İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yaşar Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/971)

1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

Başvuru No2015/971Tarih11 Haziran 2018Okuma28 dk · 5.647 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yaşar Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/971
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.647 kelime·28 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucunun oğlu S.Ö. 27/3/2014 tarihinde saat 12.30

sıralarında Bilecik'e bağlı Erkoca köyünde bulunan ve dedesi L.Ö.ye ait bir

tarladaki su kuyusunda L.Ö. tarafından ölü olarak bulunmuştur.

10. Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

olay hakkında resen bir soruşturma başlatmıştır.

11. Olay yeri, olayın bildirildiği gün Cumhuriyet savcısınca

incelenmiş; ardından Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekimce ölü muayenesi

işlemi yapılmıştır. Bilecik İl Jandarma Komutanlığına bağlı Olay Yeri İnceleme

Tim Komutanlığı (Olay Yeri İnceleme Birimi) görevlileri de Cumhuriyet

savcısının talimatı uyarınca olay yerini detaylı bir şekilde incelemiştir.

12. Yapılan işlemlere ilişkin düzenlenen 27/3/2014 tarihli tutanaklarda;

dedesi adına kayıtlı olmasına karşın S.Ö. tarafından kullanılan otomobilin

Erkoca köyü istikametinde yolun sağında durduğu, otomobilin kontak anahtarının

başvurucu Yaşar Özdemir'de olduğu, başvurunun beyanına göre otomobil

bulunduğunda anahtarın kontak üzerinde bulunduğu ve otomobilin kapılarının

kilitli olmadığı, otomobil üzerinde sol ön sinyal lambasının sol üst

köşesindeki kırık dışında herhangi bir darbe izinin bulunmadığı, kırılan

parçaya olay yerinde rastlanmadığı, otomobilin deposunda akaryakıt bulunduğu;

otomobil içinde bir cüzdan, bir mobil telefon, bir paket sigara, bir çakmak,

içinde dokuz sigara izmariti bulunan küllük ile üç adet bira şişesi kapağı

bulunduğu, cüzdanın içinde para olmadığı ancak birçok banka kartının bulunduğu,

delil olabileceği gerekçesiyle otomobilden kıl toplandığı ve otomobilde parmak

izi bulunup bulunmadığının araştırıldığı belirtilmiştir. Tutanaklara göre araç

içinde boğuşmaya işaret eden ayakkabı izi gibi kirlenmeler bulunmamaktadır.

13. Ayrıca tutanaklarda; L.Ö.nün

tarlasında bulunan su kuyusunun sulama amacıyla kullanıldığı, kuyunun çapının

5,40x5,60 m olduğu, kuyunun içinin biriket

malzemesiyle kaplandığı, tarla ile aynı seviyedeki kuyu ağzının iki metre

altında su içinde göğüs bölgesi ve yüzü kuyu zeminine doğru olan, belden

yukarısı ise havaya bakan bir erkek cesedinin bulunduğu, kuyuda ve çevresinde

herhangi bir kavgaya işaret eden bulguya rastlanmadığı, kuyuya bir metre

mesafede ölene ait olduğu bildirilen ve üzerinde yırtık veya kan ya da başka

bir sıvı olmayan deri bir mont bulunduğu, montun altında bir paket sigara ile

bir çakmak olduğu, ölenin avuç içinde ve tırnaklarında herhangi bir delile

rastlanmadığı, ölenin vücudunda, elbiselerinde kan veya darp ve cebir izi

olarak değerlendirilebilecek iz ve emare bulunmadığı, cesedin ağız ve burun

kısımlarında yoğun olarak beyaz renkli mantarlaşma

gözlendiği ve cesedin boyun bölgesinde ip veya telem izi bulunmadığı

hususlarına yer verilmiştir.

14. Kolluk görevlileri olay hakkında bilgileri olabileceğini değerlendirdikleri

S.Ç., Ö.Y., O.Ç., R.Ç., R.Ö., Ş.Ö. ve E.Ö.nün

beyanlarına başvurmuştur.

i. S.Ç. ifadesinde; S.Ö.yü M.K.

vasıtasıyla tanıdığını, S.Ö.nün dedesinin ve

babaannesinin evliliğin kısa sürede gerçekleşmesine yönelik tavırları nedeniyle

S.Ö. ile ilişkisini sona erdirdiğini, ayrılmalarına rağmen S.Ö.nün

kendisini telefonla sık sık aradığını, 26/3/2014 tarihinde S.Ö.nün

kendisini birkaç kez aradığını, aramaları reddettiğini, aynı gün saat 17.00

sıralarında S.Ö.nün aramasına cevap verip ilişkinin

bittiğini söylediğini, saat 19.00 gibi yattığını ve gece vakti yapılan bir

aramayı da kimin aradığına bakmadan reddettiğini beyan etmiştir.

ii. Ö.Y. beyanında 26/3/2014 tarihinde saat 22.00 sıralarında S.Ö.nün kendisini otomobil ile evinin önünden aldığını,

23.30'a kadar bir kahvehanede oturduklarını, S.Ö.nün

S.Ç. ile ilişkisinin sona ermesi hakkında konuştuklarını, S.Ö.nün

moralinin çok bozuk olduğunu, isterse S.Ç. ile konuşabileceğini söylediğini, S.Ö.nün kendisini 23.40 sıralarında çalıştığı fabrikanın önüne

otomobille bıraktığını, nereye gideceğini kendisine söylemediğini ve birkaç

dakika sonra telefonla arayıp S.Ç. ile konuşmasına gerek kalmadığını

söylediğini ifade etmiştir.

iii. R.Ö. ifadesinde, iki gündür aralarında sorun bulunan S.Ö.

ile S.Ç.nin ayrıldığını beyan etmiştir.

iv. E.Ö.; S.Ö. ile S.Ç.nin

ayrıldığını, duyduğuna göre S.Ö.nün S.Ç.nin peşini bırakmazsa

öldürüleceği yönünde adliyede çalışan F. tarafından tehdit

edildiğini ifade etmiştir.

v. S.Ö.nün

kardeşi Ş.Ö. ise ifadesinde; S.Ç.nin ailesinin S.Ç.

ile S.Ö.nün evlenmesine izin verdiğini, yüzük

taktıklarını, S.Ç ile S.Ö.nün ne zaman ayrıldığını

bilmediğini, ayrılık yüzünden morali bozulan S.Ö.nün

içine kapandığını söylemiştir.

vi. O.Ç. ve R.Ç.nin ifadelerinden olay

hakkında bilgi sahibi olmadıkları anlaşılmıştır.

15. Cumhuriyet Savcısının talimatı uyarınca 27/3/2014 günü saat

18.00 sıralarında S.Ö.nün

eski sevgilisi olduğu iddia edilen S.Ç.nin telefonu

kollukça incelenmiştir. Yapılan incelemede, S.Ç.nin

26/3/2014 tarihinde saat 15.18 ve 22.18'de S.Ö. ile iletişim kurduğu tespit

edilmiştir. İncelemeye dair tutanakta, görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği

ve gerçekleşmiş ise görüşmenin süresinin ne olduğuna dair herhangi bir kayıt

bulunmamaktadır.

16. S.Ö.nün

telefonu 31/3/2014 tarihinde kollukça incelenmiştir. İncelemede, telefonun

mesajlar bölümüne göre S.Ö.nün Ö. Dayı ismiyle telefona kayıtlı kişiye

26/3/2014 tarihinde saat 16.24'te "Dayı

sen kimseye bişey deme çünkü benden için bırakmayacak

mı diye yapıyor heralde" içerikli,

aynı gün saat 16.35'te "Dayı akşam

görüşelim" içerikli, aynı gün saat 16.36'da"Tm" içerikli mesajlar gönderdiği;

26/3/2014 tarihinde saat 17.10'da aşkım

ismiyle telefona kayıtlı S.Ç.ye "Müsait

olunca çağrı at konuşalım bi"

içerikli, aynı gün saat 23.16'da "Aşkın

napıyorsun müsait olunca çağrı at"

içerikli, aynı gün saat 23.17'de "Konuşalım

olur mu" içerikli mesajlar gönderdiği; baba ismiyle kayıtlı başvurucuya 27/3/2014

tarihinde saat 02.03'te "Gelcem birazdan

sen uyu baba" içerikli, aynı gün saat 02.05'te "Kimse yok" içerikli mesajlar

gönderdiği tespit edilmiştir. Ayrıca incelemede, taslaklar içinde aşkım ismiyle kayıtlı kullanıcıya

gönderilmek üzere 27/3/2014 tarihinde saat 01.49'da "Sana inanıp evlend"

içerikli, aynı gün saat 02.03'te "Sana

inanıp evlenmeye karar vermiştim" içerikli mesajların

kaydedildiği anlaşılmıştır.

17. Başvurucunun beyanı Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/3/2014

tarihinde alınmıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...S. benim oğlum olur... [D]ört beş ay kadar önce oğlum S. İle S.[Ç] isimli kız tanışmışlar. Kendi aralarında

sözleşmişler... kızı istemek için Gölpazarındaki

ailesinin yanına gittik. Kızın ailesi kızı vermeyi kabul etmedi. Daha oğlumuz

var onu evlendirdikten sonra kızımıza sıra gelecek diye cevap verdiler... Kendi

aralarında anlaştıkları için bana gelip biz aramızda anlaştık yüzük takalım

dediler. Bende onları kuyumcuya götürdüm ve yüzüklerini aldım... Daha sonra S.

ile oğlanın arası bozulmuş. en son çarşamba günü

akşamı Bilecik İl Merkezi Tepebaşı Mevkiinde oğlumla buluştuk. Baba oğul sohbet

ettik. Oğlum S. iki yüzüğü de bana verdi. Baba ben bu kızı artık istemiyorum.

Dedi. Ben de sebebini sordum. Bir takım olumsuz şeylerini duydum. Telefonunda

mesajları gördüm. Dedi. Bilecik Adliyesinde çalışan F. isimli kişi S.[Ç].nin telefonuna canım, cicim diye mesajlar göndermiş.

[Oğlum] S. de bu mesajları görünce artık bu

kızı istemiyorum diye bana söyledi. Ayrıca F.nin Bilecikte Ç... pasajının en

üstünde bürosu varmış .hem o büroda hemde bir kafede

S.[Ç]., F. ve S. bir araya

geldiklerinde F. oğlum S.ye S.den dolayı bu kızı

alacaksın. İlla alacaksın ben adliyede çalışıyorum. Seni bitiririm.

Süründürürüm. Ailenede zarar veririm demiş. Oğlumda

kendisine aileme laf söyletmem deyip, ayağa kalkınca F. masadan ayrılmış.

Oğlumla bunları konuşurken morali bozuktu. Arabayla biraz gezip dolaşacağını

söyledi. Bende tamam oğlum. Ben eve gidiyorum. Dedim. Ve o şekilde ayrıldık.

Ben evdeyken ve oğlum genelde gece en geç oniki oniki buçuk arası eve gelme alışkanlığı olduğu için ve

sabahta zaten sekizde işe gitmesi icap ettiği için gelmeyince merak ettim.

Oğlumun cep telefonunu aradım. Oğlum geliyormusun.

Saat onikiye geliyor.nerdesin

dedim. Baba az sonra gelcem dedi. O an oğlumun

sesinin dışında dikkatimi çeken herhangi bir arabanın hareket halinde olduğuna

yahut oğlumun yanında birilerinin olduğuna dair şüpheli ses duymadım. Sadece

oğlumun sesini duydum ve az sonra gelecem demişti.

Ben tamam deyip telefonu kapattım. Fakat yine gelmeyince gece bir civarında

oğluma mesaj gönderdim. Gelmiyormusun geç oldu diye

yazdım. Oda bana Gelecem sen uyu baba diye cevap

yazdı... Olay günü sabahı defalarca telefon etmeme rağmen telefonuna

ulaşamayınca babamla görüştüm... A.İ. isimli arkadaşımın aracıyla Erkoca köyüne

gittim.ben A.yayol

boyunca oğlumdan hiç bahsetmedim. Köye yaklaştığımızda babam adına kayıtlı

olup, oğlum S. tarafından kullanılan arabayı yol kenarında görünce A.yadur dedim. Aşağıya indim.

Arabanın yanına gittim. Arabanın içinde kimse yoktu. Çevresindede

kimse yoktu. Arabanın şoför kapısını tutup açtığımda kapı açıldı. Böylece

aracın kilitlenmeden yol kenarına bırakıldığını anladım. Aracın içine

baktığımda kontak anahtarı kontağın üzerindeydi. Cüzdanı telefonu sigara pakete

arabanın içindeydi. Arabanın içinde başka birşey

görmedim. Kontak anahtarını aldım. Arabanın kapısını kilitledim... Ve Erkoca

köyüne gittik. Köyden kamyoneti aldım... Babam işçilerin başındaydı. Babama S.nin arabası yol kenarında ama kendisi yok. Gidip bakalım

dedim. Tekrar kamyonetle arabanın olduğu yere geldik. Birimiz yukarı birimiz aşşağı tarafa ayrıldık. Bir süre sonra babam beni telefonla

aradı... Sesi ağlamaklıydı. S. burda dedi.

Ağlıyordu... Babama ait tarlarda babama ait su kuyusunun yanına vardığımda

babam oradaydı. Ağlıyordu. Kuyuya baktığımda oğlumun cenazesini gördüm. babamın telefonundan Jandarmayı aradım... Ben kuyunun yanına

vardığımda oğlumun montu kuyunun dereye bakan tarafında düzgün bir şekilde

duruyordu. Montunun üzerinde yada yanında sigara ve

çakmak varsada ben o anki üzüntümden farkedemedim. Ancak mont düzgün bir şekilde duruyordu. ben babama hiç bir şeye elleme Jandarmayı çağıralım dedim. O

şekilde Jandarmayı aradık ve geldiler... Oğlum S. sürekli Erkoca köyüne gidip

geldiği ve çocukluğunda dahi gidip geldiği için dedesinin tarlasını ve tarlada

su kuyusunun yerini bilmekteydi. Arabanın anahtarlarını üzerinde bırakması,

kapısın kitlemeyişi, cüzdan ve telefonunu arabada

bırakması ve S. ile ayrılma sürecinde F. denen kişi tarafından tehdite maruz kalması dolayısıyla oğlumun ölümü konusunda

öldürülüp, öldürülmediği hususunda şüphem vardır. Savcılığınızca gerekli

araştırma yapıldığı zaman olayın nasıl olduğu dahada

belirgin hale gelecektir. oğlumun ölüm olayından sonra

cenazesi Bilecik Devlet Hastanesi morguna kaldırıldıktan sonra 27.03.2014 günü

saat 20:50- 21:10 arasında bir kez gizli numaradan arandım. Alo alo dedim. Arayan kişi cevap vermedi. Kısa bir süre bu

şekilde telefon açık kaldıktan sonra kapandı. Kimin aradığını bilmiyorum ama bu

şekilde aranmaktan da şüphelendim..."

18. Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/3/2014 tarihinde tanık

sıfatıyla ifadesine başvurulan S.Ö.nün

kardeşi R.Ö.; cesedin bulunduğu su kuyusuna zaman zaman giden S.Ö.nün vefat tarihinden iki gün önce S.Ç.den

ayrıldığını, bu nedenle moralinin bozuk olduğunu, ölmeden önceki gece saat

00.00'dan önce Ö.Y.yi fabrikaya bırakan S.Ö.nün fabrika önünden otomobille ve tek başına

ayrıldığını beyan etmiştir.

19. 31/3/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca tanık olarak

dinlenen S.Ö.nün babaannesi

R.Ö.; S.Ö. ile S.Ç.nin 26/3/2014 tarihinde bir iki

kez telefonla konuştuklarını, konuşulanları kendisinin de duyduğunu ve her

ikisinin de telefonda birbirlerini istemediklerinden söz ettiklerini

söylemiştir.

20. S.Ö.nün

dedesi L.Ö.nün 31/3/2014 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığında verdiği ifadenin ilgili kısmı şöyledir:

"...Torunum S. geçen hafta salı günü

sabah dokuz on sıralarında köyümdeki evime geldi. Normalde kendisi Bilecik

Merkezde babasının evinde ikamet eder. Salı gecesi S. köyde benim evimde kaldı.

Salı günü evime geldiği andan itiraberen ogünü hep benim evimde geçirdi. Hiç evden çıkmadı. Çarşamba

günü öğleden sonraki bir vakitte S.ninsözlüsü

S.[Ç] iki üçkez

telefon etti. S. sözlüsünden iki üçgün önce zaten

ayrılmıştı. Sözü S.[Ç]

bozmuştu... S. telefonun hopörlerünü açtı. Çünkü sesi

aç bizde duyalım dedim. Bunun üzerine hoparlör açıldığında S.[Ç] torunum S.ye gel buluşalım. Ben senden vazgeçmem.

Dedi. S. de S.[Ç].yeya sen kendin vazgeçtin. Sen beni istemedin. Bende seni

istemiyorum. Dedi... Akşam saat sekiz dokuz sıralarında S. benim evimden

ayrıldı. S. yanıma benim adıma ruhsatlı 11 ... plakalı araçla gelmişti...

Ayrılmadan önceki son bir saat içerisinde torunum S. bana Dede benim hayatım

tehlikede beni çok tehdit ediyorlar. Benim hayatım zaten gitti. Dedi. Bende torunuma

Niye diye sordum. Torunumda bana Dede bunlara bulaşma. Şikayet

bile etme. Bunlar çok tehlikeliler dedi. Ben kimler tehlikeli diye sorunca.

Bilecik Adliyesinde çalışan F. ve S.[Ç].nin ağbisi olduğunu söyledi.

Hatta kızla ayrılmadan bir süre önce bu F. isimli kişiyle S.[Ç] Bilecik İl Merkezinde bir kafede S. ile buluşmuşlar.

Orada S.'ye F. bu kızı almak zorundasın. Mecbur

alacaksın demiş. S. de F.ye ben niye S.[Ç].yi alıp, senin pisliğini temizliycem

demiş. Ben S.ye niye böyle söylediğini sorunca Dede S.[Ç] ile F. arasında bir ilişki var. Bunu anladım. O

yüzden S.yi bıraktım. Dedi.

Yine kafede S.[Ç].ye telefonunda

benimle ilgili ne varsa sil. Ben seninkileri siliyorum demiş. Ancak S.'nin söylediğine göre S.[Ç] silmemiş... Adliyede çalışan F. isimli kişinin Bilecikte Ç... pasajının en üst

katında kendisinin kullandığı bir bürosu vardır. Hatta torunum S. ve sözlüsü S.[Ç] ayrılmazdan önce hatta daha sözlüde değillerken ben,

S., S.[Ç] ve F. bu büroda

oturmuştuk. S.[Ç] F.ye amca

diyordu. Bende S.[Ç].nin ailesiyle aramızı yapsın diye düşünerek F.'den yardımcı olmasını istemiştim... S. arabayla evden

ayrılırken zaten üzgün ve üzüntülü bir haldeydi. Bu nedenle S. evden

ayrıldıktan sonra ... oğlum Yaşarın cep telefonunu aradım..

S.ninmorali çok bozuk. Göz

kulak ol dedim. Oğlumda tamam dedi. Daha sonra aynı akşam oğlum Yaşar ile

torunum S. bilecik Tepebaşı Mevkiinde buluşup çay

içmişler. Daha sonra oğlum Yaşarla torunum S.

birbirlerinden ayrılmışlar. S. Bilecikte yakınımız

olan M.Y.nin evine gitmiş. Orada M., M.nin oğlu Ö. ve torunum S. saat gece on onbuçuk sıralarında sohbet etmişler. Bunu bana daha sonra

M. ve oğlu Ö. söyledi. Sonra S. Ö.yü

arabayla Ö.nün çalıştığı fabrikaya bırakmış. Daha

sonra oğlum Yaşar S.'yigece oniki

sıralarında aramış. Oğlum eve gelmedin demiş. S. de gelecem

baba demiş. Oğlumda S.yeyanında

kim var demiş. S. De kimse yok baba demiş. Daha sonra bir daha telefonda kimse

görüşmemiş. Perşembe günü sabahı ... Oğlum Yaşar sabah beni aradı. Baba ben gelecem ama S. yok telefonuda

kapalı ulaşamıyorum iş yerine baktım orayada gitmemiş

Ben başka bir arabayla gelecem

dedi... oğlum Yaşar da bir arkadaşının arabasıyla köye gelmek için yola çıkmış.

Köye gelirken köye yaklaştığındada yol kenarında S.'ninkullandığı bana ait arabayı park halinde görmüş. Köye

gelir gelmez hemen yanıma gelip Baba araba bizim köyün üstünde yol kenarında

dedi. Oğlum ve ben arabanın yanına ikimiz gittik. arabanın

kapıları kilitli değildi. Kontak anahtarı kontağın üzerindeydi. Cüzdanı,

telefonu arabanın içindeydi. Durumdan şüpelendik. Oğlum

Yaşara sen yukarıya doğru bak bende aşağıya doğru bakayım dedim. Ve S.yi aramaya başladık. Üçyüz beşyüz metre kadar ilerde

bana ait su kuyusu vardır. Kuyunun yanına kadar gittim. Kuyuya baktığımda S.'nincesedi kuyunun içindeydi. Hemen oğlum Yaşara haber

verdim. Yaşar da kuyunun yanına geldi. Yaşar Jandarmaya telefon etti.. Ben Jandarma geldikten sonrada olabilir öncede

olabilir tam hatırlamıyorumS.[Ç].yi cep telefonumdan aradım. Ancak telefonu meşgule

aldı. Tekrar aradığımdada telefonu kapalıydı. Ben bu

durumdan dahi şüpelendim..."

21. Cumhuriyet Basşavcılığı, S.Ö.ye

ait mobil telefonun 1/3/2014-28/3/2014 tarihleri arasındaki iletişimlerinin

tespitine ait tutanakları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (İletişim

Kurumu) getirtmiştir. Kayıtlardan 26/3/2014 tarihinde S.Ö.nün

iki kez görüştüğü M.K. ile son görüşmesinin saat 16.38'de olduğu ve görüşmenin

238 saniye sürdüğü, üç kez görüştüğü S.Ç. ile son görüşmesinin saat 17.10'da

olduğu ve görüşmenin 3356 saniye sürdüğü, S.Ç.ye 15.03, 15.04, 15.13, 16.10,

22.16 ve 22.17'de mesaj attığı; iki kez görüştüğü Ö.Y. ile son görüşmesinin

saat 23.41'de olduğu ve görüşmenin 21 saniye sürdüğü, Ö.Y.ye saat 15.24, 15.35

ve 15:36'da mesaj attığı; saat 23.50'de başvurucu ile 58 saniye görüştüğü ve

başvurucuya biri 01.04'te, diğeri 01.05'te olmak üzere iki kez mesaj gönderdiği

anlaşılmıştır.

22. Tanık Ö.Y. 3/4/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında

ifade vermiştir. İfadesinde Ö.Y., S.Ö. ile S.Ç. arasındaki ilişkinin S.Ç

tarafından sonlandırıldığını düşündüğünü söylemiştir.

23. Soruşturma evrakı arasında yer alan Bilecik İl Emniyet

Müdürlüğünün 3/4/2014 tarihli yazısından, plaka tanıma sisteminde 26/3/2014

tarihi saat 00.01-27/3/2014 tarihi saat 13.00 arasında S.Ö.nün kullandığı otomobile ait kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır.

24. Kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonunda düzenlenen

4/4/2014 tarihli tutanakta, Tevfik Bey Caddesi üzerinde Ç...

isimli pasaj bulunduğu ancak F.Y.nin söz konusu

pasajda malik veya kiracı olduğu herhangi bir işyerinin bulunmadığı

belirtilmiştir.

25. Kolluk görevlilerince düzenlenen 12/4/2014 tarihli

tutanakta; bazı işyeri ve kurumlardaki kamera görüntülerinin incelendiği, S.Ö.nün kullandığı otomobile

benzer bir otomobilin 26/3/2014 tarihinde saat 23.35'te fabrika önünde durduğu,

otomobilin Gülümbe yol ayrımından geriye dönüp

Bilecik istikametine ilerlediği, otomobildeki kişi/kişilerin belli olmadığı ve

otomobili takip eden herhangi bir aracın olmadığı belirtilmiştir.

26. Kolluk görevlilerince düzenlenen 12/4/2014 tarihli bir başka

tutanakta; Pelitözü köyünde bulunan kamera

görüntülerinin incelendiği, 26/3/2014 tarihinde saat 23.36 sıralarında S.Ö.nün kullandığı otomobile

benzer bir otomobilin Bilecik-Yenişehir yolu istikametine gittiği, otomobildeki

kişi/kişilerin belli olmadığı, otomobili takip eden herhangi bir aracın

olmadığı hususlarına yer verilmiştir.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 14/4/2014 tarihinde tanık M.K.nın ifadesini almıştır. M.K.

ifadesinde; oğlunun arkadaşı olması nedeniyle S.Ö.yü

tanıdığını, S.Ç. ile S.Ö.yü kendisinin

tanıştırdığını, ölü olarak bulunmasından iki gün önce S.Ö.nün

birkaç kez telefonla kendisini aradığını ve S.Ç. ile tatlı bir şekilde

ayrıldıklarından söz ettiğini, S.Ö.nün bir sonraki

gün yine kendisini telefonla aradığını ve S.Ç. ile barıştıklarından söz

ettiğini, aynı gün akşam saatlerinde kendisini pek çok kez aradığını, bir gün

önce zaten birkaç kez konuştuklarından aramalara cevap vermediğini, hatta

telefonu kapattığını ve daha önceki konuşmalarında S.Ö.nün

tehdit edildiği yönünde kendisine herhangi bir beyanda bulunmadığını

söylemiştir.

28. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 22/4/2014 tarihli kararıyla

şüpheli F.Y.ye ait telefonun 1/3/2014 ile 28/3/2014 tarihleri arasındaki

iletişiminin tespitine karar verilmiştir. Bu karar uyarınca iletişimin

tespitine dair tutanakların İletişim Kurumundan getirtilip getirtilmediği

tespit edilememiştir.

29. Kolluk görevlilerince düzenlenen 22/4/2014 tarihli

tutanakta; İlyasbey köyünde bulunan bir fabrikanın

kamera görüntülerinin izlendiği, 27/3/2014 tarihinde saat 00.48'de S.Ö.nün kullandığı otomobile

benzer bir aracın geçtiği, ilerleyen saatlerde herhangi bir araç geçişinin

olmadığı, kayıt cihazının eski olmasından dolayı görüntülerin kopyalanamadığı,

kopyalama için gösterilen çabadan sonra bahse konu görüntülerin de kaybedildiği

belirtilmiştir.

30. Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı

(Kriminal Daire) 9/5/2014 tarihinde, inceleme için

gönderilen iki adet mobil telefon, bu telefonlara takılı iki adet SIM (subscriber identity module-abone kimlik modülü) kart ve bir adet çıkarılabilir

hafıza kartındakibilgileri kopyalamış ve (daha önce

silinenler dâhil) elektronik kayıt ortamına (DVD) aktarmıştır.

31. Adli Tıp Kurumu (ATK) Bursa Grup Başkanlığınca düzenlenen

27/5/2014 tarihli otopsi raporunda; ölü katılığının devam ettiği, cesedin arka

kısmında pembe kırmızı renkte ölü lekelerinin oluştuğu, ağız ve burun önünde

mantar köpüğünün tespit edildiği, el ve ayaklarda az miktarda maserasyon (salamuralaşma) bulunduğu, cesette herhangi bir ateşli veya

ateşsiz silah yaralanmasına veya darp ve cebir belirtisine rastlanmadığı, S.Y.nin ölümü sırasında alkollü olmadığı, cesette toksik bir madde ile uyutucu/uyuşturucuya rastlanmadığı, S.Ö.nün ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiği ve ölüm

üzerine etkili başkaca bir nedenin tespit edilmediğibelirtilmiştir.

32. Sulh Ceza Mahkemesinden alınan ATK tarafından biyolojik

örnekler üzerinde moleküler genetik inceleme

yapılmasına izin verilmesine dair karar uyarınca yapılan incelemeler

sonunda ATK Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 30/4/2014 ve 29/5/2014

tarihli raporlarda, S.Ö.ye ait olduğu bildirilen kan lekesinden S.Ö.ye ait DNA

profilinin tespit edildiği, 11 ...plakalı araç içinden alındığı bildirilen

dokuz sarı filtreli sigara izmaritinin sekizinden elde edilen DNA profilinin

S.Ö.ye ait DNA profili ile uyumlu olduğu, bir adet sigara izmaritinden elde

edilen DNA profilinin ise bir başka erkek kişiye ait DNA profili içerdiği;11

... plakalı araç ile S.Ö.ye ait olduğu bildirilen deri mont üzerinden elde

edilen kıl örneklerinden en az birisi erkek birden fazla şahsa ait olabilecek

karışık DNA profilleri tespit edildiği, bu DNA profillerinin S.Ö.ye ait DNA

profili de içerdiği belirtilmiştir.

33. Ölüm nedeni hakkında ATK Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunca

düzenlenen13/8/2014 raporun ilgili kısmı şöyledir:

"...1-Otopsisinde dış muayenesinde harici

travmatik değişim tanımlanmadığı, iç muayenesinde

kafatası kırık, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti,

beyin kanaması, iç organ ve büyük damar yaralanması tespit edilmediğinden

kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi

delilinin bulunmadığı,

2-Otopsisinde alınan doku örneklerinin Kimya

İhtisas Dairesinde yapılan incelenmesinde; kanda 40 mg/dl (kırk miligram/desilitre ) =0,4 (sıfırvirgül dört)

Promil etanol bulunduğu, tespit edilen değerin

öldürücü düzeyde olmadığının tıbben bilindiği, aranan diğer toksik

maddelerin bulunmadığı bildirildiğine göre; kişinin zehirlenerek öldüğünün

tıbbi delilleri bulunmadığı,

3-Cesedin bulunduğu ortam, cesetteki

morfolojik değişiklikler, cesedin bulunuş şekli, mevsim koşulları, kişinin

anatomik yapısı, ölüm sebebi gibi muhteliffaktörlere

bağlı farklılık göstermekle birlikte kişinin ölü muayenesinde ve otopsisinde

tespit edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde kesin olmamakla birlikte

kişinin ölümünün ölü muayene tutanağında kayıtlı olan sudan çıkarıldığı

27/03/2014 saat 15:30 dan önceki 10-15 saat önceki zamanda meydana gelmiş

olabileceği,

4-Adli dosyadakayıtlı

bulgularda ve tıbbi belgelerdekişinin gündüz sulama

kuyusunda bulunduğu, yapılan ölü muayenesinde;ağız ve

burun kısmında yoğun olarak beyaz renkli mantarlaşma

gözlendiği, özellikle göğüs bölgesi boyun alt tarafı açık pembe renkte olduğu,

yüz kısmında morarma başladığı, ölü katılığı tüm vücutta yaygın olarak oluşmaya

başladığı, ölü morluklarının yatış pozisyonu bağlı sırt bölgesinde oluşmaya

başladığı, vücudun herhangi bir bölgesinde deri laserasyonu

yahut lezyonu olmadığı, darp ve cebir izi olarak değerlendirilebilecek hiçbir

iz ve emare olmadığı tespit edildiği, yapılan otopside dış muayenesinde;ölü

katılığının devam ettiği, ölü lekesi; arka kısmında pembe kırmızı renkte

oluştuğu görüldüğü, anüs muayenesinde postmortem dilatasyon dışında makroskobik

patolojik özellik görülmediği, ağız ver burun önünde mantar köpüğü tespit

edildiği, el ve ayaklarda az miktarda maserasyon

tespit edildiği, cesette bunların haricinde herhangi bir ateşli, ateşsiz silah

yaralanmasına veya darp ve cebir belirtisine rastlanmadığı, iç muayenesinde;

beyin beyincik yüzeyinde giruslar düzleşmiş, sulkuslar silinmiş yapıda, ödemli görünümde izlendiği,

yapılan seri kesitlerde makroskopik patolojik özellik

tespit edilmediği, sağ akciğer:563 gr, sol akciğer: 587gr. ağırlıklarında tartıldığı,yüzeyleri: antrakotik

ve peteşiyel kanamalı görünümde olduğu, kesitleri:

ödemli olduğu, bronş ve bronşiollerde köpüklü sıvı

mevcut olduğu, histopatolojik incelemede akciğer;

alveol duvarlarında harabiyet, hafif ödem, konjesyon, pigment yüklü makrofajlar

tespit edildiğine göre kişinin kesin ölüm sebebinin suda boğulma sonucu olduğu

oy birliği ile mütalaa olunur."

34. Kriminal Daire tarafından

elektronik kayıt ortamına aktarılan bilgiler Cumhuriyet Başsavcılığınca

bilirkişiye incelettirilmiştir. İncelemeye ilişkin 4/6/2014 tarihli raporda,

olayla ilgili olabilecek şüpheli bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiştir.

Ayrıca raporda; biri ölen S.Ö.ye, diğeri S.Ç.ye ait iki telefon arasında

26/3/2014 tarihinde saat 17.14'te yapılan 55 dakika 54 saniyelik bir görüşme

olduğu, ölene ait olduğu anlaşılan telefondan aşkım

ismiyle kayıtlı S.Ç.ye ait telefona26/3/2014 tarihinde saat 14.10, 20.16 ve

20.17'de sırasıyla "Müsait olunca cagri at konu sam [konuşalım] bi",

"Askim napiyosun müsait olunca cagri at" ve "Konu salim [konuşalım] olur mu" içerikli mesajlar

gönderildiği, saat 22.49'da "Sana inanip evlend",

23.03'te ise "Sana inanip

evlenmeye karar vermiştim" içerikli mesajların gönderilmek

üzere kaydedildiği hususlarına yer verilmiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2014 tarihinde şüpheli F.Y.nin ifadesini almıştır. F.Y. ifadesinde; S.Ç.yi tanıdığını ve S.Ç.nin

ailesi ile dost olduğunu, S.Ç.nin babasının S.Ç. ile S.Ö.nün evlenmesine izin vermediğini, bu nedenle S.Ç. ile

S.Ö. ve dedesinin Ç. pasajında bulunan üyesi olduğu sendikaya gelip kendisinden

yardım istediklerini, bir süre beklemelerini tavsiye edip S.Ç.nin

ailesiyle görüşebileceğini söylediğini, buna rağmen bir hafta sonra S.Ç.nin evine giden S.Ö.nün

ailesinin kendisiyle yaptıkları görüşmeden söz ederek evliliğe izin verilmesini

istediklerini, S.Ç.nin ailesinin evlilik işinin aile

meselesi olduğu gerekçesiyle evliliğe rıza göstermediğini, hatırlamadığı bir

gün kafede otururken S.Ç.nin yanına geldiğini, S.Ç.

ile telefonda konuşan S.Ö.nün de bir süre sonra

yanlarına geldiğini, S.Ç.nin S.Ö. ile

ayrıldıklarından söz ettiğini ancak S.Ö.nün ayrılığı

kabul etmediğini, birbirlerini üzmemeleri yönünde tavsiyede bulunduğunu, o

günden sonra S.Ö.yü görmediğini ve S.Ö.yü tehdit etmediğini söylemiştir.

36. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/10/2014 tarihinde, şüpheli F.Y.nin S.Ö.yü

tehdit ettiğine ve/veya adı geçenin ölümüne dâhil olduğuna, S.Ö.nün

öldürüldüğüne, intihara yönlendirildiğine, azmettirildiğine veya intihara

yardım edildiğine ilişkin suç şüphesi elde edilemediği gerekçesi ile

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Söz konusu kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...Müteveffa, 27.03.2014 tarihinde

Bilecik ili Erkoca Köyü’nde dedesi L.Ö.ye ait tarla içerisinde bulunan ve

sulama amaçlı kullanılan su kuyusunda ölü olarak bulunduğu, etraflıca yapılan

tahkikat sonucunda, şüpheli herhangi bir iz veya belirti bulunmadığı gibi,

yapılan ölü muayene ve otopsi sonucunda da,

müteveffanın travmatik bir tesir sonucu veya

zehirlenerek öldüğüne ilişkin delil de bulunmadığı,

Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'nun 13.08.2014

tarih ve 3385 sayılı kararında, müteveffanın kesin ölümünün, suda boğulma

sonucu olduğuna oy birliği ile karar verildiği,

Gerek müteveffanın bulunduğu su kuyusu ve

çevresinde, gerek müteveffanın bulunan ve üzerinden çıkarılan elbiselerinde ve

yine su kuyusuna yakın yerde terk edilen 11 ... plakalı araç içerisinde yapılan

incelemede suç şüphesine rastlanmadığı,

...

Müteveffanın ölümünden önce en son babası

Yaşar Özdemir ile iki kez mesajlaştığı, babasının “kiminle nerdesin”

mesajına “gelcem sen uyu baba” şeklinde ve yine

babasının “tamam kim var” mesajına saat 01:05:15’te “kimse yok” şeklinde cevap

verdiği ve devamında (otopsi raporundan anlaşılacağı üzere) suda boğulmanın

gerçekleştiği anlaşılmaktadır..."

37. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı soruşturmada araştırılmayan hususlar bulunduğuna ve

oğlunun kasten öldürüldüğüne ilişkin itirazları Bilecik Sulh Ceza

Hâkimliğinin 22/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bahse konu kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"...Her ne kadar müşteki Yaşar Özdemir

itiraz dilekçesinde, yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan verilen kararın

usul ve yasaya aykırı olduğunu, ölüm olayı ile ilgili olabilecek şahıslar

hakkında ve özellikle şüpheli hakkında yeterince takibat yapılmadığını, telefon

görüşmesi, parmak izleri ve küllükte bulunan başka bir erkek kişi tarafından

içildiği belirtilen sigaranın kime ait olabileceği yönünde araştırma

yapılmadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de, dosyada yapılan tüm tahkikat

işlemleriyle ölü muayene tutanağı, adli tıp raporları, ifade tutanakları, olay

yeri inceleme tutanağı, HTS kayıtları [Historical Traffic Search- telefonun iletişiminin tespitine dair kayıtlar] hep birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen ölüm

olayının suda boğulma dışında herhangi bir dış etken veya birfail

tarafından gerçekleştirildiğine dair yeterli şüpheyi doğuracak somut hiç bir

delillin bulunmadığı, mütavaffanın ölümünde özellikle

dosya içeriğinde tehdit şüphelisi olan kişinin herhangi bir dahlinin olduğuna,

öldürüldüğüne yada intihara yönlendirildiğine dair kamu davası açılmasını

gerektirecek yeterli şüphe bulunmadığı anlaşılmıştır.

Soruşturma makamlarının etkin soruşturma

yapması gerek Anayasa, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası

metinlerde zorunlu kılınmış olup, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca olaya ilişkin

gereğince soruşturma yapıldığı, olay yerinde deliller tam ve nizami şekilde

toplandığı, ceset üzerinde usulüne uygun şekilde ölü muayenesi ve sonrasında

otopsi işlemi yapılarak Adli Tıp Kurumu'ndan olayın aydınlatılması açısından

rapor alındığı, müştekinin itirazları ve araştırılması gereken hususların

bulunduğu değerlendirilerek soruşturma dosyasının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1.

İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, buradan alınan raporda da meydana gelen olayın

suda boğulma olduğu yönünde kesin bir rapor düzenlendiği anlaşıldığından,

müştekinin yapmış olduğu itirazın dosya içeriğine ve takipsizlik kararının

gerekçesine göre isabetli bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dosya içeriğinde her ne kadar müşteki Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz

etmiş ise de, dosyada meydana gelen ölüm olayının

boğulma sonucu olduğunun aksini gösteren ve yeterli şüpheye ulaşmayı sağlayacak

somut hiçbir delile ulaşılamadığı, bu nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

meydana gelen ölüm hadisesi yönünden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı

usul ve yasaya uygun niteliktedir..."

38. Bu karar 22/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş

olup başvurucu16/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

39. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Yasin Ağca (B. No:

2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87 ve 91-96) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

41. Başvurucu; S.Ö. tarafından kullanılan otomobilden alınan

parmak izlerinin kriminal laboratuvara gönderilmediğini,

otomobilde bulunan sigara izmaritlerinin birinden elde edilen DNA profilinin

S.Ö.ye ait olmadığı tespit edilmesine karşın söz konusu profilin kime ait

olduğunun araştırılmadığını ve otomobilin arka koltuğunda bulunan çamurlu ayak

izinin kime ait olduğunun tespit edilmediğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu;

S.Ö.nün otomobille şehir içinde dolaştığının tespit

edildiğini, buna rağmen S.Ö.nün nereye gittiğinin

MOBESE kameraları vasıtasıyla detaylı bir şekilde araştırılmadığını, şüphelinin

ifadesinin olaydan ancak beş ay sonra alındığını, şüphelinin S.Ö.yü tehdit ettiği iddiasının yeterince araştırılmadığını

ve iletişimin tespitine dair tutanakların yeterince değerlendirilmediğini

belirterek Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan adil

yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Bakanlık görüşünde, konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi

kararlarına yer verilmiş; soruşturma sürecinde yapılan işlemlerden söz edilmiş

ve etkili soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun

araçların kullanılması yükümlülüğü olduğu vurgulanarak olayın açıklığa

kavuşturulması için atılabilecek makul adımların atıldığı ve delilerin

toplandığı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

1. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

43. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes,

yaşama ... hakkına sahiptir.”

44. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, oğlunun

ölümü ile ilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmediğine ilişkindir.

46. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümüne bir devlet

görevlisinin neden olduğunu ileri sürmemiş; oğlunun yaşamına yönelik olarak

devletin yetkili makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın

bir tehdidin bulunduğuna ancak anılan makamların oğlunun yaşamını korumak için

gerekli tedbirleri almadıklarına ilişkin bir iddiada da bulunmamıştır.

47. Bu itibarla başvurucunun tüm iddiaları, Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, ölen S.Ö.nün babasıdır. Dolayısıyla başvuru ehliyeti açısındanbaşvuruda bir eksiklik bulunmamaktadır.

49. Öte yandan başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi

başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmamaktadır. O hâlde yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

50. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif

ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

51. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

52. Diğer taraftan ceza soruşturmasının temel amacına ilişkin

yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyigerektirmez.

Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

53. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili

olabilmesi için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmesi gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya sorumlu

kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne

aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

54. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

55. İlaveten ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturmanın

makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekir (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus, hukuk devletine

bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği

görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden bir gerekliliktir.

56. Son olarak soruşturmanın etkili olabilmesi için soruşturma

makamlarınca olayın sebebinin objektif analizinin yapılması ve soruşturma

sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı,

nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014, § 99).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

57. Olaya ilişkin soruşturmada, yukarıda genel ilkeler bölümünde

ifade edilen şüpheli ölüm olayından haberdar olan soruşturma makamlarının

derhâl harekete geçmesi, başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için bu

sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması, soruşturmanın makul bir

özen ve süratle yürütülmesi konularında başvurucu tarafından herhangi bir iddia

ileri sürülmediği gibi bu konularda bir eksikliğin de bulunmadığı

görülmektedir. Gerçekten de başvurucunun oğlunun ölü olarak bulunmasından

haberdar olan Cumhuriyet Başsavcılığı derhâl soruşturma başlatmıştır.

Başvurucu, şikâyetlerini Cumhuriyet Başsavcılığı önünde dile getirebilmiş;

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen karara itiraz edebilmiş ve soruşturmaya

katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır. Ayrıca soruşturma,

dokuz ay gibi kısa bir sürede sonuçlandırılmıştır.

58. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğinin olayın tüm yönlerinin aydınlatılması ve varsa

sorumluların tespit edilebilmesi için bütün delillerin toplanması ve

olayın sebebinin objektif analizinin

yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

ilkeleri yönünden de incelenmesi gerekir. Ancak incelemeye geçmeden önce birkaç

hususun belirtilmesi gerekir.

59. Evvela soruşturmanın delillerin toplanması açısından

etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın

kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve

olgular temelinde ve soruşturmanın gerçekleri gözönünde

bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın delillerin

toplanmasına ilişkin etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir

asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek

mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

60. İkinci olarak Anayasa’nın 17. maddesi gereğince yürütülecek

soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde

edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebi karşılama

zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma

işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62).

61. Bu noktada ayrıca Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili

soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir usul, ancak Anayasa Mahkemesinin somut olaylara

ilişkin elinde bulunan kesin ikna edici nitelikteki bulgulara dayalı olarak

benimsenebilir (Cemil Danışman, §

58).

62. Somut olayda;

i. S.Ö.nün

ölü olarak içinde bulunduğu kuyu ve çevresi ile S.Ö. tarafından kullanılan

otomobil gerek Cumhuriyet savcısınca gerekse Olay Yeri İnceleme Birimince

detaylı şekilde incelenmiştir. Gerek kuyu ve çevresinde gerekse otomobilde

herhangi bir kavga veya mücadeleye ilişkin delil ve emare elde edilememiştir.

ii. S.Ö. ve S.Ç.nin telefonları

incelenmiş, Kriminal Daire yardımıyla alınan telefon

içeriğine ilişkin kopyalar bilirkişiye incelettirilmiştir.

iii. S.Ö.ye ait telefonun 1/3/2014 ile 28/3/2014 tarihleri

arasındaki iletişimi tespit edilmiş; aralarında S.Ö. ile en son iletişim kuran

kişilerin de bulunduğu M.K., Ö.Y., S.Ç. ve başvurucu ile L.Ö., O.Ç., R.Ç.,

R.Ö., Ş.Ö. ve E.Ö.nün

beyanlarına başvurulmuştur.

iv. Başvurucunun S.Ö.nün

F.Y. tarafından tehdit edildiğine dair iddiaları nedeniyle Ç. isimli pasajda

F.Ç.ye ait işyeri bulunup bulunmadığı araştırılmış, 26/3/2014 tarihinde gece

vakti S.Ö. tarafından kullanılan otomobili takip eden herhangi bir araç bulunup

bulunmadığının tespiti için bazı işyeri ve kurum kameralarına ait görüntüler

incelenmiştir.

v. S.Ö.yü

tehdit ettiği iddia edilen F.Y.nin şüpheli sıfatıyla

ifadesi alınmıştır.

vi. S.Ö.ye ait deri monttan ve S.Ö. tarafından kullanılan

otomobilden elde edilen kıl örnekleri ile sigara izmaritleri ATK Biyoloji

İhtisas Dairesine incelettirilmiştir.

vii. Ölü muayenesi ve otopsi işlemi yapılmış ve ölüm nedeninin suda boğulma olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca ATK Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunca ölüm nedeninin suda boğulma

olduğuna ilişkin rapor düzenlemiştir.

63. Soruşturma kapsamında yapılan araştırmalar dikkate alındığında

soruşturma makamlarının sadece intihar ön kabulüyle hareket etmediği, cinayet

olasılığını da dikkate alıp bu hususta delil topladığı görülmektedir.

64. Soruşturmada yapılan araştırmalar ve toplanan deliller

yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde Cumhuriyet

Başsavcılığının S.Ö.nün

ölümüyle neticelenen olayı aydınlatma isteğinden kuşku duyulmasını gerektirecek

bir hususun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aksi yönde bir sonuca

ulaşılmasını mümkün kılanbir veri Anayasa Mahkemesinin

elinde bulunmadığından Cumhuriyet Başsavcılığının etkili bir araştırma ve

inceleme neticesinde ulaştığı sonucu sorgulamak için bir nedenin de bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

65. Mevcut durumda olayın aydınlatılmasını sağlayabilecek

delillerin toplandığı, soruşturmanın derinliği ile ciddiyeti üzerinde önemli

etki gösterecek nitelikte eksik yönler bulunmadığı ve soruşturma sonucunda

alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve

tarafsız bir analizine dayandığı dikkate alındığında başvurucunun oğlunun ölümü

hakkında yürütülen soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği

etkililikte olduğu sonucuna varılmıştır.

66. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme

yükümlülüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Yaşar

ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/971, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. M. ve oğlu Ö. söyledi. Sonra S. Ö.yü
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama
  12. B. Yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Deveci
  17. Özdemir
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/971
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Murat Dinç ve Rıza Dinç Başvurusu (B. No: 2015/65)
  • K.k. Başvurusu (B. No: 2014/16575)
  • Galip Şahin Başvurusu (B. No: 2015/6075)
  • Cemal Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8722)
  • Mirza Yener Başvurusu (B. No: 2015/19159)
  • Kadir Özbayar Başvurusu (B. No: 2014/18969)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.