İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Durmaz Başvurusu (B. No: 2013/5956)

1. Başvurucu, çalıştığı

Başvuru No2013/5956Tarih15 Nisan 2014Okuma11 dk · 2.142 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Durmaz Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/5956
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.142 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, çalıştığı

işyerinden ayrılması sonrasında kişisel bilgilerine ulaşılarak bu bilgilerin

işçilik alacağına ilişkin olarak açılan davada hukuka aykırı delil olmasına

rağmen kullanılması ve bu kapsamda yaptığı suç duyurusu üzerine kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 20., 22. ve 36.

maddelerinde tanımlanan özel hayatın gizliliği, haberleşme ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, iş mahkemesinde

görülen davanın aleyhine sonuçlanması halinde yeniden yargılama yapılmasına ve

uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/7/2013 tarihinde

Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün İkinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

belirtilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu tarafından,

işyerinden ayrılmasına bağlı olarak işyerindeki şahsi bilgilerine el konularak

kullanıldığı iddiasıyla yapılan suç duyurusu üzerine, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/1/2013 tarih ve S.2012/144285 sayılı kararıyla şüpheliler

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

6. Başvurucu tarafından

belirtilen karar aleyhine yapılan itiraz İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

28/5/2013 tarih ve 2013/1175 değişik sayılı kararı ile reddedilmiştir.

7. Başvurucu tarafından işveren

aleyhine açılan ve İstanbul 14. İş Mahkemesinin E.2012/403 sırasına kaydedilen

alacak davası hâlihazırda derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

8. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. ve 173. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

9. Mahkemenin 15/4/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 29/7/2013 tarih ve 2013/5956

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

10. Başvurucu, çalıştığı

işyerinden ayrılması sonrasında, kullanımına tahsis edilmiş olan dizüstü

bilgisayara, şahsi ajandalarına ve kartvizitlerine işverence el konularak,

belirtilen eşya içindeki resim, fotoğraf ve diğer kişisel bilgilerine ve

şifresi kırılmak suretiyle e-posta adresinin içeriğine ulaşıldığını, bu

kapsamda yaptığı suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

7/1/2013 tarih ve S.2012/144285 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına

karar verildiğini, karara karşı yaptığı itirazın İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/5/2013 tarih ve 2013/1175 sayılı kararı ile reddedildiğini,

yapılan ceza soruşturmasının yalnızca dizüstü bilgisayarın işverene ait olduğu

vakıasına dayanılarak sonuçlandırıldığını, ayrıca belirtilen kişisel bilgilerin

işçilik alacağına ilişkin olarak açılan davada hukuka aykırı delil olmasına

rağmen kullanıldığını belirterek, adil yargılanma ve özel hayatın gizliliği

hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

a. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.2012/144285 Sayılı

Dosyası Açısından

11. Başvurucu, çalıştığı

işyerinden ayrılması sonrasında üçüncü kişilerce kişisel verilerinin elde

edilerek kullanıldığı iddiasıyla yaptığı suç duyurusu üzerine şüpheliler

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

12. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir…”

13. 30/11/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

14. Anılan Anayasa ve Kanun

hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

15. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

16. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”

17. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No. 2012/13,

2/7/2013, § 38).

18. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No. 2012/917, 16/4/2013, § 21).

19. Bir ceza davasında üçüncü

kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, adil yargılanma hakkının

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenî

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda

verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir

(B. No. 2013/1845, 7/11/2013, § 37; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, B. No. 47287/99, 12/2/2004, §

70).

20. Hukuk sistemimiz açısından,

5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak

iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi

sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut

olayda başvurucunun isteğinin üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla, verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkilerinin de ceza muhakemesi süreci

ile sınırlı olduğu ve başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk

yargılaması açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusunun, Anayasa’da

güvence altına alınmış ve AİHS kapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin

koruma alanı dışında kaldığı anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İstanbul 14. İş Mahkemesinin E.2012/403 Sayılı Dosyası

Açısından

22. Başvurucu, çalıştığı

işyerinden ayrılması sonrasında, üçüncü kişilerce hukuka aykırı olarak elde

edildiği iddia edilen kişisel bilgilerinin işçilik alacağına ilişkin olarak

açılan davada hukuka aykırı delil olmasına rağmen kullanıldığını belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

24. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir”

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır.

Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise, bireysel başvuruda bulunulmadan önce,

ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(B. No. 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19–20; B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 26).

26. Başvuru konusu olayda,

hukuka aykırı olarak elde edildiği iddia edilen kişisel verilerin kullanıldığı

belirtilen yargılama prosedürünün ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu ve

Mahkemece henüz uyuşmazlığın esasına dair bir karar verilmediği görülmektedir.

Derdest olan yargılama faaliyeti nazara alındığında, ihlal iddiasıyla ilgili

olarak kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ihlal iddiasına ilişkin olarak kanunen öngörülmüş olan

başvuru yolları tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

“başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Özel

Hayatın Gizliliği Hakkı ve Haberleşme Hürriyeti Yönünden

28. Başvurucu, çalıştığı

işyerinden ayrılması sonrasında, kullanımına tahsis edilmiş olan dizüstü

bilgisayara, şahsi ajandalarına ve kartvizitlerine işverence el konulduğunu,

belirtilen eşya içindeki resim, fotoğraf ve diğer kişisel bilgilerine ve

şifresi kırılmak suretiyle e-posta adresinin içeriğine ulaşıldığı belirterek,

Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

ise, bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir (§ 24).

30. Ancak belirtilen hükümlerde

yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri

açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması

gerekmektedir. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî

olarak uygulanabilir bir kural olup, bu kurala riayetin denetlenmesinde

münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda, yalnızca

hukuk sisteminde bir takım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda

bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir

biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden

başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine

getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir

(B. No. 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan /Türkiye,

B. No. 22277/93, 27/7/2000, §§ 56–64).

31. Başvuru konusu olayda, her

ne kadar başvurucu tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2013

tarih ve S.2012/144285 sayılı dosyası üzerinde, üçüncü kişilerce şahsi eşyaları

ve e-mail hesabı üzerinden, belirtilen eşya ve hesap içindeki resim, fotoğraf

ve diğer kişisel bilgilerine ulaşıldığı belirtilerek suç duyurusunda bulunulmuş

ise de, yapılan soruşturma neticesinde unsurları oluşmayan, kayda alınan

konuşmaları yayınlamak, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, haberleşmenin

gizliliğini ihlal, hırsızlık, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele

geçirmek veya yaymak ve şantaj suçları yönünden şüpheliler hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiği ve başvurucunun, kişisel verilerinin üçüncü

şahıslarca elde edildiği iddiasını konu alan uyuşmazlığın esasına ilişkin

olarak, özellikle iddiaya konu olay ve olguların tespiti açısından fonksiyonel

olabilecek, başka bir yargısal prosedür de başlatmamış olduğu anlaşılmaktadır.

32. Devlet, özel hayatın

gizliliğine keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlüdür. Somut başvuruda olduğu gibi, özel kişiler arasındaki

ihtilaflar açısından, çoğu zaman klasik müdahale biçimlerinden biri söz konusu

olmamakla beraber, bu kapsamda da yetkili makamlar için geçerli olan usulî özen yükümlülüğü, gerekli usulî

güvenceleri sunan yargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve

idari makamların özel kişiler arasındaki bir uyuşmazlıkta etkili ve adil bir

karar vermesini temin etme sorumluluğunu ifade etmektedir. Ancak Devletin, bu

müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif

yükümlülüğü, tüm müdahale türleri açısından mutlaka cezai soruşturma ve

kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız müdahalelerine

karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

33. Hukuka veya sözleşmeye

aykırı bir fiil nedeniyle başkasına verilmiş olan zararın tazmin edilmesi

yükümlülüğünü ifade eden hukuki sorumluluk, ceza hukuku alanında suç diye

adlandırılan insan davranışına göre daha geniş bir hukuka aykırı davranış

grubunu kapsamaktadır. Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için ilgili kanunda

açıkça tanımlanması gerekirken haksız fiil için böyle bir sınırlamaya yer

verilmemektedir. Ayrıca ceza hukuku alanında taksire dayalı sorumluluğun

istisnai nitelik taşımasına rağmen, kasten veya taksirle başkalarına verilen zararın

hukuki sorumluluk kapsamında giderim imkânının daha fazla olduğu, ceza hukuku

alanında objektif sorumluluğa yer verilmezken hukuki sorumluluk alanında

objektif sorumluluk esasının da etkin şekilde uygulandığı ve hukuki sorumluluk

alanında aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı

kullanılarak kişisel sorumluluğun söz konusu olabildiği anlaşılmaktadır. Bunun

yanı sıra, hukuk sistemimizde ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma

imkânı ortadan kaldırılırken, hukuki sorumluluk alanındaki tazmin

yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin zararının telafi edilmesi olduğu

nazara alındığında, özellikle somut başvuruya konu ihlal iddiasına benzer

uyuşmazlıklar açısından, hukuki tazmin yolunun daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğu anlaşılmaktadır (B. No. 2013/2355, 7/11/2013, § 31).

34. Yukarıda yer verilen

tespitler çerçevesinde, başvurucu tarafından yalnızca ceza muhakemesi yoluna

başvurulmuş olduğu ve somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan

hukuk davası açma yoluna gidilmediği anlaşılmakla, Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine

getirildiği söylenemez.

35. Açıklanan nedenlerle, başvurucu

tarafından somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk

davası açma imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.2012/144285 sayılı

dosyası yönünden ileri sürdüğü Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine

ilişkin iddiasının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. İstanbul 14. İş Mahkemesinin E.2012/403 sayılı dosyası yönünden

ileri sürdüğü Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddialarının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

15/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Murat DURMAZ Vekili : Av. Mustafa DOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5956, 15 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5956
Tarih
15 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Ramazan Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/6325)
  • Ömer Topuz Başvurusu (B. No: 2013/6833)
  • Karlis A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/849)
  • Ali Kutsal Başvurusu (B. No: 2013/1474)
  • Mehmet Ali İncesu Başvurusu (B. No: 2012/1145)
  • Şahin Güzel ve Bülent Güzel Başvurusu (B. No: 2013/496)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.