İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Ekinci Başvurusu (B. No: 2017/29200)

1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/29200Tarih9 Ocak 2020Okuma13 dk · 2.593 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Ekinci Başvurusu (2)

Karar tarihi
9 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/29200
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.593 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk

hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair

kararların bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi,

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması,

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde

sunulan savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan savcılık

görüşünün bildirilmemesi, mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma

usulünün uygulanmaması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz

taleplerinin değerlendirilmemesi, tutukluluk incelemeleri ile itiraz sonucu

verilen kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının, yargılamayı yürüten ağır ceza mahkemesinin doğal hâkim ilkesine

aykırı olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik konusunda oybirliği

sağlanamadığından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

10. İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkim olarak görev yapan

başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek

FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır.

11. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi

16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kurulu

ise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar vermiştir.

12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar

hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu,

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 18/7/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle İstanbul

Anadolu 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza

Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla başvurucunun anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı

ayrı tutuklanmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Anadolu

2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/8/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

15. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek 19/8/2016

tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6/1/2017 tarihli ve 29940

Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi

ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/1.

maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma yapma

yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin

bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu şeklinde değişiklik

yapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek

dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

17. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 28/4/2017 tarihinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/4/2017 tarihli talebi üzerine

başvurucunun tutukluluk durumunu incelemiş ve

tutukluluğun devamına karar vermiştir.

18. Başvurucu anılan karara 8/5/2017 tarihinde itiraz etmiş, İstanbul

9. Sulh Ceza Hâkimliğince 18/5/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine

karar verilmiştir.

19. Başvurucu, anılan kararı 30/5/2017 tarihinde öğrenmiştir.

20. Başvurucu 29/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 25/9/2017 tarihli iddianame

ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu

davası açmıştır.

22. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 25/9/2017 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin yanı sıra aynı gün başvurucunun

anılan suçtan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 103.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre resen tahliyesine de karar verilmiştir.

23. Mahkeme 4/10/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/53 sayılı dosyası

üzerinden sürdürülmüştür.

24. Mahkemece 13/11/2018 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir.

25. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 8/1/2020 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Anılan karara karşı istinaf

yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

yargılama dosyası ilk derece mahkemesindedir.

26. Başvurucu; hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması,

tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması,tutukluluğun devamı ve itirazın reddine

dair kararların bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi,

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması,

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde

sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık

görüşünün bildirilmemesi, mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma usulünün

uygulanmaması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin

değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine muhtelif tarihlerde bireysel

başvuruda (B. No: 2016/69931, 2017/23784, 2017/32952, 2017/35542, 2017/37749,

2018/6698, 2018/10178) bulunmuştur.

27. Anayasa Mahkemesi, yukarıda sayı numaraları belirtilen

bireysel başvuru dosyalarının aralarında kişi ve konu yönünden hukuki irtibat

bulunması nedeniyle birleştirilmesine ve incelemenin 2016/69931 numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına 8/6/2018 tarihindekarar

vermiştir.

28. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonca 27/7/2018

tarihinde yapılan inceleme sonucunda tutuklamanın hukuki olmadığına, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlandığına, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapıldığına, sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ve

mesleği nedeniyle özel soruşturma usulü uygulanmamasına ilişkin iddialar

yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması,

tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk

incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddia

yönünden anayasal ve kişisel önemden yoksun

olması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz

taleplerinin değerlendirilmediği iddiası yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2016/69931).

IV. İLGİLİ HUKUK

29. İlgili hukuk için bkz. Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

31. Başvurucu,bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak

geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında gözaltı

tedbiri uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık, adli mercilerce gerekçeleri belirtilmek suretiyle

başvurucu hakkında gözaltına alma kararı verildiğinden anılan tedbirin

uygulanmasının keyfî olmadığını belirtmiştir.

35.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında özetle gözaltına alma tedbirinin

somut bir delil ve suçüstü hâli olmaksızın hukuka aykırı bir biçimde

uygulandığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

36. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

38. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarak

gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; tutukluluk hâlinin hukuka aykırı bir şekilde uzatıldığını,tutukluluğun

devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama

nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir

kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin

gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da gerekçesiz bir şekilde

reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle

sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını ve cezaya dönüştüğünü belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde özetle başvurucu hakkında verilen

tutukluluğa ilişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağı

belirtilmiştir.

42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle tamamen

matbu gerekçelerle tutukluluk hâlinin sürdürüldüğünü belirterek Bakanlık

görüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.

b. Değerlendirme

43. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

44. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

45. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/11/2018

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun,

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

46 Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluk İncelemesi

Sonunda Verilen Kararların Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

47. Başvurucu, hakkında resen verilen tutukluluğun devamına

ilişkin kararların kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.

48. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

49. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, 2016 yılının

Kasım ve Aralık ayları ile 2017 yılının Ocak ayında tutukluluğun devamına

ilişkin verilen kararların kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle anılan kararlara

karşı süresinde itiraz edebilme ve kararların hukuki denetimi için başvuru

yollarına müracaat imkânının engellendiğini ifade etmiştir.

b. Değerlendirme

50. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir(İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

51. Suç isnadına bağlı olarak tutuklanan kişilerin tutukluluğun

devamına yönelik bir kısım kararın tebliğ edilmediği iddiasının başvurucunun

tahliyesine ya da mahkûmiyetine karar verilmesi hâlinde asıl davanın

sonuçlanmasını beklemeden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi hükümlerine göre

tazminat talep etmesi mümkündür (Salih

Sönmez, §§ 161-177; Özgür Arıbaş,

B. No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 55-61). Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilen başvurucular yönünden

anılan yolun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna

varmıştır (Cafer Yıldız, B. No:

2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B.

No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40).

52. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/11/2018 tarihinde

tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluk incelemeleri sonucunda

verilen kararların kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle tutuklama işlemine

karşı başvuru imkânlarından yararlandırılmadığına ilişkin iddiası 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğa karşı başvuru

imkânlarından yararlandırılmadığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun,

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

54. Başvurucu; hakkında isnat edilen suçtan dolayı yargılamanın,

kanun hükmünde kararname ile yapılan değişiklik sonrasında görev yaptığı yerin

bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il ağır ceza

mahkemesine ait olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

55. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

56. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

57. Somut olayda, UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda

ihlal iddialarına konu olan davanın -bireysel başvuruyu inceleme tarihi

itibarıyla-istinaf aşamasında derdest olduğu, bu anlamda işlemleri devam eden

yargılama açısından hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

D. Diğer Hak İhlali

İddiaları Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların bağımsız ve tarafsız

olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve

tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi,

mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma usulünün uygulanmaması,

tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin

değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

60. Başvurucu, bu şikâyetlerini daha önce Anayasa Mahkemesine

yaptığı bireysel başvurularda da dile getirmiştir (bkz. § 26).

61. Başvuru konusu somut olayda ileri sürülen bahse konu ihlal

iddialarıyla ilgili olarak başvurucunun daha önce bireysel başvuruda bulunduğu

ve anılan şikâyetlerine ilişkin 2016/69931 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonca yapılan

inceleme sonunda 27/7/2018 tarihinde kabul edilemezlik kararı verildiği (bkz. § 28) tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyetler yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısımlarının mükerrer başvuru niteliğinde olması

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltı tedbirinin hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemesi sonunda verilen kararların tebliğ

edilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Doğal hâkim güvencesi ilkesine aykırı işlem yapılması

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Diğer hak ihlali iddiaları yönünden başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Ali Rıza SÖNMEZ Başvurucu : Hüseyin EKİNCİ Vekili : Av. Ali TOKUL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/29200, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Kişi Hürriyeti ve
  10. C. Adil Yargılanma
  11. D. Diğer Hak İhlali
  12. B. 1. Gözaltı tedbirinin hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  13. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/29200
Tarih
9 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Berrin Baran Eker ve Muzaffer Özbek Başvurusu (B. No: 2015/11012)
  • A.o.c. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18175)
  • Mustafa Yavuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13131)
  • G.y. Başvurusu (B. No: 2016/1669)
  • Solmaz Mamedova Başvurusu (B. No: 2015/6724)
  • İlhami Arslan Başvurusu (B. No: 2015/7984)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.