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve

esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin

fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku

yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş,

B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat

Eyol, § 30). Böyle bir durumda Anayasa'da güvence altına alınan

masumiyet karinesinin bir eylemi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de

disiplin işlemlerinin yürütülmesine engel teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş

zamanlı olarak devam etmesinin de önünde anılan güvence bakımından bir mâni

bulunmadığını belirtmek gerekir.

35. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet suçu

işlemediğine dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü, disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış

olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi

hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel

bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

36. Somut olayda başvurucu, aleyhine ceza davası açılmış

olmasının ayırma cezası verilmesine ve ayırma kararına karşı açtığı davanın

reddine gerekçe olarak gösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Bir başka ifadeyle başvurucu gerek idarenin ayırma

kararında gerekse AYİM kararında geçen somut herhangi bir ifadeden şikâyet

etmemiş, bir bütün olarak iddianamedeki suçlamalar esas alınarak ayırma kararı

verilmesinden ve buna karşı açtığı davanın reddedilmesinden yakınmıştır.

37. Olayda başvurucu hakkındaki ceza ve disiplin hukuku

süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin işlemine karşı açılan

idari davanın ceza yargılaması devam ederken sonuçlandığı, öte yandan ceza

davasının derdest olduğu, bir başka ifadeyle başvurucunun suçluluğunun hükmen

sabit olmadığı görülmektedir. Bu itibarla somut olayda disiplin soruşturması ve

yargılaması sürecinde kamu makamlarının kararlarında belirttiği gerekçeler veya

kullandığı dil nedeniyle henüz ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmamış olan başvurucunun

masumiyetine gölge düşürülmesine sebebiyet verilip verilmediğinin ortaya

konulması gerekmektedir.

38. AYİM kararının (bkz. § 11) incelenmesinden başvurucunun

ayırma kararı verilmesine salt iddianame düzenlenmiş olmasına dayanmadığı,

iddianamede belirtilen tanık ifadeleri, video görüntüleri, iletişim tespit

kayıtları ile buna ilişkin tapeler, bilirkişi raporları gibi deliller

çerçevesinde ve ceza yargılamasından ayrı olarak disiplin hukuku çerçevesinde

durumu değerlendirilerek ihracına karar verildiği, söz konusu kararın da AYİM

tarafından hukuka uygun bulunarak davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.

39. Dolayısıyla başvuru tarafından da açıkça gösterilmediği gibi

başvuruya konu AYİM kararında başvurucunun suçlu olduğuna yönelik bir ithamın bulunmadığı,

suç vasfının ve mahiyetinin tartışılmadığı, yalnızca somut olayın işlem

tarihindeki koşullar dikkate alınarak mevzuat bağlamında idari yönden

değerlendirildiği ve tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu yönünde hüküm

kurulduğu görüldüğünden bireysel başvuruya konu edilen AYİM kararında masumiyet

karinesine yönelik bir müdahalenin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesine yönelik bir

ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu, hakkındaki idari soruşturma tamamlandıktan sonra yürürlüğe

giren mevzuat hükümlerinin uygulandığını, mahkemenin mevzuatın

değerlendirmesinde hataya düştüğünü, davalı idarenin sunduğu belgelere göre

karar verildiğini, eksik inceleme ve mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle

davanın reddine ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

43. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 11) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

44. Başvurucu yürürlükte olmayan disiplin yönetmeliği

hükümlerinin kendisine uygulandığını ifade etmekte ise de 20/8/2014 tarihli

ayırma kararının 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Kanun'un 13. ve 20. maddesi

kapsamında alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Mahkemenin salt idarenin sunduğu

bilgi ve belgelere göre değil bütünsel bir bakış ile hükme ulaştığı

görülmektedir. Mahkeme bu değerlendirmesi ile başvurucunun eylemlerini somut

olarak tespit ederek konuyla ilgili mevzuat kapsamında davanın reddine karar

vermiştir. Bu yorum ve değerlendirmeler, uyuşmazlığı çözmekle görevli

mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemeyecek

niteliktedir.

45. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı

dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, başvuru konusu yargılamanın uzun sürdüğünü

belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve 7145

sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

49. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

50. Ferat Yüksel (B.

No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

51. Anılan kararda özetle öngörülen başvuru yolunun kişileri

mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat

Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma

ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna

başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

52. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

D. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Haklarının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu; ayırma

işlemine tabi tutulması nedeniyle çalışma hakkının, kazanılmış hak ve

tazminatlarının yok sayılarak memur statüsünde emekli edilmesi nedeniyle sosyal

güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

55. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin

taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa

ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren

başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

56. Çalışma ve sosyal güvenlik hakları Anayasa’nın 49. ve 60.

maddelerinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında bulunmamaktadır (Mehmet Hadi Tunç, B. No: 2013/1958,

7/7/2015, § 28).

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Sosyal güvenlik ve çalışma haklarının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Zeynep KARAKOÇ Başvurucu : Hüseyin Egemen KESKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/6619, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Masumiyet Karinesinin
  11. B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat
  12. B. Hakkaniyete Uygun
  13. C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  14. D. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Haklarının İhlal
  15. A. 1. Masumiyet karinesinin
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/6619
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Tolga Coşkuner Başvurusu (B. No: 2017/35511)
  • Mahir Engin Çelik Başvurusu (B. No: 2017/38729)
  • Serdal Boyraz Başvurusu (B. No: 2016/15796)
  • Adnan Ceylan Başvurusu (B. No: 2016/7302)
  • Ali Akar Başvurusu (B. No: 2017/21016)
  • Ragıp Cumhur Velibeyoğlu Başvurusu (B. No: 2017/34720)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.