İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çağlar Saçıntı Başvurusu (B. No: 2014/16590)

1. Başvuru, naklen atama talebine muvafakat verilmemesi ve bu

Başvuru No2014/16590Tarih22 Eylül 2016Okuma17 dk · 3.346 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çağlar Saçıntı Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/16590
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.346 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, naklen atama talebine muvafakat verilmemesi ve bu

işleme karşı açılan davada sunulan deliller ve ileri sürülen iddialar

tartışılmadan davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddi

ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Şube

Müdürlüğünde kimyasal inceleme uzmanı olarak görevine devam etmekte iken 2012

yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığında münhal bulunan kadroya naklen atanmak

istemiş ancak hizmetine ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle muvafakat verilmemiştir.

8. Başvurucu, muvafakat verilmemesi işleminin iptali istemiyle

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi

5/3/2014 tarihli ve E.2013/102, K.2014/327 sayılı kararı ile davayı

oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Devlet Memurlarının bir

kurumdan diğerine nakillerine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu'nun 74’üncü maddesinde yer alan "Memurların, bu Kanuna

tabi kurumlar arasında kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri

üzerinden veya 68’inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi

suretiyle bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle

girebilecekleri sınıftan bir kadroya nakilleri mümkündür" hükmü ile

düzenlenmiştir.

Kanun, memurların farklı kurumlar arasında

mutabakatın oluşması halinde, bu kurumlar arasında naklen atanma imkânını

tanımıştır. Bu hüküm ile kurumlar açısından naklen atanma işlemine muvafakat

yetkisi takdiri bir yetki olarak düzenlenmiştir. Kurumlar kişinin atanması ile

hizmetin yürütülmesinde aksaklık meydana gelip gelmeyeceği ve atamayı talep

eden kişinin atama talebine esas menfaati arasındaki dengeyi gözeterek takdir

yetkisini kullanmalıdır.

İdare, işlem ve eylemlerini yaparken “kişi

yararı” ve “kamu yararını” göz önünde bulunduracak, yasal sınırlar içerisinde

takdir hakkını bu amaçları gerçekleştirmek için kullanacaktır. Ancak, söz

konusu yetkinin kullanılma biçim ve esasları ile sınırı ne olmalıdır ki,

atamaya yetkili makam hukuka uygun hareket etmiş olsun? Şu halde, söz konusu

takdir hakkının davalı idarece hangi kriterlere göre kullanılması halinde

hukuka uygun düşeceği hususu, hukuka uygunluk denetimi açısından önem arz

etmektedir.

Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir hakkı

(yetkisi) hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetinin

verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge

kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir

hakkının, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten,

kişisel ve duygusal, subjektif değerlendirmelerden

kaçınıldığı ve uzak olduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı

sürece, yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki,

idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, bu

sınırların aşılıp aşılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi de

kaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir deyişle, Anayasanın 125/4’üncü maddesinde

düzenlenmiş bulunan “İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı

verilemez’' tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip

olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönünde

yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen “hukuk devleti” ilkesi

ile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle, anılan yetkinin sınırlarının (takdir

hakkının) özellikle “yüksek mahkemelerce” olmak koşuluyla, yargı yerlerince

çizilebileceği ve hatta bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul

görmeyeceğinin benimsenmesinde kamu yararı bulunduğu gözden uzak

tutulmamalıdır.

Dava konusu olayda, davacının kurumlar arası

naklen atanması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personel Daire Başkanlığına

20.09.2012 tarihli dilekçesi ile anılan Bakanlığa naklen atanma talebinde

bulunduğu, ilgili Bakanlık tarafından 27.11.2012 tarihli yazı ile davacının

görev yaptığı daireye muvafakat verilip verilmeyeceği hususunda başvuruda

bulunduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının davacıya hitaben yazmış olduğu

24.12.2012 tarihli yazısı ile davalı idarenin 06.12.2012 tarihli yazısı ile söz

konusu muvafakat talebine olumlu yanıt vermediği görülmektedir. Davalı idarenin

davacının kurumlar arası naklen atanması için muvafakat verip vermeme hususunda

takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu yetkinin objektif ölçütler doğrultusunda

kamu yararı ile birey yararı gözetilerek kullanılıp, kullanılmadığının

denetlemesi gerekmektedir.

Bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde;

05/12/2013 tarihi itibariyle Jandarma Kriminal Daire

Başkanlığı [...] Şube Müdürlüğünde Kimyasal İnceleme Uzmanı (Astsubay) kadro

sayısının 4, mevcudun 1; Kimyasal İnceleme Uzmanı(Sivil Memur) kadro sayısının

30 mevcudun 8 olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca 10 Astsubay ve 3 Sivil Memur uzman

yardımcısının görev yaptığı, uzman yardımcılarının yetiştirilmelerini müteakip

2014 yılında yeni teşkil edilecek İstanbul ve diğer laboratuvarlarda

görevlendirilecekleri belirtilmiştir. Davacı vekilince iddia edilen hususlar

kapsamında Davacının muvafakat talebinden sonra davacıyla aynı birimde çalışan

4 sivil memurun muvafakat taleplerinin birisi eş durumu itibariyle olmak üzere

uygun olarak karşılandığı Davalı idarenin 23.01.2014 tarihli yazısı ile

anlaşılmış, bu işlemlere dayanak teşkil eden muvafakat taleplerinin Ağustos

2013, Eylül 2013, Ekim 2013 ve Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleştiği

belirtilerek Davalı İdarenin 25.02.2014 tarihli yazısı ile 26.06.2013 tarihinde

alınan Komuta Katı Onayı ile özel nitelikli (A Grubu) kadrolara ilave olarak

asaleti tasdik olan sivil memurlardan eşit ve daha alt statüdeki kadrolara muvafakat

taleplerinin de olumlu değerlendirmeye başlandığı ifade edilmiştir.

Tüm bu veriler ışığında 09.01.2013 tarihinde

kayıt altına alınan dava dilekçesi ve davacının 20.09 2012 tarihindeki

muvafakat talebi dikkate alındığında; davacının görevden ayrılması halinde

personel zafiyeti olacağı, dolayısıyla hizmette aksamalara neden olabileceği,

öte yandan dosyadaki delil durumuna göre; davacının bulunduğu görev yerinde

değil de başka bir görev yerinde istihdamında kamu yararı bulunduğu kabul

etmenin mümkün olmadığı, davacının “geçmek istediği kamu kurumunda statü ve

özlük hakları açısından daha fazla imkana sahip bulunduğu” yönündeki

iddialarının somut bilgi ve belgelerle ortaya konmadığı, muvafakat talebinin

eş, sağlık ve kadro bulunmaması gibi nedenlere dayanmadığı, muvafakat verilen

personelin yerine yenisinin temininde ve özellik arz eden personelin

yetiştirilmesinde güçlük çekildiği ve sürdürülen kamu hizmetinin zaafa

uğramaması ve hizmetin daha iyi işlemesi maksadıyla davalı idarece, hizmet

ihtiyacı ve personel temininde güçlük çekilmesi gerekçe gösterilmek suretiyle

davacıya muvafakat verilmemesi işleminde idarece kullanılan takdir yetkisinin

kamu yararı ile birey yararı dengesi gözetilerek ve objektif kriterlere bağlı

kalınarak kullanıldığı, bu nedenle davacının Gümrük ve Ticaret Bakanlığına

naklen atanması için muvafakat verilmemesi işleminin hukuka aykırı olmadığı

kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır."

9. Karara katılmayan üyelerin karşıoyu

ise şöyledir:

"Dava dosyasındaki

bilgi ve belgelerden davacının muvafakat talebinin personel noksanlığı

nedeniyle hizmet ihtiyacı gerekçesi ile reddedilmesini müteakip, davacıyla aynı

kurumda aynı ünvanda görev yapan 4 adet Kimyasal

inceleme uzmanının kurumlararası naklen atama

talebine muvafakat verildiği, bu personelden sadece bir tanesinin muvafakat

verilme gerekçesinin eşinin atandığı garnizonda kadrosunun bulunmaması olduğu,

diğer üç personel için her hangi bir gerekçe belirtilmeden muvafakat

taleplerinin kabul edildiği, dolayısıyla davalı idarenin bu konudaki takdir

hakkını keyfilikten kişisel ve duygusal değerlendirmelerden kaçınarak talep

edilen amaca uygun olarak kullanıldığının söylenemeyeceği, dolayısıyla objektif

kriterlere uygun olarak tesis edilmeyen dava konusu işlemin hukuka aykırı

olduğu, bu nedenle iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan

aksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmadık."

10. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/7/2014

tarihli ve E.2014/1205, K.2014/1073sayılı kararıyla oyçokluğuyla

reddedilmiştir. Bu karar 29/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 21/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

74. Maddesi şöyledir:

''Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında,

kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri

üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi

suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle

girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak

derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro

derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması

ve memurların isteği de şarttır.

...

13/12/1960

tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla bu

Kanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır.

Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılı

Kanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerinde

olanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıda

yazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.''

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, Jandarma Kriminal Daire

Başkanlığı bünyesinde kimyager sivil memur olarak görev yapmakta iken özlük

hakları bakımından daha iyi ve kariyer olarak yükselme olanağı bulunan Gümrük

ve Ticaret Bakanlığına naklen atama talebiyle yapılan başvurusu kabul

edilmesine rağmen Kurumunca muvafakat verilmediğini, hizmet ihtiyacı gerekçe

gösterilmek suretiyle talebi reddedildiği hâlde kısa bir süre sonra dört

kimyagerin naklen atanma talebinin kabul edildiğini, belirtilen sivil memurlara

muvafakat verilme sebeplerinin ve hizmet ihtiyacının bulunmadığına ilişkin

olarak Mahkemeye sunduğu delillerin kararda tartışılmadığını ve

gerekçelendirilmediğini, idarenin savunmasında yer verilmeyen hususlar

değerlendirmeye alınarak karar verildiğini, bu nedenle objektif ve tarafsız bir

şekilde hareket edilmediğini, naklen atanması durumunda daha fazla gelir elde

edeceğini ve yükselme imkânı bulabileceğini belirterek adil yargılanma hakkının

ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, muvafakat verilmemesi nedeniyle

maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiğini, muvafakat

verilmemesi işlemine karşı açtığı davada ise adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, ileri sürülen iddialar çerçevesinde ve

aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:

1. Maddi ve Manevi

Varlığını Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu, naklen atanması durumunda daha fazla gelir elde

edeceğini ve yükselme imkânı bulabileceğini belirterek atanmasına muvafakat

verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

17. Anayasa'nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

18. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz."

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

20. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden kişilere

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

22. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna

karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının

salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara

yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan

başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

23. Muvafakat verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığını

geliştirme hakkına kamu gücü tarafından müdahale edildiği ileri sürüldüğünden

incelenmesi gereken husus anılan hakka, kamu gücünün işlem, eylem veya ihmali

nedeniyle doğrudan bir müdahalenin söz konusu olup olmadığıdır.

24. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakım

ayrıcalıklar ve avantajların yanında birtakım külfet ve sorumluluklara

katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı birtakım sınırlamalara tabi olmayı

gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle, bu statünün

gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş

sayılmakta olup kamu hizmetinin kendine has özellikleri bu avantaj ve

sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan

Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).

25. Bazı kamu görevlilerinin hizmetin niteliği gereği belirli

aralıklarla başka yerlere atanmaları, bazılarının ise başka yer veya kurumlara

atanmamaları zorunlu olabilir. Bu konuda idareye, belirli bir takdir alanı

tanınması makul karşılanmalıdır. Kişilerin birtakım mazeretler çerçevesinde

başka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin

mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin -kendi mevzuatı

çerçevesinde- ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli

kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate

alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde

yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli

görevi ve sorumluluğudur (İhsan Asutay,§

39).

26. Somut olayda, başvurucuya muvafakat verilmemesinin

başvurucunun maddi ve manevi varlığını geliştirmesine izin vermeyen, bu hakkı

engelleyen veya yasaklayan bir işlem niteliğinde olduğu söylenemeyeceği ve

başvurucunun görevli bulunduğu yerde maddi ve manevi varlığını geliştirmesinin

kamu gücü tarafından engellendiği yönünde bir tespitin de bulunmadığı

görüldüğünden muvafakat verilmemesi işlemi nedeniyle başvurucunun Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan hakkının doğrudan

etkilenmediği anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun maddi ve manevi varlığını

geliştirme hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak doğrudan bir müdahalenin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, muvafakat talebi reddedildikten sonra dört

kimyager sivil memurun taleplerinin kabul edildiğini, belirtilen sivil

memurlara muvafakat verilme sebeplerinin ve hizmet ihtiyacının bulunmadığına

ilişkin olarak sunduğu delillerin kararda tartışılmadığını ve gerekçelendirilmediğini

ileri sürerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her

türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hak niteliği

taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

Bu bağlamda Anayasa'nın bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli

olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

32. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır. Bir mahkemenin

başvurucuların iddialarına yanıt vermemesi ve başvurucuların temel

şikâyetlerini incelemekten kaçınması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın

düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, §§ 84,

85, Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30).

33. Mahkemeler "kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme" yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmanın yanı sıra (Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,

§ 33) tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara

uygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir

toplumda toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini

öğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir (Sencer

Başat ve diğerleri, § 34).

34. Gerekçelendirme; davanın sonucuna etkili olay, olgu ve

kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildeki

gerekçelendirmenin detaylı olması şart değildir. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

gerekmektedir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 37).

35. Somut olayda AYİM, idareye tanınan takdir yetkisinin mutlak

ve sınırsız olmadığını, kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge

kurulması zorunluluğunun bu hak ve yetkinin sınırını oluşturduğunu, Anayasa'nın

125. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İdarenin

takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’'

hükmünün, idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece

takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönünde yorumlanmasının ve

uygulanmasının yine Anayasa ile öngörülen “hukuk devleti” ilkesi ile

bağdaşmayacağını vurgulamış ve davalı idare tarafından verilen bilgilere göre

26/6/2013 tarihinde alınan komuta katı onayı ile özel nitelikli (A grubu)

kadrolara ilave olarak asaleti tasdik olan sivil memurlardan eşit ve daha alt

statüdeki kadrolara muvafakat taleplerinin de olumlu değerlendirilmeye

başlandığını, başvurucunun muvafakat talebinden sonra aynı birimde çalışan dört

sivil memurun muvafakat taleplerinin birinin eş durumu itibarıyla olmak üzere

2013 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında kabul edildiğini belirterek

somut olayda başvurucunun 20/9/2012 tarihli muvafakat talebi dikkate

alındığında görevden ayrılması hâlinde personel zafiyeti olacağından hizmette

aksamalara neden olabileceğini, başvurucunun başka bir görev yerinde

istihdamında kamu yararı bulunduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, davacının “geçmek istediği kamu kurumunda statü ve özlük hakları

açısından daha fazla imkana sahip bulunduğu” yönündeki iddialarının

somut bilgi ve belgelerle ortaya konmadığını belirterek davacıya muvafakat

verilmemesi işleminde idarece kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ile

birey yararı dengesi gözetilerek ve objektif kriterlere bağlı kalınarak

kullanıldığı gerekçesiyle oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir.

36. Karara katılmayan üyelerin ise başvurucunun talebinin

personel noksanlığı nedeniyle hizmet ihtiyacı gerekçesi ile reddedilmesinin

ardından dört personele muvafakat verildiği ve bunlardan sadece birinin

muvafakat verilme gerekçesinin eş durumu olduğu, diğer üçü için herhangi bir

gerekçe belirtilmeden muvafakat taleplerinin kabul edildiği, dolayısıyla

idarenin bu konudaki takdir hakkını objektif kriterlere uygun olarak

kullanmadığı görüşünde oldukları anlaşılmaktadır.

37. Olayda başvurucunun muvafakat talebinin reddedilmesi

işleminin yargısal denetimi yapılırken idarenin takdir yetkisini hukuka uygun

kullanıp kullanmadığının ortaya konabilmesi için AYİM tarafından başvurucunun

çalıştığı birimdeki çalışan sayısı ve başvurucu dışında muvafakat verilen

kişilerin durumlarının ele alındığı, AYİM çoğunluk üyelerinin özellikle

başvurucunun muvafakat talebi tarihine vurgu yaparak anılan tarih itibarıyla

başvurucunun görevden ayrılması hâlinde personel zafiyeti olacağı, dolayısıyla

hizmette aksamalara neden olabileceği kanaatine vardığı, daha sonra 6/6/2013

tarihinde alınan komuta katı onayı ile sivil muvafakat taleplerinin olumlu

değerlendirmeye başlandığı ve dört muvafakat talebinin söz konusu onay

tarihinden sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle davayı reddettiği, sonuç

olarak AYİM tarafından konunun tartışılarak çoğunluk üyelerinin oyuyla

başvurucunun muvafakat talep ettiği tarihteki duruma dikkat çekilerek muvafakat

verilmeme işleminde kamu yararı bulunduğu gerekçesine yer verildiği anlaşıldığındankararın yeterli gerekçeyi içerdiği sonucuna

ulaşılmıştır.

38. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

41. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

42. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece

mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

43. Somut olayda başvurucu, naklen atama talebiyle yapılan

başvurusu kabul edilmesine rağmen kurumunca muvafakat verilmesi talebinin

hizmet ihtiyacı gerekçe gösterilmek suretiyle reddedilmesi üzerine açılan

davada AYİM tarafından konunun tartışılarak çoğunluk üyelerinin oyuyla

başvurucunun muvafakat talep ettiği tarihteki duruma dikkat çekilerek muvafakat

verilmeme işleminde kamu yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

44. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Mahkeme tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

45. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ilişkin bir bilgi

ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça

keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Çağlar

SAÇINTI

Vekili

:

Av. Levent

ÖZÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16590, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Yamlı
  17. Saçıntı
  18. Özçelik
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16590
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/356
  • Haşim Aksoy ve Abidin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7355)
  • Mustafa Doğan Başvurusu (B. No: 2014/1836)
  • Murat Cihangiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/952)
  • Ö. Ç. Başvurusu (B. No: 2014/8203)
  • Yasin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7373)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.