İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İzzettin Güngördü ve Mehmet Şerif Güngördü Başvurusu (B. No: 2013/5814)

1.

Başvuru No2013/5814Tarih15 Aralık 2015Okuma19 dk · 3.777 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İzzettin Güngördü Ve Mehmet Şerif Güngördü Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/5814
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.777 kelime·19 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurular, terör örgütü üyeleri tarafından yola döşenen mayına basma

neticesinde kardeşleri öldüğü hâlde bu durumları göz önüne alınmaksızın

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma haklarıyla mülkiyet haklarının; ret

işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Başvuruculardan Mehmet Şerif Güngördü adli yardım

talebinde bulunmuş; Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olması nedeniyle başvurucunun adli yardım talebinin

kabulüne karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

6.

Bakanlığa, başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş; başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere

ilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

7.

Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A sırasında başvuru numaraları

belirtilen dosyaların, konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/5814 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine; incelemenin 2013/5814

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9.

Başvurucular, kardeşleri H.G.nin terör örgütü

mensupları tarafından yola döşenen mayına basması sonucu 24/6/1995 tarihinde

öldüğünü beyan etmişler ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı

nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

10.

Başvurucular, ekli tablonun C sırasında belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun

kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11.

Ekli tablonun D sırasında tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Dereköy köyü boşaltılmadığından ve kişiye yönelik bir

tehdit ve saldırı olmadığından taleplerin reddine karar verilmiştir.

12.

Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E sırasında belirtilen

tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında ekli tablonun F

sırasında tarihleri gösterilen idare mahkemesi kararlarında “...1987-2000 yılları arasında GKK ve GÖKK

görevlendirilen köyler arasında yer almadığı, köy nüfusunun 1990 yılında 841,

1997 yılında 1.240, 2000 yılında 1.296 kişi olduğu,...1990-2000 yılları

arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı,...Dereköy

Köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden

dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya

yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233

sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığı...” gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.

13.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G sırasında gösterilen tarihlerde

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile “...İdare Mahkemesi tarafından, Dereköy

Köyü’nün, Jandarma tarafından düzenlenen listelerde ‘kısmen boşaldığının’

belirtilmesi, ayrıca Dereköy Köyü'ne ilişkin nüfus,

seçim vb. hususlar dikkate alınarak Dereköy Köyü’nün

tamamen boşaltılmadığı sonucuna varılmış ise de;...Jandarma tutanağında Dereköy Köyü ve mezralarda ikamet eden vatandaşların terör

olayları nedeniyle 1993 yılında köy ve mezraları boşaltarak başka yerleşim

yerlerine göç ettiklerinin belirtildiği; ayrıca Batman İl Jandarma

Komutanlığı’nın ....yazısına ekli listede, Şahinli Mezrası’nın ‘terör

olaylarından tamamen etkilendiğinin’ belirtildiği hususları birlikte

değerlendirildiğinde, Şahinli Mezrası’nın ‘terör eylemleri’ veya ‘terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler’ nedeniyle idarece veya köy halkı

tarafından tamamen boşaltılıp boşaltılmadığına ilişkin çelişkili bilgiler yer

aldığı anlaşılmakta olup; İdare Mahkemesi’nce yapılacak araştırma ile söz

konusu belgeler arasındaki çelişki giderilerek, uyuşmazlık konusu dönemde adı

geçen mezrada köy korucuları dışında oturan olup olmadığı...hususunun

araştırılması ve bu hususun tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa

kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesi gerekmektedir.”

gerekçesiyle kararların bozulmasına karar vermiştir.

14.

Bozma kararları üzerine Batman İdare Mahkemesi ekli tablonun H sırasında

gösterilen tarihlerde “...davacının ikamet

ettiği Şahinli Mezraasının bağlısı olduğu Dereköy Köyü’nün yerleşik bir nüfusunun olması, yerel ve

genel seçimlerin yapılması, köyde 1987-2000 yılları arasında korucu ailesi

dışında 100 hanenin ikamet etmesi ve davacı vekilince sunulan tutanaktan daha

sonra İlçe Jandarma Komutanlığı’nca her bir köy ve mezraada

yapılan inceleme, resmi kurumlardan alınan bilgi ve belgeler birlikte

değerlendirildikten sonra hazırlanan çizelgede “kısmen” boşaldığının

belirtilmesi karşısında, davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin “tamamen

boşalmamış” olması, diğer bir ifadeyle nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış

olması ve davacıya yönelik herhangi bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı...”

gerekçesiyle davaların reddine karar vermiştir.

15.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun I sırasında gösterilen tarihlerde

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile kararların

usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin

kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek

hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

16.

Onama kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi

içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

17.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri; 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

18.

5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000)

gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan

miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına

kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların

2013/5814 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20.

Başvurucular; kardeşleri H.G.nin PKK tarafından yola

döşenen mayına basması sonucu olay yerinde öldüğünü, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıkları davaların

reddedildiğini, idare tarafından köy halkına “Köy

korucusu ol ya da köyü terk et.” şeklinde yapılan baskının ve

zorlamanın Mahkemece dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin

raporlar ve güvenlik nedeniyle köyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler

dikkate alınmaksızın sadece jandarmanın tanzim ettiği gizli bilgi ve belgeler

esas alınarak karar verildiğini, köyde koruculuk sistemi mevcut olduğu için

muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığını, sundukları belgeler

değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler dikkate alınarak ve bu

belgeler kendilerine tebliğ edilmemek suretiyle savunma yapma imkânı tanınmadan

verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

21.

Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları

belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren

Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan

belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerinde ikamet etmekte

olup önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat

ödenmesi yönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda

araştırma ve inceleme yapılmadan davalarının reddine karar verildiğini, bu

nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat

ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can

ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet

haklarından yoksun kaldıklarını ve derece mahkemelerinin yaptığı hatalı

değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da

yer almayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin

reddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul

sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87.,

125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler

ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

Başvuru

dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve

mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle maruz

kaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim

sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının

incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal

iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal

iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları

22. Başvurucular

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim oldukları

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynı

yerleşim yerinde ikamet etmekte olup önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar

hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı

mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep

bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda başvurucuların, kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış oldukları dikkate alınarak anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B.

No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

24.

Somut başvurular açısından yapıldığı iddia

edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda

bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve

kanıt sunulmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

26.

Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.

27.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda başvurulara konu yargılamalarda yargılamayı yürüten hâkimin;

“hâkimin tarafsızlığı”na ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak şekilde taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu,

kişisel bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz

konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından

başvurucuların anılan iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna

varılmıştır (Mesude Yaşar, §§

38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

28.

Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

29.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiaları

30.

Başvurucular; sundukları bilgi, belge, deliller nazara alınmaksızın sadece

idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak

ilk derce mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

31.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim

yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin komisyon ya da

ilk derece mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine en geç ilk derece mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep

dilekçelerinde, bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında mahkemelerce idare ve başvurucular

tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine

ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede

başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek

usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit

Tekin, §§ 70-72).

32.

Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

33.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılanma ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

34.

Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair

yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

35.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariç

olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği

iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri kararlarında denetlenerek

reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

36.

Somut başvuruların incelenmesi neticesinde başvurucuların taleplerinin 5233

sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında derece mahkemelerince

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında

değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu

etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 13-14),

ilk derece mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun

bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön bulunmamaktadır.

37.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

38. Başvurucular

5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin

değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların, karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C sırası) ile nihai karar tarihleri (ekli

tablonun I sırası) arasında geçen ve ekli tablonun J sırasında her bir başvuru

için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44.

Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ve açtıkları

davaların, kardeşleri H.G.nin PKK tarafından yola

döşenen mayına basması sonucu ölmesi noktasındaki özel durumları dikkate

alınmaksızın kendilerine yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmaması gerekçesiyle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

45.

5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam

dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

46.

Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal

nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu

karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararların

tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu

görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan

kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere

göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu

gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir

duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da

mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde

sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit

Tekin, §§ 84, 85).

47.

5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin, belirtilen Kanun

kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait

olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından

yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların

maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun

yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu

belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45-50; benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48.

Başvurucuların, kardeşleri H.G.nin terör örgütü

mensuplarınca öldürülmesinden kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk

ettikleri ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin

tutanaklar ile soruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederek yerleşim

yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki öznel durumlarının nazara alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

49.

Bu çerçevede başvurucuların en yakın aile fertlerinden olan kardeşlerinin terör

örgütü mensuplarınca döşenen mayına basarak ölmesi hakkında yargılama

dosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları nazara alındığında belirtilen

olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıkları iddiası

karşısında, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli

olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı bir

karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen derece mahkemelerince

anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkında

değerlendirme yapılırken başvurucuların öznel durumlarının incelenmemesi,

Kanun’un amacının yanı sıra kardeşi terör örgütü mensuplarınca öldürülen

başvurucuların, yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik

kaygısı ile terk edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun

görünmemektedir.

50.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51.

Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının

ödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.

52.

Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Batman İdare Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından

yeterli bir giderim oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

54.

Başvurucu Mehmet Şerif Güngördü’nün adli yardım

talebi kabul edildiği ve ihlal kararı verildiği için anılan başvurucu yönünden

yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına, başvurucu

İzzettin Güngördü tarafından yapılan ve dosyadaki

belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucu İzzettin Güngördü’ye ödenmesine ve 1.500 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucu Mehmet Şerif Güngördü’nün adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman

İdare Mahkemesine gönderilmesine,

F. Tazminata ilişkin taleplerin

REDDİNE,

G. Başvurucu Mehmet Şerif Güngördü yönünden yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi

üzerinde bırakılmasına, başvurucu İzzettin Güngördü

yönünden 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin anılan başvurucuya

ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. İzzettin GÜNGÖRDÜ

2. Mehmet Şerif GÜNGÖRDÜ

Vekili

:

Av. Saim BOZKURT

Sıra

1

2

A

Başvuru Numarası

2013/5814

2013/9256

B

Başvurucular ve T.C. Kimlik Numaraları

İzzettin

GÜNGÖRDÜ

Mehmet

Şerif GÜNGÖRDÜ

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

6/9/2007

13.

428

6/9/2007

13.

436

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

6/1/2011

2011/1-16

6/1/2011

2011/1-8

E

Dava Tarihi

18/8/2011

24/3/2011

F

Yerel Mahkeme Karar Tarihi

23/11/2011

23/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

22/5/2012

22/5/2012

H

Bozma Kararı Sonrası Yerel Mahkeme Karar Tarihi

14/9/2012

19/11/2012

I

Temyiz Yolu Karar Tarihi

28/3/2013

5/6/2013

J

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 5 yıl 6 ay 5 yıl 8 ay

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5814, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal
  12. C. Hakkaniyete uygun yargılanma
  13. D. Anayasa'nın 36. maddesinde
  14. E. Kararın bir örneğinin adil
  15. F. Tazminata ilişkin taleplerin
  16. H. Ödemelerin, kararın
  17. M. Emin KUZ
  18. A
  19. B
  20. Güngördü
  21. C
  22. D
  23. E
  24. F
  25. G
  26. H
  27. I
  28. J
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5814
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Zübeyir Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/3403)
  • İbrahim Bilmez Başvurusu (B. No: 2013/7943)
  • Balçova Termal Turizm ve Otelcilik Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2687)
  • Yusuf Deniz Dilsizoğlu ve Aral Ali Ersin Başvurusu (B. No: 2013/4711)
  • Kurbani Çıldır Başvurusu (B. No: 2013/6239)
  • Beşir Doğan Başvurusu (B. No: 2013/2335)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.