İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadir Akbaş Başvurusu (B. No: 2017/29811)

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete belirleyici olarak esas alınan

Başvuru No2017/29811Tarih30 Haziran 2020Okuma16 dk · 3.256 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kadir Akbaş Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2017/29811
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.256 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete belirleyici olarak esas alınan

tanıkların kovuşturma aşamasında sorgulanmalarına imkân verilmemesi nedeniyle

tanık sorgulama veya sorgulatma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İran uyruklu müştekiler M.R. ve S.M., turist olarak

İstanbul'da bulundukları sırada kendisini A. olarak tanıtan bir şahıs yanlarına

gelip Farsça konuşarak çay içmek üzere müştekileri J. isimli bir bara

götürmüştür. J. isimli barda yüklü bir hesap gelmesi üzerine müştekiler hesaba

itiraz etmiş ve hesap konusunda tartışma çıkmıştır. Daha sonra müştekiler

başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer sanıkların gelerek kendilerini

tartakladıklarını, tehdit edip ceplerindeki paraları çıkarmalarını sağladıklarını,

paraları alıp kendilerini dışarı attıklarını iddia ederek şikâyetçi

olmuşlardır.

9. Müştekiler M.R. ve S.M.nin 2/4/2015 tarihinde Beyoğlu İlçe

Emniyet Müdürlüğünde tercüman olduğu belirtilen S.K. eşliğinde beyanları

alınmıştır. Müştekiler beyanlarında J. İsimli barda başvurucunun üstlerini

arayarak ceplerindeki paraları çıkarıp masaya koyduğunu, başvurucunun

kendilerini sarstığını, elleri ile duvara iterek tartakladığını, karakolda

şikâyetçi olduklarını, polisler ile mekâna dönerek başvurucuyu

gösterdiklerinibelirtmişlerdir.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) başvurucu

hakkında soruşturma başlatılmış, başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucunun

İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğince alınan 2/4/2015 tarihli ifadesi şöyledir:

"...Ben suça konu lokantada garsonum,

iddia edildiği gibi bir olay yaşanmadı, müştekileri tanıyorum, işyerimize

müşteri olarak geldiler, yediler içtiler, ücretini ödeyip, ayrıldılar. Sonra neden

bu şekilde iftirada bulundular bilmiyorum, iddia edildiği gibi biz paralarını

zorla almadık, buna ilişkin güvenlik kamera kayıtları savcılığa sunulacaktır,

atılı suçlamaları kabul etmiyorum ...”

11. Savcılık 3/10/2015 tarihli ve 2015/3142 sayılı iddianame ile

başvurucu hakkında yağma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açmıştır.

Başvurucunun İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) alınan 16/2/2016

tarihli ifadesi şöyledir:

"...Ben olayla ilgili sulh ceza

hakimliğinde savunmamı yapmıştım, aynısını tekrar ediyorum. Ben suç tarihinde

ismi geçen barda garson olarak çalışıyordum. Müştekilere hesabı ben götürdüm.

Kendi rızalarıyla hesabı ödediler ancak bardan bayanları dışarıya çıkarmak

istediler. Müsaade etmedik. Bu nedenle bizi şikayet etmişler. İddia edildiği

gibi zorla müştekilerden 100 TL ve 700 Dolar almış değiliz, suçsuzum..."

12. Kovuşturma aşamasında müştekilerin beyanları alınmamıştır. Mahkemece

müştekilerin beyanlarının alınmama sebebi tartışılmadığı gibi başvurucunun da

müştekilerin beyanlarının alınması yönünde herhangi bir talepleri olmamıştır.

13. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 29/12/2016

tarihli kararıyla başvurucunun müştekilere yönelik yağma suçundan ayrı ayrı 4

yıl 7 ay hapis cezasına mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

"...Sanıkların eyleme bizzat

katıldıkları, [J.] isimli

bara bir şekilde ikna etmek suretiyle getirilen mağdurları baştan itibaren

yağma saiki ile hareket ederek getirilen içki vs. Ücretleri aşırı fahiş

göstermek istemedikleri içkileri servis edilmiş ve arada hukuki ihtilaf varmış

görüntüsü vermek suretiyle gerçek amaçlarını gizlemek suretiyle cebir ve

tehditle üzerlerinde bulunan paraları aldıkları, [M.Y.] ve [K.A.nın](başvurucu) bizzat zor kullanarak mağdurların üzerlerini aradıkları,

ceplerini boşalttıkları ve tehdit ettikleri sanık [H.Ç.nin] işletmeci pozisyonunda olup daha sonra mağdurların

polise gitmemeleri için 200 dolar paralarını iade eden kişi olduğu, olay

tutanağı, mağdur beyanı, teşhis tutanağı, yukarıda belirtilen deliller ve tüm

dosya kapsamından eylemin birden fazla kişiyle birlikte işyerinde yağma suçunu

oluşturduğu subut bulmuş, sanıklar savunmalarında her ne kadar suçlamayı kabul

etmeseler ve kamera kayıtlarını soruşturma aşamasında dosyaya sunacaklarını

beyan etmiş iseler de kamera kayıtlarını dosyaya sunmadıkları, tevil yollu

olayı doğruladıkları, aradaki meseleyi hukuki ihtilaf gibi göstermeye

çalıştıkları, dolayısıyla oluşa ve dosya içeriğine aykırı savunmalarına itibar

edilmemiş, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde suçun işleniş

biçimi, kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve

değeri, oluşan zarar, tehlikenin ağırlığı, kastın ağırlığı, güdülen amaç ve

saik dikkate alınarak her iki mağdura yönelik gerçekleştirilen eylem nedeniyle

TCK 43/3 maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar

verilmiştir..."

14. Başvurucu; müştekilere soru sorma hakkının kısıtlandığını,

anılan karara karşı müştekilerin atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında

delil olmadığını, müştekilerin beyanlarının gerçekte tercüman olmayan bir şahıs

eşliğinde alındığını, teşhis işleminin usulsüz olduğunu belirterek karara karşı

istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza

Dairesi (Daire) 5/5/2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar

vermiştir.

15. Başvurucu nihai kararı 23/6/2017 tarihinde öğrenmiştir.

16. Başvurucu 20/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Doğrudan soru yöneltme” kenar başlıklı

201. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil

sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere

ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak

doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim

aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun

yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

18. 5271 sayılı Kanun’un “Delillerin ortaya konulması ve reddi”

kenar başlıklı 206. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii

birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir

delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunması zorunlu belge ve tutanaklar” kenar başlıklı 209. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan

sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade

tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak

belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik

durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.”

20. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunmayacak belgeler” kenar başlıklı 210. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından

ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme

sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme

yerine geçemez.”

21. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunmasıyla yetinilebilecek belgeler” kenar başlıklı 211. maddesi

şöyledir:

“(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş

veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir

nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili,

sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların

okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri

takdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya

getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller

hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde

elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(...)

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

24.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal hukuktaki nitelemeye

bakılmaksızın tanık kavramının

Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir

Sibgatullin/Rusya, B. No: 1413/05, 24/4/2012, § 45). Bu kavram

duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya,

B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37), mağdurları (Vladimir

Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008, §§ 7, 97) ve bilirkişi

tanıklarını (Doorson/Hollanda, B.

No: 20524/92, 26/3/1996, §§ 81, 82) kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister

okunsun ister okunmasın ifadeleri mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından

dikkate alınan kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendi bakımından tanık olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda [GK], B. No: 11454/85, 20/11/1989, § 40).

25.

AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının mahkûmiyet hükmüne

esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken iki hususa vurgu

yapmaktadır. AİHM ilk olarak tanığın duruşmaya katılmaması için geçerli

nedenlerin olup olmadığını incelemektedir. İkinci olarak -makul bir gerekçenin

olduğu durumda bile- sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık

tarafından verilen ifadenin hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup

olmadığını değerlendirmektedir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca bu

nitelikteki tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamalar detaylı

incelemelere tabi tutulmalıdır (Al-Khawaja

ve Tahery/Birleşik Krallık [BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011,

§§ 119, 147; Cevat Soysal/Türkiye,

B. No: 17362/03,23/9/2014, § 75).

26. AİHM, yukarıda bahsi geçen ilkelere ek olarak Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinin sanığa aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına veya tanık ifadesinin

alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkânı

tanınması gerektiğini kabul etmektedir (Van

Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93..., 23/4/1997, § 51;

Lüdi/İsviçre, B. No: 12433/86,

15/6/1992, § 49; Hümmer/Almanya, B.

No: 26171/07, 19/7/2012, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 30/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; beyanları mahkûmiyet kararına esas alınan

müştekilerin dinlenmediğini, tanık sıfatıyla duruşmada sorgulanamadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını

sorguya çekme hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık

sorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Serdar Batur, B. No: 2014/15652,

24/5/2018, § 41).

33. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış ve

tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini

ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi

(müşteki), devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacı da tanık

olabilir (Selçuk Demir, B. No:

2014/9783, 22/1/2015, § 35).

34. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık sorgulama hakkı ile ilgili

ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan

tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen

ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla

yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip

olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan

bir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya

yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse

tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz

Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560,

16/4/2015, §§ 46-67; Levent Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77;

İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§ 44, 45).

35. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetine

dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren

tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil

yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467,

7/1/2016, § 80).

36. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul kanunlarında

da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre de olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada

mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın

veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargılama konusu

olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı

hâllerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade edilerek

doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla olayın tek

delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde 5271 sayılı

Kanun’un 211. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bu tanığın duruşmada

dinlenmesi yerine önceki beyanlarının okunması ile yetinilebilmesi mümkün

değildir (Az. M., § 58).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Somut olayda müştekiler; M.R. ve S.M.başvurucunun garson

olarak çalıştığı barda yüklü bir hesap gelmesi üzerine hesaba itiraz

ettiklerini, başvurucunun diğer sanıklarla birlikte kendilerini tartaklayarak

tehdit edip ceplerindeki paraları çıkarmalarını sağladıklarını, paraları alıp

kendilerini dışarı attıklarını iddia ederek şikâyetçi olmuşlardır. Müştekiler

beyanlarında ayrıca polisler ile birlikte olayın gerçekleştiği bara geri

döndüklerini, kendilerini ölümle tehdit ederek paralarını zorla alan

başvurucunun da aralarında bulunduğu şahısları gösterdiklerini belirtmişlerdir.

Kolluk tarafından aynı gün müştekilerin beyanlarına göre Olay, Yakalama, Teşhis

Tutanağı düzenlenmiştir. Müştekilerin beyanları tercüman olarak belirtilen S.K.

eşliğinde kolluk kuvvetleri tarafından alınmış, ilerleyen aşamalarda

müştekilerin başkaca beyanına başvurulmamıştır. Başvurucu ve diğer sanıklar

hakkında yağma suçundan kamu davası açılmıştır. Mahkeme, yargılama sonucunda

başvurucuyu yağma suçundan mahkûm etmiştir. Mahkûmiyet kararı müştekilerin

kollukta vermiş olduğu beyanlarına dayanmaktadır (bkz. § 13).

38. Tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren

herhangi bir kişi olabileceğine yönelik yukarıdaki açıklamalar dikkate

alındığında (bkz. § 33) mahkûmiyet kararının dayandırıldığı müştekiler MR. ve

S.M. bundan böyle tanık olarak anılacaktır.

39. UYAP üzerinden yapılan inceleme ile başvuru formunun ve

ekinde yer verilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde Mahkemece

yapılan yargılama sırasında başvurucu aleyhinde beyanda bulunan tanıkların

dinlenmesine yönelik davetiye çıkarılmadığı, Mahkemenin tanıkları duruşmada

dinlemediği, tanıkların duruşmada neden dinlenmediği hususunda herhangi bir

gerekçe de göstermediğianlaşılmaktadır. Tanıkların duruşmada dinlenmemesinin

geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığı Mahkemece belirtilmeyerek tanık

sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi

yükümlülüğü somut olayda kamu makamları tarafından yerine

getirilmemiştir.

40. Öte yandan tanığın duruşmada dinlenmemesi hususunda makul

bir gerekçe gösterilmemiş olması adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılabilmesi bakımından tek başına yeterli değildir. Bu nedenle

tanığın duruşmada dinlenmemiş ve başvurucu tarafından sorgulanmamış olmasının

genel olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediği de

belirlenmelidir. Bu bağlamda mahkȗmiyet hükmünün yalnızca veya büyük

ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen

ifadeye dayalı olup olmadığı önem taşımaktadır. Ayrıca hükmün yalnızca veya

büyük ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından

verilen ifadeye dayanması durumunda savunma tarafına dengeleyici güvenceler

sağlayan bir usulün takip edilip edilmediği, karşıt dengeleyici imkânlar

tanınıp tanınmadığı tespit edilmelidir (Onur

Urbay, B. No: 2014/6222, 6/3/2019, § 40).

41. Somut olayda gerekçeli karar incelendiğinde tanıkların

soruşturma evresinde başvurucu aleyhine verdiği ifadelere dayanılarak başvurucu

hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan

tanıkların ifadesinin mahkûmiyet hükmünün kurulmasında tek olmasa da belirleyici olduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 10).

42. Başvurucu, tanıkların beyanlarının belirleyici delil

olmasına rağmen dinlenmediğini belirterek mahkûmiyet kararına karşı istinaf

yoluna başvurmuş; Daire, başvurucunun istinaf dilekçesinde bildirdiği bu

itirazlarla ilgili bir değerlendirme yapmaksızın istinaf başvurusunun esastan

reddine kesin olarak karar vermiştir.

43. Başvurucu, tanıkların beyanlarını kabul etmeyerek tanığın

beyanının güvenilirliği konusundaki şüphelerini dile getirmiştir. Mahkemece

tanık beyanının güvenilirliği hususunda başvurucudaki şüphenin giderilmediği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda duruşmada dinlenmeyen tanığın

ifadesine dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasının bir bütün olarak

yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmaktadır.

44. Sonuç olarak başvurucuya beyanları mahkûmiyette belirleyici

ölçüde esas alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden

başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

Yönünden

45. Başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden usulsüz teşhis işlemi yapıldığını, sahte tercüman kullanıldığını

şüpheye yer bırakmayacak şekilde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmadığını, eksik

inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek yargılamanın sonucunun adil olmadığı

yönündeki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu, ihlalin tespit edilerek sonuçlarının ortadan

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak

ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§

58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

51. İncelenen başvuruda, tanıklar MR ve S.M.nin duruşmada

dinlenmemesi ve tanıkların neden duruşmada dinlenmediğine ilişkin gerekçenin

ortaya konulmaması, tanıkların duruşmada sorgulanamaması, dengeleyici savunma

imkânlarının başvurucuya tanınmaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin ilk derece mahkemesinin

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzereİstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine (E.20015/243, K.2016/398)

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.20015/243, K.2016/398) yerine bakmakla

görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E.

Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F.

Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/6/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Cafiye Ece YALIM Başvurucu : Kadir AKBAŞ Vekili : Av. Alpcan Uğur AĞARTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/29811, 30 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37), mağdurları (Vladimir
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Adil Yargılanma
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  14. A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkı ihlalinin
  17. D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/29811
Tarih
30 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Evren Köse Başvurusu (B. No: 2017/35918)
  • M.o. Başvurusu (B. No: 2016/22180)
  • Nuray Öztürk Başvurusu (B. No: 2017/38142)
  • Selahattin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/27359)
  • Musa Damar Başvurusu (B. No: 2020/7343)
  • Fuat Taşdemir Başvurusu (B. No: 2020/13492)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.