İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsnü Başaran Başvurusu (B. No: 2015/381)

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların

Başvuru No2015/381Tarih11 Haziran 2018Okuma10 dk · 1.956 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüsnü Başaran Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/381
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.956 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların

kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulması nedeniyle

Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Ankara'ya yerleştirilmiştir.

9. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek

olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 20.000

adet konut yapımı kararlaştırılmıştır.

10. Başvurucu, bu kapsamda konut sahibi olmak amacıyla T.C.

Emlak Bankası Dışkapı Şubesindeki hesaba 1991 yılında

2,5 TL (2.500.000 eski Türk Lirası) yatırdığını ileri sürmüştür.

11. Başvurucu 26/4/2011 tarihli dilekçeyle peşinat olarak

yatırmış olduğu paranın borçlanma sözleşmesinin imzalandığı tarihte kredi

borcundan mahsup edilmesi gerekirken bu işlemin yapılmadığını ve borcun tamamen

ödenmesi sonucunda üzerindeki ipotek kaldırılıp taşınmazın adına tescil

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, borcun tamamen ödenmesinden sonra mahsup

edilmeyen peşinatın güncel değerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak

kaydıyla 1.500 TL'nin ilgili idareden tahsilini karar verilmesini istemiş,

bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda düzenlenen raporu esas alarak

23/11/2011 tarihinde talebini 4.220 TL olarak ıslah etmiştir.

12. Ankara 5. Tüketici Mahkemesi (Mahkeme) 16/5/2013 tarihli

kararla davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun ödemiş olduğu

bir miktar paranın mahsup edilmediği iddiasıyla alacak isteği bulunuyorsa da

aynı yerdeki farklı bir bağımsız bölüme ilişkin olarak üçüncü kişi tarafından

açılan davada ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının Yargıtay

tarafından bozulduğunu belirtip bu bozma kararındaki gerekçeleri esas alarak

davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin esas aldığı Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin (Daire) 28/3/2013 tarihli kararında, Devlet Bakanlığının kredi temin

işini üstlenen bankaya yazmış olduğu 23/9/1993 tarihli yazıda soydaşların konut

için yatırdığı peşinatların borç miktarından düşülerek bakiye üzerinden

borçlandırılmaları talimatını verdiği, 17/12/1997 tarihli yazıda yatırılan

peşinatın yatırılıp yatırılmadığını sorduğu, bankanın 31/12/1997 tarihli cevap

yazısında hak sahibi 6629 kişinin peşinatlarının kesin borçlandırma işlemleri

aşamasında mahsup edileceği ve kalan hak sahiplerinin tamamının mahsup

işlemlerinin yapıldığının bildirildiği, bankanın 24/5/2002 sayılı başka bir

cevap yazısında Pursaklar'daki hak sahiplerine

konutların teslim edildiği ve yatırılan peşinatlar dikkate alınarak İtfa Planı ve Anüze

Tablolarının düzenlendiği belirtilmiştir. Aynı kararda dosyada

mevcut Hak Sahiplerine Ait Liste

isimli belgeden daha az peşinat yatıran hak sahiplerinin daha yüksek miktarda

ve daha çok peşinat yatıran hak sahiplerinin daha az miktarda borçlandırıldığı

ve Dairenin denetiminden geçen başka bir dosyada da peşinatın mahsup edildiği

saptaması yapılmış, anılan bu saptamalar ve kurumlar arasındaki yazışmalar

ışığında hak sahipleri tarafından yatırılan peşinatların mahsup edildiği

sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi

kararının bozulduğu anlaşılmıştır.

13. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir.Daire 22/4/2014 tarihinde ilk derece

mahkemesinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak hükmü onamıştır. Karar düzeltme

isteği Dairenin4/11/2014 tarihli kararıylareddedilmiştir.

14. Nihai karar başvurucu vekiline 9/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 8/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77.

maddesişöyledir:

"Haklı bir sebep olmaksızın, bir

başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri

vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin

geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması

durumunda doğmuş olur."

16. 6098 sayılı Kanun'un100. maddesininilgili

kısmışöyledir:

"Borçlu, faiz veya giderleri ödemede

gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulan kişilerin

konut ihtiyaçlarını karşılamak üzere başlatılan proje kapsamında Başbakanlık

Toplu Konut İdaresi tarafındanAnkara ili Pursaklar ilçesinde yaptırılan konutlardan edinmek üzere

yatırmış olduğu ve borcun ödenmesinde mahsup edilmeyen peşinatın iadesi

talebiyle açmış olduğu davada, dosyadaki mevcut deliller irdelenmeden başka bir

dosyadaki kurumlar arası yazışmalardan hareketle varsayımlara dayalı olarak

davanın reddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkı, mülkiyet

hakkı ve kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

19. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Anayasa'nın 10. ve 35.

maddelerinde güvence altına alınan hakların da ihlal edildiğini ileri sürmüşse

de bu iddialarının bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki

gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz

edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularak

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) birçok kararında, gerekçeli karar hakkınınSözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir.Dolayısıyla

gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

23. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

24. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

25. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

26. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

27. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

28. Başvurucu davalı kurum ile yapmış olduğu sözleşmeden

kaynaklanan borcunu tamamen ödeyerek taşınmazı adına tescil ettirdiğini, hal

böyleyken ödeme planında peşinat olarak yatırmış olduğu miktarın dikkate

alınmaması nedeniyle fazla ödeme yaptığını iddia etmiş ve peşinat olarak

yatırdığı miktarın güncellenmiş değeri ile iadesini talep etmiştir.

29. Başvurucu yapmış olduğu ödemelerin toplam borçtan mahsup

edilmediği iddiasının ispatı amacıyla taraflar arasında düzenlenen borçlanma

sözleşmesi ve ekleri ile bankaca düzenlenen itfa planı, ödeme makbuzları ve

banka dekontlarına dayanmış Mahkeme, gerekçeli kararında başvurucunun davanın

sonucuna etki edebilecek bu iddialarına ilişkin herhangi bir değerlendirme

yapmamış, Dairenin 28/3/2013 tarihli bozma kararındaki göçmen konutlarından daire satın alan kişilerin

yatırdığı peşinatın borçlarından mahsup edilip edilmediği yönündeki

başka dava dosyalarında verdiği şablon bozma kararındaki gerekçeyi esas alarak

davanın reddine karar vermiştir. Hükmün başvurucu tarafından temyizi üzerineDaire de başkaca bir değerlendirme yapmadan ilk

derece mahkemesin gerekçesine atıf yapmak suretiyle hükmün onanmasına karar

vermiş, karar düzeltme isteğini ise dava değeri parasal sınırın altında

kaldığından reddetmiştir.

30. Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği,

davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaları ile bu iddialarını

dayandırdığı delillerin hangi nedenle kabul edilemez olduğuna dair bir açıklama

yapılmadığı, başka bir dava dosyasındaki delillerden yapılan çıkarımların

başvurucunun itirazlarını karşılamada makul, ilgili ve yeterli bir yanıt

niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

35. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 3 yıl 6 ay 8 günlük yargılama

süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

38. Başvurucu 5.091 TL maddi ve 2.000 TL manevitazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

40. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 5. Tüketici

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

41. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,19 TL harç 1.980 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206.90 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

5. Tüketici Mahkemesine (E.2011/546, K.2013/1133 )

GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,19 TL harç 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206.90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Hüsnü

BAŞARAN

Vekili : Av. Mehmet Zeki KÖSE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/381, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Gerekçeli Karar
  9. B. Makul Sürede
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Başaran
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/381
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Yaşar Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/971)
  • Murat Dinç ve Rıza Dinç Başvurusu (B. No: 2015/65)
  • K.k. Başvurusu (B. No: 2014/16575)
  • Galip Şahin Başvurusu (B. No: 2015/6075)
  • Cemal Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8722)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/19159)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.