İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali İncesu Başvurusu (B. No: 2012/1145)

1. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamanın dokuz yıl

Başvuru No2012/1145Tarih15 Nisan 2014Okuma14 dk · 2.848 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Ali İncesu Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2012/1145
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.848 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamanın dokuz yıl

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 14/12/2012 tarihinde

İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/5/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm tarafından 24/7/2013

tarihinde yapılan toplantıda başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 31/7/2013

tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, yazılı görüşünü 23/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 13/9/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren

dilekçesini 23/9/2013 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bandrolsüz kitap satışı yaptığı şüphesi ile 9/9/2003 tarihinde gözaltına alınmış ve ifadesi alındıktan

sonra serbest bırakılmıştır.

9. Başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2003 tarih ve H.2003/37148, İ.2003/398-14865 sayılı

iddianamesi ile 5/12/1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

hükümlerine aykırı olarak çoğaltılmış kitap satışı yapmak suçunu 15 defa

işlediği iddiası ile İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde (1

No.lu Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 9/6/2005 tarih ve 461 sayılı kararı ile 1 No.lu Mahkemenin

işlerinin 1/3’üne bakan hâkimin uhdesindeki dosyaların, İstanbul 3. Fikri ve

Sınai Haklar Ceza Mahkemesine (3 No.lu Mahkeme) devredilmesine karar verilmesi

üzerine, başvurucu hakkında devam eden yargılama, 1 No.lu Mahkeme’nin 17/6/2005

tarih ve E.2003/2058, K.2005/2083 sayılı kararı ile 3 No.lu Mahkeme’ye

devredilmiştir.

11. 3 No.lu Mahkeme 12/6/2006 tarih

ve E.2005/1100, K.2006/614 sayılı kararı ile başvurucunun “5846 sayılı yasa hükümlerine aykırı olarak

çoğaltıldığını bildiği ya da bilmesi icap ettiği eser nüshalarını ticari amaçla

elinde bulundurmak” suçunu işlediği kanaatine vararak, adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu, 7/7/2006

tarihli dilekçe ile bu kararı temyiz etmiştir.

12. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesi,

1/12/2009 tarih ve E.2008/12439, K.2009/14080 sayılı kararı ile “5728 sayılı Yasa ile 5846 sayılı Yasada yapılan

değişiklik ve aynı yasanın 562. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri

bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi gözetilerek,

yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma

görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu”nun bozmayı gerektirdiği

gerekçesiyle başvurucu hakkında verilen mahkumiyet kararının “sair yönleri incelenmeksizin” bozulmasına

karar vermiştir.

13. Bozma sonrası yargılama neticesinde Mahkemenin 1/7/2010 tarih ve E.2010/22, K.2010/316 sayılı kararı ile

başvurucunun 5846 sayılı Kanun’un 71. maddesinin birinci ve 81. maddesinin on

üçüncü fıkraları gereğince 486 gün olarak belirlenen adli para cezası, günlüğü

20,00 TL’den paraya çevrilerek başvurucunun 9.720,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına, yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirilemediğinden “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren gerek bulunmadığına” karar verilmiştir.

Başvurucu bu kararı, 20/8/2010 tarihli dilekçe ile temyiz

etmiştir.

14. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarih ve E.2012/20596, K.2012/24005 sayılı kararı

ile başvurucu hakkında devam eden ceza davasının zamanaşımı süresinin dolması

nedeniyle “ortadan kaldırılmasına”

karar verilmiştir.

15. Başvurucu, 30/11/2012 tarihli

dilekçe ile dosyadan suret alması üzerine Yargıtay kararından haberdar olduğunu

beyan etmiş olup, başvurucunun karardan daha önce haberdar olduğunu gösteren

başka herhangi bir bulgu tespit edilememiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 5846 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının

(1) numaralı bendi şöyledir:

“(Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.)

Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle

ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek:

1. Bir eseri, icrayı, fonogramı

veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden,

çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline

yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen

veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek

suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç

eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi

hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”

17. 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin on üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak

71 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla

birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezaya

hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/12/2012 tarih ve 2012/1145 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, hakkındaki yargılama sürecinin 9/9/2003 tarihinde başladığını ve Yargıtayın

26/9/2012 tarihli ilâmı ile sona erdiğini, bu şekilde yargılama sürecinin dokuz

yıl sürdüğünü, yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın özel şartları

çerçevesinde ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvurucu ve ilgili diğer kişi

ve makamların tutumu açısından değerlendirilmesi gerektiğini, yargılandığı

davanın karmaşık olmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat

taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Başvurucu Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp,

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu doğrultuda,

başvurucunun başvuru dilekçesinde temas ettiği olay ve olgular, esas itibarıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir unsuru olan

makul sürede yargılanma hakkının koruma alanına ilişkin olduğundan, Anayasa’nın

19. maddesi bakımından ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

21. Başvurucunun şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir.

Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

22. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin, uzun

yargılama şikâyetlerini incelerken sadece zaman bakımından yetkiye ilişkin

başlangıç tarihi olan 23/9/2012 tarihinden sonraki

dönemi değil, bu tarihe kadar geçen süreyi de değerlendirdiği, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesinin yargılama süresinin makul olup

olmadığını her olayın kendine özgü koşullarını ve özellikle davanın karmaşık

olup olmadığı, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarının

tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusu

yargılama bir ceza yargılaması ise, başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibi

ölçütleri dikkate alarak karar verdiği, somut başvuruya konu yargılamanın

9/9/2003 tarihinde başladığı ve 26/9/2012 tarihinde sona erdiği, yargılamanın

dokuz yıl sürdüğü, sürenin makul olup olmadığının ve hükmedilecek tazminat

miktarının takdirinin Anayasa Mahkemesine ait olduğu bildirilmiştir.

23. Başvurucu, 23/9/2013 tarihli

beyan dilekçesinde, başvuru dilekçesindeki iddia ve taleplerini tekrarlayarak,

Anayasa Mahkemesinin 2/7/2013 tarih ve B. No: 2012/13 sayılı kararı

doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar

verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir …”

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmelidir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22; B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 38; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 27).

27. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi de Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulmalıdır (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39;

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 28).

28. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/673, 19/12/2013,

§ 27; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 29).

29. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41-45; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 30).

30. Ancak belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

31).

31. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

32. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.

Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak

karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

33. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi ile Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarih farklı olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilen

nihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetler bakımından

dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnat

edildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, ceza muhakemesinde

yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde, 23/9/2012

tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veya

devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihe

kadar geçen süre dikkate alınacaktır (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 36).

34. Başvuru konusu olayda başvurucu, 9/9/2003

tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında açılan kamu davası Yargıtayın

26/9/2012 tarihli ilâmı ile neticelenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetiyle ilgili olarak

dikkate alınması gereken süre, 9/9/2003 - 26/9/2012

tarihleri arasında geçen toplam dokuz yıl 17 günlük süredir.

35. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara

atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda

gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve

organizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile

Sözleşme’nin 6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre

içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama

koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu

yüklemektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 44; B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 39).

36. Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki

rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya

belgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör

atanmasındaki gecikmeler, hâkim ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü

ağırlığı nedenleriyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili

makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55;

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 40).

37. Başvurucu, 9/9/2003 tarihinde

gözaltına alınmış ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucu

hakkında 3/11/2003 tarihinde kamu davası açılmış,

10/11/2003 tarihinde ise duruşma hazırlık tutanağı tanzim edilmiştir. Davetiye

tebliği ve başvurucunun zorla getirilmesine dair kararların sonuçları duruşma

tarihinden önce Mahkemeye bildirilmemiştir. 6/5/2004

tarihli ilk duruşmaya gelen olmamış, 23/12/2004 tarihli duruşmaya başvurucu

sanık sıfatıyla iştirak etmiş ve savunması alınmıştır. Duruşma sonunda eksik

yetki belgesinin ibrazı için şikâyetçi vekiline bildirim yapılmasına ve suç

delilleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.

Duruşma arasında bilirkişi, raporunu ibraz etmiştir. 18/5/2005

tarihli duruşmaya iştirak eden şikâyetçi vekilinin, bilirkişi raporunu

incelemek ve takip yetkisine ilişkin belge sunmak üzere süre talep etmesi

üzerine duruşma yeniden ertelenmiştir. HSYK kararı (§ 10) nedeniyle yargılama

dosyası 3 No.lu Mahkemeye devredilmiştir. 14/9/2005

tarihli duruşmaya gelen şikâyetçi vekili, yetki belgesini sunmamış olması

nedeniyle yeniden süre talebinde bulunmuştur. Duruşma sonunda Mahkeme, suç

delillerinin bazılarının incelenmemiş olduğu gerekçesiyle ek bilirkişi

incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. 21/2/2006

tarihli duruşmada ek bilirkişi raporunun sunulmadığı tespit edilerek,

başvurucunun uzlaşma konusunda beyanına başvurulmak üzere açıklamalı davetiye

ile duruşmaya çağrılmasına karar verilmiş, ek bilirkişi raporu alınmasına

ilişkin ara karardan dönülmüştür. Mahkemenin 12/6/2006

tarihli kararı ile başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir (§ 11). Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 1/12/2009 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri

bırakılması hususunun değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının “sair yönleri incelenmeksizin” bozulmasına

karar verilmiştir (§ 12). Bozma sonrası yargılama aşamasında, 27/1/2010 tarihli duruşma hazırlık tutanağı kapsamında,

başvurucunun bozma kararına karşı “diyeceklerinin

tespiti” için istinabe yazılmış ancak, başvurucunun “03/02/2010 tarihinde tahliye edildiği”

gerekçesiyle yazı, bila ikmal iade edilmiştir. 27/4/2010 tarihli bozma sonrası ilk duruşmaya gelen olmamış,

duruşma sonunda başvurucunun açıklamalı davetiye ile duruşmaya çağrılmasına ve

MERNİS adresinin bağlı olduğu mahkemeye ayrıca istinabe yazılmasına karar

verilmiştir. 17/5/2010 tarihinde başvurucunun istinabe

yoluyla savunması ve diğer eksik beyanları alınmıştır. Mahkemenin 1/7/2010 tarihli kararı ile başvurucunun 9.720,00 TL adli

para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir (§ 13). Temyiz incelemesini

yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihli

ilâmı ile ceza davasının zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle “ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir

(§ 14).

38. Bu şekilde yargılamanın 9/9/2003-12/6/2006

ve 1/12/2009-1/7/2010 tarihleri arasındaki üç yıl dört aylık bölümünün

Cumhuriyet savcılığı ve ilk derece mahkemelerinde; 12/6/2006-1/12/2009 ve

1/7/2010-26/9/2012 tarihleri arasındaki ve beş yıl sekiz aylık bölümünün de

kanun yolu incelemesinde geçtiği nazara alındığında, somut başvuru açısından

özellikle değerlendirilmesi gereken yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHM tarafından da müteaddit defalar

incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir yapısal sorun olması ve yargılama

sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların uzun bir müddet zarfında artması ve

birikmesi sonucu yargılamalarda makul sürenin aşılması durumunda, Sözleşme’nin

6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır. Zira devlet, yargılama

sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların nicelik itibarıyla artmasına rağmen,

yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilebilmesi için gerekli tüm

tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılama

koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunun bir

görünümüdür (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55; B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 40).

39. İlk Derece Mahkemesince iki ayrı

aşamada yürütülen yargılama kapsamında, genel olarak usul hükümlerine riayet

edilmek suretiyle, delillerin toplanması, taraf beyanlarının tespiti ve

bilirkişi incelemesi yaptırılması gibi usuli

işlemlerin ikmalinin üç yıl dört ay gibi bir sürede tamamlandığı, dosya

üzerinden yürütülen temyiz incelemesi sürecinin ise yaklaşık beş yıl sekiz

aylık bir zaman dilimini kapsadığı anlaşılmaktadır. Özellikle kanun yolu aşamasındaki

süreç dikkate alındığında, yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve

organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması

üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa’nın

36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama sisteminin,

mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil

olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde

düzenlenmesi zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, hukuk sisteminde var

olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin, yargılama faaliyetinin

makul sürede gerçekleştirilmemesini haklı kılamayacağı açıktır.

40. Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle

bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

41. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken, davadaki sanık sayısı,

davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç için

öngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri somut ceza davasının

yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tek

bir sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan yargılama açısından, söz

konusu dokuz yılı aşkın yargılama süresinin, makul kabul edilmesi mümkün

olmayan bir gecikme olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan “makul

sürede yargılanma hakkı”nın

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

43. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle 10.000,00 TL maddi

ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

44. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurunun incelenmesi sonucunda, Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte, tespit edilen ihlal

ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu hakkında yürütülen ve yaklaşık dokuz yıl süren

yargılama süreci dikkate alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu

nedeniyle, yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya takdiren 6.650,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 6.650,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

15/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Mehmet Ali İNCESU Vekili : Av. İnan AKMEŞE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1145, 15 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1145
Tarih
15 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Şahin Güzel ve Bülent Güzel Başvurusu (B. No: 2013/496)
  • Abdulkadir Bolluk Başvurusu (B. No: 2013/5278)
  • Ömer Üğdül Başvurusu (B. No: 2013/2056)
  • Nail Artuç Başvurusu (B. No: 2013/2839)
  • Sadettin Pahsa ve Bedri Orundaş Başvurusu (B. No: 2013/736)
  • Ali Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/6689)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.