İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İmam Çelikdemir Başvurusu (B. No: 2014/20289)

1. Başvuru; müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucunun

Başvuru No2014/20289Tarih5 Aralık 2017Okuma34 dk · 6.884 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İmam Çelikdemir Başvurusu

Karar tarihi
5 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/20289
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.884 kelime·34 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucunun

akıl hastalığı nedeniyle hayatını tek başına idame ettiremeyeceğine dair Adli

Tıp raporu gözetilmeden infazının ertelenmesi talebinin reddolunması nedeniyle

yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı,

etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç

9. Başvurucu, (kapatılan) Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesinin

15/08/1996 tarihli kararıyla 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun mülga 125. maddesi uyarınca müebbet ağırhapis cezasına mahkûm edilmiştir.

Karar 14/5/1997 tarihinde kesinleşmiştir.

10. 15/6/1995 tarihinde başvurucu hakkında hükmolunan cezanın

infazına başlanmıştır. Başvurucunun bihakkın tahliye tarihi 9/6/2031, şartla

tahliye tarihi ise 1/6/2025 olarak belirlenmiştir.

11. Aynı Mahkemenin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'na göre 765 sayılı Kanun'un lehe olması nedeniyle uyarlama yapılmasına

yer olmadığına dair 17/11/2005 tarihli ek kararı, temyiz başvurusu üzerine

cezanın müebbet hapis cezasına dönüştürülmesine karar verilmesi gerektiği

gerekçesiyle 22/3/2006 tarihli Yargıtay kararı iledüzeltilerek onanmıştır.

12. Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezasının infazına

devam edilirken rahatsızlanması üzerine 28/3/2014 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından Adli Tıp Kurumuna sevkedilen

başvurucunun sağlık durumunun Anayasa'nın 104. maddenin ikinci fıkrasının (b)

bendi kapsamında olup olmadığı, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/1 ve 16/6. maddeleri,

5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'a eklenen 105/A

maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ağır hastalık, sakatlık veya

kocama hâli nedeniyle hayatını yalnız idame ettirebilme ile bir başkasının

desteği ve bakımına muhtaç olup olmadığının değerlendirilmesi anılan Kurumdan

talep edilmiştir.

13. Sorulan hususlarda Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas

Kurulu tarafından düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporun sonuç kısmında şu şekilde

görüş belirtilmiştir:

"...İmam Çelikdemir'in mevcut tıbbi

evrakında tanımlı kronik psikotik bozukluk (şizofreni) tablosunun Kurulumuzda

yapılan 31/3/2014 tarihli muayenede tespit edildiği, mevcut durumu ile;

a- T.C Anayasası'nın 104/2-b maddesinde belirtilen

sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirildiği,

hastalığının sürekli nitelikte olduğu,

b-Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin

sağlanması halinde hastalığının hayati tehlike yaratacağına dair tıbbi

bulguların tespit edilmediği,

C- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanunun 16/1. maddesigereği 5237 sayılıTCK'nin 57. maddesinde

belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına

alınmasının uygun olduğu,

d-6291 sayılı yasanın 1. maddesinde tanımlanan

105/A maddesinin 3. bendi b fıkrası gereğince maruz kaldığı ağır hastalık

nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyceği, bir başkasının desteği ile

bakımına muhtaç olduğu,

e- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanunun 16/6. maddesi gereği maruz kaldığı ağır hastalık

nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği,kanun maddesinde belirtilen

diğer husus toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağının

değerlendirmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı oy birliği ile mütalaa

olunur."

14. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/4/2014 tarihli kararıyla

başvurucu hakkında sağlık kurumunda tedavi altına alınmak üzere hakkındaki

cezanın infazının geri bırakılması suretiyle tahliyesine, 5275 sayılı Kanun'un

16/6. maddesine dayalı infazın ertelenmesi talebinin ise reddine karar karar

verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"1. Hükümlünün 5275 sayılı Yasanın 16/6

ncı maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılan

incelemede; anılan yasa maddesi gereğince hükümlünün cezasının infazının

ertelenebilmesi için yasanın aradığı yaşamınıyalnız idame ettirememe koşulunun

yanında ayrıca hükümlümün bu yasa maddesine dayanılarak cezasının ertelenmesi

halinde bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmamasının

gerekmekte olduğu, söz konusu bu tehlike oluşturup oluşturmama durumunun ise

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2014-399/15541 sayı ve

28/02/2014 tarihli 5275 sayılı Yasanın 16/6. maddesinin uygulanmasına yönelik

görüşlerinde de belirttiği üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

mahkumun işlediği suçun niteliği geçmişi, ceza infaz kurumunda gözlemlenen

kişiliği, geri bırakmakararı sonrası kurum dışındaki sosyal ilişkileri ve

davranışları gibi hususların gözetilerek değerlendirilmesinin uygun olacağının

belirtildiği, bu açıklamalar ışığında yapılan incelemelere göre, hükümlünün

incelenen ilamın kapsamına göre 765 sayılı TCK'nın 125 ve 59/1 maddesi

gereğince yasa dışı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleri

ile fiilen çatışmaya girdiği ve bu vahim eylemleri ile Devletin birliğini

bozarak Devletin hakimiyeti altındaki bir kısım toprakları Devlet idaresinden

ayırmaya yönelik olarak söz konusu eylemleri gerçekleştirmesi sebebiyle mahkum

olduğunun anlaşıldığı vedolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suç türünün ve

hükümlünün geçmişinin tehlikeliliğinin tartışmasız bir durumda olduğu, yine

hükümlünün infazdosyasında bulunan Kırıkkale F tipi yüksek güvenlikli kapalı

ceza infaz kurumu müdürlüğü idare ve gözlem kurulu başkanlığı tarafından

hükümlü hakkında düzenlenen 18/04/2011 gün ve 2011/141 ve 15/6/2011 gün ve

2011/225 sayılı karar içeriklerinden anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğu

örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşları ile iyi geçinerek samimi ilişkiler kurduğu,

birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığının anlaşıldığı ve yine hükümlünün en

son bulunduğu Metris R tipi kapalı cezaevinin 24/04/2014 tarih ve 2014/1142

sayılı Cumhuriyet Başsavcılığımıza hitaben göndermiş oldukları üst yazılarına

göre hükümlünün bu tarih itibariyla aldığı 20 gün hücre cezası sebebiyle iyi

halli bulunmadığının anlaşıldığı ve de açıklanan tüm bu tespitler bir bütün

olarak değerlendirildiğinde hükümlünün cezasının ertelenmesi halinde bu

ertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturacağı kanaatine

Cumhuriyet Başsavcılığımzca varılmış olduğundan hükümlünün5275 sayılı Yasanın

16/6. Maddesi yönünden erteleme talebinin açıklanan nedenlerle REDDİNE;

2. Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR'in yukarıda

belirtilen adli tıp kurumu raporunda açıklanan 5275 sayılı yasanın 16/1.

Maddesi gereği 5237 sayılı TCK'nın 57. Maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli

sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun olduğunun

belirtilmesi yönünden hükümlünün adli tıp raporunda belirtilen şizofreni rahatsızlığı

dikkate alınarak belirtilen rapor gereğince cezasının infazının 5275 sayılı

Kanunun 16/1. Maddesince geri bırakılmasına, bulunduğu Metris R Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumundan tahliyesine ancak;

3. Hükümlünün kurumdan tahliyesinden sonra

serbest bırakılmayarak cezaevinde görevli jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof.

Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma

Hastanesine teslim edilerek,

İyileşinceye kadar TCK 57. Maddesince Bakırköy

Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma

Hastanesi yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavialtına

alınmasına, adı geçen hastaneye hükümlünün ilam, müddetname ve ilgili

evraklarının birer suretinin bulunduğu cezaevi müdürlüğünce gönderilmesi,

4- Sağlık Kurumunda tedavide geçen süreler

cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından düzenlenen 2008/692 nolu ve 24/03/2008 tarihli müddetnamede hesap

edilen koşullu salıverme tarihi olan 01/06/2025 tarihinden önce şifa bularak

iyileştiği takdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayıp

Metris Ceza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlatılması ve cezasının infazına devam

edilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 01/06/2025 tarihinde

koruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı Mahkemesinden

koşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavcılığımız İnfaz

Bürosuna bildirilmesi gerektiğine,

5- Kararların hükümlü ve yasal temsilcisine

tebliğine, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde hükmü

veren mahkemeye itiraz yoluna başvurulabileceğine, kararların yasal gereği için

hükümlünün bulunduğu cezaevine gönderilmesine kamu adına karar

verilmiştir."

15. Yukarıda yer verilen karar uyarınca başvurucu 25/4/2014

tarihinde Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek Bakırköy

Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi (Bakırköy

Hastanesi) Baştabipliği Yüksek Güvenlikli Sivil Sağlık Servisi Bölümüne

mevcutlu olarak teslim edilmiştir.

16. Başvurucu vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği

1/8/2014 tarihli dilekçeyle, bu kez 5275 sayılı Kanun'un 16/6. maddesinde 6545

sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe dayanarak hükümlü başvurucu hakkında

infazın ertelenmesini ve derhâl tahliyesini talep etmiştir.

17. Belirtilen talep hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca

11/8/2014 tarihli "sağlık nedeni ile

cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"

verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:

"1. Hükümlü İmam

Çelikdemir müdafiinin 5275 sayılı yasanın 6545 sayılı yasayla değişik 16/6

maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılan

incelemede, hükümlünün cezasının infazının ertelenebilmesi için yasanın aradığı

yaşamını yalnız idame ettirememe koşulunun yanında, cezanın ertelenmesi halinde

bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmaması

gerektiği, söz konusu toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike

oluşturmama halinini değerlendirilmesinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel

Müdürlüğünün 2014-399/15541 sayılı ve 28.02.2014 tarihli 5275 sayılı yasanın

16/6 maddesinin uygulanmasına yönelik görüşlerinde de belirtildiği üzere ilgili

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,mahkumun işlediği suçun niteliği, geçmişi,

ceza infaz kurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrası

kurum dışındaki sosyal ilişkileri ve davranışları gibi hususlar gözetilerek

yapılan değerlendirmede;

Hükümlü hakkındaki ilamın kapsamına göre mülga

765 sayılı Türk Ceza Yasasının 125 ve 59/1 maddesi gereğince silahlı terör

örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleriyle fiilen çatışmaya girdiği

ve vahim olarak değerlendirilen Devletin birliğini bozarak, Devlet hakimiyeti

altındaki bir kısım toprakları Devlet idaresinde ayırmaya yönelik eylemleri

gerçekleştirmesi sebiyleceza aldığı ve dolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suç

türünün ve geçmişinin tehlikeliliğinin toplum güvenliği bakımından ağır ve

somut bir tehlike oluşturduğunun, yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde

tartışılamayacağı, ayrıcaKırıkkale F tipi Yüksek güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından hükümlü hakkında

düzenlenen 18.04.2011 gün ve 201//141 sayılı, yine 15.06.2011 gün ve 2011/225

sayılı karar içeriklerinden de anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğu

örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçinerek samimi ilişkiler

kurduğu, birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığı anlaşıldığından ve ayrıca

infazı ertelenip serbest bırakıldığında karıştığı eylemler nedeniyle toplum

güvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağı düşünüldüğünden ve her ne kadar

Adli Tıp raporuna göre hükümlü hayatına yalnız idame ettiremese de erteleme

sonrası 5275 sayılı yasanın değişik 16/6 maddesinde belirtilen toplum güvenliği

bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirildiğinden Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR hakkında İNFAZIN ERTELENMESİ ve DERHAL TAHLİYE TALEBİNİN 5275

sayılıyasanın 16/6 maddesi yönünden REDDİNE,

2-Hükümlü İmam Çelikdemir'in yukarıda

belirtilen Adli Tıp raporuna göre 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereği Türk

Ceza Kanununun 57. Maddesinde belirtilen Yüksek Güvenlikli Sağlık Kuruluşunda

koruma ve tedavi altına alınması yönündeki görüşü nedeniyle, cezasının

infazının 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince geri bırakılması ve

cezaevinden tahliyesi konusunda Cumhuriyet

Başsavcılığınızın 24.4.2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve 2014/170 karar sayılı

kararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

3- Hükümlü İmam Çelikdemir'in cezaevinden

tahliyesinde sonra serbest bırakılmayarak jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof.

Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir HastalıklarıEğitim ve Araştırma

Hastanesine teslimiyle ve iyileşinceye kadar 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının

57. Maddesinde yukarıda zikredilen hastanenin yüksek güvenlikli bölümüne sevk

ve teslimi ile koruma ve tedavi altına alınmasına, adı geçen hastaneye

hükümlünün ilam, müddetname ve ilgili evrakların birer suretlerinin gönderilmesi

konularında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 24.4.2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve

2014/170 sayılı kararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer

olmadığına(Ancak iş bu kararmınızın bir örneğinin ilgili hastaneye

gönderilmesine),

4- Sağlık kuruluşundaki tedavide geçen süreler

cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Başsavcılığınca

düzenlenen 2008/692 numaralı ve 24.03.2008 tarihli müddetnamesinde belirtilen

ve koşullu saıverme tarihi olan 01.06.2025 tarihinden önce şifa bularak iyleştiği

takdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayarak Metris

Ceza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlanması ve cezasının infazına devam

edilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 01.06.2015 tarihinde

koruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı mahkemesinden

koşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavclığımız İnfaz Bürosuna

bildirilmesi gerektiğine,

5- Kararların hükümlü müdafii ...., hükümlü

İmam Çelikdemir ve hükmülünün yasal temsilcilerine tebliğine, gereği için

hükümlünün bulunduğu cezevine gönderilmesine, kararlara karşı tebliğ tarihinden

itibaren 7 (yedi) gün içinde ve hükmü veren mahkemeye, 5275 sayılı İnfaz

Yasasının 16. Maddesi gereğince, itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir.

"

18. Öte yandan Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca sürekli

hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile cezaları hafifletmek veya kaldırmak

hususunda cumhurbaşkanına tanınan özel af yetkisi kapsamında başvurucunun

Cumhurbaşkanlığına yaptığı bir af başvurusu bulunmaktadır.

19. 28/8/2014 tarihinde tebliğ edilen "sağlık nedeni ile cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine

dair karar"a karşı

başvurucu vekili 3/9/2014 tarihli dilekçe ile Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine

itiraz etmiştir. İtirazda başvurucunun durumunun güncel sağlık sorunlarının

dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, hâlihazırda sağlık durumunun

geldiği aşama itibarıyla aile üyelerini tanımakta zorlandığı, bu hâliyle 5275

sayılı Kanun'un 16/6. maddesinde belirtildiği şekliyle toplum güvenliği için

ağır ve somut bir tehlike oluşturmasının olanaklı olmadığı,Savcılığın bunun

aksi yöndeki kanaatine esas teşkil eden Gözlem Kurulu raporunun 2011 tarihli

olduğu, Adli Tıp Kurumunun raporunda başvurucununcezaevindeki hayatını tek

başına idame ettiremeyeceği hususuna açıkça yer verildiği, buna rağmen toplum

güvenliği için ağır ve somut bir tehlike oluşturacağı belirtilerek başvurucunun

cezaevinde tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Anayasa

ile korunan haklarına aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ve başvurucunun

cezasının infazının ertelenmesi talebi yinelenmiştir.

20. Cezaevinden tahliyesinden sonra tedavisinin yapılması

amacıyla konduğu Bakırköy Hastanesi tarafından Başvurucu hakkında düzenlenen

10/9/2014 tarihliraporda, şizofreni tanısı ilesürdürülen tedavisi sonucunda

başvurucunun hastalığının remisyon

(klinik belirtilerde düzelme) hâlinde olduğu, bu durumda hastaneden

çıkarılabileceği ancak hastalığının düzenli psikiyatrik tedavisi ve tıbbi

kontrol muayeneleri gerektiğinden hakkında 5275 sayılı Kanun'un 18. maddesinin

uygulanmasının, bu Kanun uyarınca R tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının ve

bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda tedavisi sürdürülerek düzenli aralıklarla (ayda

bir) ve gerektiğinde bulunduğu Kuruma en yakın hastanedeki psikiyatri

polikliniğinde kontrol muayenelerinin yapılmasının ugun olduğu bildirilmiştir.

Anılan Sağlık Kurulu raporu uyarınca başvurucu 17/9/2014 tarihinde tekrar

Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır.

21. Başvurucu vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığının 11/8/2014

tarihli "sağlık nedeni ile cezanın

infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"ına yaptığı

itirazı değerlendiren Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 24/9/2014 tarihli

kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Mahkemenin bu karara ulaşırken;

a. Hükümlü hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas

Kurulunca düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporda; başvurucuda kronik psikotik

bozukluk (şizofreni) tespit edildiği, mevcut durum itibarıyla tedavisi ve

poliklinik kontrollerinin sağlanması hâlinde hastalığının hayati tehlike

yaratacağına dair tıbbi bulguların tespit edilemediği, 5275 sayılı Kanun'un

16/1. maddesi gereğince 5237 sayılıKanun'un 57. maddesinde belirtilen yüksek

güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altınaalınmasının uygun

olduğu,maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame

ettiremeyeceği, bir başkasının desteğine muhtaç olduğu, Kanun maddesinde

belirtilen diğer husus, toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup

oluşturmayacağının adli tıbbı ilgilendiren bir konu olmadığı hususlarına yer

verildiği,

b. Cumhuriyet Başsavcılığının cezanın infazının ertelenmesi

talebinin reddine ilişkin kararında, başvurucunun toplum güvenliğibakımından

ağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirmesinin karara esas alındığı,

c. Toplum güvenliği açısından ağır ve somut bir tehlike bulunup

bulunmadığı hususunun, hükümlünün işlediği suçun niteliği, geçmişi, ceza infaz

kurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrası kamu dışındaki

sosyal ilişkileri ve davranışları ile ilgili bir değerlendirme yapılmasını

gerektirdiği,

d. Başvurucunun mahkûmiyetine yol açan eylemin 765 sayılı mülga

Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen devlet hâkimiyeti altındaki bir kısım

toprağı devlet idaresinden ayırmaya yönelik olduğu,

e. Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun 18/4/2011 tarihli kararında başvurucunun

bağlı olduğu örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçindiğinin,

samimi ilişkiler kurduğunun belirtildiği;

f. Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde almış olduğu hücre

cezası nedeniyle başvurucunun iyi hâlli hükümlü statüsünde bulunmadığının

anlaşıldığı,

g. Tüm bu tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucunun toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike

oluşturacağının kabulü gerektiği,

h. Öte yandanAdli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda infazın yüksek

güvenlikli sağlık kuruluşunda devamının mümkün olduğu, iyileşmesi hâlinde

başvurucunun yeniden Ceza İnfaz Kurumuna alınması yönünde Cumhuriyet

Başsavcılığınca gerekli kararların alınıp uygulandığı tespitlerine dayandığı

anlaşılmıştır.

22. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/9/2014 tarihli kararına

karşı başvurucu vekilitarafından yapılan itirazı inceleyen Malatya 1. Ağır Ceza

Mahkemesi oyçokluğuyla 13/11/2014 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin

olarak karar vermiştir. Mahkeme,Cumhuriyet Başsavcılığınıninfazın ertelenmesine

yönelik talebin reddine ilişkin itiraza konu kararının ve bu karara yönelik

itirazın reddine ilişkin Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının usul ve

yasalara uygun olduğu değerlendirmesini yapmıştır. Muhalif üye, itiraza konu

kararlarda başvurucunun toplum güvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağı

kanaatiyle sonuca ulaşıldığı, bu tespitin Kırıkkale F tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının

18/4/2011 ve 15/6/2011 tarihli kararlarına dayandığı, üzerinden üç yıl geçmiş

kararların hükümlünün güncel durumunu yansıtmayabileceği gerekçesiyle çoğunluk

görüşüne katılmamıştır.

23. Nihai karar başvurucu vekiline 2/12/2014 tarihindetebliğ

edilmiştir.

24. 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç

25. Başvurucu, talebi doğrultusunda 30/4/2015 tarihli ve 72221

sayılı nakil emri uyarınca 20/5/2015 tarihinde Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.

26. 18/11/2015 tarihinde başvurucunun Edirne Sultan 1. Murat

Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine kontrol amaçlı sevki yapılarak muayenesi

sonucunda "aktif psikopatoloji

saptanmadığı"na, Bakırköy Hastanesinin tedavi evrakları ile

kontrolünün uygun olduğuna karar verilmiştir.

27. 30/11/2015 tarihindekontrol amaçlı olarak tekrar sevk

edildiği Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde

yapılan muayene sonucunda başvurucuya psikotik

bozukluk tanısı ile İNVEGA 6mg adlı ilaç reçete edilmiş ve üç hafta

sonra kontrol muayenesi uygun görülmüştür.

28. 18/1/2016 tarihindeaynı birimdeyapılan muayenesi sonucunda

başvurucuya aynı ilaç reçete edilmiş ve bir ay sonra kontrol randevusu

verilmiştir.

29. 17/2/2016 tarihinde başvurucunun kontrol amaçlı olarak aynı

Polikliniğe sevki yapılmıştır.

30. 24/2/2016 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğünün Bakanlık görüşünün hazırlanmasında esas alınan yazısında,

başvuru tarihinden sonra hastalığı ile ilgili olarak başvurucunun tedavi ve

takibine dair yukarıda yer verilen bilgilerin yanı sıra başvurucununhâlihazırda

üç kişilik odada kaldığı ve oda arkadaşları ile uyumlu ilişkiler içinde olduğu,

sağlık yönünden veyadiğer nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakil

talebinin bulunmadığı hususuna yer verildiği görülmüştür.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. Anayasa'nın 104. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini

ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet

organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak

yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

...

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin

cezalarını hafifletmek veya kaldırmak..."

32. 5237 sayılı Kanun'un "Akıl

hastalarına özgü güvenlik tedbirleri" kenar başlıklı 57.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve

tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine

hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve

tedavi altına alınırlar.

(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası,

yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından

tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının

belirtilmesi üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.

(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin

niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip

gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.

(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla,

Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan

sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.

(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum

açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora

dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine

hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler

tekrarlanır.

(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını

yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra

hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda

düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak

koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü

güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

..."

33. 5275 sayılı Kanun'un "Hapis

cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye

bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde

belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda

geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının

mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis

cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa

mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp

Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü

hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor

üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma

kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve

yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde

bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet

Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren

Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin

yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen

sürelere,birsürebulunmadığıtakdirdebirer yıllık dönemleregöre bu fıkrada yazılı

usule uygunolarakincelettirilir.İncelemesonuçlarınagöregeribırakma kararını

veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar

verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,

mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan

kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere

aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine

başvurulabilir....

(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı

ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında

hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut

tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü

fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

34. 5275 sayılı Kanun'a 6291 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

eklenen "Denetimli serbestlik tedbiri

uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin 3. fıkrası şöyledir:

"(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen

infaz usulünden;

a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve

koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,

b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık,

engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve

koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,

diğer şartları da taşımaları hâlinde

yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp

Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin

sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla

belgelendirilmelidir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 5/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İnsan Haysiyetiyle

Bağdaşmayan Muamele Yasağına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu vekili; cezasının infazı sırasında başvurucunun

hastalandığını, hastalığının ağır olduğunun ve tek başına cezaevinde

kalamayacağının Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğunu, hakkında hükmolunan

cezanın infazına on dokuz yaşında iken başlandığını, yaklaşık yirmi yıldır

cezaevinde kalmakta olduğunu, başvurucunun muzdarip olduğu şizofreni hastalığı

nedeniyle artık hiç kimseyi tanıyamayacak duruma geldiğini, hayatını tek başına

idame ettiremediğini, sürekli bakıma ihtiyaç duyduğunu, günlük ihtiyaçlarını

dahi tek başına gideremediğini, bu yönüyle cezaevinin kendisi açısından

çekilmez olduğunu, gerek Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumunda gerekse

BakırköyHastanesinde kaldığı süre içinde sağlığında herhangi bir düzelme

olmadığını, üç aylık sürelerle hastanede kaldığını, nakiller sırasında olumsuz

etkilenmelere maruz kaldığını, içinde olduğu psikolojik durumun her an kriz

geçirme ihtimalini ciddi bir şekilde barındırdığını belirterek Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tedbiren başvurucunun tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

37. Bakanlık görüş yazısında; başvurunun Anayasa'nın 17. ve

Sözleşme'nin 3. maddeleriçerçevesinde degerlendirilmesi gerektiği, Sözleşme'nin

3. maddesinindevlete özgürlükten yoksun bırakılmış kişilerin fizik bütünlüğü,

özellikle gerekli tıbbi müdahalelerin yapılması yoluyla koruma sorumluluğunu

yüklediği, 7/4/2014 tarihli Adli Tıp 3. İhtisasKurulu raporunda yer verilen

tespitler ile başvurucunun mahkûmiyetine yol açan suçun niteliği ve cezasının

infazı süresindeki davranışları dikkate alındığında toplum güvenliği bakımından

ağır ve somut tehlike oluşturacağı görüşü ile ertelenme talebinin reddolunduğu;

25/4/2015 tarihindesağlık kuruluşunda yatarak başvurucunun tedavisine

başlandığı ve sağlık kuruluşunun 10/9/2014 tarihli raporu uyarınca 17/9/2014

tarihinde tekrar Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği,

başvurucunun kendi talebiüzerine 20/5/2015 tarihinde de Edirne F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevkinin yapıldığı bildirilmiştir.

Bakanlık, başvurucunun tedavisine Edirne'deki ceza infaz kurumunda devam

edildiğini ve bu kurumdan toplam beş kez sağlık kuruluşuna sevki yapılarak

düzenli olarak muayenelerinin yaptırılması suretiyle Bakırköy Hastanesince

düzenlenen raporda belirtilen esasların tedavisinde dikkate alındığını,

başvurucunun hâlihazırda üç kişilik odada kaldığı ve sağlık yönündenve diğer

nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin bulunmadığını, infazın

geri bırakılmaması yönündeki Savcılık kararlarının her zaman kaldırılabilme

imkânın bulunduğunu belirterek başvurunun değerlendirilmesinde konuya ilişkin

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ile Anayasa Mahkemesi

içtihadının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık ayrıca 5275 sayılı Kanun'un 16/6. maddesinin

yürürlüğe girdiği 24/1/2013 tarihinden bu yana toplam 611 hükümlü ve tutuklunun

Adli Tıp Kurumu raporları gereğince cezalarının infazının ertelenmesine karar

verilerek tahliyelerinin sağlandığını,başvurucunun, toplum güvenliği nedeniyle

tahliyeleri uygun görülmeyerek cezalarının infazına devam edilen 10 hükümlü ve

tutukludan biri olduğu bilgisini görüşüne eklemiştir.

2. Değerlendirme

a. İncelemenin Kapsamı

39. Başvurucu vekili, başvurucunun cezasının infazı süresi

içinde yakalandığı hastalık nedeniyle hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesi

talebinin kendisinin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturacağı

gerekçesiyle reddolunması,hastalığının ulaştığı seviye itibarıyla öz bakımını

yapamaması, dış dünya ile irtibat kuramaması, her an kriz geçirme ihtimalinin

olması, hukuka aykırı olarak tahliye talebinin kabul edilmemesi,ret gerekçesi

olarak hukuken geçerliliği şüpheli, güncel olmayan gözlem kararlarına

dayanılması, siyasi saiklerin başvuruya konu kararda etkili olduğu, sağlık

nedeniyle cezanın infazına ara verilmesini sağlayan idari ve hukuki

mekanizmaların etkili olmadığı olgularına dayanarak Anayasa'nın 10., 17., 19.,

36., 40. ve 56. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

40. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

41. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşama hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).

42. Başvurucunun yaşam hakkı yönünden şikâyetlerini, maruz

kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği ve bir

başkasının desteği ve bakımına muhtaç olduğu Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp

İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporda belirtilmiş

olmasına rağmen hükmolunan cezanın infazının geri bırakılması talebinin toplum

güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturduğu gerekçesiyle

reddolunması nedeniyle ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesi ile

psikolojik durumunun yaşamı yönünden risk oluşturacak şekilde her an kriz

geçirme ihtimalini ciddi bir şekilde barındırdığı iddialarına dayandırdığı

anlaşılmaktadır. Başvurucu, belirttiği risk dışında Cezaevinde bulunduğu sırada

herhangi bir şekilde nöbet geçirdiğinden veya bunun sonucunda çok ciddi bir

hayati tehlike atlattığından söz etmemektedir.

43. Anayasa Mahkemesi; ölüm olayının veyayaşam hakkına yönelik

ciddi bir riskin tespit edilmediği durumlarda ceza infaz kurumlarının fiziki ve

tıbbi imkânlarının sağlık durumuna uygun olmaması nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri istikrarlı bir şekilde Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen hiç kimsenin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağına dair yasak bağlamında

incelemektedir (Mete Dursun, B.

No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B.

No: 2013/7532. 4/2/2016; Sabri Kaya, B.

No: 2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B.

No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan,

B. No: 2014/19527, 16/11/2016).

44. Bu nedenle yaşam hakkı yönünden ayrıca incelemeyi gerektiren

özel bir sorun ihtiva etmeyen somut başvuruda, başvurucunun yaşam hakkına

yönelik şikâyetlerinin, özel durumu ile cezaevi koşulları arasında var olduğunu

ileri sürdüğü uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel ve

psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti

ile bağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşıp ulaşmadığı

yönündendeğerlendirilmesi yeterli görülmüştür.

45. Öte yandan başvurucunun insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası ile

ilgili olarak -aşağıdainsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı ile kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı bağlamında incelenen hususlar dışında- bağımsız

bir inceleme yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı görüldüğünden bu

hususta da ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

46. Başvurucunun iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

görülmektedir. Açıklanan nedenlerle başka bir kabul edilemezlik nedeni de

görülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. EsasYönünden

i. Genel İlkeler

47. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye "işkence" ve "eziyet" yapılamayacağı, kimsenin

"insan haysiyetiyle bağdaşmayan" ceza veya muameleye tabi

tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

48. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde

kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir.

Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden

kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

49. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişi üzerindeki

etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadeler

arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin

"işkence" olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini

belirleyebilmek için anılan fıkrada geçen "eziyet" ve "insan

haysiyetiyle bağdaşmayan" muamele kavramları ile işkence arasındaki ayrıma

bakmak gerekmektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 84).

50. Mağdurları küçük düşürebilecek ve utandırabilecek şekilde

kendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran veya

mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeye

sürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin "insan

haysiyetiyle bağdaşmayan" muamele veya ceza olarak tanımlanması mümkündür

(Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 22). Burada "eziyet"ten farklı olarak kişi üzerinde

uygulanan muamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veya

alçaltıcı bir etki oluşturmaktadır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 89).

51. Bir muamelenin bu kavramlardan hangisini oluşturduğunu

belirleyebilmek için her somut olayın kendi özel koşulları içinde

değerlendirilmesi gerekmektedir. Muamelenin kamuya açık olarak yapılması onun

aşağılayıcı ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan nitelikte olup olmamasında rol

oynasa da bazı durumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmesi de bu seviyedeki

bir kötü muamele için yeterli olabilmektedir. Ayrıca muamelenin küçük düşürme

ya da alçaltma kastı ile yapılıp yapılmadığı dikkate alınsa da böyle bir amacın

belirlenememesi, kötü muamele ihlali olmadığı anlamına gelmeyecektir. Tutulma

koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri

tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri

yedirme, içirme gibi aşağılayıcı muameleler "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

52. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum

bırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptirler.

Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi

ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar

sınırlanabilir (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

53. Anayasa’nın 17. maddesi, cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır

koşulların sağlanması için gereklidir (Turan

Günana, § 39). Bu çerçevede hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki

ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına

aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat

Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 65).

54. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü

seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmek

gerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:

2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk"

getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal

rahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu tutulabileceği

tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu

durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğini

belirtmek gerekir (Fatih Hilmioğlu,

§ 66).

55. Özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilerin hasta

olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi

yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği

gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü

bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acı

çekmesine sebebiyet verilmiş olması veya belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla

birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedenleriyle yaşadığı

stres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları

çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak

ciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal

edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden

yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir (Hayati Kaytan, § 44).

56. Bedensel engeli nedeniyle yaşamını tek başına idame

ettiremeyen veya mevcut hastalığı nedeniyle yalnız kalması yaşamı yönünden risk

oluşturan kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hâle gelmiş olması da

o kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez. Bununla birlikte kişinin

özel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve

manevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşmaması için birtakım tedbirlerin

alınması gerekir(Hayati Kaytan, §

45).

57. Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde sağlık durumları

nedeniyle cezalarının infazının ertelenerek tahliyelerini talep eden hükümlü

veya tutuklulartarafından Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında ileri sürülecek

iddiaların incelemesinde Anayasa Mahkemesi; ilgilinin cezaevinde tutulma

koşulları, kendisine uygulanan tedavinin yeterliliği, son olarak da sağlık

durumu ile karşılaştırıldığında ilgilinin cezaevinde tutulmasının uygun olup

olmadığıyönünden bir değerlendirme yapmaktadır (Murat Karabulut, § 68).

ii. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

58. Somut olayda başvurucu; Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

15/08/1996 tarihli kararıyla hüküm altına alınarak uyarlama yargılaması

sonucunda Yargıtayındüzelterek onama kararı uyarınca müebbet hapis cezasına

dönüştürülen cezasının infazı kapsamında 15/6/1995 tarihinden itibaren

cezaevinde tutulmaktadır. Cezasının infazı sırasında rahatsızlanması üzerine

28/3/2014 tarihinde, başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığınca Adli Tıp Kurumuna

sevki yapılmıştır. Anılan Kurumda muayenesi üzerinedüzenlenen 7/4/2014 tarihli

raporda, başvurucunun rahatsızlığına ilişkin 27/10/2010, 19/10/2011, 21/3/2012,

3/4/2013, 5/4/2014 tarihli sağlık kurulu raporları ile Adli Tıp İhtisas Kurulu

kararına atıfla şizofreni tanısı tekrarlanmıştır. Ayrıca hastalığın kronik ve

yozlaştırıcı nitelikte olduğu, tedaviyle kişinin işlevselliğinde düzelme

sağlanamadığı belirtilerek durumunun Anayasa'nın Cumhurbaşkanına tanıdığı özel

af yetkisine ilişkin 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile5275 sayılı

Kanun'un 6291 sayılı Kanun ile değişik 105/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği, infaz ertelemesinin gerçekleştirilmesine kadar 5275 sayılı Kanun'un

18. maddesinden yararlandırılarak,açılan Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda tutulması ve tedavisinin sürdürülerek düzenli aralıklarlakontrolünün

sağlanması yönündeki önerilere raporda yer verildiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun rahatsızlığınıngerekli tedavi ve kontrollerin sağlanması hâlinde

hayati tehlike yaratmayacağı ancak başvurucunun hayatını yalnız idame

ettiremiyeceği, bir başkasının destek ve bakımına ihtiyacı olduğu da raporda

yer almaktadır (bkz. §§ 12, 13).

59. Başvuru dosyasına taraflarca sunulan belgelerden,

başvurucunun kendi isteği üzerine Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna nakil olduğu 20/5/2015 tarihine kadar Metris R Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda tutulduğu anlaşılmaktadır. Genel olarak R tipi ceza infaz

kurumlarında (rehabilitasyon merkezlerinde) geçerli tutma koşulları ile ilgili

olarak Anayasa Mahkemesi, diğer bir başvuru ile ilgili kararında ayrıntılı

değerlendirmeler yapma imkânı bulmuştur (Ergin

Aktaş, §§ 37-46). Kararda, anılan rehabilitasyon merkezlerinin Adli

Tıp Kurumu raporu için bekletilen veya tek başına öz bakımını yapamayan,

başkasının bakım ve yardımına muhtaç tutuklu veya hükümlülerin barındırılması

ile tedavilerinin sağlanması amacıyla kurulmuş bakımevi niteliğinde ceza infaz

kurumları olduğu tespiti yapılmıştır. Başvurucu; anılan Kurumda fiili olarak

bakım ve tedavisinin yapılmadığı, yaşamını tek başına idame ettiremediği veya

bu konuda ciddi zorluklarla karşılaştığı yönünde başvurudosyasına herhangi bir

bilgi ve belge sunmamıştır. Bu nedenle bu başvuru bağlamında başvurucunun

kaldığı Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hakkında Anayasa Mahkemesinin

önceki değerlendirmelerinden ayrılmayı gerektiren bir hususun bulunmadığı

sonucuna varılmaktadır.

60. Bakanlık görüşündeki başvurucunun bireysel başvuru

tarihinden sonra kendi isteği ile 20/5/2015 tarihinde nakil olduğu Edirne F

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda üç kişilik odada kaldığı ve

oda arkadaşları ile uyumlu ilişkiler içinde olduğu yönündeki tespit, Bakanlık

görüşüne karşı 21/3/2016 tarihli başvurucu beyanlarında da teyit edilmiştir.

61. 21/3/2016 tarihli beyanında başvurucu, Edirne'deki infaz

kurumuna sevk edildiği 20/5/2015 tarihi ile 18/11/2015 tarihi arasındaki

yaklaşık 6 aylık sürede kontrol muayenelerinin yapılmaması nedeniyle

hastalığının tedavisinin aksatıldığı şikâyetini dile getirmekle birlikte genel

olarak tedavi sürecinin yetersizliği yönünde somut verilerle desteklenmiş

herhangi bir şikâyeti ortaya koyamamaktadır. Başvurucunun bu Kurumda kontrol

muayenelerine götürülme sayısı ve tarihleri konusunda tarafların mutabık olduğu

anlaşılmaktadır. Başvuru dosyasındaki belgelere göre en geç 2010 tarihinden

itibaren sağlık durumu yönünden ilgili kurumların gözetiminde bulunan

başvurucunun muayenelerinin aksatıldığı altı aylık dönem ile birlikte

18/11/2015 tarihinden sonra toplam beş kez kontrol muayenesine götürüldüğü

(bkz. §§ 26-29) dönem boyunca karşılaştığı zorluklara ilişkin olarak başvuru

dosyasına somut herhangi bir bilginin sunulmadığı da gözlemlenmiştir.

Edirne'deki Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri tarafından başvurucununkendi seçimi

olan sosyal yönden desteklendiği bir ortamda bulunması yönünde herhangi bir

engelin de çıkarılmadığının anlaşılması karşısında kontrol muayeneleri yönünden

yapıldığı tespit edilen ihmalin tek başına insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir

muamelenin var olduğu yönünde bir değerlendirmenin yapılmasını makul göstermeye

yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

62. Öte yandan başvurucunun sağlık kuruluşları ve ceza infaz

kurumu arasında nakillerinin sıkı güvenlik önlemleri altında cezaevi ring

araçlarıyla, kelepçe takılmak suretiyle gerçekleştirilmesinden kaynaklanan

iddiaları ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi somut olay bağlamında bu

pratiğin tek başına “kötü muamele” oluşturan, başvurucunun sağlık durumu

sebebiyle içinde bulunduğu sıkıntıyı daha da arttıran ve aşağılanma duygusuna

yol açan bir muamele olduğu konusunda yeterli verinin bulunmadığı

kanaatindedir.

63. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

64. Başvurucu vekili, ağır hastalık durumundan ötürü cezasının

ertelenmesigerektiği yönünde raporları olan başvurucunun cezaevinde tutulmaması

gerektiği hâlde derece mahkemelerinin tahliye taleplerinin reddine dair

Savcılık kararına karşı yaptıkları itirazların reddolunması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

65. Bakanlık, başvurucunun kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir görüş sunmamıştır.

2. Değerlendirme

66. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışında

kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

67. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

68. Anayasa Mahkemesi; hükümlü veya tutuklular tarafından,

sağlık koşullarının tutuldukları cezaevi şartları ve yetkililerin

uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği, bu nedenlerle doğal olarak

özgürlükten yoksun bırakılmaktan kaynaklanan ızdırap ve acının ötesinde ızdırap

ve acıya maruz kaldıkları yönünde somut veriler sunulmaksızın,yalnızca muzdarip

oldukları hastalık nedeniyle tutulmanın sonlandırılması taleplerine yönelik

olarak yapılan başvuruları Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında incelemektedir (Hayati Kaytan, § 47).

69. Bu tür şikâyetlerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin

Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındayapacağı inceleme, kişinin hürriyetten yoksun

bırakılmasınınkısmen veya tamamen maddede sayılan koşullarda gerçekleşip

gerçekleşmediğini tespit etmekten ibarettir (Abdullah

Baybaşin, B. No: 2014/5161, 20/9/2017, § 60).

70. Somut olayda başvurucu, akıl hastası olduğu için

hürriyetinden yoksun bırakılmamış, “mahkûmiyet kararına bağlı olarak” cezaevinde iken akıl hastalığına

yakalanmıştır. Kanuna uygun şekilde “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”

cezaevinde tutulan başvurucunun sağlık durumuyla ilgili Adli Tıp 3.

İhtisasKurulu raporunda başvurucunun durumunun sürekli hastalık, sakatlık ve

kocama hâli kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Anılan raporda

başvurucunun rahatsızlığının tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanması

hâlinde hayati tehlike yaratmayacağı belirtilmekle birlikte başvurucunun

“yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun

olduğu” hususuna da yer verilmiştir (bkz. § 13).

71. Başvurucu alınan raporlar doğrultusunda 25/04/2014 tarihinde

Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek Bakırköy Hastanesi

Baştabipliği Yüksek Güvenlikli Sivil Sağlık Servisi Bölümüne yatırılmıştır

(bkz. § 15). Anılan Hastane tarafından düzenlenen 10/9/2014 tarihliraporda,

hastalığının remisyon (klinik

belirtilerde düzelme) hâlinde olduğunun, bu durumuyla hastaneden

çıkarılabileceğinin, hastalığının düzenli psikiyatrik tedavisi ve tıbbi kontrol

muayeneleri gerektiğinin, R tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının ve bulunduğu

Ceza İnfaz Kurumunda tedavisi sürdürülerek düzenli aralıklarla (ayda bir) ve

gerektiğinde bulunduğu Kuruma en yakın hastanedeki psikiyatri polikliniğinde

kontrol muayenelerinin yapılmasının uygun olduğunun bildirilmesi üzerine

başvurucunun 17/9/2014 tarihinde tekrar Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna alındığı anlaşılmaktadır (bkz. § 20).

72. Öte yandan akıl hastalığının bulgularının ağırlaştığı

koşullarda hükümlüler için mevzuatta öngörülen seçeneğin ilgilinin serbest

kalması değil bir sağlık kuruluşuna yatırılmak suretiyle cezaevinden tahliye

edilmek alternatifi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa ile sağlanan koruma sistemi

içinde bir suç isnadına veya mahkûmiyet kararına bağlı olarak özgürlüğünden

yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması yönünde genel

bir zorunluluk öngörülmediğine göre insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

olarak değerlendirilebilecek bir olgunun tespit edilmediği maddi olayda

"mahkûmiyet kararına bağlı olarak” cezaevinde

tutulan başvurucunun bu süre zarfında cezaevinde tutulma nedeniyle ilgili

olarak gerek cezaevi koşullarından kaynaklanan gerekse yetkililerce yapılan

uygulamalarda keyfî uygulamaya yol açacak nitelikte herhangi bir

unsurunbulunmadığı anlaşılmaktadır.

73. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına ilişkin şikâyetleri yönünden açık bir ihlal tespit

edilmediğinden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. İnsan Haysiyetiyle

Bağdaşmayan Muamele Yasağıyla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

74. Başvurucu vekili; infazın durdurulması taleplerinin adli

birimler tarafından değerlendirilmesinde adli hükümlüler ile siyasi hükümlüler

arasında farklılık bulunduğunu, nitekim sürekli ve ağır hastalık hâli

nedeniylebaşvurucunun yaşamını kendi başına idame ettiremeyeceğinin sağlık

kurulu raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen 5275 sayılı Kanun'un 16.

maddesi uyarınca toplum güvenliği açısından ağır ve somut tehlike oluşturduğu

gerekçesiyle cezasının infazının ertelenmesinin uygun görülmediğini belirterek

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

75. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin ayrı bir cevap vermemiştir.

2. Değerlendirme

76. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

77. 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesine 24/1/2013 tarihli ve 6411

sayılı Kanun ile eklenen 6. fıkra uyarınca cezanın infazının ertelenebilmesi

için maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz

kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceğinin tespit edilmiş

olması koşulu yanında ilgilinin toplum güvenliği için tehlike oluşturmayacağına

dair bir kanaatin geliştirilmiş olması koşulunun da arandığı anlaşılmaktadır.

Anılan madde hükmüne 18/6/2014tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle

"bakımından" ibaresinden sonra gelmek üzere, "ağır ve

somut" ibaresi eklenmiştir. Bu bağlamda cezanın infazı biçimine dair

mevzuat hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiğini belirlemek Anayasa

Mahkemesinin görevi kapsamında değildir. Ancak Anayasa Mahkemesi, hükümlü

veyatutuklunun bulunduğu koşulların, sağlık durumu nedeniyle hükümlülüğün

getirdiği olağan acı ve ızdırabın ötesinde sonuçlara yol açıp açmadığını

değerlendirecektir. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanında kalan mutlak bir yasak olduğu gözönüne

alındığında, bu yasak ile çelişen bir muamelenin varlığının saptandığı

durumlarda ilgilinin toplum güvenliği açısından ağır ve somut tehlike

oluşturacağı kanaatinin tahliye gerekliliğinin önünde bir engel teşkil etmesi

mazur görülemez. Bu şekildeki koşullar mevcut olmadığı hâlde idareninyalnızca

toplum güvenliği ile ilgili saiklerle bir kişiyi tutmaya devam etmesinin

yetkililer açısından da önemli bir risk teşkil edeceği dikkate alınmalıdır. Öte

yandan akıl hastalıkları açısından hastalığın şiddetinin kritik seviyeyi aşması

durumunda cezaevinde tutulmanın alternatifi ilgilinin serbest kalması da

değildir.

78. Somut olayda başvurucu, cezasının infazının ertelenmesi

talebinin incelenmesi sırasında mahkûmiyetine yol açan suçun türünün dikkate

alınması nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmekle birlikte,

yalnızcamahkûm olduğu suçun türü dikkate alınarak infazın ertelenmesi talebinin

reddolunduğuna ilişkin iddiasını somut verilerletemellendiremediği sonucuna

ulaşılmıştır.

79. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İnsan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Melek KARALİ

SAUNDERS

Başvurucu

:

İmam

ÇELİKDEMİR

Vekili

:

Av. Hakan

GÜNDÜZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/20289, 5 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç
  7. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İnsan Haysiyetiyle
  11. B. Kişi Özgürlüğü ve
  12. C. İnsan Haysiyetiyle
  13. A. 1. İnsan haysiyetiyle
  14. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Dursun
  17. Hakyemez
  18. Saunders
  19. Çelikdemir
  20. Gündüz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/20289
Tarih
5 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Adem Cansever Başvurusu (B. No: 2014/15422)
  • Celal Asan Başvurusu (B. No: 2014/15507)
  • İbrahim Gültekin Başvurusu (B. No: 2014/13466)
  • Hüseyin Sezen Başvurusu (B. No: 2014/2041)
  • Oksana Chıcheıshvılı Başvurusu (B. No: 2014/19023)
  • Üças Gıda Pazarlama ve Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/16633)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.