İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Özden ve Mehmet Özden Başvurusu (B. No: 2014/10764)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun

Başvuru No2014/10764Tarih27 Aralık 2017Okuma14 dk · 2.894 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Özden Ve Mehmet Özden Başvurusu

Karar tarihi
27 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/10764
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.894 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun

devamına ilişkin incelemelerin duruşmasız olarak yapılması, gözaltına alınırken

yasal hakların hatırlatılmaması, isnadın bildirilmemesi, derhâl müdafi tayin

edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın özel

yetkili mahkemece yürütülmesi, değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ

edilmemesi, iletişimin dinlenilmesi tedbirine koşulları oluşmaksızın

başvurulması, hukuka aykırı delillerin mahkûmiyete esas alınması, müşteki ve

tanıkların duruşmada sorgulanmaması, çelişkili kolluk tutanakları ve tanık

beyanları gözetilerek mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın gerekçesiz

olması, Yargıtaydaki incelemenin duruşmasız yapılması

ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının; ceza mahkûmiyetinin sonucu olan medeni hak yoksunluklarına karar

verilmesi ve tanıklıktan çekinme hakkı olan yakın akrabalarıyla yapılan telefon

görüşmelerinin kayda alınması nedenleriyle özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucu Mehmet Özden'in adli yardım talebinin

kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvurucu Mehmet Özden açısından görüşünü

sunmuştur.

8. Başvurucu Mehmet Özden, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Başvuruculardan İbrahim Özden 1953 tarihinde, Mehmet Özden

ise 1969 tarihinde doğmuş olup olayların gerçekleştiği tarihte Manisa'nın

Saruhanlı ilçesinde ikamet etmektedirler.

11. Saruhanlı İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbaratla

ilgili çalışmayla başvurucu İbrahim Özden'in suç işlemek amacıyla örgüt

kurduğu, başvurucu Mehmet Özden'in ise bu örgüte üye olduğu şüphesiyle

haklarında iletişimin tespiti ve kayda alınması kararı alınmıştır. Elde edilen

bilgiler sonrasında Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2008 tarihli

kararına istinaden 14/11/2008 tarihinde başvurucuların evlerinde arama

yapılmıştır.

12. Başvurucular 14/11/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve aynı

tarihte Saruhanlı Sulh Ceza Mahkemesince suç işlemek amacıyla örgüt kurma

suçundan tutuklanmışlardır. Tutuklama kararına yapılan itirazlar 25/11/2008

tarihinde reddedilmiştir.

13. Başvurucuların iddialarına göre gözaltına alınırken

kendilerine isnat edilen suç bildirilmemiş, yakalama ve gözaltına almaya

dayanak oluşturan belgelerden örnek verilmediği gibi içerikleri hakkında da

bilgi verilmemiştir. Ancak başvuru dosyasında bu konuda herhangi bir bilgi ya

da belge bulunmamaktadır.

14. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile

görevli) 24/12/2008 tarihli iddianamesiyle başvuruculardan İbrahim Özden

hakkında suç örgütü kurma, tehdit, yaralama, dolandırıcılık ve örgüt

propagandası yapma suçlarından; başvuruculardan Mehmet Özden hakkında ise suç

örgütüne üye olma, tehdit, yaralama ve tefecilik suçlarından kamu davası

açılmıştır.

15. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. madde ile

görevli) başvurucuların 15/10/2009 tarihinde tahliyelerine karar verilmiştir.

16. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile

görevli) 30/9/2010 tarihli kararıyla başvurucuların örgüt kurma ve örgüte üye

olma suçlarından beraatlerine, isnat olunan diğer

suçlar açısından görevsizlik nedeniyle dosyanın Manisa Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmiştir.

17. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 24/4/2012 tarihli

kararla başvurucuların müsnet suçlardan

mahkûmiyetlerine ve yağmaya teşebbüs eylemleri nedeniyle hükmedilen ceza

miktarı gözetilerek yeniden tutuklanmalarına karar verilmiştir.

18. Başvurucular, haklarında takdiri indirim nedenleri de olmak

üzere lehe hiçbir hükmün uygulanmadığı ve yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı

gerekçeleriyle hükmü temyiz etmiştirler.

19. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28/5/2014 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır.

20. Nihai karar başvuruculara tebliğ edilmemiş olup başvurucular

kararı 27/6/2014 tarihinde öğrendiklerini beyan etmişlerdir.

21. Başvurucular 30/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 27/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

23. Başvurucular; yakalama sırasında haklarının derhâl

hatırlatılmadığını, derhâl yetkili hâkim önüne çıkarılmadıklarını, tutukluluk

incelemesinin dosya üzerinden yapıldığını, itiraz imkânının tanınmadığını,

Cumhuriyet savcısının görüşlerinin bildirilmediğini ve gerekçesiz şekilde

tutuklama ve tutukluluğun devamına karar verildiğini, tutukluluk sürelerinin

makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

24. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “zaman bakımından yetkisi”yle ilgili ilkeleri belirlemiştir. İlk derece

mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının anılan yetkinin başladığı 23/9/2012

tarihinden sonra verilmiş olması gerektiği, bu tarihten önce verilen bir nihai

kararla sona eren tutukluluk hâllerine ilişkin başvuruların zaman bakımından

yetki dışında kaldığı kabul edilmiştir (Osman Büyüksu,

B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§

20-23; Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29). Bu ilkeler temelinde

yapılan değerlendirmede başvurucuların gözaltı ve tutukluluk hâlleri 23/9/2012

tarihinden önce sona ermiştir.

25. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

26. Başvurucular 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 53. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarının Mahkemece

uygulanmasına dair kararla ceza mahkûmiyeti dışında velayet, vesayet ve benzeri

medeni haklara ilişkin ehliyetlerinin sınırlanmasının, ayrıca tanıklıktan çekinme

hakkı bulunan yakın akrabalarıyla yaptıkları telefon görüşmelerinin de

iletişimin tespiti sırasında dinlenilmesi ve yasak delil niteliğindeki bu

kayıtların dosyadan çıkarılmamasının Anayasa’nın 20. maddesini ihlal ettiğini

ileri sürmüşlerdir.

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun

başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru

kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini ve buna

ilişkin gerekçelerle delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;

Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

28. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa

Mahkemesince, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

29. Başvurucular, ceza mahkûmiyetine ek olarak uygulanmasına

karar verilen hak yoksunlukları kapsamında medeni haklara ilişkin

ehliyetlerinin sınırlanmasının Anayasa’nın 20. maddesini ihlal ettiğini ileri

sürmüşler ise de anılan sınırlamaların özel hayata saygı hakkını nasıl ihlal

ettiğine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Aynı şekilde, yasak

delil niteliğinde olan yakın akraba görüşmelerinin hükme esas alındığı

yönündeki iddiaların da genel ve soyut biçimde ileri sürüldüğü, ihlale neden

olduğu ileri sürülen tedbir kararının sunulmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucular, kardeşleri ve yeğenleriyle yaptıkları görüşmelerin kayda

alındığına veya kararda kullanıldığına dair somut bir örnek belirtmemişlerdir.

Bu bağlamda ihlal iddiaları ve bu iddialarının temelindeki olguların ispatına

ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucuların iddialarını

temellendiremedikleri sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

31. Başvurucular, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

mahkemede yargılanmalarının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

32. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:

2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucuların

iddiaları bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus

bulunmamaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İsnadın Öğrenilmesi ve

Tanık Sorgulama Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular; iddianamenin kendilerine geç tebliğ edilmesi

nedeniyle savunma hazırlayamadıklarını, ayrıca müşteki ve tanık beyanlarının

talimatla alındığını ve talimat duruşma gününün kendilerine tebliğ edilmediğini

iddia etmişlerdir.

35. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

36. Somut olayda başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri

sürdükleri iddiaları temyiz aşamasında dile getirmedikleri, böylece başvuru

yollarını usulüne uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Değerlendirme

Aşamasında İddianamenin Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia

38. Başvurucular; iddianamenin kendilerine tebliğ edilmeden,

dolayısıyla itiraz hakkı tanınmadan kabul edildiğini ileri sürmüşlerdir.

39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

“Adil yargılanma hakkı” kenar

başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

40. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

41. 5271 sayılı Kanun'un "İddianamenin

iadesi" kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

iddianamenin, iddianame ve soruşturma evrakının mahkemeye verildiği tarihten

itibaren en geç on beş gün içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek

suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre de belirtilen süre

sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Öte yandan anılan

Kanun'un 191. maddesinin (1) numaralı fıkrasında duruşmanın başladığının

iddianamenin kabulü kararı okunarak açıklanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla

5271 sayılı Kanun'da, kabulü aşamasında "iddianame"nin

veya kabul edildikten sonra "iddianamenin kabulü kararı"nın

taraflara tebliği için bir usul belirlenmemiştir. Ayrıca iddianamenin kabulüne

itiraz mümkün değildir (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, B. No:

2013/7349, 1/12/2015, § 77).

42. İddianamenin değerlendirilmesi sürecindeki incelemenin

konusu, "iddianame"nin bizatihi kendisi

olup "cezai alanda ... yöneltilen suçlamaların esası konusunda"

herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. Diğer taraftan adil yargılanma hakkı

bireylere kovuşturulmamayı isteme gibi bir hak da sağlamamaktadır (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, § 78).

43. Bu nedenle iddianamenin değerlendirilmesi prosedürüne

ilişkin iddiaların konusunun Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının

kapsamı dışında yer aldığının kabulü gerekir.

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Aleni Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

45. Başvurucular, cezası on yılın altında kalan suçlar açısından

duruşmasız temyiz incelemesi yapılması nedeniyle adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

46.

Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, ilk derece mahkemeleri önünde

duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun yolu incelemesinin

dosya üzerinden yapılması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz

edilemeyeceğine karar vermiştir (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013,

§ 32; Ali İlhan Bayar, B. No:

2013/725, 19/11/2014, §§ 44-46).

47. Somut olayda başvurucular, ilk derece mahkemesinde duruşmalı

olarak yargılandıklarından temyiz incelemesi sırasında ayrıca duruşma

yapılmamasının aleni yargılama hakkına aykırılık oluşturmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucular, hangi delillere dayanarak mahkûmiyet kararı verildiğininve savunmalarının hangi gerekçelerle

reddedildiğinin kararda belirtilmemesi nedenleriyle Mahkeme kararının gerekçeli

olmadığını ileri sürmüşlerdir.

50. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli

karar hakkının da dâhil olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı

güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

51. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

52. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

53. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda, hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

anlaşılmaktadır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da, Mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate

alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

56. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

57. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

58. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 5 yıl 6 ay 14 günlük

yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

59. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

7. Diğer İhlal İddiaları

60. Başvurucular; tanıklıktan çekinme hakkı bulunan yakın

akrabalarıyla yaptıkları telefon görüşmelerinin iletişimin tespiti sırasında

dinlendiğini, anılan tedbire, koşulları oluşmaksızın başvurulduğunu, dinleme

kararında belirtilmeyen tarihlerde de dinleme yapıldığını ve hukuka aykırı elde

edilen söz konusu delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verildiğini, çelişkili

kolluk tutanakları, tanık ve müşteki beyanları gözetilerek keşif yapılmadan

mahkûmiyet kararı verildiğini iddia etmişlerdir.

61. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, § 20).

62. Somut olayda başvurucuların, ihlale neden olduğunu ileri

sürdükleri iddiaları temyiz aşamasında dile getirmedikleri böylece başvuru

yollarını usulüne uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.

63. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

65. Başvurucuların her biri 75.000 TL maddi, 100.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

66. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

67. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuların her birine ayrı ayrı 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harcın

başvurucu İbrahim Özden'e ödenmesine, 1.800 TL vekâlet ücretinin ise

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İsnadın öğrenilmesi ve tanık sorgulama haklarının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Aleni yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

9. Diğer ihlal iddialarının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harcın başvurucu İbrahim Özden'e ÖDENMESİNE, 1.800

TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. İbrahim ÖZDEN

2. Mehmet ÖZDEN

Vekili

:

Av. Nezahat

PAŞA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10764, 27 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Özel Hayata Saygı
  9. C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Paşa
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10764
Tarih
27 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Ali Abidin Saruhanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15478)
  • Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/2267)
  • Recep Kolbasar Başvurusu (B. No: 2014/5042)
  • Alekseı Alekseev Başvurusu (B. No: 2016/13290)
  • Yusuf Bilin Başvurusu (B. No: 2014/14498)
  • Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5974)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.