İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/356

1. Başvuru, Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubelerince (başvurucular),

Başvuru No2015/356Tarih22 Eylül 2016Okuma19 dk · 3.792 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Türkiye İş Bankası A.Ş. (3) Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2015/356
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.792 kelime·19 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubelerince (başvurucular),

çalışanlarına çeşitli menfaatler sağlamak üzere kurulmuş olan Türkiye İş

Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfına

(Vakıf) şubeler itibarıyla yapılan katkı payı ödemelerinin vergi

müfettişlerince yapılan vergi incelemesi sonucunda ücret olarak

değerlendirilmesi dolayısıyla şubeler adına tarh edilen gelir vergisi ve damga

vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı

açılan davaların reddi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli listede sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun A sütununda

numaraları belirtilen başvuru dosyalarının, aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2015/356 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Komisyonlarca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 9/6/2016

tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 2/8/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucu şubelerden bir kısmı, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmişlerdir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye İş Bankası (Banka) nezdinde 2007-2011 yılları arası

dönem için yapılan vergi incelemesi sonucunda düzenlenen 23/11/2012 tarihli ve

2012-B-585/8 sayılı vergi tekniği raporunda özetle "Munzam Sandık Vakfının 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanunu'nun geçici 20. maddesine göre kurulmadığı, Bankaya ait geçici

20. maddeye göre kurulan başka bir sandığın bulunduğu, dolayısıyla Munzam

Sandığın bu sandığın sağladığı haklara ek haklar sağladığı ve bu sebeple özel

sigorta fonksiyonu gördüğü, Munzam Sandığın ana finansman kaynağının

çalışanlardan ve Bankadan sağlanan katkı payları olduğu, dolayısıyla Vakıf

tarafından çalışanlara sağlanan menfaatlerin bir kısmının Banka tarafından

finanse edildiği, bu yönüyle Banka katkı payının işçilere sağlanan menfaatlere

ilişkin işveren payı olarak algılanması gerektiği, Banka katkı payının

hesabında çalışanların emekliliğe esas maaş ve ikramiye paylarının dikkate

alındığı ve bundaki amacın her bir çalışanın elde edeceği menfaatin net

tutarını belirlemek olduğu, Banka katkı payı ödemelerinden esas yararlananın

çalışanlar olduğu Munzam Sandığın sadece buna aracılık ettiği"

gerekçeleriyle Bankanın muhtelif şubeleri tarafından yapılan ödemelerin ücret

mahiyetinde olduğu ve bu ödemelerin 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir

Vergisi Kanunu'nun 63. maddesinde yazılı şartları taşımaması nedeniyle ücret

matrahından indirilemeyeceği sonucuna varılmış; bu ödemeler üzerinden gelir

vergisi kesilerek beyan edilip ödenmediği gerekçesiyle cezalı gelir vergisi

tarhiyatları ve bu katılım payları ödemelere ilişkin belgelerde

gösterilmediğinden damga vergisi matrahının eksik hesaplandığı gerekçesiyle de

cezalı damga vergisi tarhiyatları yapılmış ve Bankanın muhtelif şubelerine

tebliğ edilmiştir.

10. Banka tarafından muhtelif şubeleri adına bu tarhiyatlara

karşı Vakfa ödenen katkı paylarının ücret sayılamayacağı iddiasıyla vergi

mahkemelerinde çok sayıda dava açılmıştır. Bu davaların çoğu reddedilmiş, bazı

davalar vergi mahkemelerince kabul edilse de bu kararların bir kısmı üst derece

mahkemeleri olan bölge idare mahkemelerince bozularak esastan reddedilmiştir.

Bir kısmı da üst derece mahkemesi olan Danıştay Üçüncü ve Dördüncü Dairelerince

2013 yılının değişik tarihlerinde verilen kararlarda esastan reddedilmeleri

gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup derdesttir.

11. İlk derece aşamasında davaları kabul eden vergi

mahkemelerinin kararları ile emsal niteliğindeki Danıştay Dördüncü Dairesinin

14/11/2013 tarihli ve E.2013/5743, K.2013/7966 sayılı oyçokluğu ile verilen

kararına katılmayan üyelerin karşıoy yazılarında

özetle "…katkı payı ödemesinin

kaynağının Vakıf senedi olduğu, Vakfın fonksiyonunun çeşitli sosyal güvenlik

yardımlarının sağlanması olduğu, koşulların gerçekleşmesi halinde çalışanlara

sağlanan faydanın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, katkı payının

hesaplanmasında işçi ücretlerinin baz alınmasının bir sigorta primi hesaplama

tekniği olup bu şekilde hesaplama yapılmasının katkı payının ücret olarak değerlendirilmesi

sonucunu doğurmayacağı, çalışanlara Vakıfça menfaat sağlanmasının tek başına

ödemenin ücret olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, sağlanan menfaat üzerinde

hukuki ve fiili tasarrufun ne zaman gerçekleştiğinin tespit edilmesi gerektiği

oysa menfaatin hangi çalışana ne zaman sağlandığının belli olmadığı, ödemenin

yapıldığı tarih itibariyle çalışanın hukuki ve fiili tasarrufunun bulunmadığı,

dolayısıyla Banka çalışanlarına doğrudan bir menfaat sağlanmadığı, menfaatin

Banka ile çalışan arasındaki iş aktine göre değil,

Vakıf ile yararlanan arasındaki hukuki bağa göre sağlandığı, hangi çalışana

hangi tutarda menfaat sağlandığı tespit edilemeyeceğinden, menfaatin parayla

temsil edilme kabiliyetinin bulunmadığı, Vakfın sağladığı menfaatlerden sadece ücretli

olarak çalışanlar değil, Bankanın vakıflarında çalışanlar ve görevinden

ayrılanların da yararlandığı, Bankanın katkı payını önce bordroya ekleyip vergi

kesmesi sonra da Vakfa ödemesi hususunda yasal bir zorunluluk bulunmadığı,

kıyas veya genişletici yorum yoluyla vergi konusunun genişletemeyeceği, aksinin

kabulü halinin vergiyi doğuran olayın mahiyetine ve verginin kanuniliği

ilkesine aykırı olduğu" gerekçeleriyle davaların kabul edildiği

ve aynı gerekçelerle Danıştay incelemesinde bazı üyelerin çoğunluk görüşüne

katılmadıkları görülmektedir.

12. Gerek davaların reddine ilişkin vergi mahkemeleri ile bölge

idare mahkemeleri kararlarında gerekse emsal niteliğindeki ve kabul yönündeki

ilk derece mahkemesi kararlarının bozulmasına ilişkin Danıştay Dördüncü

Dairesinin 24/12/2013 tarihli ve E.2013/6879, K.2013/10433 sayılı kararı ile

Danıştay Üçüncü Dairesinin 23/12/2013 tarihli ve E.2013/10314, K.2013/6399

sayılı kararında özetle "Kanunun

vergiyi doğuran olay olarak nitelendirdiği hukuki durumun özel hukuk işlemi

veya tasarrufuyla değiştirilemeyeceği, Banka tarafından Vakfa aktarılan

paraların Vakıfta kalmayıp çalışanlara menfaat olarak yansıtıldığı, Vakfın bu

işlemde aracılık ettiği, Vakıf tarafından sunulan menfaatlerin bir kısmının

Banka tarafından finanse edildiği, Banka katılım payının çalışanların maaş ve

ikramiyelerinin belli bir oranı olarak hesaplanması suretiyle her çalışanın

elde edeceği menfaatin net tutarının belirlendiği, kayıtların personel bazında

tutulduğu ve sağlanan maddi menfaatin bu kişilere münhasır kılındığı, menfaat

anlık olarak sunulmasa bile Banka tarafından yapılan ödemelerin kişi bazında

izlendiği ve sonuçta koşullar gerçekleştiğinde kişiye ödeme yapıldığı,

dolayısıyla ödeme ile kişisel bazda menfaat sağlandığı, Bankanın vakfa ödenen

işçi paylarından stopaj yoluyla vergi kestiği bu nedenle tasarruf hakkının

bulunduğu, iç ilişkide Bankanın sorumluluğunun çalışana karşı değil de Vakfa

karşı olmasının sonucu değiştirmeyeceği, (başvuranlar tarafından aksi yönde

Danıştay kararları bulunduğu iddiasına ilişkin olarak) aksi yönde Danıştay

kararları bulunsa da, içtihadı birleştirme kararları dışındaki kararların olaya

özgü ve tarafları bağlayıcı olduğu, (aksi yönde Maliye Bakanlığı muktezaları

bulunduğu iddiasına ilişkin olarak ise) Maliye Bakanlığı muktezalarının

mahkemeler açısından bağlayıcılığının bulunmadığı, (Bankanın sosyal güvenlik

sistemindeki emeklilik sonrası düzenlemeler dikkate alındığında yapılan

stopajın mükerrer vergilemeye sebep olacağı iddiasına ilişkin olarak) farklı

dönemlerde farklı vergileme uygulamaları nedeniyle mükerrer vergilemeden söz

edilemeyeceği" gerekçeleriyle davaların reddedildiği, vergi

mahkemelerinin davaların kabulü yönündeki kararlarının bozulduğu ve Danıştayın bu husustaki içtihadının 2013 yılında verdiği kararlara

dayandığı görülmektedir.

13. Ekli tablonun A sütununda numaralarına yer verilen bireysel

başvurular, başvurucular tarafından aynı tablonun E sütununda belirtilen

mahkemelerde açılan davalara ilişkindir. Tablonun G sütununda başvuru konusu

davaların esas numaralarına yer verilmiş olup söz konusu davaların bir kısmı

ilk derece yargılamaları aşamasında reddedilmiştir. Diğer bir kısmı ilk derece

yargılaması aşamasında kabul edilmiş ise de davalı vergi dairesi

başkanlıklarınca yapılan itirazlar üzerine, üst derece mahkemelerince

itirazların kabul edilmesiyle bozulmuş ve sonuç olarak söz konusu davaların

tümü reddedilmiştir. Davaların reddedildiğine ilişkin nihai kararlar, söz

konusu tablonun B sütununda belirtilen tarihlerde tebliğ edilmiştir. Başvurucular,

aynı tablonun C sütununda yer verilen tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

14. Bkz. Türkiye İş Bankası

A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014;

Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B.

No:2014/6193, 15/10/2015

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvuru tarihlerine ve başvuru numaralarına ekli tabloda yer verilen bireysel

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

16. Başvurucular, Vakfa yapılan katkı payı ödemelerinin vergiye

tabi ücret özelliği taşımadığını ve üzerinde çalışanların tasarruf yetkisinin

bulunmadığı bu ödemeler bakımından vergiye tabi gelirin özelliklerinden biri

olan "elde edilmiş olma" unsurunun gerçekleşmediğini, bu ödemelerin

kıyas yapılmak yoluyla ücret olarak kabulünün verginin kanuniliği ilkesine

aykırı olacağını, söz konusu ödemelerin ücret olmadığına ilişkin Yargıtay

kararı ve ücret olarak vergilendirilmeyeceğine ilişkin geçmiş tarihlerde

verilmiş Maliye Bakanlığı muktezaları bulunduğunu ve başvuru konusu

vergilendirme işlemlerine kadar katkı paylarının ücret olarak kabul edilerek

vergilendirileceğine ilişkin idari bir uygulamanın ve buna ilişkin yargısal

içtihadın bulunmadığını, munzam sandık vakıflarının temel amacının emeklilik

sonrası emekli aylığı ödemek olduğunu ve bu ödemelerle ilgili 193 sayılı

Kanun'da farklı düzenlemelerin bulunduğunu, buna göre emeklilik veya maluliyet

koşulları gerçekleşmeden söz konusu kuruluşlara yapılan ödemelerin

vergilendirilmesinin mükerrer vergileme olacağını belirterek hukuka aykırı bir

şekilde vergi tarh edilmesi ve ceza kesilmesi dolayısıyla Anayasa'nın 35.

maddesinde yer alan mülkiyet haklarının, dava dilekçesine delil olarak ibraz

edilen Maliye Bakanlığı muktezası ve Yargıtay kararı dikkate alınmaksızın karar

verilmesi dolayısıyla 36. maddesinde yer alan adil yargılanma haklarının ve

ücret kapsamında yer almayan bir ödemenin ücret sayılarak vergilendirilmesi

dolayısıyla da 73. maddesinde yer alan verginin kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşler; ihlallerin giderilmesi için yeniden yargılama

yapılması veya tazminat ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

17. Başvurucular, ticari sır kapsamında değerlendirildiğinden

kimliklerinin gizli tutulmasını talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

18. Başvurucuların, adlarına tarh edilen vergi ve cezalara karşı

açtıkları davaların reddi nedeniyle Anayasa'nın 35., 36. ve 73. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürdükleri görülmekte olup ihlal iddiaları bir bütün

olarak değerlendirildiğinde bu iddiaların, söz konusu kararların adil olmadığı

ve bu nedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiği hususuna yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Bu sebeple başvurucuların ihlal iddiaları mülkiyet hakkı

çerçevesinde değerlendirilmiş olup Anayasa'nın 36. ve 73. maddelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddialar, bağlantısı dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin

değerlendirmeler kapsamında ele alınmıştır.

19. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucu

Güzelbahçe/İzmir Şubesi tarafından yapılan 2015/19859 ve 2015/19860 numaralı

bireysel başvuruların, başvuru konusu olaylar ve ihlal iddiaları kapsamında

aynı içerikte oldukları her iki başvuruda da 2010 yılı vergilendirme dönemine

ilişkin şikâyette bulunulduğu dolayısıyla 2015/19860 numaralı başvurunun

mükerrer olduğu anlaşılmıştır (bkz. ekli tablonun 80. sırası).

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. 2015/19860 Numaralı Bireysel Başvuru

Dosyasındaki İhlal İddiaları

20. Başvurucu,

hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi ve ceza kesilmesi dolayısıyla

Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

21. Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede başvurucusu aynı

şube olan 21/12/2015 tarihli ve 2015/19859 numaralı başvuru ile aynı tarihli ve

2015/19860 numaralı başvurunun başvuru konusu olaylar ve ihlal iddiaları

yönünden aynı oldukları, her iki başvuruda da aynı vergilendirme dönemine

ilişkin vergi tarhları ve vergi cezaları ile bunların faizlerinden şikâyet edildiği

tespit edilmiştir (bkz. § 33). Dolayısıyla iki başvurudan başvuru numarası

itibarıyla daha sonra yapıldığı anlaşılan 2015/19860 numaralı başvurunun

mükerrer olduğu anlaşılmıştır.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (7) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu

Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel

başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır.”

23. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun “Dava şartları” kenar

başlıklı 114. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Dava şartları şunlardır:

…

ı) Aynı

davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.”

24. 6100 sayılı Kanun’un “Dava

şartlarının incelenmesi” kenar başlıklı 115. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(2)

Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar

verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun

tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı

giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.”

25. Bir davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için

varlığı veya yokluğu gerekli olan durumlara dava şartları denir. Dava

şartlarından biri olmadan açılan dava açılmış sayılmakla birlikte bu durum

tespit edilince, davanın esası hakkında inceleme yapılmaz ve dava, dava şartı

yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. 6100 sayılı Kanun’un 114. ve 115.

maddeleri hükümlerine göre de bir davanın esasının incelenebilmesi için aynı

davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması yani derdest olmaması

gerekir. Dolayısıyla aynı konuda tarafları aynı olan, aynı dava sebebine

dayanılarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise ilgili konunun

yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Aksi takdirde yeni açılan dava,

dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilir.

26. Somut olayda da 2015/356 numaralı bireysel başvuru dosyasında

birleştirilen 2015/19859 ve 2015/19860 numaralı bireysel başvuru dosyalarının

aynı başvurucu (Güzelbahçe/İzmir Şubesi) tarafından sunulduğu, başvuru konusu

olayların ve ihlal iddialarının da aynı olduğu, dolayısıyla 2015/19860 numaralı

başvurunun mükerrer başvuru olduğu sonuçta iki başvuru arasında derdestlik sorunu bulunduğu tespit edilmiştir.

27. Bu durumda 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (7) numaralı

fıkrasına göre, mükerrer başvuru halinde 6100 sayılı Kanun’un 114. ve 115.

maddeleri gereği işlem yapılması ve karar verilmesi gerekmektedir.

28. Açıklanan nedenle başvurucu Güzelbahçe/İzmir Şubesinin

2015/19860 numaralı bireysel başvurusunun mükerrer başvuru olması nedeniyle

reddine hükmedilmesi gerekir.

b. 2015/19860 Numaralı Bireysel Başvuru Dosyası

Dışında Diğer Bireysel Başvuru Dosyalarında Yer Alan İhlal İddiaları

29. Başvuru dosyaları kapsamında yapılan değerlendirmelerden,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilmezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan başvuruların, kabul

edilebilir olduklarına karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucular,

hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi ve ceza kesilmesi dolayısıyla

Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

31. Bakanlık görüşünde öncelikle başvurunun değerlendirilmesinde

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının görüşlerinin alınması hususunu

Anayasa Mahkemesinin takdirine sunularak, başvurucuların adil yargılanma hakkı

kapsamındaki şikayetlerinin yargılamanın sonucuna yönelik kanun yolu

niteliğinde şikayetler olduğu belirtilmiş bu yönden açıkça dayanaktan yoksunluk

kararı verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

32. Bakanlık görüşünde başvurucuların mülkiyet hakkı

kapsamındaki şikayetleri yönünden ise Anayasa Mahkemesinin aynı konuya ilişkin

önceki kararından alıntılara yer verilerek söz konusu kararda vergilendirme işlemlerinin

kanuni dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle vergi asılları bakımından doğan

sonuç dolayısıyla vergi cezaları bakımından ayrıca değerlendirme yapılmasına

gerek görülmediği ancak verginin salınmasına ilişkin işlemin açıkça hatalı veya

açıkça keyfi olmadığı, en azından bu hususun vergi aslı ve vergi cezası

bakımından ayrı ayrı incelenmesinin uygun olacağı kanaatinde olunduğu ifade

edilmiştir.

33. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan başvurucular,

kendilerine tarh edilen vergi aslı ve cezalarının, Anayasa Mahkemesi Genel

Kurulunun aynı konuya ilişkin 2014/6192 numaralı başvuruya yönelik kararında da

belirtildiği üzere "kanunilik"

şartını taşımadıklarını dolayısıyla mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ayrıca

bireysel başvuruya konu yargılamalar safhasında kendileri tarafından ibraz

edilen ve uyuşmazlığın esasına etki edecek önemdeki delillerin Derece

Mahkemelerince keyfi olarak dikkate alınmamasından dolayı adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ifade etmişlerdir.

34. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı”

kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu

haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet

hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

35. Anayasa'nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum

düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

36. Anayasa'nın “Vergi ödevi”

kenar başlıklı 73. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Vergi, resim, harç ve benzeri malî

yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”

37. Anayasa’nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri, 35. maddesi mülkiyet hakkının

sınırlandırılmasına ilişkin özel ilkeleri tespit ederken vergi ödevine ilişkin

73. maddesi ise vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerin anayasal

sınırlarına ilişkin özel hükümler içermektedir. Bu durumda Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, başvuru konusu somut olayın değerlendirilmesinde

ilgili Protokol hükmü ve Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 73.

maddelerinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Böylelikle mülkiyet hakkına yönelik vergisel müdahalelerin

hukuka uygunluğunu sağlayacak sınırlar ortaya konularak mülkiyet hakkının

Anayasa hükümleri çerçevesinde yeterli ve etkili bir şekilde korunması

sağlanmış olacaktır Türkiye İş Bankası A.Ş.

[GK], § 40).

38. Anayasa'nın 13. maddesinde yapılan düzenlemeye uygun bir şekilde

35. maddesi de mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kanunla düzenlenmesi

gerektiğini ifade etmektedir. Kanunla düzenleme gerekliliğine ilişkin

hükümlerin ifade tarzı, mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların mutlaka

şekli anlamda kanun ile yapılması zorunluluğuna işaret etmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], § 41).

39. Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde yer alan mülkiyet

hakkına yönelik sınırlamaların kanunla yapılabileceğine ilişkin düzenlemeye

paralel olarak verginin kanuniliği ilkesinin düzenlendiği Anayasa'nın 73.

maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ile vergi mükellefi bakımından vergisel

yükümlülüklerin "belirliliği"

ve "öngörülebilirliği"

ve bu bağlamda vergi mükelleflerinin hukuki güvenliği sağlanmak istenmiştir.

Söz konusu ölçütler mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanunla yapılması

zorunluluğunun alt ölçütleri olarak da kabul edilen ölçütlerdir. Verginin

belirli ve öngörülebilir olması, vergiye ilişkin hükümlerin "açık ve anlaşılır" olmasını

gerektirmekte olup Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası ile Türk hukukunda

vergisel yükümlülüğün mutlaka kanunla konulmasını zorunlu tutan Anayasa

hükmünün, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler karşısında

kişilere AİHS'e göre daha üst düzey bir koruma

sağladığı söylenebilir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince "Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı

keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte

ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya

kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide

yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve

zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur."

denilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur (AYM, E.2009/63, K.2011/66,

14/4/2011). Bu durumda Anayasaya göre mülkiyet hakkına vergi yoluyla yapılan

müdahalenin mutlaka kanuna dayanması gerekmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], § 42).

40. Anayasa'nın 35. maddesinde olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokolde de mülkiyet hakkının mutlak bir

hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.

Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre mülkiyet hakkını

sınırlamaya yönelik müdahalelerin meşru sayılabilmesi için belli ölçütleri

içermesi gerekmektedir. Buna göre müdahale, kamu yararı amacıyla yapılmalı,

hukuka dayalı olmalı ve ölçülü olmalıdır (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], § 43).

41. Nitekim incelenmekte olan başvurular ile aynı şikâyetlerin

ileri sürüldüğü ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca 12/11/2014 tarihinde

karara bağlanan 2014/6192 numaralı bireysel başvuru dosyası kapsamında yapılan

değerlendirmede, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelere ilişkin AİHM

içtihatlarından örneklere yer verilmiş, şikâyet konusu olayda mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin varlığı kabul edilmiş, her ne kadar vergi ile alakalı

konularda devletin diğer alanlara göre daha geniş bir takdir hakkı olduğunun

kabulü gerekse dahi, özellikle Anayasa hükümleri dikkate alındığında somut olay

temelinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanun ile öngörülmüş olma

ölçütünün önemi belirtilerek bu ölçütün alt ölçütleri olan "ulaşılabilirlik" ve "öngörülebilirliğin" sağlanıp

sağlanmadığı tartışılmıştır(Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], §§ 44-60).

42. Anılan bireysel başvuru kapsamında yapılan değerlendirme

sonucunda, söz konusu şikâyetler bağlamında mülkiyet hakkına vergi tarhiyatı ve

vergi cezaları ile yapılan müdahaleler açısından "öngörülebilirlik" koşulunun ancak 2013 yılında

ortaya çıkan Danıştay Daire kararları ile sağlanabileceği kanaatine varılmış ve

bu tarihe kadar yapılan vergi tarhiyatları ile kesilen vergi cezalarının söz

konusu koşulu karşılayamadığı değerlendirilerek, mülkiyet hakkı yönünden ihlal

kararı verilmiştir (Türkiye İş Bankası A.Ş.

[GK], § 61).

43. Öte yandan aynı şikâyetleri içeren başvurular Anayasa

Mahkemesi önüne bireysel başvuru yolu ile taşınmaya devam edilmiş, Anayasa

Mahkemesi İkinci Bölümünce bu kapsamda toplam 847 adet bireysel başvuru dosyası

üzerinde inceleme yapılmış ve 15/10/2015 tarihinde 2014/6193 numaralı bireysel

başvuru kapsamında mülkiyet hakkı yönünden ihlal kararı verilmiştir (Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B.

No:2014/6193, 15/10/2015).

44. Açıklanan nedenlerle ve incelenmekte olan başvurularda yer

alan şikâyetleryönünden de Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192 ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B.

No:2014/6193 kararlarından ayrılmayı gerektirir bir durum görülmediğinden,somut

başvurular bakımından da öngörülebilirliğin ancak 2012 yılında yapılan vergi

incelemesi üzerine tarh edilen vergilere karşı açılan davalar sonucu 2013

tarihli Danıştay Daire ilamlarıyla söz konusu olduğu anlaşıldığından

başvurulara konu edilen vergilendirme işlemlerinin ilişkin olduğu vergilendirme

dönemleri (2008-2011 yılları arası) itibarıyla, Anayasa'nın 73. maddesinin

üçüncü fıkrasında yer alan verginin kanuniliği ilkesi gereği kanuni düzeyde

sağlanması gereken öngörülebilirliğin sağlanamadığı, kanun hükümlerindeki öngörülemezliğin kanun altı idari uygulamalar ve

düzenlemeler veya yargısal içtihatlarla giderilemediği, bu durumda başvurucular

tarafından 2007-2011 yıllarında Vakfa ödenen katkı paylarının ücret sayılarak

vergilendirilmesine ilişkin işlemlerin, öngörülebilir kanuni dayanağının

bulunmadığı sonucuna varıldığından vergi asılları bakımından varılan sonuç

dolayısıyla vergi cezaları bakımından ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek

görülmeyerek Vakfa yapılan katkı payı ödemeleri üzerinden vergi ve ceza tahsil

edilmesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucular, hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi

ve ceza kesilmesi dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğinin tespiti ile yeniden yargılama yapılması veya

tazminat ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

46. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucu Banka Şubeleri hakkında yürütülen vergi incelemesi

sonunda, başvurucular adına 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları için gelir

vergisi ve damga vergisi tarh edilerek vergi cezaları kesilmiş, bunların bir

kısmı ihbarname ile başvuruculara tebliğ edilmiş ve ekli tablolunun I sütununda

belirtilen tarihlerde aynı tablonun H sütununda net tutarlarına yer verilen

vergi, gecikme faizi ve cezalar, başvurucular tarafından ödenerektahsilat

işlemleri tamamlanmış; bir kısım ödemelere ilişkin tahsilat işlemleri ise henüz

sonuçlanmamıştır. Söz konusu vergilendirme işlemleri dolayısıyla başvurucuların

mülkiyet haklarının ihlal edildiği tespit edilmiş olup başvurucuların kişisel

yararı gözönünde bulundurulduğunda başvurucular

açısından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan maddi zararın

bulunduğu anlaşıldığından başvurucular tarafından ödenen vergi, gecikme faizi

ve cezalar miktarınca tazminatın başvuruculara ödenmesine; henüz tahsilat

işlemleri tamamlanmamış olan başvurular açısından ise tahsilat işlemlerinin

iptaline karar verilmesi gerekir.

48. Avukat Gülcan Erdoğan Tosun tarafından temsil edilen

başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Umut

İşçi tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin

müştereken ödenmesine, Avukat Azer Sönmez tarafından temsil edilen

başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Zerrin

Deniz Köktürk Suvarlı tarafından temsil edilen başvuruculara

1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Levent Uygur

tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine, Avukat Elif Papila Bahadır tarafından temsil edilen başvuruculara

1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Özgür Dalkılıç

tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine, Avukat Yasemin Kurnaz tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800

TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Barış Cantosun

tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine, Avukat Medar Acar tarafından temsil edilen başvuruculara 1.800 TL

vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine, Avukat Yasin Onaytarafından

temsil edilen başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,

dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç giderinden oluşan yargılama

giderinin 2015/19860 numaralı başvuru dosyası hariç tutulmak üzere, her bir

başvurucuya ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. 2015/19860 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden

başvurucu Güzelbahçe/İzmir Şubesi tarafından yapılan 226,90 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucu üzerinde bırakılmasınakarar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli

tutulması taleplerinin REDDİNE,

B. 2015/19860 numaralı bireysel başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

C. Diğer başvurular yönünden başvurucuların mülkiyet haklarının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Diğer başvurular yönünden başvurucuların Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

E. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından 2015/19860

numaralı bireysel başvuru dosyası dışında başvuruculardan tahsil edilen, ödeme

tarihleri ve ödeme miktarları ekli tablodabelirtilen

(I ve H sütunları) net tutarların tahsil tarihi itibarıyla yasal faizi ile

birlikte TAZMİNAT OLARAK ÖDENMESİNE, henüz tahsilat işlemlerinin tamamlanmadığı

anlaşılan başvurular açısından TAHSİLAT İŞLEMLERİNİN YAPILMAMASINA,

F. Mükerrer olarak yapılan 2015/19860 numaralı başvuru hariç

olmak üzere ekli tabloda yer alan 134 başvuru üzerinden hesaplanan 30.404,60 TL

harç ve 19.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 50.204,60 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

G. 2015/19860 numaralı mükerrer olarak yapılan bireysel başvuru

dosyası yönünden başvurucu Güzelbahçe/İzmir Şubesi tarafından yapılan 226,90 TL

harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

I. Kararın bir örneğinin ilgili Mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

Türkiye İş

Bankası A.Ş. Şubeleri (bkz. ekli tablonun A sütunu)

Vekilleri : Bkz. ekli tablonun (J) sütunu

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/356, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli
  13. C. Diğer başvurular yönünden başvurucuların mülkiyet haklarının
  14. F. Mükerrer olarak yapılan 2015/19860 numaralı başvuru hariç
  15. G. 2015/19860 numaralı mükerrer olarak yapılan bireysel başvuru
  16. H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Özgüldür
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Perdecioğlu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/356
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Haşim Aksoy ve Abidin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7355)
  • Mustafa Doğan Başvurusu (B. No: 2014/1836)
  • Murat Cihangiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/952)
  • Ö. Ç. Başvurusu (B. No: 2014/8203)
  • Yasin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7373)
  • Bedrettin Dalan Başvurusu (B. No: 2014/5369)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.