İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serdal Boyraz Başvurusu (B. No: 2016/15796)

1. Başvuru, yabancı bir ülke tarafından mahkûmiyetine

Başvuru No2016/15796Tarih9 Eylül 2020Okuma17 dk · 3.455 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Serdal Boyraz Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/15796
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.455 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yabancı bir ülke tarafından mahkûmiyetine

hükmedilen başvurucunun Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi gereğince

nakledildiği Türkiye'de atılı suç yönünden hüküm giydiği ceza miktarından daha

uzun süre ceza infazına maruz kaldığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun uyuşturucu tedarik etmek amacıyla çete

oluşturma suçundan İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesinin

1/8/2008 tarihli kararı ile 16 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu kararda başvurucunun 16 yıl hapis cezasının yarısını çekmesi

hâlinde koşullu salıvermeden yararlanabileceği belirtilmiştir.

8. Başvurucunun kalan cezasını Türkiye'de çekmek üzere

iadesini talep etmesi ve 8/5/1984 tarihli ve 3002 sayılı Türk Vatandaşları

Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk

Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanun'un 4. ve 6.

maddeleri kapsamında yaptığı başvuru üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince

19/2/2010 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 22 yıl 6 ay

hapis; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan ise 2 yıl

hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilecek cezanın yabancı ülkede verilen

ceza miktarını geçemeyeceği dikkate alınarak cezasının 16 yıl hapis cezasına

indirilmesine ve infazın buna göre yapılmasına, tutuklulukta ve gözaltında

geçen sürenin 3002 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca verilen cezalardan

mahsubuna karar verilmiştir.

9. Başvurucu, İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza

Mahkemesinin kararında örgüt faaliyeti kapsamında ceza tayinine gidilmediği

gerekçesiyle karara itiraz etmiş; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince 8/1/2014

tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir.

10. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 30/3/2015 tarihinde, anılan

karara karşı yapılan kanun yararına bozma talebini kabul etmiştir. Yargıtay 10.

Ceza Dairesi; İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş

kararının başvurucuyla ilgili bölümünün onaylı örneğinin getirtilmesi ve Türkçeye

tercüme ettirilmesi, bu karara göre isnat olunan suçun örgütlü olarak

işlendiğinin kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozmuştur.

11. Kanun yararına bozma kararı üzerine Ankara 3. Ağır

Ceza Mahkemesi, başvurucunun İngiltere'de diğer uyuşturucuları temin etmek için

örgüt kurma suçundan cezalandırıldığını tespit etmiş; başvurucunun uyuşturucu

madde ticareti yapma suçundan 22 yıl 6 ay, suç işlemek amacıyla örgüt

kurma ve yönetme suçundan ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına

ancak cezanın yabancı ülkede verilen ceza miktarını geçemeyeceği dikkate

alınarak 16 yıla indirilmesine karar vermiştir.

12. Başvurucu; İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından verilen kararda 16 yıl hapis cezasının yarısının

çektirilmesine hükmedildiğini, bu hükmün infaz hukukuna ilişkin olmayıp maddi

hukuka dair olduğunu, Türkiye'deki infaz süresinin 8 yılı aşamayacağını

belirterek 18/5/2016 tarihinde itiraz dilekçesi sunmuştur.

13. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17/6/2016 tarihinde,

başvurucunun talebinin reddi ile cezasının aynen infazına karar vermiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Her ne kadar hükümlü

müdafiinin 18/5/2016 havale tarihli dilekçesine istinaden Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığınca infazda tereddüt olduğundan bahisle bu konuda bir karar

verilmesi talep edilmiş ise de; İngiltere Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti

Devletlerinin taraf olduğu Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi'nin,

'Naklin, yerine getiren devlet için etkileri' başlıklı 9. maddesinin (3).

fıkrasında, 'Mahkûmiyetin infazı, yerine getiren Devlet Kanununa göre yapılacak

ve yalnızca bu Devlet tüm gerekli kararların alınmasında yetkili olacaktır.' ve

3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve

Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin

İnfazına Dair Kanun’un 'yerine getirme' başlıklı 8. maddesinde de, 'Kesinleşen

yerine getirme kararları genel hükümler dairesinde infaz olunur ve adli sicile

kaydedilir.' hükümlerinin öngörüldüğü, Söz konusu hükümler gereğince, Yargıtay

10. Ceza Dairesinin2008/9433 Esas, 2010/18844 Karar sayılı ilamında

da aynen işaret edildiği üzere İngiltere Soutwark Kraliyet Ağır Ceza

Mahkemesince verilen ve Mahkememizin yerine getirme kararında belirtilen

cezanın, 'yerine getiren devlet' olan Türkiye Cumhuriyeti’nin infaz kanunlarına

göre yerine getirilmesinin gerektiği, bu nedenle infazın 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılacağı,

açıklanan nedenle infazda tereddüt oluşturacak bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından,

aynen infaza dair karar aşağıdaki şekilde vermek gerekmiştir."

14. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Ankara 4. Ağır

Ceza Mahkemesinin 28/7/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"Her ne kadar itiraz eden hükümlü

vekili, İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen

kararda, hükümlü hakkındaki 16 yıl hapis cezasının yarısının çektirilmesine

hükmedildiği, bu hükmün infaz hukukuna ilişkin olmayıp maddi hukuka dair

olduğu, Türkiye'de hükümlü hakkındaki infaz süresinin 8 yılı aşamayacağı

iddiasıyla itiraz dilekçesi verilmiş ise de; temel cezanın İngiltere Southwark

Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesince 16 yıl olarak belirlendiği ve hükümlünün suçu

kabul etmiş olması sebebiyle yarısının infaz edilmesine de karar verildiği, bu

kararın cezanın ne kadarının çektirileceğine dair olduğu, başka bir anlatımla

teknik anlamda, hükmün infazına ilişkin bir karar olduğu, Türkiye Cumhuriyeti

ve İngiltere devletlerinin infaz kanunlarında, hükümlüler lehine ve aleyhine

düzenlemelerin var olduğunun aşikar olduğu, zira hükümlünün cezasını Türkiye'de

infaz etmek istediğini beyanla Türk İnfaz Hukukuna tabi olduğunu kabul etmiş

sayılacağı, aksi halin kabulü halinde, İngiltere'de verilmiş ve infazı da

düzenleyen hüküm gereğince Türk İnfaz kanunlarının gözardı edilmesine neden

olunacağı, zira İngiltere Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyet Devletlerinin taraf

olduğu Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 'Naklin Yerine Getiren

Devlet İçin Etkileri' başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen

'Mahkumiyetin infazı, yerine getiren Devlet Kanununa göre yapılacak ve yalnızca

bu Devlet tüm kararların alınmasında yetkili olacaktır.' şeklindeki hükmü ve

8/5/1984 tarih ve 3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke

Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza

Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanunu yürürlükten kaldıran 23/4/2016 tarihli

ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu'nun 'Türkiye'de

İnfaz' başlıklı 27. maddesinin (2.) fıkrasında yer alan 'Ağır ceza mahkemesince

verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.' hükmü ile aynı

yönde verilen Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2008/9433 esas 2010/18844 karar

sayılı içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, İngiltere Southwark Kraliyet

Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yerine

getirme kararında belirtilen cezanın yerine getiren devlet olan Türkiye

Cumhuriyetinin infaz kanunlarına göre yerine getirilmesi gerektiği, bu nedenle

infazın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına ilişkin Kanun

hükümlerine göre yapılması gerektiği anlaşıldığından itirazın reddine dair

aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır".

15. İtirazın reddi kararı 11/8/2016 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 9/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda

Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu'nun "Türkiye'de infaz"

kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir:

"(1) Yabancı devletin infazı

devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme

infaza başlanılması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme ayrıca

kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Ağır ceza mahkemesince verilen

mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir."

18. 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye’ye hükümlü

nakli" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"(1) Yabancı devlet mahkemeleri

tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan

hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı

amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir:

a) Hükümlünün Türk vatandaşı olması veya

Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması.

b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin

rıza göstermesi.

c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş

olması.

ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk

hukukuna göre suç teşkil etmesi.

d) Merkezî makamlarca aksi

kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı

gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması.

(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya

yakını tarafından Türkiye’ye nakil talebinde bulunulması hâlinde, yabancı

devlet makamlarından;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin

metni,

c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin

nakle rıza gösterdiğine dair belge,

ç) İnfazı gereken cezayı gösteren belge,

d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün

sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin

tavsiyeleri içeren belgeler,

e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada

belirtilen belgelerin tercümeleri, talep edilir.

(3) Nakil koşullarının bulunmadığının,

naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza

adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile

temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi

Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.

(4) Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı

karar verir."

19. 6706 sayılı Kanun'un

"Türkiye'de infaz" kenar başlıklı 31. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlünün nakline karar

verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı

makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün, nakli kabul etmesi

üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte

Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Cumhuriyet başsavcılığı, infazına

başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik

Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet

kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden

talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir;

verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.

(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği

devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç veya

cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün

hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar

verilir."

20. 6706 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 3002

sayılı Kanun'un "Yerine getirme şartları" kenar başlıklı 3.

maddesi şöyledir:

"Türk vatandaşları hakkında yabancı

ülke mahkemelerinden verilip kesinleşen mahkumiyetlerin Türkiye'de yerine

getirilebilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gereklidir.

1. Yabancı ülke yetkili makamınca

talepte bulunulması ve talepnameye;

a) Kesinleşen ve infazı gereken

mahkumiyet kararının tasdikli örneğinin ve uygulanan kanun maddeleri

metinlerinin,

b) Hükümlünün nakle rıza gösterdiğine

dair hakim huzurunda veya irade beyanını tespite yetkili Türk konsolosluk

görevlisi tarafından alınmış yazılı beyanının,

c) İnfazı gereken, bakiye cezayı

gösteren belgenin,

d) (a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan

belgelerin Türkçe tercümelerinin,

Eklenmesi.

2. Yabancı mahkeme kararında kabul

edilen subut sebeplerine bağlı kalınmak kaydıyla suç konusu fiilin, Türk

mevzuatına göre hürriyeti bağlayıcı ceza ve emniyet tedbirini gerektiren bir

suç teşkil etmesi,

3. İlgili taraflar arasında ayrıca

kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün yerine getirilmesi gereken

bakiye en az bir yıl hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması,

4. Yabancı mahkeme hükmündeki subut

sebeplerine göre Türkiye'de tayin olunacak ceza müeyyidesinin zamanaşımına

uğramamış bulunması,

5. Hükümlü hakkında mahkumiyetine esas

olan fiil sebebiyle, Türkiye'de ayrıca soruşturma veya kovuşturma yapılmamış

olması,

6. Mahkumiyete esas olan fiilin siyasi,

askeri veya bunlara murtabit cürümlerden bulunmaması,

7. Yerine getirme talebinin Türk hukuk

düzenine aykırı düşmemesi.

Türk vatandaşları hakkında yabancı ülke

mahkemelerinden verilip kesinleşen mahkumiyetlerin Türkiye'de yerine

getirilmesi için yukarıdaki şartların bulunması halinde Adalet Bakanlığı da

talepte bulunabilir."

21. 3002 sayılı Kanun'un "Talebin incelenmesi"

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Yabancı ülkede verilen mahkûmiyet

kararlarının Türkiye’de yerine getirilmesine Adalet Bakanı tarafından karar

verilebilir."

22. 3002 sayılı Kanun'un "Yerine getirme

kararı" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"Mahkemece yabancı ülkede verilen

mahkumiyet kararının aşağıda belirtilen şekilde yerine getirilmesine en geç 15

gün içinde karar verilir.

1. Yabancı mahkeme kararında subutu

kabul edilen suça, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza müeyyidesi veya

bu suça en yakın ceza müeyyidesi tayin olunur. Bu suretle tayin edilen ceza

miktarı yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Fiil

Türk hukukuna göre daha hafif cezayı gerektirdiği takdirde müeyyide buna göre

tayin olunur.

2. Yerine getirmeyi isteyen devlette

tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süreler cezadan mahsup edilir. Yerine getirme

kararının verilmesi sırasında cezadan mahsup işlemi yapılmamış veya mahsup

şartları daha sonra ortaya çıkmışsa bu hallerde de mahkemece gerekli karar

verilir."

23. 3002 sayılı Kanun'un "Yerine getirme " kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Kesinleşen yerine getirme

kararları genel hükümler dairesinde infaz olunur ve adli sicile

kaydedilir."

24. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20/9/2010 tarihli ve

E.2008/9433, K.2010/18844 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"Romanya Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti

Devletlerinin taraf olduğu “Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi”nin,

'Naklin, yerine getiren devlet için etkileri' başlıklı 9. maddesinin (3).

fıkrasında, 'Mahkûmiyetin infazı, yerine getiren Devlet Kanununa göre yapılacak

ve yalnızca bu Devlet tüm gerekli kararların alınmasında yetkili olacaktır.' ve

3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve

Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin

İnfazına Dair Kanun’un “yerine getirme” başlıklı 8. maddesinde de, 'Kesinleşen

yerine getirme kararları genel hükümler dairesinde infaz olunur ve adli sicile

kaydedilir.' hükümleri öngörülmektedir. Söz konusu hükümler gereğince, Bükreş

Ceza Mahkemesi, 1. Ceza Şubesince verilen ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce

yerine getirme kararında belirtilen cezanın, 'yerine getiren devlet' olan

Türkiye Cumhuriyeti’nin infaz kanunlarına göre yerine getirilmesi

gerekmektedir. Her iki mahkûmiyet hükmünün infazında, suç tarihlerinde

yürürlükte bulunması ve 'koşullu salıverilme süresi yönünden' suç tarihinden

sonra yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına

İlişkin Kanun hükümlerine göre lehe hükümler içermesi nedeniyle 5237 sayılı

TCK’nın 7/3. maddesi uyarınca 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un ve

765 sayılı TCK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir."

B. Uluslararası Hukuk

25. Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi 'nin "Naklin,

yerine getiren devlet için etkileri" kenar başlıklı 9. maddesi

şöyledir:

"1) Yerine getiren Devlet yetkili

mercileri:

a) 10 uncu maddede öngörülen şartlar

içinde, derhal veya bir mahkeme veya idarî kararla mahkûmiyetin infazına devam

edecek; veya

b) Adlî veya idarî bir kararla, hüküm

Devletinde verilen müeyyideyi 11 inci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde

aynı suç dolayısıyla yerine getiren Devlet kanunlarında öngörülen bir müeyyide

ile ikame etmek suretiyle, mahkûmiyet kararını o Devletin kararına

dönüştürecektir.

2) Yerine getiren Devlet, talep edilmesi

halinde, hükümlünün nakledilmesinden önce bu usullerden hangisini takip

edeceğini hüküm Devletine bildirecektir.

3) Mahkûmiyetin infazı, yerine getiren

Devlet Kanununa göre yapılacak ve yalnızca bu Devlet tüm gerekli kararların

alınmasında yetkili olacaktır.

4) Kendi millî mevzuatına göre bir başka

Âkit Devletin topraklarında işlenen suç dolayısıyla aklî durumu nedeniyle cezaî

yönden sorumlu görülmeyen kişilere uygulanacak önlemleri 1 inci fıkrada

öngörülen usullerden biriyle infaz edemeyecek olan ve bu gibi kişileri tedavileri

için kabule hazır olan her Âkit Devlet, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine

yapacağı bir bildirim ile bu durumlarda izleyeceği usulleri belirtebilir.

26. Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi 'nin "İnfazın

devamı" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"1) İnfazın devamı halinde, yerine

getiren Devlet, hüküm Devleti tarafından belirlenen şekilde hükmün hukukî

niteliği ve süresi ile bağlı olacaktır.

2) Bununla birlikte bu mahkûmiyet

niteliği veya süresi itibariyle yerine getiren Devlet Kanunu ile bağdaşmıyor

ise, veya bu Devletin Kanunu gerektiriyor ise bu Devlet bir mahkeme veya idarî

merci kararıyla müeyyideyi aynı nitelikteki bir suç için kendi kanunu

tarafından öngörülen bir ceza veya önleme dönüştürebilir. Cezalandırma veya

önlem, mümkün olduğu kadar niteliği itibariyle yerine getirilecek mahkûmiyete

uygun olacaktır. Tayin olunacak ceza veya tedbir, niteliği ve süresi

itibariyle, hüküm Devletinde verilen müeyyideden ağır olmayacağı gibi yerine

getiren devlet Kanununda öngörülen azamî miktarı da aşmayacaktır. "

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından verilen kararda 16 yıl hapis cezasının yarısının

çektirilmesine hükmedildiğini, İngiliz makamlarınca hazırlanan müddetnamenin de

bu durumu teyit ettiğini, bu hükmün infaz hukukuna ilişkin olmayıp maddi hukuka

dair olduğunu, 3002 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de infazı gereken bakiye

cezayı gösteren belgenin varlığına atıf yapıldığını, bu nedenle İngiliz

makamlarınca düzenlenen belgelere itibar edilmesi gerektiğini, dolayısıyla

infaz süresinin 8 yılı aşamayacağını, tüm bu iddialarının derece mahkemelerince

dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri

dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, hüküm giydiği ceza miktarından

Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi gereğince nakledildiği Türkiye’de

daha uzun süre ceza infazına maruz kaldığına ilişkindir. Başvurucunun iddiaları

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde ele alınmıştır.

31. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya

konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda

gösterilmek koşuluyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

32. Anayasa'nın kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence

altına alan 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanığı

durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargı organlarınca

verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veya güvenlik

tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir

Canan (2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

33. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerine

getirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri

Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,

mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına

almaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis

cezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay

Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 18).

34. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal

iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksun

bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğini

tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler

(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bu

koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundan

veya ölçülü olduğundan söz edilemez ve doğrudan kişi hürriyeti ile güvenliği

hakkı ihlal edilmiş olur (Ercan Bucak (2), B. No: 2014/11651, 16/2/2017,

§ 39; Şaban Dal, B. No: 2014/2891, 16/2/2017, § 31).

35. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak

Anayasa'nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte

Anayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi

hürriyetine getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir

(Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bir kimsenin mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi kapsamında hürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi

için her şeyden önce hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir

mahkeme tarafından verilmesi, ikinci olarak yerine getirilecek kararın

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir.

Ceza veya güvenlik tedbiri içermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin

hürriyetinden yoksun bırakılması mümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun

bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin

kapsamını aşmaması gerekir (Ercan Bucak (2), § 40; Şaban Dal, §

32).

36. Somut olayda başvurucu; İngiltere Southwark Kraliyet

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararda 16 yıl hapis cezasının yarısının

çektirilmesine hükmedildiğini, İngiliz makamlarınca hazırlanan müddetnamenin de

bu durumu teyit ettiğini, bu hükmün infaz hukukuna ilişkin olmayıp maddi hukuka

dair olduğunu, 3002 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de infazı gereken bakiye

cezayı gösteren belgenin varlığına atıf yapıldığını, bu nedenle İngiliz

makamlarınca düzenlenen belgenin dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla

infaz süresinin 8 yılı aşamayacağını belirtmiştir. Derece mahkemeleri ise temel

cezanın İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesince 16 yıl

olarak belirlendiğini, başvurucunun suçu kabul etmiş olması sebebiyle cezanın

yarısının infaz edilmesine de karar verildiğini, bu kararın cezanın ne

kadarının çektirileceğine ve dolayısıyla hükmün infazına ilişkin bir karar

olduğunu, infaza ilişkin olarak ise ilgili kanun ve uluslararası sözleşme

gereğince Türkiye Cumhuriyeti infaz kanunlarının geçerli olacağını belirterek

başvurucunun talebini reddetmiştir. Somut olayda başvurucu hakkındaki hükmün

gerek Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi 'nin 9. maddesi gerek 3002

sayılı Kanun'un 8. maddesi gerek 6706 sayılı Kanun'un 27. ve 31. maddeleri

gerekse Yargıtay uygulaması (bkz. §§ 17-24) uyarınca Türkiye Cumhuriyeti infaz

kanunlarına göre yerine getirileceği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

Öte yandan uyarlama yargılaması sonrasında başvurucu hakkında tayin edilen ceza

miktarının yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçmesi gibi

bir durum da söz konusu değildir. Zira her iki mahkeme de başvurucuya 16 yıl

hapis cezası vermiştir.

37. Somut olaydaki esas mesele başvurucu hakkındaki

hükmün yarısının çektirileceğine ilişkin olarak İngiliz mahkemelerince verilen

kararın infaza ilişkin olup olmadığıdır. Derece mahkemesi; başvurucu hakkındaki

temel cezanın İngiltere Southwark Kraliyet Ağır Ceza Mahkemesince 16 yıl olarak

belirlendiğini, başvurucunun suçu kabul etmiş olması sebebiyle yarısının infaz

edilmesine karar verildiğini, bu kararın cezanın ne kadarının çektirileceğine

ve dolayısıyla hükmün infazına ilişkin bir karar olduğunu belirtmiştir. Hukuk

kurallarının yorumlanmasında -Anayasa'ya bariz şekilde aykırı olarak- keyfîlik

bulunması ve bunun temel hak ve özgürlüklerin ihlaline sebebiyet vermesi hâli

dışında kanun hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanması derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 77; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 223). Ulusal

mahkemelerin/makamların yorumu keyfî veya açıkça gayrimakul olmadığı sürece

Anayasa Mahkemesinin rolü, yapılan yorumun etkilerinin Anayasa ile uyumlu olup

olmadığını tespit etmekle sınırlıdır. Somut olayda derece mahkemesinin

yorumunun belli bir temele dayandığı, keyfî ve açıkça gayrimakul olmadığı

görülmektedir. Nitekim İngiltere Mahkemesinin kararında başvurucunun 16 yıl

hapis cezası ile cezalandırıldığı, 16 yıl hapis cezasının yarısını çekmesi

hâlinde ise koşullu salıvermeden yararlanabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla

bu değerlendirmelerin cezanın infazına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu

nedenle başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti infaz kanunlarına göre tutulmaya devam

edilmesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik açık ve görünür bir

ihlal tespit edilememiştir.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Serdal BOYRAZ Vekili : Av. Celal ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/15796, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. VI. Hüküm
  17. A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. M. Emin KUZ

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/15796
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Adnan Ceylan Başvurusu (B. No: 2016/7302)
  • Ali Akar Başvurusu (B. No: 2017/21016)
  • Ragıp Cumhur Velibeyoğlu Başvurusu (B. No: 2017/34720)
  • Hüseyin Doğan Başvurusu (B. No: 2016/34610)
  • Abdulğani Orhan Başvurusu (B. No: 2017/22833)
  • Şevket Yirik Başvurusu (B. No: 2017/36503)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.