İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İmer Enerji Üretim Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/6249)

1. Başvuru; jeotermal alanlar için yapılan arama ruhsatı

Başvuru No2014/6249Tarih22 Eylül 2016Okuma28 dk · 5.520 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İmer Enerji Üretim Anonim Şirketi Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/6249
R.G. Tarih ve Sayı
14/10/2016-29857
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.520 kelime·28 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; jeotermal alanlar için yapılan arama ruhsatı

taleplerinin, ilgili alanların Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)

lehine "bloke alan"

olarak belirlendiği için reddedilmesinin mevzuatın hatalı yorumlanması, ilgili

yönetmelik maddesinin yürütmesinin durdurulmasına rağmen bu durumun dikkate

alınmaması, bloke alanın kanuni dayanağı olmamasına rağmen yorum yoluyla özel

hukuk tüzel kişisi karşısında devlet kuruluşuna üstünlük tanınması nedenleriyle

Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi ile 138. maddesinde yer alan

hâkimlerin kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar

vereceklerine ilişkin düzenlemenin ve bu düzenleme bağlamında 36. maddesinde

yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/5/2014 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.

Kurulu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Aynı başvurucuya ait 2014/6251 ve 2014/11213 numaralı

bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukukiirtibatları nedeniyle

2014/6249 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

belirtilen dosyaların kapatılmasına, incelemenin 2014/6249 başvuru numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine 8/10/2014 tarihinde karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

5. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

29/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

6. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Şirketin Aydın ili Kuyucak ilçesinde jeotermal

kaynak arama faaliyetlerinde bulunmak üzere yaptığı başvurular, başvuru konusu

alanların MTA lehine "bloke alan" olarak belirlendiği gerekçesiyle Aydın İl

Özel İdaresince reddedilmiştir.

9. Başvurucunun, MTA'nın sadece arama ruhsatı sahibi

olabileceği, işletme ruhsatı sahibi olamayacağı ve işletme ruhsatı olmaksızın

bir alanın bloke alan olarak ilan edilmesinin hukuken mümkün olmadığı

gerekçesiyle arama ruhsatı taleplerinin reddine ilişkin idari işlemlerin iptali

için açtığı davalara bakan Aydın 1. İdare Mahkemesinin değişik kararlarında,

başvurucuya arama ruhsatı verilmemesine ilişkin işlemler iptal edilmiş ancak

MTA adına düzenlenen arama ruhsatları bakımından davaların reddine karar verilmiştir.

İlgili kararların gerekçesi şöyledir:

"[ilgili mevzuat

hükümleri değerlendirildikten sonra] Buna

mukabil Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama

Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 4. fıkrasında bloke alanın MTA tarafından

belirlenerek arama ruhsatı sahibine ve idareye bildirileceği düzenlenmiş ancak

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun yukarıda bahsedilen kararıyla

Yönetmeliğin bu maddesinin 4. fıkrasının yürütmesinin durdurulduğu ve bu

sebeple bloke alan tespiti konusunda Yasada açık bir hüküm olmadığı gibi bu

konuda MTA yı yetkili ve görevli hale getiren Yönetmelik hükmünün de yargı

kararıyla iptal edilmiş olması karşısında MTA tarafından Anayasaya aykırı

olarak kaynağını kanundan almayan bir yetki kullanılarak bloke alan tespit

edilmesinde ve bu sebeple davacının arama ruhsatı talebinin reddine ilişkin

işlemde açık hukuka aykırılık bulunduğu, ancak bloke alan kaydının dayanağı

niteliğindeki işlem olan ve önceki kanunla zamanında MTA'nın jeotermal

kaynakların açığa çıkarılmasına yönelik olarak yaptığı yatırım ve arama

faaliyetleri konusundaki kazanılmış haklarının tesciline ilişkin olarak tesis

edilen buluculuk belgesi ve sonucunda da arama ruhsatı verilmesinde ise hukuka

aykırılık bulunmadığı değerlendirilmektedir."

10. Davalı idare tarafından temyiz edilen bu kararlar, Danıştay

Sekizinci Dairesince bozulmuştur.

11. İlk derece mahkemesi tarafından bozma kararlarına uyularak

6/3/2012 tarihli ve E.2012/273, K.2012/459 sayılı; 8/3/2012 tarihli ve

E.2012/278, K.2012/490 sayılı; 29/3/2012 tarihli ve E.2012/602, K.2012/749

sayılı kararlar ile davaların reddine karar verilmiştir. Kararların gerekçeleri

şöyledir:

"Yukarıya metinleri alınan

düzenlemelerden 1935 yılında yürürlüğe giren 2804 sayılı Kanunla kurulan Maden

Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün, ülkemizdeki madenlerin araştırılması,

bulunması ve bu konudaki teknik ilmi işlemlerin yapılmasında üstlendiği görev,

yetki ve hakların korunduğu anlaşılmaktadır.

5686 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi

(13/06/2007) üzerine ise, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular bu Yasa

kapsamına alınmıştır. Ancak, bu Yasada yer alan geçici madde hükümleri

çerçevesinde, yürürlük tarihinden önce kazanılmış haklarının korunması amacıyla

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü adına intibak işlemleri yapılmıştır.

Bununla birlikte, 5686 sayılı Yasa ile bu

Yasanın yürürlüğe girmesinden önce mevzuatta yer almayan ve işletme ruhsatı

verilmiş bir jeotermal kaynaktan yapılan üretim faaliyetlerinin etkilenmemesi

için işletme ruhsatı sahibi dışındaki talep sahiplerine kapatılmış ve işletmeye

açılmayacak alanlar olarak tanımlanan bloke alan kavramı getirilmiş, ancak 5686

sayılı Yasada bloke alanın nasıl belirleneceği konusunda açık bir düzenlemeye

de yer verilmemiştir. Bu nedenle, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün

intibakı yapılan alanlar için bloke alan belirleme yetkisinin olup olmadığının

ortaya konulması gerekmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalarda da belirtildiği

üzere, 5686 sayılı Yasada jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli suların

işletilmesi ile ilgili ikili bir sistem öngörülmüştür. Buna göre, Yasanın ana

maddelerinde; Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak arama ve işletme

başvurularında izlenecek yol belirlenmiş, Yasanın yürürlüğünden önce kazanılmış

hakların korunması ve intibaklarının sağlanması amacıyla geçici maddelerle

düzenlemeler getirilmiştir. Bu bağlamda, Yönetmeliğin 7/4 maddesinde, Yasanın

yürürlüğe girmesinden sonra arama ruhsatı sahibinin başvurusu üzerine bloke

alan belirlenmesi, geçici 1. maddesinde de Yasanın yürürlüğünden önce elde

edilen hakların intibakı düzenlenmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun yukarıda belirtilen kararında ise; "5686 sayılı Kanunun 3.

maddesinin 15. fıkrasında, bloke alan, işletme ruhsatı verilmiş bir jeotermal

kaynaktan yapılan üretim faaliyetlerinin etkilenmemesi için işletme ruhsatı

sahibi dışındaki talep sahiplerine kapatılmış ve işletmeye açılmayacak alanlar

olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Yasanın 6. maddesinde, arama ruhsatı

sahibinin, arama ruhsat süresinin son günü akşamına kadar işletme projesi ile

idareye işletme ruhsatı başvurusunda bulunması halinde işletme ruhsatı

verileceği ve varsa tespit edilen bloke alanıyla birlikte MİGEM'e bildirileceği

öngörülmüştür. Buna göre, yasada, sadece "işletme ruhsatı" sahipleri

için öngörülen "bloke alanın" Yönetmeliğin 7/4. maddesi ile arama

ruhsatı sahipleri için öngörülmüş olmasında hukuka uyarlık

bulunmamaktadır." gerekçesiyle ilgili maddenin yürürlüğü durdurulmuştur.

Ancak, uyuşmazlık konusu yerlerdeki bloke alan

belirlemelerinin, 5686 sayılı Yasanın geçici maddeleri ile kazanılmış hak

kapsamında korunan ve intibakı yapılan jeotermal alanlara ilişkin olarak

yapılması ve bu alanların Yasa yürürlüğe girdikten sonra arama ruhsatı alınan

alanlardan olmaması nedeniyle, yürütmesi durdurulan 7/4 maddesi kapsamında

kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Dava konusu bloke alan belirlemeleri,

anılan Yönetmeliğin geçici 1.maddesinde belirtilen "bu hakların bulunduğu

jeotermal alan MTA'nın ilgili idareye gönderdiği MİGEM tarafından verilmiş

buluculuk tescil belgesindeki koordinatlar ile varsa MTA'nın bildireceği bloke

alan dikkate alınarak jeotermal alan bloke alanı ile birlikte alan bazında MTA

adına intibakı yapılır." hükmü uyarınca yapılmıştır. Ayrıca Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen kararının gerekçesinde Maden

Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün bloke alan belirleme yetkisinin olmadığı

yönünde bir ifadeye de yer vermemiştir.

Öte yandan, anılan Yönetmeliğin geçici 1.

maddesinde belirtilen hükmün iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu

Dairesi 27/05/2008 gün ve E:2008/1268 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması

isteminin reddine karar vermiş, bu karar yapılan itiraz da Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun 11/06/2009 gün ve E:2009/105 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

Bu itibarla, jeotermal alanların korunmasının

5686 sayılı Yasanın amaçları arasında yer alması, uyuşmazlık konusu bloke alan

belirlemelerinin, 5686 sayılı Yasanın geçici maddeleri ile kazanılmış hak

kapsamında korunan ve intibakı yapılan jeotermal alanlara ilişkin olarak

yapılması ve bu alanların Yasa yürürlüğe girdikten sonra arama ruhsatı alınan

alanlardan olmaması, 5686 sayılı Uygulama Yönetmeliğinde, intibakı yapılan

alanlardaki bloke alan belirlemesinin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü

tarafından yapılacağının düzenlenmesi ve bu hükmün iptali istemiyle açılan

davada yürütmenin durdurulması isteminin de reddedilmesi karşısında, MTA'nın

5686 sayılı Yasa kapsamında intibakı yapılan jeotermal alanlardaki kaynakların

korunması için bloke alan belirleme yetkisinin olduğu kuşkusuzdur.

Bu durumda, 5686 sayılı Yasanın yürürlüğe

girmesi ile Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü adına intibakı yapılan

alanlar için Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından resen bloke alan

belirlenmesi ve davacının arama ruhsatı başvurusunun bloke alan nedeniyle

reddedilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

12. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu kararlar aynı Dairenin

değişik tarihli kararları ile onanmış, başvurucunun karar düzeltme talepleri de

aynı Dairece reddedilmiştir.

13. Nihai kararlar, başvurucuya 7/4/2014 ve 9/6/2014

tarihlerinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 5/5/2014 ve 4/7/2014 tarihlerinde bireysel

başvurularda bulunmuştur.

15. 11/12/2007 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) çeşitli maddeleri ile birlikte iptal davasına konu

edilen 7. maddesinin "Bu çalışmaların

sonucuna göre ruhsat sahibi tarafından bloke alan talep edilmesi halinde

İdare'ye başvuruda bulunulur. Bu alan, gerekli tüm masrafları ruhsat sahibi

tarafından karşılanmak üzere MTA tarafından belirlenerek ruhsat sahibine ve

İdareye bildirilir. Belirlenen bloke alan diğer talep sahiplerine

kapatılır." şeklindeki (4) numaralı fıkrası Danıştay Sekizinci

Dairesinin 17/4/2014 tarihli ve E.2012/189, K.2014/3089 sayılı kararının

gerekçesinde "5686 sayılı Kanunun 3.

maddesinin 15. fıkrasında, bloke alan, işletme ruhsatı verilmiş bir jeotermal

kaynaktan yapılan üretim faaliyetlerinin etkilenmemesi için işletme ruhsatı

sahibi dışındaki talep sahiplerine kapatılmış ve işletmeye açılmayacak alanlar

olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Yasanın 6. maddesinde, arama ruhsatı

sahibinin, arama ruhsat süresinin son günü akşamına kadar işletme projesi ile

idareye işletme ruhsatı başvurusunda bulunması halinde işletme ruhsatı

verileceği ve varsa tespit edilen bloke alanıyla birlikte MİGEM'e bildirileceği

öngörülmüştür. Buna göre, yasada, sadece 'işletme ruhsatı' sahipleri için

öngörülen 'bloke alanın', Yönetmeliğin 7/4. maddesi ile arama ruhsatı sahipleri

için öngörülmüş olmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır." denilmek

suretiyle iptal edilmiştir.

16. Yine Yönetmelik'in çeşitli maddelerinin iptali istemiyle

açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesi 17/4/2014 tarihli ve E.2012/187,

K.2014/3086 sayılı kararıyla kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen de

davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir.

"15.6.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3213

sayılı Maden Kanununda "jeotermal enerji" konusunda düzenlemeler

bulunmadığından, bu konudaki yasal927 sayılı Kanun ve daha sonra yürürlüğe

giren 5177 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesi ile giderilmiştir. Bu Kanunda

jeotermal enerji kaynaklarının 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında olmadığı

açıkça belirtildiği gibi, geçici 4. madde de jeotermal kaynaklar ve mineralli

sularla ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar, bu kaynaklara

ilişkin faaliyet izni verilmeden önce, Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'un

uygun görüşünün alınması, taleplerin Maden İşleri Genel Müdürlüğüne

incelettirilmesi, uygun bulunmayan faaliyetlere izin verilmemesi jeotermal

kaynak ve mineralli su sahalarında, kaynak koruma alanlarının belirlenmesi ve

bu alanlara ilişkin öngörülen tedbirlerin uygunluğu ve denetlenmesinin MTA

Genel Müdürlüğünce yapılması, MTA Genel Müdürlüğünce yapılan incelemeler

sonucunda faaliyetlerin bilim ve tekniğe, kaynağın ve çevrenin korunmasına ve

koruma alanları için öngörülen tedbirlere uygun yürütülmediğinin tespiti

halinde alınacak tedbirlerin de MTA Genel Müdürlüğünce belirleneceği

düzenlenmiş, MTA Genel Müdürlüğünün aldığı buluculuk hakları kazanılmış hak

sayılmış ve MTA Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışmalarla kaynak varlığını ortaya

çıkardığı alanların veya sondaj ile elde ettiği akışkanların bulucusu olarak

tescili düzenlenmiştir.

3.6.2007 tarihinde kabul edilen 5686 sayılı

Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununungeçici maddeleriyle bu

kanun yayımlanmadan önce elde edilmiş hakların ilgili hak sahibi adına il özel

idaresi tarafından alan bazında intibak ettirilmesi ve sözleşme ve işletme

şartları ile üçüncü kişilerin kazanılmış haklarının sicile işlenmesi ve

intibakı yapılan ruhsatların Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesi düzenlenmiş;

böylece hem MTA Genel Müdürlüğü tarafından keşfedilmiş alanlar içerisine

varolanlar için karışıklığı önlenmek, hem de üçüncü kişilerin hakları korunmak

istenmiştir.

Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar

karşısında, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular

Kanununundüzenlediği geçiş kurallarıyla devletin hüküm ve tasarrufu altında

olan jeotermal enerjinin bu kanundan önceki düzenlemelere göre verilmiş işletme

izinleri korunmuş olup, 5686 sayılı Kanunun 20. maddesiyle, Kanunun uygulanmasına

ilişkin usul ve esasları ve kanunun geçiş kurallarının uygulanması esaslarını

düzenleyenJeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama

Yönetmeliğinin davaya konu edilen Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasının

"a", "b", "c", "d", "e"

bentleri ile 6.,ve 9. fıkrasında üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık

bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin iptali istenen geçici 1.

maddesinin 8. fıkrasına gelince; iptali istenilen bu düzenleme; 24.9.2013 tarih

ve 28775 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Jeotermal Kaynaklar

ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına

Dair Yönetmeliğin 17. maddesiyle değiştirildiğinden bu düzenlemenin esası

hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Jeotermal Kaynaklar ve

Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin 8.

fıkrası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Geçici 1. maddesinin 3.

fıkrasının "a", "b", "c", "d",

"e" bentleri ile 6., ve 9. fıkralarının iptali istemi yönünden

davanın reddine..."

B. İlgili Hukuk

17. 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal

Mineralli Sular Kanunu’nun 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Bu Kanunda geçen;

...

4) İdare : İl özel idarelerini,

...

15) Bloke alan: İşletme ruhsatı verilmiş bir

jeotermal kaynaktan yapılan üretim faaliyetlerinin etkilenmemesi için işletme

ruhsatı sahibi dışındaki talep sahiplerine kapatılmış ve işletmeye açılmayacak

alanları,

...

24) Arama ruhsatı: Sınırları belirlenmiş bir

alanda, kaynak arama faaliyetlerinde bulunulabilmesi amacıyla projeye dayalı

verilen izin belgesini,

...

26) İşletme ruhsatı: Belirli bir alanda

akışkanın üretilebilmesi ve değerlendirilmesi için projeye dayalı verilen izin

belgesini,...ifade eder.…”

18. 5686 sayılı Kanun’un 4., 5. ve 6. maddeleri şöyledir:

Mülkiyet ve ruhsat

MADDE 4 – (1) Jeotermal kaynaklar ve doğal

mineralli sular, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bulundukları arzın

mülkiyetine tâbi değildir. Kaynağa ilişkin faaliyetlerin yapılabilmesi için bu

Kanuna göre Ruhsat alınması zorunludur.

(2) Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli

sulara ilişkin haklar, medeni hakları kullanmaya ehil Türkiye Cumhuriyeti

vatandaşlarına, statüsünde jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sularla ilgili

faaliyet yapabileceği hususu yer alan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre

kurulmuş tüzel kişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu

iktisadi teşebbüsleri ile müesseselerine, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile

diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir. Jeotermal kaynaklar ve doğal

mineralli sulara ilişkin haklar gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir.

(3) Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli

sulara ilişkin haklar, miras yolu ile intikal eder. Bu haklar, bütün

mirasçıların vekâletini havi bir vekâletname ile ikinci fıkrada belirtilen

niteliklere sahip mirasçılardan birine veya üçüncü bir şahsa devredilir.

Mirasçıların ittifak edememeleri halinde mirasçılardan birinin müracaatı ile

mahkeme mirasçılardan bu hakkın en ehil olana tahsisine veya bu da mümkün

olmazsa ruhsatın satılmasına karar verir. Mahkeme bu hususu basit muhakeme

usûlü ile halleder. Eğer dava söz konusu değil ise altı ay içerisinde intikal

işlemleri tamamlanmayan ruhsatlar feshedilir. Devir ve intikal işlemlerinin ne

şekilde yapılacağı yönetmelikle belirlenir.

Ruhsatlar

Arama ruhsatı

MADDE 5 – (1) Arama ruhsatı müracaatları,

talep sahibi tarafından 1/25000 ölçekli pafta adı ve koordinatları belirtilerek

beş bin hektarı geçmeyecek şekilde arama projesi ile birlikte idareye yapılır.

Müracaatlarda öncelik hakkı esastır. Aynı yer için aynı anda birden fazla talep

olması halinde, projeler incelenerek en hızlı ve en fazla yatırımı teklif eden

proje sahibinin talebi tercih edilir.

(2) İdare, müracaat alanı hakkında bilgileri

MİGEM’e bildirir. Arama için başvurulan saha, önceki diğer başvurular ile

çakışıyorsa, MİGEM çakışan kısımları çıkararak kalan saha için "arama

ruhsatı" verilebileceğini idareye bildirir. İdare, verilen ruhsatı

koordinatları ile birlikte kayıtlara alınmak üzere MİGEM’e bildirir.

(3) Arama ruhsat süresi üç yıldır.

Faaliyetlerin olumlu gelişmesi ve ilave etütlere ihtiyaç duyulması halinde

revize proje verildikten sonra idarece uygun bulunması halinde bir yıl uzatılır

ve uzatma MİGEM’e bildirilir. Arama ruhsatı süre uzatım talebi, ruhsat süresi

bitiminden önce idareye yapılır.

(4) Arama ruhsatı döneminde idarenin bilgisi

dahilinde, çevrenin kirletilmemesi kaydı ile sadece test amaçlı üretim

yapılabilir.

(5) Birden fazla ili içine alan arama ve

işletme faaliyetlerinde başvurular alanın büyük olduğu il idaresine yapılır ve

işlemler alanın küçük olduğu il idaresine bildirilir.

İşletme ruhsatı

MADDE 6 – (1) Arama ruhsatı sahibinin, arama

ruhsat süresinin son günü akşamına kadar işletme projesi ile idareye işletme ruhsatı

başvurusunda bulunması halinde "işletme ruhsatı" verilir ve varsa

tespit edilen bloke alanıyla birlikte MİGEM’e bildirilir.

(2) İşletme ruhsatı sahipleri, işletme

faaliyetine geçmek için ilgili kurumlardan gerekli izinleri almakla yükümlüdür.

(3) İşletme ruhsatı sahibi, projesinde

belirtilen süre içinde işletmeye geçmez veya herhangi bir sebeple işletme

ruhsatının iptal edilmesi durumunda teminat irat kaydedilir ve saha idare

tarafından ihaleye çıkarılır. İşletme projeleri ile ihaleye katılan isteklilerden

idareye en fazla geliri teklif eden istekliye işletme ruhsatı verilir ve

MİGEM’e bildirilir.

(4) İdareden izin alınmaksızın, projede yer

alan herhangi bir kuyunun yenilenmesi, sayısının ve kapasitesinin artırılması,

enjeksiyon, reenjeksiyon, üretim amaçlı tüm sondaj faaliyetleri ile diğer proje

değişiklikleri ve revizyonları yapılamaz. İdare, gerekli görülen hallerde,

bedelini ödemek kaydıyla, MTA’dan değerlendirme isteyebilir.

(5) İşletme ruhsatı süresi otuz yıldır. Süre

sonunda ruhsat sahibinin talep etmesi durumunda onar yıllık dönemler halinde

uzatılır. Süre uzatımları MİGEM’e bildirilir.

(6) Doğal çıkış halindeki jeotermal ve doğal

mineralli sular için, kaptajı yapılarak doğrudan işletme talepleri de İdarece

bu Kanun hükümlerine göre işletme ruhsatına bağlanır ve MİGEM’e bildirilir.”

19.5686 sayılı Kanun'un geçici 1., 2. ve 3. maddelerinin ilgili

kısımları şöyledir:

"(1) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce,

26/3/1322 tarihli Mülga Maadin Nizamnamesi, 17/6/1942 tarihli ve 4268 sayılı

Mülga Madenlerin Aranma ve İşletilmesi Hakkında Kanun, 19/2/1985 tarihli ve

3154 sayılı Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri

Hakkında Kanun, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılıMaden Kanununda ve Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, 927 ve 2634 sayılı kanunlar

ile 83/6568 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 3/3/1954 tarihli ve 6309

sayılı Mülga Maden Kanunu kapsamında verilmiş ruhsat ve haklar aşağıdaki

şekilde intibak ettirilir.

...

f) MTA tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden

önce kamu veya özel tüzel kişiler, belediye ve özel idare ile yapılan sözleşme

ve protokollerle verilen işletme hakları, alanı MTA tarafından belirlenerek

ilgili hak sahibi adına,

...

(4) Bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarih itibariyle 927 sayılı Kanuna göre süresi içinde temdit talebinde

bulunulmuş ruhsatlar ile 5177 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre

ruhsat almak üzere yapılan yeni müracaatlar, il özel idarelerince müracaat

tarihinde yürürlükte olan 5177 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi ve 927

sayılı Kanuna göre sonuçlandırılarak uygun görülenler ruhsatlandırılarak bu

Kanuna intibakı yapılır.

Geçici Madde 2-

(1) Bu Kanunun yürürlüğe

girmesinden önce kazanılmış hakların sahipleri, bu haklarına konu olan kaynağa

ait mevcut bilgi ve belgeler ile sahadaki mevcut tesislere ait bilgi ve

projeleri, hak sahibi olduğunu gösterir ruhsat, izin, imtiyaz, sözleşme, sicil

ve benzeri belgeleri varsa işletme projesi ve teminat makbuzları ile birlikte

altı ay içerisinde idareye müracaat ederek intibak yaptırmakla yükümlüdür.

(2) Altı ay içinde intibak

talebinde bulunulmayan haklar için teminat iki katma çıkarılarak altı ay ek

süre verilir. Bu süre içerisinde de intibak talebinde bulunulmayan haklara

ilişkin faaliyetler durdurulur.

(3) Kanunun yürürlük tarihi

itibariyle bir yıl boyunca müracaat kabul edilmez. Bu süre sonunda ilk hafta

yapılan müracaatlar aynı anda yapılmış kabul edilir ve öncelik sırası kura ile

belirlenir. İlk hafta içinde yapılan müracaatlardan asgarî teminat miktarı

kadar müracaat bedeli alınır.

(4) İdare, il sınırları

içerisindeki kaynak ruhsatlarını ve ruhsat verilmesi MİGEM’ce uygun bulunan

müracaatları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde;

hak sahibi, kaynak ve alan sınır koordinatları, kaynağın cinsi, süresi,

mülkiyet durumu ve diğer gerekli olan tüm bilgileri Mî GEM’e bildirmek

zorundadır.

Geçici Madde 3-

(1) Bu Kanunun yürürlük

tarihinden önce MTA tarafından, kamu veya özel tüzel kişilere, belediyelere,

özel idarelere sözleşme ile devredilen, kiraya verilen veya kullanım hakkı

verilen ve bu Kanunun yürürlük tarihi itibarı ile sona eren kaynak veya kaynak

alanları ile MTA’nm yaptığı çalışmalarla belirlediği ve MTA adına tescil edilen

ve tescil edilecek kaynak ve/veya kaynak alanları için MTA’ya idare tarafından

arama ruhsatı verilerek MİGEM’e bildirilir. Bu ruhsat alanları, MTA tarafından

ihale edilir. İhale gelirinden MTA ’nm yaptığı arama masrafları düşüldükten

sonra kalan miktar MTA ile İdare arasında eşit olarak paylaşılır.

(2) MTA adına tescil

edilen ve tescil edilecek bu sahalardan herhangi bir nedenle ihale

edilemeyenlerden idare payının yarısı MTA ’ya ödenir."

20. 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun geçici 4.

maddesi şöyledir:

"Jeotermal kaynaklar ve mineralli sularla

ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar bu kaynaklara ilişkin

faaliyet izni verilmeden önce Maden İşleri Genel Müdürlüğünün uygun görüşünün

alınması zorunludur. Talepler Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne

incelettirilir. Uygun bulunmayan faaliyetlere izin verilmez.

Jeotermal kaynaklar ve mineral suların

bulunduğu yerlerde; bu kaynakların işletilmesi ve değerlendirilmesine yönelik

tesisler için ihtiyaç duyulan araziler, çevresinde bulunan arazilere zarar

vermeyecek tedbirlerin alınması şartıyla, kullanım şekline ve niteliğine ve

vasfına bakılmaksızın bu amaçla kullanılmak üzere tahsis edilir.

Jeotermal kaynak ve mineralli su sahalarında

kaynak koruma alanlarının belirlenmesi zorunlu olup, bu alanlara ilişkin

öngörülen tedbirlerin uygunluğu ve denetlenmesi Maden Tetkik ve Arama Genel

Müdürlüğü tarafından yapılır.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü

tarafından yapılan incelemeler sonucunda, faaliyetlerin bilim ve tekniğine,

kaynağın ve çevrenin korunmasına ve koruma alanları için öngörülen tedbirlere

uygun yürütülmediğinin tespiti halinde, alınacak tedbirler Maden Tetkik ve

Arama Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir. İlgili kişi, kurum ve kuruluşlar

bu tedbirleri yerine getirmekle yükümlüdür. Aksi takdirde faaliyetlere izin

verilmez.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün almış

olduğu buluculuk hakları saklıdır. Ayrıca Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü

yatırım programları çerçevesinde yaptığı çalışmalar ile kaynak varlığını ortaya

çıkardığı alanların veya sondaj ile elde ettiği akışkanın bulucusu olarak tescil

edilir."

21. Yönetmelik'in geçici 1. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"1) Kanun yürürlüğe girmeden önce

kazanılmış bütün hakların sahipleri, bu haklara ait mevcut bilgi ve belgeler

ile ruhsat sahasındaki mevcut tesislere ait bilgi, belge ve projeleri, hak

sahibi olduğunu gösterir ruhsat, izin, imtiyaz, sözleşme, sicil ve benzeri

belgeleri İdareye vererek Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra altı ay içinde

intibak yaptırmakla yükümlüdür.

...

(3) Kanunun yürürlük tarihinden önce,

26/3/1322 tarihli Mülga Maadin Nizamnamesi, 17/6/1942 tarihli ve 4268 sayılı

Mülga Madenlerin Aranma ve İşletilmesi Hakkında Kanun, 19/2/1985 tarihli ve

3154 sayılı Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri

Hakkında Kanun, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Maden Kanununda ve Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 4 ve 5 inci maddesine

göre verilmiş haklar, 927 sayılı Sıcak ve Soğuk Maden Sularının istismarı ile

kaplıcalar tesisatı hakkında Kanun ve 2634 sayılı Kanunun ek 1inci maddesine göre

verilmiş haklar ile 83/6568 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 3/3/1954

tarihli ve 6309 sayılı Mülga Maden Kanunu kapsamında verilmiş ruhsat ve haklar

aşağıdaki şekilde intibak ettirilir.

a)İl Özel İdarelerinin doğrudan işlettiği veya

İl Özel İdaresi tarafından kiraya verilmiş doğal çıkış ve kuyuların bulunduğu

jeotermal alan, MTA adına tescilli ise MTA’ nın ilgili İdareye gönderdiği MİGEM

tarafından verilmiş buluculuk tescil belgesindeki koordinatlar ile varsa MTA’

nın bildireceği bloke alan dikkate alınarak jeotermal alan bloke alanı ile

birlikte MTA adına alan bazında intibak ettirilir. İntibak ettirilen bu alan

üzerinde bulunan doğal çıkış ve/veya kuyular ise nokta bazında kuyu veya doğal

çıkış adı, koordinatı, sıcaklığı, debisi, akışkanın cinsi gibi bilgiler

belirtilerek hak sahibi adına doğal çıkış ve/veya kuyu bazında intibak

ettirilir.

b)İl Özel İdareleri tarafından alan ve/veya

kuyu bazında verilen işletme ruhsatları, ruhsat sahibi adına intibak ettirilir.

İntibaklarda ruhsatın ilk verilmiş olduğu tarih baz alınır. Ancak yapılan

intibak, doğal çıkış ve/veya kuyu bazında olup MTA adına tescilli jeotermal

alan içinde kalıyor ise, alan bazında MTA adına intibakı yapılır.

c)Vilayet tarafından rüsum ve temettü

hisseleri devredilen kaynaklara ait doğal çıkış ve/veya kuyulara ait haklar,

devrediliş şekli baz alınarak ilgili belediye veya köy tüzel kişiliği adına

intibakı yapılır. Bu hakların bulunduğu jeotermal alan, MTA adına tescilli ise

alan bazında MTA adına intibakı yapılır. Ancak alan MTA adına tescilli değil

ise alanı belirlenerek ilgili hak sahibi adına alan bazında intibak ettirilir.

ç)Belediyelerin doğrudan işlettiği ve/veya

kiraya verdiği doğal çıkış ve/veya kuyular, doğal çıkış veya kuyu adı,

koordinatı, sıcaklığı, debisi, akışkanın cinsi gibi bilgiler belirtilerek

belediye tüzel kişiliği adına intibak ettirilir. İntibakı yapılan doğal çıkış

ve/veya kuyular, MTA adına tescilli jeotermal alan içinde kalıyorsa alan

bazında MTA adına intibakı yapılır. Ancak alan MTA adına tescilli değil ise

alanı belirlenerek ilgili hak sahibiadınaalan bazında intibak ettirilir.

d)Belediye ve İl Özel İdarelerinin ortağı

olduğu şirketlerin işlettiği doğal çıkış ve/veya kuyular, doğal çıkış ve/veya

kuyu adı, koordinatı, sıcaklığı, debisi, akışkanın cinsi gibi bilgiler

belirtilerek ilgili şirket adına intibakı yapılır. İntibakı yapılan doğal çıkış

ve/veya kuyular, MTA adına tescilli jeotermal alan içinde kalıyorsa MTA’nın

ilgili İdareye gönderdiği MİGEM tarafından verilmiş buluculuk tescil

belgesindeki koordinatlar ile varsa MTA’nın bildireceği bloke alan dikkate

alınarak jeotermal alan bloke alanı ile birlikte alan bazında MTA adına

intibakı ettirilir. Ancak alan MTA adına tescilli değil ise alanı belirlenerek

ilgili şirket adınaalan bazında intibak ettirilir.

e) Kanunun yürürlük tarihinden önce MTA

tarafından kamu veya özel tüzel kişiler, belediye ve İl Özel İdare ile yapılan

sözleşme ve protokollerle verilen kuyu bazlı kullanım hakları, kuyu bazında hak

sahibi adına intibak ettirilerek MTA’nın sözleşme ve protokollerdeki hakları

sicile işlenir. Bu hakların bulunduğu jeotermal alan MTA’nın ilgili İdareye

gönderdiği MİGEM tarafından verilmiş buluculuk tescil belgesindeki koordinatlar

ile varsa MTA’nın bildireceği bloke alan dikkate alınarak jeotermal alan bloke

alanı ile birlikte alan bazında MTA adına intibakı yapılır.

...

(6) Kanunun yürürlük tarihinden önce MTA’nın

yaptığı çalışmalarla belirlediği ve MİGEM tarafından MTA adına tescili

yapılarak buluculuk belgesi verilmiş jeotermal alanlar ile iş programında yer

alan ve projeler kapsamında, MTA tarafından yapılmakta olan çalışmalarla

müracaatların başlama tarihine kadar geçen dönemde belirlenecek kaynak ve

kaynak alanları için de MİGEM tarafından MTA adına buluculuk tescil belgesi düzenlenir.

MTA adına düzenlenen bu buluculuk tescil belgeleri MTA tarafından İdareye

bildirilir ve ilgili İdare tarafından MTA’ya arama ruhsatı verilir. Verilen

arama ruhsatı ile ilgili bilgi ve belgeler en geç onbeş gün içinde İdare

tarafından MİGEM’ e bildirilir.

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, arama ruhsatı başvurularının İdarece başvuruya

konu taşınmazlar üzerinde MTA lehine "bloke

alan" tesis

edilmiş olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, kanuni dayanaktan yoksun bu

işlemlerin ilk derece mahkemesi kararlarıyla iptal edildiğini, ancak bu

kararların Danıştay Sekizinci Dairesince hukuka aykırı olarak ve özel teşebbüs karşısında

ilgili kamu kurumunu koruma düşüncesiyle bozulduğunu, bozmaya uyan ilk derece

mahkemesince davalarının reddedildiğini, böylelikle kanunda boşluk

bulunmamasına ve kanuni dayanağı olmamasına rağmen yargı kararıyla yorumun

sınırları aşılmak suretiyle özel hukuk tüzel kişisi karşısında devlet

kuruluşuna üstünlük tanındığını belirterek Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan

eşitlik ilkesi ile 138. maddesinde yer alan hâkimlerin kanuna ve hukuka uygun

olarak vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerine ilişkin düzenlemenin ve bu

düzenleme bağlamında 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları yargılamanın adil

yapılmadığı hakkında olup incelemenin bu kapsamda yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir.

25. Bakanlık

tarafından, olayda MTA adına belirlenen bloke alanın 5686 sayılı Kanun

hükümlerinde öngörülen prosedüre tabi olmadığı, kazanılmış hakların muhafazası

adına geçici maddelerle yapılan düzenlemelere istinaden MTA adına bloke alan

belirlemesinin yapıldığı, Yönetmelik'in 7. maddesinin (4) numaralı fıkrasının

yargı kararıyla iptal edilmesinin de somut olay bakımından bir etkisinin

bulunmadığı, diğer taraftan Yönetmelik'in hakların intibakına ilişkingeçici 1.

maddesinin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Sekizinci Dairesince

reddedildiği, aktarılan hususların Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulması

gerektiği belirtilmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık

keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak

ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

29. Başvuru konusu olayda, başvurucununAydın ili Kuyucak

ilçesinde jeotermal kaynak arama faaliyetlerinde bulunmak üzere yaptığı

başvurular,ilgili alanların MTA lehine "bloke alan" olarak belirlendiği gerekçesiyle Aydın İl

Özel İdaresince reddedilmiş; başvurucu tarafından MTA'nın sadece arama ruhsatı

sahibi olabileceği, işletme ruhsatı sahibi olamayacağı ve işletme ruhsatı

olmaksızın bir alanın bloke alan olarak ilan edilmesinin hukuken mümkün

olmadığı gerekçesiyle arama ruhsatı taleplerinin reddine ilişkin idari

işlemlerin iptali istemiyle açtığı davalarda ilk derece mahkemesi,

Yönetmelik'te bloke alana ilişkin düzenlemeye yer veren 7. maddenin (4) numaralı

fıkrasının 5686 sayılı Kanun'da yalnızca işletme hakkı sahipleri için bloke

alan belirleme imkânı getirildiği, arama ruhsatı sahipleri için bloke alan

belirlenemeyeceği gerekçesiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca

yürütmesinin durdurulduğundan bahisleiptal kararları vermiştir.

30. Bu kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine

Danıştay Sekizinci Dairesi, "bloke alan" kavramının 5686 sayılı Kanun'la getirildiğini, ancak bloke

alanın nasıl belirleneceği konusunda Kanun'da bir açıklığın bulunmadığını

belirtildikten sonra MTA'nın bloke alan belirleme yetkisinin bulunup

bulunmadığı hususunu değerlendirmiştir. Daire tarafından bloke alanın

belirlenmesi ile ilgili olarak 5686 sayılı Kanun'la ikili bir sistem

getirildiği, buna göre Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönemlerde

yapılan arama veya işletme ruhsatı başvurularının değerlendirilmesinde ana

hükümlerin dikkate alınacağı ve Yönetmelik'in 7. maddesinin (4) numaralı

fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun kararında da belirtildiği üzere bu dönemde alınan arama ruhsatı

sahipleri için bloke alan belirlenemeyeceği, bloke alanın ancak işletme ruhsatı

sahipleri için belirlenebileceği ifade edildikten sonra 5686 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girmesinden önce kazanılmış hak kapsamında korunan ve intibakı

yapılan jeotermal alanlara ilişkin olarak geçici maddelerde düzenleme

yapıldığı, Kanun'un uygulanmasına olanak sağlamak üzere çıkarılan Yönetmelik'in

geçici 1. maddesinin (e) bendinde "Bu

hakların bulunduğu jeotermal alan MTA’nın ilgili İdareye gönderdiği MİGEM

tarafından verilmiş buluculuk tescil belgesindeki koordinatlar ile varsa

MTA’nın bildireceği bloke alan dikkate alınarak jeotermal alan bloke alanı ile

birlikte alan bazında MTA adına intibakı yapılır." denilmek

suretiyle MTA tarafından bloke alan belirlenebileceğinin kabul edildiği ve söz

konusu Yönetmelik kuralının iptali için açılan davaya bakan Danıştay Onuncu

Dairesinin 27/5/2008 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulması talebinin

reddedildiği, bu karara yapılan itirazın da Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun 11/6/2009 tarihli kararıyla reddedildiği tespitleri yapıldıktan sonra

jeotermal alanların korunmasının 5686 sayılı Kanun'un amaçları arasında yer

aldığı, uyuşmazlık konusu yerlere ilişkin bloke alan belirlemelerinin 5686

sayılı Kanun'un geçici maddeleri ile kazanılmış hak kapsamında korunan ve

intibakı yapılan jeotermal alanlara ilişkin olduğu ve bu alanların Kanun

yürürlüğe girdikten sonra arama ruhsatı alınanalanlardan olmadığı, 5686 sayılı

Kanun'un uygulanması için çıkarılan Yönetmelik'te de intibakı yapılan

alanlardaki bloke alan belirlemesinin MTA tarafından yapılacağının düzenlendiği

ve bu kuralıniptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulması isteminin

de reddedildiği, bu sebeple MTA'nın 5686 sayılı Kanun kapsamında intibakı

yapılan jeotermal alanlardaki kaynakların korunması için bloke alan belirleme

yetkisinin olduğu, bu duruma göre 5686 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile

MTA adına intibakı yapılan alanlar için MTA tarafından resen bloke alan

belirlenmesi ve başvurucunun arama ruhsatı başvurularının bloke alan nedeniyle

reddedilmesine yönelik işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ilk

derece mahkemesi kararlarının bozulmasına karar verilmiştir.

31. İlk derece mahkemesi de Dairenin bozma kararlarında

belirtilen gerekçeler ile davaların reddine karar vermiş ve kararlar kanun

yollarından geçerek kesinleşmiştir.

32. Başvurucu iddialarının, jeotermal alanlara yönelik olarak

5686 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte daha önce MTA adına

intibakı yapılan alanlar için bloke alan belirlemesinin yapılıp

yapılamayacağına dair uyuşmazlığa konu davalara ilişkin mevzuatın

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına; esas itibarıyla

yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin bulunduğu

görülmektedir.

33. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurların değerlendirilmesinde eksiklik, ihmal ya da açık

keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

34. Mahkemenin gerekçeleri ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde

iddiaların özünün derece mahkemesi tarafından mevzuatın değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu görülmektedir.

35. Bu durumda başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın

sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık

keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

36. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından, başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/9/2016 tarihinde Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA

karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

“Bloke alan” kavramı ilk kez 3.6.2007 tarih ve 5686 sayılı

Jeotermal Kaynaklar Ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun 3. maddesi ile

getirilmiş olup, “işletme ruhsatı sahibi” dışındaki talep sahiplerine

kapatılmış bir alandır. Başvurucu şirketin jeotermal kaynak arama ruhsatı

talebinin idarece reddedilmesinin nedeni, dava dışı Maden Teknik Arama Kurumu

(MTA) lehine başvuruya konu taşınmaz üzerinde “bloke alan” tesisi yapılmış

olmasıdır. İşletme ruhsatı sahibi olmayan MTA lehine “bloke alan”tesisinin

yasal dayanağı olarak 5686 sayılı Kanun'un Geçici 1-5 nci maddeleri

gösterilmekteyse de; anılan yasal hükümlerin incelenmesinde, 5686 sayılı

Kanunla yürürlükten kaldırılan mevzuat uyarınca MTA’nın aldığı arama ve işletme

ruhsatlarına dair intibak hükümlerine yer verildiği, yeni getirilen “bloke

alan” la ilgili herhangi bir geçiş hükmünün bulunmadığı, anılan Kanun'un geçici

maddelerinde yer almayan MTA lehine bloke alan tesisi hususunu Jeotermal

Kaynaklar Ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 7.

maddesinin “… bu alan, gerekli tüm masrafları ruhsat sahibi tarafından

belirlenerek ruhsat sahibine ve idareye bildirilir. Belirlenen bloke alan diğer

talep sahibine kapatılır” şeklindeki (4) no’lu fıkrası ile getirildiği, bu

düzenlemenin iptali için açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca

yürütmenin durdurulması kararı verildiği, davacının açmış olduğu iptal

davasında mahal idare mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak işlemin

iptaline karar verildiği, ancak Danıştay 8. Dairesinin bozma kararı nedeniyle

bozma ilâmına uyularak bu kez davanın reddedildiği ve bu kararın derecattan

geçerek onandığı, ancak bu onama kararlarından sonra anılan Yönetmelik hükmünün

yine Danıştay 8. Dairesince "…yasada sadece işletme ruhsatı sahipleri için

öngörülen "bloke alanın" Yönetmeliğin 7/4. madesi ile arama ruhsatı

sahipleri için öngörülmüş olmasında hukuka uyanlık bulunmamaktadır…"

gerekçesiyle iptal edildiği, dolayısiyle MTA’nın jeotermal kaynaklar bakımından

sadece arama ruhsatına sahip olabileceği, kendi lehine bloke olan belirleyerek

bunun tescili için başvuru yapmasının 5686 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde

mümkün olmadığı, bu hukuki saptamaya karşın başvurucuya arama ruhsatı

verilmemesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna vararak

başvurucunun davasını reddeden mahkeme kararlarının bariz takdir hatası

taşıdığı, dolayısiyle Anayasa'nın 36. maddesinin (adil yargılama hakkının)

ihlâli sonucunun doğduğu kanaatine vardığından, çoğunluğun aksi yöndeki

kararına katılamadım.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

İmer Enerji

Üretim Anonim Şirketi

Vekili

:

Av. Ahmet

OKYAY

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6249, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Yamlı
  18. Okyay
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6249
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Fatma Parıltı Başvurusu (B. No: 2014/10785)
  • Mehmet Atik Başvurusu (B. No: 2014/574)
  • Çağlar Saçıntı Başvurusu (B. No: 2014/16590)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/356
  • Haşim Aksoy ve Abidin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7355)
  • Mustafa Doğan Başvurusu (B. No: 2014/1836)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.