İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadettin Pahsa ve Bedri Orundaş Başvurusu (B. No: 2013/736)

1. Başvurucular, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen

Başvuru No2013/736Tarih3 Nisan 2014Okuma12 dk · 2.357 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sadettin Pahsa Ve Bedri Orundaş Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/736
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.357 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen

tahliye edilmediklerini ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucular

tarafından 28/12/2012 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 27/5/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm, 26/6/2013 tarihinde

yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet

Bakanlığı, görüşünü 29/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvuruculara 29/7/2013 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını yasal süresi

içinde Anayasa Mahkemesine sunmamışlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, 19/12/2006

tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesinin

2006/683 sorgu sayılı kararı ile 26/12/2006 tarihinde tutuklanmışlardır.

9. Başvuruculardan Sadettin

Pahsa hakkında, çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüt

faaliyetleri kapsamında silahla birden fazla kişiyle yağma yapmak ve yağmaya

teşebbüs etmek, zorla kişi hürriyetinden mahrum bırakmak, 6136 sayılı Kanun’un

13. maddesinin (1) numaralı ve son fıkralarıyla aynı Kanun’un 15. maddesinin

(1) numaralı fıkralarına muhalefet suçlarından; Bedri Orundaş

hakkında ise çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak, örgüt faaliyetleri

kapsamında silahla birden fazla kişiyle yağma yapmak ve yağmaya teşebbüs etmek,

zorla kişi hürriyetinden mahrum bırakmak, 6136 sayılı Kanun’un 15. maddesinin

(1) numaralı fıkralarına muhalefet suçlarından cezalandırılması talebiyle

hazırlanan 1/3/2007 tarihli iddianame ile İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde

28/3/2007 tarihinde kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucular, tutukluluk

sürelerinin beş yılı geçtiği gerekçesiyle Mahkemenin 11/10/2012 tarihli

oturumunda tahliye talebinde bulunmuş, ancak talepleri İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/11/2012 tarih ve 2007/165 sayılı ara kararı ile reddedilerek

başvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

11. Başvurucular İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesinin ret kararına itiraz etmişler, ancak itirazları İstanbul

11. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2012 tarih ve 2012/737 Değişik İş sayılı

kararı ile reddedilmiştir. Karar başvuruculara 29/11/2012 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucular, 28/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

12. UYAP üzerinden edinilen

bilgiye göre İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarih ve E.2007/165,

K.2013/95 sayılı kararıyla başvuruculardan Sadettin Pahsa’nın

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149., 220., 109. maddeleri ile 6136 sayılı Kanun’un

13. maddesi uyarınca toplam 86 yıl 58 ay hapis cezası ile; Bedri Orundaş’ın 5237 sayılı Kanun’un 149., 220., 109. maddeleri

ile 6136 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca toplam 63 yıl 40 ay hapis cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

13. Başvurucular hakkındaki dava

temyiz aşamasında derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

14. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 8. ve 9. maddeleri şöyledir:

“Bağlantı kavramı

Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya

bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var

sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç

delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç

sayılır.

Davaların birleştirilerek açılması

Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik

mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle

yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.”

15. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,

tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi

gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

16. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”

17. 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi

şöyledir:

“Tazminat istemi

Madde 141 – (1)

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

…

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

…

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler.”

18. 5271 sayılı Kanun’un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.”

19. 5237 sayılı Kanun’un 149.

maddesi şöyledir:

“(1) Yağma suçunun;

…

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

…

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

20. 5237 sayılı Kanun’un 220.

maddesi şöyledir:

“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla

örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile

araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki

yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı

için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/4/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 28/12/2012 tarih ve 2013/736

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucular, Kanun’da öngörülen

azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmediklerini ileri sürerek

Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Adalet Bakanlığı görüşünde,

5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ila (d)

bentleri uyarınca, kanuna aykırı olarak tutulduğunu iddia eden kişinin tazminat

talep etme hakkına sahip olduğunu, anılan Kanun’un 142. maddesine göre bu

başvurunun kararın veya hükmün kesinleşmesinden sonra üç ay içinde yapılması

gerektiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de (AİHM) Demir/Türkiye ve Balca/Türkiye kararlarında, yukarıda

bahsedilen Kanun’daki tazminat düzenlemesini öncelikle başvurulması gereken

etkin bir iç hukuk yolu olarak değerlendirdiğini, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin

4/4/2012 tarih ve E.2011/15700, K.2012/9187 ile 15/5/2012 tarih ve

E.2011/20114, K.2012/12183 sayılı kararlarında, 5271 sayılı Kanun’un 141. ve

142. maddeleri ile ilgili olarak bazı durumlarda tazminat talebinin

incelenebilmesi için davanın esasıyla ilgili karar verilmesi zorunluluğunun

bulunmadığı yönünde karar verildiğini, belirtilen mevzuat hükümleri, AİHM

içtihatları ve Yargıtay kararlarına göre, öncelikle başvurulması gereken bir

yol bulunmasına rağmen, başvurucunun dilekçesinde belirtilen kanun hükümleri

doğrultusunda tazminat talebinde bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi

bulunmadığını, bu nedenle başvurucunun tutukluluk süresinin uzun olduğu ve

Kanun’da düzenlenen azami tutukluluk süresini doldurmasına rağmen

tutukluluğunun devam ettiğine ilişkin şikâyetleri ile ilgili başvuru yollarının

tüketilmediğini belirtmiştir.

24. Başvurucular, Bakanlık

görüşüne karşı beyanlarını yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine

sunmamışlardır.

25. Başvurucular, Kanun’da

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılmış olduğunun tespitiyle tahliyelerine

karar verilmesini talep etmektedirler. 5271 sayılı Kanun’un koruma tedbirleri

nedeniyle tazminata dair düzenlemelerine bu açıdan bakıldığında, başvurucuların

şikâyetiyle ilgili bir çözüm getirilmediği görülmektedir. Başvurulması hâlinde

bu yol yalnızca maddi ve manevi zararların giderilmesini teminat altına

almakta, fakat hukuka aykırı tutulduğu tespit edilse dahi kişiye serbest

bırakılma konusunda bir imkân sunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi birçok kararında

bireysel başvurunun esastan incelenmesinden önce tutukluluk hâli sona ermediği

sürece, kişinin bu yola gitmesinin somut talebi açısından etkili

sayılamayacağına ve dolayısıyla tüketilmesi gerekmediğine hükmetmiştir (B. No:

2012/239, 2/7/2013, § 33). Mevcut başvuru açısından bu kararlardan dönmeyi

gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

26. Açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

27. Başvurucular, tutukluluk

süresinin Kanun’da öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuki dayanağının

olmadığını ileri sürmüşlerdir.

28. Adalet Bakanlığı görüşünde; Anayasa

Mahkemesinin konuya ilişkin birçok kararında, bir kişi hakkında verilen

mahkûmiyet kararı ile birlikte suç isnadına bağlı olarak tutulma durumunun sona

erdiğine, azami tutukluluk süresinin kişinin yargılandığı dosya kapsamındaki

tüm suçlar açısından en fazla beş yıl olması gerektiğine ve bu sürenin

dosyadaki her bir suç için ayrı ayrı hesaplanmasının kabul edilemez olduğuna

hükmedildiğini belirtmiştir.

29. Başvurucular, Bakanlık görüşüne

karşı beyanlarını yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine sunmamışlardır.

30. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda

öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya

tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun

gösterir.”

31. Başvurucuların kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin bu şikâyetinin Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

32. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak ortaya konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve

şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum

bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi

kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu

olabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

33. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı

13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19. maddesindeki

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve

şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak

ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile uyumludur (B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).

34. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi keyfi bir şekilde

özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede öngörülen istisnai

hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygun olması

ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinde

yer alan hürriyetten yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda

gösterilmesi kuralı gereğince, başvurucunun tutukluluk durumunun “kanuni” dayanağının bulunup bulunmadığının,

kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiği hâllerde ise, hukuk devleti

ilkesi gereği, keyfiliği önlemek için, uygulanmasında yeterli ölçüde

erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup olmadığının Anayasa Mahkemesince

incelenmesi gerekir.

35. Tutuklamaya ilişkin hükümler

5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye

göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir.

Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir (B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 45).

36. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

37. Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin

yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delil değerlendirmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunması

halinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel

başvuruda incelenmesi gerekir.

38. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami

kanuni süreler düzenlenmiştir. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin aynı

dosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrı

uygulanamayacağı, uygulanan bir tutuklama tedbirinin yargılama sürecinin bütünü

açısından sonuç doğuracağı Anayasa Mahkemesi kararlarında daha önce

belirtilmiştir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 37).

39. 5271 sayılı Kanun’daki azami

tutukluluk süresinin ağır cezalık işler bakımından uzatmalarla birlikte azami

beş yıl olduğu, bu haliyle düzenlemenin öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak derece mahkemelerinin aynı dosya kapsamındaki suçlar yönünden kanuni

tutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündeki

yorumu, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve

öngörülemez bir şekilde uzatmaya elverişlidir. Zira bir kişi hakkında birden

fazla suç isnadı olması halinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrı

hesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemez

bir şekilde uzayacaktır. Bir hukuk devletinde henüz suçluluğu hükmen sabit hale

gelmemiş bir bireyin mahkemenin benimsediği yorum nedeniyle belirsiz bir süre

boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması düşünülemez (B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 53).

40. Somut olayda 19/12/2006

tarihinde yakalanarak gözaltına alınan ve 26/12/2006 tarihinde tutuklanan

başvurucular, tutukluluk sürelerinin beş yılı geçtiği iddiasıyla Mahkemenin

11/10/2012 tarihli oturumunda tahliye talebinde bulunmuşlar, ancak talepleri

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2012 tarih ve 2007/165 sayılı ara kararı

ile “Kanun’daki azami tutukluluk süresinin

her bir suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği” gerekçesiyle

reddedilerek başvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

41. Aynı dosya kapsamındaki ağır

cezalık suçlar için Kanun’da öngörülen beş yıllık azami sürenin uzatılması

mümkün değildir. Buna göre, 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen azami tutukluluk süresi 19/12/2011 tarihinde dolmuştur. Bu

durumda başvurucuların bu tarihle, haklarında derece mahkemesince mahkumiyet hükmünün kurulduğu 15/4/2013 tarihi arasındaki

tutukluluk halleri Kanun’a uymamaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş, ancak

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

44. Başvuruda Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucular

hakkında derece mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmekle tutukluluk halleri

sona ermiştir. Bu durumda, ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

45. Başvurucuların

tazminat talebi bulunmamaktadır.

46. Başvurucular tarafından

yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50

TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. “Kanun’da öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşıldığı” iddiası

yönünden Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğinden sonra Maliye Hazinesine yapılacak

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

3/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucular : Sadettin PAHSA Bedri ORUNDAŞ Vekili : Av. Murat ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/736, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. “Kanun’da öngörülen azami
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğinden sonra Maliye Hazinesine yapılacak
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/736
Tarih
3 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Ali Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/6689)
  • Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi Başvurusu (B. No: 2012/636)
  • Mesut Özbezen Başvurusu (B. No: 2013/8175)
  • Hakan Coşkuner Başvurusu (B. No: 2013/4785)
  • Remzi İspir Başvurusu (B. No: 2013/5521)
  • Osman Büyüksu Başvurusu (B. No: 2013/5512)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.