İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Ediş Başvurusu (B. No: 2012/354)

1. Başvurucu, açmış olduğu

Başvuru No2012/354Tarih31 Aralık 2014Okuma14 dk · 2.747 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmail Ediş Başvurusu

Karar tarihi
31 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2012/354
R.G. Tarih- Sayı
07/05/2015 -29348
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.747 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, açmış olduğu

boşanma davasında, birleşen dosya davacısının davasının kabul edildiğini,

yargılama sırasında yapılan uygulamaların eşitlik ilkesine aykırı olduğunu,

verilen karar ile kendisi ve ailesinin haksız isnatlara maruz bırakıldığını,

Yargıtay kararlarının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini ve dosyaya karşı

tarafça sunulan CD’lerin delil olma niteliği sorgulanmadan delil olarak

kullanıldığını, bu suretle Anayasa’nın 10., 17., 36.

ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek,

ihlalin tespitiyle yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi

zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/10/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanınca 18/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 19/9/2014 tarihli yazısı 29/9/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu tarafından Adalet Bakanlığı

görüşüne karşı 8/10/2014 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu tarafından

2/10/2009 tarihinde Ankara 5. Aile Mahkemesi nezdinde açılan boşanma ve ortak

çocuğun velayetinin kendisine verilmesi taleplerini içeren dava ile, davalının Ankara 9. Aile Mahkemesi nezdinde açtığı ve

boşanma, velayet, nafaka ve tazminat taleplerini içeren dava, Ankara 5. Aile

Mahkemesinin 2009/1304 sayılı dosyası üzerinde birleştirilmiştir.

8. Mahkemenin 15/2/2011 tarih

ve E.2009/1304, K.2011/167 sayılı kararı ile,

başvurucu tarafından açılan davanın reddine, birleşen dosya davacısı tarafından

açılan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayet

hakkının anneye verilmesine ve birleşen dosya davacısı lehine maddi ve manevi

tazminata hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, dosya

içerisinde mevcut bir takım fotoğrafların incelenmesinde internetten bazı kadın

resimleri indirilerek müşterek çocuğun kadını tuttuğu şekilde fotoğraflar

haline getirildiği, çocuğa bir sosyal paylaşım sitesinde hesap açılarak cinsel

içerikli fotoğraflar oluşturup arkadaşlarına göndermesine izin verildiği ve

dosyaya sunulan bir takım CD’lerde porno içerikli görüntülerin yer aldığı, bu

kapsamda çocuğun sağlıklı yetişmesi için gerekli özeni göstermeyen başvurucunun

evlilik birliğinin sarsılmasında tam kusurlu olduğu ve velayetin anneye

verilmesinin çocuk yararına olduğu tespitlerine yer verildiği görülmektedir.

9. Başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinde, başvurucunun iddiasına konu CD’lerin delil listesi

kapsamında başvurucuya tebliğ edildiğine dair bir bilgi yer almamakta olup, gerekçeli

kararın tebliği sonrasında başvurucu vekili tarafından CD örneklerinin talep

edildiği fakat, söz konusu talebin 27/2/2011 tarihli

hâkim havalesi ile, kararın kesinleşmesi halinde örnek verilmesi şerh düşülerek

reddedildiği, bunun üzerine 2/3/2011 tarihinde başvurucu vekili tarafından

yapılan ikinci talep üzerine Mahkemece CD örneklerinin çıkarılarak başvurucu

vekiline verilmesi yönünde evraka şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır.

10. Karar temyiz edilmekle,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15/5/2012 tarih ve

E.2011/6151, K.2012/13095 sayılı kararı ile onanmıştır.

11. Karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 24/9/2012 tarih ve E.2012/14402, K.2012/22262

sayılı kararı ile reddedilmiş, ret kararı başvurucu vekiline 5/10/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından 23/10/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 22/11/2001 tarihli ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166., 174., 175. ve 182.

maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 31/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

23/10/2012 tarih ve 2012/354 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, açmış olduğu boşanma

davasında, birleşen dosya davacısının davasının kabul edildiğini, yargılama

sırasında karşı tarafın beyanlarının dikkate alınarak bu beyanlara üstünlük

tanınması ve kendi beyanlarına itibar edilmemesi suretiyle yapılan

uygulamaların eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, verilen karar ile kendisi ve

ailesinin haksız isnatlara maruz bırakıldığını, Yargıtay kararlarının yeterli

gerekçe ihtiva etmediğini ve dosyaya karşı tarafça sunulan ve bu tarafça oluşturulan

CD’lerin delil olma niteliği sorgulanmadan, bu CD’lere dayanılarak hüküm

kurulduğunu beyan ederek, Anayasa’nın 10., 17., 36. ve

38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

i. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

16. Başvurucu tarafı olduğu

hukuk davasında Yargıtay kararlarının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini

belirterek, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

18. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

19. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

21. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

22. Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Gerekçeli

karar hakkı da adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olup,

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı gibi ilke ve haklara, Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38). Ayrıca, hakkaniyete

uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı Anayasa’nın 141.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük

olarak düzenlenmiştir.

23. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve

mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatini

ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hale getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (B. No: 2013/1780, 20/3/2013, § 67).

24. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun

yanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı

olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu

mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer

verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, bu

durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin

benimsendiği kabul edilmelidir (B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26)

25. Başvuru konusu olayda,

başvurucu tarafından boşanma ve velayet talepleriyle dava açıldığı, söz konusu

davanın davalısı tarafından farklı bir Mahkeme nezdinde açılan ve boşanma,

velayet, nafaka ve tazminat taleplerini içeren davanın da belirtilen ilk dava

ile birleştirildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda başvurucu tarafından

açılan davanın reddine, birleşen dosya davacısı tarafından açılan davanın

kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayet hakkının anneye

verilmesine ve birleşen dosya davacısı lehine maddi ve manevi tazminata

hükmedildiği ve bu takdirin gerekçesi olarak boşanmaya neden olan olaylarda

başvurucunun tam kusurlu olduğunun tespit edilmesinin, boşanma ile birleşen

dosya davacısının mevcut ve beklenilen menfaatlerinin zarar görmesinin ve

başvurucunun boşanmaya neden olan hareketlerinin birleşen dosya davacısının

kişilik haklarına saldırı niteliği taşımasının gösterildiği, ilk derece

mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle

kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği, bu kapsamda yerel

mahkeme gerekçesini benimsediği anlaşılan kanun yolu merciince kararlarda ayrıntılı

gerekçeye yer verilmediği anlaşılmakla, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Delillerin Değerlendirilmesinin Adil Olmadığı İddiası

26. Başvurucu tarafından,

mahkemece delillerinin değerlendirilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal

ettiği iddia edilmiş olup, başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b.

Diğer İhlal İddiaları

27. Başvurucu ayrıca, açmış

olduğu boşanma davasında, birleşen dosya davacısının davasının kabul

edildiğini, yargılama sırasında karşı tarafın beyanlarının dikkate alınarak bu

beyanlara üstünlük tanınması ve kendi beyanlarına itibar edilmemesi suretiyle

yapılan uygulamaların eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, verilen karar ile

kendisi ve ailesinin haksız isnatlara maruz bırakıldığını belirterek

Anayasa’nın 10., 17. ve 38. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

29. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu

tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmakla

birlikte, belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir açıklama ve

kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Başvurucu, tarafı olduğu

hukuk davasında dosyaya karşı tarafça sunulan ve bu tarafça oluşturulan

CD’lerin delil olma niteliği sorgulanmadan, belirtilen CD’lere dayanılarak

hüküm kurulduğunu iddia etmiş olup, söz konusu iddianın özünün, delillerin

değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı noktasında toplandığı

anlaşılmaktadır.

31. Adalet Bakanlığı görüşünde,

delillerin değerlendirilmesi ve kabul edilebilirliği hususunun esasen derece

mahkemelerinin takdirinde olduğu ve bu kapsamda yerel mahkemelerce olguların ve

hukukun değerlendirilmesindeki farklılıkların temel hak ve özgürlükler ihlal

edilmediği sürece bireysel başvuru konusu yapılamayacağı belirtilmiştir.

32. Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi ile delillere ilişkin temel usuli

güvencelere riayet edilmesi, adil yargılanma hakkının somut görünümleri

arasında yer almaktadır. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri

sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.

Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerini denetlemek Anayasa Mahkemesi’nin görevi kapsamında

olmayıp, Mahkemenin görevi delillere ilişkin bazı temel kuralların gözetilmesi

suretiyle başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında, taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkanların tanınması ve delillere ilişkin

hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir (B. No. 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

34. Derece mahkemeleri

nezdindeki yargılamalarda izlenilen delil kuralları ve bunların yorumlanması

kural olarak belirtilen hususların değerlendirilmesi açısından daha elverişli

konumda olan söz konusu mahkemelere aittir. Bununla birlikte, delillerin

incelenme ve değerlendirilme yönteminin açık bir hakkaniyetsizlik veya keyfilik

ihtiva etmesi veya bu değerlendirmelerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri gözetilerek

yapılmaması durumunda, adil yargılanma hakkının gereklerine uygun bir

delil değerlendirilmesinden söz edilemez.

35. Sözleşme’nin

6. maddesinde, davada kullanılan delillerin ispat güçleri ile ilgili bir

düzenleme bulunmamakla birlikte, AİHM de, delilerin kabul edilebilirliği ile

ilgili olarak, somut davada kullanılan delillerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli

yargılama” ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da

söz konusu delillerin yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına

etkisini değerlendirmekte (bkz. Tamminen/Finlandiya,

B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40-41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 68, 81-89) ve birçok kararında, Sözleşme’nin 6.

maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber, öncelikli

olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olan delillerin

kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığını belirtmektedir

(bkz. Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§

45-46; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, §

124).

36. Başvuruya konu yargılama

evrakının incelenmesinden, bahse konu davanın şiddetli geçimsizlik olgusuna

dayalı boşanma ve beraberinde velayet, nafaka ve tazminat taleplerini içeren

bir dava olduğu, iddiaya konu CD’lerin davalı tarafça delil olarak Mahkemeye

sunulduğu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde, sanal ortamda başvurucu

tarafından oluşturulduğu, içeriğinde porno içerikli görüntüler bulunduğu

belirtilen ve başvurucu tarafından internetten indirildiğinin anlaşıldığı

tespitine yer verilen CD içeriklerine dayanıldığı ve söz konusu delilin

özellikle velayet hakkının tayininde delil olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Gerekçeli

kararın tebliği sonrasında başvurucu vekili tarafından, söz konusu CD’lerin

gerekçeli kararın dayanağını oluşturduğu belirtilerek örneğinin talep edildiği fakat, söz konusu talebin 27/2/2011 tarihli hâkim havalesi

ile, kararın kesinleşmesi halinde örnek verilmesi şerh düşülerek reddedildiği,

bunun üzerine 2/3/2011 tarihinde başvurucu vekili tarafından, gerekçeli kararda

CD’lerin başvurucu tarafından internetten indirildiği kabulüne yer verilmesine

rağmen söz konusu delilin yargılama sürecinde kendilerine tebliğ edilmediği ve

kararı temyiz etme hususunda CD içeriklerine vakıf olmalarının gerektiği

belirtilerek tekrar talepte bulunulması üzerine, Mahkemece CD örneklerinin

çıkarılarak başvurucu vekiline verilmesi yönünde evraka şerh düşüldüğü

görülmektedir. Başvurucu tarafından verilen temyiz dilekçesi içeriğinde, hükme

dayanak yapılan CD’lerin kendisi tarafından internetten indirildiği kanaatine

nasıl ulaşıldığı, söz konusu CD içeriklerinin kim tarafından, ne zaman ve nasıl

oluşturulduğunun tespit edilmediği ve içeriklerinde ne olduğunun tartışılmadığı

belirtilerek ilgili delile itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Gerekçeli

karar evrakında hükme esas alınan bir delil olarak yer almasına ve içeriğindeki

görüntülerin başvurucu tarafından internetten indirildiğinin tespit edildiği

bilgisine yer verilmesine rağmen, yargılama sürecinde söz konusu delil

içeriğinin başvurucu tarafından ulaşılabilir kılınmadığı ve bu suretle söz

konusu delilin çelişmeli bir usulde tartışılarak savunmada bulunma imkânının

sağlanmadığı, ayrıca ilgili delilin ne şekilde, kim tarafından, nasıl

hazırlandığını tespite imkân verecek surette bilirkişi incelemesi yaptırılması

yoluna gidilmediği gibi, delil içeriğinin dahi gerekçeli kararda ayrıntılı olarak

açıklanmadığı ve kanun yolu merciince de ilgili eksikliklerin ikmali cihetine

gidilmediği anlaşılmaktadır.

37. Belirli bir davaya ilişkin

olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak derece mahkemelerine ait

olmakla birlikte, somut olayda dosyaya ibraz edilen ancak, taraflarca içeriğine

vakıf olunması ve tartışılması imkânı verilmediği gibi, delil içeriğinin

açıklığa kavuşturulması amacıyla gerekli incelemelere tabi tutulmadığı

anlaşılan CD’lerin hükme esas alınmasının, adil yargılanma hakkını ihlal eder

nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

38. Yukarıda açıklanan

sebeplerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

39. Başvurucu, uyuşmazlık

hakkında yeniden yargılama yapılmasına ve 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

40. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Mevcut başvuruda Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit

edilmiş olmakla, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

42. Başvurucu tarafından maddi

ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin

başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından, başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

43. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 10., 17. ve 38. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3.

Delillerin değerlendirilmesinin adil olmadığı yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

31/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : İsmail EDİŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/354, 31 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/354
Tarih
31 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Korkut Bahadır Başvurusu (B. No: 2014/4025)
  • Cafer Karataş Başvurusu (B. No: 2014/2369)
  • Sadun Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/2697)
  • Ökkeş Vuran Başvurusu (B. No: 2014/236)
  • Necmettin Görek Başvurusu (B. No: 2014/366)
  • Tezcan Karakuş Candan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5809)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.