İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Göktaş Başvurusu (B. No: 2017/20204)

1. Başvuru, yakalandıktan sonra kolluk görevlilerinin

Başvuru No2017/20204Tarih19 Kasım 2020Okuma17 dk · 3.313 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsmail Göktaş Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/20204
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.313 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yakalandıktan sonra kolluk görevlilerinin

darp, tehdit ve hakaretine maruz kalınması ile bu olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Adana'nın Seyhan ilçesinde 28/12/2016 günü saat

20.00'de terör örgütü lehine slogan atan, kolluk görevlilerine havai fişek ve

el yapımı patlayıcı maddeler ile saldırıda bulunan yirmi kişilik bir gruba

müdahale edildiği, ara sokaklara kaçarak dağılan gruptan üç kişinin kovalanarak

yakalandığı, başvurucunun da gruptan kaçan kişilerden olduğu düşüncesiyle

kovalanan ve yakalanan üç kişiden biri olduğu, başvurucunun bir arabanın altına

saklandığı, kolluk görevlilerince ayaklarından çekilerek arabanın altından çıkarıldığı

tutanak altına alınmıştır. Başvurucu 2000 doğumlu olup olay tarihinde 16

yaşındadır. Başvurucunun üst araması neticesinde üç adet el yapımı bomba, bir

adet çakmak, bir adet siyah tişört ve ayakkabılarının üzerine giyilmiş

çorapların ele geçirildiği tutanak altına alınmıştır.

9. Başvurucu yakalandıktan sonra gözaltına alınmış, adli

muayene raporu düzenlenmesi için hastaneye götürülmüştür. 28/12/2016 tarihli

adli muayene raporunda, başvurucunun eylemde yakalandığının ve kendisine

vurduklarını beyan ettiğinin kayıtlara geçirildiği anlaşılmaktadır.

10. Sağlık raporunda; başvurucunun başının arkasında ve

tepe kısmında şişlik ve hassasiyet bulunduğu, sağ omuzda geniş çaplı kırmızı

renkte ekimoz ve yumuşak dokuda hassasiyet, sağ dizde yumuşak dokuda hassasiyet,

sağ el işaret parmağında ve el sırtında yüzeysel sıyrıklar ile sol el 4.

parmağın tırnak dibinde şişlik, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı mevcut olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuya ortopedi ve beyin cerrahisi kontrolü

önerilmiştir.

11. Başvurucunun gözaltı süresi boyunca ve gözaltı

çıkışında alınan diğer sağlık raporlarında ilave bulguya rastlanmadığı

bildirilmiştir.

12. Başvurucunun şüpheli sıfatıyla Cumhuriyet savcısı

tarafından 2/1/2017 tarihinde alınan ifadesinde polis memurları tarafından

yakalandıktan sonra copla vücudunun çeşitli bölgelerine vurulduğunu beyan

ettiği anlaşılmaktadır. Aynı tarihte Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alınan

ifadede başvurucunun müdafii tarafından başvurucunun darbedildiği ifade

edilmiştir. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna sevk

edilmiştir.

13. Başvurucunun annesi 3/1/2017 tarihinde Adana

Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi vermiş; şikâyet dilekçesinde özetle

başvurucunun gözaltına alındıktan sonra çocuk şubeye teslim edilene kadar

işkence gördüğünü, başına, omzuna, bacağına copla vurulduğunu, elini kafasının

üstüne koyması söylenerek eline vurulduğunu, tırnağının yerinden çıktığını,

saçlarının çekilerek ayağına basıldığını, küfür ve hakaret edildiğini, cinsel

saldırıda bulunmakla tehdit edildiğini, gözaltı süresi boyunca su ve yemek

verilmediğini ileri sürmüştür.

14. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan

soruşturmada başvurucu hakkında düzenlenen adli muayene raporları Adli Tıp

Kurumuna gönderilerek rapor tanzim edilmesi istenmiş, ayrıca olay yakalama

tutanakları ilgili kurumdan istenmiştir.

15. Adli Tıp Kurumu, Adana Devlet Hastanesi tarafından

düzenlenen adli muayene raporları ile konsültasyon evrakını incelemiş; ayrıca

başvurucunun muayenesini yaptırmıştır. Başvurucunun adli muayene raporunda yer

alan bulgulara ek olarak burun sırtında şişlik, sol el 4. tırnakta kısmi

ayrılma tespit edildiği bildirilmiştir. Başvurucunun kafa kemiklerinde kırık,

kava içi travmatik değişim, iç organ veya büyük damar lezyonu bulunmadığından

yaralanmaların kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile

giderilebilir nitelikte olduğu, kemik kırığı tanımlanmadığı ifade edilmiştir.

16. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı; Adli Tıp Kurumu

tarafından başvurucunun yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir

nitelikte olduğunun belirtildiği, Yakalama Tutanağı'nda başvurucunun kaçarak

arabanın altına girdiği, uyarılara rağmen buradan çıkmaması üzerine bedensel

kuvvet kullanılarak ayaklarından tutulmak suretiyle aracın altından

çıkarıldığının kayıtlı olduğu, başvurucunun yaralanmalarının yakalanma şekli

ile uyumlu olduğu ve kendi davranışı sonucunda meydana geldiği, darp, hakaret

ve tehdit iddialarına ilişkin ise delil bulunmadığı gerekçesiyle 1/2/2017

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

17. Başvurucunun annesi kovuşturmaya yer olmadığına dair

karara müşteki sıfatıyla itiraz etmiş, ayrıca başvurucunun el yazısıyla yazdığı

kötü muamele teşkil eden eylemleri anlatan bir dilekçeyi mahkemeye sunmuş; itiraz

dilekçesinde başvurucunun yaralanmalarının adli muayene raporunda yalnızca

kısmen tespit edilmiş olmasına karşın yeniden sağlık raporu aldırılması yoluna

gidilmediğini, olay tarihinde 16 yaşında olan başvurucunun maruz kaldığı

fiziksel ve ruhsal saldırının kendi eylemi neticesinde meydana geldiği

yönündeki tespitin hukuki ve vicdani olmadığını, kötü muamele yasağının mutlak

nitelikte bir yasak olduğunu, soruşturmanın eksik yapıldığını ifade ederek

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını istemiştir.

18. Başvurucunun el yazısıyla yazdığı dilekçede ise

özetle Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğüne götürülürken arabanın içinde

başına, sağ omzuna, sağ diz kapağına, ellerine, yüzüne ve vücudunun değişik

yerlerine copla vurulduğunu, kafasını sürekli eğik tuttukları için kaç kişi

olduklarını göremediğini, TEM Şube Müdürlüğüne götürüldüğünde ise yüzüne yumruk

ve tokat attıklarını, saçlarını çekerek ayak parmaklarına bastıklarını, beline

tekme attıklarını, kafasına vurduklarını, küfür ettiklerini, öldürmekle ve

tecavüz etmekle korkuttuklarını ileri sürmüştür.

19. Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/3/2017 tarihli

kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu 5/4/2017 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

20. Başvurucu hakkında açılan kamu davasında 28/3/2018

tarihinde, başvurucunun tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma

veya el değiştirme suçundan mahkûmiyetine, korku, kaygı veya panik

yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, silahlı terör örgütüne üye olma, terör

örgütü propagandası yapmak, görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı

toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden

dağılmama suçlarından ise beraatine karar verilmiştir. Hüküm

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salâhiyet Kanunu’nun 16. maddesi şöyledir:

"Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında,

direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek

şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen

kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,

basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,

polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere

direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı

yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi

göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında

direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı

zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak

müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve

gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik

bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın,

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

..."

22. 12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 256. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır.”

23. 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

24. 5237 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bir kişiye karşı insan onuruyla

bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade

yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları

gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına

hükmolunur."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu; bireysel başvuru dilekçesinde fiziksel,

ruhsal ve cinsel saldırıya maruz kaldığını, aç ve susuz bırakıldığını, siyah

bir bezle gözleri bantlanarak bekletildiğini, gördüğü işkenceye dair bulguların

adli muayene raporlarına yansıtılmadığını, öldürülmekle tehdit edildiğini,

hakaret ve küfürlere maruz kaldığını, şüphelilerin kolluk görevlisi olması

sebebiyle etkili bir soruşturma yürütülmediğini, kendisiyle ile birlikte

yakalanan diğer çocuk M.E.nin beyanına dahi başvurulmadığını belirterek etkili

başvuru hakkı, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

28. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiasının kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

31. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü

fıkrasında; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

32. Bu bağlamda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında öngörülen işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir

cezaya veya muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu

kapsamda öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin kişilerin beden

ve ruh bütünlüğüne hiçbir şekilde zarar vermemelerini gerektirir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 81).

33. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete,

söz konusu kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan

bir ceza veya muameleye -bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa

bile- maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yükletmektedir.

Dolayısıyla yetkililerce bilinen ya da bilinmesi gereken bir kötü muamelenin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirlerin alınmaması durumunda devletin

sorumluluğu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

34. İşkence ve kötü muamele yasağının usul boyutu ise bu

yasağın ihlal edildiğine yönelik tartışılabilir ve makul şüphe

uyandıran iddiaların sorumlularının tespitini ve cezalandırılmasını

sağlayacak etkili bir soruşturma yapılması sorumluluğunu (pozitif yükümlülük)

içermektedir.

35. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü

fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların sorumlulukları

altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 110).

36. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün

olmazsa anılan madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek

ve bazı durumlarda devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan, § 25).

37. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türü, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin

yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak

tespit edilmelidir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai

soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen

idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu

hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli

değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

55).

38. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi

ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

39. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız, hızlı

ve derinlikli bir şekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalı,

bu kapsamda diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile

kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları

toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 114).

40. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir.

Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir

(Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, §§ 68, 69).

41. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin

etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu

bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak usul

yükümlülüğünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı

cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır (Şenol

Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 105).

42. Kötü muamele yasağı mutlak bir yasak olup ulusun

varlığını tehdit eden genel bir tehlike durumunda bile askıya alınamamaktadır.

Terör ve örgütlü suçlarla mücadele gibi en zor koşullarda bile kötü muamele

kesin olarak yasaklanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 93).

43. Savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde dahi

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında kişinin

yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı

Anayasa'nın 15. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Olağanüstü yönetim

usullerinin uygulandığı dönemde temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden

tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak ve

özgürlüklere dokunmaması gerekir. Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılan çekirdek haklara yapılan müdahaleler meşru kabul edilemez ve ilgili hak

ve özgürlüğün ihlal edildiği sonucuna varılır (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 196-197).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Başvuruya konu olay kış ayında (28/12/2016) ve hava

karanlıkken (saat 20:00 sıraları) gerçekleşmiştir. Yirmi kişilik bir gruba

müdahale edilmesi sonrası gruptan ara sokaklara kaçan kişilerin kolluk

tarafından kovalandığı, olay tarihinde 16 yaşında olan başvurucunun da bu

gruptan kaçan kişiler arasında olduğu gerekçesiyle yakalandığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu hakkında açılan kamu davasında başvurucunun korku, kaygı veya panik

yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, silahlı terör örgütüne üye olma, terör

örgütü propagandası yapmak, görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı

toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden

dağılmama suçlarından beraatine karar verilmiş tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiştir.

45. Başvurucu kaçtığı sırada bir arabanın altına

saklanmış ve kolluk görevlilerince ayaklarından çekilmek suretiyle arabanın

altından çıkarılmıştır. Başvurucunun yakalanma şekline ilişkin bir uyuşmazlık

bulunmamaktadır. Başvurucu, yakalandıktan sonra polis merkezine götürülürken

arabanın içinde darbedildiğini, şubeye götürüldükten sonra da eylemlerin devam

ettiğini ileri sürmektedir.

46. Başvurucunun gözaltı giriş raporunda kafa bölgesi ve

parmaklarında başta olmak üzere ciddi yaralanmalar tespit edilmiştir. Yürütülen

soruşturmada, anılan yaralanmaların başvurucunun yakalanma şekliyle uyumlu

olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse de başvurucunun

kafasının arkası ve tepe bölgesinde olmak üzere meydana gelen iki şişlik ile

tırnağında kısmen ayrılmaya ve parmak ekleminde hareket kısıtlığına sebebiyet

veren yaralanmasının yakalanma sırasında meydana gelip gelmediği ortaya

konulamamıştır.

47. Başvurucunun yakalanmasından önce yaşananlara ilişkin

olarak dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı gibi yakalandıktan sonra

polis merkezine götürülmesi ile polis merkezindeki sürece ilişkin veri de

bulunmamaktadır. Başvurucunun yakalandığı yer ve çevresinde emniyet ya da

işyeri kamerası bulunup bulunmadığı, kolluk müdahalesine ilişkin olarak polis

kamerası kaydının bulunup bulunmadığı, başvurucunun götürüldüğü polis

merkezinde kamera kaydı alınıp alınmadığı hususları soruşturma dosyasından

anlaşılamamaktadır. Başvurucu ile birlikte yakalanan M.E. dâhil olmak üzere

soruşturma aşamasında müşteki beyanı dışında tanık veya şüpheli sıfatıyla

alınan herhangi bir beyan da bulunmamaktadır.

48. Soruşturma makamlarınca, başvurucunun sağlık

raporlarıyla tespit edilen yaralanmalarının meydana geliş şekli açıklığa

kavuşturulmaksızın sonuca ulaşılmıştır. Bu durumda olay ve olguların

derinlemesine öğrenilmeye çalışılması, çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanılmaması, olayla ilgili tüm kanıtların toplanması için alınabilecek bütün

makul tedbirlerin alınması yönündeki hususlara (bkz. § 42) gereği gibi riayet

edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

49. Başvurucunun yaralanmaları dışında cinsel saldırıda

bulunmakla ve öldürülmekle korkutulduğu, kendisine küfür ve hakaret edildiği

iddiaları yönünden delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilmişse de iddiaların araştırıldığına dair bilgi ve belgeye

rastlanmamıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında koruma altına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin

boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında koruma

altına alınan kötü muamele yasağının maddi boyutunun bu aşamada incelenmesine

gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

56. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının usul

boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İhlalin Cumhuriyet Başsavcılığı

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

57. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak

üzere kararın bir örneğinin Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

58. Öte yandan ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan

kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altına alınan kötü

muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Adana Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : İsmail GÖKTAŞ Vekili : Av. Beyhan GÜNYELİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/20204, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. B. Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altına alınan kötü
  17. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/20204
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Hasan Gün Başvurusu (B. No: 2018/9459)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2016/13328
  • İdris Tan Kamer ve Mustafa Aycan Başvurusu (B. No: 2018/20175)
  • Öner Çoban Başvurusu (B. No: 2019/18869)
  • Selma Özdil ve İsmail Özcan Başvurusu (B. No: 2016/7034)
  • Emre Sakarya Başvurusu (B. No: 2018/2743)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.