İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Oğuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5926)

1. Başvuru, müdahalenin meni davasının kamulaştırmasız el

Başvuru No2013/5926Tarih6 Ekim 2015Okuma29 dk · 5.770 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İbrahim Oğuz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/5926
R.G. Tarih-Sayı
21/11/2015-29539
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.770 kelime·29 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, müdahalenin meni davasının kamulaştırmasız el

atma davası olarak nitelendirilerek taşınmazın bedelinin Karayolları Genel

Müdürlüğünden tahsiline ve taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 31/7/2013 tarihinde Balıkesir 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 22/11/2013 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu İbrahim Oğuz tarafından yapılan 2013/5926

numaralı bireysel başvuru dosyası, Hasan Oğuz tarafından yapılan 2013/5929

numaralı bireysel başvuru dosyası ve Mustafa Oğuz tarafından yapılan 2013/5928

numaralı bireysel başvuru dosyası aralarındaki hukuki ve fiilî irtibat

nedeniyle birleştirilmiş; incelemeye 2013/5926 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden devam edilmiştir.

6. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve

olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlığın 24/1/2014 tarihli görüş yazısına karşı başvurucu beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

1. Başvurucular

İbrahim Oğuz ve Mustafa Oğuz’un Başvurularına İlişkin Olarak

8. Balıkesir ili Bigadiç ilçesi Çayüstü

köyü 148 ada 214 parsel numaralı, 4.573,85 m2 taşınmaz, başvurucular

adına müştereken tapuya tescilli iken taşınmaza hafriyat dökmek ve yol açmak

suretiyle müdahalede bulunulmuştur.

9. Başvurucular, 17/5/2007 tarihinde Bigadiç Sulh Hukuk

Mahkemesine başvurarak taşınmazın üzerinde tespit yapılmasını talep etmişler;

18/5/2007 tarihinde bilirkişiler eşliğinde tespit yapılmıştır.

10. Başvurucular, 21/6/2007 tarihinde İrem İnşaat Yapı San.

ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada,

davalının taşınmaz üzerine hafriyat döktüğü, yol açtığı, taşınmazı kullanılamaz

hâle getirdiği iddiasıyla el atmanın önlenmesini ve ecrimisil

tazminatının tahsilini talep etmişlerdir.

11. Davalı Şirket cevabında, Karayolları 14. Bölge

Müdürlüğünün müteahhidi olarak yol yapım işini üstlendiğini, taşınmazın daha

önceden başka müteahhitlerce kullanıldığını savunarak davanın reddini talep

etmiştir.

12. Mahkemece 23/12/2008 tarihli ve E.2007/207, K.2008/221

sayılı kararla davalının taşınmaza hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

müdahalede bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının taşınmaza el

atmasının önlenmesine, hafriyatın kaldırılması için 6.573 TL ve taşınmazın eski

hâle getirilmesi için 271,73 TL tazminat ile ecrimisil

tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar

verilmiştir.

13. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

18/2/2010 tarihli ve E.2009/16535, K.2010/2348 sayılı ilamıyla“Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme bedelinin

tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan keşif sonucu dava konusu

taşınmaza davalı şirket tarafından el atıldığı anlaşılmakta ise de, bu el atma Karayolları Genel Müdürlüğünün yol yapımı

nedeniyle olup, davalı şirket Karayolları Genel Müdürlüğü adına iş yapmaktadır.

Şirket ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında yapılan sözleşme bunlar

arasındaki iç ilişkidir. Bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dâhil

edilerek yargılama yapılması gerekirken, dâhil edilmeden hüküm kurulması doğru

görülmemiştir. Yine yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan raporun yeterli

olmadığı, kamulaştırmasız el atma davalarında Kamulaştırma Kanunu'nun değer

biçmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu yönüyle eksik incelemeye

dayalı hüküm kurulduğu” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

14. Başvurucuların karar düzeltme istemi, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 16/9/2010 tarihli ve E.2010/11015, K.2010/15082 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılama yapılmış,

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) 3/12/2010 tarihinde davaya dâhil edilmiştir.

16. KGM cevabında, davaya dâhil edilmelerinin mümkün

olmadığını, ayrı bir dava açılması gerektiğini, davacılara kamulaştırma bedeli

teklif ettiklerini ancak bedeli kabul etmedikleri için anlaşma sağlanamadığını

savunarak davanın reddini talep etmiştir.

17. KGM’nin 19/7/2007 tarihli yazısına göre

taşınmazın, “Taş Ocağı, Konkasör ve Depo Sahası” içinde bulunması nedeniyle

kamu yararı kararı alınarak kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

18. Mahkemece 17/5/2012 tarihli ve E.2010/305, K.2012/118

sayılı kararla, taşınmazın bir kısmına davalı Şirket tarafından KGM’nin çalışmaları nedeniyle kamulaştırma işlemleri

yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazın kısmen kullanılamaz hâle getirildiği,

taşınmazın el atılan kısmının eski hâle getirme bedelinin 6.800 TL, taşınmazın

bedelinin ise 622,02 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 148 ada

214 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının 211,57 m2'lik bölümünün

kısmen iptali ile KGM adına tapuya tesciline, 622,02 TL taşınmaz bedelinin

davalı KGM’den tahsiline, 271,73 TL ecrimisil tazminatının dava tarihinden itibaren yasal

faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

19. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

3/6/2013 tarihli ve E.2013/6497, K.2013/9633 sayılı ilamıyla yargılama

giderleri yönünden başvurucu lehine hükmün düzeltilerek onanmasına karar

verilmiştir.

20. Karar 25/7/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucular 31/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

2. Başvurucu Hasan

Oğuz’un Başvurusuna İlişkin Olarak

22. Balıkesir ili Bigadiç ilçesi Çayüstü

köyü 148 ada 213 parsel numaralı, 4.239,35 m2 taşınmaz, başvurucu

adına tapuya tescilli iken taşınmaza hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

müdahalede bulunulmuştur.

23. Başvurucu, 21/6/2007 tarihinde İrem İnşaat Yapı San. ve

Tic. Ltd. Şti. aleyhine Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada,

davalının taşınmaz üzerine hafriyat döktüğü, yol açtığı, taşınmazı kullanılamaz

hâle getirdiği iddiasıyla el atmanın önlenmesini ve ecrimisil

tazminatının tahsilini talep etmiştir.

24. Davalı Şirket cevabında, Karayolları 14. Bölge

Müdürlüğünün müteahhidi olarak yol yapım işini üstlendiğini, taşınmazın daha

önceden başka müteahhitlerce kullanıldığını savunarak davanın reddini talep

etmiştir.

25. Mahkemece 23/12/2008 tarihli ve E.2007/208, K.2008/222

sayılı kararla davalının taşınmaza hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

müdahalede bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının taşınmaza el

atmasının önlenmesine, hafriyatın kaldırılması için 40.890 TL tazminat ile

taşınmazın eski hâle getirilmesi tazminatının dava tarihinden itibaren yasal

faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

26. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

18/2/2010 tarihli ve E.2009/16534, K.2010/2347 sayılı ilamıyla “Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve eski

hale getirme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan keşif

sonucu dava konusu taşınmaza davalı şirket tarafından el atıldığı anlaşılmakta

ise de, bu el atma Karayolları Genel Müdürlüğünün yol

yapımı nedeniyle olup, davalı şirket Karayolları Genel Müdürlüğü adına iş

yapmaktadır. Şirket ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında yapılan sözleşme

bunlar arasındaki iç ilişkidir. Bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğünün

davaya dâhil edilerek yargılama yapılması gerekirken, dâhil edilmeden hüküm

kurulması doğru görülmemiştir. Yine yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan

raporun yeterli olmadığı, kamulaştırmasız el atma davalarında Kamulaştırma Kanunu'nun

değer biçmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu yönüyle eksik

incelemeye dayalı hüküm kurulduğu” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

27. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 16/9/2010 tarihli ve E.2010/11016, K.2010/15081 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

28. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılama yapılmış, KGM

3/12/2010 tarihinde davaya dâhil edilmiştir.

29. KGM cevabında, davaya dâhil edilmelerinin mümkün

olmadığını, ayrı bir dava açılması gerektiğini, davacıya kamulaştırma bedeli

teklif ettiklerini ancak bedeli kabul etmediği için anlaşma sağlanamadığını

savunarak davanın reddini talep etmiştir.

30. KGM’nin 19/7/2007 tarihli yazısına göre

taşınmazın, “Taş Ocağı, Konkasör ve Depo Sahası” içinde bulunduğu için kamu

yararı kararı alınarak kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

31. KGM’nin 6/2/2008 tarihli yazısında,

taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilmesi nedeniyle taşınmaz malikleriyle

pazarlık yapıldığı ancak anlaşmaya varılamadığı, bu nedenle dava açılması için

hazırlık yapıldığı belirtilmiştir.

32. Mahkemece, 17/5/2012 tarihli ve E.2010/306, K.2012/119

sayılı kararla, taşınmazın bir kısmına davalı Şirket tarafından KGM’nin çalışmaları nedeniyle kamulaştırma işlemleri

yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazın kısmen kullanılamaz hâle getirildiği,

taşınmazın el atılan kısmının eski hâle getirme bedelinin 42.300 TL, taşınmazın

bedelinin ise 2.177,75 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 148 ada

213 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının 740,70 m2'lik bölümünün

kısmen iptali ile KGM adına tapuya tesciline, 2.177,75 TL taşınmaz bedelinin

davalı KGM’den tahsiline, davalı Şirket aleyhine

açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

33. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

3/6/2013 tarihli ve E.2013/6495, K.2013/9634 sayılı ilamıyla yargılama

giderleri yönünden başvurucu lehine hükmün düzeltilerek onanmasına karar

verilmiştir.

34. Karar 17/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

35. Başvurucu 31/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

36. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

37. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

10. maddesi şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması

halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve

belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki

diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer

asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin

tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci

fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına

tesciline karar verilmesini ister.

...”

38. 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel

Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“Karayolları Genel Müdürlüğünün görevleri

şunlardır:

…

F) Yolların yapım, ıslah, onarım ve bakımına, emniyetle

işlemesine gerekli garaj ve atelyeleri, makina ve

malzeme ambarları ile depolarını, servis ve akaryakıt tesislerini,

laboratuvarları, deneme istasyonlarını, tarihi yol ağlarına ait köprü ve diğer

bütün yan tesisleri, yol boyu inkişafı ve ağaçlandırılması için lüzumlu

fidanlıkları, dinlenme yerlerini, bakım ve trafik emniyetini sağlayacak bina ve

lojmanları, verici telsiz istasyonları ile gerekli muhabere şebekelerini, Genel

Müdürlüğün görevlerini daha verimli şekilde yönetimine yarayacak diğer her

türlü sosyal tesisleri, hazırlayacağı ve hazırlatacağı plan ve projelerine göre

yapmak, yaptırmak, onarmak, donatmak, işletmek, kiralamak ve bakımlarını

sağlamak,

…”

39. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve

Kontrol Kanunu’nun 45. maddesi şöyledir:

“Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri,

kamu hizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gereken nicelikte ve nitelikte

taşınır ve taşınmazları, yurt içinde veya yurt dışında, bedellerini peşin veya

taksitle ödeyerek veya finansal kiralama suretiyle edinebilirler. Kamu

idareleri, taşınmaz satın alma veya kamulaştırma işlemlerini yetki devri

yoluyla bir başka kamu idaresi eliyle yürütebilir. Genel bütçe kapsamındaki

kamu idarelerinin edindiği taşınmazlar Hazine adına, diğer kamu idarelerine ait

taşınmazlar ise tüzel kişilikleri adına tapu sicilinde tescil olunur. Hazine

adına tescil edilen taşınmazlar Maliye Bakanlığı tarafından yönetilir. Bu

tescil işlemleri, adına tescil yapılan idarenin taşınmazın bulunduğu yerdeki

ilgili birimine bildirilir.

…”

40. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:

“Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malik,

el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu

takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el

konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde, taşınmazın el

koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih

olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

41. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 31/7/2013 tarihli ve 2013/5926 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

42. Başvurucular, taşınmazlarına İrem İnşaat Yapı San. ve

Tic. Ltd. Şti. tarafından hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle müdahalede

bulunulduğunu, Şirket aleyhine açtıkları davalar sonunda verilen tazminatın

tahsiline dair kararın temyizi sonucu Yargıtay tarafından, davanın

kamulaştırmasız el atma davası olarak nitelendirildiğini ve 2942 sayılı

Kanun’un uygulanması yönünden kararın bozulduğunu, müdahalenin meni davası

açtıkları hâlde, davanın kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin

ödenmesi davası olarak nitelendirilerek KGM’nin

davaya dâhil edildiğini ve taşınmazın kamulaştırılması sonucunun ortaya

çıktığını, KGM’nin de kamulaştırma işlemlerinin devam

ettiğini yargılama sırasında belirttiğini, taşınmaza yapılan müdahale nedeniyle

tazminat alacakken daha düşük bir bedelle taşınmazın kamulaştırılmasına

katlanmak zorunda kaldıklarını, yol güzergâhındaki diğer taşınmazların

kamulaştırılmadığını, bu şekilde eşit ve adil bir uygulama yapılmadığını,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, bilirkişi raporunda

belirtilen taşınmazın eski hâle getirme bedelinin ödenmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda

başvurucuların, müdahalenin meni davasının

Mahkemece kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin ödenmesi davası

olarak nitelendirilmesine dayalı ihlal iddiaları adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası niteliğinde değerlendirilmiştir. Başvurucuların kamulaştırmasız el atma

nedeniyle mülkiyet haklarının ihlali iddiaları ile makul sürede yargılanma

haklarının ihlali iddiaları ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

44. Başvuru konusu

olayda başvurucular, taşınmazlarına hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

müdahalede bulunulduğunu, Şirket aleyhine açtıkları müdahalenin meni davasının,

Mahkemece kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin ödenmesi davası

olarak nitelendirilerek KGM’nin davaya dâhil

edildiğini ve taşınmazın kamulaştırılması

sonucunun ortaya çıktığını, yol güzergâhındaki diğer taşınmazların

kamulaştırılmadığını, bu şekilde eşit ve adil bir uygulama yapılmadığını

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

45. Bakanlık,

başvurunun bu kısmına ilişkin olarak görüş sunmamıştır.

46. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

48. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

49. Anılan kurallar

uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay

ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

50. Başvurucular, İrem İnşaat Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.

aleyhine Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada, davalının taşınmaz

üzerine hafriyat döktüğü, yol açtığı, taşınmazı kullanılamaz hâle getirdiği

iddiasıyla el atmanın önlenmesini ve ecrimisil

tazminatının tahsilini talep etmişlerdir. Mahkemece, davalının taşınmaza

hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle müdahalede bulunduğu gerekçesiyle

davanın kabulüne, davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine, hafriyatın

kaldırılması ve taşınmazın eski hâle getirilmesi tazminatı ile ecrimisil tazminatının davalıdan tahsiline karar

verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince davanın,

kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme bedelinin tahsili

istemine ilişkin olduğu kabul edilmiş, KGM'nin davaya

dâhil edilerek yargılama yapılması ve 2942 sayılı Kanun'un değer biçmeye

ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Mahkemece bozma kararına uyularak KGM davaya dâhil edilmiş, taşınmaz üzerinde

keşif yapılmış, bilirkişilerden rapor alınmış, tarafların raporlara itirazları

üzerine ek raporlar alınmış ve taşınmazların bir kısmına davalı Şirket

tarafından KGM’nin çalışmaları nedeniyle kamulaştırma

işlemleri yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazların kısmen kullanılamaz hâle

getirildiği, taşınmazların el atılan kısmının eski hâle getirme bedellerinin,

taşınmazın bedellerinden oldukça yüksek olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen

kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının kısmen iptali ile KGM adına tapuya

tesciline, taşınmaz bedellerinin davalı KGM’den

tahsiline karar verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesince hüküm

onanmıştır.

51. Mahkemenin ve Yargıtayın

gerekçeleri ile başvurucuların iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün,

Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda Mahkemenin,

taşınmazlara fiilen el atma sebebini, taşınmazların fiilî durumları ve

değerleri ile eski hâle getirme bedellerini dikkate alarak ve 2942 sayılı Kanun

doğrultusunda değerlendirme yaparak karar verdiği belirlenmiştir.

52. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi ve

Yargıtay tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları

gibi Mahkeme ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

53. Açıklanan nedenlerle başvurucuların

davanın nitelemesiyle ilgili iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

54. Başvurucuların, davalının taşınmaz üzerine hafriyat

döktüğü, yol açtığı, taşınmazı kullanılamaz hâle getirdiği iddiasıyla el

atmanın önlenmesi ve ecrimisil tazminatının tahsili

talebiyle açtıkları davanın, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin

ödenmesi davası olarak nitelendirilerek taşınmazın bedelinin davalı KGM’den tahsili ile davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi

sonucu mülkiyet haklarının ihlali iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

gibi kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı

İddiası

55. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda

başvurucuların, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

56. Başvurucular, taşınmazlarına hafriyat dökmek ve yol açmak

suretiyle müdahalede bulunulduğunu, Şirket aleyhine açtıkları müdahalenin meni

davasının kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin ödenmesi davası

olarak nitelendirilerek taşınmazın kamulaştırılması sonucunun ortaya çıktığını,

taşınmaza yapılan müdahale nedeniyle tazminat alacakken daha düşük bir bedelle

taşınmazın kamulaştırılmasına katlanmak zorunda kaldıklarını belirterek

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

57. Bakanlık görüşünde, kamu yararı ile kişilerin temel

haklarının korunması arasında adil bir dengenin kurulması ve taşınmaza yapılan

müdahalenin yasal dayanağının olması gerektiği, makul bir meblağ ödenmeksizin

mülkiyetten yoksun bırakmanın mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale teşkil

edeceği, bu hususların bireysel başvuru incelemesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği bildirilmiştir.

58. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

59. Anayasa'nın 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

60. Anayasa'nın 46. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Devlet ve kamu

tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını

peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya

bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar

üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli

ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. …

Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş

yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.”

61. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve

tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı

vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve

uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun

bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler,

devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek

veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini

sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları

hakka halel getirmez."

62. Anayasa'nın 35. maddesi ve Sözleşme’ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer

vermiştir.

63. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

üç temel kuraldan oluşmaktadır: Birinci kural, genel olarak mülkiyetten

barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın

ilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural, mülkiyetten yoksun bırakmayı

düzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci

cümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun

olarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla

mülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer

almaktadır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B.

No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61).

64. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış; ikinci ve üçüncü fıkralarda ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir.

65. Mutlak değil, sınırlanabilir bir hak olan mülkiyet hakkı

Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki

ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen

sınırlandırmaların denetiminin, Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler

çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

66. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlandırmanın Anayasa’nın

13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde

belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözü ile ruhuna ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

67. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, mülkiyet

hakkına yönelik bir müdahale bulunup bulunmadığını belirlemektir. Sonraki

aşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin hakkın özünü zedeleyecek ölçüde

kısıtlayıp kısıtlamadığının, kanuna dayalı ve meşru amaçlarının olup olmadığının,

söz konusu kısıtlamanın gereklilik ve ölçülülük ilkelerine uygun bulunup

bulunmadığının tespiti gerekir.

i. Müdahalenin Varlığı

68. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e

ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin

bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

69. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer

alan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur (İhsan Vurucuoğlu, B.

No: 2013/539, 16/5/2013, § 30).

70. Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel ögesinin

"kamu yararı" olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz

üzerindeki özel mülkiyet hakkının, malikin rızası olmaksızın kamu yararı için

ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamu yararı

bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine

uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal

ögeleridir (AYM, E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008).

71. Bir taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi,

mülkiyet hakkının sınırlandırılmasını aşan,

hakkın özünü zedeleyen bir durumdur (AYM, E.2002/112, K.2003/33, 10/4/2003).

Bununla beraber gerçek karşılığının altında bir bedel ödenerek bir taşınmazın

idareye geçmesi de Anayasa’nın 46. maddesi hükmüne açıkça aykırılığın yanında

mülkiyet hakkına Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesini aşan ve

mülkünden yoksun bırakılan kişiye ulaşılmak istenen kamu yararıyla

kıyaslandığında ölçüsüzce ağır bir yük getiren ve makul olmayan müdahale

niteliğindedir (Tahsin Erdoğan, B.

No: 2012/1246, 6/2/2014, § 81).

72. Kamulaştırma yapmaya yetkili olan

devlet; kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması hâlinde

yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri

tarafından, Anayasa'nın 46. maddesi ve 2942 sayılı Kanun'a aykırı şekilde, özel

mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken bedelsiz

olarak el koyma işlemine "kamulaştırmasız el atma" denmektedir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014, § 55).

73. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamulaştırma

yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların

mülkiyete saygı haklarını ihlal ettiği kanaatindedir (Sarıca ve Dilaver/Türkiye, B. No:

11765/05, 27/5/2010, § 51).

74. Somut olayda, Balıkesir ili Bigadiç ilçesinde bulunan

taşınmazlar başvurucular adına tapuya tescillidirler. Dolayısıyla

başvurucuların tapu sicilinde adlarına kayıtlı taşınmazlar üzerinde, 4721

sayılı Kanun uyarınca mülkiyet haklarının bulunduğu kuşkusuzdur.

75. Başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırılması kararı

alındığı anlaşılmışsa da bu kararın taşınmazlara yapılan müdahaleden sonra

alındığı, Anayasa’nın 46. maddesinde ve 2942 sayılı Kanun'da belirtilen

kamulaştırma işleminin tüm unsurları tamamlanmaksızın taşınmazlara fiilen el

atılmasının başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale niteliğinde olduğu

değerlendirilmiştir.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

76. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe anılan maddenin

ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözü ile ruhuna ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

77. Başvuruculara ait taşınmazlara ilişkin olarak KGM’nin 19/7/2007 tarihinde kamulaştırma kararı aldığı

ancak kamulaştırma kararı alınmadan önce ve kamulaştırma işlemleri

tamamlanmaksızın Şirket tarafından hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

taşınmazlara müdahalede bulunulduğu, başvurucuların açtığı müdahalenin

önlenmesi davaları, Mahkemece kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin

ödenmesi davası olarak nitelendirilerek taşınmazların bedelinin başvuruculara

ödenmesine ve KGM adına tapuya tescillerine karar verildiği anlaşılmıştır.

78. Demokratik toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun

üstünlüğü, Sözleşme’nin tamamının ayrılmaz bir parçası olduğundan Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi, her şeyden

önce ve özellikle mülkiyete saygı gösterilmesinden yararlanma hakkına idari

makamlar tarafından yapılan müdahalenin yasal olmasını gerektirmektedir (Sarıca ve Dilaver/Türkiye, § 42).

79. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet

hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması

gerektiği hüküm altına alınırken Sözleşme’ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi mülkiyetten

yoksun bırakmanın kamu yararıyla, yasada öngörülen koşullarla ve uluslararası

sözleşmelere uygun olarak yapılabileceğini öngörmektedir. AİHM, yasada

öngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle hukukiliği geniş yorumlayarak istikrar

kazanmış yargı kararlarına dayanan içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin de

hukukilik şartını karşılayabildiğini kabul ederken (Malonei/İngiltere, B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68) Anayasa, tüm

sınırlandırmaların mutlak manada kanunla yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha geniş bir koruma sağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 31).

80. Hak ve özgürlüklerin ve bunlara

yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi, bu haklara

ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan

demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber

kanunla düzenleme zorunluluğu, hakka yapılacak müdahalenin uygulanmasının kanun

çerçevesini aşmayacak şekilde tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme

organının çıkardığı ikincil düzenlemelerle yapılmasına mani

değildir (Tahsin Erdoğan, § 60).

81. Somut olayda başvuruculara ait

taşınmazlara kamulaştırma işlemi tamamlanmaksızın hafriyat dökmek ve yol açmak

suretiyle müdahalede bulunulmuştur. Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma ile

kıyaslandığında daha az güvence sunan ve hukuki olmayan bir yöntemdir. Şöyle ki

2942 sayılı Kanun'a göre kamulaştırma kararı verilebilmesi için öncelikle

taşınmazın değerinin idare tarafından tespit ettirilmesi, uyuşmazlık hâlinde

idarenin mahkemeye başvurarak bedel tespitini istemesi gerekmektedir. Tespit

edilen bedelin peşin olarak bankaya yatırılmasıyla kamulaştırma kararı

kesinleşmektedir. Bu nedenle bir kamu idaresi kamulaştırma bedelini ödeyecek

yeterli ödeneği olmadıkça kamulaştırma kararı alamayacaktır. Diğer taraftan,

kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak uzlaşma ve dava yoluna

başvurma külfeti maliklere yüklenmiştir. Bu nedenle dava harçlarını ödeme

yükümlülüğü de maliklerin üzerindedir (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012).

82. Kamulaştırmasız el atma; idareye,

taşınmazı kullanma ve kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı

sağlamaktadır. Böyle bir kamulaştırma işlemi olmadığından, kullanılan

taşınmazın devrini meşrulaştırma ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı

sunan tek unsur, idare tarafından kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve

bireylere "kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" ödenmesine hükmeden

mahkeme kararıdır. Kamulaştırmasız el atma uygulaması, hukuki planda taşınmazların

maliki olarak kalan başvurucuları, herhangi bir kamu yararı gerekçesi ile

eylemini haklı kılmayan idareye karşı dava açmak zorunda bırakmaktadır. Böyle

bir kamu yararı gerekçesinin gerçekliği ancak daha sonra mahkemeler tarafından

değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle kamulaştırmasız el atma, her ne olursa

olsun, idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanuna aykırı bir durumu hukuki

olarak kabul etmeye ve idareye, kanuna aykırı davranışından fayda sağlama

imkânı sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmî kamulaştırma kurallarının ötesine

geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, kişilere öngörülemez ve keyfî

durumlarla karşılaşma tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterli

derecede hukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekilde gerçekleştirilen bir

kamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir (Benzer yönde AİHM

kararı için bkz. Sarıca ve Dilaver/Türkiye,

§§ 40, 43, 45).

83. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri

taşınmaz mülkiyetine son verecek müdahalelerin yasal olmasını zorunlu

tutmaktadır. Bu zorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46. maddesi

ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle

idarenin taşınmazı iktisap etmesidir. Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun

bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa ve

yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan

kamulaştırmasız el atma yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve

içinde değerlendirilemez. İdarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine

geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen

ve hukuki olmayan müdahale riski taşımaktadır (Celalettin

Aşçıoğlu, § 58).

84. Başvuru dosyasındaki mevcut belgeler incelendiğinde

kamulaştırma işlemi yapılmaksızın KGM’nin gözetimi

altındaki Şirketin, başvuruculara ait taşınmazlara hafriyat dökmek ve

yol açmak suretiyle müdahalede bulunduğu anlaşılmaktadır.

85. Başvuru konusu olayda, KGM’nin 19/7/2007 tarihli kararıyla başvuruculara ait taşınmazın,

“taş ocağı, konkasör ve depo sahası” içinde bulunduğu için kamu yararı kararı

alınarak kamulaştırılmasına karar verdiği, başvuruculara kamulaştırma bedeli

teklif edildiği ancak bedeli kabul etmedikleri için anlaşma sağlanamadığı

anlaşılmıştır. Başvuruculara ait taşınmaza, hafriyat dökmek ve yol açmak

suretiyle müdahalede bulunulması üzerine başvurucular, KGM tarafından kamulaştırma

kararı alınmadan önce 21/6/2007 tarihinde, İrem İnşaat Yapı San. ve Tic. Ltd.

Şti. aleyhine Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada, taşınmaza el

atmanın önlenmesini ve ecrimisil tazminatının

tahsilini talep etmişlerdir.

86. Mahkemece verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince

bozulması üzerine Mahkeme, 3/12/2010 tarihinde KGM’yi

davaya dâhil ederek taşınmazın bir kısmına davalı şirket tarafından KGM’nin çalışmaları nedeniyle kamulaştırma işlemleri

yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazın kısmen kullanılamaz hâle getirildiği,

taşınmazın el atılan kısmının eski hâle getirme bedelinin, taşınmazın

bedelinden çok yüksek olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taşınmazın

tapu kayıtlarının kısmen iptali ile KGM adına tapuya tesciline, taşınmaz

bedelinin davalı KGM’den tahsiline, ayrıca ecrimisil tazminatının da davalılardan tahsiline karar

vermiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince hüküm onanmıştır. Bu şekilde Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş süreçler

takip edilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız

olarak el atıldığı mahkeme kararıyla sabittir.

87. Sonuç olarak başvuruculara ait

taşınmazların bir bölümüne hafriyat dökmek ve yol açmak suretiyle

müdahale edilmesi şeklindeki kamulaştırmasız el

atmanın Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'da belirtilen

usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin

kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

88. Müdahalenin kanunilik şartını

sağlamadığı tespit edildiğinden Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen meşru

amaçlardan biri kapsamında olma ve ölçülülük kriterlerine riayet edilip

edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

89. Belirtilen nedenlerle başvurucuların

Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kanunilik

ilkesine uyulmayarak ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

90. Başvurucular, Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları

davaların makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

91. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18) Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

92. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

diğerleri, §§ 41–45).

93. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaza yapılan

müdahalenin önlenmesi amacıyla Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada,

18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (Güher Ergun ve

diğerleri, § 49).

94. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih

21/6/2007 tarihidir.

95. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52; Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Somut

başvuru açısından bu tarih, Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükmün

Yargıtay 18. Hukuk Dairesince onandığı 3/6/2013 tarihidir.

96. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucuların 21/6/2007 tarihinde Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları

dava sonunda 23/12/2008 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, temyiz

üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/2/2010 tarihli ilamıyla hükmün

bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak 17/5/2012 tarihinde davanın

kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesince 3/6/2013

tarihinde hükmün onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

97. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 34-64).

98. Başvuruya konu davaların incelenmesinde; hukuki meselenin

çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında yargılamaların

karmaşık nitelikte olduğu kabul edilmekle birlikte, beş yıl on bir aylık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

99. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

100. Başvurucular, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlali nedeniyle taşınmazların eski hâle getirme bedellerinin ödenmesini talep

etmişlerdir.

101. Bakanlık, ihlal tespit edilmesi hâlinde hakkaniyete uygun

bir tazminata karar verilmesinin yerinde olabileceğini belirtmiştir.

102. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak

şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

103. Başvuruculara ait taşınmaza Anayasa ve

2942 sayılı Kanun’da öngörülmeyen kamulaştırmasız el atma şeklindeki

müdahalenin mülkiyet hakkını ihlal ettiği yönünde karar verilmiştir.

104. Bunun yanında, taşınmaza yol açmak ve yol yapımında

kullanılacak hammadde üretimi için taş ocağından çıkarılan malzemelerin depo

edilmesi şeklinde ulaşılmak istenen kamu yararıyla başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahale arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu

denge, başvuruculara el atılan taşınmaz bölümünün mahkemece tespit edilen

gerçek karşılıkları ödenerek sağlanmaktadır. Mahkemelerin kamulaştırmasız el

atma nedeniyle taşınmaz bedelinin ödenmesine karar vermeleri kamu yararıyla

kişi yararı arasında adil dengeyi sağladığı gibi, idare tarafından kullanımın

yasal olmadığını tespit ederek belli bir hukuki güvence sağlamaktadır.

105. Başvurucular, taşınmazlarına yapılan müdahale nedeniyle

daha fazla tazminat almaları gerektiğini iddia etseler de Mahkemenin ve bedel

tespiti yapan bilirkişilerin objektif kriterleri esas alarak bedel tespiti

yapmaları gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Somut davada

başvuruculara 2942 sayılı Kanun'da öngörülen bedel tespiti prensiplerine uygun

olarak el atmayla ellerinden alınan taşınmaz bölümleri için tazminat olarak

tarımsal gelir yöntemine göre hesaplanan taşınmaz bedelleri ödenmiştir. Mahkeme

bedel tespitini keşif yaparak, bilirkişi raporlarına müracaat ederek ve

başvurucuların her aşamada itirazlarını sunmalarına imkân vererek ve bu

itirazları dikkate alarak sonuçlandırmıştır.

106. Bu durumda başvuruculara, taşınmaz bölümlerine karşılık

dava tarihine göre belirlenen taşınmaz bedeli ödenerek ulaşılmak istenen kamu

yararıyla başvurucuların müdahale edilen mülkiyet hakkı arasında makul bir

orantının kurulduğu, idarenin el atma işleminin ihmalden kaynaklandığı ve

kanuni olmayan el atma hakkında ihlal kararı verildiği göz önünde

bulundurulduğunda başvuruculara ayrıca tazminat ödenmesine gerek bulunmadığı

yönünde karar verilmesi gerekir.

107. Öte yandan başvurucuların, tarafı oldukları uyuşmazlığa

ilişkin beş yıl on bir aylık yargılama süreci nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğine karar verilmişse de,

başvurucuların taleplerinin maddi tazminata ilişkin olduğu, manevi tazminat

isteminde bulunmadıkları, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı da bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

108. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki

belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harcın ayrı ayrı başvuruculara

ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin müştereken başvuruculara ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların,

1. Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların tazminat

taleplerinin REDDİNE,

D. 198,35

TL harcın ayrı ayrı, 1.500 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN BAŞVURUCULARA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin,

kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına

6/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. İbrahim OĞUZ 2. Mustafa OĞUZ 3. Hasan OĞUZ Vekilleri : Av. Şerif TOPUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5926, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucuların tazminat
  16. D. 198,35
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5926
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Lokman Gönül ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu (B. No: 2013/2254)
  • Metin Dilmaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1439)
  • Arif Haldun Soygür Başvurusu (B. No: 2013/2659)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2350)
  • Deniz Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/4042)
  • Ali Pala Başvurusu (B. No: 2013/3056)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.