İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsrafil Hurman Başvurusu (B. No: 2014/1782)

1. Başvuru 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999

Başvuru No2014/1782Tarih9 Haziran 2016Okuma12 dk · 2.456 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsrafil Hurman Başvurusu

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/1782
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.456 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999

Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların

Ertelenmesine Dair Kanun kapsamında verilen erteleme kararının, deneme

süresinde işlenen suçun ertelemeye esas suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi

hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olmamasına rağmen kaldırılmasına

karar verilmesi nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 23/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 23/9/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

1/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/1/2001

tarihli ve E.1998/211, K.2001/17 sayılı kararı ile gasp suçundan verilen ceza,

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 7/6/2001 tarihli ve E.2007/9377, K.2001/297 sayılı

ilamı ile bozulmuştur.

9. Bozma sonrası Mahkemenin E.2001/297 sayısına kayden yapılan yargılamada başvurucunun firari olması

nedeniyle dosyası tefrik edilmiş ve 4616 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak

için teslim olması nedeniyle hakkındaki yargılamaya kaldığı yeden devam

edilmiştir.

10. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2001 tarihli ve

E.2001/297, K.2001/353 sayılı kararı ile başvurucu, gasp suçundan 16 yıl 6 ay

hapis cezasına mahkûm edilmiş ve hükmedilen ceza miktarı, suç tarihinden sonra

yürürlüğe giren 4616 sayılı Kanun'un hükümleri ve tutuklu kalınan süre

gözetilerek tahliye edilmiştir.

11. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 6. Ceza

Dairesinin 30/4/2003 tarihli ve E.2002/19121, K.2003/2368 sayılı ilamı ile

onanmak suretiye kesinleşmiş veinfaza

verilmiştir.

12. Başvurucu hakkında verilen hapis cezası ile ilgili olarak

Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 23/6/2003 tarihli ve 2003/200 Değişik İş sayılı

kararı ile başvurucunun 30/4/2003 tarihinde gıyapta şartla tahliyesine karar

vermiştir.

13. Deneme süresi içinde 26/10/2007 tarihinde trafik güvenliğini

tehlikeye sokmak suçundan cezalandırılması talebiyle Afşin Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 21/3/2008 tarihli ve E.2008/89 sayılı iddianame ile

aynı yer Sulh Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

14. Afşin Sulh Ceza Mahkemesi 22/7/2008 tarihli ve E.2008/89,

K.2008/145 sayılı kararı ile başvurucuyu yirmi beş gün hapis cezasına mahkûm

etmiştir.

15. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza

Dairesi 28/5/2013 tarihli ve E.2012/21165 ve K.2013/14313 sayılı ilamı ile söz

konusu kararı onanmıştır.

16. Onama kararından sonra Afşin Sulh Ceza Mahkemesi 25/9/2013

tarihli ve E.2008/83 sayılı yazısı ile Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden

başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrası

kapsamında gereğinin takdir ve ifasını istemiştir.

17. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2013 tarihli ve 2013/817

Değişik İş sayılı kararı ile başvurucu hakkındaki şartla tahliye kararının

kaldırılmasına ve başvurucunun 26/10/2007 tarih ile bihakkın tahliye tarihi

olan 10/1/2019 tarihleri arasındaki sürenin 5275 sayılı Kanun'un 107.

maddesinin (12) ve (13) numaralı fıkraları gereğince aynen çektirilmesine karar vermiştir.

18. Anılan karara yapılan itiraz, Konya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/12/2013 tarihli ve 2013/1374 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

19. Karar, başvurucuya 14/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu 11/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (4) numaralı bendi

şöyledir:

“(4) ( 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş

ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst

sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı henüz takibata geçilmemiş veya

hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya verilen

hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması

ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla

ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar

muhafaza edilir.

Erteleme

konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır

şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme

konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam

edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha

ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin

geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış

olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.

Bu

bentle ilgili olarak bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay

içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya

davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya

davaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen ceza, dava zamanaşımı süresince

ertelenir. Bu süre içinde erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır

şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde ertelenen ceza

da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır

şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin

geçirildiğinde, mahkûmiyet vaki olmamış sayılır.”

22. 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesi, 1/3/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 17. maddesi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gasp

suçundan 16 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildiğini ve 4616 sayılı Kanun

kapsamında şartla tahliye edildiğini ancak daha sonra trafik güvenliğini

tehlikeye sokmak suçundan hakkında verilen yirmi beş gün hapis cezası nedeniyle

şartla tahliye kararının kaldırıldığını, 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (4)

numaralı bendi kapsamında şartla tahliyenin kaldırılması için suçun dava

zamanaşımı süresi içinde şartla tahliyeye konu suç ile aynı cins veya daha ağır

şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmesi gerektiğini,

işlediği suçun 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce kabahat nevi bir

suç olduğunu, yeni düzenleme esas alınarak aleyhe bir durum yaratıldığını

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve şartlı tahliye kararının kaldırılması kararının

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Anayasa Mahkemesi, hükümlülerin ceza infaz kurumlarında

kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın

19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (İbrahim

Uysal, B.No: 2014/1711, 23/7/2014; Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014).

Bu kapsamda başvurucunun şikâyetini dile getiriş şekli dikkate alındığında

iddialarının özünün koşullu salıverilme kararının geri alınması kararına esas

kararın ortadan kalkması nedeniyle haksız olarak cezaevinde tutulmaya ilişkin

olduğundan başvurucunun iddiasının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

27. Anayasa'nın 19. maddesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışında

kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

(a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

..."

29. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

30. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı

organlarınca verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya

güvenlik tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali

kabul edilmeyecektir. Diğer taraftan "suç şüphesine bağlı tutma"

kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna "bir mahkûmiyet

kararına bağlı olarak tutmayı" ifade

etmektedir. (Hamit Kaya, B.No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).

31. Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise

Anayasa'nın birinci fıkrası ile paralel bir ifadeye yer verildikten sonra aynı

fıkranın (a) bendinde kişi özgürlüğü ve güvenliğinin istisnası olarak "yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet

kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulma" hâli

düzenlenmiştir. Sözleşme'ye göre özgürlüğe getirilen

sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası

"tutma" hâli veya hapsedilmenin "yetkili mahkeme" kararına

dayalı ve hukuka (kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkı yönünden "tutma" hâli geniş anlamda kullanılmakta

olup gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve hükümlülük hâllerini

içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki "yetkili mahkeme" vurgusu,

kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik

tedbiri uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve

taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade

etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. De Wilde, Ooms And Versyp/Belçika, B.

No: 2832/66, 2835/66, 2899/66, 18/6/1971, § 78;

Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71,

5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 68). Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve

Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına,

mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya

çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kurallar,

mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına

almaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis

cezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, § 18).

32. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa’nın

19. maddesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla

birlikte herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve bu hakka

getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, keyfî bir biçimde bu haktan kimsenin mahrum bırakılmaması

amaçlanmaktadır. Yetkili bir mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet

kararının infazının sağlanması ve ceza infaz kurumunda tutma süresi de bu hak

kapsamında değerlendirilmelidir. Ceza mahkemelerinin kararına uygun hareket

edilmesi de hakkın korunması açısından bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin

ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili yasal

mevzuata uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal,

§ 32).

33. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının

birinci cümlesi ve Sözleşme'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, bir

mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye veya kesin tahliye

durumlarından yararlanması gibi hususları güvence altına almamaktadır (Mouesca/Fransa, B. No: 52189/99, 18/10/2001, İrfan Kalan/Türkiye, B. No: 73561/01,

2/10/2001, Çelikkaya/Türkiye, B.

No: 34026/03, 1/6/2010, § 60, Alican

Demir/Türkiye, B. No: 41444/09, 25/2/2014, § 89). Ancak Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) ulusal mahkemelerin bu tür bir tedbirden faydalanmak

için kanunda belirtilen koşulları yerine getiren herkese, herhangi bir takdir

yetkileri bulunmadan bu tedbiri uygulamakla yükümlü olmaları hâlinde durumun farklı

olacağını belirtmektedir (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 10/7/2012,

§ 126).

34. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince kural

olarak tutma hâli, mahkûmiyet kararına bağlı olmalıdır. Koşullu salıverilme

kararının geri alınması nedeniyle kişinin yeniden hapsedilmesi durumunda da

infazına karar verilen ceza ile önceki mahkûmiyet arasındaki nedensellik

bağının kesilmemiş olması gerekir. AİHM göre Sözleşme'nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendinde geçen "mahkûmiyet

kararı sonrasında" ibaresi ile kastedilen, sadece "tutma"nın zaman bakımından mahkûmiyet kararından sonra

olması değil aynı zamanda mahkûmiyet nedeniyle olmasıdır (Günay Okan, § 19; Van Droogenbroeck/Belçika,

B. No: 7906/77, 24/6/1982; Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,

2/3/1987, § 42; Stafford/Birleşik Krallığı, [BD], B. No: 46295/99,

§ 64; M./Almanya, B. No:

19359/04, 17/12/2009, § 88).

35. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesinin

kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla

(iyi hâliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün şarta

bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilen cezadan daha kısa

bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu iyi davranışıyla

kanıtlaması durumunda cezaevinde daha fazla kalması gereksiz olabilir. Bu

durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır. Koşullu

salıverilmenin en önemli ögeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması,

hükümlünün bu süre içinde iyi hâl göstermesi, koşullu salıverildikten sonra

gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması

durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (Günay Okan, § 20;

AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).

36. Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için hükümlünün,

infaz süresinin 5275 sayılı Kanun'da belirlenen kısmını "iyi hâlli" olarak geçirmesi gerekir.

Hâl ve tavırları gözlemlenen hükümlünün işlemiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık

duyduğunun belirlenmesinin koşullu salıverilmede "iyi hâlli" olmanın bir şartı olduğu

anlaşılmaktadır. Koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde hapis

cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen

yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu

salıverilme kararı geri alınır. Koşullu salıverilme kararının geri alınması

hâlinde hükümlünün sonraki suçu işlediği tarihten itibaren hak ederek tahliye

tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar verilir. Koşullu

salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir

daha koşullu salıverilme kararı verilemez. Buna karşılık hükümlünün denetim

süresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde ceza infaz

edilmiş sayılır (Günay Okan, §

25).

37. Somut olayda Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/1/2001

tarihli kararı ile başvurucu gasp suçundan yargılanmış ve hakkında verilen

cezanın Yargıtay tarafından bozulması üzerine firari olması nedeniyle dosyası

tefrik edilmiş, akabinde 4616 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak amacıyla

teslim olmuştur. Tutuklu yargılanan başvurucu, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

25/10/2001 tarihli kararı ile 16 yıl 6 ay hapis hapis

cezasına mahkûm edilmiş; hakkında hükmedilen ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre

ve suç tarihinde yürürlüğe giren 4616 sayılı Kanun gereği koşullu olarak

salıverilmiştir. Söz konusu karar, kesinleşmesi nedeniyle infaza verilmiş ancak

başvurucu daha önceden tahliye olması nedeniyle Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

23/6/2013 tarihinde başvurucunun gıyapta tahliyesine karar verilmiştir.

Başvurucunun denetim süresi içinde trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu

işlemesi nedeniyle hakkında yapılan yargılama sonucunda başvurucu, Afşin Sulh

Ceza Mahkemesinin 22/7/2008 tarihli kararıyla yirmi beş gün hapis cezasına

mahkûm edilmiştir. Mezkûr kararın kesinleşmesi üzerine denetim süresi içinde

kasıtlı (aynı neviden) bir suç işlediği anlaşılan başvurucunun koşullu

salıverilmesinin geri alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu, koşullu

salıverilmenin geri alınmasına neden olan Afşin Sulh Ceza Mahkemesinin

kararına, 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce esas cezanın kabahat

olarak düzenlendiğini ve aleyhine bir durum oluşturulduğunu, bu anlamda kalan

cezasının haksız yere infaz edilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

38. Hukukun uygulanması ve yorumlanması Mahkemelerin resen

gözeteceği bir husustur. Bu kapsamda sonradan işlenen suçun aynı neviden olup

olmadığını ve koşullu salıverilmenin geri alınmasının şartlarının oluşup

oluşmadığını belirlemek hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Derece

mahkemelerinin söz konusu koşulları değerlendirdiği kararlarında açık bir keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire bir

müdahalesi söz konusu olamaz.

39. Somut olayda başvurucu, gasp

suçundan dolayı almış olduğu cezasını infaz ederken koşullu

salıverilmiş ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemiş olması sonucu

koşullu salıverilmesinin geri alınmasına karar verilmiş, söz konusu geri alma

kararına istinaden Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

mahkemece verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezanın yerine getirilmesi kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

9/6/2016tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

İsrafil

HURMAN

Vekili

:

Av. Halis

AÇIKGÖZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1782, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Necipoğlu
  12. Turan
  13. Hurman
  14. Açıkgöz
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1782
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Dağkıran Başvurusu (B. No: 2014/6529)
  • Doğan Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2432)
  • Mehmet Emin Bülbül Başvurusu (B. No: 2014/4463)
  • Sinan Aydın Aygün Başvurusu (B. No: 2014/922)
  • Gülen Sünget ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3567)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2251)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.