İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Yıldırım Başvurusu (B. No: 2016/32116)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve

Başvuru No2016/32116Tarih19 Kasım 2020Okuma18 dk · 3.528 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Yıldırım Başvurusu (2)

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2016/32116
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.528 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve

tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; tek kişilik odada tutulma nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen iddialar

haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu iddialar

yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin

de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, 350).

10. Başvurucu, Bakanlıkta müsteşar yardımcısı olarak

görev yaparken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 18/1/2010

tarihinde Yargıtay üyeliğine seçilmiştir.

11. Başsavcılık 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen

darbe teşebbüsü ile ilgili olarak örgüte üye olduğu değerlendirilen Yargıtay,

Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyeleri hakkında cebir ve şiddet kullanarak

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya

değiştirmeye teşebbüs etme, FETÖ/PDY'yi kurma, yönetme ve üye olma suçlarından

16/7/2016 tarihinde soruşturma başlatmıştır.

12. Başvurucu, Başsavcılığın talimatıyla 20/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucunun ifadesi 21/7/2016 tarihinde

Başsavcılıkta alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile herhangi bir

bağlantısının olmadığını ve darbeye karışmadığını belirterek suçlamaları kabul

etmemiştir.

14. Başsavcılık başvurucuyu terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması istemiyle 21/7/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir.

15. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte

başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde özetle FETÖ/PDY

ile herhangi bir şekilde bağlantısının olmadığını ifade ederek suçlamaları

kabul etmemiştir.

16. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihinde

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar

vermiştir.

17. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz,

Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 3/8/2016 tarihinde benzer gerekçelerle

kesin olarak reddedilmiştir.

18. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 tarihinde başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, anılan karara başvurucunun yaptığı

itiraz Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 10/10/2016 tarihinde

reddedilmiştir. Başvurucu anılan kararı 31/10/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

19. Öte yandan başvurucu, tutuklandıktan sonra Sincan T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuş; Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulunun 7/9/2016 tarihli kararı ile güvenlik nedeniyle tek kişilik odaya

alınmıştır. Başvurucu, tek kişilik odaya alınması işleminin kaldırılması için

19/9/2016 tarihinde Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Ankara

Batı İnfaz Hâkimliği 23/9/2016 tarihinde başvurucunun talebinin reddine karar

vermiştir.

20. Başvurucu anılan karara karşı Ankara Batı 2. Ağır

Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş, Mahkeme 21/10/2016 tarihinde başvurucunun

itirazının kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu anılan kararı

8/11/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

21. Başvurucu 8/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Başsavcılık kamu davası açılması için Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben 6/11/2016 tarihinde fezleke düzenlemiştir.

23. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15/12/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun terör örgütü yöneticisi olma suçundan cezalandırılması

istemiyle hakkında kamu davası açmıştır.

24. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (Daire) iddianameyi kabul

etmiş ve E.2017/116 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

25. Daire 15/1/2020 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun terör örgütü yöneticisi olma suçundan 17 yıl 4 ay hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Daire hükümle birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla temyiz mahkemesi sıfatıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunda derdesttir.

27. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Ceza İnfaz Kurumundan

başvurucunun tek kişilik odada tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep

etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, Anayasa Mahkemesinin sorduğu tüm hususlara ilişkin

olarak 23/7/2019 tarihli yazı ile cevap vermiştir. Söz konusu cevabın ilgili

kısmı şöyledir:

"Adı geçen Kurumumuzda 22/07/2016

tarihinden bu yana Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan Tutuklu olarak

bulundurulmaktadır.

Adı geçen Tutuklunun 07/09/2016

tarihinden bu yana A Blok T1 Alt Nolu Tek Kişilik Odasında bulundurulduğu

anlaşılmıştır.

T1 Alt Oda koğuşunun resmi kapasitesi

Tek Kişidir.

T1 Alt Odasının Fiziki Boyutları AVLU

69,18 m², Oda 12,29 m², Wc Banyo 2,75m²ve havalandırma Penceresi boyutları

125/125 cm dir.

Oda Koğuşlarda Koku, Akma, Elektrik

Arızası v.b nedenlerden dolayı bakım/onarıma ihtiyaç olması durumunda, Hükümlü

ve tutukluların yazılı ve sözlü olarak bildirmeleri yada kurum personeli

tarafından tespit edildiğinde Ceza İnfaz Kurumu Teknisyenleri marifetiyle bakım

onarım işleri acele suretle yapılmaktadır.

İlgili Oda içerisinde tutukluların

kullanımına uygun bir adet Mutfak Evyesi, Mutfak Dolabı, Masa ve Sandalye bulunmaktadır.

Odadan bağımsız 4 adet tekli odaya ait

69,18 m² Açık Havalandırma bulunmakta olup, günde İki buçuk saat faydalanması

sağlanmaktadır.

Banyo ve bulaşık İhtiyacı için odalara

kişi başı günlük olarak 40 lt Sıcak su ve 120 lt soğuk su süre sınırlaması

bulunmaksızın haftanın yedi günü sağlanmaktadır.

Ceza İnfaz Kurumumuzda Günde iki kez

Sabah saat. 08.00 'de veAkşam saat. 20.00 'de Odalarda sayım yapılmaktadır.

Adı geçen Tutuklu hakkında tanzim edilen

psikososyal raporları ekte sunulmuş olup, Sağlığı yönünden Ceza İnfaz Kurumuna

getirilmesine müteakip 22/07/2016 tarihli ilk muayenesi ve kurumumuzda

bulundurulduğu süre içerisinde tedavisinin takibine yönelik tüm belgeler ekte

sunulmuştur.

Adı geçenin kurumumuzda bulundurulduğu

süre içerisinde yapmış olduğu Açık ve Kapalı görüş gün ve saatlerine ilişkin

belgeler ile Telefonla görüşmesine ilişkin belgeler ekte sunulmuştur.

Kurumumuzun 24/08/2016 tarih ve

2016/5215 sayılı idare ve gözlem kurulu kararınca;

...

... tutuklu hükümlülerin eğitim ve kütüphane

talepleri ... karşılanmaktadır. Adı geçenin kurumumuzda bulundurulduğu süre

içerisinde ailesi tarafından getirilmiş ve kurumumuz kütüphanesinden tarafına

verilen kitap ve eserlere ilişkin belge ekte sunulmuştur.

Yukarıda açıklanan hususlar ile adı

geçen tutuklunun Kurumumuzda Acil Yardım Butonu bulunan Tek Kişilik Oda/Koğuşda

Acil sağlık hizmetlerinden Yedi gün Yirmi Dört saat yararlanabildiği,

içerisinde Tuvalet, Banyo, Mutfak Dolabı ve Tezgahının bulunduğu odasında TV. izleyebildiği

günde iki buçuk saat havalandırma imkanından yararlandırıldığı, kurumumuzun

Revir, Kantin, Telefon, Açık Görüş ve Avukatı ile Görüşme, Berber, Çamaşırhane

gibi tüm hizmetlerden kurumumuzun güvenlik ve fiziki imkanları da dikkate

alınarak faydalandırıldığı yapılan araştırmalar neticesinde

anlaşılmıştır."

IV. İLGİLİ

HUKUK

28. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin

(5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu madde ile 100 üncü madde

gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın

salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"Soruşturma ve kovuşturma

evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

30. 5271 sayılı Kanun'un “İtiraz usulü ve inceleme

mercileri” kenar başlıklı 268. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kararına itiraz edilen hâkim veya

mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç

gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir."

31. 5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenar

başlıklı 271. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

"Merciin, itiraz üzerine verdiği

kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama

kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

32. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı 1. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Bu kanun, ceza infaz kurumları ve

tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya

bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve

kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz

hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."

33. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin

görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" (1) İnfaz hâkimliklerinin

görevleri şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz

kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri ,yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,

...

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan

konulara ilişkin hükümler saklıdır."

34. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine

şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ceza infaz kurumları ve

tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla

ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere

aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten

itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde

şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya

infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz

kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği

dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine

gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana

verilir.

...

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan

işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi

giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin

açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem

veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."

35. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyet

üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... Şikâyet başvurusu üzerine

infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir;

ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet

hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir;

ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü

veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını,

hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte

veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda

hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

...

İnfaz hakiminin kararlarına karşı

şikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir

hafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz

yoluna gidilebilir."

36. İlgili hukuk için ayrıca bkz. Raşit Konya, B.

No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019,

§§ 14-31.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

37. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz bir

kararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklama

nedenlerinin somut gerekçelerle açıklanmadığını, kaçma şüphesinin olmadığını,

Yargıtay üyeleri ile ilgili öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine

riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını, tüm

bu nedenlerle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde, öncelikle 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde düzenlenen tazminat davası açılmadan başvuru yapıldığından

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı

verilebileceği ileri sürülmüş; Anayasa Mahkemesi tarafından esastan inceleme

yapılacak olması durumunda ise başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında

açıklanan gerekçeler ile tutukluluk hâlinin devamına dair kararlarda değinilen

hususların ve eylemlere ilişkin olarak dayanılan delillerin içeriği dikkate

alındığında kuvvetli suç şüphesinin, kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin bulunduğu, ayrıca

soruşturma konusu suç için öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve

önemi de gözönünde tutulduğunda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı

sonucuna varılmasının keyfî olduğunun savunulamayacağı ileri sürülmüştür.

Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi

bir keyfiyetin bulunmadığı hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki

olmadığına dair şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez bulunması gerektiği ifade edilmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundakine

benzer iddialarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru

yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

42. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

"Başvuru süresi ve mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru

yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

43. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir.

44. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada

dikkate alınması gereken usule ilişkin şarttır (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

45. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen

sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 66).

46. Dolayısıyla suç isnadına bağlı şikâyetlere ilişkin

iddiaların dile getirildiği bir bireysel başvurunun ilk derece yargılaması

devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları

tüketildikten sonra başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin

Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

47. Bu bağlamda bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, tutukluluk hâlinin

devamı kararı sonrasında yapılması durumunda söz konusu karara itiraz edilmiş

ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekmektedir.

48. Somut olayda Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

11/9/2016 tarihinde verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara

başvurucunun yaptığı itirazın Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

10/10/2016 tarihinde reddedildiği ve anılan kararın 31/10/2016 tarihinde

başvurucuya tebliğ edildiği/öğrenildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 19). Bu nedenle

bireysel başvurunun nihai karar olan itirazın reddine dair kararın öğrenildiği

31/10/2016 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buna

göre nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün geçtikten sonra 8/12/2016

tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle kararın öğrenilmesinden

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

50. Başvurucu; tutuklanarak konulduğu ceza infaz

kurumunda diğer mahpuslar ile birlikte koğuşta kalmakta iken talebi olmamasına

rağmen mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya konulduğunu, bu kapsamda bir

kısım sosyal ve kültürel etkinlik ile spor etkinliğinden yararlandırılmadığını

ve tecrit edildiğini, bu nedenlerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

51. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Kurum

kütüphanesinden yararlandırıldığı, havalandırma alanını kullanabildiği, aile

fertleri ve avukatları ile belli periyotlarla görüşebildiği, kaldığı odanın

yeterli büyüklükte penceresi ile duş ve tuvaletinin bulunduğu belirtilmiştir.

Ayrıca somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı

ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

tek kişilik odada tutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek şikâyetlerin açıkça

dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde,

bu kapsamda başvurucunun Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı tek

kişilik odanın toplamda 12,29 m² büyüklüğünde olduğu, 2,75 m² büyüklüğünde

bağımsız lavabo ve tuvaletinin, 125x125 cm büyüklüğünde bir havalandırma

penceresinin bulunduğu, odadan bağımsız 69,18 m² büyüklüğünde avlusunun mevcut

olduğu ve başvurucunun günlük 2 buçuk saat havalandırmadan faydalandırıldığı,

ayrıca tutulduğu tek kişilik odanın içinde birer adet mutfak dolabı, masa ve

sandalye bulunduğu ve odasında televizyon izleyebildiği belirtilmiştir.

52. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru

formundakine benzer iddialarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

53. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

54. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

55. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi

bir sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve

cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele

yasağının mutlak mahiyeti nedeniyle Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen savaş

veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörülmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 33).

56. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,

ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz

ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler

kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

90). Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılırken (İbrahim Uysal, B.

No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla

birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip olunan haklar sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet

veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için sağlanacak

şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana,

§§ 35, 36).

57. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu

idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi

yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza

infaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden

mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar

geniş bir alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

58. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave

olarak bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamında

ihlal oluşturması için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının

gerektiğini ifade etmek gerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı

somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda

muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve

sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 23).

59. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında hükümlü ya

da tutuklu statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer

tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir

durum oluşturmadığını önceki kararlarında belirtmiştir. Buna göre disiplinin

sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer tutulan

kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan

Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017, § 39). Ayrıca

tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplini sağlama kaygısıyla

değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli iş birliği yapmalarını veya

dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş birliği yapmalarını önleme gibi

amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, § 44).

60. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana,

§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin

niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi

değerlendirilmelidir.

61. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik

bir odada tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü

muamele yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla

birlikte bu koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve

özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin

ötesinde asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir (Raşit Konya,

§ 50)

62. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

gerekçesiyle tutuklanarak

ilgili düzenlemeler gereğince, bir

bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu statüsünde olan Sincan T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın hücre statüsünde

bir oda olmaması, büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet ve duş için

ayrılmış uygun ve yeterli bölümlere sahip olması gibi özellikleri dikkate

alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen Avrupa

Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya, §§ 14-27) uygun koşullarda bulunduğu

anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, § 46; Timur

Demir, § 45).

63. Ayrıca başvurucunun açık havaya çıkma imkânından

günde ortalama iki saat olmak üzere en az bir diğer tutuklu/hükümlü ile ortak

bir avluyu kullanmak suretiyle faydalandırıldığı, tek başına tutulduğu süre

boyunca ailesi ve avukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş ve telefon

görüşmesi gerçekleştirdiği anlaşılmıştır (bkz. § 27). Sonuç olarak tek kişilik

odada tutulmuş olmakla birlikte ailesiyle, dış dünyayla ve diğer tutulanlarla

iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusal ve sosyal olarak izole

edildiği sonucuna ulaşılması mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki karar için

bkz. Ziya Özden, B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 33). Dolayısıyla

başvurucunun şikâyet ettiği tutulma koşulları bakımından kötü muamele yasağı

çerçevesinde aranan asgari ağırlık derecesine ulaşılmadığı sonucuna

varılmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin

bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve

tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Hüseyin YILDIRIM Vekili : Av. Uygar ERGİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/32116, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Kişi
  14. B. Kötü Muamele
  15. A. 1. Tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/32116
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Fikri Turğut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/22033)
  • Asım Özkan Başvurusu (B. No: 2019/18407)
  • G.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/16625)
  • Adem Başar Başvurusu (B. No: 2017/27681)
  • Songül Uçkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2070)
  • Adem Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/29465)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.