İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İffet İnci Gültekin Başvurusu (B. No: 2013/9585)

1. Başvuru; aynı eylemden dolayı iki ayrı dava açılması, ilk

Başvuru No2013/9585Tarih9 Mart 2016Okuma22 dk · 4.346 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İffet İnci Gültekin Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/9585
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.346 kelime·22 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; aynı eylemden dolayı iki ayrı dava açılması, ilk

davada verilen beraat kararına rağmen yargılamaya devam edilmesi nedenleriyle

aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının; şartları

oluşmaksızın beraatla sonuçlanan davada yargılamanın yenilenmesine karar

verilmesi, suçun nitelendirilmesinde, zamanaşımının hesabında ve cezanın

tespitinde hata yapılması, yargılamanın uzun sürmesi ve Yargıtayın

nihai kararının tebliğ edilmemesi nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılama,

mahkemeye erişim ve makul sürede yargılanma haklarını içerecek biçimde adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 29/05/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/8/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

18/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 27/8/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

(Ulusal Yargı Ağı Projesi) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında, müdür yardımcısı olarak görev yaptığı

yetiştirme yurduna bebek bezi alımında “usulsüzlük” yaptığı iddiası ile soruşturma

açılmıştır.

9. Bahçelievler Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 30/6/1994

sayılı kararı ile sahte belge düzenlemek suretiyle bir firmaya usulsüz ödeme

yaptığından bahisle 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca başvurucu hakkında 1/3/1926 tarihli ve

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 228. maddesi gereğince Asliye Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmasına karar verilmiştir.

10. Dava, Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/1174 sayılı

esasına kaydedilmiştir.

11. Öte yandan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/1994

tarihli ve E.1994/22258 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “ihaleye fesat

karıştırmak” suçundan cezalandırılması istemiyle Bakırköy 3. Ağır Ceza

Mahkemesine ayrı bir kamu davası daha açılmıştır. Başvurucunun ve diğer

sanıkların, 1993 yılında bez alımına ilişkin yapılan üç ihaleye fesat

karıştırmak suretiyle menfaat temin ettikleri ileri sürülmüştür.

12. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/12/1996 tarihli ve

E.1994/1174, K.1996/1076 sayılı kararı ile başvurucunun beraatine

karar verilmiştir. Mahkeme, atılı suçun sübut bulmadığı ve iddiadan başka delil

elde edilemediği sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, temyiz edilmeksizin

kesinleşmiştir.

13. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda devam eden

yargılamada ise Mahkemenin 24/11/2000 tarihli ve E.1994/462, K.2000/497 sayılı

kararı ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı

dikkate alınarak başvurucu hakkında yargılamanın durdurulmasına hükmedilmiştir.

Bu davada yargılanan diğer dokuz sanığın beraatine,

üç sanığın ise ihaleye fesat karıştırma suçundan cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

14. Mahkeme kararının başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:

“1- Her ne[] kadar

sanıklardan İFFET İNCİ GÜLTEKİN hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçunu

işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise[] de aynı sanık hakkında aynı

eylemi nedeni[] ile Bakırköy 5.[] Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası

açıldığı[,] bu mahkemece 5.12.1996 tarihinde 1994/1174 esas 1996/1076 karar

sayılı ilamı ile beraat kararı verilmiş ise[] de, dosyamızda toplanan

delillerle bilgi ve belgelere göre beraat kararından sonra düzenlenen bilirkişi

raporlarına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği konusunda güçlü deliller

bulunduğundan bu sanık yönünden CMUK’un 253 maddesi gereğince YARGILAMANIN

DURDURULMASINA,

Bakırköy 5.[] Asliye Ceza Mahkemesinin beraat

kararının iadeyi muhakeme kararı ile CMUK' 330 ve devamı maddeleri gereğince

ortadan kaldırılması için karar kesinleştiğinde mahkememizce gereğinin

yapılmasına,”

15. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/10/2004 tarihli ve

E.2003/2490, K.2004/6979 sayılı ilamı ile başvurucuyla ilgili olarak “hakkındaki yargılamanın durdurulmasına ilişkin karar

davanın esasını halletmemesi nedeniyle itirazı mümkün olup temyiz dilekçeleri

itiraz mahiyetinde bulunduğundan bu hususta gereği mahallinde yerine getirilmek

üzere bu sanık hakkında[ki] hükmün inceleme dışı bırakılmasına” karar

verilmiştir. Mahkumiyetlerine hükmedilen üç sanık bakımından ise “hakkındaki yargılama durdurulan sanık İffet İnci

Gültekin'in yargılama ve dava akıbeti beklenip sonucuna göre suç niteliklerinin

tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Yargıtay

ayrıca beraat eden sanıklar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle

ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.

16. Yargılamaya, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/505

sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.

17. Mahkeme, 4/2/2005 tarihli ilk duruşmada yargılamanın

yenilenmesi hususunu değerlendirmek üzere Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesine

yazı yazılmasına karar vermiştir.

18. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının

yargılamanın yenilenmesi yönündeki görüşünü almış, gerekli şartların oluştuğunu

belirterek 31/5/2005 tarihinde yargılamanın yenilenmesine karar vermiştir.

Mahkeme, yargılamanın yenilenmesine karşı diyeceklerinin sorulması için

başvurucuya davetiye çıkartılmasına ve duruşmanın 13/7/2005 tarihine

bırakılmasına karar vermiştir. Dosya içerisinde başvurucunun bu duruşmada hazır

olup olmadığına ve yargılamanın yenilenmesine itiraz edip etmediğine ilişkinherhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

19. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılamanın

yenilenmesine karar vermesinin ardından birleştirme hususunda Bakırköy 3. Ağır

Ceza Mahkemesinden muvafakat almıştır.

20. Mahkeme, 27/11/2006 tarihli ve E.1994/1174, K.1996/1076

sayılı kararı ile dosyanın Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/505 sayılı

dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir.

21. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/11/2007 tarihli ve

E.2004/505, K.2007/289 sayılı kararı ile başvurucunun ve diğer üç sanığın

nitelikli zimmet suçundan lehe kanun olduğu değerlendirilen 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncasonuç itibarıyla 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile

cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Mahkeme, ilgili kurumda görevli olan

sanıkların 1993 yılındaki eylemleriyle gerçekte alınmadığı hâlde 1.605 paket

çocuk bezini alınmış gibi gösterdikleri ve 167.175.000 eski Türk lirası ödeme

yaptıkları sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, 765 sayılı mülga Kanun’un 205. maddesi

ile 102. maddesinin ikinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 247. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi ve 67.

maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca 22 yıl 6 ay

olarak hesaplanan olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığını belirtmiştir.

Dava zamanaşımı bakımından ise sanıkların savunması, mahkûmiyet hükmü ve

Yargıtay bozma ilamı tarihleri dikkate alındığından dava zamanaşımı süresinin

de dolmadığı değerlendirilmiştir.

22. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca “İffet

İnci Gültekin hakkında Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince her ne kadar beraat

kararı verilmiş ise de yargılamanın iadesinin kabulü ile dosyanın ... birleştirimesine ilişkin karar[ı] ve sanık İffet İnci

Gültekin'in nitelikli zimmet eyleminin sübutu karşısında sanık hakkındaki

beraat kararının iptaline” hükmetmiştir.

23. Başvurucu bu kararı, suçun unsurlarının oluşmadığı, suçun

niteliğinde hata yapıldığı, zamanaşımı süresinin dolduğu, 1412 sayılı mülga

Kanun’un 330. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi şartlarının

oluşmadığı gerekçeleriyle temyiz etmiştir.

24. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 20/5/2013 tarihli ve E.2012/5341,

K.2013/5408 sayılı ilamı ile kararı onamıştır.

25. Başvurucu, onama ilamından 26/11/2013 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmektedir. Dosya içerisinde, başvurucunun nihai karardan daha

erken bir tarihte haberdar olduğuna ilişkin bir bilgi tespit edilememiştir.

26. Başvurucu 25/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

27. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz

yoluna gidilmesini talep etmiş ise de 15/1/2014 tarihli yazı ile bu talebinin

kabul edilmediği bildirilmiştir.

B. İlgili Hukuk

28. 1412 sayılı mülga Kanun’un 336. ve 338. maddeleri

yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul veya reddine ilişkindir.

29. 1412 sayılı mülga Kanun’un “İade

talebi hakkındaki karar aleyhine acele itiraz” kenar başlıklı 340.

maddesi şöyledir:

“336 ve 338 inci maddeler gereğince verilen kararlara karşı acele itiraz

yoluna gidilebilir.”

30. 1412 sayılı mülga Kanun’un “Yeniden

duruşma sonrasında verilecek hüküm” kenar başlıklı 341. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Yeniden yapılacak duruşma neticesinde mahkeme ya evvelki hükmü tasdik

eder veya iptal ile dava hakkında yeni baştan hüküm verir.”

31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

“Yenileme isteminin esassız olmasından

dolayı reddi, aksi takdirde kabulü” kenar başlıklı 321. maddesinin

(2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(2) Aksi hâlde

mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.

(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı

itiraz yoluna gidilebilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu;

i. Suça konu eylem nedeniyle hakkında iki ayrı dava

açıldığını, bunların ilkinden beraat etmesine karşın şartları gerçekleşmediği

hâlde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilerek mahkûmiyetine karar

verildiğini,

ii. Suçun zamanaşımına uğradığı savunmasının dikkate

alınmadığını, suç değeri az olmasına (167 TL) rağmen buna ilişkin kanun

maddelerinin uygulanmadığını ve suçun mahiyetine ilişkin çelişkilerin

giderilmediğini, 1412 sayılı mülga Kanun'da olmamasına rağmen 5237 sayılı Kanun

dikkate alınarak hakkındaki beraat kararının iptal edildiğini,

iii. İkinci davanın suç tarihinden itibaren 20 yıl sonra

neticelendiğini,

iv. Yargıtayın onama ilamının kendisine tebliğ

edilmediğini, karardan tesadüfen haberdar olduğunu ancak bu şekilde Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz talebinde bulunmasının ve bireysel başvuru

yapmasının mümkün olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil

yargılanma haklarının ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Başvurucu bu nedenlerle infazın tedbiren

durdurulmasına, yargılamanın yenilenmesine ve 30.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının aynı eylem

nedeniyle iki kez yargılanma yasağı ve adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Aynı Suçtan İki Kez Yargılanmama ve

Cezalandırılmama Hakkının İhlalin Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu; aynı eylem nedeniyle iki ayrı dava açıldığını,

ilk davadan beraat etmesine rağmen Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

yargılamaya devam ettiğini, koşulları oluşmaksızın yargılamanın yenilenmesi

yoluna gidildiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık yazısında aynı suçtan iki kez yargılanmama ya da

cezalandırılmama hakkını içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme)

Ek 7 No.lu Protokol’ün henüz Türkiye tarafından onaylanmadığı, bununla birlikte

şikâyetin adil yargılanma hakkı başlığı altında incelenmesinin uygun olacağı

belirtilmiştir.

37. Başvurucu, haksız biçimde yargılamanın yenilenmesine karar

verildiği ve aynı eylemi nedeniyle iki kez yargılandığı iddialarını

tekrarlamıştır.

38. Anayasa’nın “Görev ve

yetkileri” kenar başlıklı 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ...”

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir.”

40. Belirtilen hükümlere göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir

bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

41. Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün

4. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse bir devletin

ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm

edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi

altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm

edilemez.”

42. “Aynı suçtan iki kez

yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi” Anayasa’nın 2. maddesinde

belirtilen hukuk devleti ilkesinin bir gereği olması dolayısıyla bu hakkın

anayasal korumadan faydalanacağı düşünülebilir (ABP Gıda San. Tur. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/72, 25/3/2015, § 20). Bununla birlikte, belirtilen ilkeyi özel

olarak koruyan Ek 7 No.lu Protokol’e Türkiye henüz taraf değildir. Bu itibarla

başvurucunun hak iddiasının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının

haricinde kaldığı anlaşılmaktadır.

43. Öte yandan Ek Protokol’e taraf olmayan devletlere karşı

yapılan bazı başvurularda “ne bis in idem” (ya da “non

bis in idem”) ilkesi Sözleşme’yle

korunan haklar bağlamında da ileri sürülmüştür.

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bahse konu ilkenin

münhasıran Sözleşme'ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4.

maddesinde korunduğunu ve Sözleşme'de yer alan diğer

maddelerin aynı suçtan iki kez yargılanmama ya da cezalandırılmama şeklinde bir

hak bahşetmediğini belirterek bu tür şikâyetlerin, konu bakımından yetkisinin

haricinde kaldığına hükmetmiştir (S./Almanya,

B. No: 8945/80, 13/12/1983, s. 43; Ponsetti ve Chesnel/Fransa (k.k.), B. No: 36855/97, 41731/98, 14/9/1999; Öngün/Türkiye (k.k.),

B. No: 15737/02, 10/10/2006; Ruotsalainen/Finlandiya,

B. No: 13079/03, 16/6/2009, § 59).

45. Dolayısıyla başvurucunun, aynı suçtan iki kez yargılandığı

yönündeki iddiasının adil yargılanma hakkı altında incelenmesi de mümkün

değildir. Aksi bir yaklaşım, belirtilen ilkenin Sözleşme’yle

teminat altına alınanlardan farklı bir hak olarak Ek 7 No.lu Protokol

içerisinde düzenlenmesiyle ve devletlerin anılan Protokol'e taraf olmamak

suretiyle ortaya koydukları iradeyle bağdaşmaz.

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

i. Yargılamanın Hakkaniyete Uygun Görülmesi

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucu; şartları oluşmaksızın yargılama yenilenerek

mahkûm edildiğini, suçun niteliğine ilişkin çelişkilerin giderilmediğini, suç

değerinin azlığına ilişkin lehe hükümlerinin uygulanmadığını ve zamanaşımı

süresinin dolduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, eski kanunda yer

almamasına rağmen Mahkemenin beraat kararının iptali şeklinde hüküm kurduğunu

ileri sürmüştür.

48. Bakanlık yazısında Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin

31/5/2005 ve 27/11/2006 tarihli ek kararlarında 5271 sayılı Kanun’un 314.

maddesinde belirtilen nedenlerden hangisi kapsamında başvurucu aleyhine

yargılamanın yenilenmesine gidildiğine ilişkin gerekçe sunulmadığına, Bakırköy

3. Ağır Ceza Mahkemesinin de bu hususta gerekçe göstermediğine, beraat hükmünü

iptal ederek mahkûmiyete hükmettiğine ve başvurucunun bireysel başvuru formunda

belirttiği hususları temyiz aşamasında da ileri sürdüğüne değinilmiştir.

Bakanlık sonuç olarak her iki davanın aynı eylemden kaynaklandığı kabul

edildiği taktirde Derece Mahkemelerinin kararlarının yargılamanın yenilenmesi

açısından bariz takdir hatası içerip içermediğinin ve mahkûmiyetin Sözleşme'yle korunan hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına

gelip gelmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

49. Başvurucu, haksız biçimde yargılamanın yenilenmesine karar

verildiği ve aynı eylemi nedeniyle iki kez yargılandığı iddialarını

tekrarlamıştır.

50. Anayasa'nın “Görev ve

yetkileri” kenar başlıklı 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

52. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

53. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

54. Somut olayda başvurucunun yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığı şikâyetinin kaynağını, şartları oluşmaksızın yargılamanın

yenilenmesi yoluna gidildiği iddiası oluşturmaktadır. Bununla birlikte

yargılamanın yenilenmesine, bu yönde bildirimde bulunan Ağır Ceza Mahkemesi

değil, Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından karar verilmiştir. Başvuru

formunda, başvurucunun bu bu karardan ne zaman

haberdar olduğuna ya da bu karara karşı acele itiraz ya da itiraz yoluna gidip

gitmediğine dair bir açıklama bulunmaması nedeniyle bu kararın en geç

Mahkemenin birleştirmeye karar verdiği 27/11/2006 tarihinde kesinleşmiş

olduğunun kabulü gerekir. Bireysel başvurunun başlangıcından önce gerçekleşen

yargılamanın yenilenmesi sonrası Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi sadece tekrar

canlanmış olan bu dosya ile kendi önünde sürmekte olan davanın

birleştirilmesine muvafakat vermiş ve bu şekilde yargılamayı sürdürmüştür.

55. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda

başvurucunun nitelikli zimmet suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme

kararında, başvurucunun eyleminin neden zimmet suçunu oluşturduğunu açıklamış

ve zamanaşımı açısından değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, yürürlükteki 5271

sayılı Kanun uyarınca başvurucu hakkındaki beraat kararının iptaline

hükmetmiştir. Başvurucunun iddiasının aksine yeniden yargılama sonucunda önceki

kararın iptaline karar verilmesi müessesesi 1412 sayılı mülga Kanun'da da yer

almaktadır (bkz. § 30). Başvurucu suç değerinin azlığının dikkate alınmadığını

belirtmiş ise de bu hususun Mahkemenin delilleri değerlendirme yetkisi

kapsamında kaldığı, ayrıca temyiz dilekçesinde başvurucunun bu hususu dile

getirmediği anlaşılmaktadır.

56. Mahkemelerin gerekçeleri ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün, Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

57. Başvurucu; yargılama sürecinde sunulan deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadığına, aleyhinde sunulan delillere ve iddialara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının İlk Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurucunun,

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

59. Başvurucu, Yargıtayın onama

ilamından tesadüfen haberdar olduğunu ve ancak bu şekilde Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığından itiraz yoluna gitme talebinde bulunabildiğini ve bireysel

başvuru hakkını kullanabildiğini ileri sürmektedir.

60. Bakanlık yazısında adil yargılanma hakkının yargı

kararlarının aleni olmasını da gerektirdiği, AİHM'in

bazı davalar bakımından kararın mahkeme kalemine bırakılmasını veya kamu

denetimini sağlayacak şekilde yayımlanmasını yeterli gördüğü, mevzuatımızda

onama kararlarının tebliğine dair bir hüküm bulunmadığı, Yargıtay kararlarının

internet ortamında ve mahkeme kaleminde sorgulanabildiği belirtilmiştir.

61. Başvurucu, formda dile getirdiği iddialarını tekrarlamış ve yasal

düzenlemenin olmamasının tebliğ edilmemeye gerekçe olamayacağını ileri

sürmüştür.

62. Anayasa’nın “Görev ve

yetkileri” kenar başlıklı 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ...”

63. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir.”

64. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak

ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel

bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

65. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvurucunun, kamu

gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı “güncel bir hakkının

ihlal edildiği iddiasında”bulunması,

iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun “mağdur” olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

66. Bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece

mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğini

yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa

Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi,

mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479, 6/6/2014, § 24).

67. Somut olayda başvurucu, Yargıtay ilamının tebliğ

edilmemesini mahkemeye erişim hakkıyla bağlantılı biçimde ileri sürmektedir.

68. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

69. Bu hak, yalnızca ilk derece mahkemesine dava açma hakkını

değil, iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma

imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §

49).

70. Ceza yargılamasında tüketilmesi gereken son başvuru yolu

temyiz aşaması olup temyiz incelemesinden geçen kararlara karşı itiraz yolu,

5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına

tanınmıştır. Sanık lehine itiraz yoluna gidileceği hâllerde herhangi bir süre

şartı aranmamaktadır. Başvurucunun itiraz yoluna gidilmesi istemi, sadece

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir

taleptir. Başvuru yollarının tüketilmesi kuralı bakımından da Anayasa Mahkemesi

bu yolun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesine gerek olmadığına ve böyle bir

talebin kabul edilmemesi hâlinde arada geçen sürenin bireysel başvuru süresi

üzerinde etkili olmayacağına karar vermiştir (Mehmet

Mercan, B. No: 2013/2001, 16/5/2013, § 16).

71. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz

talebinde bulunulmasının, mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde incelenmesi

mümkün değildir.

72. Bireysel başvuru yolunda ise Anayasa Mahkemesi tarafından

temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediğine ilişkin olarak Anayasal

temelde ve derece mahkemeleri önünde görülen olağan ve olağanüstü kanun

yollarının haricinde bir inceleme yapılmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine

başvurulmasının da mahkemeye erişim hakkı kapsamına dâhil olduğu kabul

edilmelidir.

73. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.

74. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

64. maddesinin birinci fıkrasında bireysel başvuru süresinin başlangıcına

ilişkin olarak “başvuru yollarının

tüketildiği” tarihten söz edilmekte ise de bu ibarenin nihai kararın

başvurucuya tebliğ edildiği ya da tebliğ zorunluluğu bulunmayan yargılamalar

bakımından kararın başvurucunun erişimine açıldığı ve kararın içeriğini kesin

olarak öğrenebildiği tarih olarak anlaşılmalıdır (Mehmet Mercan, § 16; Taner

Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

75. Mevcut olayda başvurucu, Yargıtay ilamının tebliğ

edilmemesini mahkemeye erişim hakkıyla ilişkilendirmiş ise de tebliğ

eksikliğinin mahkemeye erişim anlamında herhangi bir hak kaybına yol açtığı

söylenemez. Nitekim somut başvuru bakımından sürenin başlangıcı başvurucunun

nihai karardan haberdar olduğunu belirttiği tarih olarak kabul edilmiş ve

incelemeye bu şekilde devam edilmiştir. Dolayısıyla, bireysel başvuru hakkının

kullanılması yönünden başvurucunun mağdur sıfatının bulunduğu söylenemez.

76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği şikâyetinin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iii. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlaline

İlişkin İddia

77. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

78. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun bir sürede

sonuçlandırıldığını ileri sürmüştür.

79. Bakanlık yazısında benzer bir konunun Güher Ergun ve diğerleri (B. No: 2012/13,

2/7/2013) başvurusunda incelendiği ve görüş sunulmasına gerek görülmediği

belirtilmiştir.

80. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi

de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 38, 39).

81. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

82. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve

gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35). Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun şüpheli sıfatıyla ifadesinin

alındığı 11/1/2004 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise

suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarihtir (Ersin Ceyhan, § 35). Mevcut olayda

Yargıtay onama kararının verildiği 20/5/2013 tarihinde yargılama

sonuçlanmıştır.

83. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

14/11/1994 tarihinde başvurucu hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan dava

açıldığı tespit edilmiştir. Daha öncesinde başvurucunun ifadesinin polis ya da

savcılık tarafından alındığına dair dosyada bir bilgi bulunmamaktadır. Bakırköy

3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/11/2000 tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki

yargılamanın durmasına karar verilmiştir. Yargıtayın

28/10/2004 tarihli bozma ilamının ardından Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi

başvurucunun beraatiyle sonuçlanan davada

yargılamanın yenilenmesine karar vermiş ve iki dava Bakırköy 3. Ağır Ceza

Mahkemesinde birleştirilmiştir. Mahkeme 16/11/2007 tarihli kararıyla

başvurucunun ve diğer üç sanığın nitelikli zimmet suçundan mahkûmiyetine hükmetmiş,

bu karar Yargıtay tarafından 20/5/2013 tarihinde onanmıştır.

84. Yargılama bu itibarla iki dereceli bir yargılamada iki kez

incelenmiş ve on sekiz yıl altı ay altı günlük sürede sonuçlandırılmıştır.

85. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin Ceyhan,

§§ 24-40).

86. Somut olay bakımından çözülmesi gereken hukuki meseleler,

yargılamanın kapsadığı maddi olaylar, toplanması gereken deliller ve taraf

sayısı gibi ölçütler dikkate alındığında başvuruya konu ceza davasının karmaşık

olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usul haklarını

kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep

olduğu da söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında on sekiz yıl altı

ayı aşan bir süre devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

87. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

88. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

89. Başvurucu yeniden yargılamaya karar verilmesi, 30.000 TL

manevi tazminat ve infazın durdurulması talebinde bulunmuştur.

90. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

91. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

başvurucunun bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

92. Yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında somut

olayın koşulları dikkate alınarak ve taleple sınırlı olarak başvurucuya net

30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

93. Başvurucunun diğer talebine ilişkin bir karar verilmesine

gerek görülmemiştir.

94. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun yeniden yargılanma

talebinin REDDİNE,

D. Başvurucunun diğer talebine

ilişkin karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

E. Başvurucuya net 30.000 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Okan

TAŞDELEN

Basvurucu

:

İffet İnci

GÜLTEKİN

Vekili

:

Av. Ali

ALTAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9585, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  12. C. Başvurucunun yeniden yargılanma
  13. D. Başvurucunun diğer talebine
  14. E. Başvurucuya net 30.000 TL
  15. F. 198,35 TL harç ve 1.800 TL
  16. G. Ödemenin, kararın tebliğini
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Özgüldür
  20. Kömürcü
  21. M. Emin KUZ
  22. Taşdelen
  23. Gültekin
  24. Altay
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9585
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Fevzi Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2741)
  • Celal Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/7037)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7247)
  • Aysel Teker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5347)
  • Sait Dil Başvurusu (B. No: 2013/4254)
  • Hayati Tunç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1028)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.