İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsnü Aşkan Başvurusu (B. No: 2015/4057)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması ve formül

Başvuru No2015/4057Tarih31 Ekim 2018Okuma19 dk · 3.813 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüsnü Aşkan Başvurusu

Karar tarihi
31 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/4057
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.813 kelime·19 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması ve formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu; Van (TMK mülga 10. madde ile görevli) Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye

olma, devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, kamu malına zarar verme

suçlarından 7/12/2012 tarihinde Van (TMK mülga 10. madde ile görevli) 2 No.lu

Hâkimlikçe tutuklanmıştır.

9. Van Cumhuriyet Başsavcılığı yürütülen soruşturma sonucunda

14/2/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma,devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, kamu mala

zarar verme (üç kez), kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak

ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (üç kez), tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma veya el değiştirme (beş kez), toplantı ve yürüyüşlere silah

veya benzeri aletlerle katılma (üç kez), görevi yaptırmamak için direnme (üç

kez) suçlarından cezalandırılması istemiyle Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK

mülga 10. madde ile görevli) E.2014/52 sayılı dosyasına kaydedilen dava açmıştır.

10. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/52 sayılı dosyası

üzerinden görülen davada, başvurucu yönünden 24/2/2014 tarihinde tensiben tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

11. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesince, 6526 sayılı Kanun'un 06/03/2014

tarihli ve28933 sayılı mükerrersayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. maddesi ile

yetkili mahkemelerin kapatılması üzerine dava dosyasının Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmesine karar vermiştir.

12. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesince 21/3/2014 tarihli tensip

incelemesiyle birlikte ile başvurucunun "CMK’nın 100-108. maddeleri gereğince atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, olay tutanakları arama el koyma tutanakları tape

kayıtları müşteki ifadeleri sanık savunmaları ve fotoğraf teşhis tutanaklarına

göre sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin somut delillerle desteklenen

kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerine atılı

suçlar arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan

suçların bulunması, suça öngörülen cezanın kanunda öngörülen cezasının miktarı

ile sanığın tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanık hakkında

tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda

mevcut olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

13. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 13/5/2014, 8/7/2014,

16/9/2014, 23/10/2014, 20/11/2014, 16/12/2014, 15/1/2015 ve 12/2/2015 tarihli

duruşmalarda da aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

14. Başvurucu, Mahkemece 12/2/2015 tarihli duruşmada yukarıdaki

gerekçelerle verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz etmiş;

itirazı inceleyen Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi yapılan itirazı 17/2/2015

tarihli kararı ile "suçun vasıf ve

mahiyeti, kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, üzerine atılı

suçun niteliği nazara alınarak Hakkâri 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/2/2015

tarihli duruşmasında geçen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın usul ve

yasaya uygun olduğu, tutuklama kararından sonra tutuklama nedenlerini ortadan

kaldıran bir olgunun meydana gelmediği, kaçabileceği şüphesinin kuvvetle

muhtemel olması nedenleriyle ve şüphelihakkında adli

kontrol tedbirlerinden birisine başvurmanın da yasal ve yukarıda gösterilen

nedenlerle beklenen yararı sağlamayacağı" gerekçesiyle

reddetmiştir.

15. Anılan karar 23/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 24/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Mahkeme 11/2/2016 tarihinde başvurucunun silahlı suç

örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan 10 ay hapis (iki

kez), kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesise yönelik mala zarar verme

suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis, izinsiz olarak tehlikeli maddeleri bulundurma

suçundan 6 yıl 11 ay 10 gün hapis ve 13.880 TL adli para cezası (iki kez), mala

zarar verme suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve

hükümle birlikte "tutuklu sanık hakkında

hükmolunan netice hapis cezasının miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre veinfaz şartları nazara alınarak"

gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:

" .. a-İddianamede 12. Eylem olarak

adlandırılan Fatih Sultan Mehmet İlk Öğretim okulunun molotof

ile yakılmasına ilişkin yapılan yargılama neticesinde; PKK-KCK terör örgütünün kürtçe ana dilde eğitim yapılması amacıyla mensuplarına

okulların yakılması yönünde verdiği talimat sonrası Hakkari merkezde bulunan

Fatih Sultan Mehmet İlk Öğretim okulunun 01/10/2012 tarihinde molotof atılması suretiyle kısmen yakıldığı, sanık İ. D.'ın Cumhuriyet Savcısı huzurunda bu eylemi M.Ş.K., Hüsnü Aşkan ve H.A. ile birlikte yaptıkları yönünde beyanı, sanık

N.G.'nin Cumhuriyet Savcısı huzurunda bakkalda iken

H., H. ve İ.'ın yanından ayrıldıktan 40 dk sonra okulun yakıldığına ilişkin ifadesi, olayın olduğu

gece H. ve Hüsnü arasında yapılan telefon görüşmeleri hep birlikte

değerlendirildiğinde sanığın örgüt çağrısı üzerine molotof

ile Fatih Sultan Mehmet ilk öğretim okulunun yakılması eylemine iştirak ettiği

bu şekilde üzerine atılı terör örgütü faaliyeti çerçevesinde mala zarar verme

ve izinsiz tehlikeli madde bulundurmak suçlarını işlediği vicdani kanaatine

varılmıştır.

Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, açık ve gizli tanık beyanları, görüşme kayıtları vs deliller nazara alınarak sanığın kendisini cezadan

kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş, suçun işleniş biçimi, meydana

gelen zarar, toplumda oluşturduğu kaos ve korku iklimi nazara alınarak alt

hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

b-Girişim Ticaret isimli iş yerinin 12/10/2012

tarihinde molotof ile yakılması eylemine ilişkin yapılan yargılama neticesinde; PKK-KCK

terör örgütünün ideolojisi çerçevesinde Hakkari merkezde bulunan Girişim

Ticaret isimli iş yerinin el yapımı patlayıcı atılması suretiyle kısmen

yakıldığı, sanık İ.D.'ın Cumhuriyet Savcısı huzurunda

bu eylemde gözcülük yaptığı, M.Ş.K. ve H.A.'nın iş

yerini patlattığı yönündeki beyanı, sanık N.G.'ün

olay akşamı H., Hüsnü, İ. ve başkaca bir erkeği yanına geldiğini ve

ayrıldıklarını, 5-10 dk sonra patlama olayının

gerçekleştiği yere gittiğinde burada H.A., Hüsnü Aşkan

ve İ.D.'ı gördüğüne ilişkin ifadesi, olay akşamı

Hüsnü ve H. arasında geçen 8 ve 9 nolu telefon

görüşmeleri ve bu görüşmelerdeki panik hali hep birlikte değerlendirildiğinde

sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde el yapımı patlayıcı ile Girişim Ticaret

isimli iş yerinin yakılması eylemine iştirak ettiği bu şekilde üzerine atılı

terör örgütü faaliyeti çerçevesinde mala zarar verme ve izinsiz tehlikeli madde

bulundurmak suçlarını işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.

Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, açık ve gizli tanık beyanları, görüşme kayıtları vs deliller nazara alınarak sanığın kendisini cezadan

kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş, suçun işleniş biçimi, meydana

gelen zarar, toplumda oluşturduğu kaos ve korku iklimi nazara alınarak alt

hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

c-İddianamedeki 2. Eylem olarak adlandırılan

20/10/2012 tarihli eylemde işlenen suçlara ilişkin yapılan yargılama

neticesinde; PKK-KCK terör örgütünün yayın organı niteliğindeki Fıratnews'in internet sitesi üzerinden yapılan çağrı

üzerine, PKK terör örgütü mensuplarının ceza evinde bulunan mensupları ile

dayanışma için eylem yapılması talimatı verildiği, bu haber sonrası ölü olarak

ele geçirilen R.C. ve C.T. isimli terör örgütü mensuplarının defin edilmesi

öncesi ve sonrasında gün içerisinde sabahtan akşama kadar sayıları 50-100

arasında değişen grupların terör örgütü lehine slogan atma, lastik yakma,

barikat kurma, ateş yakma, kamuya ait binalara, güvenlik güçlerine taşlı, molotof kokteyli ve havai fişekli saldırılarda

bulundukları, sanığın güvenlik kuvvetlerine dağılın ihtarına rağmen söz konusu

izinsiz gösterilere katıldığı, dosya içerisindeki fotoğraf teşhis tutanağında

da bu hususun sabit olduğu, bu sebeple üzerine atılı 2911 sayılı yasaya

muhalefet suçunu işlediği, ancak sanığın güvenlik görevlilerine molotof ya da taş attığının sabit olmadığı, bu sebeple

direnme, izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak ve silahla toplantı ya da

gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işlediği sabit olmadığı vicdani kanaate

varılmıştır.

Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, fotoğraf teşhis tutanağı, olay tutanağı nazara alınarak

sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş,

suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, toplumda oluşturduğu kaos ve korku

iklimi nazara alınarak alt hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılması

yoluna gidilmiştir.

d- İddianamedeki 3. Eylem olarak adlandırılan

17/11/2012 tarihli eylemde işlenen suçlara ilişkin yapılan yargılama

neticesinde; PKK-KCK terör örgütünün yayın organı niteliğindeki Fıratnews'in internet sitesi üzerinden yapılan çağrı üzerine,

terör örgütü ele başısı Abdullah Öcalan'ın sözde

cezaevi koşulları ile tecrit iddialarını protesto etmek amacıyla başlatılan

açlık grevlerine destek amacıyla Hakkari il merkezinde sabah saatlerinden gece

vakitlerine kadar sayıları 10-90 arasında değişen grupların terör örgütü lehine

slogan atma, lastik yakma, barikat kurma, ateş yakma, kamuya ait binalara,

güvenlik güçlerine taşlı, molotof kokteyli ve havai

fişekli saldırılarda bulundukları, sanığın güvenlik kuvvetlerine dağılın

ihtarına rağmen söz konusu izinsiz gösterilere katıldığı, dosya içerisindeki

fotoğraf teşhis tutanağında da bu hususun sabit olduğu, bu sebeple üzerine

atılı 2911 sayılı yasaya muhalefet suçunu işlediği, ancak sanığın güvenlik

görevlilerine molotof ya da taş attığının sabit olmadığı,

bu sebeple direnme, izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak ve silahla

toplantı ya da gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işlediği sabit olmadığı

vicdani kanaate varılmıştır.

Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, fotoğraf teşhis tutanağı, olay tutanağı nazara alınarak

sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş,

suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, toplumda oluşturduğu kaos ve korku

iklimi nazara alınarak alt hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılması

yoluna gidilmiştir.

e- Sanığın silahlı terör örgütü PKK'ya üyelik

suçuna ilişkin sanık hakkında PKK terör örgütüne üye olmak suçundan dava

açıldığı, mahkememizce yapılan yargılama neticesinde sanığın süreklilik

gösteren örgüt talimatı ile okul ve iş yeri bombalama ve yakma, PKK terör

örgütünün propagandası haline dönüşen içinde 2911 sayılı yasaya muhalefet,

direnme gibi suçlarında işlendiği izinsiz toplantılara ve yürüyüşlere

katıldığı, sanığın eylemlerinin süreklilik vasfını taşıdığı, örgütün

çağrılarına cevap vererek istenen eylemleri gerçekleştirdiği, örgüt mensubu

olmayan birisinin yapamayacağı sonuçları ağır olacak suçlar işlediği, bu

suçların da hiyerarşik bir düzen altında gerçekleştirdiği nazara alınarak

sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.

Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, açıktanık beyanları, olay tutanakları, telefon görüşmeleri,

fotoğraf teşhis tutanağı vs. dosya içerisindeki diğer deliller nazara alınarak

sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş,

suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, toplumda oluşturduğu kaos ve korku

iklimi nazara alınarak alt hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılması

yoluna gidilmiştir."

18. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/2/2016 tarihli

mahkûmiyet kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10/10/2016 tarihli ilamıyla

silahlı suç örgütüne üye olma suçu, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçları ve

kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesise yönelik mala zarar verme suçları

yönünden onanmış; izinsiz olarak tehlikeli maddeleri bulundurma suçları ile

mala zarar verme suçu yönünden bozulmuştur.

19. Bozma kararı sonrası Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesince

onanan suçlar yönünden hükümler kesinleştirilerek infaz için Hakkâri Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiş, bozulan suçlar yönünden ise E.2017/4 sayılı dosya

üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Kesinleşen ilamlar nedeniyle hükümlü

hâline gelen başvurucu hakkında tutukluluk durumuyla ilgili olarak Mahkemece de

herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

bozulan suçlar yönünden ilk derece mahkemesince derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde

302, 303, 304, 307, 308),

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1), (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

23. 5271 sayılı Kanun'un

"Tazminat istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

25.5237 sayılı Kanun'un "Silahlı

örgüt" kenar başlıklı 314. maddesi şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Mala zarar vermenin nitelikli halleri" kenar

başlıklı 152. maddesi şöyledir:

"(1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu

hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis

veya diğer eşya hakkında,

..

İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan

dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(1)

(2)

Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde

kullanarak,

..

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına

kadar artırılır.."

27. 2911 sayılı Kanun'un "Direnme"

kenar başlıklı 32. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kanuna aykırı toplantı veya gösteri

yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar

ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı

ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre

verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her

seferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini,

tutukluluğun makul süreyi aştığını, ret kararlarında somut gerekçelerin

gösterilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"...

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

31. Başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelen

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya ilk

derece mahkemesi kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş ise dava

sonuçlanmış olsun (Hamit Kaya, B.

No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 45-50) ya da olmasın (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,

29/9/2016,§§ 33-45) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat

davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna

varmıştır.

33. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının her

şeyden önce ulaşılabilir olmaları gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu

yollara yer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi,

tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için Kanun'da

öngörülen sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat yolunun ulaşılabilir

olmadığını ve tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,

2/7/2015, §§ 45-50).

34. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükümleri 10/10/2016

tarihinde kesinleşen başvurucunun, bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

itibarıyla tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır (bkz. § 24). Bu

nedenle söz konusu tazminat yolunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası

bakımından ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla başvurucunun mağduriyetini

giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yolunun bulunmadığı

açıktır.

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

36. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip

olduğu belirtilmiştir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60; Halas

Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, § 66).

37. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan "serbest bırakılmayı isteme" hakkı

uyarınca, bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan

kişiler ilgili yargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini

talep edebilirler. Yargı organlarınca, tutukluluğun her aşamasında gerek

kişinin serbest bırakılma talebi üzerine gerekse resen yapılan incelemelerde

tutulmanın meşru nedenlerinin açıklanması Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının bir gereğidir (Halas Aslan,

§ 67).

38. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkına

sahip olduğu ifade edilmiştir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanan kişinin

yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereği

diğerlerine göre daha fazladır. Buna göre başta savcılıklar ve mahkemeler olmak

üzere tüm kamu organları, tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma

süreçlerinin -adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere riayet edilmek

koşuluyla- süratli bir şekilde sonuçlandırılması için özenli davranmalıdırlar (Halas Aslan, §§ 68-71).

39. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığı

konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir

kişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi

özelliklerine göre değerlendirilmelidir (Murat

Narman, § 61). Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

40. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında

sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğa ilişkin

kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkin

kararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın neden

ölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§ 74, 75).

41. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğunun tüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa

da belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda,

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun somut olgularla birlikte açıklanması

gerekir (Halas Aslan, § 76).

Ayrıca belirli bir süreyi aşan tutukluluğa ilişkin devam kararlarında tutuklama

nedenlerinin soyut olarak belirtilmesi yeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 70).

42. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda

tutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göre

temel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerinin

neden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas

Aslan, § 78).

43. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığı

şikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, tutukluluğa ilişkin gerekçelerin

ilgili ve yeterli olmadığı veya tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma

süreçlerinin kamu organlarının özen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları

nedeniyle tamamlanmadığı kanaatine varılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı

sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan,

§§ 82, 83).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Başvurucu; silahlı terör örgütüne üye olma,devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, kamu

malına zarar verme (üç kez), kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız

katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (üç kez), tehlikeli maddeleri

izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme (beş kez), toplantı ve yürüyüşlere

silah veya 23. mad. belirtilen aletlerle katılma (üç kez), görevi yaptırmamak

için direnme (üç kez) suçlarıyla suçlanmış ve 7/12/2012 tarihinde

tutuklanmıştır. Tutuklu olarak sürdürülen yargılama sonunda ilk derece

mahkemesinin 11/2/2016 tarihli kararı ile başvurucunun mahkûmiyetine ve hükümle

birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Böylece başvurucunun bir suç

isnadına bağlı olarak tutulması, mahkûmiyet tarihinde sona ermiştir. Anılan

mahkûmiyet hükmünün Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, böylece

başvurucunun tutulmasının yeniden suç isnadına bağlı hâle dönüşmediği

görülmektedir. Buna göre başvurucu 7/12/2012-11/2/2016 tarihleri arasında 3 yıl

2 ay 4 gün süreyle bir suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun

bırakılmıştır.

45. Başvurucunun isnat edilen suçlar yönünden kuvvetli suç

şüphesi altında bulunduğu ilk tutuklama kararı da dâhil olmak üzere tutukluluğa

ilişkin tüm karalarda vurgulanmıştır. Başvurucu hakkında verilen 11/2/2016

tarihli tutukluluğun devamı kararında suç şüphesine ilişkin olay tutanakları, arama el koyma tutanakları, tape kayıtları, müşteki ifadeleri, sanık savunmaları ve

fotoğraf teşhis tutanakları gibi somut delillere atıfta

bulunulmuştur. Anılan delillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön

şartı olan kuvvetli suç şüphesi yönünden Mahkeme kararlarının açıklayıcı ve

yeterli olduğu görülmektedir.

46. Bu belirlemeler karşısında başvuru konusu yargılama

kapsamında 7/12/2012 tarihinde tutuklanan ve 11/2/2016 tarihinde mahkûmiyet

hükmü verilen başvurucunun, 10/10/2016 tarihli Yargıtay ilâmıyla silahlı suç

örgütüne üye olma, 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa

muhalefet ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesise yönelik mala zarar

verme suçları yönünden hükümlerin onanmış olduğu anlaşılmaktadır. 10/10/2016

tarihi itibarıyla “suç isnadına bağlı olarak” verilen bir tutuklama kararı

olmamakta; hürriyetten yoksun bırakılmanın nedenini bu aşamada ilk derece

mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü oluşturmaktadır. Yargıtayca

bozulan suçlar yönünden Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/4 sayılı dosya

üzerinden devam eden yargılamada da bu durum dikkate alınarak başvurucunun

tutukluluk durumuyla ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Başvuru konusu

yargılama kapsamındaki bir kısım suçlar yönünden bozma kararı sonrasında

yargılama bu aşamada varlığını devam ettirmekte ise de,

11/2/2016 tarihinde mahkûmiyet hükmüyle birlikte verilen tutukluluğun devamına ilişkin

karar, başvurucunun hürriyetinin kısıtlanmasına tek başına ve “suç isnadına bağlı olma” halinden

bağımsız olarak neden olmaktadır (Fikret

Eskin, B. No: 2012/348, 4/12/2013, §§ 48,49).

47. Derece mahkemelerinin gerekçelerinde yer alan tutuklama nedenlerine

ilişkin açıklamalar incelendiğinde, öncelikle suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereği "tutuklama

nedeni varsayılabilen" suçlar arasında olmasına değinildiği, ayrıca suçun

niteliğine, suça ilişkin Kanun'da öngörülen cezanın süresine ve tutuklama

tedbirinin ölçülü olmasına dayanıldığı görülmektedir. Kişinin mahkûmiyeti

hâlinde alacağı hapis cezanın ağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret eden

durumlardan biridir. Başvurucunun suç işleme eğilimi ve suçların niteliği de

dikkate alındığında mahkemelerce verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi dikkate alındığında

ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Öte yandan başvurucunun yargılandığı dava, 2012 yılı içinde

çeşitli tarihlerde gerçekleşen olaylar nedeniyle işlenen nitelikli çeşitli

suçlardan sekiz sanık hakkında devam etmiştir. Dava, temelde silahlı terör

örgütü üyeliği ve bu kapsamda gerçekleştirilen toplumsal eylemler nedeniyle

işlenen suçlara ilişkin olup yargılama sonucunda başvurucunun da aralarında

olduğu bir kısım sanık silahlı terör örgütü

üyeliği, kamu malına zarar verme ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet

suçlarını ve diğer suçları işlediği sonucuna varılmıştır. Van 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin (TMK mülga 10. madde ile görevli) E.2014/52 ve Hakkâri 1. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2014/243 sayılı dosya üzerinden yürütülen yargılamada on

altı kez celse açmıştır. Mahkeme sanık savunmalarını almış, müştekileri ve

ulaşılabilen tanıkları dinlemiş, sair delillerin toplanması işlemlerini

tamamlamıştır. Bu itibarla genel olarak davanın yürütülmesinde derece

mahkemelerince bir özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.

49. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin derece

mahkemelerince açıklanan gerekçelerin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru

nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve davanın

yürütülmesinde bir özensizliğin bulunmaması dikkate alındığında 3 yıl 2 ay 4

günlük tutukluluk süresinin somut olayın koşullarında makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu : Hüsnü AŞKAN Vekili : Av. Gülabi SEVEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/4057, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60; Halas
  11. A. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL
  12. B. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında güvence altına
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Özgüldür
  15. Gökcan
  16. Başpınar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/4057
Tarih
31 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Abdullah Doğan Başvurusu (B. No: 2015/69)
  • Orhan Hisar ve Şerife Özlem Hisar Başvurusu (B. No: 2015/299)
  • Sabri Dursun Başvurusu (B. No: 2015/1895)
  • Hacer Acar ve Hatice Hacıoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1536)
  • Ali Galip Baltaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/813)
  • Mansure Baydemir ve Mehmet Ali Baydemir Başvurusu (B. No: 2015/3919)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.