İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İrfan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2018/9678)

1. Başvuru; Yunan ve Türk makamları tarafından ayrı ayrı cezalandırılması

Başvuru No2018/9678Tarih14 Ekim 2020Okuma16 dk · 3.294 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İrfan Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/9678
R.G. Tarih ve Sayı
20/11/2020-31310
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.294 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; Yunan ve Türk makamları tarafından ayrı ayrı cezalandırılması

sebebiyle aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama (ne

bis in idem) ilkesinin, mahkûmiyetin temel olarak sorgulanma fırsatı

verilmeyen bir tanığın beyanlarına dayandırılması nedeniyle tanık sorgulama

veya sorgulatma hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/3/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Yunanistan ülke sınırları içinde Yunan vatandaşı

K.K.nın üzerinde 22/3/2004 günü yapılan aramada 304 gram uyuşturucu madde

(eroin) ele geçirilmesi nedeniyle Yunanistan adli makamlarınca soruşturma

başlatılmıştır. K.K. Yunanistan adli makamlarınca alınan beyanında bahse konu

uyuşturucuyu yine Yunanistan sınırları dâhilinde başvurucudan aldığını beyan

etmiştir.

9. Başvurucu ve K.K.nın Yunanistan Thraki Ağır Ceza

Mahkemesinde yapılan yargılaması sonucunda K.K.nın 2 yıl hapis ve 3.000 avro

para cezası, başvurucunun ise uyuşturucu madde ithal etme, satma ve ülkeye

izinsiz girme suçlarından 2 yıl 3 ay hapis ve 3.500 avro para cezası ile

cezalandırıldığı anlaşılmıştır.

10. Dosya kapsamındaki istinabe evraklarından

başvurucunun 26/3/2004 ile 15/11/2004 tarihleri arasında Yunanistan'da tutuklu

kaldığı tespit edilmiştir.

11. Başvurucu tahliye edildikten sonra 30/11/2004

tarihinde Türkiye'ye giriş yapmış ve sonrasında Bakanlık Uluslararası Hukuk ve

Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 7/7/2006 tarihli yazısı uyarınca, yurt dışına

uyuşturucu madde ihraç etme suçundan başvurucu hakkında Edirne Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

12. Yapılan soruşturma neticesinde başvurucunun ve Yunan

vatandaşı K.K.nın uyuşturucu maddelerden eroin ihracı suçunu işlediklerinden

bahisle haklarında Başsavcılık tarafından iddianame tanzim edilmiştir.

13. Başvurucu ve diğer sanık K.K.nın yargılaması Edirne

2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılmıştır. Mahkeme, sanık K.K.nın

savunması, delillerin tespiti ve Thraki Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının

kesinleşme şerhli tasdikli bir suretinin temini hususlarında Yunanistan adli

makamlarına istinabe evrakı tanzimine karar vermiştir.

14. Sanık K.K.nın uluslararası istinabe ile talep edilen

ve Yunan adli makamlarınca alınan savunması ve Yunanistan'da yapılan

yargılamaya ilişkin mahkeme evrakları Türkçe tercümesiyle birlikte yargılama

dosyasına girmiştir.

15. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda eroin ihraç

etme suçundan Yunan vatandaşı K.K.nın beraatine, başvurucunun ise suç tarihinde

yürürlükte ve lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'na göre 10 yıl hapis ve 117 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına

19/11/2014 tarihinde karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca Yunanistan Thraki Ağır

Ceza Mahkemesinin 363/2004 sayılı kararı ile başvurucu hakkında verilen hapis

cezasının 765 sayılı mülga Kanun'un 403. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca

cezasından mahsubuna karar vermiştir.

16. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine

yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 10. Ceza Dairesi 22/2/2018 tarihli

kararıyla hükmü onamış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.

17. Başvurucu, nihai karardan 22/2/2018 tarihinde

haberdar olduğunu beyan etmiştir.

18. Başvurucu 23/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. Olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı mülga

Kanun'un 403. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Uyuşturucu

maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal veya ithal edenlere on

yıldan yirmi yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru

için ellibin lira ağır para cezası verilir."

2.

1 numaralı fıkrada

yazılı maddeleri ihraç edenlere, altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve

uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası

verilir."

4.

Böylece ihraç edilmiş

maddeler dolayısıyla yabancı memlekette hükmedilmiş ve çekilmiş veya yabancı

ülkede çekilmemiş olmakla beraber Türkiye'de infazı kabil cezalar çekildikleri

takdirde, ihraç sebebiyle hükmedilecek cezadan indirilir."

6.

Yukarıdaki fıkralarda

gösterilen uyuşturucu madde eroin, kokain, baz morfin, morfin ise, fail

hakkında verilecek ceza bir katı oranında artırılır.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası

Sözleşmeler

20. İlgili sözleşmeler için bkz. Ünal Gökpınar

[GK], B. No:2018/9115, 27/3/2019, §§ 29-32.

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) "ne bis

in idem" ilkesinin genel nitelikli suç isnadı yönünden adil yargılanma

hakkıyla bağlantılı özel bir güvence olduğunu belirtmektedir. AİHM, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 7 No.lu Protokol'ün 4. maddesinin

amacının ise nihai kararla sonuçlanan cezai süreçlerin tekrarlanmasını

yasaklamak olduğunu vurgulamaktadır (Nikitin/Rusya, B. No: 50178/99,

20/7/2004, 35).

22. AİHM Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün 4. maddesi

bağlamında öncelikle yapılan takibatların cezai nitelikte olup olmadığını,

hukuka aykırı eylemin ulusal mevzuattaki hukuki tasnifi, eylemin niteliği ve

ilgili kişinin maruz kaldığı cezanın ağırlığının derecesini dikkate alarak

değerlendirmektedir (A ve B/Norveç [BD], B. No: 24130/11, 29758/11,

15/11/2016, § 105; Sergey Zolotukhin/Rusya [BD], B. No: 14939/03,

10/2/2009, § 53). AİHM, Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün 4.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "aynı devletin yargı

yetkisi altında..." şeklindeki ifadenin maddeyi ulusal düzeyde

uygulamayla sınırladığını bildirmektedir. AİHM, aynı eylemle ilgili olarak

birden fazla ülkede tekrarlanan dava süreçlerine ilişkin şikâyetlerin mahkemece

kabul edilemez bulunduğunun altını çizmektedir (Krombach v. France, B.

No: 67521/14, 20/2/2018, §§ 35-42; Amrollahi v. Denmark, B. No:

56811/00, 28/6/2001; Sarria v. Poland, B. No: 80564/12, 13/10/2015, §

24).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aynı Fiil

Nedeniyle Yeniden Yargılanmama veya Cezalandırılmama (ne bis in idem)

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu; aynı eylem nedeniyle önce Yunanistan'da

yargılanarak hapis ve para cezasına mahkûm edildiğini, sonrasında ise

Türkiye'de tekrar yargılanarak hapis ve para cezasına mahkûm edildiğini,

böylece aynı müsnet suçtan iki defa yargılanarak cezalandırılması nedeniyle

yeniden yargılanmama ve cezalandırılmama (ne bis in idem) ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının adil

yargılanma hakkı kapsamında, aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya

cezalandırmama ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

27. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol aynı fiil nedeniyle

yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama hakkını güvenceye bağlamıştır.

Protokol'ün 4. maddesinde açık bir biçimde -her bir devletin kendi yargılama

yetkisi açısından- bireylerin ne bis in idem ilkesinin güvencesi altında

olduğu ifade edilmiştir. Bu güvencenin ulusal nitelikte olduğu ve bu ilkenin

kural olarak yabancı ülkede yapılan yargılamaları ve verilen cezaları

kapsamadığı söylenebilir. Bir başka deyişle bir devlette yapılan yargılama ve

hükmedilen mahkeme kararı, diğer bir devlet açısından kendiliğinden bağlayıcı

nitelik taşımayacaktır. Bu tür bir bağlayıcılık ancak ülkelerin ikili veya çok

taraflı sözleşmeler akdetmeleri ile gündeme gelebilecektir.

28. Nitekim AİHM de içtihatlarında aynı isnatlar hakkında

farklı devlet yargı yetkileri kapsamında yapılan yargılama ve verilen cezaların

Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün 4. maddesi kapsamında olmadığını açıkça

vurgulayarak bu kapsamda yapılan başvuruları kabul edilemez bulmuştur. Krombach/France

davasında özetle Almanya'da yargılanarak beraat eden başvurucu, sonrasında

Fransa'da yargılanarak mahkûm edilmiştir. İki farklı ülke mahkemelerinde

yargılanan başvurucu, Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün 4. maddesi kapsamında

AİHM'e başvuru yapmış ve AİHM tarafından yapılan incelemede Sözleşme'ye ek 7

No.lu Protokol'ün 4. maddesinin bu davada uygulanamayacağını ve konu bakımından

yetkisiz olduğunu bildirmiştir. Ayrıca AİHM Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün

4. maddesinin, Sözleşme'ye taraf devletlerin birinde beraat eden ya da

yargılanarak hüküm giyen bir bireyin diğer bir taraf devlette yargılanmasını ya

da soruşturulmasını engellemeyeceğine karar vermiştir (Krombach v. France,

§§ 35-42).

29. Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün onaylanmasının

uygun bulunmasına dair 6684 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi

tarafından 10/3/2016 tarihinde kabul edilmiş ve bu Kanun 25/3/2016 tarihinde

Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Protokol 28/3/2016 tarihinde de Bakanlar

Kurulunca onaylanmış ve Türkiye açısından 1/8/2016 tarihinde yürürlüğe

girmiştir. Dolayısıyla Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol 1/8/2016 tarihinden

sonra gerçekleşen olaylar bakımından uygulanabilir hâle gelmiştir (İffet

İnci Gültekin, B. No: 2013/9585, 9/3/2016, § 42).

30. Ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti bakımından

bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmayan Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol ve bu

Protokol’de yer alan güvenceler bakımından Anayasa Mahkemesince bireysel

başvuru kapsamında denetimin yapılabilmesi için Protokol’de yer alan güvencelerin

aynı zamanda Anayasa'da da güvenceye bağlanmış olması gerekir. Anayasa koyucu;

bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisini, Sözleşme

veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller ile Anayasa’nın ortak koruma

alanına giren hak ve özgürlükler ile sınırlandırmıştır.

31. Anayasa Mahkemesi Ünal Gökpınar ([GK], B. No:

2018/9115, 27/3/2019) kararında aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama ve

cezalandırılmama hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı çerçevesinde anayasal güvence altında olduğuna

hükmetmiştir (Ünal Gökpınar, §§ 40-50). Anayasa Mahkemesi anılan kararda

özetle şunları ifade etmiştir (Ünal Gökpınar, § 49):

"49. Aynı

fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi, yukarıda

değinildiği üzere bireylerin, haklarında yürütülen bir ceza yargılaması

sürecinin varlığı hâlinde tekrar yargılanmamalarını veya cezalandırılmamalarını

güvence altına almaktadır. Böylelikle adil yargılanma hakkı kapsamındaki cezai

süreçler yönünden hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak hukuk güvenliğinin

sağlanması amaçlanmaktadır. Dolayısıyla hukuk devleti ilkesinde mündemiç olan

aynı suç nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir unsuru

olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim ne bis in idem ilkesi Sözleşme'ye ek 7

No.lu Protokol'de ayrı bir hak olarak düzenlenmiş ise de AİHM kararlarında bu

ilkenin adil yargılanma hakkı ile bağlantılı özel bir güvence olduğu

vurgulanmıştır(§ 33). Bazı uluslararası sözleşmelerde de ne bis in idem ilkesi

açık bir biçimde adil yargılanma hakkının bir güvencesi olarak kabul edilmiştir

(§§ 29-30)."

32. Sonuç olarak aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama

veya cezalandırılmama ilkesinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde anayasal güvence altında olduğu,

dolayısıyla Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol ile Anayasa’nın ortak koruma

alanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuru kapsamındaki inceleme yetkisinin aynı fiil nedeniyle yeniden

yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesini de kapsadığı kanaatine varılmıştır

(Ünal Gökpınar, §§ 42-50).

33. Bununla birlikte yukarıdaki ilkeler ve anılan

kararlar ışığında değerlendirildiğinde aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama

veya cezalandırılmama (ne bis in idem) ilkesi, aynı fiilin Türk

makamları tarafından yeniden yargılama veya cezalandırma konusu yapılmasını

yasaklamakta ancak başka bir ülke tarafından yargılama yapılması Türk

makamlarının yargılama yapmasına engel oluşturmamaktadır.

34. Somut olayda iki ülke mahkemelerince başvurucunun

uyuşturucu maddeyi Türkiye'den Yunanistan'a götürdüğü ve orada Yunan vatandaşı

olan K.K.ya para karşılığı sattığı kabul edilmiştir. Bu durumda Türk yargısı

açısından uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı suçunun unsurları oluşurken

Yunanistan hukuk kuralları açısından ise uyuşturucu veya uyarıcı madde ithali

suçu oluşmaktadır. Kaldı ki başvuruya konu yargılama tarihinde yürürlükte olan

765 sayılı Kanun'a göre, ihraç edilen uyuşturucu veya uyarıcı maddeler

dolayısıyla yabancı ülkede hükmedilmiş ve çekilmiş veya yabancı ülkede

çekilmemiş olmakla beraber Türkiye'de infaz edilebilme imkânı olan cezalar

çekildikleri takdirde, uyuşturucu ihracı nedeniyle hükmedilecek cezadan

indirilecektir. Somut olayda da yargılamayı yapan Edirne 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, Yunanistan mahkemesince başvurucu hakkında verilen hapis cezasının

765 sayılı Kanun'un 403. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezasından

mahsubuna karar vermiştir.

35. Sonuç olarak aynı suç isnadı çerçevesinde iki farklı

ülke tarafından yargılanılmasına ilişkin uyuşmazlıkları konu alan bireysel

başvurular, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırmama

ilkesinin koruma alanı dışında yer almaktadır. Somut olayda bireysel başvuruya

konu başvurucunun aynı eylem nedeniyle Türk ve Yunan yargı mercileri tarafından

ayrı ayrı yargılanarak cezalandırılması neticesinde yeniden yargılanmama ve

cezalandırılmama (ne bis in idem) ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının konusunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının koruma alanı dışında olduğunun kabul edilmesi gerekir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tanık

Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

37. Başvurucu; yargılandığı davada hakkındaki mahkûmiyet

kararının aleyhinde beyanda bulunan Yunan vatandaşı diğer sanık K.K.nın

uluslararası istinabe yoluyla Yunanistan'da alınan ifadesine dayandığını ve bu

şahsın duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;

herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal

sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını

sorguya çekme hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık sorgulama hakkını da

kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Serdar Batur, B. No: 2014/15652,

24/5/2018, § 41).

39. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık sorgulama hakkı ile ilgili

ilkeleri belirlemiştir (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906, 7/5/2015; AZ.

M., B. No: 2013/560, 16/4/2015; Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014). Buna göre bir sanığın kendisi hakkında gerçekleştirilen ceza

yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve

tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir

yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki

tanık beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli

yargılama ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek

(test edebilecek), tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu

sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamının

uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil

savunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., §

55).

40. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık

kavramını özerk olarak yorumlamış ve tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında

bilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun

iştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği

gizli/gizli olmayan soruşturmacı da tanık olabilir (Selçuk Demir, B. No:

2014/9783, 22/1/2015, § 35).

41. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık sorgulama hakkı ile

ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza yargılamasında sanığın,

aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır. Hakkında

gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından

gereklidir. Ancak başvurucuların tanık sorgulama hakları mutlak bir hak

değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun

iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşme imkânını da ortadan

kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici

ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma

imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise

sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde

kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§

34-56; Az. M., §§ 46-67; Levent Yanlık, B.No: 2013/1189,

18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44,

45). Bu bakımdan adli makamlar, beyanı hükme dayanak yapılacak tanıkların

duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır.

42. Somut olayda, duruşma hazırlığı evresinde (tensiple)

Yunanistan'da ikamet eden Yunan vatandaşı diğer sanık K.K.nın Yunan adli

makamlarınca savunmasının temini ve delillerin tespiti ile Yunanistan'da

yapılan yargılamaya ilişkin Thraki Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşme

şerhli tasdikli bir suretinin Türkiye'deki yargılama dosyasına getirtilmesi

için uluslararası istinabe yoluyla yazışma yapılmasına karar verilmiştir.

43. Bahse konu yargılama dosyasının tasdikli örneği ile

Türkçeye tercüme edilmiş hâli dosyaya girmiş, gönderilen soruşturma ve kovuşturma

aşamasındaki ifadeler, raporlar, tutanaklar ile tüm deliller Türkiye'deki

Mahkemece incelenerek ve dikkate alınarak bir sonuca ulaşılmıştır. Kaldı ki

başvurucunun kendisi açısından tanık olan diğer sanık K.K.ya soru sorma talebi

olmasına rağmen Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı ve sorulacak soruların

istinabe yoluyla da olsa tanığa sorulmadığına yönelik bir itirazı olduğu da

dosya kapsamından anlaşılamamıştır. Diğer yandan söz konusu yargılamada

başvurucu hakkında verilen karar, sadece diğer sanık K.K.nın beyanına

dayanılarak da verilmemiştir. Yunanistan'da yapılan ve kesinleşen mahkûmiyet

kararına esas dosyadaki el koyulan uyuşturucu madde, uyuşturucu ticaretinden

elde edilen paralar, tartı tutanağı, kimyasal tetkik raporu, doktor bilirkişi

raporu, tanık beyanları ile Türkiye'deki yargılama sırasında dosyaya giren

başvurucunun ülkeye giriş-çıkış kayıtları, Adli Tıp 5. İhtisas Dairesi raporu,

uluslararası istinabe yoluyla temin edilen diğer sanık beyanı birlikte

değerlendirilerek başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. Başvuru

incelendiğinde ise başvurucunun derece mahkemesinde yapılan yargılamada tanığı

sorgulamaya yönelik irade ortaya koymadığı kanaatine varılmıştır.

44. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda,

başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak

başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ve ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde

belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19).

45. Başvurucu, tanık sorgulama hakkının ihlal edilmesine

sebep olduğunu belirttiği sanık K.K.nın beyanının kendisinin de bulunduğu bir

duruşmada alınması ve sanığa soru sormak istediği, buna ilişkin itirazlarını

ilk derece mahkemesinde ileri sürüp sürmediği, ileri sürmüşse ne zaman ve ne

şekilde ileri sürdüğü, bu talebe ilişkin hangi gerekçeyle ne tür karar

verildiği hususlarında bir açıklamaya başvuru formunda yer vermemiş; bunlara

ilişkin bilgi ve belgeleri başvuru formuna eklememiştir. Başvurucu, bu başlık

altındaki iddialarını soyut bir şekilde ileri sürmüş; başvuru konusu olaylarla

ilgili delilleri sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan

Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya

koyma yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

46. Açıklanan gerekçelerle bu bölümdeki iddiaların

temellendirilememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

47. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra, 31/7/2018 tarihli

ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

49. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

50. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin

bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır

(Ferat Yüksel, §§ 27-36).

51. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri

mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu

gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

52. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya

cezalandırmama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Mehmet AKTEPE Başvurucu : İrfan YILMAZ Vekili : Av. Cihan MORKOYUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/9678, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Aynı Fiil
  16. B. Tanık
  17. C. Makul Sürede
  18. A. 1. Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya
  19. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/9678
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Zeyyat Ceylan Başvurusu (B. No: 2019/14426)
  • Yusuf Baydar Başvurusu (B. No: 2016/6177)
  • Akın Tekkurt Başvurusu (B. No: 2016/8451)
  • Marka Madeni Yağ Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/20215)
  • Talih Kaya Başvurusu (B. No: 2018/24961)
  • Hüseyin Fatih Tamer Başvurusu (B. No: 2018/31316)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.