İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Dinç ve Rıza Dinç Başvurusu (B. No: 2015/65)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/65Tarih11 Haziran 2018Okuma16 dk · 3.274 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Dinç Ve Rıza Dinç Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/65
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.274 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Rıza Dinç ve Murat Dinç (başvurucular) baba oğuldur.

9. Başvuruculardan Murat Dinç (başvurucu); Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) emrinde, Aksaz Deniz Üs Komutanlığında

zorunlu askerlik görevini yapmaktayken 28/1/2012 tarihinde sağlık durumunun

kötüleşmesi üzerine Aksaz Asker Hastanesine

kaldırılmış, buradaki ilk müdahalesinin ardından ileri tetkik yapılması

amacıyla Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Asker Hastanesine (GATA) sevk

edilmiştir.

10. GATA Üroloji Kliniğine yatışı yapılan başvurucu, böbrek

ağrısı şikâyetine yönelik olarak uygulanan yedi günlük tedavisinin ardından

hakkında ameliyat kararı alınmak ve kendisine bir ay hava değişimi verilmek

suretiyle 10/2/2012 tarihinde taburcu edilmiştir.

11. 8/3/2012 tarihinde sol pyeloplasti

ameliyatı uygulanan ve bir müddet daha takip ve tedavisine devam edilen

başvurucu hakkında GATA sağlık kurulu tarafından düzenlenen 18/6/2012 tarihli

raporda "Hidroüreter, hidronefroz, üroteropelvik bileşke obstrüksiyonu ile birlikte sol hidronefrotik böbrek pyeloplasti

ameliyatlısı ve böbrek fonksiyonlarının anormalçalışması"

tanısına istinaden "Askerliğe elverişli

değildir." kararı verilmiştir. Söz konusu rapor 18/7/2012 tarihinde

Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından onaylanarak kesinleşmiştir.

12. Başvurucu 24/7/2012 tarihinde, iki komutanı tarafından karın

boşluğuna vurulması nedeniyle belirtilen rahatsızlığının oluştuğu iddiasıyla

ilgili personel hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Askerî Savcılık

(Savcılık) tarafından ilgili kamu görevlileri hakkında asta müessir fiil

suçundan başlatılan soruşturma 18/3/2014 tarihinde takipsizlik kararıyla

sonuçlanmıştır.

A. Olaya İlişkin İlk Tam

Yargı Davası Süreci

13. Başvurucu 25/7/2012 tarihinde MSB'ye başvurmuş ve zorunlu

askerlik görevi sırasında maruz kaldığı müessir fiil nedeniyle askerliğe

elverişsiz hâle geldiğini belirterek bu sebeple uğradığı maddi ve manevi

zararın hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması talebinde bulunmuştur.

14. Başvurucu söz konusu talebinin idare tarafından cevap

verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine olay nedeniyle uğradığı zararın

tazmini istemiyle 23/11/2012 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM)

tam yargı davası açmıştır.

15. AYİM İkinci Dairesi 6/3/2013 tarihli kararıyla davayı süre

aşımından reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, idareye 25/7/2012 tarihinde

yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine altmış gün içinde ve en geç 22/11/2012

tarihine kadar dava açılması gerekirken 23/11/2012 tarihinde açılan davanın

süresinde olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar üst kanun yoluna

başvurulmaksızın kesinleşmiştir.

B. Olaya İlişkin İkinci

Tam Yargı Davası Süreci (Bireysel Başvuruya Dayanak Dava)

16. Başvurucular 4/3/2013 tarihinde MSB'ye başvurmuştur. Söz

konusu başvuru dilekçesinde Murat Dinç, zorunlu askerlik görevi sırasında maruz

kaldığı müessir fiil nedeniyle askerliğe elverişsiz hâle geldiğini belirterek

bu sebeple uğradığı maddi ve manevi zararların; Rıza Dinç ise oğlunun malul

hâle gelmesinden dolayı uğradığı manevi zararın hizmet kusuru ilkesi gereğince

karşılanması talebinde bulunmuştur.

17. Başvurucular söz konusu taleplerinin idare tarafından cevap

verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine olay nedeniyle uğradıkları zararın

tazmini istemiyle 21/5/2013 tarihinde AYİM'de tam

yargı davası açmıştır.

18. Dava devam ederken başvurucular vekili 15/8/2013 tarihli

dilekçe ile Turhal Askerlik Şubesine (Askerlik Şubesi) müracaat etmiş ve

18/6/2012 tarihli sağlık raporunun kesinleşmiş suretinin tebliğini istemiştir.

Askerlik Şubesi 19/8/2013 tarihinde söz konusu raporu başvurucular vekiline

tebliğ etmiştir.

19. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 30/4/2014 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde öncelikle olay nedeniyle uğranılan zararların karşılanması

amacıyla başvurucular vekili tarafından daha önce de -25/7/2012 tarihinde-

davalı idareye bir müracaatta bulunulduğuna dikkat çekilmiştir. Söz konusu müracaatın

idare tarafından altmış gün içinde cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine

ikinci altmış günlük dava açma süresi içinde ve en geç 22/11/2012 günü mesai

saati bitimine kadar dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra

21/5/2013 tarihinde açılan davada süre aşımı olduğu belirtilmiştir. Kararda

ayrıca 4/3/2013 tarihinde idareye yeniden bir başvuruda bulunulduğu

anlaşılmakla birlikte söz konusu başvurunun ilk başvurunun zımnen reddi üzerine

başlayan ve bitmiş olan dava açma süresini canlandırmasına hukuken olanak

bulunmadığı da vurgulanmıştır.

20. Karşıoy görüşünde ise idari

eylemden zarar görenin daha önceki başvurusu reddedilmiş olsa da bir yıllık

zorunlu idari başvuru süresi içinde olmak kaydıyla idareye yeniden başvuruda

bulunabileceği ve talebinin reddi hâlinde süresi içinde yeni bir dava

açabileceği belirtilmiştir. Buna göre başvurucunun askerliğe elverişli

olmadığına dair sağlık raporunun onaylanarak kesinleştiği 18/7/2012 (ve ayrıca

söz konusu raporun tebliğ edildiği 19/8/2013) tarihinden itibaren henüz bir

yıllık süre içinde yapıldığı anlaşılan 4/3/2013 tarihli başvurunun geçerli bir

başvuru olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiş, söz konusu başvurunun

zımnen reddi üzerine 21/5/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu belirtilmiştir.

21. Başvurucuların karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin

5/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

22. Nihai karar 8/12/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucular 5/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

24. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan

önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

27. Başvurucular, tam yargı davası açılmadan önce idareye

yapılması zorunlu olan başvuru için öngörülen bir yıllık süre içinde birden

fazla başvuruda bulunulmasına engel bir düzenleme olmadığını belirtmekte; buna

göre sağlık raporunun kesinleştiği 18/7/2012 tarihinden itibaren bir yıl içinde

ve 4/3/2013 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açtıkları davanın

süresinde olduğunu iddia etmektedir. Kesinleşen sağlık raporunun 19/8/2013

tarihinde tebliğ edildiğine ve ceza soruşturmasının 21/3/2014 tarihinde

sonuçlandığına da dikkat çeken başvurucular, bu hususların lehe

değerlendirilerek davanın süresinde olduğu kabul edilebileceği hâlde derece

mahkemesinin katı ve şekilci bir yorumla davayı süre aşımından reddetmesinin hakkaniyete

aykırı olduğunu ifade etmekte; mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

31. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

32. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre aşımından

reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

37. Başvurucuların idari eylemden doğan zararın tazmini

istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme

kararının 1602 sayılı mülga Kanun’un 43. maddesine dayandığı görülmektedir.

Dolayısıyla somut olayda başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

38. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48,49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

39. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

40. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

41. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma

süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten

itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının

mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir

(Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(Benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yaşar Çoban, § 66).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Bireysel başvuruya konu olayda tam yargı davası açılmasının

sebebi başvurucunun zorunlu askerlik hizmeti sırasında maruz kaldığını ileri

sürdüğü müessir fiil neticesinde askerliğe elverişsiz hâle gelmesi nedeniyle

uğranılan maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi isteğidir.

43. Tazminat hukukunun idari yargıda genel kabul gören

prensiplerine göre idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

tam yargı davası açılabilmesi için üç koşul bulunmaktadır. Bunlar; idari eylem,

zarar, zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunması koşullarıdır.

Buna göre tam yargı davası açılabilmesi için eylemin idariliğinin,

yol açtığı zararın ve illiyet bağının ortaya konulması zorunludur. Bu bağlamda

başvurucuların da eylem nedeniyle ne zaman zarara uğradıklarını ve oluşan bu

zararı ne zaman öğrendiklerini açıkça ortaya koymaları gerekir. Bu çerçevede

eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da

arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra anlaşıldığı veya ortaya

konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı

kabul edilmektedir (Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Ayşe Yıldırım, § 65; Hasan Oğuz ve diğerleri, B. No: 2015/2700,

7/2/2018, § 48).

44. Başvuruya konu kararda derece mahkemesi, başvurucunun

askerliğe elverişli olmadığına dair düzenlenen sağlık raporuna, zarara

uğranıldığının değerlendirilebilmesi noktasında önem atfetmiş ve dava açma

süresinin başlangıcında bu raporun kesinleştiği 18/7/2012 tarihini esas

almıştır. Somut olayda söz konusu sağlık raporunun mahiyeti dikkate alındığında

derece mahkemesinin bu raporu uğranılan zararın değerlendirilebilmesine imkân

sağlayan bir belge olarak kabul etmesini haklı kılan nedenlerin bulunmadığı

söylenemez. Öte yandan başvurucuların söz konusu sağlık raporundan haberdar

oldukları noktasında da bir tereddüt bulunmadığı, nitekim idareye yapılan

25/7/2012 tarihli başvuru dilekçesinde 18/6/2012

tarihli sağlık raporu ile askerliğe elverişsizliğin tespit edildiğinden

bahsedildiği dikkate alındığında derece mahkemesinin dava açma süresinin

başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucuların hizmet kusuru ilkesine

göre idare aleyhine tam yargı davası açılması için gerekli olan koşulların

tümünün oluştuğundan haberdar oldukları açıktır.

45. Bununla birlikte somut başvuruda, idari eylemden doğan

zararın tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında dava açma süresine

ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanması noktasında ihtilafın ortaya çıktığı ve

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi

bakımından ayrıca önem arz eden mesele, zorunlu idari başvuru için öngörülen

bir yıllık süre içinde yapılan ilk başvuru üzerine zımni ret ve dava açma

süresi geçtikten sonra bir yıllık başvuru süresi içinde yeniden idareye

başvurulması hâlinde verilecek ret cevabının kişiye yeni bir dava hakkı

sağlayıp sağlamayacağı, bir başka ifadeyle dava açma süresini canlandırıp

canlandırmayacağıdır.

46. Bu bağlamda derece mahkemesinin zorunlu askerlik hizmeti

sırasında maruz kalındığı ileri sürülen müessir fiil neticesinde askerliğe

elverişsiz hâle gelinmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın hizmet

kusuru ilkesi uyarınca karşılanması talebiyle yapılan ilk başvuru üzerine zımni

ret ve dava açma süresi geçtikten sonra aynı maddive

hukuki sebeplerle yapılan yeni başvurunun -bu başvuru henüz bir yıllık başvuru

süresi içinde yapılmış olsa dahi- başvuruculara yeni bir dava hakkı

sağlamayacağını değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemeye göre yeni başvuru

üzerine tesis edilen işlem, ilk başvurunun zımnen reddi ile başlayan ve biten

dava açma süresini canlandırmamaktadır.

47. Derece mahkemesinin söz konusu yorumunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından değerlendirildiği bu aşamada,

idari başvuru süreçleri yönünden koşullarının birbirinden farklı olması

gözetilerek bu noktadan sonra her bir başvurucu açısından ayrı inceleme

yapılmıştır.

(a) Murat

Dinç Yönünden

48. Başvuruculardan Murat Dinç'in tam yargı davası açılmadan

önce idareye zorunlu başvuru yapılması için öngörülen bir yıllık süre içinde,

ilki 25/7/2012, ikincisi 4/3/2013 tarihinde olmak üzere iki ayrı idari başvuru

yaptığı; bireysel başvuruya dayanak davayı da 4/3/2013 tarihli ikinci

başvurusunun zımnen reddi üzerine açtığı, bu itibarla Mahkeme kararında yer

verilen gerekçenin adı geçen başvurucunun maddi ve hukuki durumu ile örtüştüğü

görülmektedir.

49. Bu açıklama ışığında bireysel başvuruya konu davadaki

gerekçeli kararda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklar irdelendiğinde

Mahkemenin somut davanın koşulları bağlamında dava açma süresine ilişkin

kuralların değerlendirilmesiyle ilgili yaklaşımının öngörülemez nitelikte bir

yaklaşım olduğundan söz edilemez. Öte yandan bireysel başvuruya konu kararın

idari eyleme dayalı olarak açılacak tam yargı davalarında zorunlu idari

başvuruya ve süreye ilişkin usul kurallarının uygulanması noktasında davanın

hakkaniyetine halel getirecek nitelikte katı, şekilci bir yorum ve

değerlendirme içermediği, bu itibarla 25/7/2012 tarihli ilk başvurusunun reddi

üzerine mevcut olan dava açma olanağı da dikkate alındığında başvuruculardan

Murat Dinç'in dava açmasının aşırı derecede zorlaştırılmadığı ya da imkânsız

kılınmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Buna göre başvuruculardan Murat Dinç'in mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvuruculardan Murat Dinç'in

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

(b) Rıza

Dinç Yönünden

52. Başvuruculardan RızaDinç'in tam

yargı davası açılmadan önce idareye zorunlu başvuru yapılması için öngörülen

bir yıllık süre içinde idareye sadece bir kez başvuru yaptığı, bu başvurunun da

Murat Dinç ile birlikte gerçekleştirdiği ve bireysel başvuruya dayanak davaya

esas teşkil eden 4/3/2013 tarihli başvuru olduğu, söz konusu başvurunun zımnen

reddi üzerine somut davayı açtığı, bu itibarla Mahkeme kararında yer verilen

gerekçenin adı geçen başvurucunun maddi ve hukuki durumu ile örtüşmediği

görülmektedir.

53. Bu açıklama ışığında bireysel başvuruya konu davadaki

gerekçeli kararda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklar irdelendiğinde

Mahkemenin, başvuruculardan Rıza Dinç'in idareye sadece bir kez başvuru yaptığı

ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine dava açtığıhususunu

dikkate almaksızın idari başvuru süreci yönünden diğer başvurucunun maddi ve

hukuki koşullarını davanın tümüne teşmil ederek adı geçen başvurucunun davasını

da süre aşımından reddettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, Mahkemenin

kabulünün aksine Rıza Dinç'in 25/7/2012 tarihinde henüz idari başvuru yapmadığı

dikkate alındığında Mahkemenin dava açma tarihinin son günü olarak esas aldığı

21/11/2012 tarihi itibarıyla Rıza Dinç yönünden tam yargı davası açılması için

gerekli usule ilişkin koşulların oluştuğundan bir başka ifadeyle adı geçen

başvurucunun dava hakkının doğduğundan söz edilemeyeceği açıktır.

54. Buna göre Mahkemenin başvuruculardan Rıza Dinç'in maddi ve

hukuki koşullarıyla örtüşmeyen tespit ve değerlendirmelere istinaden henüz dava

hakkının doğmadığı bir dönemde Rıza Dinç yönünden de dava açma süresini

işletmeye başlaması nedeniyle adı geçen başvurucunun dava açmasının aşırı

derecede zorlaştırıldığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla davanın süre

aşımından reddedilmesi suretiyle adı geçen başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Öte yandan bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta

idarenin kısmen veya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususu

ancak davanın esastan incelenmesi sonucu Mahkemenin belirleyeceği bir husustur.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesi ve vardığı sonuç

yalnızca mahkemeye erişim hakkı bağlamında olup davanın esasına ilişkinbir değerlendirme içermediği açıktır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvuruculardan Rıza Dinç'in

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvuruculardan Rıza Dinç, yeniden yargılama yapılmasına

hükmedilerek ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

59. Başvuruculardan Rıza Dinç'in adil yargılanmahakkı

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

60. Adı geçen başvurucu yönünden mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin

başvuruculardan Rıza Dinç'e ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Başvuruculardan Murat Dinç'in Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Başvuruculardan Rıza Dinç'in Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin başvuruculardan Rıza Dinç yönünden adil

yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM

İkinci Dairesinin 30/4/2014 tarihli ve E.2013/1221, K.2014/647 sayılı kararıyla

ilgilidir.),

D. 1. Başvuruculardan Murat Dinç tarafından yapılan yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

2. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin başvuruculardan Rıza Dinç'e ÖDENMESİNE,

E. Başvuruculardan Rıza Dinç'e yapılacak ödemenin, kararın

tebliğini takiben adı geçen başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucular

:

1. Murat

DİNÇ

2. Rıza DİNÇ

Vekili

:

Av. Fevzi

AKSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/65, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaya İlişkin İlk Tam
  7. B. Olaya İlişkin İkinci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  13. B. 1. Başvuruculardan Murat Dinç'in Anayasa'nın 36. maddesinde
  14. D. 1. Başvuruculardan Murat Dinç tarafından yapılan yargılama
  15. E. Başvuruculardan Rıza Dinç'e yapılacak ödemenin, kararın
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Dinç
  20. Aksoy
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/65
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • K.k. Başvurusu (B. No: 2014/16575)
  • Galip Şahin Başvurusu (B. No: 2015/6075)
  • Cemal Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8722)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/19159)
  • Kadir Özbayar Başvurusu (B. No: 2014/18969)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/6525)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.