İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Üğdül Başvurusu (B. No: 2013/2056)

1. Başvurucu, tutukluluğun

Başvuru No2013/2056Tarih3 Nisan 2014Okuma12 dk · 2.349 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömer Üğdül Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/2056
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.349 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutukluluğun

kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 10., 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürerek tutukluluk halinin sonlandırılmasını ve tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu

tarafından 12/3/2013 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 30/5/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm, 26/6/2013

tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki

incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 28/8/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/9/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 24/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İzmir 8. Ağır

Ceza Mahkemesince; suç işlemek için kurulan örgütte yönetici olmak, birden çok

kasten adam öldürmek ve yağma suçlarını işlediği iddiasıyla ilgili olarak

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması nedeniyle 1/2/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

9. Başvurucu hakkında, 2008/66

sayı ve 14/3/2008 tarihli iddianame ile müsnet suçlardan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

10. Başvurucu, tutukluluk

süresinin beş yılı doldurması üzerine tahliye talebiyle İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesine başvurmuş, Mahkeme, örgüt yöneticiliği, adam öldürmeye azmettirme

(2 kez) ve yağma suçu isnadıyla tutuklu bulunan başvurucunun, tutukluluk

süresinin beş yılı doldurması üzerine tutuklu bulunduğu süreyi de göz önüne

alarak 7/2/2013 tarihinde tahliyesine karar vermiştir.

Ancak aynı duruşmada başvurucunun müşteki Ö. K.’ye

yönelik kasten yaralama suçundan dolayı üzerine atılı suçun mahiyeti, kuvvetli

suç şüphesi ve olguların varlığı nedenleriyle tutuklanmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu, Mahkemenin

tutukluluk kararına 8/2/2013 tarihinde itiraz etmiş,

ancak İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 14/2/2013 tarih ve 2008/54 sayılı kararla

itirazı yerinde görmemiş ve İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Anılan

Mahkeme 26/2/2013 tarih ve 2013/132 Değişik İş sayılı

kararla itirazın reddine karar vermiştir.

12. 13/2/2013 tarihinde İzmir 10. Ağır

Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk halinin devamına

karar verilmiştir. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin karara 14/2/2013 tarihinde itiraz etmiş Mahkeme, kasten yaralama

suçu işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı,

dosyadaki delillerin durumu, olay tutanakları, otopsi tutanakları ve diğer

delillerin değerlendirilmesi neticesinde serbest bırakmayı gerektiren bir

durumun bulunmamasını gerekçe göstererek başvurucunun tahliye talebini

reddetmiş ve tutukluluk halinin devamına 6/3/2013 tarihinde karar vermiştir.

Karar başvurucuya 12/3/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 12/3/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Başvurucu İzmir 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin ret kararına karşı İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz

etmiş, Mahkeme itirazı 8/3/2013 tarih ve 2013/153 Değişik İş sayılı kararı ile

“tutuklu sanığın üzerine atılı suçların

niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suç için

yasada öngörülen ceza miktarları, sanığın kaçma şüphesinin bulunması, anılan

nedenlerle CMK.nun 100.

maddesindeki tutuklama koşulları ortadan kalkmadığı, 6352 sayılı yasanın CMK'nın 98. Maddesi ile değişik 5271 sayılı kanunun 109.

Maddesi ile öngörülen "adli kontrol" hükümlerinin de yeterli

olmayacağı anlaşılmakla verilen kararın usul ve yasaya uygun olup,

düzeltilmesini gerektiren bir durum bulunmadığı” gerekçesiyle

reddetmiştir. Karar başvurucuya 25/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesin 24/4/2013 tarih ve E.2008/54, K.2013/58

sayılı kararı ile başvurucunun, yaralama, tasarlayarak adam öldürme, suç

işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis (iki

kez) ve 27 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

15. 1412 sayılı Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucu hakkında hükmolunan ceza 15 yılın üzerinde olduğundan anılan hüküm

resen temyiz incelemesine tabidir. Başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasında

derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

16. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 8. ve 9. maddeleri şöyledir:

“Bağlantı kavramı

Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya

bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var

sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç

delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç

sayılır.

Davaların birleştirilerek açılması

Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik

mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle

yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.”

17. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,

tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi

gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

18. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”

19. Anılan Kanun’un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi

şöyledir:

“Tazminat istemi

Madde 141 – (1)

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

…

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

…

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler.”

20. Anılan Kanun’un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

12/3/2013 tarih ve 2013/2056 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, 5271 sayılı

kanunda öngörülen azami süreyi doldurması üzerine Mahkemenin 7/2/2013 tarihli

duruşmasında tahliye talebinde bulunduğunu, ancak hakkındaki isnatların

bazıları bakımından tahliye kararı verilmesine rağmen aynı iddianamede yer alan

başka bir suçtan tekrar tutuklanmasına karar verildiğini, bu durumun kanun

önünde eşitlik, adil yargılanma, silahların eşitliği ve kişi hürriyeti

haklarını zedeler nitelikte olduğunu, Anayasa’nın 10.,

19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye edilmesini ve

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Başvurucunun şikâyetinin

esas itibarıyla kanunda öngörülen azami sürenin aşılması nedeniyle tutukluluğun

hukuki olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesi

çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

25. Başvurucu, tutukluluk

süresinin Kanun’da öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuki dayanağının

olmadığından şikâyet etmektedir.

26. Adalet Bakanlığı görüşünde; Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin

birçok kararında, bir kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile birlikte suç

isnadına bağlı olarak tutulma durumunun sona erdiğine, azami tutukluluk

süresinin kişinin yargılandığı dosya kapsamındaki tüm suçlar açısından en fazla

beş yıl olması gerektiğine ve bu sürenin dosyadaki her bir suç için ayrı ayrı

hesaplanmasının kabul edilemez olduğuna hükmedildiğini belirtmiştir.

27. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne katıldığını bildirmiştir.

28. Anayasa’nın 19. maddesi

şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda

öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya

tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla

tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak

suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

...”

29. Başvurucunun kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin bu şikâyetinin Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

30. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak ortaya konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve

şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum

bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi

kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu

olabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

31. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı

13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda

gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin

ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile uyumludur (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).

32. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi keyfi bir şekilde

özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede öngörülen istisnai

hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygun

olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu nedenle

Anayasa’nın 19. maddesinde yer alan hürriyetten yoksun bırakmanın şekil ve

şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince, başvurucunun tutukluluk

durumunun “kanuni” dayanağının

bulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiği

hâllerde ise, hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek için,

uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup

olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir.

33. Tutuklamaya ilişkin hükümler

5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye

göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir.

Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir (B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 45).

34. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

35. Somut olayda 1/2/2008 tarihinde tutuklanan başvurucu, 5271 sayılı

Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca tutukluluk için öngörülen azami

sürenin aşıldığı iddiasıyla tahliye talebinde bulunmuştur. Tahliye talebi,

dosya kapsamında isnat olunan bazı suçlar bakımından yerinde görülerek

başvurucunun tahliyesine, ancak aynı duruşmada dosya kapsamındaki diğer

suçlardan yeniden tutuklanmasına karar verilmiştir.

36. Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin

yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delil değerlendirmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunması

halinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel

başvuruda incelenmesi gerekir.

37. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami

kanuni süreler düzenlenmiştir. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin aynı

dosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrı

uygulanamayacağı, uygulanan bir tutuklama tedbirinin yargılama sürecinin bütünü

açısından sonuç doğuracağı daha önce belirtilmiştir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 37).

38. 5271 sayılı Kanun’daki azami

tutukluluk süresinin ağır cezalık işler bakımından uzatmalarla birlikte azami

beş yıl olduğu, bu haliyle düzenlemenin öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak derece mahkemelerinin aynı dosya kapsamındaki suçlar yönünden kanuni

tutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündeki

yorumu, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve

öngörülemez bir şekilde uzatmaya elverişlidir. Zira bir kişi hakkında birden

fazla suç isnadı olması halinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrı

hesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemez

bir şekilde uzayacaktır. Bir hukuk devletinde henüz suçluluğu hükmen sabit hale

gelmemiş bir bireyin mahkemenin benimsediği yorum nedeniyle belirsiz bir süre

boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması düşünülemez (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 53).

39. 1/2/2008 tarihinden itibaren tutuklu

bulunan başvurucunun 7/2/2013 tarihinde yapılan duruşmada ilk tutuklama

müzekkeresinde zikredilen suçlardan Mahkemece tahliyesine karar verilirken,

aynı iddianamede yer alan ve yargılaması yapılan kasten yaralama suçuna

istinaden ayrıca tutuklanmasına karar verilmiştir. Aynı dosya kapsamında beş

yıl süreyle tutuklama tedbiri düşünülmeyen bu isnatla ilgili olarak tutuklama

şartlarının var olduğu bir an için kabul edilse bile, aynı dosya kapsamındaki

ağır cezalık suçlar için Kanun’da öngörülen beş yıllık azami sürenin uzatılması

mümkün değildir. Buna göre, 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen azami tutukluluk süresi 1/2/2013

tarihinde dolmuştur. Bu durumda başvurucunun bu tarihle, hakkında mahkumiyet

hükmünün kurulduğu 24/4/2013 tarihi arasındaki

tutukluluk hali kanunda aranan şekil ve şartlara uymamaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş, ancak

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

42. Başvuruda Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu

hakkında mahkûmiyet kararı verilmekle tutukluluk hali sona ermiştir. Bu

durumda, ihlalin tespiti dışında sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

43. Başvurucu,

131.815,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

44. Başvurucu, uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge

sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için,

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında

illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan

başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

45. Başvurucunun

özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı karşılığında somut olayın

özelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren

5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. “Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması” nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.000,00 TL manevi

tazminat ÖDENMESİNE ve tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın

tebliğinden sonra Maliye Hazinesine yapılacak başvuru tarihinden itibaren dört

ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

3/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Ömer ÜĞDÜL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2056, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR
  16. C. Başvurucuya 5.000,00 TL manevi
  17. D. Başvurucu tarafından yapılan
  18. E. Ödemenin, kararın
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2056
Tarih
3 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Nail Artuç Başvurusu (B. No: 2013/2839)
  • Sadettin Pahsa ve Bedri Orundaş Başvurusu (B. No: 2013/736)
  • Ali Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/6689)
  • Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi Başvurusu (B. No: 2012/636)
  • Mesut Özbezen Başvurusu (B. No: 2013/8175)
  • Hakan Coşkuner Başvurusu (B. No: 2013/4785)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.