İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Josef Asboth Başvurusu (B. No: 2013/6484)

1. Başvuru, Demirbank T.A.Ş.ye el konulması ile yönetim ve

Başvuru No2013/6484Tarih31 Mart 2016Okuma24 dk · 4.897 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Josef Asboth Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6484
R.G. Tarih ve Sayı
1/7/2016-29759
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.897 kelime·24 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Demirbank T.A.Ş.ye el konulması ile yönetim ve

denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesi sürecinde el

konulan hisse senetleri karşılığında tazminat ödenmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının, tazminat istemine ilişkin yargılama sürecinde ilgili yargı kararlarının

uygulanmaması ve davanın süre yönünden reddi nedeniyle adil yargılanma hakkı

ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 10/12/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasın karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/06/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/8/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

24/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde 1/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

7. Bakanlığın görüş yazısında, başvurucunun iddialarının BDDK ve

TMSF’den görüş alındıktan sonra değerlendirilmesi

gerektiği ifade edilmiştir. Bunun üzerine, 14/12/2015 tarihli yazılar ile BDDK

ve TMSF’den başvurucunun iddialarıyla ilgili açıklama

yapması istenmiş ve BDDK Hukuk İşleri Başkanlığı 31/12/2015 tarihli, TMSF

Başkanlığı ise 5/1/2016 tarihli yazıları ile açıklamalarını ibraz etmişlerdir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile ilgili dava dosyaları ve

ilgili kurumlardan elde edilen belgelerde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucunun bir kısım hisse senetlerine (yaklaşık 10.000

EURO) sahip olduğu Demirbank T.A.Ş.nin (Banka)

temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi, Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurulu'nun (BDDK) 6/12/2000 tarihli ve 123 sayılı kararı ve zararının

özkaynaklarını aştığı, yükümlülüklerini vadesinde

yerine getiremediği ve faaliyetlerinin devamının mali sistemin güven ve

istikrarını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle TMSF'ye

devredilmiştir.

10. TMSF Yönetim Kurulunun 6/12/2000 tarihli ve 29 sayılı kararı

ile de Banka hisse senetlerinin tamamının, Banka zararının ödenmiş sermayeye

tekabül eden miktarının, Bankaya aynı miktarda yapılacak ödeme karşılığında

devralınmasına ve hisse senetlerinin Banka pay defterine TMSF adına

kaydedilmesinin Banka Yönetim Kurulundan istenmesine karar verilmiş ve 275

milyon TL tutarında sermaye karşılığı kaynak Bankaya aktarılarak hisseleri

devralınmıştır.

11. Bunun üzerine TAKASBANKın üye ve

ortaklara duyuru amacıyla hazırladığı 25/1/2001 günlü işlemle Demirbank T.A.Ş.nin hisse senetlerinin 31/1/2001 tarihinde

bulundukları alt hesaplardan çıkartılarak TMSF adına açılacak hesaba

aktarılacağı duyurulmuş ve 31/1/2001 tarihinde hisseler TMSF'nin

hesabına aktarılarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) Bankanın senet

tahtası kapatılmıştır. Ayrıca hisse senetleri fiziken

23/5/2001 tarihinde TMSF yetkilerince teslim edilmiştir.

12. TMSF Bankanın kendisinde bulunan hisse senetlerini Fon

Kurulunun 25/1/2001 tarihli ve 16 sayılı kararıyla satışa çıkarmış ve bu işlem

26/1/2001 tarihli Resmî Gazete'de ilan edilmiştir.

Ardından Fon Kurulunun 19/9/2001 tarihli ve 213 sayılı kararına istinaden

20/9/2001 tarihinde HSCB Bank Plc. (HSBC) ile hisse

devir sözleşmesi imzalamış, fiili devir 30/10/2001 tarihinde

gerçekleştirilmiştir. BDDK 11/12/2001 tarihli 547 sayılı kararıyla (13/12/2001

tarihli ve 24612 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan)

Bankanın HSBC ile birleşmesine izin vermiştir.

13. Başvurucu, BDDK'nın 6/12/2000 tarihli ve 123 sayılı kararı

neticesinde tasarruf hakkının kaybedildiğinden bahisle Bankanın hisse senedi

bedellerinin tazminat olarak ödenmesi istemi ile BDDK'ya yaptığı başvurunun

cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi işlemine karşı 2002 yılında Danıştayda tam yargı davası açmıştır.

14. Yargılama sonunda Danıştay Onuncu Dairesi 26/6/2003 tarihli

ve E.2002/2746, K.2003/3103 sayılı kararında BDDK'nın aynı işlemi hakkında yine

aynı Dairede başka kişilerce iptal davası açıldığı ve bu davanın 3/6/2003

tarihli ve E.2002/4599, K.2003/2145 sayılı karar ile söz konusu

işlemin18/6/1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na uygun olduğu

gerekçesiyle reddedildiğini ve bu durumda kararın hukuka uygunluğunun ortaya

konulduğu anlaşıldığını belirterek davanın reddine hükmetmiştir.

15. Kararın temyiz edilmesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu, 21/10/2004 tarihli ve E.2004/1373, K.2004/1633 sayılı kararı ile

İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen ve eldeki davanın reddine dayanak

alınan 3/6/2003 tarihli kararın temyiz incelemesi sonucu bozulduğunu, buna

ilişkin karar düzeltme isteminin de reddedildiğini belirterek, bozmaya

hükmetmiş, karar düzeltme istemini de 26/5/2005 tarihli ve E.2005/650,

K.2005/1217 sayılı karar ile reddetmiştir.

16. Bozma ilamı üzerine dosya bu defa yeni kurulan Danıştay Onüçüncü Dairesine sevk edilmiş, Onüçüncü

Daire bu defa 4389 sayılı Kanun'un 20. maddesinin5. fıkrası uyarınca 19/9/2005

tarihli ve E.2005/8619, K.2005/3982 sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vermiş

ve davanın Ankara İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetmiştir.

17. Görevsizlik kararı üzerine dava Ankara 3. İdare Mahkemesinde

görülmeye başlanmıştır.

18. Yapılan yargılama sonunda Ankara 3. İdare Mahkemesi

29/12/2005 tarihli ve E.2005/2531,K.2005/2473 sayılı kararı ile Bankanın TMSF'ye devredilmesi sonrasındaTAKASBANKın

üye ve ortaklara duyuru amacıyla hazırladığı 25/1/2001 günlü işlemle Demirbank T.A.Ş.nin hisse senetlerinin 31/1/2001 tarihinde

bulundukları alt hesaplardan çıkartılarak TMSF adına açılacak hesaba

aktarılacağının duyurulduğunu ve TMSF'nin hesabına

aktarılan hisse senetlerinin 23/5/2001 tarihinde fiziken

TMSF yetkilerince teslim alındığının anlaşıldığını, bu durumda Demirbank T.A.Ş.nin hisse senetleri 31/1/2001 tarihinde TMSF hesabına

aktarılırken İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) senet tahtası

kapatıldığından başvurucunun 31/1/2001 tarihi itibarıyla tüm işlemleri

öğrendiğinin açık olduğunu ve başvurucunun bu tarihten itibaren 60 gün içinde

davalı idareye başvurması veya doğrudan dava açması gerekirken bu süreler

geçirildikten sonra idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine süresi

içinde açılmayan davanın reddine hükmetmiştir.

19. İlk Derece Mahkemesi kararının temyizi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi, 10/7/2006 tarihli ve E.2006/2960,

K.2006/2984 sayılı kararı ile onamaya hükmetmiştir.

20. Yukarıda belirtilen yargılama süreci devam ederken Bankanın

çoğunluk hissesini elinde bulunduranlarca BDDK'nın 6/12/2000 günlü ve 123

sayılı işlemine karşı Danıştay Onuncu Dairesinde açılan iptal davası önce

reddedilmiş, ancak Danıştay İdari Dava daireleri Kurulunun bozma kararından

sonra bozmaya uyularak verilen 5/11/2004 tarihli ve E.2004/8038, K.2004/7170

sayılı kararla (Başvurucu bu davada katılan olarak yer almıştır.) kabul

edilerek idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu karar Danıştay İdari Dava

daireleri Kurulunun 14/4/2005 tarihli ve E.2005/202, K.2005/276 sayılı ilamıyla

onanarak kesinleşmiştir. TMSF tarafından gerçekleştirilen Bankanın satış

işlemine karşı Ankara 10. İdare Mahkemesinde açılan iptal davası ise 21/4/2004

tarihli ve E.2003/1260, K.2004/810 sayılı kararla kabul edilmiş ve Danıştay 13.

Dairesinin 3/6/2005 tarihli ve E.2005/1792, K.2005/2962 sayılı ilamı ile

onanarak kesinleşmiştir.

21. Bu karar üzerine BDDK kararın uygulanabilmesi için inceleme

yapmış ve 5/1/2005 tarihli ve 1523 sayılı Kurul kararıyla Bankanın tüzel

kişiliğinin ticaret sicilinden terkin edilerek sona erdirildiğini, tüzel

kişiliği sonra erdiren işlemlerden sadece Bankanın HSBC ile birleşmesi işlemine

BDDK Kurul kararıyla onay verildiğini, tüzel kişiliği sona erdiren diğer

işlemlerin TMSF tarafından yerine getirildiğini, ayrıca 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe

giren 12.12.2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanun nedeniyle kararın uygulanmasının

hukuken ve fiilen mümkün olmadığına ilişkin karar alınmıştır. Başka banka

hissedarının Bankanın TMSF'ye devir işlemini iptal

eden Danıştay kararı sonrasında kararın yerine getirilmesi amacıyla BDDK

aleyhine açtıkları davada verilen ret kararı Danıştay 13. Dairesi 11/2/2009

tarihli ve E.2008/1823, K.2009/1705 kararıyla davacının Bankanın hâkim ortağı

olmadığı, küçük hissedarı olduğu, davacının hisselerinin mülkiyetine son veren

işlemin TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının mülkiyetini kaybetmesinde

BDDK'nın bir işlevi bulunmadığı, ayrıca Bankanın tüzel kişiliğinin de mevcut

olmadığı, dolayısıyla kararın yerine getirilmesinde hukuki ve fiili imkansızlık

bulunduğu gerekçesiyle onamıştır.

22. Başvurucu ise söz konusu kesinleşen Mahkeme kararları

üzerine Bankaya el konulması tarihinden önceki durumun, tüm kurum ve kuruluşlar

nezdinde hukuken ve fiilen oluşturulması ile kendisine hissedarlık haklarının

iade edilmesi için BDDK'ya başvuru yapmış, başvuru zımnen reddedilmiştir.

23. Başvurucu zımnen ret üzerine Ankara 10. İdare Mahkemesinde

16/2/2007 tarihinde açtığı tam yargı davasında, Bankaya el konulması ile

Bankanın faaliyetlerinin durdurulduğunu ancak tüzel kişiliği ile birlikte tüm

varlıklarının tamamının satışının söz konusu olmadığını, Bankanın bir kısım

varlıklarının hâlen TMSF'nin yönetiminde olduğunu

dolayısıyla hukuken iadesi mümkün bazı varlıkların mevcut olduğunu bu nedenle

hissedarlık haklarının iadesinin kısmen de olsa sağlanabileceğini, sağlanamaz

ise Mahkeme kararlarının nasıl yerine getirileceğinin kendisine açıklanması

gerektiğini, iadenin sağlanamaması durumunda uğradığı zararın Bankanın

bilançosunda yer almayan değer unsurları üzerinden saptanarak kendisine ödenmesi

gerektiğini ifade ederek uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep

etmiştir.

24. Ankara 10. İdare Mahkemesi, 16/2/2010 tarihli ve E.2007/84,

K.2010/236 sayılı kararı ile TMSF'ye devredilmiş ve

satışı yapılmış olan bir bankanın, işlem tesisinden önceki sahiplerine iadesi

suretiyle eski haline getirilmesi ve ihdasını gerektirmesi hâlinde,19/10/2005

tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda belirtilen hâkim ortak-kurucu

ortakların bu yolda irade beyanlarının bulunmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak

somut dava konusu olayda, hakim ortak, nitelikli pay sahibi veya bankanın

kurucusu olmayan, ancak hisse senedi sahibi olan başvurucu ve aynı durumda olan

şahıslar tarafından, BDDK'nın 6/12/2000 günlü ve 123 sayılı kararının iptali

istemi ile bireysel dava açılmadığı, Bankanın hisse senetlerinin borsa

kaydından silindiği ve zarara uğranıldığından bahisle açtıkları davalar

sonucunda verilen süre ret kararlarının ise onanarak kesinleştiğini,

başvurucunun sahibi olduğunu iddia ettiği hisse senetlerinin mülkiyetini

BDDK'nın 123 sayılı kararı ile değil, TMSF'nin

6/12/2000 tarihli ve 29 sayılı kararı (bkz. § 7) sonucunda kaybettiğini,

dolayısıyla oluştuğu iddia edilen zararla BDDK'nın 123 sayılı kararı arasında

nedensellik bağı bulunmadığını; mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi

iddiasına gelince Danıştay Onuncu Dairesinin, Bankanın temettü hariç ortaklık

hakları ile yönetim ve denetiminin TMSF'ye

devredilmesine ilişkin BDDK kararını iptal ettiğini, BDDK tarafından alınan

kararlarda hisselerin mülkiyetinin devrine ilişkin karar bulunmadığını, bu

durumda iptal kararının uygulanması çerçevesinde yapılacak işlemler arasında

hisselerin mülkiyetinin iadesinin yer almadığını, ayrıca zaten HSBC Bankası ile

TMSF arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi ve fiili hisse devrinin

gerçekleşmesi ile Bankanın HSBC Bankası ile birleştirilmiş olduğu dikkate

alındığında artık ortada Bankanın tüzel kişiliğinin de bulunmadığını, bu

nedenle hisselerin varlığındanda söz edilemeyeceğini

ve Banka hakkında el koyma ve devir işlemlerinden önceki hukuki durumun yeniden

yaratılmasının hukuki ve fiili imkansızlık nedeniyle mümkün olmadığını

belirterek davanın reddine hükmetmiştir.

25. İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmiş, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2010/1964,

K.2011/5435 sayılı ilamı ile ve benzer bir gerekçe ile onanmıştır.

26. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de 4/7/2013

tarihli ve E.2012/1980, K.2013/2093 sayılı ilam ile reddedilmiştir.

27. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya

31/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

28. Başvurucu 23/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

29. 4389 sayılı mülga Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bu

Kanun ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde

düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek

ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve

Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel

kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip "Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurumu" kurulmuştur. Kurum, tasarruf sahiplerinin haklarını ve

bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve

ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları

önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli

karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla yükümlü ve yetkilidir. Kurumun merkezi

Ankara'dadır. Kurum gerekli gördüğü yerlerde teşkilat kurabilir."

30. 4389 sayılı mülga Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrası ile

beşinci fıkrasının ilgili bölümleri şöyledir:

"...

3. (Değişik fıkra: 17/12/1999

- 4491/7 md.)

Kurum, bir bankanın;

a) Bu

maddenin (2) numaralı fıkrası kapsamında alınması istenen tedbirleri kısmen ya

da tamamen almadığını, bu tedbirlerin kısmen veya tamamen alınmış olmasına

rağmen mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan

bulunmadığını ya da mali bünyesinin bu tedbirler alınsa dahi

güçlendirilemeyecek derecede zayıflamış olduğunu,

b) Yükümlülüklerini vadesinde yerine

getiremediğini,

c) Bu

madde hükümlerinin uygulanmasında Kurulca belirlenecek değerleme esasları

çerçevesinde yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini

aştığını,

d)

Faaliyetine devamının mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve

istikrarı bakımından tehlike arzettiğini,

Tespit

ettiği takdirde, Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla

temettü hariç ortaklık hakları ile bankanın yönetim ve denetimini Fona

devretmeye veya bankacılık işlemleri yapma ve/veya mevduat kabul etme iznini

kaldırmaya yetkilidir.

...

5. (Değişik fıkra: 17/12/1999

- 4491/7 md.)

a) Fon,

(3) numaralı fıkra hükümlerine göre temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim

ve denetimi kendisine devredilen bankanın devir tarihi itibariyle düzenlenecek

bilançosunu esas almak suretiyle;

aa) Uygun göreceği aktiflerini,

teşkilatını ve aksine talebi olmayan personeli ile devir tarihi itibariyle mevduat

toplamları en yüksek beş bankaca uygulanan faiz oranları ortalamasını geçmemek

üzere işlemiş faizleriyle birlikte sigortaya tabi tasarruf mevduatını ve

pasifte yer alan karşılık kalemlerini, kurulacak bir bankaya ya da mevcut

bankalardan istekli olanlara devretmeye ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve

mevduat kabul etme izninin kaldırılmasını Kuruldan istemeye,

ab) Sigorta kapsamında bulunan mevduat tutarını aşmamak ve

hisselerinin tamamına sahip olmak kaydıyla, sermayesine tekabül eden zararlarını

devralmaya,

ac) (Ek alt bend:

30/01/2002 - 4743 S.K../5. md.) Devralınan zararlar

sonucunda hisselerinin tamamına sahip olunamaması halinde, zararın ödenmiş

sermaye tutarından düşülmesi suretiyle hesaplanacak sermaye esas alınmak üzere

bulunacak hisse bedelinin Fon Kurulunca belirlenecek süre içinde banka

hissedarlarına ödenmesi karşılığında hisselerini devralmaya,

Yetkilidir.

Devralınan zararlara istinaden yapılacak ödemelerin karşılığını temsil eden

hisseler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Fona intikal eder.

..."

31. 4389 sayılı mülga Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bankalardaki tasarruf mevduatı kamu

tüzelkişiliğini haiz "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" tarafından

sigorta edilir. (Ek cümle: 17/12/1999 - 4491/8 md.) Fon, 14 üncü madde

hükümlerine göre hisseleri ve/veya yönetim ve denetimi kendisine intikal eden

bankaların mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve

üçüncü kişilere devri ve bu Kanun ile kendisine verilen diğer işleri de

yapmakla görevli ve yetkilidir."

32. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Dava açma süresi"

kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında

ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

b)

Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve

cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde

tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde

tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin;

tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken

konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;

Tarihi izleyen günden başlar.

3.

Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla

bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre,

son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün

sonra işlemeye başlar.

4.

İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden

itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici

işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.

Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin

iptaline engel olmaz."

33. 2577 sayılı Kanun'un "İptal

ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya

ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları

saklıdır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; bir kısım hisse senetlerine sahip olduğu

Demirbank T.A.Ş.nin BDDK tarafından yönetim ve

denetiminin TMSF'ye devredilmesi işleminin iptali

istemi ile Bankanın ana hissedarlarınca açılan davaların kabul edildiğini, aynı

işlemlere karşı, oluşan zararlarının tazmini için açtığı davaların ise ilgili

işlemlerin iptaline ilişkin yargı kararlarının varlığına rağmen hukuki

imkansızlık ve süre aşımı gerekçelerine dayanılarak reddedildiğini, bu durumda

mahkeme kararlarının uygulanmaması sorunu ortaya çıktığını ve ayrıca süre aşımı

gerekçesiyle davanın reddinin de kendisine ilgili işlemle ilgili herhangi bir

tebligat yapılmadığından geçersiz olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının,

etkili başvuru hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlallerin giderilmesi için tazminata hükmedilmesini ya da Anayasa Mahkemesince

gerekli görülen uygulamalara karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

35. Somut başvuruya konu olaylarda birden çok dava mevcut

olup30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası gereği

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine bireysel

başvuru yapılabileceğinden bu davalardan Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruları inceleyebilmesi için zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten

sonra kesinleşen Ankara 10. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen 16/2/2010

tarihinde karara bağlanan ve Danıştay Onüçüncü

Dairesinin 4/7/2013 tarihli kararıyla kesinleşen dava bireysel başvuru

kapsamında incelenecektir. Bununla birlikte önceki dava süreçleri de somut

davanın koşullarının belirlenmesi ve çözüme kavuşturulması amacıyla göz önünde

bulundurulacaktır.

36. Başvurucunun İMKB aracılığıyla bir kısım hisselerine sahip

olduğu Banka hisselerinin kaybına yol açan işlemleri icra ettiği iddiasında

bulunduğu BDDK aleyhine açtığı tam yargı davası Mahkemenin 16/2/2010 tarihli

kararıyla süresinde açılmadığı ve iddia edilen menfaat kaybı ile dava konusu

edilen idari işlem arasında nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikayetinin

esastan incelenebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

hangi işlemle vuku bulduğunun ve buna karşı başvuru yollarının usulüne uygun

biçimde tüketilip tüketilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.

37. Başvurucu daha önce Banka hâkim ortaklarının açtığı davada

idari işlemin iptaline karar verildiği hâlde aynı idari işleme karşı açtığı tam

yargı davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve etkili başvuru haklarının

ihlal ediliğini ileri sürmektedir.

38. Bakanlık görüşünde dava açma ve mahkemeye erişim hakkının

mutlak olmadığı, bir takım yasal şartlara bağlanabileceği, süre sınırlarını

düzenleyen kuralların adaletin doğru şekilde tecelli etmesini amaçladığı, uzun

zamandır ortadan kalkmış bir mülkiyet hakkının ve koşula bağlı bir alacağın

yeniden elde edilme beklentisinin mülk olarak değerlendirilemeyeceği, Bankanın

yönetimi ve denetiminin devri ile takip eden işlemlerin mülkiyetin düzenlenmesi

yetkisi veren Anayasa'nın 48. ve 167. maddeleri kapsamında yürütüldüğü, bu

konuda devletin daha geniş takdir yetkisi bulunduğu yönünde görüş bildirmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sahip olduğu Banka

hisselerinin değerinin "0" olmasının mümkün olmadığını, bu konunun

ispat edilemediğini, değeri hurda değeri bile olsa alınıp satılabilirbir

durumun bulunduğunu, el konulmadan önce Bankayı almak isteyen alıcıların

olduğunu, yurt dışı borsalarda hisse senetlerinin işlem gördüğünü, benzer bir

başvuruda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ihlal kararı verdiğini,bu nedenle borsa değerine göre belirlenecek makul

bir tazminatın kendilerine ödenmesini talep ettiklerini bildirmiştir (Bkz., Reisner/Türkiye, B. No: 46815/09, 21/7/2015).

40. Konu ile ilgili bilgi ve belge talep edilen BDDK Hukuk İşleri

Başkanlığı 31/12/2015 tarihli yazısında; Banka hakim ortaklarının Bankanın TMSF

ye devrine ilişkin kararın iptali talebiyle açtığı davanın kabul edilmesinin

ardından kararın yerine getirilmesiyle ilgili çalışma yapıldığını ve Kurulun

5/1/2005 tarihli kararında bahse konu süreçte Bankanın TMSF'ye

devri ve satışına onay işlemlerinin Kurul tarafından gerçekleştirildiği, diğer

işlemlerin ise TMSF tarafından yürütüldüğü, ayrıca 5020 sayılı Kanun sonrasında

kararın uygulanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, kasıtlı olarak

kararın yerine getirilmemesinin söz konusu olmadığı yönünde karar alındığını,

sona ermiş tüzel kişiliğin ihdas edilebileceği kabul edilse dahi bu yetkinin

BDDK'da olmadığı, bu yönde kesinleşmiş yargı kararları olduğu yönünde cevap

verilmiştir.

41. Konu ile ilgili bilgi ve belge talep edilen TMSF Başkanlığı

ise 5/1/2016 tarihli yazısında; BDDK murakıplarınca hazırlanan 11/5/2001

tarihli R7, R6 ve R3 sayılı Banka mali bünye raporuna ek 5/10/2000 tarihli

bilançoya göre Bankanın toplam aktiflerinin 2.401 milyon TL, ödenmiş

sermayesinin 205 milyon TL, zararının ise 440 milyon TL olduğu, özkaynaklarının eksi 201 milyon TL olduğu, yine Bankanın

devir tarihi itibariyle değerini tespit için bağımsız denetim firması olan DRT'den alınan 23/8/2013 tarihli değerleme raporuna göre

Bankanın 5/12/2000 tarihinde değerinin dağıtılabilir temettü yöntemine göre

eksi 765 milyon USD, net aktif değerinin ise gayrimenkul ve iştirak rayiç değer

düzeltmeleri de eklenerek eksi 123 milyon USDolarak

hesaplandığı, yine KPMC Akis Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Tarafından

hazırlanan 3/10/2013 tarihli raporda da devir tarihi itibariyle Bankanın net

aktif değerinin eksi 51 milyon TL olarak hesaplandığı, PWC tarafından

hazırlanan raporda ise Bankanın net aktif değerinin eksi 123 milyon TL, iştirak

ve gayrimenkul düzeltmeleri yapıldığında ise eksi 103 milyon TL olarak

hesaplandığı, Bankaya TMSF tarafından 6/12/2000 tarili

ve 29 sayılı Fon Kurul Kararıyla 275 milyon TL kaynağın sermayesi karşılığında

aktarıldığı, bunu müteakip Fon Kurul Kararlarına istinaden Bankaya 2/3/2001 ile

14/5/2001 tarihleri arasında toplam 3.144 milyon TL (2.695 milyon USD) kaynak

aktarıldığını, ilerleyen dönemde bu kaynağın bir kısmının geri alındığını geri

alınan kaynak düşüldüğünde net aktarımın 2.034 milyon USD olduğu, ayrıca

Bankaya devralınan varlıkları için 310 milyon USD aktarıldığını, buna karşılık

bankanın satışı ile devredilmeyen varlıklarının satışından 31/12/2014 tarihi

itibariyle toplam 897 milyon USD gelir elde edildiğini, Bankanın HSBC'ye devredildiği 25/10/2001 tarihinde aktiflerinin

4.339 milyon TL, zararının ise 1.838 milyon TL olduğu, Bankaya sermayesi kadar

kaynak aktarılarak hisseleri devralınırken ayrım yapılmaksızın tüm hisselerinin

devralındığı, Banka hisselerinin devralınmasına ilişkin 6/12/2000 tarihli ve 29

sayılı Fon Kurul Kararına karşı herhangi bir iptal davasının açılmadığı,

bununla birlikte Bankanın hakim ortaklarınca açılan TMSF'ye

devir işleminin iptali davasının kabul edilmesi sonrasında Fon Kurulunun

29/12/2005 tarihli ve 549 sayılı kararıyla akademisyen ve hukukçulardan oluşan

bir komisyon kurularak görüş alındığı ve bu görüşün değerlendirilmesi sonucu

29/12/2005 tarihli Fon Kurulu Kararı alındığı, anılan kararda, Bankanın TMSF'ye devir işleminin iptali yönündeki kararın BDDK

tarafından hukuki ve fiili imkansızlık nedeniyle uygulanamadığı, Bankanın satış

işleminin iptal edilmesi halinde Banka hisselerinin tekrar TMSF'ye

döneceği, eski ortaklarına dönmeyeceği, HSBC'nin iyi

niyetli üçüncü şahıs olarak hukuka uygun biçimde kazandığı haklarının korunması

gerektiği, Bankanın satış işleminin iptalinin bu aşamada hukuken ve fiilen

mümkün olmadığı yönünde karar alındığı, ayrıca menfaat sahipleri tarafından

tazminat davası açılması yönünde yasal bir engelin olmadığı yönünde cevap verilmiştir.

42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

43. 6216 sayılıKanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

44. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

45. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle

ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve

aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

46. Başvurucu, mülkiyet hakkı kapsamında mal ve mülk

kavramlarına dâhil olduğunda şüphe bulunmayan Bankanın hisse sahibidir. Sermaye

şirketlerinin, ortaklarına sermaye paylarını belgelendirmek amacıyla verdikleri

kıymetli evrak olan hisse senedi, ihraç edildiği şirketin senet üzerinde

gösterilen oranda/payda türüne göre değişen biçimlerde mülkiyet haklarını

sahibine/elinde tutana sağladığından Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk

olduğuna kuşku bulunmamaktadır.

47. Bununla birlikte başvurucunun sahibi olduğu hisseler

nedeniyle kullanabildiği mülkiyet hakkı hisse senetlerini satmak, temettüsünden

ve değer artışından yararlanmak gibi sınırlı haklar sağladığı, hakim ve büyük ortaklar gibi Bankanın yönetim ve denetiminde

söz sahibi olmadığı, genel kurulunda ise hissesi ile orantılı olarak oldukça

sınırlı bir yetkisi bulunduğu açıktır. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı kapsamında sahibi olduğu Banka hisse senetleriyle sınırlı olarak

korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

48. Başvurucunun başvuru konusu somut davada mülkiyet hakkı

kapsamında menfaati tespit edildikten sonra başvuru yollarının usulüne uygun

olarak tüketilip tüketilmediğine karar verebilmek için mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin hangi kamu gücü kullanımından kaynaklandığının tespiti

gerekmektedir.

49. Başvurucu devir tarihi itibariyletoplam

aktiflerinin 2.401 milyon TL, ödenmiş sermayesinin 205 milyon TL olan Bankanın

yaklaşık 10.000 EURO değerinde hisse senedine sahip küçük ortağıdır.

Başvurucunun küçük hissedarı olduğu Banka zararının özkaynaklarını

aştığı, yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediği ve faaliyetlerinin

devamının mali sistemin güven ve istikrarını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle

BDDK'nın 6/12/2000 tarihli ve 123 sayılı kararıyla TMSF'ye

devredilmiştir. Başvurucunun bu idari işlem nedeniyle uğradığı zararını tazmin

amacıyla 2002 yılında açtığı dava bozma ve görevsizlik kararları sonucunda Ankara

3. İdare Mahkemesinde görülmeye başlanmış ve aynı Mahkemenin 29/12/2005 tarihli

kararıyla ve TAKASBANK'ın üye ve ortaklara duyuru

amacıyla hazırladığı 25/1/2001 günlü işlemle, hisse senetlerinin 31/1/2001

tarihinde bulundukları alt hesaplardan çıkartılarak TMSF adına açılacak hesaba

aktarılacağının duyurulduğu, TMSF'nin hesabına

aktarılan hisse senetlerinin 23/5/2001 tarihinde fiziken

TMSF yetkilerince teslim alındığının anlaşıldığını, bu durumda Bankanın hisse

senetleri 31/1/2001 tarihinde TMSF hesabına aktarılırken İMKB'de senetlerin

tahtası kapatıldığından, başvurucunun 31/1/2001 tarihi itibarıyla tüm işlemleri

öğrendiğinin açık olduğu ve başvurucunun bu tarihten itibaren 60 gün içinde

idareye başvurması veya dava açması gerektiği ve davanın süresi içinde

açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar derecattan

geçerek kesinleşmiştir.

50. Bu süreç devam ederken Bankanın çoğunluk hissesini elinde

bulunduranlarca BDDK'nın 6/12/2000 günlü ve 123 sayılı işlemine karşı Danıştay

Onuncu Dairesinde açılan iptal davası bir bozmadan sonra 5/11/2004 tarihli

kararla kabul edilerek idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Ayrıca TMSF

tarafından gerçekleştirilen Bankanın satış işlemine karşı Ankara 10. İdare

Mahkemesinde açılan iptal davası da 21/4/2004 tarihli kararla kabul edilmiş ve

bahsedilen davalar onanarak kesinleşmiştir.

51. Bahsedilen iptal davaları sonrasında başvurucu Ankara 10.

İdare Mahkemesinde 16/2/2007 tarihinde yine tam yargı davası açmış; Mahkeme

16/2/2010 tarihli kararıyla ve başvurucunun hisse senetlerinin mülkiyetini

BDDK'nın 123 sayılı kararı ile değil, TMSF'nin

6/12/2000 tarihli ve 29 sayılı kararı sonucunda kaybettiği, dolayısıyla

oluştuğu iddia edilen zararla BDDK'nın 123 sayılı kararı arasında nedensellik

bağı bulunmadığı; Banka hâkim ortakları lehine kesinleşen yargı kararının

yerine getirilmesinde hukuki fiili imkansızlık bulunduğu, zira Bankanın tüzel

kişiliğinin artık bulunmadığı ve Banka hakkında el koyma ve devir işlemlerinden

önceki hukuki durumun yeniden yaratılmasının mümkün olmadığı, gerekçesiyle

davanın reddine hükmetmiştir.

52. Başvurucu açtığı her iki tam yargı davasını da BDDK'ya karşı

Kurumun 6/12/2000 tarihli Bankayı TMSF'ye devreden

işlemi nedeniyle menfaatinin zarar gördüğü iddiasıyla açmıştır. Bahsedilen

idari işleme karşı 2002 yılında açtığı ilk dava, başvurucunun menfaatini

etkileyen idari işlemin TMSF'nin Banka hisselerini

sermayesi kadar karşılığı Bankaya ödeyerek devraldığı işlem olduğu, bu işlemin

de Banka senetlerinin İMKB'de tahtasının kapatıldığı 31/1/2001 tarihinde

öğrenildiğinin açık olduğu gerekçesiyle süre yönünden reddedilmiştir. Başvurucu

ikinci davayı da yine BDDK'nın işlemi nedeniyle menfaatinin zarar gördüğü

iddiasıyla 2007 yılında açmış, bu dava da menfaatini etkileyen idari işlemin

BDDK'nın işlemi olmadığı, TMSF'nin işlemi olduğu,

BDDK'nın dava konusu edilen işlemi ile oluştuğu iddia edilen zarar arasında

nedensellik bağı bulunmadığı, daha önce açtığı davanın süre yönünden

reddedilerek kesinleştiği belirtilerek reddedilmiştir.

53. Başvurucu küçük hissedarı olduğu Bankanın BDDK tarafından

yönetim ve denetiminin TMSF'ye devredilmesi işlemini

mülkiyet hakkına yapılmış bir müdahale olarak kabul etmiş ve bu işlemin

zararına sebep olduğunu iddia ederek BDDK'ya karşı dava açmıştır. BDDK 4389

sayılı mülga Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden temettü hariç

ortaklık hakları ile Bankanın yönetim ve denetimini TMSF'ye

devretmiştir. Bahsedilen maddede de ifade edildiği gibi bu şekilde devredilen

bankaların hissedarlarının temettü hakları devam etmektedir. Aynı şekilde

borsada işlem gören hisseler de devir işlemi sonrasında alınıp satılmaya

müsaittir. Küçük hissedar olarak başvurucunun sahip olduğu hisseleri nedeniyle

mülkiyet hakkı kapsamında bu hisselerin temettüsünden ve alıp satmak yoluyla

değer artışından yararlanması söz konusudur. Bunun dışında başvurucunun

Bankanın yönetim ve denetiminde bir etkisi bulunmamaktadır. Bahsedildiği üzere

BDDK'nin Bankanın yönetim ve denetimini TMSF'ye

devretmesi ise ne temettü haklarını ne de hisselerin alınıp satılmasını

engelleyen bir müdahale değildir. BDDK'nın bir bankanın yönetim ve denetimini TMSF'ye devretmesi Bankanın hakim

ve büyük ortaklarının bu bankayı yönetme ve denetleme haklarını

sonlandırdığından mülkiyet haklarını doğrudan etkilemekte, ancak yönetim ve

denetimde söz sahibi olmayan, özellikle borsa aracılığı ile küçük miktarda

hisse senedi sahibi olan küçük ortakları ise hisselerin değerinde meydana gelen

değişim gibi dolaylı olarak etkilemektedir.

54. Başvurucunun sahibi olduğu hisseler nedeniyle mülkiyet

hakkını doğrudan etkileyen müdahale ise somut başvuruya konu davalarda

Mahkemelerce ifade edildiği gibi4389 sayılı mülga Kanun’un 14. maddesinin

beşinci fıkrasına istinaden TMSF'nin 6/12/2000

tarihli ve 29 sayılı kararı ile de Bankanın hisse senetlerinin tamamını,

Bankaya 275 milyon TL yaptığı ödeme karşılığı devralınması ile gerçekleşmiştir.

Zira bu müdahale ile artık başvurucunun hisse senedi kalmamış, tümüyle hisse

senedi ve buna bağlı mülkiyet hakları ortadan kalkmıştır. Bir diğer ifade ile TMSF'nin bedelini Banka zararı olarak Bankaya ödeyerek

hisse senetlerini devralması ile hisse senetlerinin başvurucuya sağladığı tüm

mülkiyet hakları TMSF'ye geçmiştir.

55. Bahsedilen işlem sonrasında TAKASBANK 25/1/2001 tarihli

duyurusuyla Bankanın hisse senetlerinin 31/1/2001 tarihinde bulundukları alt

hesaplardan çıkartılarak TMSF adına açılacak hesaba aktarılacağını duyurmuş ve

31/1/2001 tarihinde bahsedilen hisseler TMSF'nin

hesabına aktarılarak İMKB'de Bankanın senet tahtası kapatılmıştır. Dolayısıyla

başvurucu en azından 31/1/2001 tarihinde artık Bankanın borsada kayıtlı ve

tedavül gören hisse senetlerinin TMSF'ye geçtiğini ve

senetlerin sağladığı mülkiyet hakkının kendi elinden çıktığını bilebilecek

durumdadır.

56. Bu durumda başvurucunun somut başvuruya konu Mahkeme

kararlarında da ifade edildiği şekilde 31/1/2001 tarhinden

sonra süresi içinde TMSF'ye veya idare mahkemelerine

başvurarak idari işlemin iptali veya uğradığı kaybın telafisi için dava açması

gerekmektedir. Başvurucu bunun yerine hisse senetlerinin elinden çıkmasının

üzerinden oldukça uzun bir süre geçtikten sonra BDDK aleyhine iki farklı tam

yargı davası açmış ve bu davalar süre aşımı ve iddia edilen zarar ile dava

konusu idari işlem arasında nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. Bu durumda başvurucunun başvuru yollarını süresinde ve usulüne

uygun biçimde tükettiğinden bahsedilemez.

57. Aynı durumdaki başka bir ortak tarafından yapılan başvuruyu

AİHM, Banka hâkim ortakları lehine verilen iptal kararı gereği başvuranlar için

geçerli durumu eski hâle getirme hususunda gerekli adımların atılmadığı,

yetkili ve yeterli bir hukuk yolunun kullanılması halinde aynı amaca sahip

başka bir hukuk yolunun kullanılmasının zorunlu olmadığı gerekçesiyle kabul

edilebilir bulmuş (Reisner/Türkiye, § 40, 41) ve esastan inceleyerek

Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye

(B. No: 6334/05, 23/10/2012) kararı doğrultusunda mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.

58. AİHM'in bahsedilen kararında Banka

hakim ortakları ile borsa aracılığı ile hisse senedi

almış küçük ortakları hak ve menfaatleri arasında bir karşılaştırma

yapılmaksızın hakim ortaklar lehine verilen iptal kararının küçük hissedarlar

açısından da başvuru yollarının tüketilmesi için yeterli görüldüğü

anlaşılmaktadır. Yukarıda izah edildiği gibi Banka hakim

ortakları ile küçük hissedarlarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanında bulunan ve Banka nedeniyle sahip oldukları mülkiyet hakları farklı

olup, küçük hissedarlara sahip oldukları hisse senetleri nedeniyle sahibi

oldukları mülkiyet hakları hisse senetlerinin değeri, senedin değer artışı ve

temettüsünden yararlanamaile sınırlıdır. Somut olayda

bu hakları doğrudan etkileyen ve bu haklara son veren işlemin TMSF'nin Bankaya yaptığı sermayesi karşılığı ödeme ile tüm

hisse senetlerini devraldığı idari işlemdir. Bu durumda başvurunun TMSF'nin işlemine karşı süresinde ve usulüne uygun biçimde

dava açarak başvuru yollarını tüketmesi ve sonrasında bireysel başvuru yapması

gerektiği açıktır.

59. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Selami ER

Başvurucu

:

Josef ASBOTH

Vekili

:

Av. Jülide

ERTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6484, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun, başvuru
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Ertürk
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6484
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • İffet İnci Gültekin Başvurusu (B. No: 2013/9585)
  • Fevzi Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2741)
  • Celal Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/7037)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7247)
  • Aysel Teker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5347)
  • Sait Dil Başvurusu (B. No: 2013/4254)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.