İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Işıl Yaykır Başvurusu (B. No: 2013/2284)

1. Başvurucu, öğretmen olarak

Başvuru No2013/2284Tarih15 Nisan 2014Okuma16 dk · 3.179 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Işıl Yaykır Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/2284
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.179 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, öğretmen olarak

görev yaptığı okul idaresi görevlilerince, özel hayatına ait bilgilerin

toplanması, aleyhinde hukuksuz idari işlemler yapılması ve bu suretle kendisine

mobbing uygulanması, belirtilen eylemler nedeniyle

yaptığı suç duyurusu üzerine şüpheliler hakkındaki evrakın işlemden

kaldırılmasına karar verilmesi ve yapılan soruşturmanın adil olmaması

nedeniyle, Anayasa’nın 17., 20. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle yeniden

yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

belirtildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu öğretmen olarak

görev yapmaktadır.

6. Başvurucu tarafından

17/7/2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilen dilekçe ile, görev

yaptığı okulun yönetim kadrosunda yer alan ve okulda çalıştığı belirtilen dört

şüpheli hakkında, kendisinin de eserleriyle iştirak ettiği bir resim sergisinde

izinsiz olarak sağlık durumu hakkında sorular sorulduğu, sergiye dahil olan eserlerinin fotoğraflarının çekildiği, toplanan

kişisel bilgilerinin okul idaresine iletilmesi sonucunda hakkında disiplin

soruşturması başlatıldığı, belirtilen işlem ve başka bir takım hukuksuz

işlemler yapılmak suretiyle idarece kendisine mobbing

uygulandığı belirtilerek suç duyurusunda bulunulmuştur.

7. Şüphelilerden üçü hakkında

düzenlenen ön inceleme raporuna istinaden, Çankaya Kaymakamlığının 23/11/2012 tarih ve 2012/40 sayılı evrakı kapsamında, ileri

sürülen iddiaların sübuta ermemesi nedeniyle, ilgililer hakkında soruşturma

izni verilmemesine karar verilmiştir.

8. Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 29/11/2012 tarih ve S.2012/86493 sayılı kararı ile, evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

9. Başvurucu tarafından

soruşturma izni verilmemesi kararına karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 1. Kurulunun 7/2/2013 tarih ve E. 2012/567, K.2013/67 sayılı kararı ile, ön inceleme raporu ve eki belgelerde yer alan

tespitlerin isnat edilen eylemden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık

soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığının

anlaşıldığı belirtilerek reddedilmiştir.

10. Ret kararı 4/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu tarafından,

toplanan şahsi bilgilerine istinaden hakkında disiplin soruşturması yapıldığı

belirtilmekle ve soruşturmanın akıbetine dair bir bilgi verilmemekle beraber,

başvuru dosyası kapsamında yer alan muhakkik raporunda, başvurucu tarafından

raporlu iken resim sergisi açtığı iddiasının yanı sıra, başka bir takım

iddialara da istinaden inceleme yapıldığı ve raporda, başvurucunun hakkında

disiplin soruşturması yürütüldüğünü belirttiği eylemlerle ilgili kanaatin

belirtildiği kısımda, eylemlerin herhangi bir disiplin suçuna karşılık

gelmediği tespitine yer verildiği, ancak diğer bir iddia kapsamında vazifesinin

ifasında özensiz olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığının belirtildiği

anlaşılmaktadır.

B. İlgili

Hukuk

12. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 172. ve 173. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

2/4/2013 tarih ve 2013/2284 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, öğretmen olarak

görev yaptığını, görev yaptığı okulun yönetim kadrosunda yer alan şahısların

talimatıyla okulda çalışan kişilerce, kendisinin de eserleriyle iştirak ettiği

bir resim sergisinde izinsiz olarak sağlık durumu hakkında sorular sorulduğunu,

sergiye dâhil olan eserlerinin fotoğraflarının çekildiğini, özel hayatına

ilişkin olarak toplanan kişisel bilgilerinin okul idaresine iletilmesi

sonucunda hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını, belirtilen işlem ve başka

bir takım hukuksuz işlemler yapılmak suretiyle idarece kendisine mobbing uygulandığını, belirtilen eylemler nedeniyle

yaptığı suç duyurusu üzerine şüpheliler hakkındaki evrakın soruşturma izni

verilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, yaptığı

itirazın da reddedildiğini, belirtilen kararların gerekçesiz olduğunu ve bu

kapsamda yapılan soruşturmanın adil olmadığını beyan ederek, Anayasa’nın 17.

20. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

15. Başvurucu, görevi kötüye

kullanma iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının S.2012/86493 sayılı

dosyası kapsamında yaptığı şikâyet sonucunda eksik incelemeye ve hatalı

değerlendirmeye dayalı olarak şüpheliler hakkındaki evrakın işlemden

kaldırılmasına karar verildiğini ve soruşturma kapsamında verilen kararların

gerekçesiz olduğunu belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

17. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

18. Anılan Anayasa ve Kanun

hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

19. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

istemek hakkına sahiptir. ….”

21. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).

22. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No. 2012/917, 16/4/2013,

§ 21).

23. Bir ceza davasında üçüncü

kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, adil yargılanma hakkının

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenî

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda

verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir

(B. No. 2013/1845, 7/11/2013, § 37; Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, B. No. 47287/99, 12/2/2004, §

70).

24. Hukuk sistemimiz açısından,

5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında

bulunma imkânı ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde

medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut olayda

başvurucunun isteğinin üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla, verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkilerinin de ceza muhakemesi süreci

ile sınırlı olduğu ve başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk

yargılaması açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusunun, Anayasa’da

güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında yer alan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı anlaşılmakla, başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Anayasa’nın 17. ve 20. Maddelerinin İhlal Edildiği İddiası

Yönünden

26. Başvurucu, öğretmen olarak

görev yaptığı okul idaresi görevlilerince, özel hayatına ait bilgilerin

toplandığını, bu bilgilere ve başka bir kısım eylemlere istinaden aleyhinde

hukuksuz idari işlemler yapıldığını ve bu suretle kendisine mobbing

uygulandığını belirterek, Anayasa’nın 17. ve 20. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

27. Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

28. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel

hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel

hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

29. Sözleşme’nin “İşkence yasağı” kenar başlıklı 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimseye işkence

veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya ceza uygulanamaz.”

30. Sözleşme’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve

aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın

kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

31. Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen maddi ve

manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde

özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel

bütünlük hakkı ile, bireyin kendisini gerçekleştirme

ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkına karşılık gelmektedir (B. No.

2013/2187, 19/12/2013, § 30).

32. Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında ise kimseye “işkence”,

“eziyet” yapılamayacağı ve

kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”

muamele ve cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş olup, hüküm Sözleşme’nin 3.

maddesi kapsamında güvence altına alınmış olan hukuksal çıkarları

kapsamaktadır. Belirtilen düzenlemede yer alan ifadeler arasında bir yoğunluk

farkı bulunmakta olup, kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne en ağır

şekilde zarar veren muamelelerin “işkence”,

bu seviyeye varmayan fakat yine de vücutta zarar ya da yoğun fiziksel veya

ruhsal ızdırap veren insanlık dışı muamelelerin “eziyet”, küçük düşürücü ve alçaltıcı

nitelikteki daha hafif muamelelerin ise “insan

haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele veya ceza olarak belirlenmesi

mümkündür (B. No. 2012/969, 18/9/2013, § 22).

33. Ancak, bir eylemin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari

bir ağırlık düzeyine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığının belirlenmesinde her somut olayın özellikleri dikkate alınarak bir

değerlendirme yapılması esastır. Bu bağlamda, muamelenin süresi, fiziksel ve

manevi etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (B. No. 2012/969, 18/9/2013, § 23). Somut

olaydaki veriler ışığında, belirtilen ağırlık eşiğinin altında kalan muamele ve

eylemlerin ise, diğer haklar kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

34. AİHM içtihadında da, başvuru

konusu iddiaların Sözleşme’nin 3. maddesinin güvence kapsamında yer alması için

minimum bir ağırlığa varması gerektiği kabul edilmekte ve acımasız, insanlık

dışı veya küçük düşürücü muamele veya cezanın ağır ve kasıt içeren şekli olarak

kabul edilen işkencenin, şiddetli acı veya eziyet uygulanması, acının kasıtlı

olarak uygulanması ve bilgi almak, cezalandırmak veya korkutmak gibi amaçlı bir

muameleyi içermesi gerektiği benimsenmektedir. Önceden tasarlanarak

saatlerce uygulanan ve gerçek yaralar ve en azından ağır fiziki ve ruhsal

acılar çektiren muameleler ise insanlık dışı muamele olarak

değerlendirilmektedir. Küçük düşürücü muamelenin ise, mağdurlarda korku ve

aşağılık duygusu oluşturan, küçük düşürücü ve alçaltıcı nitelikte olan

muameleleri ifade ettiği kabul etmekte ancak, söz konusu muamelenin amacının

ilgili kişiyi küçük düşürmek veya alçaltmak olup olmadığı ve sonuçları

itibarıyla mağdurun kişiliğini Sözleşme’nin 3. maddesi ile uyuşmayan bir

olumsuzlukta etkileyip etkilemediği üzerinde durulmaktadır ( Bkz. Costello-Roberts/Birleşik

Krallık, B. No. 13134/87, 25/3/1993, § 30; Labita/İtalya, [BD], B. No. 26772/95,

06/04/2000, § 120, Hurtado/İsviçre, B. No. 17549/90, 28/1/ 1994, § 67).

35. Yukarıda yer verilen

tespitlerden de anlaşılacağı üzere, doğası gereği cezaların veya menfi hareket

ve eylemler ile olumsuz hayat deneyimlerinin, kişinin fiziki ve ruhsal

değerlerini etkilemesi ve kişide stres, üzüntü ve sair menfi tezahürlere yol

açması ve bu etkileri açısından özellikle küçük düşürücü muamele kavramını

çağrıştırması mümkün olmakla birlikte, belirtilen eylemlerin Sözleşme’nin 3.

maddesi anlamında işkence, insanlık dışı veya küçük düşürücü muamele ve bu

kavramların Anayasa’nın 17. maddesinde yer verilen muadilleri olan işkence,

eziyet veya haysiyetle bağdaşmayan muamele veya ceza olarak

nitelendirilebilmesi için, mağdurun sübjektif niteliklerinin yanı sıra

muamelenin uygulanış şekli ve yöntemi ile özellikle meydana getirdiği fiziksel

ve ruhsal etkiler açısından önemli bir ağırlığa ulaşmış olması gerekmektedir.

36. Belirtilen tespitler

ışığında somut olay incelendiğinde, başvurucu tarafından esasen, görev yaptığı

okulun yönetim kadrosunda yer alan ve okulda çalıştığı belirtilen kişilerce,

kendisinin de eserleriyle iştirak ettiği bir resim sergisinde izinsiz olarak

sağlık durumu hakkında sorular sorulduğu, sergiye dâhil olan eserlerinin

fotoğraflarının çekildiği, toplanan kişisel bilgilerinin okul idaresine

iletilmesi sonucunda hakkında disiplin soruşturması başlatılması suretiyle

manevi zarara uğratıldığı ve bu kapsamda Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiği iddiasıyla başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu tarafından iddia

edilen eylemlerin fiziksel ve manevi etkileri, süresi ve yoğunluk derecesi gibi

unsurların değerlendirilmesi neticesinde; başvurucunun da iştirak ettiği bir

resim sergisinde, resimlerinin fotoğraflanması ve sağlık durumu hakkında

sorular sorulmasının sistematik bir muamele tarzına işaret etmeyip münferit

hadiselerden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen

eylemlerin kişilik haklarını ihlal ederek, başvurucu üzerinde fiziki ve ruhsal

etkilerinin olması mümkün olmakla birlikte, özellikle kamu görevlisi olan

başvurucu hakkında bir disiplin soruşturması yürütülmesinin, muamelenin

uygulanış şekli ve yöntemi ile özellikle meydana getirdiği fiziksel ve ruhsal

etkiler açısından, başvurucunun yaşı ve mesleki statüsü de nazara alındığında,

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için

gerekli olan asgari eşiği aştığı söylenemez.

37. Başvurucu tarafından ayrıca,

mobbing teşkil ettiği iddia edilen eylemler

kapsamında, özel yaşamına ait unsurların sorgulandığı ve bu alana ait

bilgilerin elde edilerek kullanıldığı belirtilmektedir. Anayasa’nın 20. maddesinin

birinci fıkrasında yer alan özel yaşamın gizliliği hakkı kapsamında korunan

hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkı olup, bireyin kendisine

ilişkin herhangi bir bilginin, kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,

yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına

kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati

bulunmaktadır.

38. Belirtilen nedenlerle

başvurucunun şikâyetinin, özel yaşamın gizliliği ve maddi ve manevi varlığın

korunması hakları ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrası ve 20. maddesinin kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

40. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir”

41. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak

ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun

yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (B. No. 2012/1027, 20, 12/2/2013, §§ 19–20; B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 26).

42. Ancak belirtilen hükümlerde

yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri

açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması

gerekmektedir. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî

olarak uygulanabilir bir kural olup, bu kurala riayetin denetlenmesinde

münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda, yalnızca

hukuk sisteminde bir takım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda

bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir

biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden

başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine

getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi

gerekir (B. No. 2013/2355, 7/11/2013,

§ 28; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan /Türkiye, B. No. 22277/93, 27/7/2000, §§ 56–64).

43. Bireyin fiziksel ve zihinsel

bütünlüğü, Anayasa’nın 17. maddesinde yer verilen “maddi ve manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet,

bireyin maddi ve manevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel

bütünlüğe keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlüdür. Ancak Devletin, bireylerin maddi ve manevi varlığına

yönelik olarak yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma

çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, tüm müdahale türleri açısından mutlaka

cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Belirtilen haksız

müdahalelere karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

Nitekim fiziksel ve zihinsel bütünlüğe yapılan müdahaleler için ülkemizde hem

cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Ancak hukukumuz

açısından, mobbing teşkil eden ve psikolojik taciz,

şiddet ve yıldırma türünden davranış grubu olarak kabul edilen ve somut

başvuruya konu eylemlere benzer eylemlerin içinde ceza hukuku anlamında suç

teşkil eden fiillerin yer alması durumunda, bu alandaki yaptırımlara tabi

tutulma olanağı bulunmakla beraber, özel hukuk anlamında bu tür fillerin

tazminat davasına konu edilebildiği görülmektedir. Yargı kararları

nazara alındığında, belirtilen tazmin imkanının, kişinin kamu görevlisi veya

özel hukuka tabi bir hizmet sözleşmesi çerçevesinde görev yapması nazara

alınarak, hem idari yargı hem de adli yargı alanında yer alan yargısal

makamlarca sağlandığı anlaşılmaktadır (Y.H.G.K. 25/9/2013

tarih ve E.2012/9-1925, K.2013/1407; Danıştay 8. Dairesi 16/4/2012 tarih ve

E.2008/10606, K.2012/1736). Dolayısıyla bir bireyin, somut başvuruda belirtilen

fiillere benzer eylemler vasıtasıyla fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne müdahale

edildiği iddiasıyla, hukuk davası yoluyla daha etkin bir giderim sağlaması

mümkündür (B. No. 2013/1123, 2/10/2013, § 35). Ayrıca,

belirtilen müdahale biçiminin içerisinde, kişinin mahremiyet alanına dâhil olan

bilgilerin, kendi rızası olmaksızın açıklanması, yayılması, bu bilgilere

başkaları tarafından ulaşılması ve rızası hilafına kullanılması, kısaca bu

bilgilerin mahrem kalması konusundaki birey menfaatine aykırı eylem ve

davranışların bulunması da mümkündür.

44. Hukuka veya sözleşmeye

aykırı bir fiil nedeniyle başkasına verilmiş olan zararın tazmin edilmesi

yükümlülüğünü ifade eden hukuki sorumluluk, ceza hukuku alanında suç olarak

adlandırılan insan davranışına göre daha geniş bir hukuka aykırı davranış

grubunu kapsamaktadır. Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için ilgili kanunda

açıkça tanımlanması gerekirken haksız fiil için böyle bir sınırlamaya yer

verilmemektedir. Ayrıca, ceza hukuku alanında taksire dayalı

sorumluluğun istisnai nitelik taşımasına rağmen, kasten veya taksirle

başkalarına verilen zararın hukuki sorumluluk kapsamında giderim imkânının daha

fazla olduğu, ceza hukuku alanında objektif sorumluluğa yer verilmezken hukuki

sorumluluk alanında objektif sorumluluk esasının da etkin şekilde uygulandığı

ve hukuki sorumluluk alanında aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir

ispat standardı kullanılarak kişisel sorumluluğun söz konusu olabildiği

anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, hukuk sistemimizde ceza muhakemesinde şahsi

hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kaldırılırken, hukuki sorumluluk

alanındaki tazmin yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin zararının telafi

edilmesi olduğu nazara alındığında, özellikle somut başvuruya konu ihlal

iddiasına benzer uyuşmazlıklar açısından, hukuki tazmin yolunun daha yüksek

başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğu

anlaşılmaktadır.

45. Başvuruya konu olayda,

başvurucu tarafından görev yaptığı okulun yönetim kadrosunda yer alan ve okulda

çalıştığı belirtilen şüpheliler hakkında, kendisinin de eserleriyle iştirak

ettiği bir resim sergisinde izinsiz olarak sağlık durumu hakkında sorular

sorulduğu, sergiye dahil olan eserlerinin

fotoğraflarının çekildiği, toplanan kişisel bilgilerinin okul idaresine

iletilmesi sonucunda hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, belirtilen

işlem ve başka bir takım hukuksuz işlemler yapılmak suretiyle idarece kendisine

mobbing uygulandığı belirtilerek suç duyurusunda

bulunulduğu, yürütülen soruşturma sonucunda şüpheliler hakkındaki evrakın

işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ancak başvurucu tarafından somut

başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma yoluna

gidilmediği anlaşılmaktadır.

46. Yukarıda yer verilen tespitler

çerçevesinde, fiziksel ve zihinsel bütünlüğe ve mahremiyet alanına ait

unsurlara karşı yapıldığı iddia edilen müdahaleler ile ilgili olarak, başvurucu

tarafından yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olduğu nazara

alındığında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için etkili

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne ve mahremiyet alanına ait

unsurlara karşı yapıldığı iddia edilen müdahaleler ile ilgili olarak yalnızca

ceza muhakemesi yoluna başvurulduğu ve somut başvuru açısından daha etkili bir

giderim yolu olan hukuk davası açma imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda

bulunulduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

2. Anayasa’nın 17. ve 20. maddelerinin ihlal edildiğine yönelik

iddialarının “başvuru yollarının

tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

15/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Işıl YAYKIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2284, 15 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2284
Tarih
15 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Sedat Vural Başvurusu (B. No: 2014/5559)
  • Murat Durmaz Başvurusu (B. No: 2013/5956)
  • Ramazan Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/6325)
  • Ömer Topuz Başvurusu (B. No: 2013/6833)
  • Karlis A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/849)
  • Ali Kutsal Başvurusu (B. No: 2013/1474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.