İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kasım Biner Başvurusu (B. No: 2014/11399)

1. Başvuru; hizmet süresine ilişkin olarak açılan davada hukuka

Başvuru No2014/11399Tarih22 Kasım 2017Okuma12 dk · 2.305 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kasım Biner Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/11399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.305 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hizmet süresine ilişkin olarak açılan davada hukuka

aykırı, çelişkili karar verilmesi, makul sürede yargılamanın tamamlanmaması ve

tetkik hâkimi görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başkomiser olarak görev

yapmaktadır. Başvurucunun yurt dışı misyon koruma

görevinde geçen üç yıl hizmet süresinin rütbe terfi işlemlerinde dikkate

alınması istemiyle yaptığı idari başvuru 7/7/2008 tarihli işlemle

reddedilmiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 7/8/2008 tarihinde dava açmıştır.

9. Ankara 8. İdare Mahkemesi 14/5/2009

tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret kararının gerekçesi şöyledir;

"... 12.02.1987 tarihinde Polis Adayı olarak göreve başlayan

davacının, 30.06.1999 tarihi itibarıyla Komiser Yardımcığı,

26.06.2003 tarihinde ise komiser 22.07.2007 tarihinde ise Başkomiser

rütbesine terfi ettirildiği, halen bu görevini yürütmekte iken 03.06.2008 günlü

dilekçesi ile 31.12.1993-31.12.1996 tarihleri arasında Belgrad Büyükelçiliğinde

ifa ettiği 3 yıllık görev süresinin rütbe terfiinde değerlendirilerek terfii

tarihinin 30.12.2002 olarak belirlenmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu,

isteminin yurt dışı misyon koruma görevinde geçen

hizmet süresinin bu görevi ifa ettiği polis memurluğu rütbesinde sayıldığı

gerekçesiyle reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu, emniyet hizmetlerinin özellikleri

ve gereklerini dikkate alarak rütbeye dayalı hiyerarşik sistemin ast ve üst

ilişkilerinin korunmasını ve rütbe terfi şartını kurumun kendine has yapısını

da dikkate alarak belirlemiştir.

Kanun koyucu, polis amirinin bir üst rütbeye yükselebilmesi için

bulunduğu rütbede zorunlu bekleme süresi kadar fiilençalışmış

olmasışartını öngörmüş olup, mevcut koşula fiili

çalışmanın istisnası olarak askerlik hizmeti, yurt dışı misyon

koruma, yurt dışı kurs ve diğer görevler sebebiyle geçirilen süreler ile tedavi

ve istirahat süreleri dahil edilmiş, ancak, bu sürelerin hangi rütbede ifa

edilmiş veya geçirilmiş ise o rütbedeki fiili çalışma süresi içerisinde

değerlendirileceği açıkça vurgulanmıştır.

Bu duruma göre, davacının polis memuru olarak

31.12.1993-31.12.1996 tarihleri arasında Belgrad Büyükelçiliğinde ifa ettiği 3

yıllık görev süresinin Polis Memurluğu rütbesinde değerlendirildiği hususu da

göz önüne alındığında, Anayasa Mahkemesinin 31.01.2007 gün ve E:2005/51;

K:2007/12 sayılı kararıyla; 55.maddenin 14.fıkrasının ikinci tümcesinin; “...

bu Kanunun 13 üncü maddesinde

sayılan rütbeler içerisinde yapılan ...” bölümü ile “… hangi rütbede ifa

edilmiş veya geçirilmiş ise o rütbedeki ...” bölümünün ve üçüncü tümcesinin,

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiş olması

karşısında, davacının yurt dışı misyon koruma

görevinde geçen süresinin hangi rütbede ifa edilmiş veya geçirilmiş ise o

rütbedeki fiili çalışma süresi içerisinde değerlendirilebileceği açık olup,

yurt dışı misyon koruma görevinde geçirdiği sürenin rütbe kıdeminde değerlendirilmemesine

ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir. "

10. Mahkemenin ret kararı, Danıştay Onikinci

Dairesinin 13/3/2013 tarihli kararıyla onanmış ve

karar düzeltme istemi aynı Dairenin 11/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

11. Başvurucu, nihai kararı 19/6/2014

tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 11/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

13. Başvurucu; konuya ilişkin mevzuat hükümlerinin hatalı

yorumlandığını, konuya ilişkin lehe birçok yargı kararı bulunmasına rağmen

çelişkili karar verildiğini ileri sürmektedir.

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, uyuşmazlık

konusu işlem ve yargılama sonucu verilen karar nedeniyle Anayasa'nın 10. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu

her ne kadar Anayasa'nın farklı maddelerini temel almak suretiyle ihlal

iddiasında bulunmuş ise de şikâyetlerin özü dava konusu işlemin hukuka aykırı

olduğu ve Mahkeme tarafından hatalı karar verildiği iddialarına yönelik

olduğundan şikâyetin yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

15. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği

belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

16. Öte

yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri arasındaki içtihat

farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul

edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri veya temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara

ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları

da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez (Miras Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San.

ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013,

§ 36).

17. Somut

olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı Mahkemece incelenerek ilgili

kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçe ile 14/5/2009

tarihinde hüküm kurulmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi

tarafından da delillerin Mahkemece takdir edilerek karar verildiği ve takdirde

de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle karar onanmıştır.

18. Başvurucu

tarafından ileri sürülen iddialar, derece mahkemesince delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

19. Açıklanan

nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir..

B. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu

temyiz ve karar düzeltme aşamalarında Danıştay tetkik hâkimi görüşünün tarafına

tebliğ edilmediğini ve bu durumun silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiğini

ileri sürmektedir.

21.30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının

ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli

bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir."

22.Başvurucunun

ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği nazara alınarak başvurunun kabul

edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve kişisel

önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

23.

Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin bireysel başvuru hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık yukarıda yer verilen Kanun

maddesinde (bkz. § 21) anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya bulunmayan

başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin küçük/önemsiz işlerle uğraşmaması

gerektiğini ifade eden kadim "De minimis non curat

praetor" ilkesidir. Bu ilkenin

temelinde yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl işlevlerine

odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkil edecek olan önem derecesi düşük

davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasını önlemektir (İbrahim Kızılkaya, B. No: 2014/2517, 5/4/2017, § 23).

24. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul

edilebilirlik kriterlerini taşısa hatta esas hakkında

incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek nitelikte olsa bile Kanun’da

belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez bulunabilecektir. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul

edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem” olarak

adlandırılabilecek olan birinci koşul "başvurunun Anayasa’nın uygulanması

ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımaması”, “kişisel önem” olarak adlandırılabilecek olan

ikinci koşul ise “başvurucunun önemli bir zarara uğramaması”dır

(İbrahim Kızılkaya,§ 24).

25. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak kanun

koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nın

yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemiş

olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerinin

yorumlanması -işin doğası gereği- temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel

hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve

“uygulanması” açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun

bulunduğunu kabul etmek gerekir (İbrahim

Kızılkaya,§ 25).

26. İşin

doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir başvurunun anayasal öneminin

bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki unsurdan biri açısından önem

taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa hükümlerinin yorumlanması

açısından önem taşıma unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla

daha önce yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla

birlikte mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili

hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden

yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun

anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(İbrahim Kızılkaya,§ 26).

27. Anayasa’nın

uygulanması açısından önem taşıma unsuru ise özellikle mahkemenin Anayasa

hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları ve derece mahkemelerinin

uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir. Ancak her uygulama

farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması açısından “önemli” olduğu

anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının

söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye

ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu

farklılığın da önemli olması gerekir (İbrahim

Kızılkaya,§ 27).

28. Kişisel

önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını

ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun kişisel durumu üzerindeki

olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olayda ortaya çıkan kişisel

zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif

algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da dâhil

olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve objektif

verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilir (İbrahim Kızılkaya,§ 28).

29. Zararın

parayla ölçülüp ölçülememesi, onun önemini değerlendirme bakımından belirleyici

değildir. Parayla ölçülmesi mümkün olmayan zararlar yönünden de anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriterinin uygulanması

mümkündür. Öte yandan parayla ölçülebilen zararlar yönünden her başvurucu için

geçerli olacak ve kişisel önem koşulunun belirlenmesinde esas alınacak belli

bir meblağ belirlenmesi mümkün değildir. Belli bir meblağ, başvurucuların

içinde bulundukları kişisel koşullara göre farklı önem derecesine sahip

olabilir (İbrahim Kızılkaya,§

29).

30. Anayasa

Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok başvuruda silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Her ne

kadar başvurucunun şikâyetine konu uygulamanın Anayasa Mahkemesinin

içtihatlarında benimsediği (bkz. Gürhan Nerse, B. No: 2013/5957, 30/12/2014;

Zekayi Çelebi, B. No: 2014/5633,

18/5/2016; Laleş Çeliker,

B. No: 2013/8413, 21/9/2016)

yorumlardan farklı olduğu ileri sürülebilirse de bu farklılığın genel bir

soruna işaret etmediği anlaşılmaktadır.

31. Buna

göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğusilahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun

genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması

veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem

taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

32. Diğer

taraftan ihlal iddiasına konu tetkik hâkimi görüşleri başvurucu tarafından

ileri sürülen temyiz ve karar düzeltme nedenlerinin yerinde olmadığına ve

istemlerin reddedilmesi gerektiğine ilişkindir. Tetkik hâkimi görüşünde

başvurucunun yorumlarını gerektirecek daha önce tartışılmayan konulara ilişkin

yeni herhangi bir argüman ileri sürülmemektedir.

Görüşün esaslı değerlendirmeler ya da başvurucunun bilgisi dâhilinde olmayan ek

açıklamalar içermediği görülmektedir.

33. Tetkik

hâkimi görüşünün tebliğ edilmemesinin kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve

kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucunun herhangi bir

açıklamasının olmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmı açısından önemli

bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır.

34. Yukarıda

açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının Anayasa'nın yorumlanması ve

uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zarara

uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

35. Açıklanan

nedenlerle anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu anlaşılan başvurunun diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

36. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

40. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 5 yıl 8 aylık yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.

41. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

43. Başvurucu 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

45. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Ankara 8. İdare Mahkemesine

(E.2008/1179, K.2009/747) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Kasım BİNER Vekili : Av. Ömer ÖNEREN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11399, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil
  8. B. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin
  9. B. No: 2013/8413, 21/9/2016)
  10. C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Ankara 8. İdare Mahkemesine
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11399
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Mehdin Karaköse Başvurusu (B. No: 2014/10698)
  • Beytullah Karaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15321)
  • Fatma Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/11879)
  • Raif Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/6983)
  • Ramazan Benice Başvurusu (B. No: 2014/10340)
  • Döne Kızıler Başvurusu (B. No: 2014/12200)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.