İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabri Dursun Başvurusu (B. No: 2015/1895)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluk

Başvuru No2015/1895Tarih11 Ekim 2018Okuma14 dk · 2.810 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sabri Dursun Başvurusu

Karar tarihi
11 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/1895
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.810 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte

olan bir soruşturma kapsamında 8/12/2013 tarihinde İstanbul 1 No.lu

Hâkimliğince (TMK mülga 10. maddeyle görevli) uyuşturucu ya da uyarıcı madde

ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklanmıştır.

10. İstanbul 3 No.lu Hâkimliğince (TMK mülga 10. maddeyle

görevli) 6/3/2014 tarihli kararla dosya üzerinden başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14/3/2014 tarihli

yetkisizlik kararıyla soruşturma dosyası Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiş ve Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/ 6919 soruşturma

numarasına kaydedilmiştir.

12. Düzce 3. Sulh Ceza Mahkemesi başvurucunun müdafiini dinleyerek yaptığı inceleme sonunda 8/5/2014

tarihinde başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiş, bu karara yapılan itiraz ise Düzce 4. Asliye

Ceza Mahkemesinin 13/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

13. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 3/6/2014 tarihli karşı

yetkisizlik kararıyla soruşturma dosyası tekrar İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/102021

soruşturma numarasına kaydedilmiştir.

14. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/9/2014 tarihli

iddianamesi ile uyuşturucu ya da uyarıcı madde ticareti yapma veya

sağlama suçundan başvurucu hakkında aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

15. İddianame, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

19/9/2014 tarihinde kabul edilmiş veİstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2014/228 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.

16. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun

tutukluluk durumu 9/10/2014 ve 23/10/2014 tarihlerinde dosya üzerinden

değerlendirilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

17. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince 4/11/2014 tarihinde

yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve dosyanın

yetkisizlikle Düzce Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu

duruşmada başvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.

18. Tutukluluk hâlinin devamı kararına karşı başvurucunun

yaptığı itirazı inceleyen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 12/11/2014 tarihli

kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar, başvurucu vekiline

5/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 23/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

20. Dosyanın gönderildiği Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi 12/2/2015

tarihinde, tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi aşamasında karşı yetkisizlik

kararı vermiş ve yetki uyuşmazlığının giderilmesi için dosyayı Yargıtay 5. Ceza

Dairesine göndermiştir.

21. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 13/4/2015 tarihli ilamıyla Düzce 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

Bunun üzerine dava dosyası Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/74 sırasına

kaydedilmiş ve yargılamaya başlanmıştır.

22. Mahkeme 18/5/2015 tarihli tensip incelemesi aşamasında ve

18/6/2015 tarihli kararla başvurucuyu dinlemeksizin dosya üzerinden tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir. 22/7/2015 tarihli celsede başvurucunun

savunması alınmıştır.

23. Devam eden yargılamada Mahkeme 10/12/2015 tarihli kararıyla,

başvurucunun uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan 12 yıl hapis ve

24.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2)

Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim

veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

27. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2)

Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde

şüpheli tarafından da istenebilir.

(3)

Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar

arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen

karar verir."

28. 5271 sayılı Kanun'un"İtirazın cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile

inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı 270. maddesi

şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2)

(Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler

uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması

durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

30. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 11/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; tutukluluğun başvuru tarihi itibarıyla 13 ay 15

gündür devam etmesine rağmen dosyayla ilgili esasa yönelik hiçbir işlem

yapılmadığını, verilen yetkisizlik kararıyla birlikte tutukluluk durumunun daha

da uzayacağını ve dosyanın bu şekilde sürüncemede kalacağını hatta yetkisizlik

kararıyla tutukluluk durumunun uzunca bir süre değerlendirilmesinin de imkânsız

hâle geldiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

itibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam

ettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık

altındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

37.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

38. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,

25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

39. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 10/12/2015 tarihinde

mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına

ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada

incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun

telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

1.Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

41. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin olarak gerek talep üzerine

gerekse resen yapılan incelemelerin duruşmasız olarak gerçekleştirildiğini

belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

42. Bakanlık görüşünde; bu iddia yönünden başvurucunun özgürlük

ve güvenlik hakkının ihlal edilip edilmediği hususunun takdirinin Anayasa

Mahkemesine ait olduğunu belirtmiştir.

2. Değerlendirme

43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Somut olayda ihlal iddialarınınözü itibarıyla

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına

yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık altındaki

iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

a. 4/11/2014 Tarihine

Kadar Olan Tutukluluk İncelemeleri Yönünden

45. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kanun’un 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru

yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

46. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığı şikâyeti tutukluluğun makul süreyi aşması şikâyeti

gibi devam eden nitelikte bir müdahale değildir.Bu

nitelikteki bir müdahale, mahkeme önüne çıkarılmayla sona erer. Bu durumda

bireysel başvurunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılma tarihinden itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

47. Somut olayda 4/11/2014 tarihinde duruşma açılarak

başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiştir. Başvurucu bu tarihten itibaren

otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 23/1/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. 4/11/2014 ile 22/7/2015

Tarihleri Arasındaki Tutukluluk İncelemeleri Yönünden

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel

İlkeler

50. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,

hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013, § 122).

51. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciine yapılması

gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancak talep

hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargı

merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler

bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve

tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi

sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, § 328).

52. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumunda

hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamında

bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).

53. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksun

bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olan

delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve

aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını hâkim/mahkeme önünde

sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması tutukluluğa itirazını çok

daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi, bu haktan

düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 66; Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 333; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 267).

54. Anılan güvencenin bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un

105. maddesinde, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

salıverilme istemleri karara bağlanırken duruşmada karar verilecek ise

Cumhuriyet savcısının yanı sıra şüpheli, sanık veya müdafinin görüşünün

alınacağı belirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde ise soruşturma evresinde

şüphelinin tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda karar

verilirken şüpheli veya müdafiinin dinlenilmesi

gerektiği düzenlenmiştir. Öte yandan Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile 267. maddesine göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında

verilmiş tüm kararlar, mahkeme önünde itiraza konu olabilmektedir (Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 269). Tutukluluğa ilişkin kararların itiraz incelemesi

bakımından aynı Kanun'un 271. maddesinde itirazın kural olarak duruşma

yapılmaksızın karara bağlanacağı ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı

ve sonra müdafi veya vekilin dinlenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre tutukluluk incelemelerinin ya da tutukluluğa ilişkin itiraz

incelemelerinin duruşma açılarak yapılması hâlinde şüpheli, sanık veya müdafiinin dinlenilmesi gerekmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 334).

55. Ancak tutukluluğa ilişkin verilen her kararın itirazının

incelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma

yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle

Anayasa'da öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı

gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak

itirazlar için her durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).

(2)İlkelerin Olaya Uygulanması

56. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince 4/11/2014 tarihinde

yapılan duruşma sonucunda başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiş,

bu duruşmada başvurucu ve müdafii hazır bulunmuştur.

Bu karara yapılan itiraz, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan incelemeden sekiz gün gibi makul bir süre sonra 12/11/2014

tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince gerçekleştirilen itiraz

incelemesinin duruşmalı yapılması bir zorunluluk olarak kabul edilemez.

57. Ancak yetkisizlik kararları ile yetki uyuşmazlığının

giderilmesi ve sonrasındaki yargılama sürecinde başvurucunun 22/7/2015 tarihine

kadar tutukluluk incelemeleri kapsamında hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadığı

görülmektedir.

58. Bu durumda başvurucunun tutukluluk incelemeleri 4/11/2014

ile 22/7/2015 tarihleri arasında hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılmıştır. Başvurucunun bu süreçte tutukluluğa yönelik itirazlarını,

tutuklanmasına dayanak olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine

yönelik iddialarını, lehine ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı

beyanlarını, tahliye taleplerini hâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile

getirmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk durumununyaklaşık dokuz ay boyunca duruşmasız olarak

incelenmesi silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ile bağdaşmamaktadır.

59. Nitekim Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda

başvurucuların tutukluluk durumunun 7 ay 2 gün (Mehmet Halim Oral,B.

No: 2012/1221, 16/10/2014, § 53; Ferit Çelik,B.

No: 2012/1220, 10/12/2014, § 53) ve 3 ay 17 gün (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128, 18/11/2015, §

61) boyunca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda

verilen kararlar ile devam ettirilmesinin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını

ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

62. Başvurucu 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

63. Başvuruda, tutukluluk incelemelerinin 4/11/2014 ile

22/7/2015 tarihleri arasında hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması

nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine

karar verilmiştir.

64. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği haklarına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki

manevi zararları karşılığında somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk durumunun 4/11/2014 tarihine kadar hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk durumunun 4/11/2014 ile 22/7/2015 tarihleri

arasında hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk durumunun 4/11/2014 ile 22/7/2015 tarihleri

arasında hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.206,90

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Sabri DURSUN

Vekili

:

Av. Mustafa

ÇAMLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1895, 11 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin
  9. B. Tutukluluk
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Tutukluluk durumunun 4/11/2014 ile 22/7/2015 tarihleri
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Özgüldür
  15. Gökcan
  16. Çamlı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1895
Tarih
11 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Hacer Acar ve Hatice Hacıoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1536)
  • Ali Galip Baltaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/813)
  • Mansure Baydemir ve Mehmet Ali Baydemir Başvurusu (B. No: 2015/3919)
  • Özgür Arıbaş Başvurusu (B. No: 2015/2394)
  • Derya Alpdoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/6845)
  • Hüseyin Ulluğoğlu Başvurusu (B. No: 2016/29469)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.