İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Topuz Başvurusu (B. No: 2013/6833)

1. Başvurucu, maaşının tam

Başvuru No2013/6833Tarih3 Nisan 2014Okuma24 dk · 4.736 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömer Topuz Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/6833
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.736 kelime·24 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, maaşının tam

olarak bordroya yansıtılması ve eksik ödenen maaş farklarının geriye dönük

olarak tarafına verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin

işlemin iptali ile 15.8.2006 tarihinden itibaren eksik ödenen maaş tutarı olan

22.451,62 TL'nin her ay için ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte

ödenmesine karar verilmesi talebiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 2., 10., 36., 125., 141. ve 142. maddelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/9/2013 tarihinde

Zile Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelenmesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 22/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu Türk Telekom A.Ş.'de sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken

24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 22.

maddesi uyarınca Tokat İl Sağlık Müdürlüğü'ne tekniker olarak atanmış ve

1/6/2006 tarihinde Zile Devlet Hastanesinde görevine başlamıştır.

6. Başvurucu 3/3/2011 tarihinde

Baştabipliğe yaptığı başvuruda, ayrıldığı kurumca ödenen aylığının 4046 sayılı

Kanun uyarınca sabit olduğu ve yeni kurumunda da bu tutar üzerinden ödeme

yapılması gerektiği halde daha düşük maaş aldığından bahisle maaşının tam

olarak bordroya yansıtılması ile tüm zam ve enflasyon farklarının döner sermaye

ödemesi kesilmeden geriye dönük olarak tarafına verilmesini istemiştir.

7. Baştabiplik tarafından

16/3/2011 tarih ve 692 sayılı işlem ile talebin reddedilmesi üzerine başvurucu

6/5/2011 tarihinde Tokat İdare Mahkemesinde açtığı davada, 82,5 TL denge

tazminatı ve % 2.32 enflasyon farkı ödendikten sonra geri istenmesine ilişkin

işlemin iptali ile geçmişe yönelik olarak ödenmesi gereken ek ödemelerin yasal

faizi ile tahakkuk ettirilerek ödenmesine, eksik ödenen maaşlarının ödenmesine

yönelik taleplerinin reddine ilişkin işlemin iptali ile bundan böyle kurumda

göreve başladığı tarihten itibaren tam olarak bordroya yansıtılmasına, eksik

ödenen bedellerin de yasal faizi ile birlikte ödenmesine, döner sermaye

alacaklarının tam olarak ödenmesine yönelik talebinin reddine ilişkin işlemin

iptali ile göreve başladığı günden bu güne döner sermaye gelirlerinden eksik

ödenen payının yasal faizi ile birlikte ödenmesine, devlet memurlarına 2006

yılından bu tarafa verilen zamlardan yararlandırılması ve gelecekte verilecek

olan zamların da maaşına yansıtılmasına yönelik taleplerinin reddine ilişkin

işlemin iptali ile 2006 yılından bu yana verilen bütün zamların yasal faizi ile

birlikte ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

8. Tokat İdare Mahkemesi

8/6/2011 tarih ve E.2011/315, K.2011/384 sayılı kararı ile dava dilekçesini,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddelerine uygun

olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

9. Bu karar üzerine başvurucu

9/8/2011 tarihinde dava dilekçesini yenilemiş ve ayrıldığı kurumda son ödenen

maaşının 1.810,17 TL olduğu, 4046 sayılı Yasa uyarınca bu tutarın sabit olduğu

ve yeni kurumunda da bu tutar üzerinden ödeme yapılması gerektiği halde daha

düşük maaş aldığından bahisle maaşının tam olarak bordroya yansıtılması ve

eksik ödenen maaş farklarının geriye dönük olarak tarafına verilmesi istemiyle

yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile 15/8/2006

tarihinden itibaren eksik ödenen maaş tutarı olan 22.451,62. TL'nin her ay için

ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

10. Sağlık Bakanlığınca sunulan

ve Mahkeme kaydına 16/11/2011 tarihinde giren ilk savunma dilekçesi ekinde

başvurucuya ait maaş ve ek ödeme bordroları ile yapılan ödeme ve geri almaya

ilişkin belgeler sunulmuş, bu belgeler başvurucuya gönderilmemiştir.

11. Başvurucu, anılan savunmaya

19/12/2011 tarihli dilekçesiyle cevap vermiştir. Bu dilekçenin (5) numaralı

paragrafında “Davacı vekilinin İdari

Yargılama kanununa uymayarak cevap dilekçesindeki ekleri bize gönderilen cevaba

koymadığı usul ve yasaya uygun değildir. Hangi maksatla gönderilmediğini

bilemem. Maaş bordrolarını istememe rağmen vermemişlerdi, verilmeyen eklerin

gönderilerek savunmam için ek süre verilmesini de istemiyorum. Banka ekstreleri

tüm gerçeği göstermektedir…” ifadesine yer verilmiştir.

12. Mahkeme 8/8/2012 tarihli ara

kararı ile Sağlık Bakanlığından uyuşmazlığın çözümü için bilgi ve belge

istemiş, 12/9/2012 tarihinde kayda giren cevap ve eklerinde başvurucunun göreve

başlama tarihi ile atama kararları, Türk Telekom A.Ş. tarafından düzenlenen

aylık bildirimi ile başvurucu ile aynı konumda olan başka bir çalışan ile

başvurucuya ait maaş bordroları Mahkemeye sunulmuştur.

13. Mahkemenin 12/9/2012 tarih

ve E.2011/558, K.2012/592 sayılı kararı ile dava kısmen süre aşımı, kısmen de

esas bakımından reddedilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden; Türk Telekom A.Ş.'de

sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken, 4046 sayılı Kanun'un 22.

maddesi uyarınca Tokat İl Sağlık Müdürlüğü'ne tekniker olarak atanan ve

01.06.2006 tarihinde yeni görevine başlayan davacı tarafından, ayrıldığı

kurumda son ödenen maaşının 1.810,17.-TL olduğu, 4046 sayılı Yasa uyarınca bu

tutarın sabit olduğu ve yeni kurumunda da bu tutar üzerinden ödeme yapılması

gerektiği halde daha düşük maaş aldığından bahisle maaşının tam olarak bordroya

yansıtılması ve eksik ödenen maaş farklarının geriye dönük olarak tarafına verilmesi

istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile 15.8.2006

tarihinden itibaren eksik ödenen maaş tutarı olan 22.451,62.-TL'nin her ay için

ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi

istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda anılan 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 12. maddesi

uyarınca uygulama tarihinden itibaren altmış gün içinde, uygulama üzerine

davacı tarafından 11. maddeye göre idareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi

halinde uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün, idarenin cevap vermesi

halinde de uygulama tarihinden başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba

katılarak cevabın davacıya tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60

gün içinde idari davanın açılmış olması gerektiği, başka bir anlatımla; dava,

davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise

ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek koşuluyla

mali hakların ödenmesine hükmedilebilecektir.

Dava konusu olayda; davacının, 03.03.2011 tarihinde idareye

başvurduğu, bu başvurunun 16.03.2011 tarihli işlemle reddedildiği ve 02.05.2011

tarihinde dava açtığı dikkate alındığında, dava açma tarihinden geriye doğru

120 gün içinde kalan yani 02.01.2011 tarihinden sonraki ilk uygulama tarihi

olan 15.01.2011 tarihinden sonraki dönem için ödenen mali haklardan

yararlandırılması isteminde bulunabileceği görüldüğünden, 15.01.2011 tarihinden

önceki dönem için kaynaklanan mali haklardan yararlandırılması isteminin

reddine ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesinin mümkün

olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu işlemin;15.01.2011 tarihinden sonraki dönem için

ödenen döner sermayeye tazminat talebine gelince;

Uyuşmazlıkta; Türk Telekom A.Ş.'de

sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken, 4046 sayılı Kanun'un 22.

maddesi uyarınca Tokat İl Sağlık Müdürlüğü'ne tekniker olarak atanan ve

01.06.2006 tarihinde yeni görevine başlayan davacıya yukarıda anılan Kanun

uyarınca önceki kurumda aldığı maaş tutarı ile Sağlık Bakanlığı'na bağlı

kurumdan aldığı maaş tutarı arasındaki fark tutar fark tazminatı olarak

ödenmiş, 2006 yılından itibaren yeni kurumundaki döner sermaye ödemelerinden

yararlanmaya başlamıştır. Yukarıda anılan 4046 sayılı Yasanın 22. maddesinin 5.

fıkrasında da ifade edildiği üzere, davacıya yeni kurumunda ödenecek maaşın ve

fark tazminatının hesaplanmasında, eski kurumunda almakta olduğu ödemelerin

toplam net tutarının; nakledildiği kurumdaki kadro veya pozisyonlara ilişkin

olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları,

makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek

ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan

her türlü ödemelerin toplam net tutarının karşılaştırılacağı ve buna göre fark

tazminatı ödeneceği ve fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödeneceği

görülmekte olup, bu kapsamda davacının yeni kurumunda aldığı döner sermaye

payının da yeni kurumundaki her türlü ödemeler matrahına dahil edileceği

açıktır.

Bakılan davada, davacıya yeni kurumunda ödenen maaş ve döner

sermaye tutarı toplamının davacının önceki kurumundan aldığı ücretler

toplamından fazla olduğu, dolayısıyla her hangi bir fark ödemesine gerek

olmadığı, diğer yandan dosyadaki bilgi ve belgelerden özelleştirme kapsamında

kuruma atanmayan ve davacıyla aynı kadro ve pozisyonda bulunan (aynı öğrenim

durumunda ve aynı derece-kademede olan) davacının emsali ile davacıya ödenen

maaş ve her türlü ücret toplamlarının da aynı olduğu görüldüğünden, davacının

maaşının tam olarak bordroya yansıtılması ve eksik ödenen maaş farklarının

geriye dönük olarak tarafında verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun

reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

14. Başvurucu kararın kendisine

tebliğ edilmesinden sonra 20/11/2012 tarihinde Mahkeme’ye gelerek dava

dosyasına davalılar tarafından sunulan bordro ve diğer belgelerin bir suretini

istemiştir.

15. Başvurucu, Mahkeme kararına

karşı yaptığı itirazda, davanın kısmen süre aşımı kısmen de esastan

reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 20/11/2012 tarihli dilekçesi üzerine

aldığı bordroların karışık ve anlaşılmaz olduğunu, bordrolarda yaptığı

incelemede sabit maaşının bordrolarda görünmediğini ileri sürmüş ve dilekçe

ekinde; maaş bordroları, davalı idareler tarafından sunulan emsal maaş ve döner

sermaye belgelerine de yer verilmiştir.

16. Sivas Bölge İdare Mahkemesi

7/3/2013 tarih ve E.2013/64, K.2013/79 sayılı kararı ile itiraz talebini

reddederek Mahkeme kararını onamıştır.

17. Başvurucu tarafından bu

karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Mahkemenin 11/7/2013 tarih

ve E.2013/244, K.2013/304 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

18. Karar, başvurucuya 1/8/2013

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 2/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar. “

20. Aynı Kanun’un 11. maddesi

şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari

işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem

yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava

açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma

süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş

sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre

de hesaba katılır.”

21. Aynı Kanun’un 12. maddesi

şöyledir:

“İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

22. Aynı Kanun’un 15. maddesi

şöyledir:

“1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki

maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna

aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

a) 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu

konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise

görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden

reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın

reddine,

c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış

hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek

hasma tebliğine,

d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün

içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları

tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat

olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün

içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin

reddine,

e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare

merciine tevdiine,

Karar verilir.

2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine

başvurma tarihi olarak kabul edilir.

3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye

uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç

alınmaz.

4. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce

verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu

konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c

bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, kararın düzeltilmesi veya temyiz

yoluna; tek hakim kararına karşı ise itiraz yoluna

başvurulabilir.

5. (Ek: 5/4/1990 - 3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin

reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı

takdirde dava reddedilir.”

23. Aynı Kanun’un 20. maddesinin

(3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya

yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte

yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan veya ilgili bakan, gerekçesini

bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. (Ek Cümle:

10/6/1994 - 4001/10 md.)

Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar

verilemez.”

24. 4046 sayılı Kanun’un 22.

maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:

“ Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına

nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet Personel

Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak

bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla

mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik

ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar

sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro

veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her

türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam

tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret,

ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her

türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek

ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark

tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya

kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya

pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka

kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 3/4/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/9/2013 tarih ve 2013/6833 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, maaş ve döner

sermaye ödemesinin eksik ödendiğinden bahisle açtığı davanın birlikte görülmesi

gerektiği halde bu taleplerin ayrı dava konusu yaptırıldığını, maaş bordrolarının kendisine

yazılı olarak bildirilmediğini, maaş nakil ilmühaberinin kendisine

verilmediğini, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde dava açma süresinin yazılı

bildirim tarihinden başlayacağının belirtildiğini, Anayasa’nın 125. maddesinde

yer alan yazılı bildirim kuralına uyulmadığını, maaş ve döner sermaye

ödemesinin eksik yapıldığını öğrendiği anda dava açtığını, önceki kurumunda

aldığı maaşının kazanılmış hak olduğunu, açtığı davada bilirkişi incelemesi

talebinde bulunmasına karşın bu hususun dikkate alınmadığını, davalı idareler

tarafından sunulan belgelerin kendisine gönderilmediğini ve bu belgelere göre

karar verildiğini, Mahkeme ara kararının kendisine bildirilmediğini

belirterek Anayasa’nın 2., 10., 36., 125., 141. ve 142. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun, maaş ve döner

sermaye ödemesinin eksik ödendiğinden bahisle açtığı davanın birlikte görülmesi

gerektiği halde bu taleplerin ayrı dava konusu yaptırılmasına yönelik şikâyeti

ile diğer şikâyetlerinin ayrı başlıklar halinde incelenmesi ve diğer şikâyetler

yönünden ileri sürülen iddiaların da “adil

yargılanma hakkı” kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

1. Maaş ve Döner

Sermayeye İlişkin Davaların Birlikte Görülmediği İddiası Yönünden

28. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

29. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

30. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

31. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

32. İdari işlemlerden

kaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari yargıda dava

açılması gerektiği, olağan kanun yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâ

devam ediyorsa ancak bu takdirde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulabileceği açıktır ( B. No: 2012/26, 26/3/2013,

§§ 16-19).

33. Bunun yanında 2577 sayılı

Kanun’un 15. maddesinde ise aynı Kanun’un 3. ve 5. maddelerine göre dava

dilekçesinin reddine ilişkin kararlara karşı doğrudan itiraz veya temyiz yoluna

başvurulamayacağı düzenlenmiştir. İdari yargı yerlerinde 2577 sayılı Kanun’un

3. ve 5. maddelerine uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin

reddedilmesi durumunda davacı tarafından mahkeme kararına uygun olarak

dilekçenin yenilenmesi zorunlu olup, dilekçenin reddine ilişkin kararın hukuka

aykırı olduğu yönündeki iddiaların ancak dava hakkında verilen esas karar ile

birlikte itiraz veya temyiz yolunda ileri sürülmesi gerekmektedir.

34. Başvuru konusu olaya

bakıldığında, başvurucu ilk dava dilekçesinde maaş ve döner sermaye

ödemelerinin tarafına eksik yapıldığı iddialarıyla birlikte iki hususu daha

dava konusu etmiş, Mahkeme ise, başvurucunun dört ayrı talebinin bulunduğu,

talepler arasında maddi veya hukuki yönden bir bağlılık ya da sebep-sonuç

ilişkisinin bulunmadığı, her bir talebi için ayrı ayrı dört farklı dava

açılması gerektiği gerekçesiyle dilekçenin reddine karar vermiş, bunun ardından

bireysel başvuruya konu edilen davada başvurucu yalnızca eksik ödenen

maaşlarını dava konusu etmiştir. Açılan bu davanın Mahkeme tarafından kısmen

süre aşımı kısmen esastan reddedilmesinden sonra başvurucunun bu karara karşı

yaptığı itiraz ve karar düzeltme taleplerine ilişkin dilekçelerinde ise açtığı

ilk davaya ait dilekçesinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu yönünde veya

hak ihlaline neden olduğu gerekçesiyle bir itirazda bulunmamıştır.

35. Bu durumda, başvurucunun,

idari işlem aleyhine ileri sürdüğü şikâyetini yargısal mercilere usulüne uygun

olarak iletmeden, yani kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yolunun tamamını

tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunması nedeniyle, 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik

kriterlerini taşımadığı anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle, ihlale

neden olduğu ileri sürülen Mahkeme kararı için kanunda öngörülmüş yargısal

başvuru yollarının tamamı bireysel başvuru yapılmadan önce usulüne uygun

şekilde tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Diğer

İddialar Yönünden

37. Başvurucu, maaş bordrolarının kendisine

yazılı olarak bildirilmediğini, maaş nakil ilmühaberinin kendisine

verilmediğini, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde dava açma süresinin yazılı

bildirim tarihinden başlayacağının belirtildiğini, Anayasa’nın 125. maddesinde

yer alan yazılı bildirim kuralına uyulmadığını, maaş ve döner sermaye ödemesinin

eksik yapıldığını öğrendiği anda dava açtığını, önceki kurumunda aldığı

maaşının kazanılmış hak olduğunu, açtığı davada bilirkişi incelemesi talebinde

bulunmasına karşın bu hususun dikkate alınmadığını, davalı idareler tarafından

sunulan belgelerin kendisine gönderilmediğini ve bu belgelere göre karar

verildiğini, Mahkeme ara kararının kendisine bildirilmediğini ileri sürmüştür.

38. Mahkeme kararının incelenmesinden,

başvurucunun 3/3/2011 tarihinde idareye başvurduğu, bu başvurunun 16/3/2011 tarihli

işlemle reddedildiği ve 2/5/2011 tarihinde dava açtığı, Mahkemenin, dava açma

tarihinden geriye doğru 120 gün içindeki ilk uygulama tarihi olan 15/1/2011

tarihinden sonraki dönem için ödenen mali haklardan yararlandırılması isteminde

bulunabileceği gerekçesiyle 15/1/2011 tarihinden önceki mali haklardan

yararlandırılması isteminin reddine ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle

reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında Mahkeme, başvurucuya yeni

kurumunda ödenen maaş ve döner sermaye tutarı toplamının davacının önceki

kurumundan aldığı ücretler toplamından fazla olduğu, dolayısıyla her hangi bir

fark ödemesine gerek olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden özelleştirme

kapsamında kuruma atanan (kararda atanamayan ibaresi kullanılmış, § 13) ve başvurucuyla

aynı kadro ve pozisyonda bulunan (aynı öğrenim durumunda ve aynı

derece-kademede) emsali ile başvurucuya ödenen maaş ve her türlü ücret

toplamlarının da aynı olduğu, başvurucunun maaşının tam olarak bordroya

yansıtılması ve eksik ödenen maaş farklarının geriye dönük olarak tarafına

verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 15/1/2011 tarihinden sonrasına ait dönem

için davanın esastan reddine karar vermiştir.

39. Başvurucunun, davanın kısmen süre aşımı

ve kısmen de esastan reddedilmesi ile savunma ekinde ibraz edilen belgelerin,

Mahkemenin yaptığı ara kararının ve bu karar üzerine sunulan belgelerin

kendisine bildirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürdüğü iddialarının iki başlık halinde incelenmesi gerekmektedir.

a. Davanın Reddedilmesi Yönünden

40. Başvurucu, maaş bordrolarının kendisine

tebliğ edilmediği halde davasının süre aşımı nedeniyle reddedildiğini iddia

etmektedir.

41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

42. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

44. Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak,

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe

derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri

değerlendirmesinde açık ve bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 26).

45. Anayasa’nın 40. maddesinin

ikinci fıkrasında Devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları

ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade

edilmiştir.

46. Anayasa’nın 125. maddesinin

üçüncü fıkrasında da idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı

bildirim tarihinden başlayacağı açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.

47. Kanun koyucu bu doğrultuda,

2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin

yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme

bağlanmıştır.

48. Aynı Kanun’un 11. maddesinde

ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması,

geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan,

üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde

istenebileceği, bu başvurunun idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün

içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin

reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden

işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba

katılacağı hükme bağlandıktan sonra 12. maddesinde de, ilgililerin haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya,

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca

idareye başvurma haklarının saklı olduğu kuralına yer verilmiştir.

49. Başvuru konusu olayda

başvurucu özelleştirme uygulaması nedeniyle atamasının yapıldığı ve 1/6/2006

tarihinde göreve başladığı Tokat İl Sağlık Müdürlüğünde eksik maaş ödendiği

gerekçesiyle 3/3/2011 tarihinde idareye başvurmuş, 16/3/2011 tarihli işlem ile

başvurusunun reddedilmesi üzerine 2/5/2011 tarihinde, bu ret işleminin iptali

ile birlikte 15/8/2006 tarihinden itibaren eksik ödenen maaş tutarı olan

22.451,62 TL’nin faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ise dava açma

tarihinden geriye doğru 120 gün içindeki ilk uygulama tarihi olan 15/1/2011

tarihinden sonraki dönem için ödenen mali haklardan yararlandırılması isteminde

bulunabileceği gerekçesiyle 15/1/2011 tarihinden önceki mali haklardan

yararlandırılması talebinin süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş, 5/1/2011

tarihinden sonra eksik ödeme iddiaları hakkında ise davanın esası hakkında

inceleme ve değerlendirme yapmıştır.

50. Görüldüğü üzere başvurucu hakkında icrai nitelikte tesis edilen ve iptal istemine konu teşkil

edebilecek işlem başvurucunun 3/3/2011 tarihli başvurusu üzerine tesis edilen

16/3/2011 tarihli işlemdir. Başvurucu bu işlemin iptali istemiyle 2/5/2011

tarihinde dava açmış ve 15/8/2006 tarihinden itibaren eksik ödeme yapıldığını

ileri sürdüğü maaş farklarının tazminini istemiş, Mahkeme ise 2577 sayılı

Kanun’un 11. ve 12. maddeleri uyarınca 15/1/2011 tarihinden önceki dönem için

talep edilen tazminata yönelik dava açma süresinin geçtiğine karar vermiştir.

51. Diğer yandan başvurucu, bilirkişi incelemesi talebinin

karşılanmadığını, Mahkeme’nin daha önce maaş ve döner sermaye alacaklarının

birlikte dava konusu edilemeyeceğine karar vermesine rağmen kararda her ikisine

yönelik ibarelerin olduğunu da iddia etmiştir.

52. Başvuruya konu Mahkeme kararına (§ 13)

bakıldığında, başvurucuya eksik maaş ödenmediği ve bu sebeple talebinin reddi

gerektiği sonucuna varılırken dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere

dayanıldığı, buna göre başvurucuya ödenen mali haklarla emsallerine ödenen mali

hakların aynı olduğunun tespit edildiği, 4046 sayılı Kanun’un 22. maddesi

uyarınca yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmadığı değerlendirmeleri

yapılmış, karara yapılan itiraz ve karar düzeltme talepleri üzerine Bölge İdare

Mahkemesi, başvurucunun iddialarının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte

olmadığına karar vermiştir. Davanın konusu eksik ödemeden kaynaklanan maaş

farkı olsa da Mahkeme kararında “Dava

konusu işlemin;15.01.2011 tarihinden sonraki dönem için ödenen döner sermayeye

tazminat talebine gelince;” ifadesi kullanılmış ve bu hususta maddi hata yapılmış ise de

kararın devam eden kısmında başvurucuya yapılan maaş ödemesinin eksik olup

olmadığı hakkında karar verildiği görülmekle, yapılan bu maddi hatanın kararın

esasına etkili olmadığı anlaşılmaktadır.

53. Başvurucu, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla

ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın

gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin

kararında açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

54. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Dava Dosyasına Sunulan Belgelerin ve Mahkeme Ara Kararının

Tebliğ Edilmediği Şikâyeti Yönünden

55. Başvurucu, savunma ekinde sunulan

belgelerin, Mahkemenin 8/8/2012 tarihli ara kararının ve ara karar üzerine

Mahkemeye gönderilen belgelerin kendisine tebliğ edilmediğini ve bu şekilde

karar verilemeyeceğini iddia etmektedir.

56. Adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın

taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara

tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma

düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile

getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Ceza davalarının yanı sıra

medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve

idari davalarda da bu ilkeye uyulması gerekir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §

32).

57. Çelişmeli yargılanma hakkı,

kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar

ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş

bildirebilme imkânı vermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994,

27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B.No: 19075/91, 20/2/1996, § 33).

58. Dosyanın incelenmesinden ilk derece

yargılaması sırasında 16/11/2011 tarihinde Mahkeme kaydına giren davalı Sağlık

Bakanlığının ilk savunma dilekçesi ekinde başvurucuya ait maaş ve ek ödeme

bordroları, yapılan ödeme ve geri almaya ilişkin sunulan belgeler ile

Mahkemenin 8/8/2012 tarihli ara kararı ve bu ara kararı üzerine 12/9/2012

tarihinde kayda giren cevap ve eklerinde sunulan, başvurucunun göreve başlama

tarihi ve atama kararlarının, Türk Telekom A.Ş. tarafından düzenlenen aylık

bildiriminin ve başvurucu ile aynı konumda olan başka bir çalışan ve

başvurucuya ait maaş bordrolarının tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

59. Ancak, başvurucu, Sağlık

Bakanlığının verdiği ilk savunma dilekçesine karşı Mahkemeye sunduğu cevap

dilekçesinde (§ 11), savunma

dilekçesine ekli olan ve tarafına gönderilmeyen belgelerin kendisine

gönderilmemesini ve cevap vermek için de ek süre verilmemesini istemiş, banka

ekstrelerinin tüm gerçeği gösterdiğini ifade etmiştir. Diğer taraftan, başvurucu

Mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesinden sonra 20/11/2012 tarihinde

Mahkeme’ye gelerek dava dosyasına davalılar tarafından sunulan bordro ve diğer

belgelerin birer suretini istemiş, başvuru formunda belirtildiği üzere

başvurucu, Mahkemenin aldığı 8/8/2012 tarihli ara kararından ve bu karara

verilen cevap ve belgelerden, aldığı suretler neticesinde haberdar olmuştur.

Ayrıca karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde, 20/11/2012 tarihli dilekçesi

üzerine aldığı bordroların karışık ve anlaşılmaz olduğunu, bordrolarda yaptığı

incelemede sabit maaşının görünmediğini ileri sürmüş ve dilekçe ekinde; maaş

bordrolarına, davalı idareler tarafından sunulan emsal maaş ve döner sermaye

belgelerine yer vermiştir.

60. Bu durumda, davalı Sağlık

Bakanlığı tarafından sunulan savunma dilekçesi ekinde yer alan belgelerden

başvurucunun savunma dilekçesinin kendisine tebliği ile haberdar olduğu,

belgelerin kendisine gönderilmemesini istediği, Mahkeme tarafından verilen

karardan sonra yaptığı başvuru üzerine Mahkemenin ara kararından ve ara

kararına verilen cevap ve eklerden haberdar olduğu, itiraz dilekçesinde adına

düzenlenen bordrolardan şikâyet ettiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucu ilk

derece yargılaması aşamasında tebliğ edilmemiş olsa bile itiraz aşamasından

önce Mahkeme ara kararından ve dosyaya ibraz edilen belgelerden haberdar olmuş

ve buna yönelik görüşlerini hazırlama ve mahkemeye sunma imkânı bulmuştur.

61. Diğer taraftan başvurucu

eğer ilk derece yargılaması sırasında kendisine tebliğ edilmeyen belgeler ve

Mahkeme ara kararı tebliğ edilmiş olsaydı mahkeme önünde dile getiremediği

hangi ilave tezleri ileri süreceğine ilişkin olarak da herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

Bu nedenle başvurucunun ilk derece yargılaması sırasında savunma ekinde ibraz

edilen belgelerin, Mahkeme ara kararının ve ara kararına verilen cevapların

önceden tebliğ edilmemesi sebebiyle yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkândan mahrum bırakıldığı söylenemez. Sonuç

olarak somut olayda çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmediği

anlaşılmaktadır.

62. Açıklanan nedenlerle,

Mahkeme kararlarında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine

yönelik açık bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Maaş ve döner sermayeye ilişkin davaların birlikte görülmemesine yönelik

şikâyetinin “başvuru yollarının tüketilmemiş

olması”

2.

Davanın reddedilmesine yönelik şikâyetinin “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

3.

Dava dosyasına sunulan belgelerin ve mahkeme ara kararının tebliğ edilmemesine

yönelik şikâyetinin “açıkça dayanaktan

yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

3/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Ömer TOPUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6833, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6833
Tarih
3 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Karlis A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/849)
  • Ali Kutsal Başvurusu (B. No: 2013/1474)
  • Mehmet Ali İncesu Başvurusu (B. No: 2012/1145)
  • Şahin Güzel ve Bülent Güzel Başvurusu (B. No: 2013/496)
  • Abdulkadir Bolluk Başvurusu (B. No: 2013/5278)
  • Ömer Üğdül Başvurusu (B. No: 2013/2056)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.