İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2014/565)

1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Yeni Şafak gazetesinde

Başvuru No2014/565Tarih7 Temmuz 2015Okuma22 dk · 4.368 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İlhan Cihaner Başvurusu (4)

Karar tarihi
7 Temmuz 2015
Başvuru Numarası
2014/565
R.G. Tarih- Sayı
14/8/2015-29445
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.368 kelime·22 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Yeni Şafak gazetesinde

yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını

zedelediği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 14/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 18/2/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 20/5/2014 tarihli görüş yazısı

başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresi içinde, Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Ulusal düzeyde yayın yapan Yeni Şafak gazetesinin

20/7/2009 tarihli nüshasında, o tarihte Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan

başvurucu hakkında, “İşte Andıcın İşaret

Fişeği” başlıklı bir haber yayımlanmıştır.

8. Gazetenin birinci sayfasında,“İşte Andıcın İşaret Fişeği” başlığı kullanılmış ve altında,

"İrticayla Mücadele Eylem Planı

başlıklı andıcın ilk uygulamasının 23 Şubat’ta Erzincan’da gerçekleştirildiği,

operasyonun HSYK tarafından korsan kararname ile terfi ettirilmek istenen Savcı

İlhan Cihaner’in izniyle yapıldığı…” şeklinde başvurucu hakkında

bazı iddialara yer verilmiştir.

9. Haberin devamına gazetenin on üçüncü sayfasında yer

verilmiş ve sayfanın başında büyük puntolarla "Darbe

Andıcı’nın İşaret Fişeği Erzincan’da" başlığı kullanılmıştır.

Başlığın altındaki haber şu şekildedir:

"Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda

görevli Albay Dursun Çiçek'in imzasını taşıyan 'İrticayla Mücadele Eylem

Planı'nın Erzincan'da uygulamaya sokulduğu anlaşıldı. Jandarma ekiplerinin 17

vakıf, dernek ve işyerine baskın yaparak gözaltına aldığı 26 kişiye, planda

anlatıldığı gibi üst düzey politikacı, gazete sahipleri ve vakıf yöneticileri

hakkında baskıyla ithamda bulunmaları sağlandı.

3 Ay Politikacıları Dinlediler

Erzincan'da 23 Şubat'ta yapılan operasyon

öncesi, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, Ankara'da üst düzey politikacılar

ve İstanbul'da bir gazete sahibinin de aralarında bulunduğu birçok isim 2-3 ay

süreyle dinlendi. Teknik takip için mahkemeden gerekli olan iznin ise

dinlemeden sonra alındığı belirlendi.

Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner'in izni ile

Erzincan Jandarma Alay Komutanlığı'na bağlı ekipler şehir merkezinde 17 vakıf,

dernek ve özel işyerine baskın yaptı. Erzincan'ın ilçelerinde de 4 yerde arama

yapıldı. Görev alanı dışında olmasına rağmen jandarmanın şehir merkezinde

yaptığı usulsüz operasyonda 26 kişi gözaltına alındı.

26 Kişiden Sadece 2'si Tutuklu

Medine Vakfı'nın şubelerinin hedef alındığı

baskında Jandarma birliklerinin arama işlemleri sırasında 5271 sayılı Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerini ihlal ettikleri belirlendi.

Operasyonlarda gözaltına alınarak tutuklanan 26 kişiden sadece 9'u mahkeme

tarafından tutuklandı. Tutuklananlardan 7'si de, avukatlarının usulsüzlükleri

dayanak göstererek yaptıkları itirazla tahliye edildi. Tutuklu 2 kişi Erzurum

2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıkacak.

Gece 03.00'te Baskıyla İfade

Operasyonda 'Darbe Andıcı'nda anlatılan

psikolojik harekâtın uygulandığı belirlendi. Gözaltına alınan kişilerin 48 saat

uykusuz bırakıldıktan sonra gece 03.00'te yapılan sorgulamalarında vakıf

yöneticileri, bazı politikacılar ve İstanbul'da bir gazete sahibi hakkında

asılsız suçlamalarda bulunmaya zorlandıkları tespit edildi. Sanıkların Avukatı

Turgay Nas'ın gözaltı ve sorguda CMK'ya aykırı olarak gerçekleştiren işlemleri tespit

ettiği öğrenildi.

HSYK'da Albay Hesaplaşması

Hâkim ve savcıların sabırsızlıkla beklediği

atama kararnamesinin çıkmasını engelleyen HSYK üyelerinin 'Darbe Andıcı'nda

imzası bulunan Albay Dursun Çiçek'i tutuklayan hâkimi de hedef aldığı ortaya

çıktı. Ergenekon soruşturması, KCK operasyonu ve Kayseri İl Jandarma Alay

Komutanı Albay Cemal Temizöz'ün tutuklandığı operasyonları yürüten savcıların

görev yerlerinin değiştirilmesini isteyen HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un

hazırladığı korsan listede Çiçek'i tutuklayan 14. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi

Rüstem Eryılmaz'ın da görev yerinin değiştirilmesi isteniyor. İstanbul 13. Ağır

Ceza Mahkemesi üyesi İdris Asan'ın adının ise, nöbetçi olduğu dönemlerde

Ergenekon sanıklarının tutuklanmasına karar veren heyette yer alması nedeniyle

korsan listede olduğu öğrenildi.

Savcı Ertosun Korsan Listesinde

HSYK toplantısına korsan liste sunan üye Ali

Suat Ertosun'un, Jandarmaya şehir merkezinde operasyon yapma yetkisini veren

Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner'in Erzurum'a atanmasını istediği

ortaya çıktı. Çete suçlarına bakan Ağır Ceza Mahkemesi Erzurum'da olduğu için

Cihaner, atanması durumunda Erzincan, Kars, Gümüşhane ve Bayburt'daki çete

suçlarından da sorumlu olacak.

İkiz Bebekleri Sorguda Öldü

Operasyon kapsamında sorgulanan 4.5 aylık

hamile S.G'nin gördüğü baskı ve şiddet sonucunda ikiz çocuklarının karnında

öldüğü de ortaya çıktı. Operasyonda gözaltına alınan C.G.'nin eşi S.G.'nin de

sorgulandığı ve bu sırada eşinin 4.5 aylık hamile olduğunu söylediği ancak jandarma

görevlilerinin bunu dikkate almadığı belirlendi. S.G.'nin karnındaki ikiz

bebeklerinin ölü doğması üzerine psikolojisinin bozulduğu öğrenildi.

Operasyonda gözaltına alınan Medine Vakfı üyelerinden C.D.'nin Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı tarafından hücre hapsine çarptırıldığı da ortaya çıktı.

Astım hastası olmasına rağmen 19 gün tek kişilik hücrede tutulan C.D.'nin bu

sırada astım krizine girdiği tespit edildi.”

10. Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek, 20/7/2010 tarihinde, Ankara 22. Asliye

Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

11. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, 29/12/2011 tarihli

kararla davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:

“...

Davalı Ahmet Albayrak adına yapılan husumet

itirazı yerinde görülmeyerek esasa dair yapılan değerlendirmede, davaya konu

Yeni Şafak Gazetesinin 20/07/2009 tarihli sayısında davacı hakkındaki yayın

içeriği incelendiğinde; yayının davacıya yönelik olmaktan ziyade yayın

tarihinde HSYK’nın davacıyı terfi ettirmeye yönelik tespit edilen girişiminin

haber konusu yapıldığı, haberde davacının Erzincan Başsavcısı olduğu dönemde

yürütülen soruşturmalarda CMK hükümlerinin ihlal edildiği yolunda muhtelif

iddialara yer verildiği görülmüştür.

Davacı vekili tarafından haberde yer alan

iddiaların tamamen kurgudan ibaret olduğu, gerçekle ilgisinin bulunmadığı ileri

sürülmüş ise de HSYK Genel Sekreterliğinin 7/12/2011 tarihli cevabi yazısında

davacı hakkında yayın içeriğinde yer alan isnatlarla ilgili Adalet Müfettişleri

tarafından başlatılan inceleme sırasında elde edilen deliller kapsamında

soruşturmaya geçilerek savunmasının istendiği ve 17/7/2009 tarihli inceleme ve

soruşturma raporunun düzenlendiğinin belirtilmesi karşısında yayın içeriğindeki

iddiaların kurgudan ibaret olmadığı, kesinleşmiş gerçek olmamakla birlikte

yayınlandığı tarih itibarıyla güncel olup, davacının bulunduğu makam nedeniyle

kamuoyunu ilgilendiren bir konuda basın özgürlüğü çerçevesinde yorum yapılmak

suretiyle yayınlanmış bir yazı olduğu, haber içeriğinde davacının kişiliğine ve

kişilik haklarına saldırının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar

vermek gerekmiştir.”

12. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

4/6/2013 tarihli ilâmıyla onanmıştır.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 25/11/2013 tarihli ilâmıyla reddedilmiş, anılan karar, 16/12/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 14/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. Anayasa'nın "Yargı

yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına

bağımsız mahkemelerce kullanılır."

16. Anayasa'nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesi şöyledir:

"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi

kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

(İkinci fıkra mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

…"

17. Anayasa'nın "Mahkemelerin

bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesi şöyledir:

"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;

Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm

verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı

yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez;

genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

…"

18. Anayasa'nın "Hâkimlik

ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesi şöyledir:

"Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı

hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve

savcılar eliyle yürütülür.

Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve

hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.

Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları,

hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin

ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında

disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle

ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma

yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren

suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük

işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla

düzenlenir.

…

Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden

başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.

Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden

Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.

…"

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/7/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 14/1/2014 tarihli ve 2014/565 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, başvuruya konu haberin Yeni Şafak Gazetesinde

yayınlandığı 20/7/2009 tarihinde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu ve o

tarihte adı geçen gazetenin sahibinin de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler

hakkında ceza soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple Yeni Şafak Gazetesinin

kendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan yayınlar

yaptığını ileri sürmüştür.

21. Başvurucu, ayrıca, 12/9/2010 tarihinde yapılan Anayasa

değişikliği referandumundan sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK)

değişiklikler yapıldığını, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının zarar

gördüğünü iddia etmiştir. Başvurucu, Yeni Şafak Gazetesi aleyhine açtığı manevi

tazminat davasının, etkin olmayan bir yargılama sonucunda ve Yargıtayın emsal

nitelikteki kararlarına aykırı olarak reddedildiğini, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince de kararın onandığını, derece mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız

olmadıklarını belirtmiştir.

22. Başvurucu, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil

yargılanma hakkının, anılan Gazetede yayımlanan haber nedeniyle Anayasa’nın 38.

maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin, Derece Mahkemeleri

tarafından verilen kararların gerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle

Anayasa'nın 141. maddesinin ve gazetede yayınlanan haberin kişilik haklarına

zarar vermesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini iddia

etmiş, ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi veya 250.000,00 TL manevi

tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvuru dilekçesinde başvurucu, tahkir içeren sözler

nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının, derece mahkemelerinin

değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle ihlal edildiğini

belirterek, Anayasa’nın 17., 25., 26., 28., 36., 38., 40., 90. ve 141.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmeleri ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar.

Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi

dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi

uygun görülmüştür. Başvurucunun adil yargılanma hakkının, etkili başvuru

hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin

özü, derece mahkemelerinde yapılan yargılamaların ve verilen kararların

kendisinin şeref ve itibarını korumakta yetersiz kaldıkları iddiasıdır.

25. Başvurucu, ayrıca şikâyete konu haber nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte, söz konusu yayının

yapılması nedeniyle herhangi bir kamu gücünü kullanan organ veya yetkili

hakkında şikâyetçi olmamış, genel olarak yayının yapılması sırasında ve daha

sonra derece mahkemelerinde yapılan yargılama sırasında devletin itibarını

korumadığından şikâyetçi olmuştur.

26. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

27. Başvuruya konu haberde yer alan bazı ifadelerden,

suçluluğu ilgili mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri

işlediği ve suçlu olduğu inancı yansıtılmış olsa bile başvurucunun, söz konusu

haberin devlet yetkililerin açıklamalarına dayandığı veya bunların söz konusu

haberin yapılmasına neden oldukları yönünde bir şikâyette de bulunulmadığı göz

önüne alındığında başvuruya konu şikâyetin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında

incelenmesi gerekmektedir.

28. Başvurucunun, başvuruya

konu kararları veren İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtayın ilgili dairesinin

bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

29. Başvurucu,

başvuruya konu kararları veren Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bağımsız ve

tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.

30. Bakanlık

görüşünde, başvurucunun, mahkemelerin ve buralarda görev yapan hâkimlerin

bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şikâyetlerine ilişkin olarak somut bir

olgu ileri süremediği ve şikâyetlerin soyut nitelikli olduğu belirtilmiştir.

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, "Bireysel başvuru usulü" kenar

başlıklı 47. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya

da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin ..., belirtilmesi gerekir ..."

32. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi"

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen "Bireysel başvuru formu ve ekleri" başlıklı 59.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel

hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

..."

34. Başvurucu, adı geçen gazetede yayımlanan haberin, gazete

sahibi hakkında yürüttüğü soruşturma üzerinde baskı kurmak amacı taşıdığını,

Cumhuriyet Başsavcısı sıfatı ile yürüttüğü mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef

haline getirildiğini, 2010 yılı Anayasa değişiklikleri ile yeni bir HSYK’nın

oluştuğunu, yargıda kadrolaşmaya gidilmesi nedeniyle davasının bağımsız ve

tarafsızlıktan uzak biçimde incelendiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucunun iddialarına dayanak yaptığı HSYK seçimleri,

Anayasa'nın 159. maddesinin 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti

Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 22.

maddesi ile değiştirilmesi ve söz konusu değişikliğin 12/9/2010 tarihinde

yapılan referandum ile kabul edilmesinden sonra yapılmıştır.

36. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri vardır.

Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia ettiği

Anayasa hükmünün hangi nedenle ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut şekilde

birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulması iddiaların ispatlandığı

anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, Anayasa'ya

aykırılığının soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak

düzenlenmemiştir.

37. Somut başvuru dosyasında, söz konusu HSYK seçimleri ve

HSYK'nın işlemleri ile İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın ilgili dairesinin

bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiaları arasında bir ilişki kurulamamış,

subjektif veya objektif esaslar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin ve

Yargıtayın ilgili dairesinin bağımsızlığını ve tarafsızlığını kuşkulu hâle

getirecek bir durum tespit edilememiş, yargılamanın bağımsız ve tarafsız

olmadığına ilişkin herhangi bir husus da saptanamamıştır.

38. Açıklanan nedenlerle, ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu

tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

39. Başvurucu, tahkir içeren sözler

karşısında derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması

nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

40. Adalet Bakanlığı görüş yazısında,

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları

hatırlatılarak, başvurucunun özel hayatına müdahale edildiğine dair

şikâyetlerinin, başvurucunun özel hayatı ile gazetecilerin basın ve haber verme

özgürlüğü arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı açısından

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

41. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu,

başvuru dilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir. Başvurucu ayrıca, kendisinin,

haber konusu olayların geçtiği dönemde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu,

ifade özgürlüğünün Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine

getirilmesi” amacı ile sınırlanabileceğini, yargı gücünün otorite ve

tarafsızlığının sağlanması için bir yargı görevlisi olarak kendisinin korunması

amacıyla ifade özgürlüğünün sınırlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

42. Başvuru konusu olaya benzer

olaylarda uygulanacak ilkeler ilk olarak İlhan

Cihaner kararında (İlhan Cihaner,

B.No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra

aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (bkz. Kadir Sağdıç, [GK] B.No: 2013/6617,

8/4/2015, §§ 35-66; Nihat Özdemir,

[GK], B.No: 2013/1997, 8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen

şikayetlerde sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640,

15/4/2015, §§ 19-50).

43. Başvuruya konu sözler ve iddialar

(bkz. §§ 8-9) nedeniyle başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına

müdahale edildiği kabul edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel

itibarın korunmasını isteme hakkı ile ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu

haberin yazarı gazetecinin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan

basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

44. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek şeklinde negatif

yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır (Abdullah Doğtaş,

B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar

veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması

halinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, § 36; İlhan Cihaner, § 42). Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak yapılan saldırının,

başvurucunun kişisel itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkından

yararlanmasına zarar verecek şekilde yapılıp yapılmadığını olayın şartlarına

göre değerlendirir (bkz. Kadir Sağdıç,

§ 39; İlhan Cihaner, § 45).

45. Öte yandan ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

halinde “demokratik bir toplum”dan

söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir

ve bazı istisnalara tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (bkz. Abdullah Öcalan, [GK] B.No: 2013/409, 25/6/2014, § 95; Kadir Sağdıç, § 48; İlhan Cihaner, § 55; Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72,7/12/1976,

§ 49).

46. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,

prensip olarak başvurunun, ihtilaflı yazı ve sözlerin sahibi tarafından

Anayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu yazıya veya

sözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi halde Anayasa’nın anılan

maddelerinde korunan hakların dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkili

sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar

arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir

şekilde bir denge kurmaları gerekir.

47. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi), haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve

sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (bkz. İlhan Cihaner, §§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

48. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu aşırı bir eleştiriden korumakta yetersiz kalıp kalmadıkları

incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki ihtilaf, büyük

ölçüde, dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı

olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada, maddi olgular ile değer

yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilse

de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı hatırda

tutulmalıdır (bkz. Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner, § 64; bkz. Lingens/Avusturya, B.No: 9815/82,

8/7/1986, § 46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle

birlikte yargılamaya konu bir haberin bir bütün olarak ele alındığında kamu

yararını ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması

gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene

dayandığının ortaya konulmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile

ilgili bir konuda, gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da

aranmasını beklemek basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (aynı yönde bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft GmbH/Avusturya,

B.No: 39394/98, 13/2/2004, §§ 39-43).

49. Başvurucu, söz konusu günlük gazetede yayımlanan haberin

kişilik haklarına zarar vermesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, başvuruya konu haberin Yeni Şafak

Gazetesinde yayımlandığı 20/7/2009 tarihinde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı

olduğunu ve o tarihte adı geçen gazetenin sahibinin de aralarında bulunduğu

bazı şüpheliler hakkında ceza soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple Yeni Şafak

Gazetesinin kendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan

yayınlar yaptığını, haberin gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını ve asıl

amacının başlatılan soruşturmayı yönlendirmek ve yargı organları üzerinde baskı

kurmak olduğunu ileri sürmüştür. Buna karşın İlk Derece Mahkemesine göre söz

konusu haber, basın özgürlüğü sınırlarını aşmayan eleştirel nitelikte bir

yazıdır.

50. Başvurucunun, davalının sözlerinin şahsiyet haklarına

yönelik bir saldırı olduğu yönündeki değerlendirmelerine karşı davalı, haberin

gerçek olduğunu, haberde yer verilen

bilgilerin güncel ve kamuoyunun ilgisine matuf olduğunu ve hukuka aykırı bir

yönünün bulunmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, bahsi geçen

yayımda, HSYK’nın başvurucuyu terfi ettirme girişimine ve başvurucunun Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yürütülen soruşturmalarda 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) hükümlerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların haber konusu yapıldığı, dolayısıyla başvurucunun

şahsiyet haklarına yönelik bir saldırının bulunmadığı yönünde değerlendirme

yapmıştır. Mahkeme, başvurucu hakkında yayın içeriğinde yer alan isnatlarla

ilgili Adalet Müfettişleri tarafından düzenlenen inceleme ve soruşturma

raporunu göz önünde bulundurarak dava konusu haberin görünürdeki gerçeğe uygun

ve güncel olduğunu kabul etmiş, haberin, kamu yararı amacı taşıdığı ve basın

özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

51. Başvurucu, dava konusu haberin, yürüttüğü bir ceza

soruşturması nedeniyle hakkında başlatılan karalama kampanyası kapsamında

yapıldığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre kendisi, yargısal faaliyetleri

nedeniyle hedef haline getirilmiş ve söz konusu haberde bir darbe planlayıcısı

gibi gösterilmesi nedeniyle kişilik hakları ihlal edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalının kullandığı

şikâyet konusu sözlerin, davacı tarafın kişisel haklarına herhangi bir saldırı

oluşturmadığını kabul ederek davayı reddetmiştir. Somut davada İlk Derece Mahkemesi, davalının kullandığı sert sözlere

onun verdiği anlamın ötesinde anlam yüklemeyi reddetmiştir.

52. Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesine eklediği bilgi

ve belgelere göre İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucu, söz

konusu gazete haberinde verilen olayların gerçek dışı olduğunu ileri sürmüş

olmakla birlikte, gazetede yer alan haberdeki bilginin doğru olmadığını

gösterebilmiş değildir. Başvurucunun, söz konusu haberin kendisine yönelik

karalama kampanyasının bir parçası olduğu yönündeki soyut değerlendirmelerine

karşı davalı, söz konusu haberin gerçek, güncel

ve kamuoyunun ilgisine matuf olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece

Mahkemesi de başvurucunun talebini, söz konusu haberin bir bütün olarak görünür

gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı yönünde

değerlendirme yaparak reddetmiştir.

53. Davalının, başvuruya konu haberde dile getirdiği

düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve

içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği

sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber, köşe yazısı veya

makalenin kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu

haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması

gerekir. Aksine, yazının bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan

çıkarına da o kadar çok üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, § 74). Basının genel yarar nitelikli bütün

sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve

fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

54. Şikâyet konusu haberin yayımlandığı dönem, ülkede sivil

hükümete karşı darbe hazırlığı yapıldığına ilişkin iddialar üzerine başlatılan

ve “Ergenekon soruşturmaları” adı

verilen bir dizi soruşturmanın devam ettiği bir dönemdir. Bu çerçevede haberin

yayımlandığı tarihte ve öncesinde, Ergenekon soruşturması adı verilen

soruşturma kapsamında birçok kişinin ev ve işyerlerinde aramalar yapılmış, bu

kişiler gözaltına alınmış ve bazıları da yetkili mahkemelerce tutuklanmıştır.

Ergenekon soruşturması olarak nitelendirilen soruşturma kapsamında yapılan

aramalarda ve ilgililerin bilgisayarlarında çok sayıda örgütsel doküman ve

örgütün yapısını gösteren belgelerin ele geçirildiği soruşturma dosyasındaki

iddialar arasındadır. Haberin yayımlandığı tarihte basın ve yayın organlarında,

Ergenekon soruşturması olarak nitelendirilen soruşturma kapsamında yürütülen

operasyonlara, verilen gözaltı ve tutuklama kararları ile ele geçirilen

delillere yönelik pek çok haber yayımlanmıştır.

55. Başvuruya konu haberin yayımlandığı dönemde başvurucu ile

ilgili olarak bir süre basın ve yayın organlarında haber yapılmış ve yazılar

yazılmıştır. Nitekim başvurucunun bireysel başvuru dosyasına eklediği gazete

kupürleri de bunu doğrulamaktadır. Başvurucu, haberin yayımlandığı dönemde

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıdır. Başvuruya konu haberde, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” olarak

nitelendirilen hükümete yönelik darbe planının Erzincan'da uygulamaya

konulduğu, bu kapsamda Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in izni ile

yirmi altı kişinin gözaltına alındığı ve psikolojik baskı ile ifade vermeye

zorlandıkları, delil yaratılmaya çalışıldığı ve CMK hükümleri ihlal edilerek

usulsüz operasyonlar yapıldığı belirtilmiş, bir HSYK üyesinin, bazı hâkim ve

savcıların yerlerinin değiştirilmesi ile İlhan Cihaner’in Erzincan Cumhuriyet

Başsavcılığına atanmasına yönelik, olayların geçtiği tarihten önceki

girişimlerine yer verilmiştir. Şikâyet konusu haberde dile getirilen iddialar

ile haberin yayımlandığı dönemdeki olaylar ve başvurucunun beyanları birlikte

değerlendirildiğinde söz konusu haberde sarf edilen sözlerin ve iddiaların bir

ölçüde, genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sundukları kabul edilebilir.

56. Ayrıca başvurucunun, olayların geçtiği zaman diliminde

üst düzey bir kamu görevi olan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu ve gazete

haberinden önce meydana gelen olaylarla birlikte daha da artan ve itiraz

götürmeyen tanınmışlık derecesi dikkate alındığında, başvurucunun, az bilinen

bir kişi olduğu iddia edemez.

57. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karar için

bkz. Saday/Türkiye, B.No:

32458/96, 30/3/2006, § 33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve

savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak

devletin görevlerindendir. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargı sistemi ve

ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı

tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarının

korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (benzer

değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner, §

85).

58. Başvurucu, olayların meydana geldiği dönemde uzunca bir

süre kendisi hakkında eleştiriler içeren haberlerin hedefi olmuştur. Ancak

somut başvuruya konu haber, o dönemde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan

başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin bir haber yazısıdır ve ne

başvurucunun şahsına hakaret içermekte ve ne de ona karşı şiddeti teşvik

etmektedir.

59. Son olarak başvuruya konu haberde abartıya kaçılmadığı da

söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya

izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Kadir Sağdıç, § 76; Radio France ve diğerleri/Fransa, B.No: 53984/00, 30/3/2004, § 37).

60. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda

Anayasa’nın 26. maddesinin, sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini

değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda

tutulmalıdır (bkz. Ali Suat Ertosun, §

66; Oberschlick/Avusturya, B.No: 11662/85,23/5/1991, § 57).

61. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk derece

Mahkemesi, söz konusu haber ve yazının, genel çıkarı ilgilendiren bir

tartışmaya katkı sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin

yapıldığı şartlar üzerine de eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu

haberde geçen olayların gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayının yapıldığı

tarihte meydana gelen olaylarla yayının içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin

bozulmadığı, başvuruya konu köşe yazısında geçen olayların “gerçekliğe uygun” olduğu yönünde

değerlendirme yapmıştır.

62. Diğer taraftan, hakkında dava açılan haberde yer alan

iddialar, olgulara dayalı ithamlar şeklinde de değerlendirilse, değer yargıları

olarak da kabul edilse, İlk Derece Mahkemesi, anılan gazetedeki yazının başvurucu

hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin bir haber yazısı olduğunu belirterek,

haberde yer alan iddiaların olgusal temelden tümüyle yoksun olmadıklarını

değerlendirmiştir.

63. Açıklanan nedenlerle, yukarıdaki değerlendirmelerin

tamamı ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları

takdir payları da dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince

tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve

bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlali

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

2. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

7/7/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

İlhan

CİHANER

Vekili

:

Av. Mustafa

GÜLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/565, 7 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Dursun
  12. Cihaner
  13. Güler
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/565
Tarih
7 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • Nurettin Polat Başvurusu (B. No: 2014/9053)
  • Abdullah Akyüz Başvurusu (B. No: 2013/9352)
  • İzzettin Alpergin Başvurusu (B. No: 2013/385)
  • Zlata Schastlyva Başvurusu (B. No: 2013/7564)
  • Şahin Erol Başvurusu (B. No: 2013/2539)
  • Selim Salihoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6285)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.